• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        



Haftanın Yazısı: Cehennem nedir nerede ve nasıl görünüyor? Bu konuya levh-i mahfuzla ilgili yazımızda kısaca değinmiştik, fakat konu cehennem olduğu için kendi başlığı altında bir yazı hakettiğini düşündük. Önceden konuyla ilgili kısa bilgi alanlar için bu güzel bir tekrar, önceden okumamış olan okurlarımız içinde aydınlatıcı bir yazı olur inşallah. Şimdi; merak ediyorsunuzdur bu tür bilgilere nasıl ulaştığımızı, emin olabilirsiniz bize gayptan bilgi üfleyen varlıklar yok, tek özelliğimiz iyi bir gözlemci olmamız. İçinde yaşadığımız düzenin, kendi bedenimizin, kullandığımız teknolojilerin öylesine yaratılmadığını, bunun altında çok daha farklı nedenler olması gerektiğine inanıyoruz ve o doğrultuda kendimizi ve hayatımızı gözlemliyoruz. Tüm sırrımız bu, ve tabiki hekim olarak pozitif bilimlere vakıf olmamız ve Kur'an-ı Kerimi yıllarca anladığımız bir dilde (türkçe meali) okumamız bu araştırmalarımızı mümkün kıldı. Size sunduğumuz bu bilgilerin altında merak ve bol emek dışında bir sır yok. Örneğin cehennemle ilgili bu bilgilere nasıl ulaştık; levh-i mahfuzun kalbimiz olduğu, nefsimizin sinir sistemi olduğu, büyük beyninse arşı andırdığını daha önce tespit etmiştik, buradan yola çıkarak, ahiret hayatındaki mekanlarla bedenimizdeki parçalar arasındaki bezerlik bunlarla kısıtlı olmaması gerektiğini düşündük ve hekimlik bilgilerimizden de yararlanarak bedenimizdeki diğer bölgeleri araştırmaya koyulduk ve bak görki, bedenimiz tamamıyla ahiret hayatı doğrultusunda yaratılmış. Size veda etmeden önceside Rabbimin izniyle cennet, cehennem, mahşer alanı ve yeryüzü, bu mekanların her birini sizler için deşifre etmek istiyoruz. Bu yazı dizilerimiz bize göre bilginin nirvanası yani en üst noktası, bizde en üst noktadan bize yakışır şekilde sizlere veda etmek istiyoruz. Bu arada, henüz sizden ayrılmıyoruz, bir çok okurumuz bize mesaj attı, içiniz rahat olsun, henüz aşılar ters tepmedi, aşılar ters tepinceye kadar sizinleyiz inşallah, ama yavaş yavaşta vedaya hazırlıklı olalım diyoruz. Örneğin yazılarımızı faydalı buluyorsanız, yazılarımızı kopyalın ve kendi platformlarınızda paylaşın. Bizim açımızdan helali hoş olsun. Önemli olan biz değil, bilginin kendisi ve bilginin paylaşımı.

Değerli dostlar; cehennem bir gizem, kimse ne olduğu nasıl göründüğü hakkında fikir sahibi değil, kimse ahiret hayatında bizleri neler beklediğini bilmiyor, biz bu yazı dizilerimizle bu bilinmeyenlerin üzerindeki perdeyi kaldıracağız, sizin için daha anlaşılır kılmaya çalışacağız inşallah. Kimse ahiret hayatında kendisini ne beklediğini bilmiyorsa, biz nereden biliyoruz? Ahirete gidip geldikmi? Hayır. Nereden biliyoruz o zaman; Allahu Teala ahiret mekanların muadilini insan bedenin içine yerleştirmiş, insan bedenini incelememiz sonucu bunları biliyoruz. Ataistler sürekli der ya, sen ölüpte yenidenmi dirildin, ölüm sonrası bizi ne beklediğini nereden biliyorsun derler ya; işte Allahu Teala böylesine bahanelere sığınmamamız için insan bedenini ahiret mekanları doğrultusunda var etmiş. Ahirete gidip gelmediysek, ahiret mekanlarını nereden biliyoruzda organlarımızın ahiret mekanlarına benzediği iddiasında bulunabiliyoruz? Ahirete gidip gelmedik ama elimizde ahiret mekanlarını ve orada bizi nelerin beklediğini anlatan Ayetler var, bizde o Ayetleri inceledik ve o Ayetlerde ahiret mekanların tanımı yapılırken bu tanımın bedenimizdeki organlarla uyuştuğunu farkettik. Sonrası b
ütüne baktık ve gördükki organlarımız ahiret hayatındaki mekanların birebir aynısı. Sizlere örnekler vereceğiz, bu örneklerden sizde inşallah olayı net göreceksiniz. Neden bu konuları ele alıyoruz ve almak zorundayız? İnançsızlığın en büyük nedeni insanların ahiret hayatını beyinlerinde tasavvur edememeleri. Eğer insanlar ahiret hayatını birazcık hayal edebilse, ne olduğu nasıl göründüğü gibi, o zaman ahiret hayatına inanmak bu insanlara o kadarda uçuk gelmeyecek. Biz ahiret mekanlarıyla ilgili bu yazıları kalem aldık, çünkü ahiret hayatına inanmanızı istiyoruz. İnanmanızı sağlamak içinde beyninizde o mekanları canlandırabilmeniz gerekiyor. Eğer ahiret mekanlarını beyninizde canlandırabilmenizi sağlarsak, o zaman bir gün o mekanlara gitme inancı size o kadarda uçuk gelmez. Kişiye birşeyi tanıtırsanız, o şey kişiye yabancı olmaktan çıkar. Bu yazılarımızlada ahiret mekanlarıyla sizi tanıştıracağız inşallah. Sizleri ahiret hayatıyla tanıştırırkende bunu sizin anladığınız dilden yani pozitif bilimler üzerinden yapacağız. Hani hep pozitif bilim diyorsunuz, ben bilim dışında birşeye iman etmem diyorsunuz ya, bugün size bilimin diliyle cehennemi anlatacağız. Umarız arzu ettiğiniz ilhamı alır ve umarız artık inançsızlığınıza bilimi kalkan olarak kullanmazsınız. Allahu Teala birşeye inanmak için o şeyi hayal edebilmenin ne kadar önemli olduğunu bildiği için bize kıyak geçmiş, bizleri farklı parçalardan yaratırken bunu ahiret hayatındaki mekanlar doğrultusunda yaratmış. Dolayısıyla bedenimizi çözersek ahiret mekanlarınıda çözmüş oluruz. Bu yazı dizilerimizde sizleri insan bedenin içine götürerek sizleri ahiret mekanlarıyla tanıştıracağız. Bu bilgiler dünyada bir ilk, ilk defa insanoğlu cehennemin görünüşü hakkında bilgi sahibi oluyor, umarız yazımızdan arzu ettiğiniz ilhamı alırsınız. Konumuza giriş yapmadan öncesi evrimcilere laf çakmadan olurmu, olmaz, gelin birlikte onlara bir kaç laf çakalım, onları şamar oğluna çevirelim......

Evrimciler. Ne diyorlar, herşey tesadüfen ve kendiliğinden ortaya çıktı diyorlar. İnsan bedendeki organlarla, Ayetlerde anlatılan ahiret mekanları arasındaki ortak noktaları görünce sizce iddialarından geri adım atarlarmı, yeryüzünün tesadüfen ortaya çıkmadığı, arkasında ilahi bir tasarıcı olması gerektiğine inanırlarmı; sanmıyoruz. Onlar bu tür ilhamlardan mahrum bırakıldı, onlar maymundan türediklerine inanmaya devam ede koysun, siz ama bedendeki organlarla ahiret mekanları arasındaki benzerliği gördükten sonra, insanın tesadüfen ortaya çıkmadığını, ahiret veya yeryüzü farketmez, tüm yaratılışın birbiri ile ahenk içinde yaratıldığını, bu uyumun arkasında mutlaka bir yaratıcı bir üst aklın olması gerektiğini lütfen görünüz. En basiti, eğer yeryüzünde hayat tesadüfen oluştuysa, nasıl oluyorda organlarımız kitaplarda anlatılan ahiret hayatı mekanlarını andırıyor? Bunada tesadüf demezsiniz herhalde. Onlarıda mikroplar var etti demezsiniz herhalde. Varsayalımki dediniz, nasıl oldu da yeryüzü ile uyum içinde? Yeryüzündeki mikrop ile ahiret mekanındaki mikrop nasıl birbiri ile iletişime geçti ve birbiriyle uyumlu mekanlar var etti? Değerli dostlar; e
vrimciler olaylara sadece kendi boyutundan (mikrop) bakar, çünkü mikropların dışına çıktıklarında tüm tezleri çöküyor. Örneğin; varsayalımki mikroplar canlıları ortaya çıkardı, meyve ve sebzelerin faydalı oldukları organların görünümünde olmasını nasıl izah edeceksiniz? Bir çevizi ortaya çıkaran mikrop, beyinden nereden ve nasıl haberdar oldu, beyini oluşturan mikropla nasıl iletişime geçtide beyin görünümünde ve beyine fayda verecek içerikli bir çeviz ortaya çıkarabildi? Örneğin; canlılar çiftler halinde var edilmiş. Eğer canlıları mikroplar ortaya çıkardıysa, o zaman erkeği inşa eden mikrop gurubu ile dişiyi inşa eden mikrop gurubu nasıl iletişime geçti, diğerinin cinsel organından nasıl haberdar olduda birbirine uyumlu cinsel organlar oluşturdular, bunuda trilyonlarca farklı canlı için kusursuzca yaptılar? Gördüğünüz gibi mikroptan bir kademe yukarı çıktığınızda kayış kopuyor, evrim teorisi çöküyor, herşey bir üst akla işaret ediyor. O yüzden evrimciler olaylara hep mikrop boyutundan bakar. Baktıkları içinde Allah nezdinde onlar birer mikrop. Siz ama lütfen daha iyi bilin, bu mikropların süslü kelimelerine kanmayın ve onlardan uzak durun. Aklınızda sorular olduğunun farkındadayız, onun içinde bu yazıları kaleme alıyoruz. Mikroba biat edenden, atasının maymun olduğuna inanandan size hayr gelmez, lütfen bu mikroplardan uzak durun. Biz inşallah sizlere doğruları açıklayacağız, bunuda Ayetleri ve bilimi kullanarak mantığınıza hitap ederek yapacağız. Umarız bu tür yazılardan arzu ettiğiniz ilhamı alır, yazılarımız daha çok inancınıza ve Allaha sarılmanıza vesile olur. Evrimle ilgili sorularınız varsa, evrim teorisi başlıklı bölümde yazılarımızı okumanızı tavsiye ederiz. Gelelim cehenneme; ne güzel bir geçiş ama değilmi, evrimden cehenneme, gelin birlikte bu evrimcilerin gideceği mekanı yakından inceleyelim.

Ağzımız. Ahiret hayatımız ağızda başlıyor. Bedenimizde mahşer gününü ağzımızın içi simgeliyor. Örneğin; dilimiz mahşer alanını ve mahşer gününde bizi simgeliyor. "O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi üzerimize aldığımız bir vaat olarak onu tekrar yaratacağız.
Şüphesiz ki biz (vadettiğimizi) yaparız." (Enbiya Süresi; 104). Kitapla ne yapılır; okunur. Okumayı kim yapar; dilimiz. Dilimiz okurken ne yapar; dürülür. Bu Ayet dilimize işaret ediyor, bu Ayetten anlayınızki mahşer alanı dilimiz. Bunun detaylarını mahşer mekanıyla ilgili yazımızda veririz inşallah, sizin bu noktada bilmeniz gereken, nasıl yeryüzü maceramız ağızla başladıysa (yasak ağaçtan yemek), ağızda da (ahiret mekanı) son buluyor. Devamı gelecek.....










araştırmalarımız

sss- uzaktan seans yapmak mümkünmü

-2009
Müslümanlar 1500 yıldır ölenlerin ruhlarına Fatiha okuyor, inaçsızlarda 1500 yıldır Fatiha o kişiye nasıl ulaşacak diye Müslümanlarla dalga geçiyor. Ne ilginçtir ama, dün bizimle dalga geçenler, bugünlerde kendileri uzaktan birine enerji göndermeye başlamış. Bundan da ilginç olanı bu insanlar Müslümanları gerici, kendilerini ise aydın olarak görüyor. Bunlar enerji gönderiminin mümkün olduğunu bugün keşfediyor ve kendilerini aydın, bu bilgiye bin yıllardır sahip olan Müslümanları ise gerici
görüyor. Bunada ne denir; cehalet denir. Bunlar kendilerini ne kadar aydın zannetsede, aydınlığı mini etekle tanımlayanlara cahil denir. Bu yazımızda uzaktan seans yapmanın önkoşulları nedir, herkes bunu yapabilirmi gibi soruları ele alacağız, umarız sizin için aydınlatıcı bir yazı olur. Yazımızın başında şunu belirtelim; uzakta olan birine enerji göndermek teorikte mümkün, pratikte ise mümkün değil. Uzaktan seans gönderdiğini iddia eden herkes, ama istisnasız herkes cinleri kullanıyor. Bunu kendi beyin güçleri ile yapmaları mümkün değil. Yazımıza giriş yapmadan bunu baştan söyleyelim. Neden mümkün değil, bunuda bu yazımızda sizler için cevaplamaya çalışacağız, sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz;

Bilimsel altyapı neden önemli?

Bilim bize bir sonraki olayları hesaplayabilme ve elde ettiğimiz sonuçları tekrarlayabilmemizi sağlıyor. Örneğin; eğer yaptığınız işin bilimsel altyapısını bilmiyorsanız, seans öncesi tedavinin akışı hakkında bir hesaplama yapamazsınız, artı elde ettiğiniz sonucu başka hastalarda tekrarlayamazsınız. Her hastada farklı sonuçlar alırsanız. Uygulamalarınızın bilimsel altyapısını bilirseniz ama, o zaman durum farklı, en basiti uygulamanın her aşamasında nelerle karşılaşabileceğinizi önden hesaplayabilir, ona göre önleminizi alır ve hastalarınızı o uygulamanın zararlarına karşı koruyabilirsiniz. Yaptığınız işin bilimsel altyapısını bilirseniz, en basiti bir hastada elde ettiğiniz o pozitif sonucu her hasta tekrarlama şansına sahip olursunuz, bu da neye sebep olur; toplum nezdinde güvenilirliliğinizi artırır. Örneğin; yaptığınız işin bilimsel altyapısını bilmezseniz o zaman bazen sonuç alır bazen almazsanız, bu da toplum nezdinde güvenilirliğinizin kaybolmasına sebep olur. Yaptığınız işin bilimsel altyapısını bilirseniz, en basiti tedavinin konktrolü sizde olur. Bilhassa enerji boyutları ile uğraşanlar yaptığı işin bilimsel altyapısını çok iyi bilmesi gerek, çünkü enerji boyutları cinlerin cirit attığı bir boyut. Enerji boyutuna daldığınızda cinlerin müdahalesi ile karşılaşıyorsunuz ve ilminize tam vakıf değilseniz, seansların kontrolü çok rahat elinizden çıkıp cinlerin kontrolüne geçebilir. Bunun önüne geçme yöntemleri varmı; var.

Yaptığınız işin bilimsel altyapısına vakıf olun, vakıf olmazsanız o iş size vakıf olur (örneğin; cinler)

Uzaktan seansa kalkışıyor ve başka varlıkların müdahalesini istemiyorsanız, o zaman önleminizi alınız. Önlem almadan seansa kalkışırsanız kendinizi ve hastalarınıza zarar verebilirsiniz. Nedir bu önlemler? 1) Uzaktan birine seans uygulayabilmeniz için beyniniz o kişinin enerjisini daha önceden tatmış ve unutmamış olmalı. Enerjisini tanımadığınız birisiyle uzaktan temas kurmaya çalışmayın. 2) Birisiyle kablosuz iletişim kurmaya çalıştığınızda, bu iletişimin her zaman başkaları tarafından manipüle edilmeye açık olduğunu biliniz. Örneğin cep telefonları üzerinden başkalarıyla iletişime girdiğinizde, o sinyaller uydu veya baz istasyonuna giderken başkaları tarafından da dinlenebilir. Eğer uzakta olan birine enerji gönderecekseniz, başkasının (cinler) buna müdahale edemeyecek şekilde göndermelisiniz. 3) Uzaktan birine seans uygulayabilmeniz için beyninizi o konuda yıllarca eğitmelisiniz. Eğitilmemiş bir beyin kendi enerjisini kendi bedeninden öteye gönderemez. Gelelim bunların detaylarına;

   1) Uzaktan enerji yapmaya kalkışırsanız, daha önceden seansını yaptığınız insanlara yapın

Evrende yaşayan her hangi bir canlıya enerji gönderebilmeniz için onun enerjisini ilk önce evrende bulabilmeniz gerek, bulabilmeniz içinde onun enerjisini daha önceden beyninize hissettirmiş olmalısınız. Örneğin; sizlere bir elmanın tadını hayal etmenizi istesek beyniniz o elmanın tadını anında gözlerinizin önüne getirebilir, fakat sizlere daha önce tatmadığınız bir meyvenin tadını sorsak beyniniz buna bir tat üretemez. Örneğin; sizlere gözlerinizi kapatmanızı ve çocukluk döneminizin sokaklarını gözünüzde canlandırmanızı istesek siz o sokakları anında beyninizde canlandırabilirsiniz, ama eğer görmediğiniz sokak ve mahalleleri beyninizde canlandırmanızı istesek bunu canlandıramazsınız. Özet; beyin mekân ve zaman kavramı tanımaz sizi istediğiniz boyuta, zamana ve yere taşıyabilir, istediğiniz kişiye ulaşmanızı sağlayabilir, ancak; 1) siz anca duyu organlarınız ile daha önceden temasa geçtiğiniz ve enerjisini unutmadığınız enerjilere ulaşabilirsiniz, tanımadığınız birine değil. 2) Siz o kişiye ulaşabilirsiniz ama onunla iletişime geçemezsiniz, ulaşmak farklı bir şey o enerji ile iletişim kurmak farklı. Bir şey ile iletişime geçebilmeniz için telefonun iki hattıda açık olmalı, sadece bir hattın açık olması iletişim için yeterli değil.

   2) Kablosuz iletişim yolları manipüle edilmeye açıktır

Kablosuz iletişim yöntemlerin içeriği her zaman dinlemeye ve müdahale edilmeye açıktır. Hastaya dokunarak yapılan seansları sabit hattan bir arama, temas edilmeden yapılan seansları ise cep telefonu ile yapılan bir aramaya benzer. Bu akımlar havada süzülürken, hedefe ulaşıncaya kadar dış müdahalelere açık konumda olur. Dıştan müdahaleye açık olan herşeyde risk içerir. Eğer birisine uzaktan seans yapmaya kalkışırsanız, bu risklere değermi bunun analizini çok iyi yapınız. Örneğin; Kur’an-ı Kerimin indiriliş biçimi. Gökten peygamberimize vahiy (sinyal) iniyor, o vahiyler göken peygamberimizin kalbine ininceye kadarda o sinyallere Cebrail as eşlik ediyor. Vahiyleri Cebrail as indirmiyor, indirilen sinyallere eşlik ediyor. Şeytanlar dıştan müdahale etmesin, vahiylerin sağını solunu kırpmasın diye. Sizlerin eğer böylesine bir korumanız yoksa, gönderdiğiniz sinyalleri dış müdahalelere karşı koruyan bir Cebrailiniz (as) yoksa, o zaman nacizane tavsiyemiz; kablosuz iletişimden uzak durun. Bir saniyeliğine uzak durmadığınızı, hocam sen anlamazsın, biz ne yaptığımızı gayet iyi biliyoruz dediğinizi varsayalım, bu durumda ne olur; bir gün birine bir enerji gönderirsiniz ve o kişi bir halden başka bir hale girer, şimdi; kişinin o haline sizmi sebep oldunuz cinlermi? İşte bunu asla öğrenme şansınız olmaz. Bunu bilip bilmemek benim için önemli değil, önmeli olan para kazanmak diyorsanız veya önemli olan hastanın iyileşmesi diyorsanız, o zaman buyurun yolunuz açık olsun. Hocam bizim için sizin fikriniz önemli diyorsanız, o zaman uzaktan seanstan uzak durun. Uzaktan birine seans gönderdiğiniz an aktardığınız enerjinin kontrolü sizin elinizden çıkıyor, hastalarda nelere sebep olacağını bilmiyorsunuz, artı bir hastada elde ettiğiniz sonucu bir başka hastada elde etme şansınız yok. Enerjiyi gönderiyorsunuz, kısmet diyor, ne tür sonuçlar çıkacak bunu önden hesaplayamıyor bilmiyorsunuz. Enerjiniz hastaya ulaşancaya kadar yol üstünde değiştirildimi, ne değişimleri uğradı, bu enerji hasta üzerinde nasıl bir tesir gücüne sahip vs vs vs, bunları ve dahasını bilmiyorsunuz. O yüzden uzaktan seans uygulamaktan kaçının. Egolarınızı tatmin etmek için hastalarınızı lütfen bu tür boyutların içine çekmeyin.

   3) Beyninizi geliştirmeden uzaktan seans uygulayamazsınız

Günümüzün insanları robot gibi bir hayat yaşıyor, tv ve bilgisayarlar kendileri için düşünüyor, telefon ve internette kendileri için başkalarıyla iletişimi sağlıyor. Çağımızın insanı, insan ve doğadan uzak yapay bir dünya içinde yaşıyor. Böyle bir ortam içinde yaşayıp pasifize edilen bir beyinde bırakın yüzlerce km uzaklığa sinyal göndermeye, böyle bir beyin kendi bedenine bile sahip çıkabilecek kapasitede değil. Size burada çok ilginç bir bilgi verelim; insan bedeninde çalıştıkca yıpranmayan tek organ, beyin. Diğer organlar çalıştıkça kullanıldıkça yıpranıyor, beyin ise çalıştıkça, üzerine varıldıkça açılıyor, daha güçlü ve daha dinamik bir hale geliyor. Günümüzün teknoloji çağında ama, beyinlerimiz pasifize edilmiş durumda. Günümüzde siz eğer birine enerji göndermek istiyorsanız, ilk önce beyninizi o yönde eğitmeli, geliştirmeli ve kendinize zaman tanımalısınız. Öneğin; ilk yılınızda kendi organlarınıza enerji göndermeye çalışın. Bunu her gün ve saatlerce yapın, belki 5 yıl içinde aynı oda' da yaşayan birine ve yirmi yıl sonrada belki başka bir oda' da yaşayan birine beyin kapasiteniz ile ulaşabilirsiniz. Bu çalışmaları yapmadan, bu zamanı beyninize tanımadan siz eğer uzaktan seans yapabildiğinizi iddia ediyorsanız, o zaman siz bir şarlatansınız. Emek sarf etmeden hiç bir şey elde edilmez, siz eğer elde ediyorsanız bilinki bu işte bir hilekârlık var (cinler).

Uzaktan seans yapmanın sağlıklı yolları varmı?

Enerjinize müdahale edilmesinden korkuyorsanız kendinizi ve hastanızı korumak istiyorsanız, yani gönderdiğiniz mesajların başkaları tarafından dinlenmesini veya manipüle edilmesini istemiyorsanız o zaman kablosuz iletişimden vazgeçin, hastanıza doğrudan temas ederek seans uygulayın. Acil durumlarda, uzaktan seans yapmak zorunda kaldığınız durumlarda da enerjisini daha önceden hissettiğiniz ve enerjisini unutmadığınız insanların seansını üstlenin ve seanslarınıza "Euzu Besmele" çekerek başlayın. Euzu Besmele enerji boyutlarını şifreler. Euzu Besmele ile başlayan olaylara cinler müdahale edemez. Örneğin; Euzu Besmele yediğiniz besinlerin enerjisini şifreler, enerji boyutunda dolaşan cinlerin o besinlerin enerjisine yaklaşmasına izin vermez. Euzu Besmele hem ibadetlerinizi şifreler, ibadetlerinizin içeriğini cinlere karşı korur hem günlük hayatınızı, günlük hayatınıza cinlerin müdahil olmasına izin vermez. O yüzden Euzu Besmeleyi hayatınızdan eksik etmeyin, bu yazı vesilesiyle bu değerli bilgiyide sizlere aktarmış olalım. Not: Euzu Besmele enerjinizi korur ama bu enerjinizi hastaya kadar taşımaz. Enerjinizi taşıyacak olan beyninizin oluşturduğu güç. Varsayalımki daha önceden enerjisini hissetmiş birisine uzaktan seans yapıyorsunuz, o enerjinin hastaya ulaşması için beyninizde güçlü bir basınç, tazik oluşturabilmeniz gerekiyor. Böyle bir gücüde beyninizi 20-30 yıllık bir eğitimden geçirmeden yapamazsınız. Bunu ağırlık çalışması gibi düşüneceksiniz. Siz nasıl ilk gününüzde 100 kg ’lık ağrlıkların altına girmiyorsanız, bir anda uzaktan seans yapma boyutunada girmeyin!!!







kelimelerden türemiş hurafeler