nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler.....

                                                                                                                                        



Biyoenerji nedir? 16.11.2019

Biyoenerji bedeninizin elektromanyetik harp gücüdür. İlaç olarak aldığınız sıvılar sizlerin deniz kuvvetleri, katı madde (hap) olarak aldığınız ilaçlar kara kuvvetleriniz ve sıvı olarak aldıklarınızda hava kuvvetleriniz ise biyoenerjide sizlerin korali’dir. Bir savaşta (hastalık) kullanabileceğiniz çok güçlü bir silahtır. Düşman veya dost unsurlerin elektromanyetik boyuttaki iletişimini kontrol eden doğal bir harp teknolojisidir. Gerektiğinde hasta bölgedeki elektromanyetik iletişimi felç eder gerektiğinde destekler gerektiğinde manipüle eder ve yanıltır. Değerli dostlar, insan elektromanyetik harp akıl ederde Allah etmezmi, elbette eder. İnsanoğluna kendi bedenini, buna ana vatan diyelim, insana bunu koruma görevi verilirken kendisine her türlü savunma sistemi verilmiş. Doğa içinde ne tür sorunla karşılaşabilecek ise buna karşı bir savunma sistemi verilmiş. Bir çok okurumuz bize biyoenerji nedir diye sorar, bunun günümüzün dilindeki en güzel cevabını elektromanyetik harp teknolojileri veriyor. Biyoenerji nedir; biyoenerji bedeninizin elektromanyetik silah gücüdür. Günümüzde biyoenerjiye inanmamak elektromanyetik harp teknolojisine inanmamak gibi birşey. Günümüzde bir hastalığa savaş açıp tedavi sürecinde biyoenerjiyi kullanmamak elektromanyetik harp teknolojisini kullanmadan savaşa çıkan üçüncü dünya ülkesi gibi birşey olmak. Cahillerden ve geri kalmışlardan olmak istemiyorsanız lütfen her türlü tedavinize biyoenerjiyi ve benzeri teknikleri dahil edin. Savaş alanındaki düşman unsurleri nasıl birbirleri ile elektromanyetik boyutta iletişime geçiyorsa (telsiz, cep telefonu, radarlar vs), hasta bölgedeki iyi veya kötü hücrelerde elektromanyetik boyutta iletişime geçer ve elektromanyetik boyutta bir sonra neler yapacaklarına karar verir. Siz o iletişimi koparırsanız veya dost unsürlerinizi desteklerseniz o zaman gördüğünüz tedavilerden çok daha büyük verim alabilirsiniz.

Farklı enerji uygulama tekniklerini elektromanyetik sistemler ile kıyaslarsak

Örneğin; şakra

Elektromanyetik harp silahları iki temel parçadan oluşur bunlardan birisi savunmayı diğeri ise saldırıyı gerçekleştirir. Şakra uygulaması bu iki unsurden sadece savunma sistemini içerir. Şakra tekniği ile savunmanızı güçlendirir kendi unsurlerinizi korursunuz, bu teknik ile karşı saldırıya geçemezsiniz.


Örneğin; reiki
Reiki tekniği şakraya kıyasla daha donanımlı bir tekniktir. Hem saldırı hem savunma sistemini içinde barındırır. Reiki ile hem savunmanızı destekleyebilir hem hasta bölgeye saldırı gerçekleştirebilirsiniz. Reikinin ama şöyle bir dezavantajı var, reiki sadece belirli frekans aralıklarında çalışır. Bu teknik ile elektromanyetik boyutun geniş sepecturumunu kontrol etmeniz mümkün değil. Bunun sebebide reikinin karate ve judo gibi bir sistem tekniği olmasıdır. Bu tekniği öğrenen ve uygulayanlar baştan itibaren kendilerini belirli frekans aralıklarına programlıyor.

Örneğin; akupunktur
Akupunktur uygulaması elektromanyetik harp teknolojisinin radar sistemleri gibi çalışır. Bu teknik ile hem saldırı hem savunma yapabilirsiniz. Dezavantajlar şu, bir; süreç kontrolünüz dışında gerçekleşiyor. Radarları (iğneleri) kritik bölgelere yerleştirdiğiniz an radarlar neye programlandıysa onu yapıyor, sizin dıştan müdahale etme şansınız yok. İki; akupunktur iğneleri saldırıya geçmek için çevredeki elektromanyetik sinyalleri kullanır, eğer o an seansı doğanın içinde değilde şehrin tam ortasında onca yapay sinyalin arasında (elektro-smog) yapıyorsanız, bedeninize yönlendirdiğiniz akımlarda o akımlar olur. Yani günümüzün elektromanyetik sinyalleri ile kirletilmiş ortamlarında her zaman aynı sonucu alamayabilirsiniz.

Örneğin; biyoenerji
Biyoenerji tekniği bir serbest stil tekniğidir, kendisine sınırlar koymaz ve düşmanın niteliklerine göre sürekli kendisini geliştirir. Bu da ama aynı zamanda dezavantajı olabilir, çünkü sınırları zorladıkça gerçeklerden kopabilirsiniz.

Özet

Teknikler arasında acemiler için en uygun olanı şakra. Teknikler arasında en basit olanı şakra. Dolayısıyla enerji boyutlarına giriş yapmak isteyenler için en uygun teknik şakra. Sağlıklı halinizde hastalıkları önleyici bir teknik arıyorsanız, bunun en için en uygun teknik yine şakra. Yoga ve egzersiz gibi şakra tekniğinide günlük yaşamınız bir parçası haline getirebilirsiniz. Teknikler arasında en karmaşık ve ilim boyutu en yüksek olanı akupunktur. Yüzlerce farklı akupunktur noktasından binlerce farklı tedavi kombinasyonu çıkarabilirsiniz. Çok karmaşık ve derin bir ilim. Bu alanda uzmanlaşmak çok zor. Herkes iğneyi batırabilir ama herkes uzman olamaz. Teknikler arasında başarı oranı en yüksek olanı reiki. Reiki bir sistem tekniği. Her uygulayıcı önden belirlenmiş kılavuza göre hareket ettiği için başarı oranı en yüksek teknik. Akupunkturda bir sistem tekniği ama reikiye kıyasla uzmanlaşmak çok daha zor. Orta şeker reiki uzmanı bulma şansınız orta şeker akupunktur uzmanı bulmanızdan daha kolay olduğu için piyasada reikinin daha yüksek bir başarı oranı var. Uzman bir akupunkturcu bulursanız ama, o bir reiki üstadını her zaman alt edebilir. Teknikler arasında potansiyeli en yüksek olanı biyoenerji. Biyoenerji diğer teknikler gibi bir kılavuza bağlı değil ve kendisine sınırlar koymaz. Bir biyoenerji uzmanı elektromanyetik specturumun tüm boyutlarını evi bilir ve bedeni bir bütün olarak ele alır. Örneğin; akupunktur uzmanı meridyanlara, şakra uzmanı şakra tekerliklerine, reiki uzmanıda kendisine verilen kılavuza bağlı kalır. Biyoenerji uzmanı kendisine böylesine sınırlar koymaz. Gerek gördüğünde akupunktur meridyanlarına müdahale eder gerek gördüğünde şakra tekerliklerine ve bunları yaparken kendisini bir kılavuza bağlı tutmaz. Yapabileceği şeyler hayal gücü kadar geniştir. O yüzden i
yi bir biyoenerji uzmanı diğer uzmanları her zaman alt edebilir, akupunktur uzmanını dahil. Örneğin; birisi doğanın enerjisini kullanıyor (akupunktur) diğeri (biyoenerji) ise insan beynin gücünü. İnsan beynin gücüde sınır tanımaz, herşeyi mümkün kılabilir. Biyoenerji ile yaşadığımız tek sıkıntı; kendisine sınır koymayan, akupunktur ve reikide olduğu gibi bir kılavuza tabi olmayan bir teknikte sizi saptırabilir sakıncalı boyutlara taşıyabilir. Piyasada iyi reiki uzmanları bulabilirsiniz çünkü her biri aynı kılavuza göre hareket ediyor, iyi biyoenerji uzmanlarını bulmak ama çok zor çünkü kimin ne yaptığı belli değil. Bir kılavuza bir standarda bağlı olmadığınız zaman herkes kendi kafasına göre hareket ediyor. Her biri farklı teknikleri farklı alemleri harmanlamış. Piyasada cinleri kullanmayan sapkın uygulamalar içinde olmayan, işin ehli bir biyoenerji uzmanı bulmanız samanlıkta iğne aramak gibi birşey. Umarız bu kısa bilgiler sizi aydınlatmıştır. Elbette bu dört uygulamadan ötesi uygulamalar var, ancak dünyada en yaygın uygulamalar bunlar olduğu ve bunlar diğer tekniklerin temelini (şakra, akupunktur ve biyoenerji) oluşturduğu için bu dört tekniği izah etmekle yetindik. 


                                               
https://www.facebook.com/biyoenerji.net.98
Cep telefonu üzerinden üyelik işlemleri yapılamadığından bir çok okurumuz bize ulaşmakta sıkıntı çekiyor. Bu konuda çok şikayet aldık. Bu sorunu ortadan kaldırma niyetine bir facebook sayfası açtık. Bize ulaşmak isteyen, soruları veya önerileri olan okurlarımız facebook üzerinden bize ulaşabilir. Facebook sayfamızda bilgi paylaşmıyoruz sadece iletişim hattı olarak kullanıyoruz, bilginize. Websayfamızda huzurlu ve aydınlatıcı okumalar dileğiyle kendinize ve sevdiklerinize iyi bakınız... 24.09.2019

kurban ibadeti

konu çok derin, konuyu ne kadar çok kısa ve yüzeysel tutmaya çalışmış olsakta konuyu anlamanız için çok farklı alanlara girmek zorunda kaldık; lütfen en azından üç defa okuyun........

İlim

Sitemizde dini konuları ele almayı düşünmüyorduk ama okurlarımızın yoğun taleplerinden dolayı ve sitemiz bilinmeyenlerin bilimsel açıklaması ile ilgilendiği için, dini ibadetlerimizin bilimsel altyapısınada sitemizde yer vermeye karar verdik. Eğer bu yazılarımız okurlarımızın ibadetlerini daha şuurlu ve bilinçli yapmasını sağlayacaksa, imanlarını güçlendirecekse bizler bu taleplere hayır diyemezdik. Müslümanlar olarak bizler bin yıllardır belirli ibadetleri yaparız ama niçin yaptığımızı maalesef bilmeyiz. İbadetlerimiz her gün gözümüzün içine baka, baka; lütfen beni aç, ben bir hediye kutusuyum, yaradanından yeryüzündeki hayatını kolaylaştıracak hediyelerle doluyum, der; ama bizler hiç oralı olmayız. Ne büyük gaflet içindeyiz, anlaşılır gibi değil! Bu gafletin ana kaynağıda başımızdaki imamlar; kendi cehaletini gizlemeye çalışan veya sizi daha kullanışlı hale getirmeye çalışan hocalar, sizi daha rahat yönlendirebilmek için İslamın itaat dini olduğu, ilahi emirlere sorgusuz sualsiz itaat edilmesini gerektiğini söyler. Bu imamlar ilk önce kul bilmez Allah bilir, Allah dilerse herşey olur algısı beyinlerinize yerleştirir yani Allah'ın adını öne atarak sorgulama içgüdüsünü elinizden alır, sonrada bu kişiler Allah'ın yerine kendilerini oturtmaya başlar; hocamız bunu dediyse bildiği bir şey vardır, boyutuna geçer yani sorgusuz sualsiz itaat bir imama olmaya başlar. Tabiiki Allahu Teala dilerse herşey olur, ancak Allahu Teala bu şekilde hareket etmez. Allah Teala ilmimizle her şeyi kuşattık der, sistem ve düzenden bahseder. “ ...Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır.” (Ta-Ha Süresi, 98). Nedir bu sistem, bu düzen biz Müslümanlar bunu araştırmakla mükellefiz, eğer araştırmaz ve İslamı kendi haline bırakırsak o zaman din yobazlaşır, ibadetler anlamsızlaşır, gençliğimizi uzak doğu felsefelerine ve batı kültürüne kaybeder, Müslümanlar artniyetli hocaların elinde tutsak olarak kalmaya devam eder.

Allah boş şeyler yaptırmaz

Müslümanlar kurban kesmeyi İbrahim as’ın anısına yapıldığını düşünür, sembolik ve içi boş bir ibadet olduğuna inanır. Bu yıl acaba kurbanımı nereye versem, hatta gariban bir hayvancık ölmesin, bunun bedeli neyse ben parasını bir yere vereyim denilip geçilir. Kurban ibadetin ne olduğu, neyi amaçladığı, ne için indirildiğini ve hayatımıza nasıl bir katkıda bulunduğunu hiç ama hiç bilmeyiz. Şimdi kendinize şu soruları sorun, bir; Allah boş şeyler ile uğraşır, insanları uğraştırırmı? Tabiiki hayır; “ve onlar ki boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler. Boş yere söylenilen sözden ve işlerden sakınırlar“ (Mü'minun Süresi, 3). İki; nefis, şeytan, iş, eş ve akraba, dostlar; Allah bizleri imtihan etmek için bunlardan daha fazla yük omuzlarımıza bindirirmi; tabiiki bindirmez. İnsanoğlu yeterince sınanmakta, nefiş şeytan, iş ve eş bunların her biri zaten hayatınızı yeterince sınar. Özetleyelim; Allahın indirdiği ibadetler ne sizleri sınamak ne de sizleri boş şeyler ile oyalamak için yeryüzüne indirildi, ibadetleriniz hayatınızı kolaylaştırmak, sıkıntılarınızı gidermek için var edildi. Bu ibadetler hayatımızı nasıl kolaylaştırır, nasıl bizleri sıkıntılarımızdan kurtarır, bunun araştırmasıda bizlere bırakılmış. Örneğin; kurban ibadeti! Kurban ibadetin bir görünen yüzü var; fakirlerin et yüzü görmesi, akrabaları bir araya getirmesi, farzlara sadık olunduğunu göstermesi gibi birde görünmeyen yüzü. Kurban ibadetin gizemi görünmeyen boyutta yatar; bu yazımız ile dünyada bir ilk olarak bizler sizlere kurban ibadetin asıl amacını, ne için yeryüzüne indirildiğini açıklıyoruz, umarız yazımızdan ilham alır ve bir sonraki kurban ibadetlerinizi daha şuurlu yerine getirirsiniz; sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.

K
urban ibadeti üç temel unsür içerir, bunlardan birisi birinen verilen SÖZ diğeri CAN üçüncüsü ise SİHİR.

1- Kurban ibadeti ve birisine verilen SÖZ

Kurban ibadetin bizlere aktardığı temel mesajlardan biri; verdiğiniz sözü yerine getirmektir! Hz. İbrahim as ahdini yerine getirmek üzereyken gökten oğluna karşılık bir kurbanlık indirilir. Allahu Teala; ey İbrahim ahdini yerine getirdin, oğlunu sana bağışladık diyebilirdi ama demez illa kan akıtılmasını, bir kurban kesilmesini ister. Neden; çünkü Hz. İbrahim Allah'a bir kurban sözü verir, Allah’ta verilen bu sözün yerine getirilmesini bekler! Ahit Allaha bir canı kurban etmekti, Allahu Tealada bir canın kurban edilmesini ister. Bu kurban İsmail as olmayacaksa ona bedel bir kurban olmalı denilir ve bir koç indirilir. Bir koç bir İsmail as'a bedel olabilirmi? Bu koç Adem as’ın oğlu Habil’in Allaha sunduğu kurban olursa, bin yıllarca melekler katında otlanırsa bedel olur! Kurban ibadetinden çıkaracağımız ilk ders; kime söz verdiyseniz o sözü mutlaka yerine getirin ve tutamayacağınız sözleri asla vermeyin! Örneğin; hz. Eyüp hastalık süreci içinde bir olay yaşar ve bundan dolayı hanımına yüz sopa vuracağını söyler. Hastalık sürecinde çok vefalı davranan hanımına verilen bu sözü Allahu Teala bağışlayabilirdi ama bağışlamaz, Allahu Teala bir hafifletme getirir, sopa yerine yüz başak sapından bir demet çözümünü sunar ama sonuçta hanımı sopa ile vurulmaktan kurtulamaz (Sad Süresi, 44). Allah'ın Peygamberleri bile verdiklere sözden kaçamamışlar, verdikleri sözleri yerine getirmeleri beklenmiş. Bu, Allahu Teala için o kadar çok önemliki bunu farklı Ayetlerde anma ihtiyacı duyar; ... verilen sözü de yerine getirin. Şüphesiz verilen söz, sorulacaktır” (İsra Süresi, 34). “....Allah'a verilen söz, mutlaka sorulur” (Ahzab Süresi, 15). “Bir de anlaşma yaptığınızda, Allah'a verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil kılmışken, sağlamlaştırdığınız yeminleri bozmayın. Şüphe yok ki Allah, ne yaparsanız bilir” (Nahl Süresi, 91).

   - Allahu Teala birine verilen SÖZ üzerinde neden bu kadar hassas durur?

Söz ağızdan çıkan kelimelerden ibaret değil, söz ağızdan çıktığından Allahu Teala bunu levh-i mahfuza yani kader kitabına işler, bunu yazılı bir anlaşma haline getirir. Söz hangi güne verildiyse o gün o kişinin rızkına o söz eklenir. Örneğin: birine 2 kuruş borcunuz var ve siz o kişiye şu gün borcumu ödeyeceğim diyorsunuz. Siz bu sözü verdiğiniz an, Allahu Teala o kişiye o gün kendi katından 5 kuruşluk rızık indirecekse yani onun o günki hakkı 5 kuruş ise, Allahu Teala sizin verdiğiniz söze güvenerek o kişiye o gün 3 kuruş katından indiriyor, geri kalan iki kuruşuda borcunuzla kapatmanızı bekliyor. Eğer sözünüzü o gün yerine getirmezseniz o kişinin rızkı o gün kısa düşüyor. Kısacası siz tutmadığınız her söz ile Allahın rızık dağıtımını aksatıyorsunuz. Kişide hak ettiği rızkı alamayınca kime isyan ediyor kimin düzenini kimin adaletini sorguluyor? Tabiki Allahın. O yüzden lütfen tutamayacağınız sözü vermeyin ve ileri bir tarihe söz verirken her zaman “Allah izin verirse” kelimelerini cümlenize ekleyin. Bu şekilde son sözü, takdiri Allaha bırakmış olur vebale girmekten kurutulursunuz; “hiçbir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: "ben yarın onu yapacağım deme" “ancak Allah dilerse (yapacağım de). Ve unuttuğun vakit Allah'ı an ve "umarım Rabbim beni, doğruya daha yakın olana eriştirir, de” (Kehf Süresi, 23-24). Kurban ibadetinden çıkarmamız gereken ilk ders; tutamayacağınız sözleri vermeyin, bu Allah katında çok çirkin bir hareket olarak görülür, yer ve gökte düzeni bozan bir davranıştır. Günümüzün çağında sizce Müslümanlar verdikleri sözlere ne kadar sadık? İşte bu Müslümanlar kurban ibadetini yerini getirir ama o kurban ibadetin ne için indirildiğini bilmez!

2- Kurban ibadeti ve bir CAN hakkını kazanmak

Kurban ibadetinden çıkaracağımız ikinci mesaj ise; kurban demek hayat demektir. Bazı bilgisayar oyunlarında olduğu gibi kurban ibadeti size yedek CAN verir. Kaderinizde belirli bir gün bir kaza veya bela yaşamanız, hayatınızı yitirmeniz öngörüldüyse siz kurban ibadeti sayesinde bir can hakkınızı kullanır, o belayı bir yara izi almadan atlatabilirsiniz. Bunu açalım; Allahu Teala herhangi bir kan akıtılmadan hz. İbrahim'in verdiği sözü yerine getirilmiş sayabilirdi ama bunu yapmaz, kan akıtılmasını ister. Neden? Allahu Teala bir sorun ile onun çözümü arasında ilmi bir bağlantı yaratır ve çözümün her defasında, istisnasız o kurallar doğrultusunda gerçekleşmesini ister. Sorun; Allah'a bir söz verilir, bu söz bir can bağışıdır ve levh-i mahfuzda kağıda alınır, yani bir söz ağızdan çıktığı an o kişinin kaderine işlenir. Allahta kadere işlenenlerin mutlaka yaşanılacağını söyler; “..Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir” (Ahzab Süresi, 38). Ortada bir sorun var, nedir bu sorun; belirli bir tarihte ölüm veya kaza yaşamanız takdir edildi. Çözümü var mı? Var; ölüm veya kaza vakti geldiğinde bunu geri dönüşümü olmaz, ama gelmeden levh-i mahfuzda yazılı olanı lehinize çevirebilirsiniz; “….her şeyin vakti ve süresi yazılıdır.” “Allah dilediğini siler, dilediğini sabit bırakır; Ana Kitap O'nun katındadır” (Rad Süresi, 38-39). Demek yazılı bir şeyin silinişi mümkün. Nasıl silebiliriz? Orada yazılı olana eş değer bir şey ile; yardıma yardım, bağışa bağış, kan’a kan. Bir insana ne yaparsanız, Allahtan ne isterseniz Allaha ona eş değer birşey sunmalısınız; "..hür'e hür, kadına kadın, köleye köle (Bakara Süresi; 178). Eğer siz canınızı kurtarmak istiyorsanız, Allaha başka bir can sunmalısınız! İnsanı öldürmek haram olduğu için, Allahın kabul ettiği tek can size helal olan hayvanların canları; "hayvanlarıda o yarattı, onlarda sizi ısıtacak şeyler ve bir çok faydaları vardır. Onların etlerinide yersiniz." (Nahl Süresi; 5). Hayvanlar sadece sizlerin yükünü taşımak, et/süt ve derilerinden faydalanmak için var edilmemiş, onlar ayrıca sizlere CAN hakkı kazandırır. Nasılmı;

vejeteryanlar, hayvanların kendilerine CAN hakkı kazandırdığını bilmiş olsalar, herkesten önce onlar hayvanları boğazlar ve etini yerdi çünkü onlar hayata ve yaşama diğer insanlardan daha düşkün!

Bizler kendi ellerimizle kendimizi nice farklı sıkıntılara sokarız, bu sıkıntıların arasında ama en önemlisi canımıza gelebilecek hasar. Kurban ibadeti işte tam burada devreye girer, kurban ibadeti canınıza dokunabilecek belaları başınızdan uzaklaştırır. Eğer hayatınızın belirli bir döneminde bir kaza geçirmeniz takdir edildiyse, bir kurban keserek siz bunun önüne geçebilirsiniz. Kim bunu istemez, kim bilgisayar oyunları gibi yedek CAN veya KALKAN İSTEMEZ? Bu mümkünmü, levh-i mahfuzda yazılı kaderiniz ile yeryüzünde akıtılan bir kan arasında bilimsel bir bağlantı varmı? Var ve olması gerekiyor, çünkü tarihte ne zaman bir can bağışlanması gerekiyorsa veya bir ölü ayağa kaldırılması gerekiyorsa Allah başka bir can'ın kurban edilmesini emrettiğini görüyoruz. Örneğin; hz. Peygamberimizin sav dedeside hz. Peygamberimizin sav babasını kurban edeceğine dair Allaha söz verir ve onada bu sözleşmeden kurtulabilmesi için kurban kesmesi söylenir. İnsan farklı tarihlerde aynı sorun ile karşı karşıya kalır, Allahın sunduğu çözüm yoluda hep aynı olur, bu bizlere sorun ile çözüm arasında bilimsel bir bağ olması gerektiğini gösterir. Bilim nedir diye sorarsanız, bilimin en temel açıklaması; aynı malzeme ve ortamda elde edilen sonuçların her defasında tekrarlanabilinmesidir. Eğer bir sorun hep aynı uygulama ile çözüme kavuşturuluyorsa, bunun altında bilimsel gerçek yatar. Allahu Teala'da istisnasız her defasında bir CAN karşılığı o CAN’ı bağışlar. Örneğin; Yunus as'ın öyküsünde, gemide olanların canları Yunus as kurban edilerek yani denize atılarak bağışlanır ve o fırtınadan sağ salim kurtulurlar veya Hızır as ve Musa as'ın yolculuğunda bir çocuk ölüdürülürki Allah daha hayırlısını o anne ve babaya bağışlasın (Kehf Süresi- 74,81). Peygamberler tarihine baktığımızda bizler farklı dönemlerde bir kişinin can'ı farklı bir can'ı adak vererek bağışlandığını görüyoruz. Sizlere daha çarpıcı bir örnek verelim, bir kurbanın başka birisine nasıl HAYAT verdiğine yönelik; Musa as döneminde bir cesed bulunur ve iki kabile birbirini suçlar; birisi biz öldürmedik der, diğeri biz öldürmedik der ve olay Musa as taşınır. Musa as tarafları dinler, ilahi bir vahiy alır ve israiloğullarına bir inek kesmelerini emreder. İsrailoğulları ineği kesmemek için bahaneler arar, bu ineği bize tarif et, nasıl özellikleri olması gerek gibi Musa as’dan bilgi isterler. Kesilmesi gereken inek onlara tarif edilir ve inek bulunur, kesilir. Musa as kurbanın bir parçası ile ölü adama vurun der ve bu yapıldığında ölü adam canlanır ve kimin kendisini öldürdüğünü söyler (Bakara Süresinin 67-73). Bu hadise bizlere bir kurbanın birine nasıl CAN kazandırdığını çok net anlatır. Dikkat ederseniz bu yazımızda diğer yazılarımızdan daha fazla Ayetlerden örnekler veriyoruz, bunu olayı anlamanız için yapıyoruz, umarız kurban ibadetin altında yatan hikmeti anlar ve bir sonraki kurban adağınızı daha bilinçli ve şuurlu yerine getirirsiniz.  

   - bir CAN’a karşı bir HAYAT

“Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı....” “Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır....” (Bakara Süresi, 178-179). Ayet çok net, yoruma açık değil; Allahın emrettiği şekilde suçlu bir CAN'ı alırsanız Allahu Teala karşılık olarak başka bir zaman ve mekanda suçsuz bir CAN'ı size bağışlar ve Ayetin dediği gibi ortaya bir HAYAT çıkar. Bazılarınız 50 yıl boyunca kurban keser ve sadece bir CAN kazanır, bazılarınız ise kurban ibadetin altında yatan hikmeti bilir, ibadeti o samimiyet içinde yapar ve her yıl bütün aile fertlerine birer ekstra CAN kazandırır. Özetleyelim; tarihin farklı çağlarında Allahu Teala bir CAN’ın bağışlanmasına karşın bir CAN talebinde bulunmuş, benden bir can istiyorsanız bana bir can göndermelisiniz demiş, istisnasız. Bir çağda bir şey, farklı bir çağda farklı bir çözüm değil, insan tarihin farklı dönemlerinde insanoğlu bu sorunla karşılaşmış Allahta çözüm olarak hep aynı yolu göstermiş. Eğer siz bir sorunun çözümünde hep aynı yolu kullanıyor ve hep aynı sonuca varıyorsanız, o zaman sorun ile çözüm yolu arasında bilimsel bir bağ yatması gerek. Nedir bu bağ?

   - Sorun ile çözüm arasındaki bağı ruh kurar!

Kurban ibadetin sırrı ruhta yatar. Sorun yeryüzünde, çözümü ise Allah katında. Allah katına çıkabilecek tek güçte ruhtur! Not: Peygamberimizin sav fiziki hali ile Allahın huzuruna çıkması bir mucize, istisnadır! Ruh, Allah katına nasıl çıkabiliyor? Ruh'u bütün canlılardan farklı kılan, ruh'un bizzat Allah'ın bir parçası, Allahtan yaratılmış olmasıdır. Yani evrende canlı olan tek Allahtır, bizler ise sadece Allahın bir emaneti, Allahın bir parçası (ruh) ile ayaktayız. Allah görmenin koklamanın ve yaşamın tadını başkalarında çıkarmasını arzulamış ve canlıları ilk heykel olarak var etmiş, sonrada kendi ruhundan üfleyerek onlara hayat vermiş; “sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir...!” (Secde Süresi; 9). Meleklerin bile çıkamadığı bir yere yani Allah katına, bizler o katta var olan birşeyi (levh-i mahfuz) nasıl değiştirebiliriz; elinizde mucize yok ise, bunu anca o kattan gelen birisi ile yapabilirsiniz, o da; ruh. Siz yeryüzünde bir ruhu serbest bırakırsanız, bu sizin için Allah katına çıkıp orada lehinize iş görebilir. Bunun içinde tabi bir canlının hayatına kıymak zorundasınız. Hangi canlar? Masum insanların hayatların kıymak bizlere haram olduğu için, bizler ancak Allahın bizlere helal kıldığı hayvanları kesebiliriz. Not: Allah düzenini kurar, ilmini indirir sonrası buna müdahele etmez. O ilmin gereğini kim uygularsa o ilimden faydalanır. Cinler levh-i mahfuzta yazılı bir kaderin kurban adağı ile değiştirilebilineceğini bilir ve bunu kendi lehlerine kullanmaya çalışır, işbirlik içinde oldukları insanlara anlatır. Bilhassa şeytan, işbirliği içinde olduğu hükümdar, kahin veya büyücülere bireysel veya toplumsal katliamlar yaptırarak, bunu sihirli kelimeler eşliğinde yaparak Allah katına bol ruh gönderir ve ilahi kaderin önüne geçmeye çalışır. Bu şer odakları bol kan akıtır, bunu sihirli kelimeler eşliğinde yapar ve o serbest bırakılan ruhların Allah katında kendi lehlerine değişimler yapmasını bekler. O yüzden biz Müslümanlar et yerken, o şer odakların sihir ve büyülerinden etkilenmemek için o etin kimin kestiğini çok iyi kontrol etmeliyiz; "üzerinde Allahın adı anılmadığı kesilmiş hayvanları yemeyin, bunu yapmak Allahın yolundan çıkmaktır.." (En'Am Süresi, 121).

   - Soru ve cevap

Bu yazımızı okuduktan sonra kurban ibadetin ne amaçladığını anladığınızı ümit ediyoruz, şimdi size bir soru; kurban kesmek yerine para verseniz bu Allah katında kabul edilirmi? Cevap; tabiiki hayır. Kurban ibadeti, bazı bilgisayar oyunları gibi bu hayat maceranızda size bir kaç CAN hakkı kazanmanızı sağlar, başka bir can’ı kurban etmedende bu hakkı kazanamazsınız! İnsanı öldürmek haram olduğu içinde, Allahu Teala anca insanın hizmetine sunulan hayvanların canı’nı kabul eder, helal sayar. Eğer para bağışı ile CAN hakkı kazanabilinmiş olunsaydı, o zaman Peygamberimizin sav dedesine yüz deve yerine para bağışlaması tavsiye edilir, İbrahim as’a kurbanlık bir koç yerine fakirlere dağıtmak için bir küp altın indirilirdi! Eğer benim canım bana yeter, ne benim ne de sevdiklerimin kaza ve belalardan korunmaya ihtiyacı var diyorsanız; buyurun bol, bol para bağışı yapın, fakirleri doyurun, etten uzak durun.

3- SİHİR ilmi

Kurban ibadetin içinde barındırdığı üçüncü sır ise SİHİR ilmi. Allahu Teala yarattığı herşeyi (en küçük atomlar dahil), bunların geleceği ve yaşayacakları olayları levh-i mahfuz adında kutsal bir kitapta kağıda almış. Bu kitap Allah katındadır ve bunda yapılacak her hangi bir değişim ilahi takdire bağlı, ancak Allah bir açık kapı bırakmış ve o noktadan insanın kendisininde o içeriği yani geleceğini, yaşadığı olayları bizzat kontrol etme ve kendi kaderini tayin etme imkanını vermiş. Yeryüzündeki yaşamınız ile Allah katındaki kaderinizi nasıl değiştirebilirsiniz? Bunun iki yolu var, birisi; yaşantınız, ikincisi; sihir ile! Sihir ile naısl değiştirebiliriz? Evren bir yazılım programı ile hareket eder, aynı bir bilgisayar gibi; bilgisayarlar cansıztır, ama onlara bir yazılım yüklediğiniz an o yazılım doğrultusunda canlanır ve iş görür. Evrenin kendiside cansıztı ama kendisine ilahi bir program yüklendi ve o programlar doğrultusunda canlandı. Bizler bu yazılıma fizik yasaları deriz. Sihir ilmin içerdiği program bu ana işletim sistemine dıştan yüklenebilecek şekilde tasarlanmış. Harut ve Marut isminde iki melek bu ilmi yeryüzüne indirmiş ve bu yazılımın dağıtımını ve tanıtımını yapmış (Bakara Süresi, 102). Kurban ibadetin sihir içeriğini biraz açalım; kurban kesme seremonisinde siz ilahi sözler eşliğinde kan akıtarak hayvanı bi’ nevi büyülersiniz, o hayvanın etinden yiyen insanlarda bu büyüden etkilenir. Örneğin; o insanlar kaza ve belalar yaşayacaksa yaşayacağı gün o büyü onları sihir altına alır ve onlar olay anı bir adım önde veya bir saniye geride bırakılarak o kazadan kıl payı kurtulur. Kurban ibadeti ile yeryüzünde yapılan büyüler arasındaki fark nedir? İkiside sihir, ikiside bir virus programı gibi evrenin işletim sistemine el atar, onun içeriğini değiştirir. Aralarındaki tek fark; sihir cinlere indirilmiş, kurban ise insanlara. Sihir ilmini insan alemine sokanda cinler ve onların insan işbirlikçileri. Sihir, ilahi rızık dağıtımında canlıların sağlığına kadar herşeyi felç edebilen bir güçtür. Özetleyelim; evrenin kendisi bir bilgisayar gibi cansız maddelerden var edilmiş, sonrası Allah buna bir işletim sistemi yüklemiş. Evreni harekete geçiren, belirli bir yörüngede tutanda bu işletim sistemi. Bu işletim sistemi ayrıca bugünki eylemlerinizden yarınki nasibinizi hesaplar. Büyü denilen güç bu ilahi hesaplama sistemine el atar, kime büyü yapıldıysa o büyü bir virüs gibi o kişinin kaderini, o büyü neye proramlandıysa o doğrultuda manipüle eder. Örneğin; o kişi ya hak ettiği rızıkı alamaz ya hak ettiği sağlığı elde edemez ya da hak ettiği hayat düzenine kavuşamaz. Büyü direk ilahi kontrol merkezini hedef aldığı için affı bulunmaz; “.....yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkiyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydi.“ (Bakara Süresi, 102).

   - kurban ibadeti hakkında bilinmesi gerekenler

İslam değerlerine hasmani tutum besleyenler tanrılara kurban adamanın bin yıllardır var olduğunu, bunun din ile bir ilgisi olmadığı, bunun daha çok geleneksel bir uygulama olduğunu iddia eder. İslami terminolojiye yabancı olanların böyle bir düşünceye kapılması gayet doğal. Onlar İslam dinin Peygamberimiz sav ile başladığını düşünür, onlar İslam dinin ilk insan hz. Adem ile başladığını nereden bilsin. Yeryüzünde yaşayan ilk insan hz. Adem olduğu için, İslam dini hz. Adem ile başladığı için İslamdan önce kurban kesme diye bir adet olmadı ve olamazda. 2) Cinler, insanların kaderi kurbanlar ile değişebileceğini bilir. Allahın, insanların yararlanması için levh-i mahfuzta açtığı bu arka kapıyı bunlar bilir ve bu açık kapıdan levh-i mahfuzu manipüle edebilmek için işbirliği içinde oldukları insanlara, yeryüzünde katliamlar yaptırır. Bu zalim hükümdarlar ve tarikatlar Allah katına ulaşabilmek, insanlığın kaderini ve geleceğini Allah değilde kendileri tayin etmek ister, Allah değilde kendileri levh-i mahfuzu kontrol etmek ister, bunun içinde yeryüzünde bol kan akıtırlar. Ne amaçlarlar bununla? Levh-i mahfuzta ne yazılıysa insan onu yaşar, yaşayacağınız herşey ilk önce kağıda alınır sonrası siz onu yaşarsınız. Eğer siz levh-i mahfuzta yazılanları kontrol edebilirseniz, insanlığın yaşayacaklarınıda kontrol edersiniz. Kontrol edebilirmiyiz? Allah katına ruhlar çıkar, ancak Allah katına sadece masum ruhlar çıkabilir. Siz eğer masum insanları öldürür (bakire, çocuk ve bebekler) ve bunları sihirli kelimeler eşliğinde yaparsanız o zaman o ruhları Allah katına gönderir ve o ruh üzerinden levh-i mahfuzta bazı değişimlere sebep olabilirsiniz. Sizce israil yanlışlıklamı çocukları hedef alır veya sizce tarikatlarda öylesinemi bakireler kurban edilir? Bunlar çok bilinçli yapılır. Ölüm sonrası sadece temiz ruhlar Allah katına çıkıp Allahla görüşebilir, temiz değilseniz çıkamazsınız. Bunu batıl odaklar bilir ve masum insanları katleder, suçluları değil. Bu kurbanlar ile insanların kaderini kontrol edebiliyorlarmı? Azıcıkta olsa, evet; Allah kısmende olsa onlara levh-i mahfuza el atma iznini veriyor. Bunu ama onların günah yükünü artırmak için yapıyor ve kurdukları tuzakları sonunda hep boşa çıkartıyor. 3) Doğru birşeyi birileri kötüye uygulamaya başladıysa veya uyguluyorsa bu hak ve doğru olan birşeyin batıl olduğu anlamına gelmez. Bir uygulamanın hak veya batıl olup olmadığını görmekmi istiyorsunuz, o zaman ilk önce kim çıkarmış o uygulamayı, ilk önce batıl odaklarmı çıkarmış yoksa hakmı; sonrası o uygulama bin yıllar üzerinde hiç değişmişmi ona bakınız. 4) Birileri bin yıllardır kurban kesmeyi batıl yönde kullandı diye bu ilahi emir batıl olmaz. Örneğin; nükleer bilim dalıda Allahın indirdiği bir ilim, bu ilimi nasıl kullanmak size bırakılmış; birisi bununla atom bombası yapar ve milyonlarca insan öldürür, başka birisi bununla hastalıkları tedavi eder ve milyonlarca insanın hayatını kurtarır. Birileri sihir ilmi ile katliamlar yapar, başkaları ise bununla insanlara yeni hayatlar kazandırır; seçim sizde, yani insanda!

   - Büyü ile kurban ibadet arasındaki fark

Büyü yapanlar, rızıktan sağlığa kadar hedef alınan kişinin yeryüzündeki nasibini kendileri belirlemeye kalkışır. Kurban ibadetinde de siz kan akıtır ve büyü yapma gücünü ortaya çıkarırsınız ama, siz o gücü bir kişiye kilitlemezsiniz, siz o gücü belirli bir şey yapması için programlamazsınız yani büyünün ikinci, üçüncü aşamalarına geçmezsiniz. Siz o gücü olduğu gibi göğe gönderir, o gücün nasıl kullanılacağı iradesini Allaha bırakırsınız. Siz kalkıpta bilinçli bir şekilde insanların kaderleri ile oynamaya kalkışmazsınız. İnsanın kaderini değiştirecek malzemelerin tedarikini yaparsınız ama, aşçılığı, kim neyi ve ne kadarını hak ediyor kararını Allah bırakırsanız; fark bu! Allahu Teala’da malzemeyi siz sağladğınız için hayatını pozitif yönde değişmesine vesile olduğunuz her bir kişiden sevap payınızı, onlar ve onların nesilleri var olduğu müddet alırsınız. Özetleyelim; kurban kesme esnasında kan akıtılır, dualar okunur; bu ritüel ruhu büyüler. Ruh, Allah katına çıkar ve eğer Allah bu adağınızı kabul ederse o zaman Allah o etten yiyen kişilerin kaza ve belalarını o yıl için siler. O yüzden kurban etini sevdikleriniz ile paylaşmaya özen göstermelisiniz. Artı, unutmayınız kurbanınızı ne kadar çok helal kazanç ve samimi bir niyet ile yerine getirirseniz kendinize ve sevdiklerinize bu dünyada bir kaç CAN hakkı kazanma şansını o kadar artırırsınız.  

Sihir bir ilimdir (Bakara Süresi, 102), kurban ibadetide sihir içerdiği için kurban ibadetin bilimsel bir altyapı içerdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.