• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        

"Şimdilik bırak onları kendi hallerine, yiyip içsinler, avunsunlar, boş ümitleri onları oyalayadursun.
Yakında gerçeği öğrenecekler." (Hicr Süresi; 3) -19.09.2021  




evrim palavrası vs bilim

-2011
Evrim teorisinin içeriğine fazla girmeden sizlere bu teorinin ne kadar uydurma olduğunu izah etmeye çalışıyoruz. Bakınız; kişi istediği inancı yaşamaya özgür istediği ideolojiyi beslemeye hür, ama siz eğer beslediğiniz inancı bilimsel bir şeymiş gibi insanlara sunmaya çalışır yani amellerinize bilimi alet eder ve bu yaşam ideolojinizi başkalarına empoze etmeye çalışırsanız, o zaman birileride kalkar size dur der. Evrimciler kendilerini çok akıllı sanar, fazla akıllı sanmakta cehaleti beraberinde getirir. Bilmediğiniz şeyleri bildiğinizi iddia etmeye başlar, zırvaladıkça zırvalarsınız. Bilimi kendileri kontrol ettiği içinde, kimsenin kendilerine itiraz edemeyeceğini sanarlar. Ne saçmalığı ortaya atarsak atalım, kim bilime itiraz edecek rehaveti içinde hareket ederler. Ancak bu tezgahta hesaba katmadıkları bir şey var, o da bilimin kendisi. Siz bilimi kendi ideolojileriniz doğrultusunda sağından solundan şekillendirmeye başlarsanız, bilimin kendisi size tuzak kurar ve tezlerinizi teker, teker çürütmeye başlar. Nasılmı? İdeolojilerinizi bilimin içine soktuğunuzda bilimde var olmayan birşeyi bilimin içine sokmuş oluyorsunuz, bu da ister istemez bilimin içinde çelişkilere sebep olur, bir yasa diğerini çürütmeye başlar. Siz
birşeyi kendi doğal ortamından alır (sizin yaşam felsefeniz) ve onu farklı bir dünyanın (bilim dünyası) içine sokmaya çalışırsanız, o şeyin kabak gibi göze batacağını baştan belliydi. Evrimcilere tavsiyemiz, Kur'an Ayetlerini inceleyeceklerine, şu Ayet şu Ayete ters gibisine, ilk önce kendi arka bahçenize bir göz atınız.


Ev
rim teorisi vs fen bilimleri

Fen bilimleri bizlere formül veya doğa kanunlarından bahsettiğinde bu yasaların evrensel olduğunu anlatır. Doğanın bir yasası dünyanın bir yerinde nasılsa, dünyanın farklı bir yerinde de aynı olduğunu söyler. Bir canlı bir kurala tabiyse diğerlerininde tabii olduğunu anlatır. Soru o zaman şu; her canlı eşit şekilde doğanın yasalarına tabiyse, nasıl oluyorda insan gibi şuur sahibi bir canlı sadece maymundan türeyebiliyor, neden başka canlılardan da insan vari canlılar türememiş? Eğer mutasyonlar farklı canlıları ortaya çıkarabiliyorsa o zaman bu evrensel bir kural olmalı, bu bütün canlılar için geçerli olmalı. Eğer bir maymundan insan gibi bir canlı türebiliyorsa, o zaman diğer hayvanlardan da insan gibi şuurlu canlılar türemesi gerekir. Bilim kurgu filmlerinde veya yunan mitolojisinde görüldüğü gibi insan hayvan karışımı farklı farklı yaratıklar türemesi gerekir. Nerede bu hayvan insan karışığı yaratıklar? Eğer bilimin yasaları evrenselse, herkes için geçerliyse o zaman tesadüfler üzerine oynayamayın, neden sadece maymundan şuur sahibi bir canlı (insan) türedi, neden başka hayvanlardan türemedi bunu bize izah edin. Eğer bir maymundan konuşan, bilince sahip bir varlık türeyebiliyorsa o zaman sadece maymundan değil, diğer hayvanlardanda insan gibi bilinçli canlılar türemesi gerekir. Nerede bu canlılar?

Evrim teorisi vs biyoloji

Biyolojinin savunduğu teorilerden birisi darwinin doğal seleksiyon teorisi, ancak doğal seleksiyon teorisi ile evrim teorisi birbirine zıt teoriler! Evrimciler mutasyonların var olandan daha güçlü bir canlıyı ortaya çıkardığı ve nesilleri belirleyende mutasyona uğramış bu canlılar olduğunu iddia eder, doğal seleksiyon teorisi ise doğada ilk elenen ve yok edilen mutasyona uğramış canlılar olduğunu savunur. Hangisi doğru? Nasıl olurda bu insanlar gözlerimize baka baka aynı anda birbirine zıt teorileri savunup halen haklı görünebiliyor? Mutasyon nedir? Mutasyon dört dörtlük çalışan düzenin bozulmasıdır. Genetik hastalıkları bir incelemenizi tavsiye ederiz. Bu hastalar size sağlıklı insanlardan daha güçlü ve daha sağlıklı bir izlenim veriyormu? Evrimciler kendilerini biraz fazla x-men çizgi romanlarına kaptırmış, bunlar genetik mutasyonların daha güçlü ve daha mükemmel bir yaratık ortaya çıkaracağını sanıyor. Bu hayal dünyanızda ve bilim kurgu romanları için geçerli olabilir ama gerçek hayat için değil. Gerçek hayatta genetik mutasyonlar mükemmel işleyen bir düzeni herzaman bozar ve o canlıyı ölüme sürükler. Eğer bir mutasyon bir hücrenin daha iyi çalışmasını sağlası bile, bu sefer diğer hücreler bu yeni hıza ve ayara ayak uyduramaz olur, epilepsi ve kalp aritmelerinde olduğu gibi düzen yine bozulurdu. Doğal seleksiyon teorisi doğada yaşlıların, hastaların ve zayıfların ilk önce avlandığını ve çiftlenme önceliği yani soy aktarımın güçlülerde olduğunu savunur. Darwinin teorisi mutasyona uğramış hayvanların fazla yaşatılmadığı kendilerine çiftlenme imkanı verilmediği ve o genetik zaafiyetin o canlı ile ölüp gittiğini söyler. Şimdi, karşımızda iki teori var, ikiside aynı zihniyet tarafından savunuluyor ama ikiside birbirinden zıt teoriler! Bir teori doğada ilk önce mutasyona uğrayan hayvanların yok edildiği ve soylarını devam ettiremediğini iddia ediyor, diğeri ise sadece ama sadece mutasyona uğrayan hayvanların milyonlarca yıl hayatta kalabileceği kalabildiğini iddia ediyor, hangisine inanalım?

Evrim teorisi vs arkeoloji

Evrim teorisi içindeki çelişkilerden biriside dinazorlar ile günümüzün hayvanları arasında kurulmaya çalışan bağ. Bir yandan günümüzün canlıları dinozorlardan türediği iddia ediliyor ama diğer yandan dinazorların meteorlar tarafından yok edildiği söyleniyor, siz bunda mantıksal bir çelişki görmüyormusunuz? Eğer bir tür tamamıyla yok ediliyorsa nasıl olurda onların soyundan başka canlılar ortaya çıkabiliyor? Birisinin diğerinin soyundan gelebilmesi için aralarında aralıksız genetik aktarma olması gerekmezmi? Diyelimki gördüğünüz şu mükemmel tasarıma sahip tabiatımız ve içindeki bütün mahlukatlar mikroroganizmalar tarafından inşa edildi, şimdi soru şu; sıfırdan bu var oluş meteorlar yeryüzünü yok etmeden öncemi gerçekleşti yoksa sonramı? Meteorlardan sonra derseniz o zaman meteorlardan önceki yaşamı ve tabiatı kim var etti? Değerli dostlar; size anlatılanın aksine evrim teorisi iki yaratılışa inanır. Bir değil iki yaratılışa inanır. Birisinde meteorlar yeryüzüne çarpıp dinazorlar çağını oluşturuyor, ikincisinde vurup dinazorlar çağını kapatıp günümüz çağını oluşturuyor. Evrimciler ile münakaşaya girdiğinizde tek bir çağın hesabını onlardan sormayın, iki çağın hesabını sorun. Örneğin; varsayalımki meteorlar yeryüzünü vurdu ve dinazor çağını başlattı, bunuda bize tesadüf diye yutturdunuz. Meteorlar ikinci defa vurduğunda ve dinazorları yok ettiğinde, yeryüzünde yeniden hayat bulan canlılar, bunlardamı tesadüfün bir sonucu? Yok yok, bunada tesadüf demeye cesaret edemiyorlar, çünkü o tesadüf bu tesadüf diye diye, insanlar kendilerini aptal yerine koyulduğunu hissetmeye başladı zaten. O yüzden insanlar ata-maymun inancından, üstün zekalı uzaylı inancına doğru evrilmeye başladı. Neden, çünkü bir üst akıl olmadan yaratılışı izah edemiyorsunuz. Üstün zekalı uzaylılar inancı, tesadüfen oluştu teorisinden daha mantıklı geliyor. Şimdi; ikinci yaratılışa tesadüf demeye cesaret edemiyorlar, ne diyorlar; birisi diğerinin soyundan geldi diyorlar. Bunu dedikleri zamanda aklımıza bir sonraki soru geliyor; dinozorlar ve o dönemin canlıları meteorlar tarafından yok edildiyse, günümüzün canlıları nasıl onların soyundan gelebilir? Hocam, mikroplardan yeniden canlılar türedi işte derseniz; hayatın temel taşlarından olan bir bakterinin bile kendiliğinden oluşabilme ihtimali 1x10100,000,000,000; yani imkansızken, siz bütün tabiatın kendiliğinden oluştuğunu ve bunun bir değilde iki defa gerçekleştiğini savunursanız o zaman biz, bizi keriz yerine koymaya çalıştığınızı düşünmeye başlarız. Yeryüzü öyle kompleks bir düzene sahipki sadece bir enzimin kendiliğinden oluşma ihtimali 1x1040,000. Yani evrendeki yıldız ve galaksileri oluşturan atom sayısından daha fazla. Bir enzimin kendiliğinden oluşma ihtimali bile sıfırken, siz tüm canlıların tesadüfen yaratıldığını iddia edebiliyorsunuz, üstüne bir değil, iki defa gerçekleştiğini iddia ediyorsunuz, birisi dinazorlar öncesi diğeri ise sonrası. Üstüne birisi diğerinin soyundan geldi diyorsunuz. Bizler böylesine keriz yerine koyarkende, bunları sorgulayan birisi varmı; yok. Neden, çünkü bilimi bir tarikata dönüştürmüşler. Bilim tarikatına adım attığınızda aklı dışarıda bırakıyor, ne derlerse sorgusuz sualsiz ona biat ediyorsunuz. Bu arada, evrimciler meteorlardan çok korkar, bizde diyoruzki neden korkuyorsunuz, eğer meteorlar yeryüzünü her vurduğunda yeni bir hayat getiriyorsa o zaman niye korkuyorsunuz, bırakın vursun, belki bakteriler sizi bu sefer züper güçlü varlıklara dönüştürür?

Evrim teorisi vs paleontoloji

Evrim teorisi günümüzün canlıların dinazorlardan türediğini iddia eder. Sıkıntı nerede? (1) Canlılar yaşlandıkça büyür, yaşlandıkça küçülmez! Dinazorlar büyük, günümüzün hayvanları ise küçük, birisi nasıl diğerin soyundan gelebiliyor? (2) Eğer bütün canlılar mikroskopik boyuttan başladıysa o zaman bir bebeğin büyümesi gibi o canlılarda dinazor boyutuna ulaşıncaya kadar çok farklı fiziki büyüme çağlarından geçmesi gerekir, nerede bu ara geçiş dönemlerine ait bilgiler, hayvanlar ve kemikler? (3) Eğer günümüzün hayvanları dinazorlardan türediyse o zaman o küçülüş süreci içinde de ara hayvanlar görmemiz gerekiyor, nerede bunlara dair kanıtlar?

Evrim teorisi vs fizik

Var olan şey yok, yok olan da var edilemez, bu f
izik ve kimya bilim dallarında sık karşılaşacağınız bir ifade. Bu ifade Fransız kimyacısı A. L. de Lavoisier'e ait. Termodinamiğin yasalarıda keza aynı şeyi ifade eder, yoktan birşey varedilemez der. Evrim teoriside işte fizik ve kimyanın bu temel kanunlarına zıt. Bunu iki boyuttan ele alalım, birisi soyut diğeri ise somut. Birşey yoktan var edilemiyorsa, o zaman bilgi olmadan düşünce, düşünce olmadanda icra olmaması gerek, yani; kalbi, gözü, kulağı, sinir sistemi ve diğer organlara sahip olmayan çok ilkel bir hücre bunların varlığını nereden duydu, nasıl bildide, bunlara sahip bir varlık icat etmeye kalkıştı? Bir canlının inşası için ilk önce bilgi yani soyut boyut var olması gerek, evrim teoriside bu bilginin nereden geldiğini açıklamıyor. Evrim teorisi bilgiden yoksun bir ortama yeni canlıları yerleştiriyor, tesadüf kavramı ilede konuyu kapatıyor. Siz bunu yutuyorsanız bu sizin sorununuz, biz ama tesadüfler üzerine kurulu ve mantığa ve bilime aykırı bir tez uğruna İslam inancımızdan vazgeçecek değiliz. 2) Buna birde somut boyuttan bakalım; göz kulak ve kalp bunların her biri ayrı malzelerden oluşur, bu malzemelere sahip olmayan ilkel bir hücre, nasıl oluyorda o malzemelere sahip birilerini ortaya çıkarabiliyor? Bilim derki malzeme olmadan yoktan birşey olmaz, siz ise evrim teorisi ile olur hemde bal gibi olur diyorsunuz. Kime inanalım sizemi fizik bilim dalınamı?