• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        



Haftanın Yazısı: Cehennem nedir nerede ve nasıl görünüyor? Bu konuya levh-i mahfuzla ilgili yazımızda kısaca değinmiştik, fakat konu cehennem olduğu için kendi başlığı altında bir yazı hakettiğini düşündük. Önceden konuyla ilgili kısa bilgi alanlar için bu güzel bir tekrar, önceden okumamış olan okurlarımız içinde aydınlatıcı bir yazı olur inşallah. Şimdi; merak ediyorsunuzdur bu tür bilgilere nasıl ulaştığımızı, emin olabilirsiniz bize gayptan bilgi üfleyen varlıklar yok, tek özelliğimiz iyi bir gözlemci olmamız. İçinde yaşadığımız düzenin, kendi bedenimizin, kullandığımız teknolojilerin öylesine yaratılmadığını, bunun altında çok daha farklı nedenler olması gerektiğine inanıyoruz ve o doğrultuda kendimizi ve hayatımızı gözlemliyoruz. Tüm sırrımız bu, ve tabiki hekim olarak pozitif bilimlere vakıf olmamız ve Kur'an-ı Kerimi yıllarca anladığımız bir dilde (türkçe meali) okumamız bu araştırmalarımızı mümkün kıldı. Size sunduğumuz bu bilgilerin altında merak ve bol emek dışında bir sır yok. Örneğin cehennemle ilgili bu bilgilere nasıl ulaştık; levh-i mahfuzun kalbimiz olduğu, nefsimizin sinir sistemi olduğu, büyük beyninse arşı andırdığını daha önce tespit etmiştik, buradan yola çıkarak, ahiret hayatındaki mekanlarla bedenimizdeki parçalar arasındaki bezerlik bunlarla kısıtlı olmaması gerektiğini düşündük ve hekimlik bilgilerimizden de yararlanarak bedenimizdeki diğer bölgeleri araştırmaya koyulduk ve bak görki, bedenimiz tamamıyla ahiret hayatı doğrultusunda yaratılmış. Size veda etmeden önceside Rabbimin izniyle cennet, cehennem, mahşer alanı ve yeryüzü, bu mekanların her birini sizler için deşifre etmek istiyoruz. Bu yazı dizilerimiz bize göre bilginin nirvanası yani en üst noktası, bizde en üst noktadan bize yakışır şekilde sizlere veda etmek istiyoruz. Bu arada, henüz sizden ayrılmıyoruz, bir çok okurumuz bize mesaj attı, içiniz rahat olsun, henüz aşılar ters tepmedi, aşılar ters tepinceye kadar sizinleyiz inşallah, ama yavaş yavaşta vedaya hazırlıklı olalım diyoruz. Örneğin yazılarımızı faydalı buluyorsanız, yazılarımızı kopyalın ve kendi platformlarınızda paylaşın. Bizim açımızdan helali hoş olsun. Önemli olan biz değil, bilginin kendisi ve bilginin paylaşımı.

Değerli dostlar; cehennem bir gizem, kimse ne olduğu nasıl göründüğü hakkında fikir sahibi değil, kimse ahiret hayatında bizleri neler beklediğini bilmiyor, biz bu yazı dizilerimizle bu bilinmeyenlerin üzerindeki perdeyi kaldıracağız, sizin için daha anlaşılır kılmaya çalışacağız inşallah. Kimse ahiret hayatında kendisini ne beklediğini bilmiyorsa, biz nereden biliyoruz? Ahirete gidip geldikmi? Hayır. Nereden biliyoruz o zaman; Allahu Teala ahiret mekanların muadilini insan bedenin içine yerleştirmiş, insan bedenini incelememiz sonucu bunları biliyoruz. Ataistler sürekli der ya, sen ölüpte yenidenmi dirildin, ölüm sonrası bizi ne beklediğini nereden biliyorsun derler ya; işte Allahu Teala böylesine bahanelere sığınmamamız için insan bedenini ahiret mekanları doğrultusunda var etmiş. Ahirete gidip gelmediysek, ahiret mekanlarını nereden biliyoruzda organlarımızın ahiret mekanlarına benzediği iddiasında bulunabiliyoruz? Ahirete gidip gelmedik ama elimizde ahiret mekanlarını ve orada bizi nelerin beklediğini anlatan Ayetler var, bizde o Ayetleri inceledik ve o Ayetlerde ahiret mekanların tanımı yapılırken bu tanımın bedenimizdeki organlarla uyuştuğunu farkettik. Sonrası b
ütüne baktık ve gördükki organlarımız ahiret hayatındaki mekanların birebir aynısı. Sizlere örnekler vereceğiz, bu örneklerden sizde inşallah olayı net göreceksiniz. Neden bu konuları ele alıyoruz ve almak zorundayız? İnançsızlığın en büyük nedeni insanların ahiret hayatını beyinlerinde tasavvur edememeleri. Eğer insanlar ahiret hayatını birazcık hayal edebilse, ne olduğu nasıl göründüğü gibi, o zaman ahiret hayatına inanmak bu insanlara o kadarda uçuk gelmeyecek. Biz ahiret mekanlarıyla ilgili bu yazıları kalem aldık, çünkü ahiret hayatına inanmanızı istiyoruz. İnanmanızı sağlamak içinde beyninizde o mekanları canlandırabilmeniz gerekiyor. Eğer ahiret mekanlarını beyninizde canlandırabilmenizi sağlarsak, o zaman bir gün o mekanlara gitme inancı size o kadarda uçuk gelmez. Kişiye birşeyi tanıtırsanız, o şey kişiye yabancı olmaktan çıkar. Bu yazılarımızlada ahiret mekanlarıyla sizi tanıştıracağız inşallah. Sizleri ahiret hayatıyla tanıştırırkende bunu sizin anladığınız dilden yani pozitif bilimler üzerinden yapacağız. Hani hep pozitif bilim diyorsunuz, ben bilim dışında birşeye iman etmem diyorsunuz ya, bugün size bilimin diliyle cehennemi anlatacağız. Umarız arzu ettiğiniz ilhamı alır ve umarız artık inançsızlığınıza bilimi kalkan olarak kullanmazsınız. Allahu Teala birşeye inanmak için o şeyi hayal edebilmenin ne kadar önemli olduğunu bildiği için bize kıyak geçmiş, bizleri farklı parçalardan yaratırken bunu ahiret hayatındaki mekanlar doğrultusunda yaratmış. Dolayısıyla bedenimizi çözersek ahiret mekanlarınıda çözmüş oluruz. Bu yazı dizilerimizde sizleri insan bedenin içine götürerek sizleri ahiret mekanlarıyla tanıştıracağız. Bu bilgiler dünyada bir ilk, ilk defa insanoğlu cehennemin görünüşü hakkında bilgi sahibi oluyor, umarız yazımızdan arzu ettiğiniz ilhamı alırsınız. Konumuza giriş yapmadan öncesi evrimcilere laf çakmadan olurmu, olmaz, gelin birlikte onlara bir kaç laf çakalım, onları şamar oğluna çevirelim......

Evrimciler. Ne diyorlar, herşey tesadüfen ve kendiliğinden ortaya çıktı diyorlar. İnsan bedendeki organlarla, Ayetlerde anlatılan ahiret mekanları arasındaki ortak noktaları görünce sizce iddialarından geri adım atarlarmı, yeryüzünün tesadüfen ortaya çıkmadığı, arkasında ilahi bir tasarıcı olması gerektiğine inanırlarmı; sanmıyoruz. Onlar bu tür ilhamlardan mahrum bırakıldı, onlar maymundan türediklerine inanmaya devam ede koysun, siz ama bedendeki organlarla ahiret mekanları arasındaki benzerliği gördükten sonra, insanın tesadüfen ortaya çıkmadığını, ahiret veya yeryüzü farketmez, tüm yaratılışın birbiri ile ahenk içinde yaratıldığını, bu uyumun arkasında mutlaka bir yaratıcı bir üst aklın olması gerektiğini lütfen görünüz. En basiti, eğer yeryüzünde hayat tesadüfen oluştuysa, nasıl oluyorda organlarımız kitaplarda anlatılan ahiret hayatı mekanlarını andırıyor? Bunada tesadüf demezsiniz herhalde. Onlarıda mikroplar var etti demezsiniz herhalde. Varsayalımki dediniz, nasıl oldu da yeryüzü ile uyum içinde? Yeryüzündeki mikrop ile ahiret mekanındaki mikrop nasıl birbiri ile iletişime geçti ve birbiriyle uyumlu mekanlar var etti? Değerli dostlar; e
vrimciler olaylara sadece kendi boyutundan (mikrop) bakar, çünkü mikropların dışına çıktıklarında tüm tezleri çöküyor. Örneğin; varsayalımki mikroplar canlıları ortaya çıkardı, meyve ve sebzelerin faydalı oldukları organların görünümünde olmasını nasıl izah edeceksiniz? Bir çevizi ortaya çıkaran mikrop, beyinden nereden ve nasıl haberdar oldu, beyini oluşturan mikropla nasıl iletişime geçtide beyin görünümünde ve beyine fayda verecek içerikli bir çeviz ortaya çıkarabildi? Örneğin; canlılar çiftler halinde var edilmiş. Eğer canlıları mikroplar ortaya çıkardıysa, o zaman erkeği inşa eden mikrop gurubu ile dişiyi inşa eden mikrop gurubu nasıl iletişime geçti, diğerinin cinsel organından nasıl haberdar olduda birbirine uyumlu cinsel organlar oluşturdular, bunuda trilyonlarca farklı canlı için kusursuzca yaptılar? Gördüğünüz gibi mikroptan bir kademe yukarı çıktığınızda kayış kopuyor, evrim teorisi çöküyor, herşey bir üst akla işaret ediyor. O yüzden evrimciler olaylara hep mikrop boyutundan bakar. Baktıkları içinde Allah nezdinde onlar birer mikrop. Siz ama lütfen daha iyi bilin, bu mikropların süslü kelimelerine kanmayın ve onlardan uzak durun. Aklınızda sorular olduğunun farkındadayız, onun içinde bu yazıları kaleme alıyoruz. Mikroba biat edenden, atasının maymun olduğuna inanandan size hayr gelmez, lütfen bu mikroplardan uzak durun. Biz inşallah sizlere doğruları açıklayacağız, bunuda Ayetleri ve bilimi kullanarak mantığınıza hitap ederek yapacağız. Umarız bu tür yazılardan arzu ettiğiniz ilhamı alır, yazılarımız daha çok inancınıza ve Allaha sarılmanıza vesile olur. Evrimle ilgili sorularınız varsa, evrim teorisi başlıklı bölümde yazılarımızı okumanızı tavsiye ederiz. Gelelim cehenneme; ne güzel bir geçiş ama değilmi, evrimden cehenneme, gelin birlikte bu evrimcilerin gideceği mekanı yakından inceleyelim.

Ağzımız. Ahiret hayatımız ağızda başlıyor. Bedenimizde mahşer gününü ağzımızın içi simgeliyor. Örneğin; dilimiz mahşer alanını ve mahşer gününde bizi simgeliyor. "O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi üzerimize aldığımız bir vaat olarak onu tekrar yaratacağız.
Şüphesiz ki biz (vadettiğimizi) yaparız." (Enbiya Süresi; 104). Kitapla ne yapılır; okunur. Okumayı kim yapar; dilimiz. Dilimiz okurken ne yapar; dürülür. Bu Ayet dilimize işaret ediyor, bu Ayetten anlayınızki mahşer alanı dilimiz. Bunun detaylarını mahşer mekanıyla ilgili yazımızda veririz inşallah, sizin bu noktada bilmeniz gereken, nasıl yeryüzü maceramız ağızla başladıysa (yasak ağaçtan yemek), ağızda da (ahiret mekanı) son buluyor. Devamı gelecek.....










araştırmalarımız

evrim palavrası vs büyük fotoğraf


-
2011

Konumuza sıkça sorulan bir soruyla giriş yapalım; yumurtamı daha önce vardı, yoksa tavukmu? Bu sorunun cevabı taşıdığınız inanca bağlı. Evrim teorisine inanıyorsanız o zaman siz ilk önce yumurtanın var olduğuna inanırsınız. Bir hücreden canlıların oluştuğuna inanırsınız. Allah inancı taşıyanlar ise ilk önce tavuğun, yani canlıların yaratıldığına inanır. Örneğin; bir Müslüman Allahu Teala'nın canlıları ilk önce çiftler halinde yarattığına ve nesillerinde, yani yumurtanında bu çiftlerden türediğine inanır.


Amaçları insanlığı bir çatı altında birleştirip bir dünya devleti kurmak

Evrim teorisi şeytanın yeryüzüne yaydığı en büyük yalan. Bu yalanı yaymak içinde bilim dünyası kullanılıyor. Eğer çocuğunuzu bilim dünyasına gönderiyorsanız, göndermeden öncesi evrim teorisi ile ilgili yazılarımızı okutunuz. Yazılarımız bilimsel ama aynı zamanda herkesin anlayacağı dilden yazıldı. Ortaokul, lise veya üniversiteye giden bir çocuğunuz varsa, onu bilim dünyasının sapkın tezlerine kaptırmama adına bu yazılarımızı okutunuz. Hiçbir kuruma bağlı değiliz, sizi aydınlatma dışında da hiçbir çıkar hesabı gütmüyoruz. Evrim teorisine inansa inanmasa ne olacakki demeyin, evrim teorisi ahiret hayatını, cennet ve cehennemi reddeder. Bununda ötesi bu inançlar bir proje, bir amaç doğrultusunda ortaya atıldı.
Bilimi kontrol eden küresel çete, bir dünya devleti kurma peşinde. İnsanlığı bir çatının altında toplayabilmeniz içinde onlara ortak değerler aşılamanız gerekiyor. Evrim teorisiyle de bunu amaçlıyorlar, hintlisini müslümanını batılısını kendi inançlarından koparıp ortak bir inanç üzerinde bir araya getirmeye çalışıyorlar. Burada amaç insanlığı ortak değerler üzerinde toplamak olduğu için, bunlar evrime inanmanızla yetinmeyecek, atalarınızdan gelen tüm inançları hedef alacaklar. Zaman dilimi içinde atalarından kopmuş, doğduğu topraklara, o toprakların inancı ve değerlerine kendisini yabancı hisseden, onların uydurduğu yeni çağ inançları (carpe diem) ile donatılmış bir bireye dönüşeceksiniz. Atalarınızdan kopup yeni değerler benimsediğinizde de, bilinki bu durumda ömrünüz uzun olmaz. Kökünden kopan bir ağaçta fazla hayatta kalmaz. Bin yıllardır ayakta kalmayı başaran soyunuz, bir iki nesil içinde son bulup gider. Biz bu yazı dizilerimizle sizleri küresel çetenin tuzaklarına karşı uyarmaya çalışıyoruz. Uyarırkende körü körüne birşeyi reddedin demiyor, neden reddetmeniz gerekiyor bunu size bilimsel açıdan izah ediyoruz. Bir evrimciyi onun kullandığı dil ile nasıl mat edebilirsiniz, bunu size anlatıyoruz. Bir müslüman cehaleti ile değil ilmiyle konuştuğu, birşeyi reddederkende bunu körü körüne reddetmediği ilimle reddettiğini anlatmaya çalışıyoruz. Bunuda çok basit mantık üzerine her yaş gurubun anlayacağı dilden yapıyoruz. Örneğin; birisi çocuğunuza biz maymundan türedik derse, o zaman çocuğunuz o kişiye; insan hayvandan türediyse melekler kimden türedi diye sorsun? Melekleri yoktan var eden Allah, insanı niye var edemesin diye yanıt versin. Örneğin; birisi çocuğunuza biz evrim geçirdik, asıl kökümüz maymunlar, biz milyon yıllar içinde bu halimize dönüştük derse, o zaman çocuğunuz o kişiye; Allah bir sesle (sur üflemesi) kabirden çıkacağımızı söylüyor, o zaman bu kabirden çıkıştamı evrim üzerinden gerçekleşecek milyonlarca yıl alacak? Almayacaksa, ahiret hayatında bizi yoktan var edecek olan Allah, neden yeryüzü hayatı içinde bizi yoktan var edemesin diye yanıt versin. O kişi ben ahiret hayatına, meleklere ve cinlere inanmam derse, o zaman çocuğunuz senin inancın sana benim inancım bana, ben Ayetlerin bana anlattığını inkar edemem, Rabbim muhafaza bu beni dinden çıkarır, sen kendi yoluna ben kendi yoluma desin. Ne yaptığımızı gördünüzmü? Detaya inmeden, büyük fotoğraf üzerinden şeytanları susturduk.

Tuzağı detayda kuruyorlar

Evrimciler sizi detaya ve teknik bilgiye boğmaya çalışır, siz buna müsade etmeyin, her zaman büyük fotoğraf üzerinden tartışmanızı yürütün. Büyük fotoğraf nedir? Çıplak gözle görünendir. Akıl gözle görünen boyutu algılayacak şekilde var edilmiş. Gayp ve ötesi, yani bizim için perdelenmiş, çıplak gözle göremediğimiz boyutlar, bunlar aklımızın almadığı ve şaşmaya müsait olduğu boyutlar. Örneğin; akıl sizi bir yerden bir yere götürebilmesi için yolu görmesi ve güzergah hakkında bilgilere sahip olması gerekiyor. Görüyor ve güzergah hakkında bilgilere sahipseniz yolunuzu şaşmazsınız. Sapa sağlam doğru adrese ulaşırsınız. Birde gözünüz kapalı olduğu ve güzergah hakkında bilgiye sahip olmadığınızı düşünün, dışarıdan birisinin sizi yönlendirdiğini düşünün, şimdi sağa dön şimdi sola gibisine, bu durumda sizin doğru adrese erişme ihtimaliniz ne? Rehberinize yüzde yüz güveniyorsanız (Kur'an-ı Kerim ve peygamberimiz muhammed mustafa sav) o zaman sorun yok, gözlerinizi kapatın ve kendinizi onlara teslim edin. Rehberiniz ama sağlam değilse, küresel satanistlerse, o zaman hapı yutuyorsunuz. Örneğin; evrimciler size sabah akşam protein sentezinden bahseder, gözleriyle bunu gördülermi; hayır. Bunların nasıl çalıştığını çıplak göz veya elektron mikroskopu altında gördülermi; hayır. Gözünüzle görmediğiniz şeylerin peşine koştuğunuz zamanda
tuzağa düşme ve yanılma ihtimaliniz yüksek oluyor. O yüzden İslam dini ne diyor, zandan uzak durun diyor. Zan nedir? Kendi gözünüzle görmediğiniz birşeyin bilgisi. Birşeyi kendi gözünüzle görmediyseniz, o konu hakkında konuşmayın diyor. Allahu Teala gözle görülür boyuta odaklanmanızı istiyor, şeytan ise gözle görülmeyen boyuta. Şeytan sizi gözünüzle görmediğiniz yolculuklara (uzaylılar inancı, ata-maymun inancı vs) çıkarmak istiyor, o yolculuklarda da siz bir rehbere ihtiyaç duyacağınız için, o rehberde kendisi olmak istiyor. O yüzden gözle görülmeyen şeylerden uzak durun. "O, yedi göğü, birbiri üzerine yarattı. Rahmân'ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin. Gözünü döndür de bak, bir bozukluk görüyor musun? Sonra gözünü tekrar tekrar döndür (bak). Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir" (Mülk Süresi; 3-4). Hakikatı görmek istiyorsanız gözünüzü açıp bakın diyor Allah, şeytanlar ise sizi gözle görünmeyen şeylere itiyor, o detayda sizi kaybetmek ve size rehber olmak için. Sizi bir noktaya zoom yapa yapa yapa o büyük fotoğrafı, herşeyi anlamlandıran o büyük resmi kaçırıyor, üstüne yanlış kişileri rehber seçtiğiniz için onların inanç dünyasına mahallesine sürükleniyorsunuz.

Evrimciler konuları nasıl ele alıyor, günümüzden bir örnek

B
ir cep telefonu farklı parçalardan oluşur; bir ekran, bir batarya, bir sinyal alıcı, bir hoparlör, bir mikrofon, bir işlemci, bir hafıza kartı, bir kamera, usb-c arayüzü vs. Evrimci bundan 1 milyon sonrası bu telefonu gördüğünde şunu yapar; birbirinden çok farklı parçacıklardan oluşan telefonu alır, sonrası o farklı parçacıkların ortak noktası varmı diye buna bakar, gerekirse elektron boyutuna iner. Sonunda o ortak noktayı bulur, en azından bulduğunu sanar ve, demek tüm parçacıklar bu elektrondan oluştu, zaman dilimi içinde de her biri farklı birşeye evrildi der ve konuyu kapatır. Şimdi; varsayalımki gözle görülür tüm fiziki parçaları bir temel atoma kadar indirgeyebildiniz, telefondaki yazılımı nasıl izah edeceksiniz? Gördüğünüz gibi, basit bir telefonda dahi evrim teorisini uygulamıyor bir yerde takılı kalıyor, bunu birisi mutlaka dezayn etmiş olmalı diyorsunuz. Birde şimdi birşeyin yazılımdan da ötesi parçacıklardan oluştuğunu düşünü, bir ruha sahip olduğu, özgür düşünceye sahip olduğu, bir şuura sahip olduğu, sevmek gibi duygulara sahip olduğunu düşünün. Basit bir telefonun varlığını dahi evrim modeliyle açıklayamazken, böyle bir canlının izahını nasıl yapacaksınız? Mümkün değil.

Nasıl oluyorda o zaman kocaman "profesörler" bu inanca kendini kaptırıyor? FETÖ gibi örgütlere kendilerini kaptıranlar nasıl kaptırıyorsa öyle kaptırıyor. Bir tarikata bağlı olursanız, küçüklükten itibaren bir beyin yıkamaya maruz kalırsanız, en imkansız ve mantık dışı şeyleri beyninize sokuyorlar işte. İlkokuldan üniversite bitişe kadar, 6 yaştan 25 yaşına kadar bunların beyin yıkamasına maruz kaldığınızı düşünün, böyle bir durumda
inanmama diye bir seçeneğiniz kalmıyor. Bu tarikatın merkezi amerika ve bu tarikat satanistler tarafından işletiliyor. Bunların düşmanıda Allah. Allah inancı olan her yerede bunlar parmağı atıyor, bozmak için uğraşıyor. Örneğin; evrimcilere sorsanız, uzaylılarmı insanoğlunu yeryüzüne yerleşti diye; evet, olabilir derler. Mağaralarda uzaylılara ait çizimler görüyoruz derler. Bunlar bir mağarada gördüğü çizimden uzayda yaşayan üstün zekalı varlıkların varlığını çıkarıyor, yeryüzüne insana tabiata canlılara bakarak ama bunu çıkaramıyor. İçinde bulundukları gafleti buradan da çıkarabilirsiniz. Bunlara sorsanız; guardians of the universe, watchers, celestials, time lords, darkseid, galactus vs gibi, çizgi romanlarda çizilen karakterler uzayda gerçektende olabilirmi diye, bunlardan evet neden olmasın yanıtını alırsınız. Madem uzayda üstün zekaya üstün güce sahip, insanlığı ve yaşamı koruyan, bunların denge içinde kalmasını sağlayan süpergüçlülere inanıyorsunuz, bu süpergüçlü Allah adında birisi olabilirmi diye sorduğunuzda; hayır, Allah olamaz cevabını alıyorsunuz. Neden; çünkü Allah tek. Tek bir tanrı inancına geldiğimiz an, onlar bunu reddediyor. Eğer kabul etseler müslüman olacaklar zaten. Şeytanlarıda buna izin vermiyor. Evrende tanrısal güce sahip varlıklar olabilirmi diye bunlara soruyorsunuz, evet olabilir diyorlar, tek bir tanrıya gelindiği zaman ama bunu reddediyorlar. Çok basit bir detaydan ötürü, imandan oluyorlar. Ne kadar üzücü. Eğer onların çizgi romanlarda çizdiği gibi bizde birden fazla süper tanrıya inansaydık, şuan tüm evrimciler müslüman olmuştu. 

Hayatın temel taşları

Protein sentezi ve genetik maddeler bunlar canlıların inşasında kullanılan temel taşlar. Bu boyutta bir evrimci ile tartışmanız anlamsız, çünkü siz hayatın temel taşlarını inkar etmiyorsunuz. Siz bu taşlar kendiliğinden bir araya gelip bir bina inşa edermi, buna itiraz ediyorsunuz. Evrimciler ile tartışmaya girenlere bakıyoruz, dayağı yiyip çıkıyor. Neden? Biyoloji ilmine vakıf değiller ve ikincisi; evrimciler tartışmayı hücre içine taşıyor, hücre içinde de onlara karşı kazanamazsınız. Evrimcilerin karşısına genelde ilahiyatçı çıkarıyorlar, bunlarında hücre içindeki mekanizmalardan bilgisi yok. O teknik detay boyutunda evrimci bir biyologla tartıştığınızda onun sahasına inmiş oluyorsunuz, dayağı yiyip çıkarsınız. Evrimcilerin hücre içindeki mekanizmalar üzerinde durmasının bir nedenide, hücre dışına çıktıklarından herşey aleyhlerine olması. Detaylar şeytandan gelir, şeytanlar büyük fotoğrafı sizden gizlemek için detaya zoom yapar. Büyük fotoğrafta nedir? Canlının kendisi. Onlar sizi bir noktaya zoom yapa yapa cansız bir proteine indiriyor, o canlıyı kaçırmanızı sağlıyor. Tüm tartışmayı bir protein üzerine yürütyor, esas konuyu kaçırıyorsunuz. Konu burada candan yoksun proteinler değil, canlının kendisi. Evrimciler sizi cansız eşya üzerinden canlıların varlığını tartıştırır. Bu tuzağa düşmeyin. Siz her daim büyük fotoğraf üzerinde durun. Nedir büyük fotoğraf? Canlıların kendileri, ahiret hayatı, cennet ve cehennem, melekler ve cinler alemi, güneş ve ay, mevsimler ve meyve/sebzeler, çiftler halinde var edilmemiz vs. Örneğin; bu hayat tesadüfen ortaya çıktıysa ahiret hayatıdamı tesadüfen ortaya çıkacak. İnsan şeklini almamız milyon yıl aldıysa, kabirden çıkışımız ve insan halini almamızdamı milyon yılı alacak? Her daim canlı odaklı tartışma yürütün. "Önce sizi dirilten, sonra öldürecek olan, sonra da (kabirden) diriltecek olan yine O'dur. Doğrusu insan (Allah'ın sayısız nimetlerine karşı) çok nankördür" (Haç Süresi; 66). Bu Ayet ilk diriliş nasıl olduysa ölüm sonrasıda öyle olacağını söyler, şimdi evrimciyseniz hapı yuttunuz; insan olmak için milyon yıl beklediniz, sorguya çekilmek içinde milyon yıl bekleyeceksiniz. Kabirden bir mikrop olarak çıkacaksınız insan şeklinize kavuşuncaya kadar yani evriminizi tamamlayıncaya kadar milyon yıllarca mahşer günü bekleyeceksiniz. Vay sizin halinize.

Her daim canlının kendisine odaklanın

Her daim büyük fotoğraf üzerinde durun, çünkü konu burada büyük fotoğrafın yani canlının kendisi. Evrim teorisi cansız bir protein nasıl ortaya çıktı onu bize anlatmıyor, canlılar nasıl ortaya çıktığı onu bize anlatıyor, dolayısıyla konu protein değil konu canlı. O yüzden her daim canlı merkezli hareket edin. Evrimciler tuğlaların (protein) kendiliğinden bir araya gelip evi oluşturduğunu iddia eder, sizde onlarla tuğlanın kendisini tartışma yerine canlının kendisini örnek vererek sorular sorun, örneğin; evin bir giriş kapısı var (ağız), proteinler bunun varlığını nasıl akıl edindi, buna ihtiyaç duyulacağını nereden bildide inşa etti. Örneğin; evin pencereleri var (göz), tuğlalar güneşten nasıl haberdar olduda evi aydınlatmak için pencere koydu. Evin bir çatısı var (cildimiz), tuğlalar yağmuru ve soğuğu nereden biliyorduda evin üstünü kapatma ihtiyacı hissetti. Evde bir güzellik var, örneğin gözlerimizin üstünde kaşlar. Bir tuğla kendiliğinden o süsleme yapmayı nereden bildi. Evin bir atık su gideri var (idrar yolu), böyle bir ihtiyacı nereden bildide inşa etti gibisine, tuğlalar üzerinden değil yani canlıların temel taşları üzerinden tartışma yürütme yerine o taşlar böylesine bir kompleks yapıyı nasıl inşa etti bunun üzerinde durun. Örneğin; kulak zarını inşa eden hücreler doğanın içindeki ses dalgalarını nereden biliyorduda kulak zarını o doğrultuda inşa etti. Ses tellerini inşa eden hücreler, kulak zarından nereden ve nasıl haberdar olduda kulağın algılayabileceği şekilde ses tellerini inşa etti. Örneğin; gözümüzü inşa eden hücreler güneş ışınlarının dalga boyutlarını nereden biliyorduda tam o dalga boyutunu algılayacak bir göz tasarladı. Organlarımız hem doğa ile uyumlu hem başka organlarla uyum içinde inşa edilmiş. Birisi diğerinden nasıl haberdar oldu, diğerinin ihtiyacını nereden bildide o doğrultuda inşa edildi? Olayı anladınız.

Her daim canlıyı gözünüzün öünde bulundurun ve canlı merkezli hareket edin. Hücre, protein, DNA farketmez, cansız şeylerden size örnek verdiklerinde; ne alaka, burada konu DNA veya protein gibi cansız parçalar değil, konu canlılar.
Canlıları ama bunlar oluşturuyor dedikleri anda; sevmek nereden geldi, siz ruha inanıyormusunuz, şuur nasıl oluştu gibisine, DNA ve protein ile açıklanamayan, bizi biz yapan onca parçacık nereden geldi o zaman bunları onlara sorunuz. YANİ, her daim canlıyı bir bütün olarak ele alın. Canlıyı canlı yapan temel parçacıklar var; ruh, şuur, duygular, bilinçaltı, rüyalar ve bunların hiçbiride protein ve hücre ile açıklanabilir değil. Biz evrimcilerden bunlara açıklama getirmelerini bekliyoruz. Bize protein sentezi hakkında sunum veya seminer vermesinler, canlıyı canlı yapan o özellikler nereden geldi ve nasıl oluştu bunu bize anlatsınlar. Kısacası, canlıları basit bir protein parçasına indirgemelerine müsaade etmeyin. Canlıları canlı kılan parçalar var, siz o parçalar üzerinde durun. Örneğin; peynir bakterilerin el atması sonucu ortaya çıkıyor ve protein içeriyor, fakat bir peynir canlı değil. Cansız şeylerde demek protein içerebiliyormuş. Dolayısıyla protein üzerinde değil, canlıyı canlı yapan, sadece canlılarda bulunan özellikler üzerinde durunuz. Bunada büyük fotoğraf denilir!!




kelimelerden türemiş hurafeler