nühüm                                                         
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...
                                                                                                                                                          
                           

 

kemik erimesi

Ortopedik ve fizik tedavi alanında merkezimize gelen hastaların çoğunluğu yanlış teşhis kurbanı. Sıkça rastladığımız bu yanlış teşhisleri bu yazı dizilerimizde sizlerin bilincine taşıyacağız. Ele aldığımız herhangi bir ortopedik veya fizik tedavi vakası hakkında farklı sitelerde de bilgi alabilirsiniz, bizim farkımızı ise biz hem hastalık hakkında size bilgi vereceğiz hem piyasadaki hekimlerin yaptığı yanlışları sizin bilincinize taşıyacağız. Önümüzdeki haftalarda menisküs, sıvı kaybı, bel fıtığı gibi yazılarımızıda bu bölüme eklemeye çalışacağız. En iyi hasta hastalığı hakkında en iyi bilgiye sahip olanıdır, bu vesile ile bizleri izlemeye ve okumaya devam edin, sizlere aydınlatıcı ve huzurlu okumalar dileğiyle.

Kemik erimeleri ağrıya sebep olur mu?

Kemik erimeleri ağrılara sebep vermez. Eğer hekiminiz ağrılarınızın kaynağını kemik erimesi olarak tespit ettiyse, o zaman başka bir hekime danışmanın vakti zamanı gelmiştir. Ağrı yapamaz mı hocam diye sorarsanız? Kemik erimenizin altında patolojik bir sebep yatmadığı müddet, kemik erimeleri uzun bir zaman dilimi içinde gerçekleşir. Kemik erimeleri cildiniz buruşması gibi yaşlanmanın bir parçasıdır ve yavaş, yavaş oluşur. Bu değişimleri bir gecede yaşamadığınız için bedeniniz bu tür yaşlanmadan kaynaklanan değişimlere adapte olabiliyor ve o yüzden sizlere herhangi bir ağrı vermez.

Kemik erimesi nasıl bir risk oluşturur?

Kemik erimelerinde yaşadığımız en büyük sıkıntı kemik kırılmaları ve çatlamalarıdır. Binaların kolonları beton ve demirden oluşur. Beton basınca karşı, demir ise yamulmaya karşı korur. Kemiklerinizi basınca karşı koruyan maddesi betondur, yani kalsiyum. Kemik erimelerinde kemiklerinizin beton kütlesi (kalsiyumu) azalır ve kemiğiniz basınca karşı olan dayanaklığını kaybeder ve bedeninizin yükü altında çatlamaya başlar ve ufacık bir çarpma ve düşme o kemiği anında kırar. Ancak Türkiyede batı ülkelerinde yaşadığımız orantıda kemik erimesinden kaynaklanan kemik kırıklarını görmüyoruz. Bunun iki sebebi var; birincisi Müslüman bir ülke olmamızdan dolayı yaşlılarımızın büyük bir kısmı beş vakit namazını kılar. Bunun onunla ne alakası var derseniz? Namaz çok güzel bir egzersiz şeklidir, bedeninizin her eklemini çalıştırarak bedeninizin günlük ihtiyaç duyduğu egzersiz dozajını verir. İkincisi, Türkiyede kırsal kesimlerde yaşayan veya oradan bağını koparmayan büyük bir yaşlılar kitlesi var. Bu vatandaşlarımız halen süt peynir veya tereyağı gibi süt kaynıklı mamüller ile iç, içe yaşarlar, buda onlara sağlıklı bir kemik yapısı için ihtiyaç duyulan kalsiyumu verir. Kemik erimesi hakkında bir yazı tasarlıyorsanız Vitamin D, Kalzium ve Östrojen gibi maddelerede kısa kısa değinmeniz gerekir ve bizde burada bunların kemik erimelerinde nasıl bir rol aldığını, yazımızın bu bölümünde sizler için açıklamaya çalışacağız.

   - Kalsiyum

Kalsiyum kanın pıhtılaşmasında, kas, sinir ve hormon sistemlerin çalışmasında ihtiyaç duyulan bir mineraldir. Onsuz bedenimizin birçok hayati önem taşıyan fonksiyonları işlem yapamaz. Bu kilit rolünden dolayı bedenimiz sadece günlük besinlerle alınan kalsiyum miktarına güvenmez. Bedenimiz insanoğluna güvenirse yarı yolda kalması kaçınılmazdır, çünkü insan ihtiyacı olanı değil zevkine hoş geleni tüketir. Bundan dolayı bedenimiz kendisine bir depolama sistemi belirlemiştir ve doğumdan itibaren aldığı kalsiyumun bir miktarını ihtiyaçlarını gidermek için kullanır diğer kısmını depolar. Bedenimiz kalsiyum rezervleri için uygun gördüğü depo kemiklerdir. Bedenimizdeki kalsiyum miktarın 99% u kemiklerde dir. Kalsiyum alkalindir, bedenimiz kalsiyumun bu alkalin halini kullanamaz. Bedenimizin besinlerden aldığı kalsiyumu bağırsaklardan emebilmesi için bunu ilk önce mide asidi ile asitleştirir. Mide asidi kalsiyum kullanımında kilit bir rol oynar, ikide bir hap alarak mide asidini sakinleştirmeye çalışmayın. Bilhassa menopoz çağında mide asidi %40 azalmış haldedir, bunun yanında birde sık sık mide asidi düşürücü ilaç kullanırsanız kalsiyumu asitleştiremezsiniz, bedeniniz çok farklı sıkıntılara gebe kalır. Eğer stres veya farklı sıkıntılardan dolayı mide zarı hasar aldı, mide asidi size zarar veriyorsa o zaman mide asidine yönelik değil sıkıntının kaynağına yönelik, yani mide zarındaki sıkıntıya yönelik çözüm yollarına başvurun.

   - Magnezyum

Bedeniniz her gün 300- 500 mg arasında kalsiyuma ihtiyaç duyar. Eğer diyetinizde kalsiyum bulunuyorsa o zaman magnezyum değerlerinizide ihmal etmeyin. Magnezyum Vitamin D yi aktive eder ve Vitamin D de Kalsiyum depolanmasını kontrol eder. Yediğimiz besinlerin 80% ninde Magnezyum oranı çok düşüktür, o yüzden mangezyum içeriği zengin olan besinleri diyetinize dahil edin. Magnezyum olmaz ise Vitamin D aktive edilemez, Vitamin D'sizde kemiklerin içindeki Kalsiyumu bedenimiz kullanamaz. Herşeyin birbiri ile nasıl bağlantılı olduğunu görüyor musunuz? Günlük diyetinizde 500- 1000mg Magnezyum olmasına dikkat edin veya bu dozaj sınırları içinde tahammül edebileceğiniz kadarını alın. Tahammül edebileceğiniz kadarı diyoruz çünkü bazı insanlarda bu ortalama rakamlar bile fazla gelebilir. Fazla magnezyum ishale sebep verebilir, bunu yaşadığınızda dozajınızı azaltırsınız. Hangi besinlerde bol magnezyum olup olmadığını internette rahatlıkla araştırabilirsiniz.

   - Vitamin D

Vitamin D bir pro-hormonudur. Vitamin D nin farklı kimyasal şekilleri vardır bunlardan en yaygını D2 ve D3 şeklidir. D3 şeklinin bedenimiz üzerinde daha güçlü bir etkisi olduğu düşünülür. Vitamin D nin bu şekilleri inaktiftir ve beden tarafında kullanılamaz, o yüzden onlara hormon değil de pro-hormon denilir. Aktif bir hale gelmesi için ilk önce karaciğer sonra böbrekte bazı kimyasal değişikliklere uğrar. Vitamin D nin aktif şekline calcitriol denilir. Vitamin D nin görevi bağırsaklardan kalsiyumun emilimini sağlamak ve kalsiyumun böbreklerden dışa atılımını engellemektir. Bunların yanında Vitamin D Kalsiyumun kemiklere depolanmasını yönetir. Vitamin D bedeniniz tarafından da üretilir ancak bu üretimi yapabilmesi için güneş ışınlarına ihtiyaç duyar. Dışa çıkmayan, kalın elbiseler giyen ve koyu tenli olan insanlar besinlerdeki Vitamin D içeriğine daha çok önem vermelidir. Güneş ışınları ile bedeninizde Vitamin D üretilmesini istiyorsanız haftada iki veya 3 defa 30 dakikalığına yüzünüzü, ellerinizi ve kollarınızı güneş losyonu kullanmadan güneşe temas ettirmeniz yeterlidir. Hava kirliliği, mevsimler, günün hangi vaktinde güneşlendiğiniz veya vücudunuz tenin esmerliği gibi faktörleride dikkate alın. Besinlerden veya güneşten gereken Vitamin D alamayanlar günlük diyetlerine 1000 UI dozajlarında Vitamin D haplarını ilave edebilirler.

   - Menopoz

Menopoz dönemine girildikden 5-10 yıl sonrası kemiklerde her yıl 2%-4% orantıda kalsiyum kaybı oluşmaya başlar. 10 yıl içinde kemik kütlenizin 25%-30% oranı erir. İnsanın kemik kütlesi çocukluk döneminde büyümeye başlar ve 25 yaşlarında üst seviyelere ulaşır. Büyümenin üst limiti ulaşıldığında bu seviye 35 yaşlarına kadar korunur. 35 yaşından sonra kemikleriniz yaşlanmanın bir parçası olarak her yıl ortalama 0.3%-0.5% arasında bir kütle kaybına uğrar. Menopozda neden kemik erimesi oluşur? Menopozda olan bir bayan az miktarda östrojen üretir, östrojende kemik yıkımını engelleyen bir hormondur. Östrojen olmadığı an bedenimiz kendi kemik kütlesini yok etmeye başlar.

   - Östrojen

Östrojenin ana üretim noktası foliküllerdir. Bir bayan 1-2 milyon yumurta hücresi barındıran folikülle dünyaya gelir. Ergenlik dönemine gelindiğinde bunlardan ortalama 400.000ini kalır ve gerisi ölür. Menopoz dönemine girildiğinde bu 400 bin folikülden sadece 1000 civarında folikül kalır. Menopoz çağına giren bir bayanda çok az sayıda folikül kaldığı için bunlar bedenin ihtiyacını karşılayacak miktarda östrojen üretemez. Östrojen kemik yapısı için şu önemi taşır; kemiklerde caspase-3 adında bir enzim bulunur, bu enzim kemikleri ören ve onları inşa eden osteoblast hücrelerin ölümünü tetikleyen bir enzimdir. Östrojen bu enzimin aktivasyonunu engeller. Östrojen olmazsa caspase-3 de engellenemez ve osteoblastlar öldürülür. Osteoblastlar ölürse yeni kemik inşaatı durur, kemik yapımı ve yıkımı arasındaki denge bozulur. Bedeniniz yapımdan daha fazla kemiği yok etmeye başlar ve buda kemikte kütle kaybına yol açar. İlginç bir not; doğum koruma pilleri östrojen içerir. Beyniniz bu östrojenin döllenmeye hazır bir yumurta tarafından üretildiğini zanneder ve yeni bir yumurtanın döllenmesine izin vermez, yani beyni hamile olmakla kandırıyorsunuz. Doğum kontrol pillerin çalışma prensibi bu, ancak doğum koruma hapları göğüs kanserine sebep verdiği için kullanımında çok dikkat etmelisiniz.

Kemik erimesi nasıl tespit edilir?

Röntgen filmi kemik erimesini gösterir ancak röntgen filminde kemik erimesini görüntüleyebilmek için kemiklerinizde 30% bir erime gerçekleşmiş olması gerekir. Kemik erimesinin daha erken bir tespiti kemik dansitometresi ile mümkündür. Buna halk arasında kemik ölçümü denilir ve bununla 1% gibi çok düşük oranlardaki kemik kaybı bile teşhis edilebilinir. Kemik ölçümünde T skor: -1'den az ise bu normal bir bulgu olarak değerlendirilir, T skor -1,5 ile -2,5 arası ise bu bir kemik incelmesi (osteopeni) olarak ve T skor -2,5'den fazla ise bu bir kemik erimesi (osteoporoz) olarak değerlendirilir.

Kemik erimesi nasıl önlenir?

İskelet sistemine yük bindikçe, sistem buna bir tepki gösterir ve kütlesini büyütür. Siz kaslara yük bindirirseniz kaslarınızın çapı büyür (halterciler), kemiklere yük bindirirseniz kemik kütlesi büyür. Kemiklere nasıl yük bindirilir? Kemiklerinizin kütlesini büyütmek, kemik erimesini önlemek istiyorsanız eklemlerinize dikey yük bindirmelisiniz. Örneğin; yürüyüş. Yüzmeler kemik erimelerini önlemez, artı uzun bir müddet yatalak veya oturak halde hayatınızı geçirmeyin, bu da kemik kütlenizin erimesine sebep olur. Beden kullanmadığı birşeyi eritir, bu genel bir kaidedir. Yürüyüşlere başlamadan önce bir hekime çıkın ve kalbinizde ve iskelet sisteminizde sıkıntılar olup olmadığına baktırın. Egzersiz programınız kalbiniz ve iskelet sistemin kaldırabileceği seviyede olsun. Yüzme en sağlıklı egzersiz şeklidir ancak yüzmede kemiklerinize dikey yük binmez, tam aksine yer çekimi ortadan kalktığı için eklemlere binen yük hafifler. Yürümesini bilen bir kişinin havuza girmesi, eklemlerini tembelleştirir, sizi bir adım ileriye değil bir adım geriye götürür. Kemik erimesini önlemek istiyorsanız, kemiklerinizi güçlendirmek istiyorsanız yüzme sizin ilk tercihiniz olmasın. Kemik erimesinin tedavisi için en ideal egzersiz yürüme ve koşmadır. Ancak yürüme veya koşma eklemleri hırpalar, yüzme veya kondisyon bisikleti gibi eklemlere nazik davranmaz. Yürümeye başlamadan önce ayakkabılarınızı, yürüdüğünüz zemini, isekelet yapınızı ve kalbinizi kontrolden geçirin. Eklemlerde ağrılarınız varsa hekiminize danışın ve ağrılarınız gidinceye kadar yüzme, sonra kondisyon bisikleti ile egzersiz programınızı başlayın, en son yürümeye başvurun. Ölçünüz ağrı olsun, bir uygulamayı ağrısız yapabiliyorsanız, bir üst egzersiz yöntemine geçin, yani yüzmeden kondisyon bisikletine ve ondan yürümeye ve en son koşmaya. Kalsiyum, Magnezyum, Vitamin D veya Östrojen haplarını takviye olarak alabilirsiniz ancak bunları doktor kontrolü altında yapmalısınız. Ayrıca mide asidin rolünüde kemik erimelerinde unutmayın.