nühüm                                                                                                                                              
                           

hekiminize, eczacınıza danışın tuzağı

Yazılarımızı sizleri bilgilendirmek için kaleme alıyoruz, bu konu hakkında da bilgi sahibi olmanız gerektiğini düşündük. Düşmanlarınız, bunlar yeryüzü hakimiyeti peşinde koşanlar, bunlar sizin bütün bilgi kaynaklarınızı kontrol etmek ister, yegane doğruların kendilerinde olduğu algısını yerleştirmeye çalışır. Bu zihniyet dünya içinde farklı dünyalar ortaya çıkarır ve sizleri o dünyaların içine hapseder, o dünyaların içinden çıkmanıza izin vermez. Böyle bir dünyayı, bunun nasıl işlediğini ve kimler tarafından işletildiğini ve beyinlerinizin nasıl kontrol edildiğini bu yazımızda ele alacağız. Çok farklı ortamlarda hekiminize veya eczacınıza danışın söylemini duymuşsunuzdur, bu söylem ne kadar çok iyi niyetli ve masumane görünsede bu aslen artniyet içeren, sizleri kontrol etme amaçlı ortaya atılan ve belirli bir algıyı beyinlerimize kazımak için kullanılan bir söylemdir. Nasıl hocam diye sorarsanız; tıp dünyasını dünya içinde bir dünya olarak görmelisiniz, kendinizi buna kaptırdığınızda çıkışı olmayan, sizi esaret altına alan bir dünya. Hekimler ve eczacılarda bu paralel dünyayı ayakta tutan, bu dünyaya yeni müritler ve kurbanlar kazandıran figüranlardır. Hekimler ve eczaneciler sizlere bu alanda tek uzman, tek bilgin kişiler olarak lanse edilir, bu şekilde sizin başka yerlere danışmanız, bu çarkın dışına çıkmanız istenilmez. Yani hekiminize veya eczacınıza danışın söylemleri sizleri bu döngünün içinde tutmak için kullanılan birer terim. Bunu matriks filmi gibi düşünmelisiniz; aktörlerin (hekimler, eczacılar) size sunduğu bilgiler sistemin bu kişilere verdiği bilgiler. Sistem, bilgi kaynaklarınızı kontrol ederek her hareketinizi ve düşüncenizi kontrol etmeye çalışır ve sizi kendisine bağlı kılar, kendisinden kopmanıza izin vermez. Ne zaman tedaviyi veya ilaçları ve sistemin kendisini sorgulamaya başlarsanız, anında sistemin elemanları, aktörleri (hekimler, eczacılar) devreye girer ve sizi ikna etmek için sizi yine o döngünün içine yönlendirir. Hekimler ve eczacılar bu döngüyü ayakta tutan figüranlar, saha adamları. Onlar tıp dünyasının kara oyunlarını toplumun üzerinde uygulayan, halkı bu çarkın içinde tutan ve bu çarkın ayakta kalmasını sağlayanlar.

Acil durumlarda batı tıbbına başvurun, tedavi boyutuna geçildiğinde onlardan uzaklaşın!

Hocam, bir sıkıntımız olduğunda bunu işin uzmanına bırakmamızda ne sakınca var derseniz; sıkıntılarınızı o işin ehline, uzmanına bırakmak ilk adımda ve acil durumlarda mantıklıdır ama bir müddet sonra, yani tedavi boyutuna geçildiğinde bütün opsiyonları gözönünde bulundurmak zorundasınız. Eğer biri aylarca, yıllarca hastalığınızı tedavi edebilmek için çaba gösterir ama sıkıntınızı tedavi edemez, başarısız olursa halen ona takılı kalmak, onu yegane bilir kişi olarak kabul etmek sizce ne kadar mantıklı? Lütfen değerli zamanınızı boş tedaviler ile, değerli zamanınızı belirli bir kalıptan çıkmayan, çıkamayan ve aynı tedavi yaklaşımında direten hekimler ile daha fazla harcamayın. Not: hekimler hastalığınızın bir tedavisi olmadığını söyler ve sizi yıllarca kendilerine bağlı kılar. Eğer hastalığınız omurilik kaynaklı felç veya genetik sinir hastalığı değilse, o hekimlerin sözüne itibar etmeyin ve şifanızı başka yerlerde aramaya devam edin. Her uzman anca kendi alanı temsilen konuşabilir, o proflar yeryüzünün bütün ilimlerini hatim etmiş kişiler değil, onlar ne sizin tarlada yetişen bitkiden haberdar nede köyünüzün kenarında akan çeşmenin şifa gücünden. Acil durumlarda, ilk müdahale gerektiren konularda işin uzmanına çıkınız ama tedavi boyutuna geçildiği an, tıp dünyasını ve ona bağlı figuranları yegane bilirkişi olarak kabul etmeyin, onların söylemerine ve önerilerini dikkate almayın; sistemin dışına çıkıp alternatif çözümlerde şifa arayın!

Hekimler ve Ezcazılar eziklik refleksi ile hareket eder

Eğer her hangi bir kişi tedavisi veya aldığı ilaçlar ile memnun değilse, ben sizden memnun değilim, beni maddi ve manevi kayıba uğratıyor, değerli zamanımı harcıyorsunuz, ben farklı yöntemlere müracaat edeceğim deme hakkına sahip olabilmeli. Çevreside bunu doğal karşılayabilmeli ve kendisine bu konuda destek vermeli! Bilhassa başarısız tedavi girişimlerinde bulunan uzmanlar ben yapamadım, ben başaramadım belki farklı bir yaklaşım sizi tedavi edebilir erdemliğini gösterebilmeli. En azından okumuş, kendisini kültürlü ve özgüven içinde gören hekimler farklı yöntemlere ve uzmanlara saygı gösterebilmeli. Siz ama maalesef bu özgüveni, erdemliği ve olgunluğu batı tıbbın hiç bir yerinde göremezsiniz. Örneğin; onlara alternatif yöntemler hakkında bir şey sorduğunuzda, onların anında bir savunma refleksine girdiğini ve "bilim-dışı" gibi kelimelerin arkasına sığınıp sizi ve alternatif tedavi yöntemlerini aşağılamaya çalıştıklarını görürsünüz. Onların bu hali sizi üzmesin, acizlik insanı sinir eder ve agresifleştirir, onlarda tedavilerde aciz kaldıklarını, ilaçların çözüm olmadığını gayet iyi bilir!