• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

biyoenerji ve tıp dünyası



Tıp dünyası insan bedenindeki enerji akımlarını inkâr etmez tam aksine asırlardır teşhis ve tanılarında bu enerji akımlarından yararlanır.

- Bedenimizin ısısı enfeksiyonların tespitinde kullanılır. Örneğin ateş 
  ölçerler.
- Beyin ve kalbimizin elektrik akımları sayesinde beyin ve kalp   
  grafileri elde edilir.
- MR teknolojisi bedenimizin manyetik akımları sayesinde mümkün.

Tıp dünyası bu akımların varlığını kabulleniyor ve bunu kullanıyorsa, o zaman tıp dünyası bu doğal akımları neden inkâr eder?

Tıp dünyası, menfi çıkarlar ve insan bedenindeki enerji akımları

Tıp dünyası bir işletme çarkı ile işler, olayları menfi çıkar ve ideolojik görüş doğrultusunda değerlendirir. Her hangi bir şey lehe olacaksa bu kabul, aleyhe olacaksa ret edilir. Örneğin; ısı enerjisi sayesinde enfeksiyonların varlığı tespit edilir, ama bu ısıyı biyoenerji uzmanları ağızlarına aldığı zaman bu ısının varlığı ret edilir. Örneğin; MR görüntüleri bedenlerimizdeki manyetik akımlar sayesinde elde edilir, ama biyoenerji uzmanları bu akımların varlığından bahsettiğinde buna hurafe damgası vurulur. Örneğin; beyin ve kalp grafileri ve nörolojik sinir ölçümleri bedenlerimizdeki elektrik akımları sayesinde elde edilir, ama biyoenerji uzmanları bu akımların varlığından bahsettiğinde buna bilim dışı damgası vurulur. Örneğin; fizik tedavi merkezinde bir cihazın ürettiği ısı ile hastalıkların tedavi edilebildiği kabul edilir, ama bir insanın avcundan çıkan ısı ile hasta tedavi edilmeye kalkışıldığında, yani enerjinin kaynağı canlı bir varlık olduğu zaman bu kabul edilmez.

Bunlar kendi üretimine (sanal olanı) hak gözü ile bakıyor, Allahın üretimine ise (doğal olana) bilim dışı olarak. Bilim dünyasını bir tarikat gibide görebilirsiniz. Bunların peygamberleri bilim adamları, mescidleri araştırma merkezleri kutsal kitaplarıda bilim dergileri. Kendilerine ait bilgilerin dışında, bu kuran-ı kerimde olsa asla kabul etmezler. Keşke bilime göre hareket etseler, o zaman sıkıntı yok. Bilimi kendi çıkarlarına göre yonttukları zaman ama sıkıntı başlıyor. Çıkarlar devreye girdiğinde, kendileri o çok eleştirdikleri dinler gibi hareket etmeye başlıyor, katolik kilisenin engizisyona benzer bir muameleye tabi tutuluyorsunuz.

Tıp dünyası insan bedeni üzerinde hak ilan eder

Tıp dünyası İnsan bedenini kendi patentli malı olarak görür, o yüzdende kendisi dışında her hangi birisinin insan bedeni ile uğraşması ve araştırmasına tahammül göstermez. İnsan bedeni üzerinde yapılan bütün bilimsel yorumları kendisine has bir hak olarak görür. Kendinden olmayan tüm çalışma ve açıklamalarıda bilim dışı sayar. Hekiminiz eğer biyoenerji gibi uygulamaları aşağılamaya çalışırsa bunu fazla kafanıza takmayın, bu tepki rekabet korkusundan kaynaklanıyor. Hastalıkları tedavi edememe acizliğinden, elinden ilacı alırsanız hiç bir işe yaramama ezikliği ve özgüven yoksunluğundan kaynaklanıyor. Siz böyle bir psikoloji içinde bulunan hekimlerin beyanlarını dikkate almayın. Siz kendi çıkarlarınız doğrultusunda hareket edin. Zaman değerli ve erken müdahale hayati önem taşır. Doktor doktor gezinerek organlarınızın ömrünü ilaçlar ile kısaltmayın. Kendinizi bir ay, bir yıl daha maddi ve manevi yıpranıma uğratmayın. İlaçlar sadece hastalığınızı idare eder. Siz sizi idare eden değil size çözüm üretebilecek yollara başvurun. 

Hastalıklara nasıl yaklaşmalıyız

Acil müdahale gerektiren bir durumunuz varsa acile gidin ve müdahalenizi yaptırın. Tedavi gerektiren bir durumunuz varsa asla tıp hekimlerine başvurmayın, alternatif çözüm yollarına başvurun. İki; bilgi sahibi olmadığınız bir konu hakkında yorum ve kanaat getirmeyin. Bilimin en temel kuralı çalışma yapmadığınız konular hakkında yorum getirmemektir. İlkokul, lise veya üniversite seviyesi farketmez bilimden zerre nasibinizi aldıysanız, kendinize ve bilime iyilik yapın ve araştırma yapmadığınız konular hakkında konuşmayın. Bu benim ilgi alanımın dışında bir şey, bu konu hakkında yorum yapmam doğru olmaz deyip geçin. Eğer yorum yapma ihtiyacı duyuyorsanız o zaman bilimin ikinci kuralına başvurun, kendinizi bütün önyargılardan arındırın. Gördüğünüz gibi bilimi takip ederseniz doğruyu bulursunuz. Günümüzün bilim adamlarında yaşadığımız sıkıntıda tam bu, onların bir bilim adamı gibi değil daha çok aklını kiraya vermiş birer tarikat fanatiği gibi hareket etmesi. Bilimin birinci emri, bilgi sahibi olmadığınız konu hakkında yorum yapmamak ve ikinci kuralı ön yargı taşımamak. İncile inanıp onunla amel etmeyen rahip misali, bilime inanıp ona uymayan bir bilim camiası var karşımızda. Günümüzün bilim adamları akıllarını bilim dünyasına teslim etmiş. Bilim dünyası iyilerin elindeyse ne ala, ama günümüzde olduğu gibi insanlara çip takıp uydudan kontrol etmek isteyen, insan kusurlu yaratılmıştır ben insanı mükemmelleştireceğim, insanı insan 2.0 sürümüne yükselteceğim diyen piskopatların elindeyse o zaman hapı yuttunuz. İster bilim olsun ister din, sorgusuz sualsiz itaate başladığınız an bunun sonu hiç iyi bitmiyor. Allahu Teala sadece kendi varlığının sorgulanmasını yasaklıyor. Yaradılan herşeyi sorgulayabiliriz ama yaradanı değil. Allahu Teala dışında herşeyin nedenini sorgulayabilirsiniz, namaz ve peygamberler dahil. Yaradılan herşeyin çok güzel bir açıklaması var. Mantığa sığmayan tek şey yaradanın kendisi. Onun varlığı akıl ile izah edilecek bir husus değil. Onu sorgulamayın, geri kalan herşey sorguya açık. Allahın varlığı ve tekliği dışında lütfen sorgusuz sualsiz kimseye biat etmeyin ve bilgi sahibi olmadığınız konular hakkında lütfen yorum getirmeyin. Eğer bir konu hakkında yorum yapacaksanız objektif bir şekilde araştırmanızı yaparsınız, yorum ve kanaatinizide o araştırmaların neticesinde getirirsiniz. Biyoenerji gibi uygulamaları araştırın sonrası kendinizde uygulatın. İlk önce böyle bir şeyin var olup olmadığını kendi bedeninizde tecrübe edinin. Yorumunuzu ve kanaatinizide bu tecrübeleri edindikten sonra yaparsanız bu toplum ve kendiniz için daha hayırlı bir yaklaşım olacaktır.