• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        



Haftanın Yazısı: Cehennem nedir nerede ve nasıl görünüyor? Bu konuya levh-i mahfuzla ilgili yazımızda kısaca değinmiştik, fakat konu cehennem olduğu için kendi başlığı altında bir yazı hakettiğini düşündük. Önceden konuyla ilgili kısa bilgi alanlar için bu güzel bir tekrar, önceden okumamış olan okurlarımız içinde aydınlatıcı bir yazı olur inşallah. Şimdi; merak ediyorsunuzdur bu tür bilgilere nasıl ulaştığımızı, emin olabilirsiniz bize gayptan bilgi üfleyen varlıklar yok, tek özelliğimiz iyi bir gözlemci olmamız. İçinde yaşadığımız düzenin, kendi bedenimizin, kullandığımız teknolojilerin öylesine yaratılmadığını, bunun altında çok daha farklı nedenler olması gerektiğine inanıyoruz ve o doğrultuda kendimizi ve hayatımızı gözlemliyoruz. Tüm sırrımız bu, ve tabiki hekim olarak pozitif bilimlere vakıf olmamız ve Kur'an-ı Kerimi yıllarca anladığımız bir dilde (türkçe meali) okumamız bu araştırmalarımızı mümkün kıldı. Size sunduğumuz bu bilgilerin altında merak ve bol emek dışında bir sır yok. Örneğin cehennemle ilgili bu bilgilere nasıl ulaştık; levh-i mahfuzun kalbimiz olduğu, nefsimizin sinir sistemi olduğu, büyük beyninse arşı andırdığını daha önce tespit etmiştik, buradan yola çıkarak, ahiret hayatındaki mekanlarla bedenimizdeki parçalar arasındaki bezerlik bunlarla kısıtlı olmaması gerektiğini düşündük ve hekimlik bilgilerimizden de yararlanarak bedenimizdeki diğer bölgeleri araştırmaya koyulduk ve bak görki, bedenimiz tamamıyla ahiret hayatı doğrultusunda yaratılmış. Size veda etmeden önceside Rabbimin izniyle cennet, cehennem, mahşer alanı ve yeryüzü, bu mekanların her birini sizler için deşifre etmek istiyoruz. Bu yazı dizilerimiz bize göre bilginin nirvanası yani en üst noktası, bizde en üst noktadan bize yakışır şekilde sizlere veda etmek istiyoruz. Bu arada, henüz sizden ayrılmıyoruz, bir çok okurumuz bize mesaj attı, içiniz rahat olsun, henüz aşılar ters tepmedi, aşılar ters tepinceye kadar sizinleyiz inşallah, ama yavaş yavaşta vedaya hazırlıklı olalım diyoruz. Örneğin yazılarımızı faydalı buluyorsanız, yazılarımızı kopyalın ve kendi platformlarınızda paylaşın. Bizim açımızdan helali hoş olsun. Önemli olan biz değil, bilginin kendisi ve bilginin paylaşımı.

Değerli dostlar; cehennem bir gizem, kimse ne olduğu nasıl göründüğü hakkında fikir sahibi değil, kimse ahiret hayatında bizleri neler beklediğini bilmiyor, biz bu yazı dizilerimizle bu bilinmeyenlerin üzerindeki perdeyi kaldıracağız, sizin için daha anlaşılır kılmaya çalışacağız inşallah. Kimse ahiret hayatında kendisini ne beklediğini bilmiyorsa, biz nereden biliyoruz? Ahirete gidip geldikmi? Hayır. Nereden biliyoruz o zaman; Allahu Teala ahiret mekanların muadilini insan bedenin içine yerleştirmiş, insan bedenini incelememiz sonucu bunları biliyoruz. Ataistler sürekli der ya, sen ölüpte yenidenmi dirildin, ölüm sonrası bizi ne beklediğini nereden biliyorsun derler ya; işte Allahu Teala böylesine bahanelere sığınmamamız için insan bedenini ahiret mekanları doğrultusunda var etmiş. Ahirete gidip gelmediysek, ahiret mekanlarını nereden biliyoruzda organlarımızın ahiret mekanlarına benzediği iddiasında bulunabiliyoruz? Ahirete gidip gelmedik ama elimizde ahiret mekanlarını ve orada bizi nelerin beklediğini anlatan Ayetler var, bizde o Ayetleri inceledik ve o Ayetlerde ahiret mekanların tanımı yapılırken bu tanımın bedenimizdeki organlarla uyuştuğunu farkettik. Sonrası b
ütüne baktık ve gördükki organlarımız ahiret hayatındaki mekanların birebir aynısı. Sizlere örnekler vereceğiz, bu örneklerden sizde inşallah olayı net göreceksiniz. Neden bu konuları ele alıyoruz ve almak zorundayız? İnançsızlığın en büyük nedeni insanların ahiret hayatını beyinlerinde tasavvur edememeleri. Eğer insanlar ahiret hayatını birazcık hayal edebilse, ne olduğu nasıl göründüğü gibi, o zaman ahiret hayatına inanmak bu insanlara o kadarda uçuk gelmeyecek. Biz ahiret mekanlarıyla ilgili bu yazıları kalem aldık, çünkü ahiret hayatına inanmanızı istiyoruz. İnanmanızı sağlamak içinde beyninizde o mekanları canlandırabilmeniz gerekiyor. Eğer ahiret mekanlarını beyninizde canlandırabilmenizi sağlarsak, o zaman bir gün o mekanlara gitme inancı size o kadarda uçuk gelmez. Kişiye birşeyi tanıtırsanız, o şey kişiye yabancı olmaktan çıkar. Bu yazılarımızlada ahiret mekanlarıyla sizi tanıştıracağız inşallah. Sizleri ahiret hayatıyla tanıştırırkende bunu sizin anladığınız dilden yani pozitif bilimler üzerinden yapacağız. Hani hep pozitif bilim diyorsunuz, ben bilim dışında birşeye iman etmem diyorsunuz ya, bugün size bilimin diliyle cehennemi anlatacağız. Umarız arzu ettiğiniz ilhamı alır ve umarız artık inançsızlığınıza bilimi kalkan olarak kullanmazsınız. Allahu Teala birşeye inanmak için o şeyi hayal edebilmenin ne kadar önemli olduğunu bildiği için bize kıyak geçmiş, bizleri farklı parçalardan yaratırken bunu ahiret hayatındaki mekanlar doğrultusunda yaratmış. Dolayısıyla bedenimizi çözersek ahiret mekanlarınıda çözmüş oluruz. Bu yazı dizilerimizde sizleri insan bedenin içine götürerek sizleri ahiret mekanlarıyla tanıştıracağız. Bu bilgiler dünyada bir ilk, ilk defa insanoğlu cehennemin görünüşü hakkında bilgi sahibi oluyor, umarız yazımızdan arzu ettiğiniz ilhamı alırsınız. Konumuza giriş yapmadan öncesi evrimcilere laf çakmadan olurmu, olmaz, gelin birlikte onlara bir kaç laf çakalım, onları şamar oğluna çevirelim......

Evrimciler. Ne diyorlar, herşey tesadüfen ve kendiliğinden ortaya çıktı diyorlar. İnsan bedendeki organlarla, Ayetlerde anlatılan ahiret mekanları arasındaki ortak noktaları görünce sizce iddialarından geri adım atarlarmı, yeryüzünün tesadüfen ortaya çıkmadığı, arkasında ilahi bir tasarıcı olması gerektiğine inanırlarmı; sanmıyoruz. Onlar bu tür ilhamlardan mahrum bırakıldı, onlar maymundan türediklerine inanmaya devam ede koysun, siz ama bedendeki organlarla ahiret mekanları arasındaki benzerliği gördükten sonra, insanın tesadüfen ortaya çıkmadığını, ahiret veya yeryüzü farketmez, tüm yaratılışın birbiri ile ahenk içinde yaratıldığını, bu uyumun arkasında mutlaka bir yaratıcı bir üst aklın olması gerektiğini lütfen görünüz. En basiti, eğer yeryüzünde hayat tesadüfen oluştuysa, nasıl oluyorda organlarımız kitaplarda anlatılan ahiret hayatı mekanlarını andırıyor? Bunada tesadüf demezsiniz herhalde. Onlarıda mikroplar var etti demezsiniz herhalde. Varsayalımki dediniz, nasıl oldu da yeryüzü ile uyum içinde? Yeryüzündeki mikrop ile ahiret mekanındaki mikrop nasıl birbiri ile iletişime geçti ve birbiriyle uyumlu mekanlar var etti? Değerli dostlar; e
vrimciler olaylara sadece kendi boyutundan (mikrop) bakar, çünkü mikropların dışına çıktıklarında tüm tezleri çöküyor. Örneğin; varsayalımki mikroplar canlıları ortaya çıkardı, meyve ve sebzelerin faydalı oldukları organların görünümünde olmasını nasıl izah edeceksiniz? Bir çevizi ortaya çıkaran mikrop, beyinden nereden ve nasıl haberdar oldu, beyini oluşturan mikropla nasıl iletişime geçtide beyin görünümünde ve beyine fayda verecek içerikli bir çeviz ortaya çıkarabildi? Örneğin; canlılar çiftler halinde var edilmiş. Eğer canlıları mikroplar ortaya çıkardıysa, o zaman erkeği inşa eden mikrop gurubu ile dişiyi inşa eden mikrop gurubu nasıl iletişime geçti, diğerinin cinsel organından nasıl haberdar olduda birbirine uyumlu cinsel organlar oluşturdular, bunuda trilyonlarca farklı canlı için kusursuzca yaptılar? Gördüğünüz gibi mikroptan bir kademe yukarı çıktığınızda kayış kopuyor, evrim teorisi çöküyor, herşey bir üst akla işaret ediyor. O yüzden evrimciler olaylara hep mikrop boyutundan bakar. Baktıkları içinde Allah nezdinde onlar birer mikrop. Siz ama lütfen daha iyi bilin, bu mikropların süslü kelimelerine kanmayın ve onlardan uzak durun. Aklınızda sorular olduğunun farkındadayız, onun içinde bu yazıları kaleme alıyoruz. Mikroba biat edenden, atasının maymun olduğuna inanandan size hayr gelmez, lütfen bu mikroplardan uzak durun. Biz inşallah sizlere doğruları açıklayacağız, bunuda Ayetleri ve bilimi kullanarak mantığınıza hitap ederek yapacağız. Umarız bu tür yazılardan arzu ettiğiniz ilhamı alır, yazılarımız daha çok inancınıza ve Allaha sarılmanıza vesile olur. Evrimle ilgili sorularınız varsa, evrim teorisi başlıklı bölümde yazılarımızı okumanızı tavsiye ederiz. Gelelim cehenneme; ne güzel bir geçiş ama değilmi, evrimden cehenneme, gelin birlikte bu evrimcilerin gideceği mekanı yakından inceleyelim.

Ağzımız. Ahiret hayatımız ağızda başlıyor. Bedenimizde mahşer gününü ağzımızın içi simgeliyor. Örneğin; dilimiz mahşer alanını ve mahşer gününde bizi simgeliyor. "O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi üzerimize aldığımız bir vaat olarak onu tekrar yaratacağız.
Şüphesiz ki biz (vadettiğimizi) yaparız." (Enbiya Süresi; 104). Kitapla ne yapılır; okunur. Okumayı kim yapar; dilimiz. Dilimiz okurken ne yapar; dürülür. Bu Ayet dilimize işaret ediyor, bu Ayetten anlayınızki mahşer alanı dilimiz. Bunun detaylarını mahşer mekanıyla ilgili yazımızda veririz inşallah, sizin bu noktada bilmeniz gereken, nasıl yeryüzü maceramız ağızla başladıysa (yasak ağaçtan yemek), ağızda da (ahiret mekanı) son buluyor. Devamı gelecek.....










araştırmalarımız

sss- melekler insanların yardımına koşarmı

-2009
Son yıllarda meleklerin insanları koruduğu ve insanlara dönem, dönem yardım ettiği inancı toplumumuzda büyük bir kabul görmüş durumda. Meleklerin insanlara yardım ettiği ve edebileceği inancı İslami kaynaklı bir inanç değildir, bu batı ve uzak doğu hayat hikayelerinden, filmleri ve felsefi akımlarından esinlenmiş bir inançtır, bunu yazımızın başında belirtelim. Sitemizde böyle bir yazıya yer vermeye karar verdik çünkü bazı insanlar meleklerin yardımı ile hastalıkları tedavi edebildiğini iddia ediyor, bunun mümkün olup olmadığını size anlatmamız gerekiyordu. Böyle bir yazıyı ele almamızın bir sebebi daha var, o da; bazıları melekler ile iletişime geçmeyi yaygınlaştırmaya, bunu bir trend haline dönüştürmeye çalışıyor, bizlerde sizleri bu tuzağa, tehlikeye karşı uyarma ihtiyacı hissettik. Örneğin; batı kaynaklı bir yazar, kendi hayat tecrübelerinden esinlenerek bir kitap çıkarıyor ve kitabında baş meleğin Mikail as’ın olduğu ve Mikail as’ın ismini anarak melekleri çağırdığınızda onların yardımınıza geleceğini söylüyor. Ülkemizde de maalesef bazıları bunu sorgulamadan, araştırmadan uyguluyor ve gerçektende bazı şeyler yaşıyor. Yaşadıkları gerçekmi, baş melek Mikail as’ım mı, bu tür inançlar bizler için ne tür tehlikeler barındırıyor, melekler hastalıklarda veya hayatın diğer sıkıntılarında insanın yardımına koşarmı veya onları hizmetçi (hüddam) olarak kullanabilirmiyiz, bu yazımızda bunlara bir açıklama getirme ihtiyacı duyduk, sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.

Melekler insanın hayatına eşlik edermi?

Yazımızın başında cevaplamamız gereken ilk soru bu; evet, eder. Sağ ve sol omuzunuzda iki melek oturuyor ve bunlar yaptığınız her işi kayıt altına alıyor; "Çünkü insanın sağında ve solunda oturan, denetleyip tesbit eden ve yazan bir melek vardır" (Kaf Süresi; 17). Bu ikisi dışında iki melek daha size eşlik ediyor, birisi önünüzde diğeri ise arkanızda; "Her insan için, önünden ve arkasından takip eden Melekler vardır; onu Allah'ın emriyle korurlar" (Ra'd Süresi; 11). Toplam 4 melek her daim bizimle. İkisi yazıyor, ikiside yazdıklarına şahitlik ediyor. AllahuTeala bize neyi emrediyorsa, birisine bir suç itham ettiğinizde 4 şahit getirin, kendiside o kural doğrultusunda hareket ediyor; "Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara gelince, aranızdan onların işlediği suça şahit olan dört kişi çağırın" (Nisa Süresi; 15).

Bu melekler hayatlarınıza müdahil olurmu?

Evet ve hayır. Bunu açalım; sağ ve sol omuzumuzdaki yazıcı meleklerin görevi, ismi üzerine amellerinizi yazmak. Sağ omuz sevaplarınızı yazıyor, sol omuz ise günahlarınızı. "O gün ortaya çıkarılırsınız ve hiçbir şeyiniz gizli kalmaz" (Hakka Süresi; 18). "Kitabı sağından verilen, "Alın kitabımı okuyun" der, Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum" (Hakka Süresi; 19-20). "Kitabı solundan verilenlere gelince, onlar, "Keşke kitabım bana verilmeseydi" der" (Hakka Süresi; 25). Buradan sağ omuzda güzel amellerin, sol omuzda ise kötü amellerin yazıldığını anlıyoruz. Mahşer günü hangisi daha dolu olursa, kitabınız o taraftan verilecek. Yani hesabınız tartıya koyulmadan aslında akıbetiniz, cennet veya cehennem belli oluyor. Şimdi; yazıcı meleklerin görevi amellerimizi yazmak, önümüz ve arkamızdan bizi takip eden meleklerin görevi ne? Birinci görevleri yazıcılara şahitlik etmek, doğruyu yazdıklarına dair ve ikincisi insanı korumak. İnsanlarda kafa karışıklığına sebep olanda bu, önden ve arkadan bizi takip eden iki meleğin bizi koruyor olması, insanlarda o meleklerle iletişime geçip onlardan yararlanabileceğimiz inancını ortaya çıkarmış. 

Koruyucu meleklerimiz günlük hayatta bir yardım edermi?

Herkes kendi hayat veya inanç dünyası doğrultusunda hayatı okuyor, batı alemi ne doğrultuda meleklerin kendilerine yardımcı edebileceğine inanıyor biz bunu onlara bırakalım, bir Müslüman nasıl kendisini bu tür inançlara kaptırıyor biz buna odaklanalım inşallah. Bu inancın özünde de şu Ayet var; “Herkes için önünden ve arkasından takip eden melekler vardır, onu Allah'ın emriyle korur,” (Rad Süresi; 11). Keza; “Her kişinin üzerinde mutlaka bir koruyucu vardır.” (Tarık Süresi; 4). Bu Ayetlerden yola çıkarak meleklerin insanları koruduğu inancı İslam alemine yayılmış. Bu inanç aslında yanlışta değil, özüne bakarsanız gerçektende koruyorlar. Yanlış olan ne? Allahın iradesine bağlı olan melekleri, Allahın iradesinden çıkarıp kendi iradelerine bağlayabileceklerine inanmaları. Örneğin; bu Ayetler Allahın emriyle meleklerin hareket ettiğini söylüyor, meleklerden yararlanmak isteyen insanlarsa meleklerin insanların emriylede hareket edebileceğine inanıyor, doğru ve yanlış arasındaki ipte burada kopuyor. Meleklerin sizi koruduğu doğru, fakat bu sizin insiyatfinizle gerçekleşmez Allahın insiyatifiyle gerçekleşir ve ikincisi; eğer Allahu Teala meleklere size yardım etme izni verecekse bu sizin çağrılarınız veya dualarınız doğrultusunda gerçekleşmez, amelleriniz doğrultusunda gerçekleşir. "Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez..." (Maide Süresi; 105). Siz doğru yolda olduğunuz müddet Allah sizi korur, yani amelleriniz yaşantınızın bir bütünü melekleri harekete geçirir, dua ve istekleriniz değil.

Melekler neden insana yardım etmez?

  
1. İmtihan dünyasının bir parçası değil

Yeryüzüne iki canlı indirilmiş birisi insan diğer cin. Bunlar birbirinden nasiplenmek üzere indirilmiş, melekler bu imtihan dünyasının dışında olan varlıklar. Örneğin; melekler yeryüzüne müdahale etseydi, cinler ve insan gibi, onlarda ahiret hayatında soruya çekilirlerdi. Neden melekler insanların hayatlarına müdahale etmez, çünkü imtihan dünyasının bir parçası değiller. Kim kimden nasiplenecek bunlar önceden belirlenmiş, meleklerse bunun dışında tutulmuş.

   2. Meleklerde çağrınıza cevap verecek hür irade bulunmaz

Velevki melekler durumunuza, çektiğiniz sıkıntılara çok acıdı ve müdahale etmek istedi, yine müdahale edemezler çünkü hür iradeye sahip değiller. Onların beyinleri Allahın iradesine bağlı. O iradenin dışına çıkıp ne konuşabilir ne de herhangi bir eylem içinde bulunabilirler. Allah izin versin o zaman diyorsanız, bu konuda da Allahın kuralları belli, ilahi düzende ne ekerseniz onu biçiyorsunuz; "Hakikaten insan için kendi çalıştığından başkası yoktur" (Necm Süresi; 39). Hayatta iyi şeylerle karşılaşmak istiyorsanız, iyi şeyler yapın. Meleklerin sizi korumasını bekliyorsanız o korumayı hak edecek amellerini ve yaşantıyı sürdürün. Sistemin arkasından dolanıp hak etmediğiniz şeylerin peşinde koşmayın; şu kadar zikir çekersen şu borçtan kurtulursun, şu kadar şunu okursan şu olur gibisine sistemin arka kapılarında dolanmayın, eğer borcunuz varsa borcunuza sebep olan günahlara odaklanın. Kısacası; melekler yardımınıza koşamaz çünkü meleklerde hür irade diye birşey yok. Kendi kafalarına göre sizin yardım çağrınıza cevap vermeleri veya sizin düştüğünüz duruma üzülerek kendi insiyatiflerini kullanarak size yardım etmeleri mümkün değil.

   3. Eğer meleklerde hür irade olsaydı ve yardım çağrılarınıza cevap vermiş olsaydılar, Allaha şirk koşmuş olurlardı

Sayın okurlarımız, ibadetler Allaha yapılır ve sadece Allahtan yardım dilenir! “Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz” (Fatiha Süresi). Eğer siz Allahu Tealayı, yani yaratanı kenara iter ve Mikail as, hatta Peygamber gibi yaratılanlardan yardım talep etmeye başlarsanız bu sizi şirke sokar, sizi dinden çıkarabilir. Velevki Meleklerde hür irade var, yinede yardımınıza koşmazlardı çünkü Allahtan değilde meleklerden istiyorsunuz. Melekler bu çağrıya cevap verebilmiş olsaydı hem kendileri şirke düşerdi hem sizleri. Allahın izni ile yardım etmezlermi? Allah niye yardım etsin, siz Allahı değilde melekleri çağırıyorsunuz? Siz Allahtan değilde meleklerden yardım istiyorsunuz, Allahı yok sayıyorsunuz, bu durumda Allah neden duanızı dikkate alıp melekleri göndersin? Benden başkasına dua etmeyin benden başkasından yardım talep etmeyin diyen Allah, kendisinden başkasına yapılan duaya yanıt verirmi sizce? Eğer verirse haşa kendisiyle tezat duruma düşer, haşa kendi yazdığı kuralları kendisi çiğnemiş olur. Örneğin; bir türbeyi ziyaret edebilirsiniz ama duanızı ederken, duanızı Allaha edin. Rabbim şu muhterem zatın yüzü suyu hürmetini sıkıntılarıma yardımcı ol gibisine. O şahsı duanızda anabilirsiniz ama o zattan birşey talep edemezsiniz, ettiğiniz an Allaha şirk koşarsınız! Masumane olarak görünen bir şeyin altındaki tehlikeyi görüyormusunuz? Meleklere edilen dualara meleklerde yanıt verme iradesi bulunmaz, bulunsaydı bile yardım taleplerinize cevap vermezlerdi çünkü, Allaha şirk koşma tehlikesi ile karşı karşıya kalırlardı.

   4. Mikail as tuzağı

Batı kaynaklı literatür eserleri ve felsefi akımlardan esinlenen bazı şahıslar baş meleğin Mikail as olduğunu düşünüyor ve meleklerden yardım istediklerinde "baş melek Mikail" kelimeleriyle isteklerini dile getiriyor. Bu işin altında bir yamukluk olduğunuda buradan anlamanız gerek, çünkü baş melek Mikail as değil baş melek Cebrail as. Bu teknik hatadanda biz ne anlıyoruz? Bu insanlar bilgilerini İslamdan değil başka yerlerden almış, bu da onlardan uzak durmamız için yeterli bir neden olmalı. Eğer yanlış kişilerin isimlerini anarak dua ediyor ve bu dualarınıza halen cevap verildiğini görüyorsanız o zaman bu cevabın Allah katından gelmediğini anlamalısınız.

   5. Eğer meleklerde hür irade olsaydı ve yardım çağrılarınıza cevap vermiş olsaydılar, ilahi imtihanı engellemiş olurlardı

“Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet başa gelmez...” (Tegabun Süresi; 11). Allahu Teala sizin başınıza gelecek her musibeti bilir, şimdi lütfen bir düşünün; Allahu Teala size bir musibeti takdir ettiyse Allahu Teala beş dakika sonra neden bundan vazgeçsin ve sizi o musibetten kurtarsın? Sıkıntılara sabretmek bu imtihan dünyasının bir parçası, bir musibet size isabet ettikten sonrada Allah neden meleklerini indirip size yardım etsin? Madem acı çekmenizi Allah istemiyor, neden size musibeti indiriyor? Siz Allaha haşa böylesine çelişki dolu kararları yakıştırıyormusunuz? Yakıştırmıyorsanız, sıkıntı size indiğinde, o sıkıntı ile bir müddet baş başa bırakılmadan, ondan ders çıkarmadan, hangi mantığa veya delile dayanarak o sıkıntı gelir gelmez o belanın üzerinizden kaldırılacağını ümit ediyor ve melekleri çağırıyorsunuz? Sizin Allah katındaki ayrıcalığınız ne? Allahu Tealanın sizi sınamak için size bir sıkıntı takdir ettiğini ve meleklerde de bir saniyeliğine hür irade olduğunu varsayalım, sizce melekler sizin yardım çağrınıza cevap vererek Allahın sizin için takdir ettiği sıkıntıyı ortadan kaldırmaya cesaret edermi? Allahın iradesine karşı bir eylemde bulunabilirlermi? Siz böyle bir şeye ihtimal veriyormusunuz?

Not: buradan da kulların imtihanı tek bir gücün elinde olması gerektiğini net anlamış olmalısınız. Eğer olayların kontrolü bir gücün elinde değilde (Allah) birden fazlasının elinde olsaydı, örneğin insan/ melek/ cin veya başka birşey, o zaman bunların hepsi kendi kafalarına göre yeryüzündeki olaylara müdahale eder, yeryüzünde düzen diye birşey kalmazdı. Birisi sizi cezalandırır, diğeri o cezayı kaldırır, kendi aralarındaki didişme yeryüzünü kaosa sürüklerdi. "(Ey Muhammed!) De ki: «Eğer dedikleri gibi Allah ile birlikte ilâhlar olsaydı, o zaman bu ilâhlar Arş'ın sahibine bir yol ararlardı.»" (İsra Süresi; 42). "Allah evlat edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir ilâh da yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını sevk ve idare eder ve bir gün mutlaka onlardan biri diğerine galip gelirdi. Allah, onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir" (Mü'minun Süresi; 91).

Not: cinlerin yeryüzüne müdahalesinede bir ekleme yapalım; meleklerin çağrıldığı her olaya cinler cevap verir, fakat cinlerin yaşantınıza bu müdahalesi, cinlerin kendi iradeleri ile hareket ettiği, bu müdahalelerin Allahın kontrolü dışında gerçekleştiği anlamına gelmiyor. Bakara Süresi büyü ve sihirden bahsederken Allahın izni olmadan kimsenin hayatınıza müdahale edemeyeceğini söyler; “...fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar veremezlerdi..” (Bakara Süresi; 102). Cin ve insan ikisinin kaderide levh-i mahfuzda hesaplanıyor, eğer kaderinizde buluşma varsa, o zaman gün gelir kader sizi meleklerle ilgilenmeye iter, sizinle buluşması takdir edilen cinlerede o çağrıları duymak nasip olur. Alamanız gereken, cinlerin hayatınıza müdahalesi levh-i mahfuzun yani Allahın takdir ettiği kadar ve takdir ettiği doğrultusunda gerçekleşir. Herkes neyi hak ediyorsa kader kişiye onu yaşatır, o canlılar ile iletişime geçmeye nasip eder, kaderinizin dışına çıkma şansınızda yok.

   6. Eğer meleklerde hür irade olsaydı ve sizin yardım çağrılarınıza cevap vermiş olsaydılar, dünyadaki olayların Allah’tan habersiz oluştuğu izlenimi doğar, o inancın yayılımına vesile olurlardı

Meleklerden yardım isteme inancı bu dünyanın tesadüfler üzerine kurulu olduğuna inanır, hiçbir ön takdirin olmadığı, olayların rastgele yaşandığını savunur. Bu inançta İslam inancına terstir; “yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır.” (Hadid Süresi; 22). İslam inancına göre her olay Ilahi takdir sonucu gerçekleşir. Allahu Teala eğer sizin için bir olayı takdir eder ve olay vukuu bulduktan beş dakika sonra meleklere size yardım etme emri verirse, bu Allahu Tealanın tutarsız hareket ettiği, kendi kararları ile tezat duruma düştüğü izlenimini doğurur veya yeryüzünde yaşanılan olaylardan haberi yokmuş algısının oluşmasını sağlar. Meleklerin insanların yardımına koştuğu görüşü iki inancın yayılımını amaçlıyor; birincisi meleklerin ilahi emre tabi olmadan, kendi kafalarına göre hareket edebildiği ve ikincisi yeryüzündeki olayların Allah’tan habersiz, tesadüfen geliştiği. Bu iki inançta İslam dinin özüne terstir, bu iki inançtan hangisine inanırsanız inanın bu ikiside sizi küfre sokar, imandan çıkarabilir. O yüzden lütfen nelere inandığınıza çok dikkat edin.

   7. Meleklere Peygamberlerin yardımına koşma izni verilmemişken neden size verilsin?

Melekler İnsanoğlunun hayatına müdahale etmez, bunun en güzel örneği Peygamberlerin hayatları. Örneğin; peygamberimiz sav’ın hayatında meleklerin gökten indiği dönemler oldu ancak bu melekler Müslümanların yardımına indi, peygamberimizin şahsi yardımına değil. Bedir savaşında melekler Müslümanların yardımına indi ama taife’te peygamberimiz sav taşlanırken kendisine yardım edilmedi. Eğer iddia edildiği gibi meleklere insanların yardımına koşma izni verilmiş olsaydı, onlar ilk önce peygamberimiz sav o taşlara karşı korurdu. Eğer iddia edildiği gibi meleklere insanları koruma görevi verilmiş olsaydı, yeryüzünde kimse tecavüze, cinayete, haksızlığa maruz kalmazdı. Eğer meleklere insanları korumalarına yönelik küçücük bir izin verilmiş olsaydı, melekler ilk önce yusuf as'ın yardımına koşar onu kuyudan çıkarır, yunus as'ın yardımına koşar onu balığın karnından kurtarır, eyüp as'ın yardımına koşar onu yıllarca yatalak kalmaktan kurtarır, İsrailoğulların katliamına uğrayan onca peygamberin yardımına koşardı. O mübarek insanlara yardım edilmediyse, siz kimsinizde melekler sizin yardımınıza koşsun?

Merakınız sizi saptırmasın

İnsanoğlunun kanatlı yaratıklara, bilim kurgu filmlerine, farklı dünya ve farklı varlıklara yönelik hep bir ilgisi olmuştur. Bu merak masumane boyutta kaldığı müddette bunda sorun yok, ama bu merak dini inancımıza ve dualarımıza el atarsa, inanç dünyamızda bizi saptırma boyutuna giderse o zaman burada dikkatli olmalıyız. Bakınız, sizden öncede insanlar melekleri görmek istedi, Allahın onlara cevabı ne oldu; “Bir de «şuna bir melek indirilse de görsek?» diyorlar. Eğer öyle bir melek indirseydik muhakkak iş bitirilmiş olur, kendilerine bir an bile göz açtırılmazdı! Eğer peygamberi bir melek kılsaydık muhakkak ki onu insan sûretine sokar onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük” (En’am Süresi; 8-9). “Dediler ki: "Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?" (Furkan Süresi; 7). “Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber gelince, insanların iman etmelerine engel olan sebep sadece: «Allah bir insanı mı Peygamber gönderdi?» demeleridir. Şöyle de: “- eğer yeryüzünde, yürüyüp duran Melekler olsaydı, elbette onlara da gökten melek bir peygamber gönderirdik" (İsra Süresi; 94-95). Bu Ayetlerden anlıyoruzki; eğer meleklere insanların hayatlarına müdahele etme izni verilmiş olsaydı, o zaman iş bitirilmiş olur kıyamet kopardı çünkü meleklerin gökten inişi ve insanların melekleri görmesi mahşer günü ve insanın yeryüzündeki son anı için öngörülmüş bir olay. Bir meleği gördüğünüzde bilinki ölüm anınız geldi. İkincisi; yeryüzünde meleklerin yardıma koşabilmesi için yeryüzünde yaşayanın melek olması gerekiyor. Üçüncüsü; eğer peygamberimiz sav ve onca sıkıntı yaşayan peygamberlerin yardımına melekler koşmadıysa, bizler kimizki bizlerinkine koşsunlar?

Melekler çağrılarınıza cevap vermez, cinler verir, lütfen bu oyunu gelmeyin

Sayın okurlarımız batı kültüründe yaşayan birisi evinin bir köşesinde nurani ışıklar gördüğü an aklına ilk melekler geliyor olabilir. Meleklerden yardım edinme inancını onların kültüründe doğal ve belki anlayışla karşılayabiliriz çünkü onların kültüründe cinler diye bir varlık yok. Onlar insan boyutu dışından birisi ile temasa geçtiği an, akıllarına ilk melekler veya uzaylılar geliyor olabilir ama siz daha iyi bilmelisiniz, sizin aklınıza anında cinlerin oyunu, cinlerin parmağı gelmeli. Dört melek her daim sizinle, yani meleklerin bizimle yaşadığı doğru, ancak bu melekler size hizmet etmek, sıkıntılarınızdan sizi kurtarmak için size eşlik etmiyor. Meleklerden yardımcılar edinebileceğiniz inançlara lütfen kendinizi kaptırmayın. Başınıza gelen her musibet, kendi elinizle işlediğiniz bir kötülük sonucu size iner; "Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir..." (Nisa Süresi; 79). Eğer başınıza gelen bir musibetten kurtulmak istiyorsanız, sağa sola bakmadan ilk önce aynaya bakın. Halinizi düzelttiğiniz zamanda, zaten sıkıntılarınızdan kurtulduğunuzu göreceksiniz. İnsanlar ama kendilerinde bir hata görmeyi gururlarına yediremediği, hayatlarını değiştirmek nefislerine ağır geldiği için, kolay yoldan sorunlarını halletmeye çalışıyor. Lütfen siz bu tiplerden olmayınız, ilk önce aynaya bakın, af dileyin, tövbe edin, helalleşin ve yaşntınızı İslama uygun bir yaşantıya dönüştürün. Bunları yapıyorsanız ve halen sıkıntılarınız devam ediyorsa o zaman atalarınızın günahlarına odaklanın. Atalarınızın çektiği lanet ve bedduaların üzerinizden kalkması için 40 günlük kefaret orucu tutunuz. Şunuda unutmayınız, olay yaşanır yaşanmaz ilahi yardımı bekliyorsanız, çok sabırlı olun çünkü ilahi yardım yükün altından kalkamayacak boyuta geldiğinizde iner, sıkıntı başlar başlamaz inmez. Sıkıntı başlar başlamaz sıkıntının kalkması ilim sahibi olanlara nasip olur. Onlar sıkıntı iner inmez sıkıntının nereden bulaştığını hemen anlar ve hemen kefaret oruçlarına yönelir çünkü. Siz böylesine bir ilimden habersizseniz, sıkıntılı bir sürece hazırlıklı olunuz. "...De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?.. (Zümer Süresi; 9).

Allahın ismini anarak meleklerden yardım istesek o zaman melekler devreye girermi?

Hayır, girmez. Bizler sebepler dünyasında yaşıyoruz, elbette sıkıntılarımıza çözüm arayacağız ve elbette birileri bir şeylere vesile olacak ancak melekler bu sebepler dünyasının dışında olan varlıklar. Eğer yeryüzünde gezen ve dolaşan melekler olsaydı yardımada melekler koşardı, olmadığına göre lütfen melekleri beklemeyin, yeryüzünde dolaşan ve yaşayan insan, insandan yardım bekleyin. İkincisi, dua ederken lütfen duanızda şartlar koşmayın; yardımıma melekler koşsun, yardım şu şartlar altında gerçekleşsin ve şu zaman dilimi içinde oluşsun gibisine. Dualarda şartlar koşmanız duanızın kabülünü zorlaştırır. İlahi yardımı hak ediyorsanız, Allahu Teala takdir ettiği kişiyi, takdir ettiği vakit ve saatte ayağınıza gönderir. Elbette her daim Allaha dua ediniz; “De ki Rabbim size ne kıymet verir duânız olmasa?...” (Furkan Süresi; 77). Allahu Teala’ya dua etmek bir Müslümanın en temel görevi, fakat dua ederken lütfen haddimizi bilelim. Biz kimiz melekler kim!


kelimelerden türemiş hurafeler