nühüm                                                         
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...
                                                                                                                                                          
bir konuya niyetlendiğimizde, o gün aklımıza geleni kaleme alıyoruz ve sitemize o taslak hali ile yerleştiriyoruz. Son hali sizlerin gözü önünde alıyor, haftalar içinde cümleleri düzelte düzelte birşeyleri ekleye ekleye. Son hali bir iki hafta alıyor, yeni yazılarımızı bir kaç hafta boyunca lütfen takip edin.....




 
 

muska nedir ve ne işe yarar

Bazı insanlar muskaların hurafe olduğu, hatta Allaha şirk koşmak olduğunu iddia eder. Muska taşımak caizmi ve buna inanmak imanımızı sıkıntıya sokabilirmi yazımızın konusu bunlar, sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz...

Muska nedir?

Muska bir duadır. Enerji boyutlarından gelebilecek tehlikelere karşı insanın çaresiz kaldığını, başvurabileceği bir kapı olmadığını Allah bilir ve bu konu hakkında bir ilim indirilinceye kadar Kur'an-ı Kerimden şifa ümit edebileceğimizi söyler. İyi niyet içinde yazılan bir muskada budur. Eğer sıkıntınız sihir ilmi ile alakalı ise o konu hakkındaki Ayetleri bir kağıda yazar, sonrası içinizden bir niyet okursunuz sonrada üzerinizde taşırsınız. Sıkıntınız nazar veya cinlerin musallat olması ile ilgiliyse (karabasan, psikiyatrik hastalıklar vs) o zaman o konu hakkındaki Ayetleri bir kağıda yazarsınız, sonrası sizi o şerlerden koruması için içinizden bir niyet okur üzerinizde taşırsınız. Muskaya neden muhtaçız? Enerji boyutlarından gelen saldırılara karşı korumasız olduğumuz için. Okusak olmazmı? İslam dini zorluk değil, kolaylık dini. Yıllarca üzerinizde taşıdığınız bir negatif enerji yükünü düşünün, o enerjiyi dokularınızdan temizlemek haftalar ve ayları alabilir. Bu enerjilerden siz eğer okumak ile arınmaya çalışsanız 3 hafta veya 3 ay boyunca aralıksız okumanız gerekir. Hemde 24 saat aralıksız. Bunu yapabilirmisiniz? Yapamazsınız. O yüzden kağıda yazılır. Birşeyi kağıda yazıyorsanız, bunun altında bir neden var. İnsanlar süs olsun diye kağıda yazıp takmıyor. Örneğin; siz bir enfeksiyona yakalandığınızda ne yapıyorsunuz; siz o antibiyotiği belirli dozajda ve hiç aralık vermeden belirli bir süre boyunca alıyorsunuz. Bunun amacı enfeksiyona karşı verilen bir savaşta bir devamlılık sağlamak, ilacın etken maddesini hep belirli bir seviyede tutmak. Eğer kan'ın içinde o etken madde belirli bir dozajın altına inerse mikrop tekrar üremeye başlıyor. İnmemesi için ne yapıyorsunuz? Belirli aralıklar ile o ilacı alıyorsunuz. Okumak ile yazmak arasındaki fark buradan kaynaklanır; siz okursanız nefesinizin enerjisi sadece üflediğiniz alana siner başka bölgelere faydası olmaz ve nefesinizin enerjisi bir kaç dakika veya saat veya gün sonrası bedenden tamamen yok olur gider. Yani 3 hafta boyunca almanız gerekirken bir antibiyotiği siz birinci veya ikinci günde kesmiş oluyorsunuz. Üflemenin enerjisi bir kaç saat veya gün sonrası gittikten sonrada içinizdeki negatif enerjiler tekrar güçlenmeye yayılmaya başlar. Siz okuyarak sadece geçici rahatlama elde ederdiniz, kalıcı çözüm değil. İslam zorluk değil, kolaylık dini. Muskalar negatif enerjiye karşı yürüttüğünüz savaşta, sürekliliği yani 24 saat aralıksız korunmanızı, negatif enerjiyi yok edinceye kadar savaşmanızı, doğru dozajı tutturmanızı ve bütün bedeni kapsayan bir etki alanı oluşturmanızı sağlar.

Muskalar nasıl korur?

En merak edilen konuyu hemen yazının başında açıklayalım. Bu bilgiye baştan sahip olursanız, belki yazının geri kalanını daha iyi anlarsınız. 
Şunu aklınızdan çıkarmayın muska sizi korumaz Allah korur, o zaman o muska ne işe yarar? Ayetler ile yazılan bir muska iki şeyden oluşur birisi dua diğeri ise bir kağıt parçasına yazılan Ayetler. Siz bir kağıt parçasına, sıkıntınızla ilgili bir kaç ayet yazarsınız, sonrası ellerinizi açar dua edersiniz. "Rabbim, sadece senden medet umar sadece sana yönelerim, benim şöyle bir sıkıntım var, çalmadığım kapı kalmadı, son çare olarak senin Ayetlerine sığındım, yardım et bana Rabbim" dersiniz. Duanızı Alah, samimi görürse günahlardan uzak durmaya çalıştığınıza görürse duanızı kabul edebilir. Ettiğinde ne olur? Allah o kağıt parçasındaki ayetleri canlandırır. Bi nevi o ayetlere bir yazılım yükler. Üzerinde Ayetlerin yazılı olduğu bir kağıt parçası kendi başına birşey ifade etmez, o Ayetler ama canlandığında karşınızda bir hava savunma sistemi görürsünüz. Kilit nokta Ayetlerin bir kağıda yazılması değil, kişinin duası. O Ayetleri canlandıran kişinin duası. Duanız muskanın yazılımını oluşturur, kağıt parçasıda sizin HAVA SAVUNMA SİSTEMİNİZİN altyapısını. Bunları açalım; ülkelerin hava savunma sistemlerini düşünün. Kendiliğinden saldırıları sezen, püskürten bir sistem. Bu sistemler iki şeyden oluşur birisi yazılım diğeri ise fiziki altyapı (füzeler, füze rampaları, uydular ve bilgisayarlar). Fiziki altyapıyı oluşturduktan sonra, sistem nasıl uyanır? Yazılımla! Siz ana bilgisayara yazılımı yüklediğiniz an, sistem canlanır ve neye programlandıysa onu yapmaya başlar. Kendiliğinden tehlikeleri sezer ve püskürtür. Muskalarda bu şekilde çalışır. Bir kağıda bir dizi Ayetler yazmanız bunun altyapısını eşgal eder, duanızda bu altyapıya bir yazılım yüklenmesini sağlar. Duanız kabul olunursa Allah o muskaya bir yazılım yükler ve o muskayı aktif hale getirir. Kabul olunmazsa üzerinde yazılardan ibaret bir kağıt parçası taşımış olursunuz o kadar. Muskaları aktive eden niyet yani duanız olduğu için, ne niyet doğrultusunda yazıldığını bilmediğiniz muskaları lütfen üzerinizde taşımayın! Niyet sizin yazılımınız, kağıt parçacığıda o sistemin fiziki altyapısıdır. Olayın püf noktası yazılan Süreler veya Ayetler değilde niyet gibi kalbi bir duygu olduğu için muskaların ne kadar etkili olup olmadığı içerikten öte niyete bağlıdır. Yazan ve yazdıran ne kadar halis niyet taşırsa ne kadar temiz kalpli olursa, o muskanın o dilekçe formun Allah katında kabul görme olanağı o kadar artar. Havas ilmi ile yazılan muskalarda niyet etmeniz gerekmiyor. O tarz muskalar matematiksel ve geometrik hesaplamalara dayanır. Siz hesaplamalarınızla muskanın temelini oluşturursunuz, anne ismi gibi kişiye has bilgilerlede o muskayı o kişiye kodlarsınız. Bu tarz muskaların etkisi yazan kişinin ilmine ve herşeyde olduğu gibi Rabbimin takdirine bağlı.

- hocam, insanlar takdıkları muskanın içinde ne yazıyor onu bilmiyor ama?

Siz bir hekimin yazdığı reçetenin içeriğini biliyormusunuz? O ilacın neler içerdiğini biliyormusunuz? Hayr bilmiyorsunuz ama yinede kullanıyorsunuz. Neden kullanıyorsunuz? İçeriği bilinmeyen birşey kullanılamaz derseniz, lütfen sizde bundan sonra bir hekime ilaç yazdırmayın. Siz bir cep telefonu veya bilgisayar yazılımların neler içerdiğini biliyormusunuz? Bilmiyorsunuz, bilmediğiniz halde neden kullanıyorsunuz? Lütfen bundan sonra bilgisayar ve cep telefonuda kullanmayın. Sizin inancınızda muska olmayabilir, eğer toplumun bir kısmını bu ilimden mahrum edecekseniz, adil olun sizde içeriğini bilmediğiniz şeylerden vazgeçin. Vazgeçemiyorsanız, o zaman başkalarınada çamur atmayın. Başkaları ne kadar cahilse sizde en azından o kadar akıllı veya cahilsiniz. Başkalarına cahil diyorsunuz, sanki siz aldığınız ilacın içeriğini biliyorsunuz, sanki kullandığınız telefonun yazılımında neler var neler yok biliyorsunuz? Ne demek istediğimi anladınız değilmi? Herkes herşeyi bilmek zorunda değil, ben ilaçlardan anlarım siz Ayetlerden başkası su tesisatından başkası ziraattan vs. Allah döngüyü buna göre yaratmış, birbirimize muhtaç olma üzerine yaratmış. Her ilme vakıf olmak zorunda değiliz. Öyle bir sorumlulukta omuzlarımıza yüklenmemiş. Biz sadece, uzmanlar arasından iyileri araştırıp bulmakla yükümlüyüz. Onu bulduğunuzda da bize verdiği ilmin (muska, ilaç, araba, bilgisayar) içeriğini bilmekle mükellef değiliz.

   - Hocam çok art niyetle yazılan muskalar var, içeriği hurafeler ile dolu.

Ne yapalım arkadaşlar, birisi bıçakla birini yaraladı diye tüm bıçakları ortadanmı kaldıralım? Birisi gereksiz ilaçlar yazıyor diye tüm ilaçları ortadanmı kaldıralım. Hayat tercihlerden ibaret, bıçakla ameliyat yapıp birinin hayatınıda kurtarabilirsiniz birini öldürebilirsinizde. Allah nimetleri sunar, hangi yönde kullanacağınızı size bırakır. Sadece birşey birileri tarafından art niyetle kullanılıyor diye, siz onu yasaklamaya kalkarsanız, o zaman bilgisayardan cep telefonlarına internetten tvlere kadar herşeyi yasaklamalısınız.

   - Hocam muskalar okunur, yazılmaz.

Okumak için ilk önce yazmanız gerekiyor arkadaşlar. İşitmekte bir hikmet varsa, yazmakta dahada büyük bir hikmet var. "İkra" diyorsunuz ama "Kalem" demiyorsunuz. İkra, Kuran-ı Kerimde bir kelime, Kalem ise koskocaman bir Sürenin ismi. Siz nasıl olurda, okumayı yazmadan daha üstün tutarsınız. Birşeyi okumadan önce ilk önce onu yazmanız gerek. Okumak, yazmanın sayesinde var. Sayesinde var olan birşey, kaynağından nasıl daha üstün olabilir? İlahi düzen yazma üzerine kurulmuş. Başınıza gelen herşey bir Kitaptan çıkar (Levh-i mahfuz), işlediğiniz her eylemi sağ ve sol omuzunuzdaki melekler yazar;
"Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır." (Hadid Süresi; 22). Bütün düzen kaleme almak üzerine kurulu, siz nasıl birşeyi kağıda almayı önemsiz görürsünüz? Birbirinize borçlandığınız zaman bile bunu kağıda almanızı tavsiye eden bir ilahi düzen var karşımızda; "Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın.." (Bakara Süresi; 282). Nasıl olurda okumayı tavsiye edersiniz, ama yazmayı değil. Birilerin gazına dolduruşuna geldiğiniz çok açık, bilgi ve akıl ile konuşmadığınız çok açık.

   - Ama hocam, bazı muskaların içinde batıl semboller yazılı yada boş şeyler yazılı ve insanlar onu takıyor.

Plasebo effektini hiç duydunuzmu? Hastaya içi şeker tozu bir hap verilir ve hastanın kendisine, bu ilacın son teknoloji ile üretildiği söylenir. Hastada bu ilacın kendi hastalığı için üretildiğine inanarak alır ve zaman dilimi içinde iyileşir. Bu uygulama bilim literatüründe yerini almış, bilimsel bir gerçek bir realitedir. Birisi bir kağıda bir kaç rakam yazmış sonrası onu poşete sarıp vermiş veya kağıda bir kaç küfür yazıp vermiş olabilir, hastada bunu kendisi için özel yazıldığını düşünüp takmış ve bundan fayda görmüşte olabilir. Kağıdın üzerinde batıl semboller yoksa, kişi bundan şifa bulduysa, haramda içermiyorsa kimseyede zararı yoksa, size ne arkadaşlar? Yapılan bu işin, bilim dünyasının plasebo uygulaması ile ne farkı var? Onlar yapınca nobel ödülü, başkaları yapınca hurafe, nasıl iş bu? Tasvipmi ediyoruz bunları? Hayır. Bir Müslüman kullandığı bir ilmin içeriğini bilmek zorunda değil, ama ilmin uzmanını bulmak zorunda. Bu insanları eleştirecekseniz, neden doğru uzmana çıkmadılar bundan dolayı eleştirin. Siz bunu yapmıyorsunuz, siz direk ilmin kendisini hedef alıyorsunuz. Bu durumda bizde tabi cevap hakkımızı kullanırız. İnsanlar neden hacı hocalarda şifa arar, bu soruyu kendinize hiç sordunuzmu? Cahil olduklarından değil, sizden yani bilim dünyasından şifa bulamadıkları için. Bu insanlar merdiven altı çözüm arıyorsa, bunun sorumlusu muskalar değil, sizsiniz. Sizin beceriksizliğiniz yetersizliğiniz. Özetlersek; bir hekim nasıl ilaç mümessili ile anlaşıp gereksiz ilaçlar yazıyorsa, birileride gereksiz reçeteler (muskalar) yazıyor olabilir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda reçetenin kendisini değil, içeriğini sorgulayın. "Teyzeciğim muskanın içeriği boş" deyin, "sana daha güzelini yazalım" deyin, ama kalkıp muskaların varlığını tartışmaya açmayın. Eğer açacaksanızda bunun için bir hadisten daha fazlasına muhtaçsınız. Oturduğunuz yerden ahkam kesmek, yok öyle yağma. Siz muskaların üzerinde deneyler yaptınızmı, muska yazan kişilerle bir kaç yıl birlikte zaman geçirdinizmi? Oturduğunuz yerden şu haram şu hurafe, yok öyle yağma. 


Muskalar gereksimi: madde ve enerji

Allahu Teala insanı yeryüzüne yerleştirdiğinde varlığını tehdit edebilecek her dış tehdite karşı bir koruma vermiş. Örneğin; kanımızın içindeki beyaz hücreler bizleri mikroskopik boyutta olan unsurlere karşı korur, cildimizde makroskopik boyutta olana karşı. Ancak yeryüzü sadece maddeye dönüşmüş cisimlerden ibaret değil, insan ayrıca maddeye dönüşmemiş ve enerji boyutunda hareket eden unsurlarlada karşı karşıya kalmakta. Allah bizleri hiç yetersiz yaratırmı? Elbette, hayır! Bizler enerji boyutlarından gelebilecek tehlikelere karşıda bir korumaya sahibiz. Aura yazımızı okursanız yeryüzünün elektromanyetik bir kalkan sayesinde güneşin elektromanyetik akımlarına karşı korunduğunu görürsünüz. İnsan, yeryüzünün küçük boyutta bir muadili olduğu için bizlerde böyle bir elektromanyetik kalkana sahibiz (aura). Bu kalkan bizlerin hava savunma sistemi. Bazen bu kalkan zayıf düşer ve bizi istenildiği oranda korumaz. Örneğin; e
ğer hareketsiz bir hayat sürdürüyorsanız veya hastalıklarla boğuşan bir bedene sahipseniz veya yaşlanmış veya körpe bir bedene sahipseniz bu kalkan sizi yeterince koruyamayabilir. Bedeninizin kalkanı zayıf düşerse veya büyüde olduğu gibi kandırılırsa, o zaman enerji boyuttan gelen saldırılara karşı korumasızsınız. Muskaların gereksinimi buradan kaynaklanıyor, biz enerji boyutlarından sürekli saldırıya uğruyoruz, muska dışında bunları püskürtecek bir seçeneğimizde maalesef yok. İnsan ne tür enerjiler ile karşı karşıya? İnsan yeryüzünde beş tür enerji (radyasyon) ile yüzleşir. Birisi uzaydan gelen radyasyonlar, ikincisi; doğanın salgıladığı radyasyonlar, üç; insanlardan gelen radyasyonlar, dört; cinler alemi yani sihir boyutundan gelen negatif enerjiler ve beşincisi yapay, elektronik cihazlardan gelen radyasyonlar. Bu radyasyonların bazıların üstesinden bedeniniz gelebiliyor bazıların değil. Mesela evrenden gelen veya doğanın salgıladığı radyasyonlar çok az miktarda olur, biz bu akımlara rahatlıkla hazmedebiliyoruz. Elektronik cihazlarda olay biraz karmaşık hale geliyor. Elektronik cihazlar üretilirken amaca yönelik üretilir, bedene zararlı olup olmaması ikinci planda tutulur. Ne kadar çok bu cihazların üzerinde SAR değerleri yazılsa veya belirli uyarılar yapılsada bunları sürekli üzerimizde taşıdığımız için bunların radyasyonu enerji kalkanımızı rahatlıkla bypass edip direk bedenimize sinebiliyor. Özet: günlük hayatımızda bizler uzaydan gelen, doğanın ve elektronik cihazların yaydığı radyasyonlara maruz kalıyoruz. Bu akımlara bir de insan kaynaklı, bir de sihir kaynaklı negatif radyasyonları eklerseniz insan bedenin sürekli enerji boyutundan saldırılara maruz kaldığını ve çoğumuzun bedenide bu saldırılar altında çaresiz kaldığını görürsünüz.

Bazıları hayata bir boyuttan bakar, hayatın gözle görülür nesnelerden ibaret olduğunu düşünür, insanın sadece katı boyutunda olan tehlikeler ile yüzleştiğini sanır. GÜNAYDIN diyelim bu kişilere! Siz sadece katı nesneler tarafından kuşatılmış değilsiniz, sizler bunlardan da daha tehlikeli bir oluşum tarafından çepecevre kuşatılmış haldesiniz. Nemi? Yapay ve doğal negatif radyasyonlar. Katı nesnelere karşı önlem alabiliyorsunuz, enerji boyutundan gelen bu tehlikelere karşı nasıl önlem almayı düşünüyorsunuz?

Muska hakmı: İslamın önlem alma kaidesi

Muskalara itiraz edenlere sorduğunuzda, neden itiraz ediyorsunuz diye, bunların bir kısmı genelde muskaların Allaha şirk koşmaya götürdüğünü savunur, diğeride bunu tamamen hurafe bir inanç sayar. Bizde bu bölümde bu iki soruya bir cevap vermeye çalışalım. Muskalardan medet ummak Allaha şirk koşmakmı? Muskalar inancı hurafe bir inançmı? Bu soruların cevabını üç boyuttan ele alacağız; İslami konulara vakıf olmayanlar için genel mantık dahilinde, İslami konulara vakıf olanlar içinde Kur'an-ı Kerim, hadis ve üçüncüsü İcma ile. Muskalar neden hak?

   - muskalar hakmı: İslamın önlem alma kuralı

Muskalar İslamın önlemini al sonrası Allaha tevekkül et kuralına dayanır. Bizler yeryüzünde farklı tehlikeler ile yüzleşiyoruz ve dinen önlem almakla mükellefiz. Örneğin; siz arabaya bindiğinizde neden emniyet kemeri takıyor veya enfeksiyona yakalandığınızda antibiyotik alıyorsunuz? Size bir soru; neden bu çözümü Allahta aramıyorsunuz? Muskalar üzerinde yürttüğünüz mantığa göre Allahta aramanız gerek. Siz emniyet kemeri takdığınızda bir antibiyotik aldığınızda Allahtan değilde bir emniyet kemerinden bir antibiyotikten medet umuyor olmuyormusunuz? Muskalar üzerinde yürüttüğünüz mantığa göre öyle oluyorsunuz. Siz o mantığa göre emniyet kemeri ve antibiyotikleride reddetmeniz gerek. Siz eğer önlem almayı şirk sayarsanız o zaman hayatınızın her adımında her saniyesinde şirk işlediğinizi bilmelisiniz. "Hocam emniyet kemeri takmamız, bir hekime çıkmamız veya antibiyotik kullanmamız ile biz Allaha şirk koşmuyoruz. Bunlar birer vesile, sonuçta tabiki herşey Allahtan gelir" diyorsanız, o zaman tamamen saçmalıyorsunuz. İnsanın icadını kullanmak serbest, ama Allahın Ayetlerini kullanmak haram. Öylemi? Siz insanın icat ettiği şeyleri kullanırken bunu Allaha şirk saymıyor, Allah bunu vesile kıldı diyorsunuz ama, Allahın indirdiği ve bunda sizin için şifa ve fayda var dediği Ayetleren medet umulduğunda bunu günah ve Allaha şirk sayıyorsunuz. Saçmalığın boyutunu görüyormusunuz? Muskalar ya ayetler ile yazılır ya da havas ilmiyle, bu ikiside Allahın indirdiği birer ilim. Siz antibiyotiği hurafe saymıyorsunuz çünkü bir laboratuvar ortamında ortaya çıktı diye, ama ayetler ve havas ilmiyle geliştirilen herşeyi hurafe sayıyorsunuz, neden çünkü bunları bir peygamber söyledi bir melek söyledi diye. Demek siz bilim dünyasına tapanlardansınız. Işığınız bol olsun diyelim o zaman size.

   - muskalar hakmı: Kur'an-ı Kerim

"Sonra Musa'yı ve kardeşi Harun'u âyetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik." (Mu'minun Süresi,45). "Andolsun biz Musa'yı âyetlerimizle Firavun'a ve ileri gelenlerine gönderdik. O da: 'Şüphesiz ben alemlerin Rabbinin elçisiyim' dedi." (Zuhruf Süresi, 46). "Andolsun Musa'yı da âyetlerimizle ve apaçık bir belge ile gönderdik." (Hud Süresi, 96). "Andolsun Musa'yı âyetlerimizle ve açık bir delil ile gönderdik." (Mu'min, 23). "Sonra peygamberlerin ardından Musa'yı âyetlerimizle Firavun ve erkanına gönderdik. Ayetlerimize karşı haksızlık ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak." (Araf Süresi, 103).

S
iz birşeyin varlığına inanmak için, o şeyin ismiyle Kur'an-ı Kerimde anılıp anılmadığına bakıyorsunuz. Yanlış. Ha, eğer Allah sizi delalette bırakmak istiyorsa ismiyle anılsa bile siz onu reddedersiniz, o ayrı. "Onlara melekler indirseydik, ölüler dirilip onlarla konuşsaydı, her şeyi toplayıp önlerine koysaydık gene Allah dilemedikçe inanmazlardı, fakat çoğu bilmez" (En'Am Süresi; 111). Her bilgi ismiyle Kur'an-ı Kerimde anılmaz. Öyle olsaydı kutsal kitabımızın kalınlığı binlerce sayfa olur, sizde onca bilginin içinde kaybolur giderdiniz. Yinede ümitsizliğe kapılmayın, Kur'an-ı Kerim aradığınız her bilgiyi ismiyle değinmiyorsa satır aralarında mutlaka değiniyor. Örneğin; Ayetler. "Ayet" denildiğinde aklınıza ne geliyor? Hiçbir şey. Bu maalesef tüm Müslümanlar için geçerli. Okuyoruz ama ne olduğunu bilmiyoruz. Size burada açıklayalım; Ayetler birer sihirdir. Bir sihirbazın büyü kitabı gibi, Ayetler mucize gerçekleştirmenizi sağlayan birer büyü formülü. Bunu açalım; her ayet bir konuyu anlatır. Felsefe veya tarih kitaplarıda bir konuyu anlatır. Kutsal kitabımızın ayrıcalığı, ayetler bir konu veya sorunu izah etmekle kalmaz, o ayet size o olaya müdahale etme imkanıda sunar. Size olayın akışını değiştirme nimetini sunar. Kuran-ı Kerime atfedilen mucize kavramı buradan gelir. Ayetlerin enerji boyutu üzerinden siz evrenin işletim sistemine el atabilir, nice sıkıntılarınıza çözüm bulabilirsiniz. Evrenin işletim sistemine bu el atmayada sihir denilir. Şimdi gelelim sorumuza; muskaya inanmak Kur'an-ı Kerimde geçiyormu? Muska nedir; muska bir sihirdir, kutsal kitabımız nedir; bir sihir kitabı. Kutsal kitabımızda "muska" ibaresinin geçmesine gerek yok, çünkü kendisi zaten bir sihir kitabı. Siz bir matematik kitabını açtığınızda bir içerikle karşılaşırsınız, siz anlamazmısınız o içerikten bunun bir matematik kitabı olduğunu. Herhalde her sayfada "matematik kitabı" ibaresinin yazılmasını beklemezsiniz. Kuran-ı Kerimin kendiside muska ibaresini kullanmasına gerek yok, ayetlerin bir indiriliş nedeni size birşeyleri anlatmaksa, bir diğer sebebide şifa niyetine Ayetleri kullanmanız. Gerek okuyarak gerek yazarak. Yoksa siz kutsal kitabımızı sıradan bir tarih bir felsefe bir anayasa kitapçığımı sandınız? Duvarınızda asılı tuttuğunuz o Kitap var ya, işte o Kitaptaki ayetler ile Peygamberler mucizelerini gerçekleştirdi. Sizlerin bir süs objesi olarak duvarda asılı tuttuğunuzu, peygamberler kullandı. Ne büyük bir cehalet içindesiniz, farkında değilsiniz. Örneğin; Hz Musa. Hz Musa kendisine indirilen Ayetleri kullandığında, o ayetlerden medet umduğunda Allaha şirk koştumu? Tabiki hayır. Neden, çünkü Allah o Ayetleri Hz Musa kullansın diye indirdi. Bir düşünün; Hz. Musa gibi büyük bir peygambere 9 Ayet indirildi (İsra Süresi, 101). Duvarınızda süs olarak astığınız Kitapta 6 bin üzerinde Ayet var. Hz Musa kendisine indirilen her bir Ayeti kullanmaktan çekinmedi, siz ise birini bile kullanmaktan insanları caydırıyorsunuz. Hurafe diyorsunuz, şirk diyorsunuz. Yazık çok yazık. Koskocaman bir peygambere 9, bize ise binlerce Ayet indirildi. Bize indirilen Ayetleri yani mucizeleri birde kombinasyon halinde kullandığınızı düşünün. Evrenin işletim sistemine el atmanızı sağlayacak, yeryüzünde nice mucizeler gerçekleştirmenizi sağlayacak SONSUZ imkana sahipsiniz. Şükür Rabbime. Neden o zaman insanların bu mucizeleri öğrenmesi ve kullanmasına engel oluyor, onlara bu Ayetlerin gizeminden bahsetmiyorsunuz? Neden; çünkü Kur'an-ı Kerimi sıradanlaştırmak istiyorsunuz. Beşerlerin yazdığı Kitaplar seviyesine indirgemek istiyorsunuz. Yazık, çok yazık. Hocam, bizler Hz Musa değiliz derseniz, haklısınız değiliz. Ama Allah bu Ayetleri bize indirdiğine göre demek bizler o Ayetleri kullanma makam ve konuma sahibiz. Nasılmı? Hz Musa kendisine indirilen Ayetleri bir niyet ile aktif hale getirdi. İşin sırrı temiz bir kalp ve halis bir niyette yatmakta. Temiz kalpli ve halis niyetli bir Müslümana açılan gayp kapılardan haberiniz varmı sizin!

Çok ilginç bir Müslümanlık anlayışınız var; biopro gibi yapay elektromanyetik radyasyonlara karşı koruma amaçlı kolyeler takıyorsunuz, evlerinizin belirli köşelerine belirli özelliklere sahip taşlar koyuyorsunuz, güneş ışınlarına karşı güneş kremi sürüyorsunuz ve bunların sizleri negatif enerjilere karşı koruyacağına, bedenlerinizin etrafında bir kalkan oluşturacağına inanıyorsunuz. Kur'an Ayetlerine gelince ama Ayetlerde böyle bir güç olmadığını, dahada ötesi Ayetleri günlük sıkıntılarımız için kullanmanın Allaha şirk olduğunu iddia ediyorsunuz. Allahın kullanın bu ayetleri, bu ayetleri ben sizin hizmetinize indirdim bu ayetlerde peygamberlere indirilen mucizeler var bu Ayetlerde sizin için şifa var demesine rağmen, siz insanları Allahın ayetlerinden uzak tutmak için herşeyi yapıyorsunuz. Doğanın içinden herhangi bir taşta böylesine bir güç görüyorsunuz, herhangi bir sanayi bölgesinde üretilen bir kolyede bir kremde insanı koruyacak bir güç olduğuna inanıyorsunuz ama Kur'an-ı Kerimin Ayetlerinde o gücün olduğuna inanmıyorsunuz. İnsanın ürettiği birşey koruma amaçlı kullanıldığında bunu Allaha şirk koşma saymıyorsunuz, Kur'an-ı Kerim Ayetleri kullanıldığında bunu Allah şirk sayıyorsunuz. İşte arkadaşlar sizlerin Müslümanlığı bu kadar, sizin inancınızın boyun ölçüsü bu! Kur'an-ı Kerimin mucizevi bir Kitap olduğunu sürekli dile getirirsiniz, onun muhteşemliğini ağzınızdan düşürmezsiniz ama "hadi gelin onun o muhteşemliğinden faydalanalım o mucizeleri keşfedelim, hayata geçirelim dediğimiz an", yani dilinizden akanları icraata dökelim dediğimiz an yok öyle birşey deyip kıvırıyorsunuz. Demek Kur'an-ı Kerim inancı dilinizde, Kur'an-ı Kerim inancı henüz kalbinize işlememiş. 

   - muskalar hakmı: hadis
 
Muskaya karşı olan Müslümanlar, bu karşıtlığı peygamberimizin bir hadisine dayandırır. Peygamberimize güya on kişilik bir heyet gelir, peygamberimizde biri hariç diğerleri ile tokalaşır. Neden o kişi ile tokalaşmadığı kendisine sorulduğunda da, peygamberimiz sav onun üzerinde temime (muska) vardı diye yanıt verir. Bu hadis doğrumu ve böylesine bir hadisle karşılaştığımızda nasıl hareket etmeliyiz? Bir; hadislerin
doğruluğunu merak ediyorsunuz ilk önce o hadisin Kur'an-ı Kerime ters düşüp düşmediğine bakın. ki; genel mantığa ters düşüp düşmediğine bakın. Üç; peygamberimizin fıtratına ters düşüp düşmediğine bakın. Dördüncü; kendi aklınızı kullanın. Hadisler, doğruları bulmanızda önemli ipuçları size verebilir ancak hadisler, ayetler gibi tartışmaya kapalı değil. Sebebide bunların duyum üzerine, peygamberimizin vefatından yüz yıllar sonrası kayıda alınması. Ne kadar çok bazı alimler doğruları hurafelerden ayırt etmeye çalışmış olsada, bir çok hurafe halen günümüze kadar gelmeyi başarmış. Günümüzde birini diğerinden nasıl ayırt edeceğiz? Kendi aklımıza başvuracağız. Nasılmı? Çok basit; Peygamberimizin hayatını ve Kur'an-ı Kerimin peygamberimizle ilgili kıssaların okuyup Peygamberimizi tanıyarak. Tabi siz çalışmadan hazır mala konmaya alışık olduğunuz için, peygamberimizi tanımaya kalkışmak çok zor geliyor size. Bir hadisin doğruluğunumu merak ediyorsunuz, çözümü çok basit peygamberimizin hayatını okuyun. Peygamberimizi tanırsanız, neyin onun ağzından çıkıp çıkmadığını rahatlıkla çözersiniz. Örneğin; bir dostunuzun bir yerde birşey söylediği kulağınıza gelir, siz ne dersiniz; benim tandığım kişi bunu söylemiş veya yapmış olamaz, dersiniz. Kütüb-i Sitteymiş şuymuş buymuş, hepsi boş, kendi aklınızı kullanın. Kendi çalışmanızı yapın kendi aklınızı kullanın. Peygamberimizi tanırsanız nelerin onun ağzından çıkıp çıkmadığını çok rahat çözersiniz. Hadislerin sahihliğini belirlemenin en kolay yolu bu. Buhari, Tirmizi bunlar nasıl hadisleri süzgeçten geçirdiyse, sizde süzgeçten geçirmeye devam etmelisiniz. Onlar kafa yordu, artık benim kafa yormama gerek yok dememelisiniz. Bir gün Allahın huzuruna çıktığınızda onlar benim için düşündü, ben bu konuda artık düşünmekten muafım deme şansınız yok. Herkes kendi aklından sorumlu kılınacak. Başkaların aklına sığınarak hareket ediyorsanız, bilinki bu sizi mahşeri sorgudan muaf kılmayacak. Ayetleri asla sorgulamayın, hadisleri ise sorgulayın. Ayetler kaynağın kendisi, diğeri ise kulaktan duyma şeyler. Kulaktan kulağa gelen şeylerinde doğruluğunu araştırın. Muskayla ilgili bu hadis doğru olabilirmi? Olamaz. Ayetlerden ve peygamberimizin hayatından elde ettiğimiz bilgiler doğrultusunda bir peygamber profili oluşturduk, o profile sahip bir peygamberde böyle bir davranış içinde bulunmazdı. Örneğin; hadiste anlatıldığı gibi, eğer birisi üzerinde bir muska taşıyorsa ve bu batıl bir inançsa veya kötülük içeriyorsa, o zaman bizim tanıdığımız peygamber o kişiyi uyarırdı, uyarmakla zorunlu olurdu. Hadisiniz tam burada takılı kalıyor. Siz bir Müslüman olarak bir yanlışı gördüğünüzde ne yapıyorsunuz veya yapmakla mükellefsiniz; uyarmakla. Bu hadis, sıradan her Müslümanın yaptığını, peygamberimizin yapmadığını ima ediyor. Kişiye elini vermedi, geçti gitti dediğiniz an, siz bunu ima etmiş oluyorsunuz. Hocam, ama diğer Müslümanları uyardı derseniz; bu sefer peygamberimizin birisinin arkasından goy gıybet yaptığını ima ediyorsunuz. Kendinizi nasıl bir zandan diğerine sürüklediğinizi görüyormusunuz? Peygamberimiz bir yanlışı gördüğünde o kişinin arkasından konuşmazdı, bunu o kişinin yüzüne söylerdi. Söylemekle görevliydi zaten, başka bir şansıda yoktu. Zaten başına ne geldiyse hakkı söylemekten gelmedimi? Peygamberimiz kendisine yapılan haksızlıklara karşı sustu, toplumu ilgilendiren konularda değil. Özetlersek; bu hadis, insanların yüzüne hatalarını söylemeyen, insanları hatalarından ötürü uyarmayan, kişilerin arkasından konuşan bir peygamber profili çiziyor. Bu da bizim Kur'an-ı Kerimden ve peygamberimizin hayatından edindiğimiz peygamber profili ile örtüşmüyor. Örtüşmediği içinde reddediyoruz. Kaldıki, bir konu hakkında ayetler varsa hadislere başvurulmaz. Bu haşa Allah varken peygamberimize danışmaya benzer, daha da kötüsü peygamberimizin ağzından duydum diyenlere danışmaya benzer. 

   - muskalar hakmı: genel mantık

İki tür insan muskalara karşı çıkar, birincisi İslamdan uzak tipler, diğeri ise Müslüman olarak geçinenler. Birisi bilim dünyası ne derse ona iman eder, diğerleri ise ilahiyatçılar ne derse ona inanır. Bilim dünyasına tapanlara hitap etmemiz mümkün değil. Allah onlarda bir hayr görseydi, zaten kendisi onları hidayete erdirirdi. Maymundan türediğine inanan birinin bizim yazılardan ilham alması mümkün değil. Biz burada ilahiyatçlılara biat edenlerin mantığına hitap etmeye çalışalım. Bu sınıf, tam orta sınıf; ne tarikat ve cemaatlere kendilerini kaptırmış ne de ataistler gibi Allahsızlık var. İki derede bir arada kalmış insanlar. Bunlar genelde ilahiyatçılara takılır. En güvenilir onları bulur. Prof makamı bilimselliği çağdaştırdığı için, çağımızda en güvenilir onları bulurlar. İlahiyat dünyasında cemaatleşme yani menfaat ve çıkar yok. Tarikatlara kıyasla kendilerini bu alemde daha güvende hissederler. Bu ilahiyatçılarda muskalara inanmaz. Muskaların Allaha şirk koştuğunu iddia eder. Bu doğrumu, muskalar Allaha şirkmi? Orta sınıf Müslümanlar için, bu soruya bir cevap getirelim. Hayır, değil. Neden değil; İslam önlemini al sonra Allaha tevekkül et kuralı üzerine kurulu bir din. Kişiler rahatsızlandığında şifa için çözüm yolları aramak zorunda, şifa buldukları anda Allahı değilde muskayı anmaları kişiyi şirk'e götürmez. İslam dini belirli temeller üzerine kurulu bir din, önlemini al sonra Allaha tevekkül et kuralı bunun bir temeli ise, niyete göre amel bunun bir diğer temeli. Bu insanlar muska sayesinde şifayı buldum derken, bunlar muskayı bir yaratıcı makamına koymuyor. O niyetle bunu söylemiyorlar. Örneğin; insanlar hastalandığında bir doktora çıkar. İyileştikleri anda doktorum beni iyileştirdi der. Bu şirkmi? Muska üzerinde yürüttüğünüz mantığa göre bu da şirk olmalı. Örneğin; hasta birisi bir ilaç alır ve sonrası o ilaç beni iyileştirdi der. Muska üzerinde yürüttüğünüz mantığa göre bu da şirk sayılmalı. Ya emniyet kemerine ne demeli. Emniyet kemeri olmasaydı ben şu kazada ölecektim diyen bir bilinç seviyesi var karşınızda. O zaman emniyet kemerlerinide yasaklayalım. Özet; hesap, niyete ve kişinin bilinç seviyesine göre kesilir. Birşeyin şirk sayılması için bilinç ve niyet önemli. Ben muskadan şifa gördüm diyorsa birisi, niyet okumaya kalkışmayın. O kişi elbette herşeyin Allahtan geldiğini bilir, bilmiyorsada cehaletine yani bilinç seviyesine bağışlayın. Eğer cehaletine bağışlamayacaksanız, muska gibi bir ilmi Allaha şirk sayacaksanız o zaman hekimleri ve ilaçlarıda sayın, onlarıda ortadan kaldırın. Sizin mantığınıza göre onlarda şirk. Hocam, o bilim derseniz; bende bu da Allahın ayetleri derim!

   - muskalar hakmı- İslam alimleri

İslam alimlerin muskalar hakkında görüşü nedir bunuda kısaca size aktaralım; imam-ı Azzamdan imam- Rabbani ve Şafi'ye kadar dinimizin en önde gelen figürleri muskaları takmanın bir sakıncası olmadığı kanaatini bildirmiş. Eğer ön yargınız yok ise, bu alimlerin isimlerini duyduğunuz an, muskayla ilgili görüşlerinizi tekrar gözden geçirmelisiniz.

Neden muskalara mahkumuz

   1. Bu konuda henüz bir ilim yok

İnsanoğlu yeryüzünde iki tehlike ile karşı karşıya birincisi madde boyutu diğeri ise enerji boyutu. Madde boyutundan gelebilecek sıkıntılara karşı bir korumaya ve bir ilme (tıp) sahibiz ama enerji boyutundan gelebilecek sıkıntılara karşı değil. Sıkıntı burada; insanlara etmeyin yapmayın, biz hangi çağda yaşıyoruz diyorsunuz, fakat çağınızın bilim dünyasının bu konuda bir çalışması yoksa ne yapacaksınız? Günümüzün teknolojisi bizlere fiziki darbelere karşı veya mikroplara karşı bir koruma sunuyor, elektromanyetik frekanslara (nazar, sihir) karşı ama değil. Enerji boyutlarından gelen saldırılar ile ilgilenen tek alan elektronik harp teknolojisi. Bunun dışında bu alanda çalışan ve günlük hayatımıza uygulanabilinecek bir çalışma yok. O yüzden muskalara sığınan insanlara, hangi çağda yaşıyoruz demeniz anlamsız. Bu konuda bin yıl önceki bilim seviyesi ne idiyse günümüzün bilim seviyeside o. Ha bin yl öncesi yaşamışsınız ha bugün, fark yok. Yeryüzünde bu konuda bir bilim dalı yoksa, uzmanlar yoksa, o zaman bu konuyla ilgili bir sorunu olanın ne yapmasını bekliyorsunuz? Tabiki, ellerini açıp Allaha dua etmesini bekliyorsunuz. Bunuda yadırgayacak değilsiniz herhalde. Çaresiz olduğumuz dönemlerde bizler nasıl elimizi açıp Allaha dua ediyorsak, bu insanlarda Allaha dua ediyor. Değerli dostlar, benim Ayetlerimde sizin için şifa var diyen bir yaratıcı var karşımızda. Allaha sığınan birinin Allahın ayetlerinden şifa umması Allahın ayetlerini kullanması kadar doğal ne olabilir? "Kur'ân'dan mü'minlere şifâ ve rahmet olan (parçalar, bölümler) indiririz. Zâlimlerin ise ancak ziyanını artırır." (İsra Süresi; 82) "..De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır..." (Fussilet Süresi; 44). Kişi, kendi çağında kendi çağın imkanlarında kendi sorunlarına bir çözüm bulamadığı an yaratıcıya sığınır, bundan doğalda birşey olamaz. Siz ama ne yapıyorsunuz? Kişiyi sorunları ile baş başa bırakıyor bir çözüm yolu göstermiyorsunuz. İki; bir Müslümanın sıkıştığında Allahtan medet ummasını batıl bir inanç olarak görüyorsunuz. Üç; bir Müslümanın Allahın Ayetlerinden şifa ummasını hurafe sayıyorsunuz. Dört; Allaha, Allahın ayetlerine sığınanların Allaha şirk koştuğunu söylüyorsunuz. Özet: cehaletinize bir bakarmısınız! Nerenizi düzeltelim bizde şaşırdık.

   2. Her sıkıntımızda Kur'an-ı Kerime başvurabilirmiyiz?

Kur'an-ı Kerim herşeyin antidotumu? Evet ve hayır! Müslümanlar bu konu hakkında çok yanlış bir anlayış içinde olduğu için bu bölümü dikkatle okumanızı rica ediyoruz. Neden, evet ve hayır? EVET, çünkü bir konu hakkında henüz bir ilim yeryüzüne indirilmemişse o eksiği Kur'an-ı Kerim giderir ve o derde deva olur. HAYIR, çünkü o konuda eğer bir ilim indirilmişse o zaman Allah kendisinin değil o ilmin kapısını çalmanızı bekler yani
o konuda o Ayetten fayda göremezsiniz. İlahi düzen nasıl çalışır size bunu izah edelim; Allahu Teala her ilmin sırrını Ayetlerinde gizler ve bu Ayetler ile sıkıntılarımıza çözüm bulabilmemizi sağlar. Ne zamana kadar? Allah o ilmin esasını yeryüzüne indirinceye kadar. İlim soyut boyuttan (ayet), somut boyuta geçtiği an, soyut boyut pasif duruma alınır. Örneğin; antibiyotik ilmi (penicillin) veya ağrı ilmi (aspirin) soyut boyuttan somut boyuta geçtiği yani yeryüzüne indiği an, Allah onunla alakalı Ayetleri kişiye göre etkili kılmaya başlar. O konuyla ilgili Ayet neden pasifize edilir? Allah isterki o ilim neredeyse onu gidelim araştıralım ve öğrenelim. İsterki insanların sıkıntılarını biz giderelim, Ayetler değil. İsterki biz gidelim o ilmi öğrenelim ve tüm sevabı biz kazanalım. Allah isterki cahil kalmayalım, isterki kıçımızı kaldıralım ve yeryüzünde rızkımızı arayalım, herşeyi kendisinden beklemeyelim. Pozitif bilimlerin bilgisi yeryüzüne indikçe o konu hakkında indirilen Ayetlerin yetkisi pasif duruma düşer. Ayetler daha çok belirli kişiler veya hastalar yüzü suyu hürmetine geçerlilik kazanır. Ayetin etkisi otomatikten çıkar yani evrenin işletim sisteminden kaldırılır ve ilahi onaya bağlanır. Allahu Teala bu şekilde Müslümanların yobazlaşmasını engellemek ister.

   3. Kendi bakış açınızdan olaylara bakmayın

Pozitif bilimleri incelediğimizde enerji boyutlarından gelen tehlikelere karşı (psikiyatrik hastalıklar, nazar, büyü) bir ilmin yeryüzüne henüz indirilmediğini görüyoruz. Bizler günlük hayatımızda haset dolu bakışlara maruz kalıyoruz (nazar), bizler cinlerin sebep olduğu psikiyatrik hastalıklar ile boğuşuyoruz (panik atak, fobiler, obsesif eylemler, şizofreni vs) ve bizler sihir ilmi (büyüler) ile yüzleşiyoruz, AMA pozitif bilimler boyutunda bu sorunlarımıza bir çözüm üretemiyoruz, başvurabileceğimiz bir bilim dalı göremiyoruz. Örneğin; nazara uğramış insanlar migren tarzı ağrılar yaşar, tıp ilmi buna bir çözüm bulabiliyormu; maalesef hayır. İnsanlar simetri ve temizlik gibi takıntılar ile boğuşur, topluma çıkamama fobileri veya panik ataklar yaşar, siz bunların cinlerin musallatı sonucu ortaya çıktığını biliyormuydunuz? Siz bu sıkıntılara çözüm üreten bir bilim dalı biliyormusunuz; maalesef hayır. Psikiyatri bilim dalı derseniz, geçin o işi. Bir uyuşturucu satıcısı ne ise onlarda o. Uyuşturucu satıcıları ne muamele görüyorsa, onlarda aynı muameleyi görmeleri gerek. Özetlersek; yeryüzüne indirilen ilimler ile bizler enerji boyutlarından gelen saldırıların üstesinden gelemiyoruz. Kendi imkanlarımız ile bir işin üstesinden gelemediğimiz anda Allah bizden ne bekler; kendisine sığınmamızı bekler. Eğer bir konu hakkında insanın başvurabileceği bir bilim dalı yoksa, yeryüzüne öyle bir ilim henüz indirilmemişse o zaman Allah KUR'AN-I KERİME sığınmamızı, ondan sorunlarımıza şifa bulmamızı bekler! Bazı medyumcular ve cinci hocalar, biz varız ya hocam, biz çözeriz diyor; siz bilgileriniz veya gaybi bağlantılarınız ile belki bu boyutlarda yaşanılan sorunlara çözüm üretebiliyorsunuz ancak siz olaylara kendi bakış açınızdan bakmayın. Olaylara yaratıcının bakış açısından bakın. Siz dün yoktunuz bugün varsınız ve yarında olmayacaksınız. İnsanlar ama bin yıllardır yeryüzünde yaşamakta ve siz gittikten sonrada yaşamaya devam edecek. İki; siz buradasınız sizden haberi olmayan ve başka bir yerde yaşayan ne yapacak. Size bağlı bir düzen mantıklı geliyormu? Üç; size indirilen ilim yeryüzüne indirilmiş bir ilim değil. Siz cinler alemine indirilen bir ilmi kullanıyorsunuz. Siz kopya çekiyorsunuz. Kullandığınız ilim yeryüzüne ait değil. Harut ve Marut adındaki iki melek, elinizdeki bilgileri cinler alemine indirdi, insanlar alemine değil. Cinler o bilgileri insana taşıdı, Allah değil. Kullandığınız ilim yeryüzünde soyut boyuttan somut boyuta henüz geçmiş değil. Soyut boyutta kaldığı müddette bizim başvuracağımız tek adres var, o da Ayetler. Sizin merhametinize, elinize bırakılmış bir düzen beklemiyordunuz herhalde. Elbette hayır. Düzen kimseye aman demeden sadece Allahın sunduğu nimetler (örneğin; Kur'an-ı Kerim veya bitkiler) ile çözüm bulabilmemiz şekilde var edilmiş. Objektif bir bakış açısı ile konuyu değerlendirdiğinizde sizde insanoğlunun günlük hayatında negatif enerjilerle yüzleştiğini ama ilim boyutunda buna bir çözüm bulamadığını ve Kur'an-ı Kerim dışında kapısını çalabileceği bir yerde olmadığını, çözüm sunduğunu iddia edenlerin bazılarında şarlatan bazılarında yetersiz kaldığını göreceksiniz. İnsana güvenmediğiniz zaman ve yeryüzünde bu konuda ilim olmayıncada kime sığınıyorsunuz, tabiki Allaha! Muska olayına bu boyuttan bakın. Ortada bilimsel çalışma yok, cinleri kullanan uzmanlara mahkum bir yaşantıda Allahın onaylayacağı bir yaşantı değil. Geriye tek Ayetler kaldı.

   4. Sıkıntısı olanı açıkta bırakmayın o kişiye bir çözüm sunun ve tarafınızı belirleyin

"O inkâr edenler, zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir, diyorlar" (
Kalem Süresi; 51). Bu Ayet nazardan bahseder. Siz nazarın varlığına inanıyormusunuz? Eğer inanmıyorsanız, o zaman bu yazı sizi aşar. Maymundan türeyen, et ve kemikten oluşan basit bir insan modeli, size daha çok hitap edebilir. Eğer ama, insanın et ve kemikten öte, içinde ve çevresinde nice derin ve karmaşık boyutlar taşıdığına inanıyorsanız o zaman o boyutlardan gelen tehlikelere karşı nasıl önlem almayı düşünüyorsunuz? Bilim dünyası derseniz, güzel ama bilim dünyasının bu alanda hiç bir çalışması yok. Bu alanda insanların ciddi sıkıntıları var, söylermisiniz lütfen bu insanlar ne yapsın? Bu
insanlara sırtımızı dönüp kederlerinemi terk edelim? Bakınız, insanlara yapma etme diyorsunuz, şirk koşmaktan ve hurafeden bahsedip insanları korkutuyor Allahın Ayetlerini kullanmaktan vazgeçiriyorsunuz. Tamam güzel, bir kapıdan geri çevirdiniz, şimdi bu insanlara başka bir kapı gösterme zorunluluğu vebalini üzerinizde hissetmiyormusunuz? Çok bilgesiniz ya, o zaman lütfen insanları açıkta bırakmayın. Bir şifa kapısını kapatıyorsanız başka birinide açın. Biz bir iddia ortaya atıyoruz, diyoruzki; bütün ruhsal sıkıntılar cinlerden gelir. Bir iddia daha ortaya atıyoruz; Ayetler ile bunları çözebilirsiniz. Bir sorun'a bir çözüm sunduk. Siz ne yapıyorsunuz; hayır, diyorsunuz. Ayetler ile çözülmez diyorsunuz. Bizde diyoruzki; tamam, Ayetler birer çözüm değilse, o zaman bu insanlara lütfen bir çözüm sunun. Ee, bunuda yapmıyorsunuz. Madem konuya vakıfsınız ve Ayetler ile olmaz diyorsunuz, en azından sizi dinleyen kişileri eli boş ortalıkta bırakmayın. Bunlara bir çözüm yolu sunun. Psikiyatristlerin bir çözüm olmadığı ortada. Psikatristlerin faydası olsa, insanlar geri zekalımı bir muskacıdan diğerine koşturup dursun. Yönlendirdiğiniz psikiyatristler bir poşet dolu hap verip eve gönderiyor. İnsanlar robot gibi uyuşuk bir beyin ile hayatlarını idam ediyor. Haklı olarak çözüm bu olamaz deyip alternatif yollara başvuruyor. Allah aşkına bir alternatif yolda siz sunsanız? Madem olayı çözdünüz ve bilgesiniz, o zaman insanlara alternatif çözümler sunun. Bunuda yapmıyorsunuz. Hocam, bilim dünyasının bu tür enerji akımları hakkında bir çalışması yoksa demek öyle bir alan yok diyorsanız; o zaman asıl SİZ Allaha şirk koşuyorsunuz. Allah, ben sihir ilmini indirdim der, gözlerden çıkan o enerjiden bahseder ve cinlerin sizi psikolojik sıkıntılara sokacağını söyler. Siz burada Allahın yalan söylediğinimi ima etmek istiyorsunuz? Sayın okurlarımız iki tarafada oynamayın. Hayatta bir tercih yapacaksınız ya Allahın Ayetlerine inanacaksınız ya da sizi maymunla akraba yapan bilim dünyasına. Hak ve batıl arasında sert bir savaş var, tarafınızı belirleyin. Bizler uyaralım, bugün atamaymunlara şirin görünmek için İslamın nazar, sihir ve muska gibi inançlarını satarsanız yarında başka bir inançtan vazgeçersiniz. Ölüm boğaza dayandığı anda eli boş Allahın huzuruna çıkarsınız. Bunu bir iddia oyunu olarak görün, bir tarafta Kur'an-ı Kerim diğer tarafta bilim dünyası, bizler paranızı Kur'an-ı Kerime yatırmanızı tavsiye ederiz.

   5.
muskalara inanmak toplumu yobazlaşmaya itmezmi

İtmez çünkü bu konu hakkında bir ilim yokki o insanlar gidip o kapıyı çalsın. Olmayan birşey insanları nasıl yobazlaştırsın? Ne zaman bu konuda bir ilim indirilir ve insanlar halen muskalar ile ortalıkta dolaşır ANCA o zaman o insanları geri kalmışlıkla itham edebilirsiniz. Örneğin; negatif enerjilere karşı etkili ayetler var, bunlardan biriside zilzal süresi. Bir gün eğer zilzal, vakıa, saffat gibi sürelerin okunuşunda salgılanan frekanslar nedir bu tespit edilir, o frekansları taklit edebilecek bir cihaz geliştirilir ve o cihazın yaydığı frekansların şeytanları bizden uzak tutacağı bililmsel deneyler ile ispatlanır ve o cihaz insanlığın kullanımına sunulur ve birilileri halen o cihazlardan faydalanma yerine muskalar kullanırsa ANCA o zaman cehalet ve geri kalmışlıktan bahsetme hakkı sizde doğar. Örneğin; insanın gözünden çıkan frekans aralıkları nedir, biz bunu tespit eder ve o frekansları nötralize eden bir sinyal karıştırıcı icat eder ve bunu bir kolye şeklinde insanların kullanımına sunar ve birileri o kolye yerine halen muskalar ile nazar sorunlarını çözmeye kalkarsa ANCA o zaman yobazlaşmadan bahsetme hakkı sizde doğar. Siz ama bu insanların sorunların çözümüne yönelik hiçbir icatı sunmayacaksınız, bu alandaki sorunlarına yönelik hiçbir ilim ve araştırmayı ortaya koymayacaksınız sonrası yobazlaşmadan bahsedeceksiniz, öylemi? Yok öyle yağma. Artı sizin hayatınızda namaz, oruç veya Kur'an-ı Kerim yoksa, inançlı insanlarında sizlerin gibi düşünmesini ve hareket etmesini bekleyemezsiniz. Artı Allahın varlığından haberdar ettiği ve bizlerinde günlük hayatımızda bunu birebir tecrübe ettiği bu tehlikeye karşı (nazar, sihir, cin) neden duyarsız kalalım, bir direniş göstermeden kaderimize teslim olalım, tabiri caizse deveyi bağlamadan Allaha tevekkül edelim. Asıl enayilik bu şifa kaynağına sahip olup bundan yararlanmamak olmazmı. Asıl sorumsuzluk üzerimize düşeni yapmadan Allahtan beklemek olmazmı?

   6. Allah dilemediği müddet birşey olmaz diyorsanız

Bazı insanlar Allah dilemediği müddet başınıza birşey gelmez deyip sizleri rehavete sokmak ister sizleri önlem almaktan uzak tutmaya çalışır. Hani ülkemizi 80 yol boyunca her türlü yatırım ve kalkınmadan uzak tutan zihniyet var ya, işte o tayfa. Bunların
mantığına göre Allah kötülüğün bize bulaşmasına izin vermez. Bunların mantığına göre Allah bizleri her kötülük ve beladan korur. Bunlar, hiçbir şey yapmanıza gerek yok, Allah dilemediği müddet kimse size birşey yapamaz derler. Bakınız, başınıza kazalar geliyormu; geliyor. Başınıza nice musibet geliyormu; geliyor. Kötü insanlar size musallat oluyormu; oluyor. Yeryüzünde zulüm varmı; var. Yeryüzünde nice üzüntü ve keder varmı; var. Şimdi gözünüzü açın ve çevrenize bir bakın, siz yeryüzünde huzur ve adalet görüyormusunuz? Hayır, kötülük almış yolunu gidiyor. Demek Allah dilediği kişileri dilediği kadar koruyor diğerlerinide korumasız bırakıyormuş! Demek Allah iyiliğin önünü açtığı gibi kötülüğünde önünü açıyormuş! Yani o bana dokunmaz o bana zarar vermez söylemleri ile kendinizi kandırmayın. Ben kaza etmem deyip arabanıza sigorta yapmaktan uzak duruyormusunuz; hayır. Madde boyutundan gelen tehliklere karşı nasıl önleminizi alıyorsanız, enerji boyutlarından gelen tehlikelere karşıda önleminizi alın. Allah korur, bana birşey olmaz demeyin, önleminizi alın. Önleminizi alın sonra Allaha tevekkül edin.

Kısa notlar bölümü


   - Not: Umarız bu yazılarımız bazı bilim adamlarına ilham olur ve onlar enerji boyutlarını deşifre etme yönünde girişimlerde bulunur. Örneğin; zilzal süresi okunduğunda bunun cinleri rahatsız ettiğini görüyoruz. O sürenin okunuşu hangi boyutta elektromanyetik bir enerji salgılar, o frekansı biz bir cihaz ile taklit edebilirmiyiz ve edersek buda cinleri bizden uzak tutmak için yeterli olurmu? Biz bunları ve daha fazlasını Müslüman bilim adamların araştırmasını bekliyoruz. İnsan elektronik bir kalkan ile şeytanları kendisinden uzak tutabilir, hatta onları kelepçeleyebilir. Bu fiziki açıdan mümkün. Umarız bu yüzyıl bunun keşfi yapılır ve insanları tümüyle şeytanın vesvesesinden arındırabiliriz. İblise bir darbede bizler vurur, onu kıyamete kadar yalnızlığa itebiliriz. İlahi imtihan açısından bu mümkünmü hocam diye soruyorsanız. Mümkün çünkü doğal olmayan herşeyi tasfiye edebiliriz. Örneğin; nefis doğaldır ve bir imtihan vesilesidir, şeytan ise doğal değil. Şeytan bizim boyuta yabani olan, buraya ait olmayan bir varlık. Cinler mesela sadece nefisleri ile imtihan edilmekte, bizim onlardan ne eksiğimiz var. Bizler neden birde şeytana tahammül etmek zorunda kalalım. Allah şeytana, bize bulaşma yetkisini verdiyse bizede buna öylesine kayıtsız kalın demedi. Bizim avantajımız, şeytanlar bizle uğraşmak için bizim boyuta geçmeleri gerek yani kendi boyutlarından bize bulaşamazlar. Bizim boyuta geçtikleri anda savunmasızlar. Eğer onların hangi elektromanyetik frekans boyutunda hareket ettiğini tespit edebilirsek onları bir elektronik cihaz ile hapsedebiliriz, şoklayabilir yani cezalandırabiliriz. Bunun mümkün olduğunu nereden biliyoruz; hz süleymandan. Hz süleyman bu şekilde onları kontrol etti ve çalıştırdı. Genel mantık ve bilim bizlerinde bunu yapabileceğini söyler.

   - Not: Ayet varken hadislere takılı kalmayın! Bir konu hakkında ayetler yok ise hadislere başvurulur. Sihir ve büyü hakkında onca ayet varken kaynağı belli olmayan hadisler ile aklınızı bulandırmayın. Ayetler varken hadisler ile olaylara yorum getiren hocalar artniyetli kişilerdir. Bir kişiye kulak asmadan öncede o kişinin bu konularda bir çalışması varmı ona bakınız. Örneğin; dünyanın farklı köşelerine gidip sihir ve büyü yapanlar üzerine bir araştırma yapmışmı, farklı muskaları farklı sorunlarda bir teste tabi tutmuşmu yani bir saha çalışması yapmışmı buna bakınız? İlahiyat prof olmak ayrı bir konu, bir konu hakkında uzman olmak farklı bir konu. Bu tür insanlar bilgi sahibi olmadıkları bir konu hakkında kafalarına göre yorum getiriyor, sizi yanıltıyorlar. Muska, sihir ve büyü gibi uygulamalar ezoterik uygulamalardır. Herkes bu tür bilgilere sahip olmaz, o yüzden sıradan kişilere kulak asmayın. Kabbala gibi öğretileri anlamazsanız muskaları anlayamazsınız!!

   - Not: bir sıkıntı hakkında dualara, Ayetlere başvurmadan ilk önce Allahın yeryüzüne indirdiği ilimleri tüketin sonrası Allaha başvurun. Allahın usul ve kaideleri bu şekilde işler. Bu insanın yobazlaşmasına mani olur. Şunuda unutmayın sırtınızı çevirdiğiniz pozitif ilimlerde Allahın ilimleri. Onlara sırtınızı çevirerek hakka kavuşmuş olmuyorsunuz, tam aksi hakka sırtınızı çevirmiş oluyorsunuz. Hakka sırtını çevireninde duasının kabul olma ithimali çok zayıf olur. Usul'e uyar ve ilk Allahın indirdiği ilimlere başvurursanız, Allaha dua ettiğinizde geçerli bir mazeretiniz olur. "Rabbim senin indirdiğin ilimlere başvurdum, çalmadığım kapı kalmadı ama fayda göremedim, son çarem sensin", der ve Allah katına gönderdiğiniz dilekçenizin kabulü için gereken kriterleri yerine getirmiş olur, duanızın kabul görme ihtimalini artırırsınız.

   - Not: ayet içeren muskalar ilahi onay aldıktan sonra canlanır ve sizi korur, o yüzden ayet içeren her muskanın canlı olduğunu varsaymalısınız. Canlılar öldüğünde de biz ne yapıyoruz, onları toprağa gömüyoruz. Ayetleri içeren bir muskayı yok etmek istediğiniz zamanda bunu lütfen böyle yapın. Onu kılıfından çıkarın ve hayvanların kazarak ulaşamayacağı bir derinliğe gömün. Ayet içermeyen, havas, tılsım ve vefk gibi ilimler içeren muskaları ise nas süresini okuyun ve sonrası yakın.

   - Not: bazıların şarlatan olması, bazıların niyeti kötü olması, bazıların muskalar altında yatan ilmi bilmemesi, bazıların batıl semboller ve kelimeler içeren muskalar yazması, bazı kişilerin Allah değilde o muskanın onları koruduğuna inanması yani birilerin cehaleti birilerin olayı özünden saptırıp kötüye kullanması o olayın içine batıl birşeyler sokması o ilmi batıl ve kötü yapmaz. Birilerin bir ilmi özünden saptırması, kötüye kullanması bizleri bir ilmi sorgulamamıza, ona sırt çevirmemize sebep olmasın. Böylesine bir lütuftan bir koruyucu kalkandan mahrum kalmanızı ve DAHA ÖNEMLİSİ BAŞKALARINI MAHRUM BIRAKMANIZA SEBEP OLMASIN!!!