• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        

"Şimdilik bırak onları kendi hallerine, yiyip içsinler, avunsunlar, boş ümitleri onları oyalayadursun.
Yakında gerçeği öğrenecekler." (Hicr Süresi; 3) -19.09.2021  




iblis, şeytan ve cin


Şeytan, Cin ve İblis kelimeleri sıkça birbiriyle karıştırılır ve internet sayfalarında çok farklı yorumlara sebep olur. Bazıları iblis'in bir melek olduğuna ve Allaha isyan ettiğinden dolayı gökten kovulduğuna inanır. Bazıları şeytanın ateşten cinler'in ise ateşin dumanından yaratıldığını düşünür. Bazı ilahiyatçılarda şeytan diye bir varlığın olmadığını, kötülüğün insanın kendinden geldiğini iddia eder. Bizlere vesevese veren, önümüz arkamız sağımız ve solumuzdan bize yaklaşan bir varlık varmı? Kötülük fıtratımızın bir parçasımı? Şeytan ve iblis nedir gibi soruları genel kültür anlamında bilmeniz gerektiğine inanıyoruz, o yüzden bu konuya sitemizde bir açıklık getirme ihtiyacı duyduk. Sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.

Allah kötülük yaratmışmı?

Hayır! Allahu Teala ne şeytan, ne iblis ne lucifer nede başka bir isim altında bir kötülük yaratmış! Başınıza gelen felaketlerin kendinizden geldiğini söyleyen ve ben insanlara asla zulüm etmem diyen bir Allah hiç kötülük var edermi? Tabiki etmez!

- Şeytan nedir o zaman?

İlk olarak şunu bilmelisiniz, şeytan adında bir yaşam formu yok. Şeytan nedir o zaman? Şeytan kelimesi bir lakaptır. Bir kimse veya bir aileye kendi adından ayrı olarak kendisine sonradan takılan, o kimse veya o ailenin bir özelliğinden kaynaklanan bir ad! Şeytan olarak andığımız kişinin asıl ismi iblis. Şeytan lakabı ona Allah tarafından takıldı. Allah, iblis'e neden şeytan lakabını taktı? Şeytan kelimesi komplo kurmak ve rahmetten uzaklaştı, haktan uzak oldu anlamlarına gelir. Şeytan kelimesi Allaha muhalif, Allaha karşıt bir güç oluşturmaya çalışan ve Allahın rahmetinden uzaklaştırılmış canlılar (cin ve insan) için Allah tarafından kullanılan bir lakap. Hz adem, iblis ve hava işledikleri suçtan ötürü gökten kovulduktan sonra, hz adem bu gökten kovulmayı içine sindirir, hava sindiremez ve isyan eder, iblis isyanında ötesi Allah karşıtı hareket edeceğini söyler; "Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım" (Araf Süresi; 16). Allaha karşıtı hareketede ne denir; şeytan. İblis bu yemini ettikten sonrada Allah onu şeytan olarak anmaya başlar.

- Allah nezdinde kimler şeytan? 

Kötülük yapmaya muktedir iki canlı var, birisi insan diğeri cin. Neden, çünkü sadece bu iki yaratık hür irade ile yaratılmış. İnsan veya cinlerden kim Allah karşıtı eylemler içinde bulunursa o Allahın rahmetinden uzak kılınır ve şeytan lakabını hak eder. Soy olarak kime şeytan kelimesi kullanılır? Cinlerden iblis ailesine! İblis adında bir cin bir müddet melekler katında yaşar, imana gelir ve sonrası isyan eder. Ademoğullarını yoldan çıkaracağına dair Allaha yemin eder ve kendisine kıyamet gününe kadar ömür verilmesini ister. Allahu Teala'da ona bu izni verir ama kendisini, soyunu ve kendisine uyanlarıda cehenneme atacağını söyler. Şeytan adında bir varlık yaratılmamış, şeytan kelimesi sadece bir lakap ve bununla iblis ve soyu ve ona tabi olan insan ve cinler kastedilir.

- Şeytan olmanın önkoşulu ne?

İnsan günahkar bir varlık ve hata yapmaya uygun bir fıtrata sahip. İyilik yaptığımız müddet ve tövbeyi hayatımızın bir parçası haline getirdiğimiz müddet ama, Allah bizi bağışlayacağını kusurlarımızın bir çoğunuda örteceğini söyler. Sıradan kötülük yani günahkar bir kul olmak ile şeytanlık arasındaki fark ne? Kötülükleriniz kendinize ve bireylere olduğu müddet siz Allah katında sadece günahkar bir insansınız ve Allahın rahmetinden ümitvar olabilirsiniz, ama eğer eylemleriniz yeryüzündeki bireylere yönelik değilde Allaha, Allahın indirdiği dinlere ve toplumsal düzene yönelik olursa o zaman size Allah katında şeytan damgası vurulur! Örneğin; İslami sembollere saldırmak veya uyuşturucu gibi toplumun içine kötülük yaymak. Kur'an-ı Kerimde şeytanlardan bahsedilirken bununla hem insan hemde cin kastedilmekte. Kim eylemlerinde Allahı ve ona inananları hedef alır, kim toplumsal düzeni bozacak eylemlerin içine girerse (küresel çete) onlar birer şeytandır ve şeytanlar ile birlikte haşrolunur. Unutmayınız, iblis ve tayfası yeryüzüne müdahale edemez. Kendisi insanlardan işbirlikçi bulamadığı müddet yeryüzünü kana, zulme ve hukuksuzluğa boğamaz yani insansız olmaz bu kötülükler. Örneğin; illuminati veya tapınak şövalyeleri veya skull and bones gibi örgütlere baktığınızda bunların hedefinde Allah olduğunu görürsünüz. Allahın kutsal kıldığı herşeyi yok etmeye yönelik hareket ettiklerini görürsünüz. Uyuşturucu ticaretinden savaş ticaretine kadar yeryüzünde yaşanılan her kötülüğün her zulmun altında bunların olduğunu görürsünüz. Yani şeytanın yeryüzündeki ortakçıları masonik teşikilatlardır. Sizleri para, makam ve yeryüzü nimetleri ile kandırır kendilerine hizmet eder hale getirirler. Zaten insanoğlu en büyük darbeyi hep kendi içinden yemezmi? Örneğin; iblis ilk hava anamızın aklını çelmedimi, hava anamız değilmiydi Adem as'ı o yasak ağaçtan yemeye ikna eden. İnsan şeytanları olmadan yeryüzünde kötülük olmaz. Şeytan ile iş tutan insan olacakki kötülük yeryüzünde zuhur etsin ve yayılsın. Şeytan lakabı insanlarıda kapsadığını nereden biliyoruz? Şu Ayetten; "böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık" (En’Am Süresi; 112).


Cinler nasıl bir şekle sahip?

Bir hurafe inançta cinlerin katı bir bedene sahip olmadığı görüşüdür. Bu doğru değil, Allahu Teâla insanı ve cinleri eşit görünümde yaratmış. İlahi adalet doğrultusunda ikiside aynı görünüme, ikiside katı bir şekle sahip. Not: Kur'an-ı Kerimin bir Ayetinde canlıların sudan yaratıldığı; “hayatı olan/canlı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmayacaklar mı?” (Enbiya Süresi; 30), Hicr Süresinde ise cinlerin dumandan yaratıldığı söyler; "Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık" (Hicr Süresi; 27). Bir Ayet sudan yarattık der, diğer Ayet ise dumansız ateşten, burada bir çelişki varmı? İçiniz rahat olsun burada bir çelişkinin varlığı söz konusu değil. Allahın Ayetlerinde tezatlık bulunmaz, tam aksine Ayetler birbirini tamamlar ve bize cinlerin yaratılışında kullanılan iki bileşimi aktarır. Bazı chaillerde Allah bizlere neden cinler hakkında bilgi veriyor der, bunun cevabıda çok basit; demek o bilgiler insan tarafından bilinmesi gerekiyor! Allah bu bilgileri veriyorsa bunu sorgulamak bizim haddimize değil. Allahın bildiği birşey vardır ve bizlere ihtiyaç duyduğumuz kadarını verir, ne daha azını ne daha fazlasını. Örneğin; bizlere cinlerin yaratılışı hakkında yok denilecek kadar az bilgi verilmiş demek kendimizi onların şerrinden korumamız için o derinlikte bilgilere muhtaç değiliz. Onlar hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsak ama, bunun bir yolu varmı? Örneğin bir cinle sohbet ederek? Cinler ile sohbet ederek haklarında bilgi alamazsınız. Cinler kendileri hakkında sizlere asla doğru bilgi aktarmaz. Cinlerin yaratılışı hakkında bilgi edinmek için başka ne tür bir yola başvurabiliriz? Yeryüzünde cinlerin muadili varmı yokmu ona bakınız, onu inceleyerek cinler hakkında bir çok çıkarım elde edebilirsiniz. Varmı böyle bir muadil; var, insan! Eğer onların yapısını çözmek istiyorsanız o zaman insanın yaratılışına bir göz atmalısınız. İnsanın yaratılışını anlarsanız diğerinide çözersiniz. Allahu Tealanın yasa ve uygulamalarında tutarsızlık göremezsiniz. İnsanoğlunun yaratılışı hakkında Allahu Teala bizlere detaylı bilgiler vermiş, o Ayetleri incelersek cinlerinde aynı işleme maruz kaldığını varsayabiliriz.

- Ayetleri anlamak

Allahu Teala bir konu hakkındaki bilgileri farklı Ayetlere dağıtır. Bunu bir yemek tarifi gibi görmelisiniz. Bir Ayet bir malzemeden bahsederken bir başka Ayet diğer malzemeyi verir, bir başka Ayette bu malzemelerle nasıl yemek yapıldığını tarif eder. Örneğin; bir Ayet insanın topraktan, başka bir Ayet sudan, başka bir Ayet çamurdan yaratıldığını söyler, başka bir Ayette kurutulmadan bahseder. Siz eğer bir Ayete bakarak sonuca varırsanız, yemek tarifi içindeki bir malzeme ile yemeği tamamlamış olursunuz. Hoş olmayan birşey ortaya çıkar. Örneğin; bir Ayette çamur geçiyor diye siz insanın şekilsiz olduğunu iddia ediyormusunuz; tabiiki hayır, o zaman cinlerde de böyle iddialarda bulunmayın. Bir Ayette ateş yazıyor diye cinlerin katı bir yapıdan yoksun, duman şeklinde ortalıkta gezindiği iddiasında bulunmayın. Örneğin; Allahu Teala bütün canlıların sudan yaratıldığını söyler. Demek cinlerde sudan yaratıldı. İnsana baktığımızda bedenlerimizin ortalama %70 su olduğunu görüyoruz, bu rakam belki cinlerde tam tersi %30. Suyun dışında Allahu Teala cinlerin yaratılışında kullanılan bir katkı maddesini daha bize veriyor, o da ateş. Şimdi kendimize şu soruyu sormalıyız; toprağın su ile karışabildiğini ve ortaya çamur çıktığını biliyoruz ama, ateş ile su karşırmı veya hangi ortamda karışır? Allah bizlere cinlerin yaratılışında kullanılan iki maddeyi vermiş, birisi su diğeri ise ateş. İnsanın yaratılışında kullanılan maddeler (toprak ve su) biribirini tamamlar, cinlerin yaratılışında kullanılan maddeler ise tezatlık üzerine kurulu (ateş ve su). Birbirinin tezatı olarak görünen bu iki madde hangi şartlar altında karışır? Karışabildiğini biliyoruz çünkü ortada bir canlı var, hangi şartlar altında karışıyor soru bu?

- Pozitif bilimlerin önemi

İnsanın yaratılışında su ve toprak kullanılmış ve bunlar karılarak bir balçık haline getirilmiş ve sonrası o balçığa insan şekli verilmiş, sonrada bir kurumaya tabi tutulmuş. Ya cinler, cinler nasıl bir yaratılış safhasından geçmiş olabilir? Allahın düzeninde şaşma olmaz, insanoğlu yaratılışında nasıl bir işleme maruz kaldıysa cinlerinde aynı işlemden geçtiğine emin olabilirsiniz. Onlarda da ham maddeler ilk önce karıştırıldı, sonrası bu karışıma bir şekil verildi ve kurumaya tabi tutuldu. Neden pozitif bilimler? Cinlerin yaratılışında dumansız ateş ve suyun kullanıldığı söylenir. Bu iki madde hangi şartlar altında karışır ve kurutulur, bu bilgi bizlere Kur'anda verilmez. Verilmemeside gayet doğal çünkü o kadarını bilmemiz gerekmez. Bizler su ile toprağın karışabildiğini biliyoruz ama ateş ve su, bu ikisi karışırmı ve hangi şartlar altında karışır bunu bilmiyoruz. İşte burada da fizik ilminden yararlanmalıyız. Ateş ve sıvılar hangi ortamda birleşir ve katı bir hal alır bunu fizik kitaplarında araştırmalıyız! Aslında Allahu Teala bize cinlerin yaratılışı hakkında bir ipucu daha verir, bizleri o kadarda gizemde bırakmaz, su ve ateş katkı maddelerini verdikten sonrası birde ortam hakkında bilgi verir; "dumansız" ateş der. Şimdi kendimizi şu soruyu soralım; nasıl bir ortamda ateş yanar ama duman çıkarmaz? Örneğin; yüksek basınç odasında ateş ile su karıştırılmış olabilirmi? Cinlerin yaratılışı hakkında kendimize sormamız gereken bir diğer soru ise; insanoğlu güneşin altında kurutularak katı bir şekle sokuldu, cinler eksi derecelerde tutularak katı bir şekle sokulmuş olabilirmi? Gördüğünüz gibi ezbere hareket etmeyin, araştırmacı olun ve kendi aklınızı kullanmayı ve pozitif iimlerden faydalanmayı ihmal etmeyin.

Not: Allahu Teala tüm canlıların sudan yaratıldığını söyler. Bu bilgiye göre;

  •    İnsan= toprak+su (suyun sıvı hali)
  •    Cin= gaz+su (suyun buharlaşmış hali)
  •    Melek= saf enerji+su (suyun katı hali)

Suyun her hali üç farklı canlıda tecelli eder. Melek, insan ve cinlerin yaratılışında kullanılan tek ortak malzeme, su. Biz bütün canlıların su'dan yaratıldığı ve bütün canlıların bir işlemden geçtikten sonra katı bir şekil aldığını görüyoruz. 

- Şeytanın ateşten cinlerin ise ateşin dumanından yaratıldığı inancı nereden gelir?

Şeytan adında bir varlığın yaratılmadığını bir üst bölümde izah ettik, o zaman ateş ve duman kavramları nereden gelir? Cinler dumansız bir ateşten yaratılmış. Duman ve ateşin bir arada anılması, insanlarda maalesef ateşten ayrı bir varlık dumandan ayrı bir varlık yaratıldığı yorumlarına sebep olmuş. “Cinleri de, daha önce, dumansız ateşten yarattık” (Hicr Süresi; 27).

- Cinlerin bir şekle sahip olmadığı görüşü nereden kaynaklanır?

Cinlerin bir şekle sahip olmadığı algısı cinlerin enerjiye dönüşebilmesinden kaynaklanır. Biz insanlar kendimizi saf enerjiye dönüştürme becerisine sahip değiliz, cinler ama sahip. Cinler neden enerjiye dönmek istesin? (1) Cinler farklı gezegenlerde yaşar ve bunların bir gezegenden diğerine hareket edebilmesi için hızlı hareket edebilmeleri gerek. O uzun mesafeler ancak ışık hızı ile hareket ederseniz katedebilirsiniz, aksine ömrünüz yetmez. Cinlerin yaşam alanı olarak evrenimizin tüm galaksileri öngörüldüğü için, Allah baştan itibaren onları yaşam alanları doğrultusunda yaratmış yani ışık hızında hareket edebilecek şekilde. Bilim kurgu filmlerindeki ışınlama veya warp teknolojisi gibi. Enerjiye dönüşebilmeleri onları bir gezegenden diğerine seyahat etmelerini kolaylaştırıyor. Not: ışık hızı ile hareket edebilmiş olsalar bile gezegenler arası seyahat bazen milyonlarca yıl alır. Cinlerin ömrü ortalama 5 bin yıl olmasına rağmen, gezegen ve galaksiler arası mesafe için bu uzun ömür yeterli değil. Enerjiye dönüşüp güneş hızında hareket edebilme dışında Allah onlara bir kıyak daha geçmiş, o da solucan delikleri. Uzayda var edilen solucan delikleri cinler için varedilmiş, cinlerin evrenin bütün güzelliğini görme ve yaşayabilmesi için. Solucan delikleri bu seyahat mesafelerini kısaltır, cinleri evrenin bir yerinden diğerine fırlatarak yüz bin veya milyon yıl sürecek mesafeleri saniyeler içinde kat ederler. Allahu Teala cinlere gerçektende çok büyük nimet ve imkanlar tanımış, ama ne kadar nimet o kadar vebal bunuda unutmamalılar. (2) İnsan ve cin alemin ortak noktası enerji alemi. Cinler enerjiye dönüştüğü an kendi alemlerin dışına çıkıp bizim aleme geçiş yapıyor. İki alem arasında böylesine ilginç bir bağlantı var. Bizim boyuta geçtikleri anda bizleri gözleyip bizlere fısıldayabiliyorlar. Bilhassa kendi alemi ve kendi işlerini bırakıp insan ile uğraşmaya ant içen, insanı saptırmayı hayat vazifesi bilen cinler enerji boyutunda yaşamayı tercih eder ve o boyuttan bizleri sürekli izler ve bizlere fısıldar. Anlamanız gereken; kendi katı halleri ile bunu yapmaları mümkün değil. Kendi katı halleri ile ne bizleri görür ne de bizlerle iletişime geçebilirler, kısacası kendi alemin dışına çıkamazlar. Onlar açısından enerji boyutlarında hareket etmenin avantajı, bizlerin o boyutları göremez olması. Biz o boyuttan gelebilecek her türlü saldırıya açığız. Enerji boyutunda dolaşmanın birde dezavantajı var ama, o da; ne kadar uzun katı hallerinden uzak durur ve enerji boyutunda dolaşırlarsa o kadar çok katı hallerini kaybediyorlar. Örneğin; astronatlar ve yer çekimi. Ne kadar uzun yerçekiminden uzak durursanız, o kadar uzun ayakta kalmakta zorlanıyorsunuz. Özet: cinlerin katı bir şekle sahip olmadığı algısı enerji boyutunda hareket eden cinlerden kaynaklanır. Bunlar enerji boyutuna geçtikleri an katı hallerini terkeder ve şekilsiz bir enerji dumanı olarak hareket eder. O enerjiye dönüşmüş halleri katı bir nesne görünümünden uzak, bir duman şeklinde olduğu içinde toplum nezdinde cinlerin şekilsiz birer varlık olduğu algısı ve inancını yayılmış.

İnsan ile cinler arasında evlilik olurmu?

İnsan ile cin evlenebilir, bu fiziki açıdan mümkün. İnsanın enerji boyutu yani enerji özü ile enerj boyutunda hareket eden cinler çiftleşebilir. Ancak doğan çocuklar ne insan aleminde nede cinler aleminde var olabilir. Bu çiftleşmeden doğan çocuklar saf enerjiden oluştuğu için ne insan alemi ne de cinler alemine ayak basabilir. Onlar o ara boyuta mahkum kalır. O yavrular o ara boyutta ömürlerini geçirmeye mahkum kalır. Örneğin; uzaylılar bizi hamile bıraktı diyenler. Bunları hamile bırakan bir uzaylı değil bir cindi. Doğacak çocuklarda ne insan aleminde ne de cinler aleminde yaşayamacağı için İslam dini cinler ile izdivaçı mekruh kılmış. Mekruh ne demek? Haram olmayan ama büyük sıkıntılara sebep olabilecek her hal ve hareketlere mekruh denilir (örneğin; sigara). Cinler ile iletişim içinde bulunmakta böyle birşey, günah olmasada hayatınızı ve neslinizi büyük sıkıntıların içine sokar. Artı, insan bir alemi kavramakta zorlanır siz birde cinler alemine dalarsınız iki boyut arasında kaybolur gidersiniz. Beyniniz gerçeği algılamakta zorlanır. Neyin gerçek neyin gerçek dışı olduğunu ayırt edemez hale gelirsiniz (şizofrenik davranışlar). Örneğin; evinizi saray gibi görürsünüz ama gerçekte bir çöp yığınına dönüşmüştür. Siz bunu fark edemez olur yaşamınız yalnızlığa, pisliğe ve ruhsal çöküntülere dönüşür. Not: enerji alemine mahkum olan cinler büyük bir sıkıntı içinde ve küresel çeteyi görevlendirdiler, kendilerini insan boyutuna taşımaları için. Küresel çetede bu talimat üzerine seferber oldu ve enerji aleminde yaşam sürdüren şeytanları yeryüzünün görünür boyutuna taşımak için farklı formüller üzerinde sabah akşam çalışıyor. En çok öne çıkan formül robotlar. Şuan düşünce gücü ile robotlar kontrol edilebiliniyor. Teknoloji biraz daha ilerledikçe o robotların içine şeytanlar girecek ve brain-computer interface üzerinden robotu kontrol edecek. Terminatör filmleri altında yatan mesaj bu. Gelecekte yeryüzünün robotların istilasına uğrayacağı şimdiden bilinçaltınıza yerleştirilir. Holywood ve batı dünyası bizi akıllı ve bağımsız hareket eden robotlarla korkutur, bilinçaltımızı buna hazırlar, o akıllı robotların birer şeytan olacağını ama bizden gizlerler. Örneğin; robot sofia. Kimbilir belkide sizlere cevap veren sofia değil sofianın içindeki bir şeytandır.

Küresel şeytani akıl robotlarla ilgili amacına ulaşabilecekmi?

Çok yakınlar ama ulaşamayacak. Gizemli teorilere kendilerini kaptıranlar ile bizim aramızdaki fark, onların rehberi batı dünyası bizim rehberimiz ise Kur'an-ı Kerim. Onlar için herşey mümkün bizim için ise Allah dilediği kadar. Şimdi, Kur'an-ı Kerimin kıyamete kadar geçerli olacağı konusunda hem fikirmiyiz? Hemfikiriz. "...Benim sizin üzerinize herhangi bir gücüm yoktu; ben sizi çağırdım, siz de bana katıldınız..." (İbrahim Süresi; 22). Bu Ayet bize şeytanların üzerimizde bir gücü olmadığını söylüyor. Şeytanlar yeryüzünün görünür boyutuna adım atarsa ama, o zaman üzerimizde bir baskı oluşturabilecekler. Terminatör filmleri gibi üzerimizde o baskıyı oluşturdukları anda bu Ayeti çöpe atabilirsiniz. Yani önümüzde iki şık var ya şeytanlar yeryüzünün görünür boyutuna adım atacak ve bu Ayet çöp olacak ya da atamayacak ve bu Ayet kıyamete kadar geçerliliğini koruyacak. Siz hangi ihtimale paranızı yatırırdınız; elbette Ayetin kıyamete kadar geçerliliğini koruyacağı seçeneğe. O yüzden arkadaşlar, küresel çete şunu yapacak bunu yapacak demeden öncesi Allahın Ayetlerine bir bakın. Allahın Ayetlerinden Allahın ne kadarına izin vereceğini çıkarırsınız. Elbette küresel çete kötülükte zirve yapmış durumda ve bir çok büyük hadisenin arefesindeyiz, fakat unutmayın onlar kendi elçilerini indirme arefesinde ise Allahta kendi elçilerini indirme arefesinde. Kısacası, felaket senaryoları çizmeyi bırakın. Onlara fırsat verilmeyeceğini anlamalı ve bilmelisiniz, aksi takdirde Ayetleri teker teker çöpe atabilirsiniz.

Cinler kamera ile görüntülenebilinirmi?

İnsan alemi ve cinler alemi farklı fizik kanunları üzerine kurulmuş, ne birisi diğerini cihazlar ile görüntüleyebilir ne de kendi alemine has yapısı ile onun içinde var olabilir. Eğer bir cin bizim boyutta var olmak istiyorsa bizim boyutta geçerli fiziki bir şekil alması gerek, aldığı anda gözle görülür, işitilir veya kamera ile görüntülenebilinir. Kendi boyutlarından çıkıp bizim boyuta geçtikleri an bizim alemin fizik kanunlarına tabi olurlar, yani bizim boyutta geçerli bir şekil alma zorunluluğu bulunur ve bu da bizlere onları görüntüleyebilme imkanını tanır. Nasıl? Bizim boyuta geçtikleri an bizim boyutun hangi elektromanyetik frekans boyutunda hareket ediyor veya fısıldamaları hangi frekansta ise onu tespit etmelisiniz. Örneğin; bilim dünyası düşüncelerinizi algılayan cihazlar üretiyor, bununlada size elektronik cihazları düşünce komutları ile kontrol edebiliyorsunuz. İşte o frekans aralıklarında cinlerde fısıldar. Düşünceyi algılayabilecek cihaz geliştirebiliyorsanız cinlerin fısıldadığı veya hareket ettiği o frekans aralıklarını görüntüleyebilecek veya işitebilecek bir cihazıda rahatlıkla geliştirebilirsiniz. Örneğin; cep telefonu veya uydu sinyalleri. Gözle görmemiz veya kulakla duymamız mümkün olmayan bu akımları bizler cihazlar geliştirip görünür (tv) veya işitir (radyo) hale getirdik ve getiriyoruz. Biz bunu cinlerin hareket ettiği frekans boyutları içinde yapabiliriz. İnsanın kullandığı frekanslar (gps, uydu, radyo vs) infrared boyutunda olur. Cinler ise ultraviolet boyutlarda (x-ray, gamma ray) hareket eder. Çalışmalarınızı o boyutlarda yapmanızı tavsiye ederiz.

Cin ve insan yaratılışı arasında fark yokmu?

Cinler insanlar gibi katı bir şekle sahip ancak aramızda üç temel fark bulunur; (1) "kime uzun ömür verirsek onun gelişimini tersine çeviririz" (Yasin Süresi; 68). Cin ve insan arasındaki birinci temel fark insan yaşlandıkça ruhani boyutu çocuklaşır, cinler yaşlandıkça onların fizik yapısı çocuklaşır. (2) Cin ve insan arasındaki ikinci temel fark ise bizler katı halimizi enerjiye dönüştüremiyoruz, cinler dönüştürebiliyor. (3) Aramızdaki üçüncü büyük fark ömürle ilgili. Onlar bizlerden 50 kat- 100 kat daha uzun yaşar.

İblis melekmidir?

Bazı insanlar İblis’in meleklerden olduğunu iddia eder. Bunun böyle olmadığını yazımızın üst bölümlerinde çıkarmışsınızdır, çıkaramayanlar için şu Ayetin yeterince açıklayıcı olacağını ümit ediyoruz; “yine o vakti hatırla ki biz, meleklere: "Âdem'e secde edin!" demiştik. İblis hariç olmak üzere onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi, Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz beni bırakıp da İblis'i ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne kötü bir değişmedir” (Kehf Süresi; 50).

- İblis cinlerden ise melekler katında ne işi vardı?

Hz. Âdem as yaratılmadan önce yeryüzünde cinler yaşamaktaydı. Onlar insanoğlundan çok daha önce yaratılmış. Cinlerin yeryüzüne hâkim olduğu dönemde melekler dönem, dönem yeryüzüne iner asayişi sağlar, bozgunculuk ve fitne içinde bulunan cinleri kılıçtan geçirir, bir kısmınıda esir olarak göğe çıkarırdı. O dönemlerde göğe esir olarak çıkarılan mahkûmlardan biriside iblis adında bir cindi. İblis, melekler katındaki tutukluluk süresi içinde meleklerin Allaha ibadet edişini görür ve bir müddet sonra imana gelir. İman ettikten sonra binlerce yıl gökte ibadetle meşgul olur. Hatta ibadetlerinde öyle bir teslimiyet gösterirki bu teslimiyeti kendisini bütün meleklerden daha üstün bir konuma ulaştırır. Tertemiz olan meleklerden daha üstün bir konuma nasıl geldiğini merak ediyorsanız? Kur'an-ı Kerimde, meleklerin kendi başlarına hareket etme kabiliyetlerine sahip olmadığı bilgisi verilir. Onlar ancak Allah'ın emriyle hareket edebilir. Melekler Allah’ın iradesiyle ibadet eder, iblis ise kendi iradesi ile ibadet etti, fark bu. Her hangi bir zorunluluk ve emir altında olmadan, hür iradesi ile yaptığı ibadetler onu meleklerden daha üstün bir konuma getirdi. Ama sonunda kendisinin öz ateşten yaratıldığını söyler, çamurdan yaratılan bir insana secde etmeyeceğini beyan eder ve üstünlük taslaması sonucu cennetten kovulur.

Not: cinler bir kaç bin yıl yaşar. İblis, ömrünün bir kaç bin yıl sonra sona ereceğini bilir ve ben cennete geri dönemeyeceksem insanda geri dönememeli der ve İnsanoğlunu Allah yolundan alıkoymak için, Allahtan kıyamete kadar hayatta kalma talebinde bulunur. Bu talepte Allah tarafından kabul edilir. Hz. Hızır hakkında da böyle bir rivayet bulunur, kendisinede kıyamete kadar yaşama izni verildiği düşünülür. İblis sıradan bir cin, onu başka cinlerden ayıran özellik ise kıyamete kadar yaşama izne sahip olması.

- Neden bazı Ayetlerde iblis ismi kullanılır, bazılarında şeytan?

İsyan öncesi kendi ismiyle anılır, isyan sonra şeytan lakabıyla. Cennet katında geçen diyaloglarda, henüz Allaha karşı gelmeden önceki diyaloglarda iblis'e kendi ismiyle hitap edilir. Ne zaman Allaha karşı hareket edeceğine yemin eder, "Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım" (Araf Süresi; 16), o andan itibaren onu ve tayfasını Allahu Teala şeytan olarak anar.