• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        

"Şimdilik bırak onları kendi hallerine, yiyip içsinler, avunsunlar, boş ümitleri onları oyalayadursun.
Yakında gerçeği öğrenecekler." (Hicr Süresi; 3) -19.09.2021  




karabasan nedir



Karabasan olarak adlandırdığımız olay hayatınızda yaşayabileceğiniz en ilginç en doğaüstü olaylardan birisi. Bu konu hakkında bizlere çok soru geldiği için bu konuya bir açıklama getirme ihtiyacı hissettik. Umarız bu yazımız bu konuyu sizler için anlaşılır hale getirir.

Not

Açıklamalar tamamıyla kendi çalışmalarımızın ürünü ve dünyada bir ilk! Bu açıklamaları dünyanın başka hiçbir yerinde bulamazsınız. Yazılarımızı okurken böyle bir ayrıcalığa sahip olduğunuzu bu bilgilere sahip ilk kişiler olduğunuzu lütfen unutmayınız. Umarız yazılarımızdan ihtiyaç duyduğunuz ilhamı alırsınız.

Önsöz

İnsan bedenin yaşadığı her olaya bilim dünyasıda el atar ve yaşadığınız olaylara bilimsel kavramlar ile bir açıklama getirmeye çalışır. Bilim dünyası karabasan olayınada el etmış durumda. Bilim dünyasının açıklamaları doğrumu, hem bunu bilmenizde yarar olduğunu düşünüyoruz hem karabasan gibi herkesin başına gelebilecek bir olayın altında yatan gerçeği genel kültür açısından bilmeniz gerektiğine inanıyoruz. Sizlere şimdiden hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.

Bilim dünyası ve hurafeler

Yeryüzüne yayılan hurafelerin en büyük kaynağı bilim dünyasnın kendisidir. İnanılanın aksine hurafeleri cahil toplumlar değil bilim dünyasının kendisi yayar. Örneğin ata maymun inancı.
Bilim dünyası haktır ve hep doğruyu söyler, rakamlar asla yalan söylemez diyorsanız sizlere günaydın diyelim. Nobel ödüllerinden nobel ödüllerini kazanan kişilere, ilaç şirketlerinden medya mogullarına, büyük üniversite ve araştırma merkezlerinden doları basan kişilere kadar bu kişilerin kimliklerine bakarsanız bunların hepsinin aynı zihniyetin ürünü, aynı merkezden kontrol edildiğini görürsünüz. Bilim dünyasının söylediklerine kulak asmadan önce bunlar hangi ideolojiyi savunuyor hangi inancın hangi düşüncelerin yayılımını amaçlıyor, bunun tespitini yapın sonrası bunların söylemlerine bir değer biçin. Bir konu hakkında bir değerlendirme yaparken söylenene değil, ilk önce söyleyene bakın.

Bilim dünyası ve karabasan

Yüz milyonlarca insanın yaşadığı bir hadiseyi bilim dünyası bir yere kadar görmemezlikten gelebilirdi. Bir aşamadan sonra varlığını kabul etmek zorunda kaldılar ve kendilerince konuya bir tanı koydular; "izole uyku felci" "sleep paralysis". Bu doğru bir tanı olabilirmi? Tabiki değil. Doğru bir teşhis koyabilmeniz için belirli önşartları yerine getirmelisiniz. Bir; objektif olmalısınız. Araştırma yaparken şahsi görüş ve fikirlerinizi kenara koymalısınız. İki; bütün ihtimalleri göz önünde bulundurmalısınız. Üç; varacağınız sonuç kendi ideolojinize ters çıksada onu yayınlamaya ve kabullenmeye hazır olmalısınız. Dört; araştırdığınız alan uzmanlık alanınıza girmeli. Bilim dünyasıda bu konuda bu önşartların hiçbirine sahip değil. Bilim dünyası ne metafizik alem konusunda uzman, ne cinler diye bir varlığa inanır, ne de cinler diye bir varlığı tespit etse bunu cümle aleme açıklar. B
aştan itibaren ön yargılı olduğu için (r
uh, melek ve cin diye kavramlara inanmıyor) varacağı her sonuç şaibeli olur. Bu tarz sıkıntılar ya metafizik kaynaklı ya da bizim alem kaynaklı olur. Bu tarz bir sıkıntı ile bilim dünyasına başvurduğunuzda cin ve melek gibi metafizik aleme inanmadıkları için, onlar baştan olanakların %50'sini (soyut boyut) eler. Olanakların yüzden ellisini baştan eleyen birisininde doğruları bulma ve size doğru bir tedavi uygulama ihtimali ne? Çok zayıf. Dahada ötesi, kendi %50'sini haklı çıkarmak için o sonuçları manipüle etmezmi? Elbette eder. Varsayalımki bunun metafizik boyutlu olduğunu tespit etti, bunu açıklama cüretini gösterirmi? Gösterse o hekimi o araştırmacıyı tıp alemi içinde barındırırlarmı? Özetlersek: izole uyku felci tanısının bilimsel içeriğini incelediğinizde içi boş bir teşhis olduğunu ve kulağa hoş gelen tıbbi terimler ile donatıldığını görürsünüz. Daha vahimi, bu hadise bizlere bilim dünyasının ne kadar gözü kara olduğunu gösteriyor. Somut bir veri ellerinde olmamasına rağmen, insanlara ne kadar rahat davranış bozukluğu gibi "siz delisiniz" tanısını koyabildiklerini gösteriyor. O yüzden bir konu hakkında birisine danışacaksanız lütfen uzmanına danışın. Metafizik alemde sayın okurlarımız bilim dünyasının uzmanlık alanın içine girmez. Onlara başvurma hatasını yaparsanız karşılacağınız senaryo kulağa hoş gelen tanımlamalar, aşığalanmak ve bedeninizi zehirleyen, beyninizi uyuşturup sizi robotlara dönüştüren ilaçlar almak olur.

Karabasan:

Karabasan hadisesin merkezinde insan aurası ve cinler yatar. Fazla derine girmeden, sizlere sadece olayların genel akışı hakkında bir tablo çizmeye çalışacağız. Olayın işleyişi hakkında genel bir fikir sahibi olmanız yeterli. Karabasan nedir? Uykuya dalarken bedeninizin kilitlenme haline karabasan denilir. Nasıl meydana gelir? Uykuya dalarken bir cin bir biyoenerji uzmanı gibi elini uzatır ve auranızı kilitler. Auranız kilitlendiği anda siz hareket edemez olursunuz. Bu saldırıya halk arasında da karabasan denilir. Konuyu açalım;

- Aura faktörü

Bu konuda daha detaylı bilgi edinmek için "aura" yazımızı okuyunuz. Yeryüzü çekirdeğin içindeki artı ve eksi yüklü minerallerin akışı nasıl yeryüzü etrafında elektromanyetik bir kalkan oluşumuna sebep oluyorsa, bizleri uzayın zararlı ışınlarına karşı koruyan, insan bedenin içinde hareket eden artı ve eksi yüklü minerallerde vücudumuzun çevresinde böylesine bir kalkana sebep oluyor. Aura nedir diye sorarsanız, buna bedenimizin hareket enerjiside diyebiliriz. Bedenin hareket seviyesi arttıkça (spor) bu aura güçleniyor, hareket seviyemiz azaldıkçada (uyku) azalıyor. Birisi diğerinin sonucu ise o zaman sonuç üzerinden hareket ederek başlangıcı (hareket seviyemiz) etkileyebilmeliyiz. Tersten mühendislik gibi düşünün. İşte cinlerde tam bunu yapıyor.
Eğer insan aurası bedenin hareket etmesi sonucu ortaya çıkıyorsa o zaman aura üzerinden de insanın hareket seviyesi etkilenebilmeli. Cinlerde tam bu mekanizmadan faydalanıyor. Tersten müdahale ederek yani sonuçtan (auraya) yola çıkarak eylem boyutumuza müdahale ediyorlar. Bunu başarabiliyorlarmı, başarıyorlar. Uykuda olduğumuz için yapabiliyorlar. Gün içinde hareket içinde olduğumuz müddet auramız çalışan bir motor ve buna dıştan müdahale edilemez. Motor kapandığı ve istirahata girdiği zaman ama auramız üzerinden bedenimizin hareket alanına müdahale edilebilinir. Tabi burada auranızda açık kapılarda (günah faktörü) olması gerek. Cinler bedeninizin auranızın düştüğü anı bekliyor (uyku modu), sonrası auranızın en zayıf noktasından enerji akışınıza elini sokuyor. Temas ettiği noktada bir kısa devre yapmaya çalışıyor. Bunu başardığı anda hareketlerimiz kilitleniyor. Bu kilitlenme enerji boyutunda olduğu içinde siz bu kilitlenmeyi enerji boyutunda hissediyorsunuz. Bunada biz karabasan diyoruz.

- Bilinç faktörü

Karabasan olayını yaşayanlar bunu uyku ile uyanıklık halinde yaşar. Buradaki püf nokta o geçiş anı, uyanık halden uykuya geçiş anı. Aura hakkında ne demiştik bedenin hareket enerjisi demiştik. Bu hareket enerjisi iki parçadan oluşur, birisi pasif enerji diğeri aktif enerji. Pasif enerji organlarınızın ürettiği enerji. Aktif enerji ise iskelet sistemin yani sizin aktif hareketleriniz sonucu ortaya çıkan enerji. Birisi bilinçaltı kaynaklı enerji (organlar) diğeri ise bilinç dahilinde ortaya çıkan enerji. Burada püf nokta bilinç. İnsan bedeni bilincin emrine verilmiş. İnsan bedeni hem bilince kölelik yapar hem bilincin koruması altında yeşerir. Ne zamana kadar? Bilinç kalıcı veya geçici ölüme dalıncaya kadar. İslam dini gece uykusunu geçici ölüm, ahiret hayatına giden o son uykuyuda kalıcı ölüm olarak nitelendirir. "Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını alır. Sonra haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkor, diğerlerini de takdir edilmiş bir süreye kadar salıverir..." (Zümer Süresi; 42). Bilinç öldüğünde bu gerek ölüm anı gerek geçici ölüm anı (uyku) o zaman bilincin beden üzerindeki prangaları sökülür. Bilincimizin enerjisi bedeni kontrol ettiği müddet sorun yok. Bilincimiz başka bir varlığın auramıza müdahale etmesine izin vermez. Çalışan bir motora müdahale etmeye çalışmak gibi düşünün bunu. Bilinç uykuya daldığı ve aura enerjimizi beslemeyi kestiğinde o zaman auramızda bir düşüş yaşanır. Auramız sadece bedenimizin pasif (organ) enerjisi ile ayakta kalır. Buna birde günah kaynaklı açıklar olursa auranızda, o zaman cinler bu ortamdan yararlanıp beden enerjinizi kilitleyebilir. Bu kilitleme enerji boyutunda gerçekleştiği içinde biz karabasan hadisesini enerji boyutunda yaşıyoruz, çevremizdeki insanların gözlemi dışında yaşıyoruz. Karabasan hadisesi bilincin uykuya dalışı sonrası, auranızın zayıf noktasından cinlerin bedeninizi kontrol etme çabasıdır.

- Enerji faktörü

Cinler bizim alemde bir varlık sürdürebilmeleri için bizim alemde geçerli bir şekil almaları gerek. Kendi katı halleri ile ne bizim aleme giriş yapabilir ne de kendi alemlerinden birşeyi
(örneğin uzay gemileri) bizim aleme sokabilirler. Onların alemi ile bizim alem arasında çok katı kurallar koyulmuş. Bizim alemin iki boyutu var birisi enerji diğeri ise gözle görünen fiziki boyut. Bizim fiziki aleme geçiş yok, enerji alemimize ama var. Kendi katı halleri ile bizim aleme geçiş yapamıyorlar, katı bedenlerini enerjiye dönüştürdükleri an ama kendi alemlerinden çıkıp bizim aleme geçiş yapabiliyorlar. Bu da gayet doğal? Enerjiye dönüştüklerinde halen kendi alemlerinde kalmış olsalardı kendi alemlerindekileri gizlice dikizleyeceklerdi. Bu da kendi alemlerini kaosa sürüklerdi. Bunun önüne geçmek bizide imtihan etmek için Allahu Teala, cinlerin enerji boyutuna geçişini bizim boyuta geçiş olarak tasarlamış. Anlamanız gereken; fiziki alemler birbirinden ayrı, enerji boyutumuz ama ortak. Fiziki anlamda bizim boyuta geçemezler, kendilerini enerjiye dönüştürdüklerinde ama kendilerini bizim boyutta görüyorlar. Örneğin cinlerin kediye hayvana dönüştüğü inançları hurafe inançlardır. Cinler ya katı halleri ile yaşar ya da enerji. Katı hal aldıkları an da bizim boyuttan çıkarlar. Eğer bizim boyutta katı hal alabilmelerine izin verilseydi o zaman cinler çoktan yeryüzünü istila etmişti. Allahu Teala onları yaşadıkları alemin ihtiyaçları doğrultusunda örneğin uzayda yolculuk etmek (uzay yolu dizisi) varetmiş. Örneğin; uzaydaki uzak mesafeleri ışık hızında kat edebilmeleri (warp motoru) için, uzay gemileri ile birlikte onlarda kendilerini enerjiye dönüştürebilmeleri gerekliydi, Allahta onları bu doğrultuda varetmiş. Yaşam alanları gereği Allah onlara bedenlerini enerjiye dönüştürme gücünü vermiş. Enerjiye dönüştükleri anda bizim aleme geçiş yapıyorlar. Örneğin onlar warp hızında uzayda seyehat ettikleri her an, bizim görünen uzayda seyahat ediyorlar. Tabi biz bunu göremiyoruz çünkü o an ışık hızında hareket etmiş oluyorlar ve enerji boyutundalar. Bizim gezegende mesken kılmış cinler veya şeytanlar ama, onlar bedenlerini enerjiye dönüştürdüğü an bizim aleme geçiş yapıp bizi dinleyip gözetleyebiliyorlar. Biz onları göremesekte onlar bizi görüyor ve işitiyor; "...Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler..." (Araf Süresi; 27).

İlginç bir not; cinler sadece enerji boyutunda bizle iletişime geçebilir. Dünya hakimiyeti peşinde koşan küreselci akıl mesela, fiziki anlamda da cinler yeryüzünü istila etsin diye sabah akşam çalışıyor. Onları yöneten hahamlar kabalacılar bunu istiyor. Fiziki anlamda bizim boyuta geçiş yapamıyorlarsa bu istila nasıl olacak? Robotlar üzerinden. Batı dünyası robotların bir gün yeryüzüne hakim olacağı yaygarasını yapıyor ya (örneğin; terminatör film dizisi), gerçektende bunun üzerinde çalışıyorlar. Enerji boyutunda yaşayan cinlerin yeryüzüne girişini sağlamak için uğraşıyorlar. Bir not daha; cinler fiziki ve katı bir bedene sahiptirler. Aynen bizler gibi. Kendi alemlerinde katı halleri ile yaşarlar. Aynen bizim gibi. Cinlerin katı bir hale sahip olmadığı şekilsiz olduğu inancı hurafe bir inançtır. Kendi alemlerinde değilde enerji boyutunda dolaşan cinlerden kaynaklı yanlış bir algıdır.

- Günah faktörü

Cinlerin auranıza müdahalesi için uykuya dalmanız yetmiyor, auranızda açıklarda olmak zorunda. Sağlıklı bir auranız varsa bilinciniz uykuya dalsa bile auranıza müdahale etmek cinleri aşar. Cinler aura üzerinden bedeninizi kilitlemek istiyorsa auranızın zayıf noktaları varmı ilk önce onu analiz eder ve oradan size saldırır. Auranın zayf noktalarıda günahlar ile oluşur. Hangi organınız hangi beden bölgeniz
ile günah işlediyseniz o bölgeye negatif enerji siner ve o bölgedeki aurada bir açık kapıya sebep olur. Cinlerde o zayıflıktan o açık kapıdan faydalanıp auranızı kilitleyebilir. Auranız kilitlendiği anda siz kilitlenir hareket edemez olursunuz.

- Uyanık halden uykuya geçiş süreci

Karabasan hadisesi bilincin uykuya dalmak üzere, bilincin beden üzerindeki prangalarını bıraktığı esnada gerçekleşir. Karabasan neden o geçiş sürecinde gerçekleşir? Bilinç açıkken cinler bedeniniz üzerinde hakimiyet sağlayamaz, çünkü bilincin enerjisi daha güçlüdür. Aura üzerindeki kontrolü kimseye bırakmaz, enerji boyutundan gelen saldırıları püskürtür. Örneğin; hipnoz yapmak istiyorsanız, bilinçaltına ulaşmak istiyorsanız ilk önce bilinci bypass etmenin yollarını bulmalısınız. Bilincin enerji kalkanı başka birinin sizin iç dünyanıza dalmasına izin vermez. Şimdi, bilinç olduğu müddet cinler auranıza müdahale edemez. Uykuya daldığınız zamanda müdahale edemez çünkü ruh ortalıkta olmaz. Ruh ortalıkta olmazsa siz hiçbir şeyi duymaz, görmez ve hissetmezsiniz. Bu da size rahatsızlık vermek isteyen cinlerin işine gelmez. Cinlerin sizi rahatsız edebilmesinin en uygun vakti uykuya dalış anı; bilincin bedeni serbest bıraktığı ama ruhun henüz bedenden çıkmadığı an. Bilinç bedeni serbest bıraktığı an cinler bedeninize çuvallanır. Ruhunuz bedeni terk etmeden auranızı felç edip size yaşatmak istediklerini yaşatır. S
iz hareket etmek isterseniz ama edemezseniz. Siz konuşmaya çığlıklar atmaya çalışır atamazsınız. Bu mücadele ne zamana kadar sürer? Bu mücadele bilinç uyanıncaya kadar devam eder. Bilinç uyandıkça kendine geldikçe auranıza sahiplenmeye başlar, tam kontrol sağlandığı zamanda cinlerin müdahalesi kırılır. Auranızın hakimiyeti tekrar sizin elinize geçer. O korku dolu anlar ama bir müddet daha beyninizde canlanır. Özetlersek: bilinç ve cinlerin enerji boyutunda aura üzerindeki hakimiyet savaşına, halk arasında karabasan denilir!

- Karabasan kimlere olur?

Cinler alemine fazla merak salıp yetersiz ilme sahip olan, pis ortamlarda yaşayan, günahkar bir yaşantı içinde olan, atalarından günah bulaşan ve kendisine bir cin bulaşan genelde bunu yaşar. Tabiiki Allahın izin verdiği sürece.

- Çözüm

Cinler aleminden uzak durun. Kendinizi ve yaşadığınız ortamı temiz tutun. Günahlardan uzak durun. Bunları yapmanıza rağmen halen karabasan yaşıyorsanız o zaman karabasanın bedeninizin hangi bölgesinde gerçekleştiğine bakınız. Bu size o bölge ile bir günah işlendiğini gösterir. Siz işlemediyseniz atalarınız işledi. O bölgede auranızda bir açık bir zayıf nokta var, bundan da cinler yararlanıyor. Bunu kapatın. Nasıl? 40 gün arka arkaya oruç tutarak. O organ ile mağdur ettiklerinizin ruhuna bağışlanması niyetine. Bu o
bölgedeki açığınızı kapatmak için yeterli olur inşallah.