nühüm                                                         
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...
                                                                                                                                                          
bir konuya niyetlendiğimizde, o gün aklımıza geleni kaleme alıyoruz ve sitemize o taslak hali ile yerleştiriyoruz. Son hali sizlerin gözü önünde alıyor, haftalar içinde cümleleri düzelte düzelte birşeyleri ekleye ekleye. Son hali bir iki hafta alıyor, yeni yazılarımızı bir kaç hafta boyunca lütfen takip edin.....




 
 

protez gerçekleri


Hayat bir gizem değil; neyden yaratıldıysanız ona bağımlısınız! Bizler toprak ve sudan yaratılmışız o yüzden hayatta kalabilmek için topraktan çıkan mahsüllere ve suya muhtaçız. Örneğin; insan et yemeden hayatta kalabilir ama topraktan çıkan mahsülsüz yaşayamaz. Sizlere güncel hayatınızdan bir örnek vererek yazımızın konusuna giriş yapalım; son bir yıl içinde gülen örgütü hakkında detaylı bilgiler gün yüzüne çıktı, örneğin; iş dünyası imamı, askeriye imamı, eğitim imamı, medya imamı vs. Gülen örgütün yapılanma şemasına baktığımızda masonik bir örgütün parmak izlerini, yani yeryüzü hakimiyeti peşinde koşan bir zihniyetin, küçük ölçektiki, mikro boyuttaki bir kopyasını görüyoruz. Bunun konumuzla ne alakası var? Masonik bir örgüt, buna ister illuminati değiniz ister tapınak şövalyeleri ister başka birşey, bunlar kendilerini yeryüzünün gerçek sahibi ve diğer insanlarıda köle olarak görür. Kendilerinin yeryüzündeki bu hakimiyetini pekinleştirmek ve garanti altına almak içinde örgütlenir ve sağlığınızdan, yediğiniz gıdalara kadar, izlediğiniz dizilerden inancınıza kadar herşeye el atar ve herşeyi lehine manipüle eder. Örneğin; enerji imamları yeryüzündeki enerji noktalarını ve piyasasını kontrol altına almak için savaşlar yürütür, hükümetleri devirir, terör guruplarını icat eder. Örneğin; medya imamları uluslarası olaylarda görsel ve yazılı medyanın aynı dilden konuşmasını sağlar ve nelerin konuşulmasını belirler. Örneğin; sağlık imamlarıda örgütün koyduğu hedefleri hayata geçirmek için kendisine bağlı kurumları (üniversiteler, ilaç şirketleri, araştırma merkezleri) devreye sokar. Konumuz sağlık olduğu için, bu üst aklın sağlık imamı neler peşinde koşuyor ona bir göz atalım, sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.

Dünya hakimiyeti peşinde koşan zihniyet

Üst akıl oturur ve bir 10-50-100 yıl sonrasını hesaplar sonrada sağlık imamına şu talimatı verir; elli yıl sonra toplumun yüzde ellisi, en azından iki yapay organ ile donatılı olması gerek, çalışmalarını bu doğrultuda yürüt! Sağlık imamıda bu emir doğrultusunda kendine bağlı kurumları harekete geçirir. Bu örgüt dünya üzerinde bir egemenlik kurduğu için imamların çalışamalarıda dünya çapında olur. İlk önce ilaç şirketlerine tedavi edici ilaçlar üzerinde değil, organları iflas noktasına sürükleyecek ilaçların üzerinde durulması yönünde emir verilir, sonrada araştırma merkezlerine bir on veya yirmi yıl sonra insanların organları iflas noktasına geleceği söylenir, o vakite kadar yapay organların hazır olması talimatı verilir. Günümüzden bir elli yıl sonrada insanların organları iflas etmiş, bedenleri yapay organlar ile donatılı olduğunu görürsünüz. O an geldiğinde de sizler artık bilim dünyasının kul ve kölesi olur, size ve sevdiklerinize kalp, böbrek ve mide veren bilim dünyasına tanrı demeye başlarsınız. Bu gerçekten doğru olabilirmi hocam diyorsanız; sayın okurlarımız bazı gerçekler apaçık ortada, olayların akışı nereye doğru gittiği net ortada, bunun için bir kahin veya müneccim olmanıza gerek yok; yüz yıldır ilaç şirketlerin hiç bir tedavi edici ilaç üretmeyişi sizde hiç bir kuşku uyandırmıyormu; organların iflasındaki artış sizde bir kaygı uyandırmıyormu; takılan her protez sonrası hekimlerin tasladığı ululuk hiç dikkatinizi çekmedimi; icat edilen her yeni proteze nasıl övgüler yağdırıldığı, ballandırılarak manşetlere taşındığı hiç gözünüze batmadımı; her protez ile büyük bir başarıya imza atıldığı algısı oluşturulmaya çalışıldığı ve bu algının insanları bir rahatlığa sürüklediği, yani organlarınızı istediğiniz gibi kullanın bizde yenileri var rehavatına soktuğunu görmüyormusunuz; bu rahatlığında neden biz doğal olanı onaramıyoruz soruları sormamıza, yani gerçekleri görmemize mani olduğunu göremiyormusunuz? Kalbin bir protezini yapabilmemiz kulağa hoş gelebilir ama bu bizi uyutmasın, kalbin protezini yapabilmemiz neden hasta bir kalbi onaramıyoruz sorusunu kendimize sormamıza ve özeleştiri yapmamıza mani olmasın! Dünya hakimiyeti peşinde koşan zihniyetler boş durmaz, onlar şimdiden elli yıl sonraki dünyayı kurgular; sizde akıllı olup bu oyunları deşifre etmeli ve karşı hamleler yapmalısınız. Herşeyi Allahtan beklemeyin lütfen; tabiiki onların bir tuzağı varsa, Allahında bir tuzağı var ama siz ilk önce deveyi bağlayın sonrası Allaha tevekkül edin. "Tuzak kurdular, Allahta onlara tuzak kurdu, Allah tuzak kuranların en iyisidir!" (Al-i İmranSüresi; 54. Ayeti Kerimesi). Özeti; eğer bedenleriniz toprak parçalarından değilde başka bir şeyden üretilmeye başlanırsa o zaman siz toprağa değil siz o parçaları üreten şirketlere bağımlı olursunuz.

Bilim dünyası protezlere değil, var olanı doğal yapısına zarar vermeden nasıl onarırım hesapları üzerinde kafa yormalı!

Bilim dünyasında takdir edilecek gelişimler varmı, elbette var ancak biz bunların günümüzün sorunlarına hangi orantıda çözüm sunuyor, buna bakarız. Eğer teknolojik gelişimler doğal olanı düzeltmek için değilde, doğal olanın yerine almak için icat ediliyorsa, o zaman uyarı sinyallerini çalma vakti geldi. Biz böyle bir teknoloji istemiyoruz ve bütün imkanlarını buna seferber eden kurumlardan da uzaklaşmalıyız, kendi başımızın çaresini kendimiz bakmalıyız. Çözümü çok basit; yeni ilaçlar veya teknolojiler üretmek zorunda değilsiniz, Allahu Teala sizin için herşeyi hazırlamış, sadece gözünüzü açıp bakmalısınız; üzerinde yürüdüğünüz şu vatan toprakları çok şifalı bitkiler ve sular ile donatılmış, Allahın lanetlediği kişilerden medet ummanın yerine, toprağınıza, yani çıkış noktanıza dönün, ona sığının, ona danışın!