• sağlıklı yaşam için oruç seferberliğini başlatıyoruz
    • hastalıklar günahlarınızdan gelir, günahlarıda oruç yok eder. sağlıklı ve huzurlu bir yaşam için hep birlikte oruç tutalım. detayları için lütfen bizimle iletişime geçiniz...

sss- cinlerden neden uzak durmalıyız


İnsanlara faydalı olma, insanların sıkıntılarını giderme niyetinde cinler alemine ilgi duyulmalımı, cinlerin gücünden faydalanılmalımı? Bu soru çoğu okurumuz tarafından bizlere iletilir, bizde bu konuya bir açıklama getirme ihtiyacı duyduk. Sayın okurlarımız sizler şunu siz çok iyi bilirsiniz; hayatta ne üzüntü yaşadıysanız çoğu zaman bu iyi niyetinizden gelmiştir. İnsanların iyi niyeti her zaman suistimale açık olur, bu açık kapıyı hem insanlar kullanır hem cinler. Atalarımız boşuna elimi verdim, gövdemi kaptırdım dememiş. Cinler alemine girip girmemek tam böyle bir husus. Şeytan size sağdan yaklaşır, insanlara faydalı olmak ve insanların sıkıntılarını çözmek gibi masumane düşünceler ile sizi kandırır, sonrası size ne var bunda düşünceleri yağdırır ve sizde ne varki bunda söylemlerini söyleye söyleye sinsi, sinsi o alemin merkezine çekilirsiniz. Bir gün uyandığınızda da bir bakarsınız kendinizi tam o alemin içinde bulur ve geçmişte hayal bile edemeyeceğiniz şeyleri yaptığınızı görürsünüz. Örneğin; kumar, esrar, fuhuş hepsi genelde bir merakla, ne var bunda söylemi ile başlar, bir müddet sonrada bir bakarsınız bedeninizin bir yerden başka bir yere pazarlandığını görürsünüz. Cinler alemine neden merak duymamalı, neden uzak durmalıyız; 1) cinler yalan söyler, yapıları kandırmaya ve aldatmaya müsait, söylediklerin doğruluğunu teyit etmenizde mümkün değil. Artı o kanalı bir defa açtığınızda ve onlar size bulaştığında, o kanalı tekrar kapatmak neredeyse imkansız. 2) Onlar ile iletişime geçtiğiniz an onlar göz ve kulak perdelerinizi açar, açtıkları an neyin gerçek neyin gerçek dışı olduğunu ayırt edemez hale gelir, şizofrenik davranışlar sergilemeye başlarsınız. 3) Cinler sizinle iletişime geçtiğinde ve bilhassa onların yeteneklerinden faydalanmak istediğinizde çoğu zaman onlar sizin bedeninizin içine girer ve orada yaşar. Cinler ile iletişim içinde olmanın bir sıkıntısıda buradan kaynaklanır, cinler çok yoğun bir enerjiye sahip. Bir cin bedeninize girdiği an hücreleriniz o enerji yoğunluğu altında çöker. Bir yıl bir cinle yaşamak 10 yıl yüksek gerilim hatları altında yaşamaya benzer. Örneğin; o cin beyine yerleşirse o yoğun enerji bir müddet sonra beyin hücrelerini kanserojenik değişimlere uğratır ve beyin kanserine yakalanırsınız. O cin ama eğer bedeninizin sağ vey sol köşesine yerleşirse, bu sefer o yoğun enerji kas kütlenizi tahriş eder ve skolyotik değişimlere maruz kalırsınız. Cilerin psikoloji ve bedeninizin sağlığını tehdit etme dışında, cinlerden yararlanmanın bir de mesleki dezavantajları var. Biz bu yazımızda mesleğinizin ahlak ve bilimsel zenginlik boyutunu ele alacağız, sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.

Tedaviyi kendiniz yaparsanız manevi hazmı siz alır, başkasına bırakırsanız o alır

Biz bir hastanın sıkıntısını giderebilmek için haftalarca uğraşıyor, ter döküyor, emek sarf ediyor ve zaman harcıyoruz. Bu emeği bir cin değilde biz verdiğimiz için biz hastaların takdirini kazanıyoruz. Bu emeği bir cin değilde biz verdiğimiz için biz kendimizi fiziki ve zehinsel açıdan fit tutuyoruz. Bu emeği bir cin değilde biz verdiğimiz için biz her akşam alnımızın teriyle hak edilmiş paranın getirdiği huzur ile yatıyoruz. Tedaviyi başkalarına bırakır, başkalarına yaptırırsanız bu kazançları siz değil o kişiler elde eder.

Tedaviyi kendiniz yaparsanız siz ilminizi geliştirirsiniz, başkasına bırakırsanız o kendisini geliştirir

Tedaviyi başkalarına bırakırsanız kendi yeteneklerinizi, hastalıklar üzerine edindiğiniz bilgileri ve tedavi tekniklerinizi geliştiremezsiniz. Biyoenerji alanından sizlere bir örnek verelim; eğer tedavilerde kendi enerjimizi değilde bir cin’in enerjisini kullanmış olsaydık biyoenerji ilmin bilimsel altyapısını çözemezdik, gözlerimiz ve ellerimizdeki enerji giriş-çıkış yollarını geliştiremezdik, bedenimizin içindeki enerji yollarını keşfedemezdik. Sizlere fizik tedavi alanından bir örnek verelim; dönem, dönem bizlere başka fizik tedavi merkezlerinde çözüm bulamayan hastalar müracaat eder ve biz bu fizik tedavi vakalarına çözüm bulmak için gecemizi gündüzümüze katarız. Bu hastaların tedavisini bir fizyoterapist değilde kendimizin yapması bizi, yani beni kazançlı kılar çünkü her başarısız tedavi girişimi, çözemediğimiz her hastalık bizi yeni teknikler bulmaya, o hastalığı daha iyi araştırmaya sevk eder. Eğer tedaviyi bir hekim olarak kendimiz değilde bir fizyoterapiste bırakmış olsaydık, o zaman biz ne onca farklı yöntemi, farklı tekniği geliştirebilirdik ne de o hastalıklar hakkında teorik bilgilerimizi. Kısacası; hastalıkları kendiniz çözerseniz siz kazanırsınız, düşünmeyi, emeği ve sorumluluğu başka birisine bırakırsanız o kişi kazanır!

Siz cinlerden daha üstünsünüz, kendi eksiklerinizi tamamlayın ve kendi eliniz ile şifa dağıtmanın hazmını yakalamaya çalışın

Adem a.s. yaratıldığında Allahu Teala meleklere ve cinleri temsilen melekler katında bulunan iblise, Ademe secde edin der. İnsan özünde meleklerden ve cinlerden daha üstün yaratılmıştır. Eğer biz bu özü kendimizi terbiye altına alarak, ilmimizi geliştirerek, maneviyatımızı yükselterek ortaya çıkarabilirsek bizler bir cin hatta bir melekten çok daha büyük meziyetlere sahip olabiliriz. Ancak bunları yapmaz, yanlış yolları seçer, hayatta yanlış tercihlerde bulunursak o zaman şeytandan da daha kötü bir varlığa dönüşebiliriz. “Biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına attık.” (Tin Süresi, 4-5. Ayeti Kerimeleri). Eğer bizler insanların hastalıklarına çözüm bulmak için yola çıktıysak, biz yani ben asla bir cin’in kapısını çalmam, ben sorumluluğu ve emeği başka birine yükleyerek kolay yolu seçmem. Ben ilim öğrenmeden, ter akıtmadan, yan gelip yatarak başkaların (cinlerin) emeği ve başarısı altında nemalanmaya çalışmam. Ben aynaya bakar eksiklerimi tespit eder, sonrada çok çalışarak kendimi manevi ve ilmi boyutta geliştirir, kendimi onların yapabildiklerinden daha fazlasını yapabilecek boyuta getirmeye çalışırım. Örneğin; Hz. Süleyman Belkıs’ın tahtının getirilmesini istediğinde cinlerden birisi ben onu oturduğunuz yerden kalkmadan getiririm der, insanlardan bir ilim sahibi ise ben onu gözünüzü açıp kapatmadan getiririm der ve hz. Süleyman bir anda tahtı yanı başına yerleşmiş olduğunu görür (Neml Süresi, 38-40 Ayeti Kerimeleri). Lütfen kolay yolu seçmeyin, siz cinlerden daha üstün yaratılmışsınız. Cinlerin bazı yeteneklerini kendinizde görmüyorsanız, cinlere başvurmanın yerine ahlaki ve manevi eksiklerinizi giderin, ilminizi geliştirin. İnsanın kendi el emeği ile elde ettiği bir şey, o bir şey ne kadar küçük olsada, onun anlamı ve manevi hazmı çok farklıdır. Cinlerin verebileceğinden çok daha fazlası sizde var, lütfen kendi elinize güvenin, ilminizi geliştirmek için kendi yeteneklerinize bir şans verin ve kendi elinizle başarmanın manevi hazmını yakalamaya çalışın!