nühüm                                                         
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...
                                                                                                                                                          
bir konuya niyetlendiğimizde, o gün aklımıza geleni kaleme alıyoruz ve sitemize o taslak hali ile yerleştiriyoruz. Son hali sizlerin gözü önünde alıyor, haftalar içinde cümleleri düzelte düzelte birşeyleri ekleye ekleye. Son hali bir iki hafta alıyor, yeni yazılarımızı bir kaç hafta boyunca lütfen takip edin.....




 
 

akupunktur meridyenleri


bu açıklamalar dünyada bir ilk, bu yazımızda sizlere meridyenlerin doğuş hikayesini aktaracağız, bu bilgileri başka bir yerde bulamazsınız, sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz...

   


   - doğum öncesi ve sonrası

Canlılar ya karada yaşar ya denizde, bu canlıları şarj/deşarj etme görevinide toprak ve su üstlenir. S
u altında yaşayan canlıları su, toprak üzerinde yürüyenleri ise toprak şarj/deşarj eder. Burada kriter şu; vücudunuzun hangi noktası su veya toprak ile temas ediyorsa, şarj ve deşarj olunan nokta orası. Aynen elektronik cihazlarda olduğu gibi, hangi nokta priz ile temasa geçiyorsa şarj noktası orasıdır. Yaşanılan sıkıntı ne? Ana rahminde siz su altındasınız, siz orada herhangi bir şarj düzeneğine ihtiyaç duymadan bedeninizin içindeki akımları cildinizin herhangi bir noktasından deşarj edebilirsiniz yani siz bir şarj/deşarj düzeneğine bir meridyene sahip olmadan doğuyorsunuz. Yeryüzüne ayak bastığınızda ama yaşamınızı toprak üstünde, ayak üstünde geçiriyorsunuz, herhangi bir meridyene bir şarj/deşarj düzeneğine sahip olmadan siz gövdenizde ürettiğiniz akımları beden içinde bir kargaşaya bir kaosa sebep olmadan nasıl bir düzen ve bir hiza içinde organlardan ayakların altına kadar getirmeyi düşünüyorsunuz? Biz bu soruya bir cevap bulduk ve bu cevabı sizler ile paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu güzergahlar nasıl oluşur, ellerin içine kadar uzanan meridyanlar nereden çıktı, yazımızın konusu bunlar. Kaç tane akupunktur meridyeni var, bunlar hangi hastalıklara karşı faydalı gibisi bilgilere bu yazımızda yer vermeyeceğiz, bu bilgileri siz her akupunktur sitesinden öğrenebilirsiniz. Bizler sizlere bilinmeyenleri, başka yerlerde bulamayacağınız bilgileri aktarmaya çalışıyoruz. Bizler bu websitemizde hurafe ve mistik enerji inançlarından uzak, pozitif bilimler ve mantık üzerine kurulu açıklamalar ile sizlere sistem nasıl kuruldu, altında yatan hikmet nedir bunları aktarmaya çalışacağız.

   - ana rahmi

Ana rahminde siz su altındasınız, su altında yaşayan canlılarda da bir atık güzergahı bulunmaz. Beden içi ürettiğiniz elektromanyetik atıklar suyun iletkenlik özellikleri sayesinde cildin herhangi bir noktasından, herhangi bir kural veya düzene tabi olmadan istediği gibi bedeni terk edebilir.

   - doğum sonrası

Su altında siz suya emanetsiniz toprak üstünde ise toprağa. Toprak üzerinde yaşayan canlıları şarj veya deşarj etme sorumluluğu toprağa ait. Toprak kendisine verilen bu kutsal görevi yerine getirebilmesi içinde kaba inşaatın tamamlanmasını bekler, yani doğumu. Eğer kaba inşaat tamamlanmadan organlarınız toprak ile temasa geçmiş olsaydı o zaman toprağın elektromanyetik çekim gücü embiriyonun gelişimini altüst eder, simetri ve düzenden yoksun bir varlık ortaya çıkardı. Bunu biraz açalım; embiriyotik hücreler elektromanyetik bir programla çalışır, beynin henüz gelişmediği, hormonların çalışmadığı ve sinir sistemin var olmadığı bir ortamda embiriyotik hücreler elektromanyetik kodlama ile haberleşir ve o kodlar doğrultusunda oluşturmaları gereken organ ve beden dokularını inşa eder. Örneğin; kaç tane parmağın olması, nasıl bir şekle sahip olması, kolların ne kadar uzun büyümesi veya hangi organın karnınızın hangi bölümünde ortaya çıkması gibi. Allahu Teala elektromanyetik boyutta bir insan şablonunu ana rahmine yerleştirir, embiriyotik hücrelerde 3D kopyalama makinesi gibi o canlıyı o elektromanyetik yönlendirme doğrultusunda inşa eder. Siz eğer o bedenin yapımı tamamlanmadan o hücreleri toprağın çekim gücüne maruz bırakırsanız, toprağın çekim gücü herşeyi emen bir kara delik gibi ana rahmindeki elektromanyetik yönlendirmeyi altüst eder, bir frekans karıştırıcı gibi ana rahmindeki yeni canlının inşasına el atar, ortaya fiziksel gelişimi tamamlanmamış, şekilsiz yaratıklar çıkar. Ne kadar ince dengeler üzerine yaratıldığımızı görüyormusunuz? Not: röntgen gibi elektromanyetik boyutta çalışan cihazlara hamile kadınların girmesi o yüzden yasak!

   - toprağın çekim gücü

Siz herhangi bir meridyene sahip olmadan dünyaya gelirsiniz, bu şarj/deşarj hatları nasıl ve ne zaman inşa edilir? İnsan bedenin içindeki meridyenleri incelerseniz, gövdenizden çıkan hatların el ve ayak parmak uçlarına kadar çekildiğini, döşendiğini görürsünüz, neden parmak uçlarına kadar ve eller nereden çıktı, sonuçta insanoğlu ayaküstünde hayatını idam ediyor yani toprak ile temas ettiğimiz nokta ayakların altı. Parmak uçları ve ellere uzanan hatların gizemi yaşamın ilk iki yılında yatar, insanoğlu ömrünün ilk iki yılını yerde, parmak uçları üzerinde sürünerek, dört nal üzerinde geçirir; bunun nedenini hiç merak etmedinizmi? Kas ve kemik dokuları henüz hazır değil derseniz, hayvanlar aleminde bir geyik ama yavrusunu doğar doğmaz ayakların üstüne kaldırabiliyor, Allah isteseydi insanıda kaldırırdı ama kaldırmıyor, bizlerin yerde el ve ayak uçlarımız üzerinde sürünmemezi takdir ediyor, neden? Bu sorunun cevabı meridyenler, beden içi güzergahların inşası ile ilgili. Açıklayalım; toprak güçlü bir vakuum cihazıdır, toprağın içindeki artı ve eksi yüklü mineraller elektromanyetik akımları kendisine çekebilecek güce sahip. Beden içi akımlarınız toprağın bu çekim gücünden yararlanır, toprak bedenin içinde dolaşan akımları bir vakum cihazı gibi kavrar, bedenin içinde önünü açar ve bu akımları kendisine doğru çekerken bu akımlar için bir fay hattı belirler. Her organ farklı bir frekansta çalıştığı için, bu çekim gerçekleşirken frekanslar birbirine karışmaz, toprak her birini farklı bir noktadan dışarıya çıkarır. O yüzden farklı meridyenler var, her organ kendisine has bir atık güzergahına sahip.

   - dört nal üzerinde sürünmenin önemi

Bedeninizin enerji atık güzergahları (meridyen) doğum sonrası, toprak tarafından döşenir. Toprağın bir elektrik tesisatçısı gibi bu hatları döşeyebilmesi içinde o kabloların giriş çıkış noktaları toprak ile temas içinde olması gerek. O yüzden bizler ömrümüzün ilk iki yılını dört nal üzerinde, parmak uçlarımızda geçiririz, o yüzden hayvanlar yavrularını dünyaya getirir getirmez 4 ayak üzerine kaldırmaya çalışır. Ne için; gövdemizden el ve ayak parmak uçlarımıza kadar o kabloların döşenebilinmesi için!
İlk yılımızı yerde sürünerek geçirmemizin asıl sebebi kaslarımızı, kemiklerimizi veya beyin koordinasyonlarımızı geliştirmek değil, daha çok toprağın bir elektrik tesisatçısı gibi elektromanyetik hatlarınızı yani şarj/ deşarj düzeneklerinizi kurmak içindir. Örneğin; doğum sonrası bebeğinizin sağlık sorunlarımı var veya daha güçlü ve sağlıklı olmasınımı istiyorsunuz, o zaman bebeğinizi sıkça tarlaya götürün, verimliliği yüksek olan topraklara ve orada çırılçıplak toprakla haşır neşir olmasını sağlayın.

   - özetleyelim

Ana rahminde olduğunuz sürece bedeninizin ürettiği akımlar, suyun iletkenliği sayesinde istedikleri noktadan bedeni terk edebilir. Doğum sonrasıda bu akımlar vüdunuzun herhangi bir noktasından dışa sızmak ister ama cildimiz bunların dışa sızmasına engel olur. Bu akımlar bir düzensizlik ve panik içinde bedene yayılır ve bir oraya çarpar bir buraya. Bu beden içinde bir kaosa sebep olur. Bu noktadan itibaren toprak devreye girer, toprak bu kaosa bir son verir. Toprak bir vakuum cihazı gibi her bir akımın boynuna halatı geçirir ve kendisine doğru çeker. Her organ kendisine has bir frekans ile çalıştığı için, her organın yaydığı elektromanyetik akımlar birbirine karışmadan her biri farklı bir kablo üzerinden parmak uçlarına çekilir. Bu kablolar (meridyen) çekildikten sonrada her frekans bir ömür kendi güzergahına sadık kalır ve hep o güzergah üzerinden şarj/deşarj olur. 

   - hasta bebekler

Bu hatlar ilk yılınızda nasıl döşenirse hayatınız boyunca öyle kalır, sağlıklı döşenirse sağlıklı ve dengeli bir enerji dünyanız olur ama eksik veya hatalı döşenirse enerji boyutlarınız sizi hayatınız boyunca hastalıklara ve sıkıntılara boğar. O yüzden yeni doğan çocuğunuzun toprağa temas etmesini sağlayın, bilhassa mineral değeri yüksek olan topraklara, halk arasında verimli denilen topraklara ve bilhassa hastaysa. Hasta bedenlerdeki hücreler daha yoğun çalışır, o bedende daha fazla enerji üretilir, siz bu enerji birikimlerini o bölgeden uzaklaştırmazsanız iyileşmede ilerleme kayıt edemez tam aksine o organın çöküşünü hızlandırırsınız. Isınan bilgisayar nasıl kendisini kapatıyorsa insan bedenide aşırı ısı ve elektromanyetik akımlara maruz kaldığı zaman çöker. Şimdi bir düşünün; yeni doğan ve bir hastalığa sahip olan bebekler aylarca hastanelerde bir kutu içinde tutulur, topraktan ve sudan uzak, yani kendisini şarj ve deşarj edebilecek iki unsurden uzak. Sizce bu ortamda o yavrularımız sağlığına kavuşabilirmi ya da ne kadar sağlıklı kavuşur? O kutuların içine verimli toprak atılsa veya mineral değeri yüksek su konulsa ve yavrularımız sonrası o kutuların içine yerleştirilse bu onlar için daha sağlıklı olmazmı, onlar daha hızlı sağlıklarına kavuşmazmı, daha az komplikasyonlar ile hastalık sürecini atlatmazmı? Tabiiki atlatır, o zaman bu basit öneriyi veya aklı neden tıp dünyası akıl edemiyor? Yeni doğan bebekleri bir tüpün içine hapseden tıp dünyasının ne kadar büyük bir cehalet içinde olduğunu şimdi daha iyi anlıyormusunuz?

Not: yüksek mineral değere sahip herşey bir vakum gücüne sahiptir yani sizde, biz insanlarda birer vakuum cihazıyız. Bu vakuum cihazın hortumuda ellerimizin içidir. Bebeğiniz ve çocuğunuz hastamı o zaman ellerinizin içi ile onu okşalayın, bu çocuğunuzun rahatlamasını, çocuğunuzdaki bazı sıkıntıların gitmesine katkıda bulunacaktır. Ellerinizin içi bir vakuum cihazı gibi cilt tabakasını aşıp bedenin içinde rahatsızlığa sebep olan elektromanyetik atıkları kendisine çekebilir, bebeğinizin bedenini deşarj edip sıkıntılarını dindirebilir. 

Not: akupunktur meridyenleri elektromanyetik birer hat, insanoğlunun gözlemi dışında bir oluşum. Bu güzergahların haritalarını çizebilmek ne günümüzün teknolojisi ve bilgi birikimi ile mümkün ne de o dönemin bilgi birikimi ile. Gözle ve elektronik cihazlar ile görüntülenmesi mümkün olmayan birşeyin haritasını siz çizemezsiniz yani bu haritaların binlerce yıl önce çizilebilinmiş olması doğaüstü, insandışı bir olay. Bırakın görmeyi, varlığından bile haberiniz olmayan birşeyin haritasını nasıl çizeceksiniz? Bu haritalar çizildiğine göre, demek bu haritaların çiziminde bu haritaları görebilen varlıkların bunda bir parmağı var. Kim elektromanyetik akımları görmeye kadir? Melekler ve cinler? Bu varlıklar ile insan arası iletişim nasıl gerçekleşir? Melekler sadece peygamberler ile iletişime geçer cinler ise hurafe inançlar ile. İnsanlık tarihinde yeryüzüne onbinlerce peygamber indiğine göre, hatta bazı rivayetlere göre bu sayı yüzbin üzerinde, bu bilgileri melekler peygamberlere, peygamberlerde o yöre halklarına aktarmış olabilir. Örneğin; burçlar ilmi idris as’a indirildi ve idris as o ilmi yaydı ancak o dönemin babil bilginleri bunu sonradan kendi keşifleriymiş gibi topluma ve tarihe sundu. Akupunktur meridyenlerin güzergahını görmek veya kan damarları gibi günümüzün teknolojisi ile tespit etmek mümkün değil, bu bilgileri bu uzak doğu bilginlerine ya o yörelere gönderilen peygamberler aktardı ya da cinler. Cinler batıl inançlar ile içli dışlı olduğu için, batıl ve hurafe inançlar besleyen uzak doğu rahip ve bilginlerine bu bilgiler cinler tarafındanda aktarılmış olabilir.