• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

biyoenerji ve anatomik özelliklerimiz



Allah insanı çevresi ile enerji alış verişi yapabilecek şekilde yaratmış. Bunun çok farklı nedenleri var, en basiti geçmiş çağların hastalıklarına çözüm sunmak. Teknoloji 20. yüzyılda yeryüzüne indi. Günümüzün nimetlerinden mahrum kalan toplumlarada hastalıkları ile ilgili bir çözüm sunulması gerekiyordu. Çözümüde Allahu Teala bizzat insan bedenin içine yerleştirmiş. Nasıl bir çözüm? İnsanı bir şarj istasyonu olarak yaratarak. Hepimiz birer aküyüz, dilediğimiz zaman kendimizi dilediğimiz zaman başkalarını bu akü ile şarj etme şansına sahibiz. Yaradıcı şarj etme noktası olarakta ellerin içi ve ayakların altını öngörmüş. Ayakların altından şarj oluyoruz, ellerimizin içi ilede başkalarını şarj ediyoruz. İnsan topraktan yaratıldığı için toprağın bizi şarj etmesi, elimiz ilede bu enerjiyi başkalarına aktarmamız takdir edilmiş. Tabi bu günümüzde artık ne kadar geçerli o da ayrı bir konu. Günümüzün insanın toprakla haşır neşir değil, dolayısıyla günümüzün insanı ne kadar bir şarja sahipki başka birine ne enerjisi aktarabilsin. Hastalıkların artışına bakarsak günümüz insanı birine enerji aktarmaktan çok uzak. Biyoenerji gibi uygulamalar sahihmi değilmi bunu merak ediyorsanız yaratılış anatominize bir göz atın, buradan olayı çözersiniz. Örneğin; enerji akımları ile uğraşan tüm uzmanlar hepsi ellerin içini kullanarak enerji seansı uygular. İstisnasız. Enerji uzmanınız gerçekmi değilmi merak ediyorsanız, seansta ellerin içini kullanıp kullanmadığına bakınız. Kullanmıyorsa bilinki o enerji aktarmıyor. Size başka birşey yapıyor, enerji aktarımı değil. Dünyanın neresinde olursanız olun, ne tür bir uzman olursanız olun insanın enerji akımları ile uğraşıyorsanız avucunuzun içini kullanmak zorundasınız. Vücudunuzun başka bir yeri veya elinizi yumruk yaparak veya elinizin tersi ile enerji seansı yapmanız mümkün değil. Birbirinden habersiz yeryüzünün farklı noktalarına serpiştirilmiş uzmanların her biri seanslarında aynı noktayı kullanıyorsa (avuçların içi), o zaman insan bir oturur ve ne var yahu bu elin içinde diye merak eder. Biz merak ettik. Avuç içinde ne var sorusunu kendimize sorduk. Avucumuzun ayrıcalığı neki enerji aktarımı için o bölgeye mahkumuz.

Neden ellerin içi ve ayakların altı, nedir bedenimizin diğer yerlerine nasip olmayan bu anatomik ayrıcalık?

Nedir ellerin içi ve ayak altının anatomik ayrıcalığı?

1. Kıl kökleri

Bu bölgeler kıl köklerinden yoksun yaratılmış. Cildinizin kıl köklerinden yoksun yaratılan tek bölgeleri ellerin içi ve ayakların altı. Kıl köklerin görevi ne? Kıl kökleri sizleri mikroplara karşı korur, havada dolaşan bakterilerin cildinize yerleşmesine müsaade etmez. Kıl köklerin bir özelliğide kıl kökleri sizleri güneşin zararlı ışınlarına karşı korur, yani ışınları emer ve yansıtır. Güneş ışınların cildinize temas etmesine izin vermez. Elimizin içi ve ayağımızın altının ilk ayrıcalığı enerji akımlarını geri çeviren kıl köklerinden yoksun olması. Örneğin; enerji akımların giriş ve çıkış kapısı olarak öngörülen bir noktaya kıl kökleri yerleştirilmiş olsaydı o zaman ne biz başkasına kendi enerjimizi aktarabilirdik ne de başkası bize. Her denemede enerji kıl köklerine çarpar ve çıkış noktasına geri dönerdi. Bedenlerimizi çevremizdeki enerji akımlarından ve çevremizide kendi enerji akımlarımızdan mahrum bırakırdık. Ellerimizin içleri kıl köklerinden yoksun yaradılarak ama, arkadaşlarımızla tokalaştığımızda sevdiğimiz insanlara dokunduğumuzda onlara içimizdeki sevgi dolu enerjiyi hiç bir fiziki engel ile karşılaşmadan aktarabilmemizi ve onların enerjisinide kendi içimize almamızı sağlıyor.

2. Yağ bezleri

Bu bölgeler yağ bezlerinden yoksun yaratılmış. Ellerin içi ve ayakların altı bir ayrıcalığa daha sahip, o da bu iki nokta kıl kökleri dışında birde yağ bezlerinden yoksun olan cildin tek bögeleri. Kıl kökleri elektromanyetik akımları geri çevirirken, yağ bezleri tam tersi bir görev işler, yağ bezleri elektromanyetik akımların girişini kolaylaştırır. İnsan bedenini değişik ışınlara maruz tuttuğunuz zaman (örneğin; röntgen ışınları), bu ışınların dokular arasındaki geçişinde (transmisyon) bazı dokuların (örneğin; yağ dokusu) geçişe izin verdiğini bazı dokuların (örneğin; kas ve kemik dokuları) ise ışınları emip bunların geçişine kolayca izin vermediğini görürsünüz. Beden dokuları arasında ışınlara en rahat geçiş tanıyan doku yağ dokusudur. Enerji akımların giriş kapısı olarak görülen bir bölgenin yağ dokularından yoksun yaratılması bir dezavantaj olarak görünsede, aslen öyle değil. Eğer ellerinizin içi yağ bezleri ile donatılmış olsaydı, o zaman siz enerji akımlarını ellerinizin içinde tutamaz onları kontrol edemez olurdunuz. Yağ bezleri ile donatılmış bir el, suyu bir süzgeçle tutmaya benzerdi. Bir yandan doldururken diğer yönden akar giderdi. Ellerinizin içi yağ bezleri ile değilde sert lifler (palmar aponeurose) ile donatılmış olması sizlere o enerjiyi avucunuzun içinde emme ve orada tutabilme yeteneğini verir. Bir kremi nasıl elinize boşaltıp bedeninize sürebiliyorsanız, ellerinizin içindeki sert liflerde elinize odakladığınız veya üflediğiniz enerjiyi (örneğin; okuduğunuz duayı) elinizin içinde tutabilme ve bu enerjiyi bedeninize sıvazlayabilme nimetini sizlere sunar.

3. Stratum lucidum (cilt tabakası)

Ellerin içi ve ayakların tabanı ayrıca vücudun başka bir yerinde görünmeyen bir cilt tabakasına (stratum lucidum) sahip. Bu cilt tabakası mikroskobun altında parlak bir tabaka olarak görüldüğü için kendisine bu isim verilmiştir. Bilim dünyası bu tabakanın ne işlev gördüğünü henüz bilmemekte ama biz bunun ellerinizden giren enerji akımları ile alakalı olduğunu tahmin ediyoruz. 

4. Kemikler (üçgen şekli)

Cildinizden kemiklere doğru derinliğe indiğinizde ellerinizin şeklini oluşturan kemiklerinde enerji aktarımlarına müsait bir şekilde yaratıldığını görürsünüz. Avucunuzu kapalı veya açık halde incelerseniz elinizi oluşturan kemikler birbirleri arasında üçgenler oluşturur. Piramitler üzerinde yapılan araştırmalar bize, enerjiyi en iyi muhafaza eden şeklin üçgen olduğunu ve ondan dolayı firavunların bedenleri üçgen şeklindeki bir tapınağa yerleştirildiği gösteriyor. Bunu sizde evde deneyebilirsiniz; üçgen bir kutunun içine bir elma yerleştirin birde dörtgen şeklinde olan bir kutuya. Bir kaç gün sonra kontrol ettiğinizde dörtgen içinde olan elmanın daha fazla çürümelere maruz kaldığını görürsünüz. Parmaklarınızı oluşturan kemiklerinde üçgen bir formata sahip olması ellerinizin içine yönlendirdiğiniz enerji akımların ellerinizin içinde daha iyi muhafaza edilmesini sağlar.

5. Karpal tünel (lens)

Karpal tünel bir lens görevi görür. Bedeninizden avucunuza doğru akan akımları piramit havzasına (avucunuz) yönlendirir ve ortasına odaklar. Bedende ürettiğiniz enerjinizden maksimum düzeyde yararlanmanızı sağlar. Bu tünelden 9 tane fleksor tendonu ve bir tane sinir geçer. İlginç bir not; bu sinir baskıya uğradığı an sekreter hastalığı olarakta bilinen karpal tünel sendromu ortaya çıkar. Bu tünel neden gerekli görülmüş? Bedende üretilen akımlar ellere ulaşıncaya kadar çok farklı dokulardan geçer, bu doğal veya yapay engeller enerjinin dozajını frenler ve yayılıma uğratır. El bileğindeki karpal tünel ise bir lens gibi dozajı zayıflatılmış ve yayılıma uğramış bu enerji akımlarını tekrar bir noktaya odaklanmasını sağlar. Ellerinize odakladığınız enerji akımlarını çok güçlü ve etkili bir dozaja ulaştırır.

6. Triboelektrik Serisi (fizik)

Elinizin hangi parçasını incelerseniz inceleyin duygularınızı ve enerjinizi başka birisine aktarabilecek şekilde yaratıldığını görürsünüz. Zaten öylede olması gerekmez mi? Duygularını, sevgisini ve tutkusunu çevresiyle paylaşamayan bir insan, insan mıdır? İnsan elin bu anatomik ayrıcalıkları fizik ilminde dikkatini çekmiş. Aslında bizim aydınlar dışında herkesin ilgisini çekmiş. Fizik bilim dalında triboelektrik niteliğine sahip olan maddeler bir tabelada sıralanır. Sıralama maddelerin elektron verme özelliklerine göre belirlenir ve bu sıralamada birinci sırayı insan eli alır. Yani maddeler arasında elektron vermeye en müsait olanı insan eli ve bunuda biz değil fizik bilim dalın kendisi söylüyor. Elektronlar nedir? Elektronlar iş görmeye hazır askerlerdir. Bir elektron ile siz bir ampulde yakabilir, bir hücreyi aktivede edebilirsiniz. İnsan eli kendi bedeninde ürettiği elektronları dokunduğu cisimlere aktarmaya müsait yaratılmış ve fizikte bunun böyle olduğunu triboelektrik serisi ile tasdikliyor.

Neden ellerin içi ve ayakların altı?

Arkadaşlarınız ile tokalaşmanız, annenize sarılmanız, yemeği yapmanız, ellerinizi açıp dua etmeniz, çocuğunuzu okşamanız, eşinizi sevmeniz ve dahası hep ellerinizin içi ile gerçekleşir. Elleriniz çevreniz ile bağlantı kurmanızı sağlayan ana hat olarak öngörüldüğü için yaratıcı bedeninizde ürettiğiniz enerjiyi bu noktadan dışa akmasını takdir etmiş. İçinizde barındırdığınız sevgi veya öfke dolu enerjiyi siz bu noktadan dokunduğunuz cisimlere veya insanlara aktarırsınız. Ayakların altı ise daha çok bedeninizi şarj ve deşarj etmekle sorumlu kılınmış. Toprağın içindeki pozitif ve negatif yüklü mineraller bir vakum cihazı gibi bedeninizin enerji akımlarını kendine çeker, vücudun şarj ve deşarj olmasını sağlar.