nühüm                                                                                                                                              
                           

iblis, şeytan ve cin

Şeytan, Cin ve İblis kelimeleri sıkça birbiriyle karıştırılır ve internet sayfalarında çok farklı yorumlara sebep olur. Bazıları iblisin bir melek olduğuna ve Allaha isyan ettiğinden dolayı gökten kovulduğuna inanır. Bazıları şeytanın ateşten cinlerin ise ateşin dumanından yaratıldığını düşünür. Bazı ilahiyatçılarda şeytan diye bir varlığın olmadığını, kötülüğün insanın kendinden geldiğini iddia eder. Bizlere vesevese veren, önümüzden, arkamızdan, sağımız ve solumuzdan bize yaklaşan bir varlık varmı? Kötülük fıtratımızın bir parçasımı? Şeytan ve iblis nedir gibi soruları genel kültür anlamında bilmeniz gerektiğine inanıyoruz, o yüzden bu konuya sitemizde bir açıklık getirme ihtiyacı duyduk. Sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.

Allah kötülük yaratmışmı?

Hayır! Allahu Teala ne şeytan adından, ne iblis adında ne lucifer adında nede başka bir isim altında bir kötülük yaratmış! Başınıza gelen felaketlerin kendinizden geldiğini ve ben insanlara asla zulüm etmem Ayetlerini indiren bir Allah hiç kötülüğü var edermi? Tabiki etmez!

   - Şeytan nedir o zaman?

İlk olarak şunu bilmelisiniz, şeytan adında fiziki bir yaşam formu yok. Şeytan nedir? Şeytan kelimesi bir lakaptır. Lakap kelimesinin anlamı ne? Bir kimse veya bir aileye kendi adından ayrı olarak sonradan takılan, o kimse veya o ailenin bir özelliğinden kaynaklanan bir ad! Şeytan lakabı burada iblis ve onun soyuna kendi adından ayrı olarak sonradan, Allah tarafından takılan bir lakap. Asıl ismi iblis, şeytan lakabı ise cennetten kovulduktan sonra kendisine takılır. Allah neden iblis'e şeytan lakabını takar, şeytan kelimesinin anlamı ne? Şeytan kelimesinin anlamı komplo kurmak ve rahmetten uzaklaştı, haktan uzak oldu anlamlarına gelir. Şeytan kelimesi Allaha muhalif, karşıt bir güç oluşturmaya çalışan ve Allahın rahmetinden uzaklaştırılmış canlılar (cin ve insan) için Allah tarafından kullanılan bir lakaptır.

   - Allahu Teala hangi kişi veya aileye şeytan lakabını atamış? 

Kötülük yapmaya muktedir iki canlı var, birisi insan diğeri cin. Neden, çünkü sadece bu iki yaratık hür irade ile yaratılmış. Bu iki yaratıktan hangisinin soyuna şeytan kelimesi kullanılır? Cinlerden iblis ailesine! İblis adında bir cin bir müddet melekler katında yaşar, imana gelir ve sonrasında isyan eder. Ademoğullarını yoldan çıkaracağına dair Allaha yemin eder ve kendisine kıyamet gününe kadar ömür verilmesini ister. Allahu Teala ona bu izni verir ama kendisini, soyunu ve kendisine uyanlarıda cehenneme atacağını söyler. İblis, soyu ve insan veya cinlerden kim Allah karşıtı eylemler içinde bulunursa o Allahın rahmetinden uzak kılınır ve şeytan lakabını hak eder. Şeytan adında bir varlık yaratılmamış, şeytan kelimesi sadece bir lakaptır ve bununla iblis ve soyu ve ona tabi olan insan ve cinler kastedilir. Filmler, kitaplar ve bazı insanlar şeytanın sanki çok gizemli haşa Allaha eşit güçlere sahip bir yaratık olduğu görüşünü yaymaya çalışır, bunlar batıl inançlar, lütfen bunlara itimat etmeyiniz.  

   - Şeytan olmanın önkoşulu nedir?

İnsan günahkardır ve hata yapmaya uygun bir fıtrata sahip. Allah ama bu kusurlarınızın bir çoğunu örter ve bağışlar. Kötülükleriniz kendinize ve bireylere olduğu müddet siz Allah katında sadece günahkar bir insan olarak görülürsünüz ve Allahın rahmetinden ümitvar olabilirsiniz ama eğer, eylemleriniz yeryüzündeki bireylere yönelik değilde Allaha, Allahın indirdiği dinlere ve toplumsal düzene yönelik olursa o zaman size Allah katında şeytan damgası vurulur, kıyamet gününde şeytanlara hak muamele görürsünüz! Kur'an-ı Kerimde şeytanlardan bahsedilirken bununla o zaman insanlarda kastedilmekte? Evet, kim eylemlerinde Allahı ve ona inananları hedef alır, kim toplumsal düzeni bozacak eylemlerin içine girerse o bir şeytandır ve şeytanlar ile birlikte haşrolunur. Unutmayınız, iblis ve tayfası yeryüzüne müdahale edemez. Kendisi insanlardan ortaklar ve işbirlikçiler bulamadığı müddet yeryüzünü kana, zulme ve hukuksuzluğa boğamaz yani insansız olmaz bu kötülükler. Örneğin; illuminati. Dünya'ya baktığınızda ahlaki değerlerden Allahı hedef alan eylemlere, yeryüzündeki zulümden savaş ticaretine kadar bunun arkasında illuminati gibi örgütler olduğunu görürsünüz. Yani şeytanın yeryüzündeki ortakçıları masonik teşikilatlardır. Zaten insan en büyük darbeyi hep kendi içinden yemezmi? Örneğin; iblis ilk hava anamızın aklını çelmedimi, hava anamız değilmiydi adem as'ı o yasak ağaçtan yemeye ikna eden. Aranızda hainler, şeytan ile iş tutanlar olmazsa bilinki bileğinizi bükemez sizi kandıramazlar. İnsanlarında şeytan olabildiğini nereden biliyoruz? Şu Ayetten; "böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık" (En’Am Süresi; 112. Ayeti Kerimesi)

Cinler nasıl bir şekle sahip?

Bir hurafe inançta cinlerin katı bir bedene sahip olmadığı görüşüdür. Bu doğru değil, Allahu Teâla insanı ve cinleri eşit görünümde yaratmış. İlahi adalet doğrultusunda ikiside aynı görünüme, ikiside katı bir şekle sahip. Not: Kur'an-ı Kerimin bir Ayetinde canlıların sudan yaratıldığı (Enbiya Süresi 30. Ayeti Kerimesi), Hicr Süresinde ise cinlerin dumandan yaratıldığı söyler, içiniz rahat olsun burada bir çelişkinin varlığı söz konusu değil. Allahın Ayetlerinde tezatlık bulunmaz, tam aksine Ayetler birbirini tamamlar ve bize cinlerin yaratılışında kullanılan iki bileşimi aktarır. Bazılarıda neden cinler hakkında bizlere bilgi verilir diye sorar, bunun cevabıda çok basit demek bunlar insan tarafından bilinmesi gereken bilgiler! Allah bu bilgileri veriyorsa bunu sorgulamak bizim haddimize değil. Allahın bildiği birşey vardır ve bizlere ihtiyaç duyduğumuz kadarını verir, ne daha azını ne daha fazlasını. Örneğin; bizlere cinlerin yaratılışı hakkında yok denilecek kadar az bilgi verilmiş demek kendimizi onların şerrinden korumamız için o derinlikte bilgilere muhtaç değiliz. Eğer onlar hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak istiyorsanız o zaman kurnazlık yapmanız gerekiyor. Nasıl bir kurnazlık? Bir cinle sohbet etmekmi; hayır. Onlar sizlere asla kendileri hakkında bilgi aktarmaz. Bizler eğer onların yapısını çözmek istiyorsak o zaman insanın yaratılışına bir göz atmalıyız. İnsanın yaratılışını anlarsak diğerinide çözeriz. Allahu Tealanın yasa ve uygulamalarında tutarsızlık göremezsiniz. İnsanoğlunun yaratılışı hakkında Allahu Teala bizlere detaylı bilgiler vermiş, o Ayetleri incelersek cinlerinde aynı işleme maruz kaldığını varsayabiliriz.

   - Ayetleri anlamak

Kur'an-ı Kerimin Ayetler birbirine bağlıdır. Allahu Teala bir konu hakkındaki bilgileri farklı Ayetlere dağıtır. Bunu bir yemek tarifi gibi görmelisiniz. Bir Ayet bir malzemeden bahsederken bazı Ayetler diğer malzemeleri verir, bazı Ayetlerde bu malzemelerle nasıl yemek yapıldığını tarif eder. Örneğin; bir Ayette insanın topraktan yaratıldığını söyler, farklı bir Ayette sudan, farklı bir Ayette çamurdan (balçık) bahseder, başka bir Ayettede kurutulmadan. Siz eğer sadece bir Ayet doğrultusunda hareket ederseniz yanılgıya açık olursunuz. Örneğin; bir Ayette çamur geçiyor diye bizler insanın katı bir şekle sahip olmadığını iddia ediyormuyuz, tabiiki hayır o zaman cinlerde de böyle iddialarda bulunmayın. Bir Ayette ateş yazıyor diye cinlerin katı bir fiziki yapıdan yoksun, duman şeklinde ortalıkta gezindiği iddiasında bulunmayın. Örneğin; bütün canlılar sudan yaratıldığı söylenir. Demek cinlerde sudan yaratıldı. İnsana baktığımızda bedenlerimizin ortalama %70 su olduğunu görüyoruz demek cinlerin bedenleride %70 su'dan ibaret. Şimdi kendimize şu soruyu sormalıyız; insanın yaratılışında toprak ve su kullanıldığı söylenir, cinlerin yaratılışında ise su ile ateş. Bizler toprak ve su'yun karışabildiğini biliyoruz ama, ateş ile su karşırmı veya hangi ortamda karışır? Not: insan birbirini tamamlayan unsürler üzerine var edilmiş -toprak ve su. Cinler ise tezatlık üzerine yaratılmış- su ve ateş!

   - Pozitif bilimlerin önemi

Cinlerin yaratılışı konusunda pozitif bilimler neden önem arz eder? İnsanın yaratılışında su ve toprak kullanılmış ve bunlar karılarak bir balçık haline getirilmiş ve sonrası o balçığa insan şekli verilmiş, sonrada bir kurumaya tabi tutulmuş. Ana rahmin şekline bakarsak ve bu şeklin ekmeklerinizi pişirdiğiniz o köy fırınlarına benzediğini ve matığımızı biraz daha zorladığımızda Allah katındaki ilk yaratılış noktamızında böyle bir alanda gerçekleştiğini varsayabiliriz. Gördüğünüz gibi, bu konulara daldığınızda topraktan çıkan mahsüllerin hazırlanışından insanın yeryüzündeki çıkış mekanına kadar herşeyi göz önünde bulundurmalısınız. Bu incelikleri hesaplarsanız yorumlarınızda doğruluk oranı artar, yanılma payınız azalır. Şimdi, Allahın düzeninde şaşma olmaz, insanoğlu yaratılışında nasıl bir işleme maruz kaldıysa cinlerinde aynı işlemden geçtiğine emin olabilirsiniz. Onlarda da ham maddeler ilk önce karıştırıldı, sonrası bu karışıma bir şekil verildi ve kurumaya tabi tutuldu. Neden pozitif bilimler? Cinlerin yaratılışında dumansız ateş ve suyun kullanıldığı söylenir. Bu iki madde hangi şartlar altında karışır ve kurutulur, bu bilgi bizlere Kur'anda verilmez. Verilmemeside gayet doğal çünkü o kadarını bilmemiz gerekmez. Bizler su ile toprağın karışabildiğini biliyoruz ama ateş ve su, bu ikisi karışırmı ve hangi şartlar altında karışır bunu bilmiyoruz. Burada fizik ilminden yararlanmalıyız. Ateş ve sıvılar hangi ortamda birleşir ve katı bir hal alır bunu fizik kitaplarında araştırmalıyız! Aslında Allah bize nasıl bir ortamda karıştırdığına yönelik ipucu verir, bizleri o kadarda gizemde bırakmaz. Allahu Teala Ayetinde "dumansız" ateş der. Şimdi kendimizi şu soruyu soralım; nasıl bir ortamda ateş yanar ama duman çıkarmaz? Örneğin; ateş ağır basınç altında yakılmış ve su ile karıştırılmış olabilirmi? Cinlerin yaratılışı hakkında kendimize sormamız gereken diğer bir soru ise insanoğlu güneşin altında kurutularak katı bir şekle sokuldu. Cinler acaba eksi derecelerde tutularak katı bir şekle sokulmuş olabilirmi? Gördüğünüz gibi ezbere hareket etmeyin, araştırmacı olun ve kendi aklınızı kullanmayı ihmal etmeyin.

yeryüzünde maddenin üç hali var; katı, sıvı ve gaz, dördüncüsünü billim adamları plasma olarak nitelendirselerde biz buna katılmıyoruz, dördüncüsü saf enerjidir. Özetlersek; insanlar= katı+su (suyun sıvı hali), cinler= gaz+su (suyun buharlaşmış hali), meleklerde saf enerji+su (suyun enerji hali). Maddenin her hali üç farklı canlıda tecelli eder, su ise melek, insan ve cinlerin yaratılışında kullanılan tek ortak malzeme. Bu formüllerden biz bütün canlıların sudan yaratıldığını ve bütün canlıların işlemden geçtikten sonra katı, fiziki bir şekil aldığını görüyoruz. 

   - Şeytanın ateşten cinlerin ise ateşin dumanından yaratıldığı inancı nereden gelir?

Şeytan adında bir varlığın yaratılmadığını bir üst bölümde izah ettik, o zaman ateş ve duman kavramları nereden gelir? Cinler dumansız bir ateşten yaratılmış, bu; duman ve ateşin bir arada anılması maalesef bazı hurafe inançların ortaya çıkmasına vesile olmuş. “Cinleri de, daha önce, dumansız ateşten yarattık.” (Hicr Süresi; 27. Ayeti Kerimesi)

   - Cinlerin bir şekle sahip olmadığı görüşü nereden kaynaklanır?

Cinlerin bir şekle sahip olmadığı algısı cinlerin enerjiye dönüşebilmesinden kaynaklanır. Biz insanlar özümüze, enerjiye dönme becerisine sahip değiliz, cinler ama sahip. Cinler neden enerjiye dönmek istesin? (1) Cinler farklı gezegenlerde yaşar ve bunların bir gezegenden diğerine hareket edebilmesi için hızlı hareket edebilmeleri gerek. Allahta onlara enerjiye dönüşebilme imkanını tanıyarak onların o uzun mesafeleri ışık hızı ile kat etmelerini sağlar. Bilim kurgu filmlerindeki ışınlama veya warp teknolojisi gibi. Enerjiye dönüşebilmeleri onları bir gezegenden diğerine seyahat etmelerini kolaylaştırır. Not: ışık hızı ile hareket edebilmiş olsalar bile gezegenler arası seyahat bazen milyonlarca yıl alır. Cinlerin ömrü ortalama iki bin yıl olmasına rağmen gezegen ve galaksiler arası mesafe için bu uzun ömür yeterli değil. Enerjiye dönüşüp güneş hızında hareket edebilme dışında Allah onlara bir kıyak daha geçer o da solucan delikleri. Uzayda var edilen solucan delikleri cinler için varedilmiş, cinlerin evrenin bütün güzelliğini görme ve yaşayabilmesi için. Solucan delikleri bu seyahat mesafelerini kısaltır, içine girildiği an cinler evrenin bir yerinden diğerine fırlatılır. Yüz bin veya milyon yıl alabilecek yolculuklar saniyeler içinde kat edilir. Allahu Teala cinlere gerçektende çok büyük nimet ve imkanlar tanımış ama ne kadar nimet o kadar vebal bunuda unutmamalılar. (2) insan ve cin alemin ortak noktası enerji. Cinler enerji boyutuna geçerse bizler ile iletişime geçebilir. Bilhassa kendi alemi ve kendi işlerini bırakıp insan ile uğraşmaya ant içen, insanı saptırmayı hayat vazifesi bilen cinler (şeytan tayfası) enerji boyutunda yaşamayı tercih eder ve o boyuttan bizleri izler ve bizlere fısıldar. Kendi katı halleri ile bunu yapmaları mümkün değil. Kendi katı halleri ile ne bizleri görürler ne de bizlerle iletişime geçebilirler, kısacası kendi alemin dışına çıkamazlar. (3) Enerji boyutlarında hareket etmelerin bir avantajıda bizlerin, insanoğlunun enerji boytlarını göremez olmamız. Bizler o boyuttan gelebilecek her türlü saldırıya açığız. Özet: cinlerin katı bir şekle sahip olmadığı algısı enerji boyutunda hareket eden cinlerden kaynaklanır. Bunlar enerji boyutuna geçtikleri an katı hallerini terkeder ve enerji özlerine döner. O enerji özü ilede bir şekilden diğerine girdikleri için halk arasında cinlerin şekilsiz varlıklar olduğu algısı ve inancı yayılmış!

İnsan ile cinler arasında evlilik olurmu?

Bir insan bir cin ile evlenebilir, bu fiziki açıdan mümkün. İnsanın enerji boyutu, yani özü (matriks filmini düşünün) ile enerj boyutunda hareket eden cinler çiftleşebilir. Ancak, doğan çocuklar ne insan aleminde nede cinler aleminde var olabilir. Bu çiftleşmeden doğan çocuklar saf enerjiden oluştuğu için ne insan alemi ne cinler alemine ayak basabilir. Onlar o ara boyuta mahkum kalır. O yavrular o ara boyutta ömürlerini geçirmeye mahkum kalır. Bunun acısını nesiller çekeceği için İslam dini insanın cinler ile izdivaça geçmesini mekruh kılmış. Haram olmayan ama büyük sıkıntılara sebep olabilecek her hal ve hareketlere mekruh denilir (örneğin; sigara). Cinler ile iletişim içinde bulunmakta böyle birşey, günah olmasada hayatınızı ve neslinizi büyük sıkıntıların içine sokar. Artı, insan bir alemi kaldırmakta zorlanır, siz birde cinler alemine dalarsınız iki boyut arasında kaybolur gidersiniz. Beyniniz gerçeği anlamakta zorlanır. Neyin gerçek neyin gerçek dışı olduğunu ayırt edemez hale gelirsiniz (şizofrenik davranışlar). Örneğin; evinizi saray gibi görürsünüz ama gerçekte bir çöp yığınına dönüşmüştür. Siz bunu fark edemezsiniz yaşamınız zindana, yalnızlığa, pisliğe ve ruhsal çöküntülere dönüşür.

Cinler kamera ile görüntülenebilinirmi?

İnsan alemi ve cinler alemi farklı fizik kanunları üzerine kurulmuş, ne birisi diğerini cihazlar ile görüntüleyebilir ne de kendi alemine has yapısı ile onun içinde var olabilir. Eğer bir cin bizim boyutta var olmak istiyorsa bizim boyutta geçerli fiziki bir şekil alması gerek, aldığı anda gözle görülür, işitilir veya kamera ile görüntülenebilinir. Kendi boyutlarından çıkıp bizim boyuta geçtikleri an bizim alemin fizik kanunlarına tabi olur, yani bizim boyutta geçerli bir şekil alma zorunluluğu bulunur ve bu da bizlere onları görüntüleyebilme imkanı tanır. Nasıl? Bizim boyuta geçtikleri an bizim boyutun hangi elektromanyetik frekans boyutunda hareket ediyor veya fısıldamaları hangi frekansta onu tespit etmelisiniz. Onu tespit ettikten sonra o frekans aralıklarını görüntüleyebilecek veya işitebilecek bir cihazı rahatlıkla geliştirebilirsiniz. Örneğin; cep telefonu veya uydu sinyalleride elektromanyetik birer frekans. Gözle görmemiz veya kulakla duymamız mümkün olmayan birer akım ama bizler cihazlar geliştirip bu frekansları görünür (tv) veya işitir (radyo) hale getirdik ve getiriyoruz. Biz bunu cinlerin hareket ettiği frekans boyutları içinde yapabiliriz. İnsanın kullandığı frekanslar (gps, uydu, radyo vs) infrared boyutunda olur. Cinler ise ultraviolet boyutlarda (x-ray, gamma ray) hareket eder. Çalışmalarınızı o boyutlarda yapmanızı tavsiye ederiz.

Cin ve insan yaratılışı arasında fark yokmu?

Cinler insanlar gibi katı bir şekle sahip ancak aramızda iki temel fark bulunur; (1) "kime uzun ömür verirsek onun gelişimini tersine çeviririz" (Yasin Süresi; 68. Ayeti Kerimesi). Cin ve insan arasındaki birinci temel fark insan yaşlandıkça ruhani boyutu çocuklaşır, cinler yaşlandıkça onların fizik yapısı çocuklaşır. (2) Cin ve insan arasındaki ikinci temel fark ise bizler katı halimizi enerjiye dönüştüremiyoruz, cinler dönüştürebiliyor. (3) Bizlerden 50 kat- 100 kat daha uzun yaşarlar.

İblis melekmidir?

Bazı insanlar İblis’in meleklerden olduğunu iddia eder. Bunun böyle olmadığını yazımızın üst bölümlerinde çıkarmışsınızdır, çıkaramayanlar için şu Ayetin yeterince açıklayıcı olacağını ümit ediyoruz; “yine o vakti hatırla ki biz, meleklere: "Âdem'e secde edin!" demiştik. İblis hariç olmak üzere onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi, Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz beni bırakıp da İblis'i ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne kötü bir değişmedir.” (Kehf Süresi; 50. Ayeti Kerimesi)

   - İblis cinlerden ise melekler katında ne işi vardı?

Hz. Âdem as yaratılmadan önce yeryüzünde cinler yaşamaktaydı. Onlar insanoğlundan çok daha önce yaratılmış. Cinlerin yeryüzüne hâkim olduğu dönemde melekler dönem, dönem yeryüzüne iner asayişi sağlar, bozgunculuk ve fitne içinde bulunan cinleri kılıçtan geçirir, bir kısmınıda esir olarak göğe çıkarırdı. O dönemlerde göğe esir olarak çıkarılan mahkûmlardan biriside iblis adında bir cindi. İblis, melekler katındaki tutukluluk süresi içinde meleklerin Allaha ibadet edişini görür ve bir müddet sonra imana gelir. İman ettikten sonra binlerce yıl gökte ibadetle meşgul olur. Hatta ibadetlerinde öyle bir teslimiyet gösterirki bu teslimiyeti kendisini bütün meleklerden daha üstün bir konuma ulaştırır. Tertemiz olan meleklerden daha üstün bir konuma nasıl geldiğini merak ediyorsanız? Kur'an-ı Kerimde, meleklerin kendi başlarına hareket etme kabiliyetlerine sahip olmadığı bilgisi verilir. Onlar ancak Allah'ın emriyle hareket edebilir. Melekler Allah’ın iradesiyle ibadet eder, iblis ise kendi iradesi ile ibadet etti, fark bu. Her hangi bir zorunluluk ve emir altında olmadan, hür iradesi ile yaptığı ibadetler onu meleklerden daha üstün bir konuma getirdi. Ama sonunda kendisinin öz ateşten yaratıldığını söyler, çamurdan yaratılan bir insana secde etmeyeceğini beyan eder ve üstünlük taslaması sonucu cennetten kovulur. Not: cinler bir kaç bin yıl yaşar. İblis, ömrünün bir kaç bin yıl sonra sona ereceğini bilir ve ben cennete geri dönemeyeceksem insanda geri dönememeli der ve İnsanoğlunu Allah yolundan alıkoymak için kıyamete kadar hayatta kalma talebinde bulunur. Bu talepte Allah tarafından kabul edilir. Hz. Hızır hakkında da böyle bir rivayet bulunur, kendisinede kıyamete kadar yaşama izni verildiği düşünülür. İblis sıradan bir cin, onu başka cinlerden ayıran özellik ise kıyamete kadar yaşama izne sahip olması.

   - Neden bazı Ayetlerde iblis ismi kullanılır, bazılarında şeytan?

Cennet katında geçen diyaloglarda, henüz Allaha karşı gelmeden önceki diyaloglarda iblise kendi ismiyle hitap edilir. Ne zaman Allaha karşı hareket edeceğine yemin eder, o andan itibaren o ve tayfası şeytan olarak anılır. "Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım" (Araf Süresi; 16. Ayeti Kerimesi).