• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        



Haftanın Yazısı: Cehennem nedir nerede ve nasıl görünüyor? Bu konuya levh-i mahfuzla ilgili yazımızda kısaca değinmiştik, fakat konu cehennem olduğu için kendi başlığı altında bir yazı hakettiğini düşündük. Önceden konuyla ilgili kısa bilgi alanlar için bu güzel bir tekrar, önceden okumamış olan okurlarımız içinde aydınlatıcı bir yazı olur inşallah. Şimdi; merak ediyorsunuzdur bu tür bilgilere nasıl ulaştığımızı, emin olabilirsiniz bize gayptan bilgi üfleyen varlıklar yok, tek özelliğimiz iyi bir gözlemci olmamız. İçinde yaşadığımız düzenin, kendi bedenimizin, kullandığımız teknolojilerin öylesine yaratılmadığını, bunun altında çok daha farklı nedenler olması gerektiğine inanıyoruz ve o doğrultuda kendimizi ve hayatımızı gözlemliyoruz. Tüm sırrımız bu, ve tabiki hekim olarak pozitif bilimlere vakıf olmamız ve Kur'an-ı Kerimi yıllarca anladığımız bir dilde (türkçe meali) okumamız bu araştırmalarımızı mümkün kıldı. Size sunduğumuz bu bilgilerin altında merak ve bol emek dışında bir sır yok. Örneğin cehennemle ilgili bu bilgilere nasıl ulaştık; levh-i mahfuzun kalbimiz olduğu, nefsimizin sinir sistemi olduğu, büyük beyninse arşı andırdığını daha önce tespit etmiştik, buradan yola çıkarak, ahiret hayatındaki mekanlarla bedenimizdeki parçalar arasındaki bezerlik bunlarla kısıtlı olmaması gerektiğini düşündük ve hekimlik bilgilerimizden de yararlanarak bedenimizdeki diğer bölgeleri araştırmaya koyulduk ve bak görki, bedenimiz tamamıyla ahiret hayatı doğrultusunda yaratılmış. Size veda etmeden önceside Rabbimin izniyle cennet, cehennem, mahşer alanı ve yeryüzü, bu mekanların her birini sizler için deşifre etmek istiyoruz. Bu yazı dizilerimiz bize göre bilginin nirvanası yani en üst noktası, bizde en üst noktadan bize yakışır şekilde sizlere veda etmek istiyoruz. Bu arada, henüz sizden ayrılmıyoruz, bir çok okurumuz bize mesaj attı, içiniz rahat olsun, henüz aşılar ters tepmedi, aşılar ters tepinceye kadar sizinleyiz inşallah, ama yavaş yavaşta vedaya hazırlıklı olalım diyoruz. Örneğin yazılarımızı faydalı buluyorsanız, yazılarımızı kopyalın ve kendi platformlarınızda paylaşın. Bizim açımızdan helali hoş olsun. Önemli olan biz değil, bilginin kendisi ve bilginin paylaşımı.

Değerli dostlar; cehennem bir gizem, kimse ne olduğu nasıl göründüğü hakkında fikir sahibi değil, kimse ahiret hayatında bizleri neler beklediğini bilmiyor, biz bu yazı dizilerimizle bu bilinmeyenlerin üzerindeki perdeyi kaldıracağız, sizin için daha anlaşılır kılmaya çalışacağız inşallah. Kimse ahiret hayatında kendisini ne beklediğini bilmiyorsa, biz nereden biliyoruz? Ahirete gidip geldikmi? Hayır. Nereden biliyoruz o zaman; Allahu Teala ahiret mekanların muadilini insan bedenin içine yerleştirmiş, insan bedenini incelememiz sonucu bunları biliyoruz. Ataistler sürekli der ya, sen ölüpte yenidenmi dirildin, ölüm sonrası bizi ne beklediğini nereden biliyorsun derler ya; işte Allahu Teala böylesine bahanelere sığınmamamız için insan bedenini ahiret mekanları doğrultusunda var etmiş. Ahirete gidip gelmediysek, ahiret mekanlarını nereden biliyoruzda organlarımızın ahiret mekanlarına benzediği iddiasında bulunabiliyoruz? Ahirete gidip gelmedik ama elimizde ahiret mekanlarını ve orada bizi nelerin beklediğini anlatan Ayetler var, bizde o Ayetleri inceledik ve o Ayetlerde ahiret mekanların tanımı yapılırken bu tanımın bedenimizdeki organlarla uyuştuğunu farkettik. Sonrası b
ütüne baktık ve gördükki organlarımız ahiret hayatındaki mekanların birebir aynısı. Sizlere örnekler vereceğiz, bu örneklerden sizde inşallah olayı net göreceksiniz. Neden bu konuları ele alıyoruz ve almak zorundayız? İnançsızlığın en büyük nedeni insanların ahiret hayatını beyinlerinde tasavvur edememeleri. Eğer insanlar ahiret hayatını birazcık hayal edebilse, ne olduğu nasıl göründüğü gibi, o zaman ahiret hayatına inanmak bu insanlara o kadarda uçuk gelmeyecek. Biz ahiret mekanlarıyla ilgili bu yazıları kalem aldık, çünkü ahiret hayatına inanmanızı istiyoruz. İnanmanızı sağlamak içinde beyninizde o mekanları canlandırabilmeniz gerekiyor. Eğer ahiret mekanlarını beyninizde canlandırabilmenizi sağlarsak, o zaman bir gün o mekanlara gitme inancı size o kadarda uçuk gelmez. Kişiye birşeyi tanıtırsanız, o şey kişiye yabancı olmaktan çıkar. Bu yazılarımızlada ahiret mekanlarıyla sizi tanıştıracağız inşallah. Sizleri ahiret hayatıyla tanıştırırkende bunu sizin anladığınız dilden yani pozitif bilimler üzerinden yapacağız. Hani hep pozitif bilim diyorsunuz, ben bilim dışında birşeye iman etmem diyorsunuz ya, bugün size bilimin diliyle cehennemi anlatacağız. Umarız arzu ettiğiniz ilhamı alır ve umarız artık inançsızlığınıza bilimi kalkan olarak kullanmazsınız. Allahu Teala birşeye inanmak için o şeyi hayal edebilmenin ne kadar önemli olduğunu bildiği için bize kıyak geçmiş, bizleri farklı parçalardan yaratırken bunu ahiret hayatındaki mekanlar doğrultusunda yaratmış. Dolayısıyla bedenimizi çözersek ahiret mekanlarınıda çözmüş oluruz. Bu yazı dizilerimizde sizleri insan bedenin içine götürerek sizleri ahiret mekanlarıyla tanıştıracağız. Bu bilgiler dünyada bir ilk, ilk defa insanoğlu cehennemin görünüşü hakkında bilgi sahibi oluyor, umarız yazımızdan arzu ettiğiniz ilhamı alırsınız. Konumuza giriş yapmadan öncesi evrimcilere laf çakmadan olurmu, olmaz, gelin birlikte onlara bir kaç laf çakalım, onları şamar oğluna çevirelim......

Evrimciler. Ne diyorlar, herşey tesadüfen ve kendiliğinden ortaya çıktı diyorlar. İnsan bedendeki organlarla, Ayetlerde anlatılan ahiret mekanları arasındaki ortak noktaları görünce sizce iddialarından geri adım atarlarmı, yeryüzünün tesadüfen ortaya çıkmadığı, arkasında ilahi bir tasarıcı olması gerektiğine inanırlarmı; sanmıyoruz. Onlar bu tür ilhamlardan mahrum bırakıldı, onlar maymundan türediklerine inanmaya devam ede koysun, siz ama bedendeki organlarla ahiret mekanları arasındaki benzerliği gördükten sonra, insanın tesadüfen ortaya çıkmadığını, ahiret veya yeryüzü farketmez, tüm yaratılışın birbiri ile ahenk içinde yaratıldığını, bu uyumun arkasında mutlaka bir yaratıcı bir üst aklın olması gerektiğini lütfen görünüz. En basiti, eğer yeryüzünde hayat tesadüfen oluştuysa, nasıl oluyorda organlarımız kitaplarda anlatılan ahiret hayatı mekanlarını andırıyor? Bunada tesadüf demezsiniz herhalde. Onlarıda mikroplar var etti demezsiniz herhalde. Varsayalımki dediniz, nasıl oldu da yeryüzü ile uyum içinde? Yeryüzündeki mikrop ile ahiret mekanındaki mikrop nasıl birbiri ile iletişime geçti ve birbiriyle uyumlu mekanlar var etti? Değerli dostlar; e
vrimciler olaylara sadece kendi boyutundan (mikrop) bakar, çünkü mikropların dışına çıktıklarında tüm tezleri çöküyor. Örneğin; varsayalımki mikroplar canlıları ortaya çıkardı, meyve ve sebzelerin faydalı oldukları organların görünümünde olmasını nasıl izah edeceksiniz? Bir çevizi ortaya çıkaran mikrop, beyinden nereden ve nasıl haberdar oldu, beyini oluşturan mikropla nasıl iletişime geçtide beyin görünümünde ve beyine fayda verecek içerikli bir çeviz ortaya çıkarabildi? Örneğin; canlılar çiftler halinde var edilmiş. Eğer canlıları mikroplar ortaya çıkardıysa, o zaman erkeği inşa eden mikrop gurubu ile dişiyi inşa eden mikrop gurubu nasıl iletişime geçti, diğerinin cinsel organından nasıl haberdar olduda birbirine uyumlu cinsel organlar oluşturdular, bunuda trilyonlarca farklı canlı için kusursuzca yaptılar? Gördüğünüz gibi mikroptan bir kademe yukarı çıktığınızda kayış kopuyor, evrim teorisi çöküyor, herşey bir üst akla işaret ediyor. O yüzden evrimciler olaylara hep mikrop boyutundan bakar. Baktıkları içinde Allah nezdinde onlar birer mikrop. Siz ama lütfen daha iyi bilin, bu mikropların süslü kelimelerine kanmayın ve onlardan uzak durun. Aklınızda sorular olduğunun farkındadayız, onun içinde bu yazıları kaleme alıyoruz. Mikroba biat edenden, atasının maymun olduğuna inanandan size hayr gelmez, lütfen bu mikroplardan uzak durun. Biz inşallah sizlere doğruları açıklayacağız, bunuda Ayetleri ve bilimi kullanarak mantığınıza hitap ederek yapacağız. Umarız bu tür yazılardan arzu ettiğiniz ilhamı alır, yazılarımız daha çok inancınıza ve Allaha sarılmanıza vesile olur. Evrimle ilgili sorularınız varsa, evrim teorisi başlıklı bölümde yazılarımızı okumanızı tavsiye ederiz. Gelelim cehenneme; ne güzel bir geçiş ama değilmi, evrimden cehenneme, gelin birlikte bu evrimcilerin gideceği mekanı yakından inceleyelim.

Ağzımız. Ahiret hayatımız ağızda başlıyor. Bedenimizde mahşer gününü ağzımızın içi simgeliyor. Örneğin; dilimiz mahşer alanını ve mahşer gününde bizi simgeliyor. "O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi üzerimize aldığımız bir vaat olarak onu tekrar yaratacağız.
Şüphesiz ki biz (vadettiğimizi) yaparız." (Enbiya Süresi; 104). Kitapla ne yapılır; okunur. Okumayı kim yapar; dilimiz. Dilimiz okurken ne yapar; dürülür. Bu Ayet dilimize işaret ediyor, bu Ayetten anlayınızki mahşer alanı dilimiz. Bunun detaylarını mahşer mekanıyla ilgili yazımızda veririz inşallah, sizin bu noktada bilmeniz gereken, nasıl yeryüzü maceramız ağızla başladıysa (yasak ağaçtan yemek), ağızda da (ahiret mekanı) son buluyor. Devamı gelecek.....










araştırmalarımız

kabir hayatı varmı?


-
2018

Bu yazımız iki şaşkın profesörün Münker ve Nekir'in olmadığı, kabir hayatın olmadığını söylemesi sonrası, onlara cevap olarak kaleme alınan iki yazıdan birisi. İlk önce Münker ve Nekir yazımızı okur, sonrası buna geçerseniz olayları daha iyi anlayacağınızı düşünüyoruz. Sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.



Dünya yaşantımız ahirete bir hazırlık.
Kabir hayatı sanıldığı kadar gizemli değil. Neden, çünkü Allah öbür dünyada karşılaşacağımız bir çok şeyi bu dünyada bize yaşattırıyor. Gözlerinizi açarsanız bunu görürsünüz. Yeterki ön yargı ve art niyetten uzak, gerçekleri görmeye hazır olalım. Kabir hayatı sanıldığı kadar gizemli değil, bu dünyada bizlere yaşatılan olaylardan birisi. Nasılmı? Allahu Teala yeryüzünde yaşanılan hangi olayı ölüme eş değer tutuyor? Uyku halini! "Allah, ölecek insanların ruhlarını ölümü sırasında, ölüm vakti gelmeyenlerinkini de uykularında alır. Sonra ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardı" (Zümer Süresi,42). Uyku haliniz kabir hayatını simgeliyor ve sizlere kabir hayatı hakkında çok bilgi veriyor. Nelermi? (1) Bunun ruh boyutu var. Öldüğünüzde ruh bedenden çıkıyor, uyku halinde de çıkıyor. (2) Bunun zaman boyutu var. Kabire konulduğunuzda mahşer gününe kadar geçen zaman sizlere saniyelik gelecek, uyuduğunuz anda vakit hızlı akıyor, sabahın nasıl geldiğini anlamıyorsunuz. Not: kabir hayatında zaman kavramı insanların iyilik veya kötülük derecesine göre değişecek. Kötü insanlar için bin yıllık kabir hayatı bir türlü geçmek bilmeyen bin yıl gibi gelecek, iyiler içinse yarım günlük bir uyku gibi. (3) Bunun bir de rüya boyutu var. Kabir hayatı bazıları için işkence dolu, bazıları içinse güzellik dolu geçecek, uykunuzda bu şekilde geçiyor. Bazılarınız uykuda güzel rüyalar görüyor bazıları ise kötü. Özetleyelim; kabir hayatı varmı yokmu, sorusunun en güzel yanıtını her gece yaşadığımız uyku hali bize veriyor. Uyuduğunuzda ölüsünüz, ama aynı anda rüyalar görüyor birşeyler yaşıyorsunuz. Yeryüzünde bunu size yaşatan Allah, ölüm sonrasıda bunu size yaşatamazmı? Elbette yaşatır. Arkadaşlar; bu dünyadaki düzen ve yaşantı tesadüfen ortaya çıkmadı, bu dünyadaki düzen kendiliğinden oluşmadı. Nasıl dershaneler sizleri sınavlara hazırlıyorsa, sınavlarda çıkabilecek sorulara göre sizi hazırlıyorsa, Allahta yeryüzü düzenini ahiret hayatına hazırlık olarak kurgulamış. Uyku halinden bize indirilen teknolojiye kadar, bu dünyada herşey ölüm sonraki hayatımıza hazırlık olarak var edilmiş.


Mahşeri sorgu öncesi azabın ineceğini, yani kabir azabın olacağını nereden biliyoruz; Ayetlerden!

1- Kabir hayatının varlığını kabirden çıkışı anlatan Ayetlerden anlıyoruz

Kabir hayatı olmayacak ve olamaz diyenler, görüşlerini şu fikre dayandırıyor; birisi hakkında kesin hüküm verilmeden yani sevap ve günahlarımız teraziden geçmeden azap olmaz olamaz. Bu görüşü savunanlar, Allahın ceza veya nimet vermede bekleyeceği, teraziden geçinceye kadar kimseye dokunmayacağına inanıyor. Bu gerçektende böylemi olacak, gelin birlikte Kur'an-ı Kerim bu konu hakkında ne söylüyor buna bakalım; "Kim beni anmaktan yüzçevirirse, ona dar bir geçim vardır ve onu
kıyamet günü kör olarak haşrederiz." (Taha Süresi, 124). Kör haşredilmek bir cezamı? Ceza. Allah o cezayı indirmek için Kitapların teraziye konulmasını bekliyormuşmu? Beklemiyormuş. O zaman terazi öncesi azap inebiliyormuşmu? İnebiliyormuş! "Allah'ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. Kimleri de saptırırsa, artık onlar için Allah'dan başka dostlar bulamazsın. Biz onları kıyamet günü yüzükoyun, körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz" (İsra Süresi, 97). Kör, dilsiz ve sağır olarak yeniden dirilmek bir cezamı? Ceza. O zaman sevap ve günahlarınız teraziye konmadan birileri üzerine azap iniyormuşmu? İniyormuş! Özet; Kur'an-ı Kerimi okuduğunuzda cezayı hak eden insanlara o azabın yargılanmadan önce indiğini görüyoruz. Size bir milyonluk soru; m
ahşer günü insanları kör, sağır ve dilsiz haşreden, yargıç önüne çıkmadan bedenler üzerine azabı indiren Allah, kabir hayatını bu azaptan muaf tutarmı? Tutmaz. Kabir hayatında da azabı indirir. İndirdiğini nereden anlıyoruz;

2- Kabir hayatının varlığını azaba uğramış kavimlerle ilgili Ayetlerden anlıyoruz

Bu iki şaşkın profesör şunu iddia ediyor; şartlar ne olursa olsun kabir hayatı diye birşey yok. Biz ama olduğunu iddia ediyoruz. Neye dayanarak bunu söylüyoruz? Bunu Kur'an-ı Kerime dayanarak söylüyoruz. Kur'an-ı Kerimin hangi Ayetlerine dayanarak bunu söylüyoruz? Helaka uğrayan kavimlerle iligli Ayetlere dayanarak. Kur'an-ı Kerimde nuh, ad, semud, lut gibi helak olunan kavimlerin veya firavun ve samiri gibilerin kıssalarını okuduğumuzda, o Ayetlerde o  kavimlere bir daha peşlerini bırakmayacak bir azabın ineceği anlatılıyor; "Bir sabah erkenden, kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı" (Kamer Süresi, 38). Size bir milyonluk soru; helak olunan kavimlere bir azap iniyorsa ve bu Ayette bu azabın bir daha peşlerini bırakmayacağını söylüyorsa, ölüm sonrası bu azap devam edermi etmezmi? Elbette devam eder. Ceza ölüm öncesi iniyorsa, inerkende Allah bu azap sizden bir daha kalkmayacak diyorsa, mantık bize bu azabın kabir hayatında da devam etmesi gerektiğini söylüyor. Ölüm öncesi ceza inip, ölüm sonrası kalkıp onların rahat bir nefes alacağını sanmıyorsunuzdur herhalde. Eğer kabir azabı yok derseniz o zaman firavuna veya ad kavmine ceza yeryüzünde indi, kabir hayatında ise dinlenmelerine ve rahat nefes almalarına izin verildi demeye getirirsiniz, bu da bu Ayete ve genel mantığa aykırı. Ayet çok açık ve net, azap kişiye indikten sonra kişinin peşini bırakmayaca,k aralıksız devam edecek. Özet; eğer bir azap bir kişiye veya bir topluluğa iniyorsa, o azap ölüm sonrası onları terk edermi? Mahşer gününe kadar rahat uyku çekmelerine izin verilirmi? Elbette verilmez! Siz galiba kendi hukuk sisteminizi Allahınkiyle karıştırıyorsunuz. Sizin hukuk sisteminizde zalimler tutuksuz yargılanıyor olabilir, hüküm giymeden masum sayılıyor olabilir, hatta yargıçları satın alıp serbestte kalıyor olabilirsiniz, Allah ama bir cezayı birine kestikten sonra, o kişiye o andan itibaren infaz hükümleri uygulanır. Araya ölüm girsede o kişi cezayı çekmeye devam eder.

Not: firavun'un cesedi londrada, hani kabir azabı diyorsanız; siz bir kişi ölürken onun ruhunun nasıl aldığını görebiliyormusunuz? Göremiyorsanız. O zaman bir ölünün çektiği azabı nasıl göreceksiniz? Bir beden neredeyse kişinin kabride orasıdır. O kabir veya o ceset açıkta olsa dahi, bu onun orada azap görmediği anlamına gelmez. Kimbilir belkide firavun onca turist önünde azap görüyor, siz sadece onu göremiyor ve işitemiyorsunuzdur.


3- Kabir hayatının varlığını şehitlerle ilgili Ayetlerden anlıyoruz

"Allah yolunda ölenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz" (Bakara Süresi, 154). Ölülere ölü demeyin onlar diridir söylemi bu Ayete dayanıyor. Şimdi; varsayalımki kabir hayatı yok, varsayalımki siz ölüyorsunuz ve mahşer gününe kadar, o tekrar diriliş gününe kadar uykudasınız. Bu durumda şehitlerle ilgili Ayeti nereye oturtacaksınız. Siz ölüm sonrası, mahşer gününe kadar birşey yok diyorsunuz, Allahsa var, o kişilere ölü demeyin diyor. Kime inanalım, sizemi Allahamı? Siz ölüm sonrası yokluk olacak diyorsunuz, bu Ayetse ölüm sonrası bazıları için yaşam olacağını söylüyor.
Size bir milyonluk soru; eğer iyi insanlar ölüm sonrası diri iseler ve nimetler içinde olacaksa, iyiliklerinin karşılığını alacaksa, kötüler kötülüklerinin karşılığını görmezmi? Görür. İyiler işledikleri iyiliklerinin karşılığını kabir hayatında alıyorsa, mantık bize kötülerinde alması gerektiğini söylüyor. Bu çok basit mantık, iyiler yaptıkları iyiliklerin karşılığını ölüm sonrası alıyorsa, kötülerinde işledikleri kötülüklerini karşılığını alması gerekiyor.
Arkadaşlar; İslam dini mantık dini, birazıcıkta mantığınızı kullanın. Kabir hayatı yok demek genel mantığa aykırı, Ayetlere aykırı, hadislere aykırı, günlük hayatınıza (uyku hali) aykırı vs vs vs. Kabir hayatı yok derseniz, uyku halini nereye oturtacaksınız. Kabir hayatı yok derseniz, şehitlerin ölüm sonraki hallerini nereye oturtacaksınız. Kabir hayatı yok derseniz, azaba uğramış halkların halini nereye oturtacaksınız. Mahşeri sorgu öncesi azap olmaz derseniz, kabirden sağır ve kör haşredilenleri nereye koyacaksınız. O yüzden sizden ricamız, dini konularda fetva veriyorsanız şahsi görüş ve inançlarınızı dışarıda bırakın ve yorumlarınızın Allahın Ayetleriyle ters düşmemesine dikkat edin.

4- Kabir hayatının varlığını büyücülerle ilgili Ayetlerden anlıyoruz


"....Andolsun ki bu bilgiyi satın alanın âhiretten nasibi yoktur, bunu iyice bilmişlerdi de. Fakat bir de canları pahasına satın aldıkları o şeyin ne pis şey olduğunu bilselerdi" (Bakara Süresi; 102). Mahşeri sorgu olmadan kimse infaz edilmez derseniz, bu Ayeti nereye oturtacaksınız, çünkü bu Ayet bize büyü yapanların sorguya çekilmeden cehenneme atılacağını söylüyor. Siz sorgu olmadan infaz olmaz diyorsunuz, bu Ayet ise bazı kişiler için sorgu bile olmayacağı, doğrudan cehenneme atılacağını söylüyor. Onlara dertlerini anlatmak gibi fırsat tanınmayacağı, mazeretleri nedir bunun sorulmayacağı, doğrudan cehenneme atılacağını söylüyor. Siz mahşeri sorgu olmadan ceza olmadğını iddia ediyorsunuz, bu Ayetse bırakın kabir azabını bazıları için hatta mahşeri sorgu bile olmayacağından bahsediyor. Şimdi size bir milyonluk soru; mahşer günü sorguya çekmeyeceği birini Allah, ölüm sonrası rahat bırakırmı, rahat uyku almasına izin verirmi? Hayır. Nasıl olsa mahşeri hesaba çekmeyecek ölüm sonrası doğrudan infaza geçer. Anladınız.

5- Kabir hayatının varlığını kafirlerle ilgilli Ayetlerden anlıyoruz


"Gerçeklerin açığa çıktığı gün, secde etmeye davet olunurlar. Fakat (secde etmeye) güçleri yetmez. Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı)" (Kalem Süresi; 42-43). Eğer kitaplar açılmadan infaz olmaz, insanlar cezalandırılmaz diyorsanız, o zaman mahşer günü gözleri aşağıya düşmüş kişileri nereye oturtacaksınız. Bu Ayet bize insanların secdeye davet edileceği ama kafirlere secdeye varmak nasip olmayacağını anlatıyor. Kitaplar açılmadan öncesi bazılarına cezanın ineceği, haklarında bir hükme varılacağını anlatıyor.

6- Kabir hayatının varlığını varlığını, kitapların sağdan ve soldan verilmesinden anlıyoruz

Kabir azabını reddedenlerin tezi şu, terazi kurulmadan, kişinin tüm hesapları ele alınmadan herkese eşit muamele yapılır. Doğru değilmi? Yanlış. En basiti, yargılanma başlamadan öncesi bazılarının kitabı sağından bazılarının solundan verilmesi bu tezi çürütüyor. "Biri, amel defteri sağından verilenlerdir; ne mutlu o sağından verilenlere!" (Vakia Süresi; 8). "Diğeri amel defteri solundan verilenlerdir; ne bedbaht o solundan verilenler!" (Vakia Süresi; 9). "Kimin kitabı sağından verilirse, kolay bir hesaba çekilecek ve sevinçle ailesine dönecektir" (inşikak Süresi; 7-9).
"Kitabı sağ tarafından verilenler, “Alın kitabımı okuyun, doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum” diyecek" (Hakka Süresi; 19-20). "Kitabı sol tarafından verilene gelince, o: Keşke, der, bana kitabım verilmeseydi de, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim!" (Hakka Süresi; 25-26). Gördüğünüz gibi, demek mahşeri sorgu başlamadan öncesi kişinin amel defterine göre kişiye muamele başlıyormuş.


Özetlersek

Sizlere bir düzü Ayet sıraladık, bu Ayetleri gördükten sonra aklınıza mutlaka şu soru gelmiştir; mahşeri sorgu öncesi, infaz sürecinin başladığını anlatan onca Ayet varken nasıl olurda kendilerini Kur'an-ı Kerimin uzmanı olarak tanıtan bu iki şaşkın profesör, Kur'an-ı Kerimdeki bu açık Ayetleri görmüyor? Bir değil iki değil, Kur'an-ı Kerimde onca Ayet, bazı topluluklara
ilahi cezanın mahşeri sorgu öncesi ineceğini söylüyor. Nasıl olurda bu iki şaşkın profesör bunu göremiyor? Çok basit; nasip! Bunlara geri zekalı desek olmayacak, çünkü adamlar öyle veya böyle profesör olmuş. Bunlara art niyetli desek, o da olmayacak çünkü niyet okuma kişiye zanna götürür, zanda İslamın yasakladığı birşey. Geriye o zaman tek bir şık kalıyor, o da nasip. Bazı insanlara Allah doğru yolu nasip etmiyor, olay bu kadar basit. Bunlar nrede ne hatası yapıyorda Allah bunlara doğruyu görmeyi nasip etmiyor, bunlarda oturup bunu biraz düşünsünler. Bu iki şaşkın ilahiyatçı ya ahiret hayatının geneli hakkında sakıncalı düşüncelere sahip, Allahta bundan ötürü ahiret hayatıyla ilgli detayları görmelerine izin vermiyor ya da imanlarında temel bir sıkıntı var. Öyle veya böyle sorunlular. Sorunlu oldukları içinde gözlerinin önündeki doğruları görmek onlara nasip olmuyor. Allah hidayete erdirsin diyelim.






kelimelerden türemiş hurafeler