nühüm                                                                                                                                              
                           

batı tıbbı gerçekleri

Nedir? Neden..

Ortopedi uzmanlarını her diz vakasında meniküs ameliyatına iten hırs nedir? Beyin cerrahilerini her bel fıtığı vakasında ameliyata sürükleyen güç nedir? Kadın doğum uzmanlarını her doğum vakasında sezeryan yapmaya iten motivasyon nedir? Genel cerrahları her karın ağrısında apendis ameliyatı yapmaya iten eğitim nedir? Kulak burun boğaz uzmanlarını her üst solunum enfeksiyonunda bademcikleri aldırtan kaynak nedir? Psikiyatri uzmanlarına her hastada depresyon ilacı yazdırtan insani değerler nedir? Hekimleri ilaç şirketleri ile anlaştıran mesleki değerler nedir? Profesörlere bu benim hakkımdır dedirten ahlaki değerler nedir? Bir hekim hastasını neden azarlar, bir hekim hastasını neden hor görür, bir hekim hastasına neden tepeden bakar, bir hekim hastasından neden tatlı dil ve güler yüzü esirger?

Hastanelerimiz bir işletme zihniyeti ile mi idare edilmeli?

Hatayda çalıştığımız bir dönemde antakya devlet hastanelerin bir başhekimi bir gazete röportajında, polikliniklerinde günde 5 bin vatandaşımıza hizmet verdiklerini anlatır. Bu hizmetleri sunabilmemiz kulağa hoş gelsede bu bize çok korkunç bir tablo sergiler. Eğer bizlerin sorumlu olduğu bir hastaneye her ay 150bin vatandaşımız akın etmiş olsaydı, yani sorumlu olduğumuz şehrin nüfusu her ay hastanemize akın etmiş olsaydı o zaman bizler bununla gurur duymazdık, biz bununla utanır ve aynaya bakıp özeleştiri yapardık. Buna birde antakyanın diğer hastanelerine akın eden hastaları eklerseniz halkımızın nasıl bir sağlık durumuna sahip olduğunu daha iyi anlarsınız. Fakat bu başhekimler veya hekimler hasta başına aldıkları döner sermaye hesapları ile meşgul oldukları müddet onların aynaya bakıp özeleştiri yapmalarını bekleyemeyiz herhalde.

Halkımızın sağlığını prim karşılığına dış güçlere satan zihniyet

Sağlık alanında dikkate alınması gereken bir faktörde ilaç şirketleridir. Türkiyede kişi başına ilaç tüketimi yılda 140 dolar civarında, avrupada bu 400-500 dolar civarında ve amerika birleşik devletlerinde 900 dolar civarında. Türkiye her alanda olduğu gibi bu alanda da büyümeye müsait bir ülke ancak bazı şeyler var onların büyümesi istenilmez tam aksine onların azaltılması hedeflenir. İlaç sektörüde böyle birşey çünkü Türkiye bunu daha fazla tüketirse, bu sağlığımızın daha çok elimizden gittiği anlamına gelir. Sağlığı olmayan bir ülkeninde geleceği olmaz. İlaç mümessilliğini yapan vatandaşlarımız daha çok prim elde edebilmek için hekim avına çıkarken, aldıkları primler karşılığına Türk halkının geleceğini dış güçlere sattıklarını unutmamalılar. İlaçlar gereklimi? Kesinlikle evet. Bir poşet ilaç gereklimi? Kesinlikle hayır. Milletine ve ülkesine değer veren birisi ülkenin ilaç tüketimini 400-900 dolarlara çıkarmanın yolunu değil, bu tüketimi sıfır değerlere indirmenin yolunu aramalı.

Kaderinize boyun eğmeyin, doğanıza geri dönün

Bir hekim size bir ilaç yazdığı an ona şu soruları sorun; (1) bu benim hastalığımı çözermi, (2) bunu ne kadar süre almalıyım? Eğer hekiminizin yazdığı ilaç hastalığınızı çözemeyecekse ve onu hayatınız boyunca almanız söylenirse (şeker hastalığı, tansiyon, astım, alerji vb) o zaman siz bu döngüye boyun eğmeyin, hekiminize bir kutuda bundan yazın demeyin. Ne kaderin bu tuzağına düşün ne de hekimlerin, "bunları hayatınız boyunca kullanmanız gerekir" sözlerini kabullenin. Siz hastalığınız için çözüm arıyorsanız o zaman siz bu çözümü her şeyin kaynağı olan doğada arayın ancak doğa size herhangi bir menfaat veya çıkar gözetmeden sahip çıkabilir.

Sağlığınız en büyük değeriniz, sağlığınıza sahip çıkın

Hayattan bir hikaye; hz. Eyüp çok şükreden bir kul ve şeytan bundan sitemkar olur ve Allaha şöyle bir nida da bulunur; sen Eyüpe onca mal varlığı verdin, sana o yüzden bol şükrediyor. Allahu Teala kısa bir süre içinde kuraklık gibi afetler ile hz. Eyüpün elinden bütün varlığını alır. Ama hz. Eyüp yaşadığı sıkıntılara rağmen şükretme konusunda taviz vermez ve aynı samimiyetle ibadetlerine devam eder. Şeytan bu sefer Allahu Tealaya şunu der; sen ona evlat zenginliği verdin, sana o yüzden şükrütmeye devam ediyor çünkü bu evlat zenginliği ile onca malı tekrar elde edebilir. Allahu Teala bu sefer hz. Eyüpün evlatlarını hastalıklar ile teker teker elinden alır ama hz. Eyüp bu evlat acısına rağmen Allaha şükretmeye devam eder. Şeytan ise hz. Eyüpü isyana sürüklemekte kararlı ve bu sefer Allaha şöyle bir nida da bulunur; sana sağlığından dolayı şükreder çünkü sağlığı ile hem evlat zenginliğini geri elde edebilir hem onca mal varlığını. Bu sefer Allahu Teala hz. Eyüpe bir hastalık musallat eder ve onun sağlığını elinden alır.

Bu hikayeden çıkarılması gereken çok ders var, bizi burada ilgilendiren nokta ise herşeyin temelinde sağlığın yatması. Işletmenizi birkaç defa iflasa sürükleyebilirsiniz veya boşanır bütün mal varlığınızı kaybedebilirsiniz fakat sağlığınız olduğu müddet o başarıları tekrar elde etme şansına sahipsiniz. O yüzden sayın okurlarımız bu ülkenin en değerli nimeti yeraltı zenginlikleri veya genç nüfusu değil bu ülkenin en değerli nimeti vatandaşlarının sağlığı. Lütfen menfii çıkarlar uğruna ulusal değerlerimizi satarak bizlere emanet edilen şu kutsal bedenlere, şu kutsal topraklara ihanet etmeyelim.