nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...

       
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             
 

değerli ziyaretçilerimiz;

okurlarımız bizlere sürekli güncel konular hakkında sorular soruyor, güncel konuları ele almamız ve güncel konular hakkında fikir beyan etmemizin bir sebebide bu. Geniş bir okur kitlemiz var ve bu okurlarımız her sabah günlük gazete gibi güncel konular hakkında birşeyler yazıp yazmadığımıza bakıyor. Yazmadığımız zaman bize ulaşıyorlar ve gündemde olan konular hakkında görüşümüzü soruyorlar. Neden? Medyamızın bir kısmı iktidara bir diğer kısmıda batıya yalakalıkla meşgul. Analiz kapasiteleride sıfır. Medyamızda güvenilir kaynak ve analiz olmayınca, güncel konular hakkında okurlarımız bize müracat ediyor. Okurlarımız analiz kapasitemize, olayları farklı bakış açılarından değerlendirişimize ve samimiyetimize güveniyor.
Değerli dostlar, vatan ve millet olmazsa alternatif tıp hakkında bilgi sahibi olmuşsunuz olmamışsınız ne fark eder. Hayatta insanın öncelikleri olması gerek. Bugünler vatan ve millete öncelik vermemiz gerektiği günler. Bugünlerimizde güncel konulara ağırlık veriyoruz, çatışma ortamı bittiğinde de inşallah alternatif tıp konusundaki yazılara öncelik veririz. Alternatif tıp hakkında bir siteye girip güncel konular ile karşılaşıyorsunuz, günümüzün konjonktöründe umarız bunu anlayışla karşılarsınız. Umarız sizde bu yazılarımızdan ilham alır, günümüzde olup bitenleri yazılarımız sayesinde daha iyi anlamanızı sağlarız.



Barış Koridoru- 07.08.2019

AK Parti hakkında ne demiştik, kandırılanlar ve ezikler partisi demiştik. Milli Savunma Bakanlığı bugün bir açıklama yaptı ve Amerika ile güvenli bölge konusunda anlaşıldığını söyledi. Akabinde ABD'den bir açıklama geldi; "kurulumu, tesisi, yönetimi birlikte yapılacak" denildi. En kısa zamanda müşterek hareket merkezi açılacakmış. İnanılır gibi değil demi? Bunu duyduğunuzda sizde ne yapıyor bizimkiler demişsinizdir. ABD bizim eziklere atmadığı kazık kalmadı, bugün de bir yenisini eklediler. İnanılır gibi değil. Amerikalılarda buna inanamadı. Türkiyenin bu kazığı nasıl yediğini kendileride inanamadı. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi, bu harekatıda Türkiyenin kendi başına yapacağından o kadar emindilerki kendileride ortaya çıkan bu sonuca şaşırdı. Mutluluktan dört takla atıyorlar. Amerikadan tebrikler üzerine tebrikler geliyor. Halbuki biz biliyoruzki Amerika tebrik ediyorsa oradan hayırlı birşey çıkmaz. Terörü o bölgeye yerleştiren ve besleyini siz bu harekata ortak yapıyorsunuz, bunun mantığını birisi bize açıklasın. Bunun hayırla sonuçlanmayacağı şimdiden çok aşikar. Siz teröristleri yok etmek için oradasınız, onlar ise korumak için bu antlaşmaya evet dedi. Bu ortaklık hayrlara işaret etmiyor. Sonu hüsran olacağı baştan belli. Bakınız, ABD birşeye engel olamayacaksa ortaklık teklif eder. ABD mutlaka ama mutlaka her oluşumun içinde var olmak ister. O yeni oluşumun içine girdikten sonrada öyle veya böyle ya hileyle ya sabotajla o yeni oluşumu kendi lehine yontar. Şuanda da ABD bize engel olacak pozisyonda değil. Hani diyoruz ya, bizim ezikler ne kadar işleri batırsada sonunda herşey lehlerine dönüyor. Bunun sebebi onların becerisi ve aklından değil. Onlar ne kadar çok başarıları kendilerinden bilsede. Bunun sebebi İslamın yükseliş dönemine girmiş olmamızdan ve bu yükselişin Türkiye üzerinden takdir edilmiş olmasından. Türkiye ne tuzaklar kursalar başarılı olamıyorlar çünkü ilahi takdirat bizim yükselişimizi takdir etti. Anlayacağınız konjonktür bizim lehimize. Örneğin; ABD.

ABD bir züper güç ve bizi çok rahat engelleyebilecek güçte ama bugün değil. Niye; seneye seçimler var ve hiçbir amerikan başkanı seçim sürecine amerikan askerlerin cenazeleri ile girmek istemez.
ABD şuan kendi içinde bir iktidar savaşı içinde. Bir tarafta küreselciler (rothschild) diğer tarafta ulusalcılar (hahamların kontrol ettiği evanjelistler). Hahamlar savaş istiyor, küreselciler değil. Kendi içlerindeki bu çatışmada kararlar almalarına engel oluyor. Bunun dışında, ABD şuan ortadoğuda iran'ı önceliğe koymuş durumda ve ne kadar büyük bir züper güç olsada, aynı anda Türkiye ve İran ile karşı karşıya gelemez. Gelirse ortadoğuda taş üstüne taş kalmaz. İsrail diye bir devlette kalmaz. Ortadoğu paramparça olur. Değerli okurlarımız, batının yazdığı kitabın sonunu biliyoruz. Kitabın sonu büyük İsrail devletini kurmak. Bugünki eylemlerinden de biz onların bir tıkanıklık içinde olduğunu ve yeni çatışma alanları oluşturma yerine (Türkiye), çatışmaların gerçekleştiği bölgelerin kontrolünü (lübnan, suriye ve irak) ele geçirmeyi bir öncelik haline getirdiklerini görüyoruz. Çatışmaların gerçekleştiği alanlardan arap nüfusunu göçe zorladılar, İsrail devletin önünü açtılar ama o boşluğu yahudiler değil şiiler doldurdu. Şuanda da ABD, ortadoğuda yeni çatışma alanları oluşturma yerine büyük İsrail coğrafyasına yayılmış şii nüfusunu azaltmayı bir öncelik haline getirmiş görünüyor. Bunun dışında ABD, Çin ile savaşa hazırlanıyor. Bunun dışında ABD, Rusya ile savaşa hazırlanıyor. Çin ve Rusya'yı dizginlemek isteyen ve ortadoğuda iran'ın nüfusunu azaltmak isteyen bir Amerika'da, Türkiye ile savaşamaz. Öncelikleri diğerleri olduğu müddet savaşamaz. Ne zaman biz acilen durdurulması gereken bir güç haline geliriz, o zaman bizleri öncelik ederler ve bize savaş açarlar. O günde gelecek! O gün ama bugün değil. Bugün konjonktür lehimize işliyor. Bugün ABD, Türkiye ne yaparsa alttan almak zorunda. Konjonktör mucizevi bir şekilde lehimize çalışıyor. Pkk/pyd'ye karşı başlattığımız büyük taarruzun tam ABD'deki seçim dönemine denk gelmesi, kendi içlerinde bir çatışma içinde olduğu bir döneme denk gelmesi, ABD'nin Çin ve Rusya ve AB ile ters düştüğü bir döneme denk gelmesi, ortadoğuda İran'a öncelik verdiği bir döneme denk gelmesi tam bizim lehimize işleyen bir süreç. Kendi içlerinde mücadele ederken, bizlerin aradan sıyrılma ve elde etmek istediklerimizi elde etme şansı var. Bu bizlere sunulan bin yıllık bir lütuf. Böyle bir lütfuda siz alıyor ve içine ediyorsunuz. Amerikanın blöflerini yutuyorsunuz. Madem öyle, birlikte hareket edelim diyorsunuz. ABD'de seve seve bu teklife evet dedi. Neden? Fırat'ın doğusunda 50 bin kişilik bir çapulcu ordusunu oluşturdular. Bu, ABD'nin kara ordusu. Ortadoğudaki büyük israil projesini hayata geçirmesini sağlayacak ordu. Bu çapulcu sürüsünün tasfiyeside 5000 yıllık büyük israil projesinin tasfiyesi anlamına gelir. Türkiye ile savaşarak buna bugün engel olamayacaklarsa, hile ve çakallıkla buna engel olmak için elinden geleni yapacaklar. Sizde, ortak harekat merkezin içine onları yerleştirerek onlara bu şansı verdiniz. Hadi geçmiş olsun bize. Bu ortaklık hayrlara işaret etmiyor. En iyi ihtimal bir kaç hafta bir kaç ay daha bizi oyalarlar sonrası bizim ezikler yine kandırılmışız der ve harekatı kendi başlarına yapar. Bizleri bir iki ay oyalamaları bile ama bizim için bir facia olur. Bir iki ay sonrası yağmur ve kış sezonuna gireceğiz. Harekat bir veya iki ay ertelenirse hava şartlarından dolayı harekatı 2020 baharına ertelemek zorunda kalırız. Bu, bu antlaşmanın en iyi ihtimali. Bu antlaşmanın kötü ihtimalleri ise saymakla bitmez.

En basiti, zamana oynuyorlar. Zaman onlara ne kazandıracak? Plan A; erdoğanı tasfiye etmek için adamlara zaman tanımış oluyorsunuz.
Türkiye'yi dizginlemek için bir adamı tasfiye etmeleri yeterli. Savaş şu bu bunlara hiç gerek yok, bunlar zahmetli işler. Herşey bir adamın tasfiyesine bakıyor. Bir kişinin gitmesiyle ABD'nin ortadoğu ve akdenizdeki tüm projelerin önü açılmış olacak. Bunuda onlar sonuna kadar zorlayacak. Erdoğan bu harekatlarda bekledikçe kendisine suikast hazırlayanlara zaman tanıdığını bilsin. AK partinin eziklerinde bu harekatı yapacak cesaret yok, erdoğan giderse sınır ötesi harekatları unutun. Plan B; birleşik milletlerini devreye sokmak. PYD, BM temsilcisi ile çocuk savaşçıları için buluşmadı, bu bahaneydi. BM tarafından tanınmanın altyapısını hazırlıyorlar. Siz bekledikçede bu girişimlerin hayata geçmesine fırsat tanıyorsunuz. Plan C; akdenizde sizi yunanistanla çatıştırmak. Siz yunanistanla kapışırsanız, suriye bir harekat yapamazsınız. Ne kadar bizim ordumuz iki üç devletle aynı anda savaşacak kapasitede desenizde, iç kamuoyu ve dış kamuoyunu size karşı öyle harekete geçirirlerki sizleri savaş suçlusu ilan ederler. Yunanistan ve pyd mağdur, sizi masum halklara savaş çıkartmakla suçlarlar. Bir düşünün, siz teröristlere karşı mücadele ederken (zeytin dalı harekatı), tabipler odası savaş bir halk sağlığı sorunudur bildirisini yayınladı. Muhalefet partisinin lideri (kılıçdaroğlu), askerlerimize moral desteğine giden sanatçıları bu ziyaretten ötürü yerden yere vurdu. Hendek kazıp doğu illerimizi kurtarılmış topraklar ilan eden pkk'ya siz savaş açtığınızda, türk olduklarını iddia eden akademisyenler teröristleri değil sizi suçladı. Topraklarımızda özgürlük ilan edenleri değil mehmetçiği öldürmek ve katletmekle suçladı. Üstüne ülkenizin en üst yargı makamı, yani avrupa birliği veya amerikanın en üst yargı makamı değil türkiye cumhuriyetin anayasa mahkemesi bu soyu sapı belli olmayan güya akademisyenleri haklı buldu. Siz böylesine içten hainler tarafından kuşatılmışken, hükümetiniz bir eziklik içinde bu hainlere göz yumarken siz aynı anda iki harekatı yapabileceğinizi iddia ediyorsunuz öylemi? Yedirmezler size. Ya akdeniz ya fıratın doğusu birisinden sizi vazgeçmeye zorlarlar. Siz fıratın doğusuna harekat yapmakta bekledikçe akdenizde sizi bir çatışmaya sokmak için onlara zaman tanıyorsunuz, bunu biliniz. O yüzden tezel fıratın doğusuna harekatınızı yapın, akdenizde çatışacaksakta en azından fıratın doğusu cebimizde olsun. Bu antlaşmanın kötü ihtimallerinden biriside, o terör örgütlerini oraya yerleştirenle birlikte ortak bir harekat merkezi kurmanızdan kaynaklanıyor. Yapacağınız her harekatı önceden teröristlere bildirecekler. Birliklerimiz tuzağa düşürelecek ve büyük zaiyatlar vereceğiz. Bu ne anlama geliyor? Askerin ve milletin moralini bozmak anlamına geliyor. Dış dünya'ya Türkleri gözünüzde fazla büyütmeyin, bakın bir avuç pyd'ye karşı çaresizler mesajını vermek anlamına geliyor. Topluca şehitler geldikçe iç kamuoyunu harekete geçirip zaten ak parti aleyhine olan havayı dahada çok kızıştırmak anlamına geliyor. Kahramanlıkları ile övünen bir millete bir hezimet yaşatıp milli gururumuzla oynamak anlamına geliyor. Örneğin; hendek operasyonları. 800'e yakın şehit ve 2000 üzerinde gazi verdik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatında yani yabancı topraklarda vermediğimiz şehitleri kendi topraklarımızda verdik. Nasıl oldu bu? Fetöcü subayların tüm harekat planlarını pkk'lılara aktarması sonucu oldu. Siz bundan ders çıkarmamışcasına şimdi de kalkıyorsunuz ve fetönün sahibini yani fetöye ihanet et emrini vereni harekat merkezin tam ortasına yerleştiriyorsunuz. Yani yok etmek istediğiniz malın sahibini bu operasyonun kontrol merkezine yerleştiriyorsunuz. Buradan kötü kokular alan tek bizmiyiz? İnanılır gibi değil. Sürekli aynı hatayı yapıp her defasında farklı bir sonuç bekleyenlere ne denir; ya geri zekalı ya da kazık yemeğe aç. Burada yaşadığımız durumda bu. İnsanlık tarihinde bu kadar muktedir olup bu kadar kazık yemeye aç, kazık yemeye meraklı kazık yemeye yatkın tiplerin başka bir örneği yok. Her defasında bu kadarda olmaz dediğimizde, bu ezikler bizleri şaşırtmaya devam ediyor. Rabbim bize yardım etsin. Rabbim bizi bu eziklerin elinden acilen kurtarsın.

Not: Hani konjonktör lehimize işliyor diyoruz ya, bunu anlamanız için sizlere bir örnek daha verelim. Allahu Tealanın onları nasıl oyaladığını anlamanız açısından bir örnek daha verelim. ABD'yi frenleyen ve bize karşı sürekli alttan almasını sağlayan bir unsürde ne biliyormusunuz; ak partinin istanbul seçimlerini 10 puan farkla kaybetmesi. Bu ne yaptı biliyormusunuz? Onları ümitlendirdi. Türkiye ile savaşmayın, bir sonraki seçimlerde nasıl olsa cumhurbaşkanlığı bizim elimizde dedirtti. 15 temmuzda elde edemediğimizi seçimler ile elde ederiz, 15 Temmuzda rafa koyduğumuz ortadoğu projelerimizi bıraktığımızda yerden sürdürürüz ümidini getirtti. Türkler pyd'yi yok ederse etsin, seçimler ile biz geldiğimizde ortadoğu projelerimiz için Türk askerini Türk ordusunu kullanırız dedirtti. Şer gibi görünenin altında hayr yatabilir deriz, istanbul ve ankaranın kaybedilişide böyle birşey oldu. Onları ümitlendirdi. Daha doğrusu onları bir oyalama sürecine soktu. Onlar bizi oyaladıkları gibi, seçim sonuçlarıda onları oyalıyor. Onlar bir sonraki seçimlerin hayalleri içinde süzülürken, bugünlerde bize yapmak istediğimiz harekatları yapma fırsatı doğdu. Bu büyük bir ilahi lütuf. Allahu Teala onları 4 yıl sonraki seçimlerin hayali ile oyalarak bugünlerimizde bize dokunmalarına engel oluyor. Bir sonraki seçimlerde Türkiye nasıl olsa bizim olacak, Türkiye savaş açarak Türk milletini karşımıza almayalım. Türkler milliyetçidir, savaş açarsak erdoğana prim kazandırırz dedirtti. Yani muhalefetin istanbulu kazanması bize fırat'ın doğusunu, akdenizi ve kandil'i kazandırttı.
Erdoğanın batıya karşı direnci değil, erdoğanın istanbul ve ankaradaki beceriksizlikleri bu fırsatları doğurdu. Anladınız! Biz istanbul ve ankarayı kazansaydık, ak parti kendi içinde ve tabanında hiçbir zaafiyet göstermeseydi ve bir sonraki seçimlerde muhalefetin hiçbir kazanma şansı olmasaydı inanın bugün karşımızda çok farklı bir batı görürdük. Seçimleri kaybetmemiz onları ümitlendirdi. Savaş zahmetli ve sonu açık bir şey. Seçimler ile Türkiye'yi kazanmak varken, bir dört yıl daha sabredeceklerdir. Artık onlardan şöyle sesler duyar olduk; Türkiye'yi düşman etmeyelim, erdoğan sonrasına odaklanalım. Seçim çalışmalarına şimdiden başladılar bile, imamoğlunu ak parti tabanın saygı duyduğu kişiler ile bol bol yan yana getirmeye çalışıyorlar. Kendi tabanlarını zaten konsolide etmiş durumdalar, şimdide ak parti tabanın sempatisini kazanma derdindeler. Bunuda imamoğlunu ak parti tabanın saygı duyduğu kişilerle yan yana getirerek elde etmeye çalışıyorlar (örneğin; selçuk bayraktar). Bizim taraf eziklerden oluştuğu için bu tuzağa severek düşüyorlar. Halbuki, sen bir hainsin benden uzak dur demeleri gerekirdi. İmamoğlu gibi sahtekar bir fetöcü hainin toplum nezdinde kabulün önünü açmamaları buna katkıda bulunmamaları gerekirdi. İmamoğlu randevu istediği her defasında 15 temmuz gecesinde imamoğlu çiftin brükselden attığı twitler imamoğlun önüne koyulup, sen bizden değilsin, ulusalcıları kandırabilirsin ama bizi değil deyip onun randevuları geri çevrilmeliydi. Asla onunla yan yana poz verilmemeliydi. İmamoğlun toplum nezdinde kabülüne hardal tanesi kadar katkı veren herkes bundan hesaba çekilecek.

Not: sefer bizden sonuç Allahtan. Eğer istanbulu ve ankarayı kaybedişimiz lehimize işliyorsa, 15 temmuz gibi maruz kaldığımız her saldırı lehimize dönüyorsa bilinki bu bizden değil Allahtan. Allahtan gelenede bize sevap ve övünme düşmez. Biz Allahtan gelenden değil bizlerin sebep olduğundan hesaba çekileceğiz. Yani beceriksizliklerimizin ve başarısızlıklarımızın hesabını vereceğiz bunu biliniz. İyiki 15 temmuz oldu, böylece fetöyü tsk'dan tasfiye ettik diye birşey yok. 15 temmuzda Allah bizzat devreye girip olayı lehimize dönüştürdü. Allahın devreye girdiği bir konuda'da bize sevap düşmez. Tam aksi 15 temmuz darbe girişimine engel olamadığımız öngöremediğimiz önceden
önlemimizi alamadığımız için hesaba çekileceğiz. AK Parti maalesef olayları ve tarihi tersten okuyor. Sonuçlar üzerinden hayatı okuyor. Sonuçlar öyle veya böyle hep lehine dönüştüğü için (İslamın yükselişi dönemine denk gelmesi), sonuçları kendisinden biliyor. Örneğin; barış süreci. Barış süreci felaket yönetildi. Sonuç ama Türkiye lehine geliştiği için süreci bir başarı bildiler ve bir iç muhakemeye gitmediler. Gitmediklerini nereden biliyoruz? Süreci yönetenler tasfiye edilmedi, tam aksi ödüllendirildi (yalçın akdoğan). Dünyanın neresinde olursanız olun, başarısız olduğunuzda tasfiye edilirsiniz. AK parti hariç. AK Parti kendisini kurumsal bir parti olarak değil bir aile olarak görüyor. Aile olarak gördüğü içinde ihanet etmediğiniz müddet ne kadar başarısız olursanız olun, size sahipleniyor. Sonuç; ak parti bir "looser" topluluğuna dönüştü. El attıkları her yeri batıran bir ezikler topluluğu. Bu ezikler köşe başlarını tuttuğu için, iş yapmak isteyenlerede engel oluyorlar. Hani memurlar arasında çalışkan kişilere bizi kötü gösteriyorsun deyip mobbing uygulanır ve dışlanırlar ya, öyle birşey işte. Belki erdoğan, bunların her biri benim bilgim dahilinde hareket etti biz hep birlikte karar veririz diyor ve belki o yüzden başarısız yöneticilere sahip çıkıyor. Bu durumda ama bilsinki, ilk tasfiye edilecek ve hesaba çekilecek olan kendisi. Siz kendiniz başarısız yönetime dur demezseniz Allah dur der. 15 temmuz gecesi gibi Allah bizzat devreye girer, sizi tasfiye eder ve başınıza başka birilerini getirir. Bizim tavsiyemiz; ya kurumsallaşırsınız ya tasfiye olursunuz. Allah devreye girmeden başarısızlığın hesabını kendinizden ve çevrenizden sorun. Siz sormazsanız hesabı Allaha bırakırsınız, Allahın hesabıda çok çetin olur. Siz eğer istanbulu ve ankarayı kaybedenlerden, çukur operasyonlarında yüzlerce şehit binlerce gazi vermemize sebep olanlardan, üniversite hocaların bildirimine dur diyemeyenlerden, bildiriye destek çıkan ana yasa mahkemesi üyelerini sorguya çekemeyenlerden, merkez bankası başkanını görevden alma şansı varken almayıp milleti yıllardır yüksek faize maruz bırakanlardan hesap soramıyorsanız, o zaman ilk sorguya çekilecek sizlerin olduğunu bilin. Unutmayın, biz İslamın yükseliş dönemindeyiz. Sizden sonrası muhalefet yani kötü olanlar iktidara gelmeyecek. Onlar hayal etmeye devam etsin. Sizden sonrası iyi olan gelecek. Siz bugünün yanlışların hesabını sormazsanız, yarın siz hesaba çekilirsiniz. Değerli dostlar, anlamadığımız şey ne biliyormusunuz; milletvekili ve bakan olmak için birbirleri ile yarışıyorlar, bilmiyorlarmı ülkede yaşanılan her olaydan hesaba çekileceklerini? Bakan ve milletvekili, belediye başkanı olmak için birbirleri ile yarışıyorlar, inanılır gibi değil. Böyle bir sorumluluğun altına girmekten biz Allaha sığınıyoruz, onlar ise rüşvet dahil yapmadıkları şey kalmıyor. Gerçektende insan çok cahil (Ahzap Süresi; 72)!



Karınca Misali Sizde Tarafınızı Belli Edin

günah, tövbe ve şeytan üçgeni

Bu yazımız çok farklı açılardan çok ilginizi çekeceğini düşünüyoruz. Cimrilik, inat, asabilik gibi duygular nereden gelir, panik atak ve fobi gibi ruhsal sıkıntıların sebebi ne, yazımız bu konulara bir açıklık getirmeyi amaçlıyor. Bu yazımızı diğer yazılarımızdan biraz daha dikkatli okumanızı tavsiye ediyoruz.

günah tövbe ve şeytan üçgeni: rehavet ve cezalandırma

İnsanlar bir günah işlediğinde bunun sadece hesap defterine yazıldığı, yeryüzünde bunun bir karşılığı olmadığını sanır. Günahları işler her türlü pisliği yapar, ilahi yargının yeryüzünde kendisine dokunmayacağını düşünür. Sizde bu düşünceye sahip olanlardansanız size GÜNAYDIN diyelim. İlahi yargılama sadece ölüm sonrasına bırakılmaz, yeryüzünde de ceza size kesilir. Yaptığınız günah küçük ise hesabınız ahirete bırakılır ama eğer büyük günahlardan birisini işlerseniz 24 saat içinde karşılığını yeryüzünde alırsınız. Nasılmı;

günah tövbe ve şeytan üçgeni: huy ve denge

İnsanlar karakterleri hakkında şöyle bir kanaate sahip; "can çıkar huy çıkmaz" veya "Allah beni böyle yaratmış benim ne suçum var". Sizde bu tür söylemleri söyleyen veya buna inanlardansanız sizlere tekrar günaydın diyelim. Siz öyle yaratılmadınız, siz denge ve huzur içende yaratıldınız. Nice Ayetinde denge ve ölçüden bahseden bir Allah, kendisi haşa dengesiz hareket eder, bizleri aşırı duygulara sahip insanlar olarak var edermi, elbette etmez. O zaman insanlarda gördüğümüz o aşırı duygular, o öfke patlamaları o aşırı kıskançlık duyguları vs nereden gelir?
Sizi o dengesizliğe iten o temiz özünüzden koparıp sizi aşırılığa iten güç ne? Günahlarınız!

günah tövbe ve şeytan üçgeni: günahlar dengenizi bozar

İnsan ölçü içinde yaratılmış, bizleri ayardan çıkaran ise günahlarımız. Bunu açalım; işlediğiniz günahlar bedenlerinizde birer kapı açar, ilahi korumayı üzerinizden kaldırıp şeytanların size bulaşmasına izin verir. Şeytan bedenlerinize girdiği anda duygularınızı manipüle eder, karakterinizdeki açıkları bulur ve o yönde sizleri aşırılığa iter. Eğer asabilik, hiperaktivite ve inat gibi aşırı duygular çocuklarda görünüyor şeytan çocuklara sinmişse o zaman günahı atalarda aramak gerekiyor. Örneğin; haramı boğazınızdan geçirdiğinizde o haram lokmalar gelecek nesillerinizin bedenlerinde de birer kapı açar ve o kapılar üzerinden şeytanlar onların bedenlerine girme ruhsatı, izninide alır. Neden Allah o masum yavrulara böyle birşeyi müstehak görür, onların ne suçu var, bu ilahi adalete yakışırmı gibi sorular aklınıza geliyorsa, bunların her birin çok mantıklı açıklamalarımız var, bu ama yazımızın konusu olmadığı için bunlara değinmeyeceğiz. Bu konuda şu Ayete değinmekle yetinelim; "Onlardan gücünün yettiği kimseleri dâvetinle şaşırt; süvarilerinle, yayalarınla onları yaygaraya boğ; mallarına, evlâtlarına ortak ol, kendilerine vaadlerde bulun. Şeytan, insanlara, aldatmadan başka bir şey vâdetmez" (İsra Süresi, 64). Birisinin bedeninde şeytan varmı yokmu merak ediyorsanız; (1) duygusal gel gitmeler yaşıyormu buna bakınız. (2) cimrilik, asabilik, kıskançlık, öfke patlamaları, sinir krizleri varmı buna bakınız. (3) fobi, panik atak veya temizlik gibi obesessif takıntıları varmı buna bakınız. Özet: şeytanlar o bedene girdiğinde sizleri kontrol edebilecek noktalara saldırır. Bunlar duygularınız ve aklınız olur. Duygularınız üzerinden sizleri hırçınlık, asabilik gibi ve takıntılara benzer boyutlara iter, aklınız üzerinden de sizleri akıl almaz, kontrol edilemez bir varlığa dönüştürür.

Allah beni böyle yarattı, kabullen bunu diyenler aslen, "ben içimdeki şeytanları kabullendim, onların bana sahiplenmesini kabullendim, onların beni özümden koparıp beni çirkef, kötü, asabi birine dönüştürmesini kabullendim" demektedirler!


günah tövbe ve şeytan üçgeni: iki tür günah iki tür musallat olayı

Günahlarınız şeytanlara nasıl davetiye çıkarıyor, bunu sizlere izah edelim. Bir günah işlediğinizde sizlere tövbe etmeniz için 24 saat mühlet verilir. Tövbe etmezseniz bir melek o günah üzerinde eğitim alan ve uzmanlaşan şeytan kabilesine gider ve o günahı işleyenin bedenine girme ruhsatı kendilerine verildiğini onlara tebliğ eder. İki tür günah işleme var, birisi; haram, goy gıybet yapmak, iftira atmak gibi kul hakkını içeren eylemler. İkinci tür günahlar ise kendinize yaptığınız günahlar; zina, içki ve kumar vs. Bu ikisi birbirinden farklı. Farklı günahlar farklı şeytanları bedeninize musallat eder ve farklı sıkıntılara sebep olur. Eğer günahlarınız kul hakkı içeriyorsa o zaman size musallat olan şeytanlar aklınızada el atar, duygularınızada. Ama eğer günahlarınız sadece kendinize kötülük yapmak içeriyorsa o zaman bedenlerinize giren şeytanlar sizi sadece o günah üzerinden saldırır, sizi o günahın içinde tutmak için her yolu dener. O
yüzden Allah zina gibi kendinize yaptığınız kötülükleri kötü bir yol olarak tanımlar. O kötü yola girdiğinizde size musallat olan şeytanlar sizi o yolda tutmak için herşeyi yapacağını, durdurulamaz bir nehire kapılacağınızı, evlenseniz bile bir kişiye sadık kalamayacağınızı anlatmaya çalışır; "sakın zinaya yaklaşmayın; doğrusu bu çirkindir, kötü bir yoldur." (İsra Süresi, 32).

günah tövbe ve şeytan üçgeni: halis kul

Halis kelimesi "samimi" anlamına gelir. İbadetlerinizi yapmacıktan zorunluluktan veya gösterişten değil samimi duygular ile yaptığınız anlamına gelir. Allaha olan sevginizde samimi olduğunuz anlamına gelir. İblis, cennetten kovulduğunda
Allahın halis kulları hariç ademoğullarını azdıracağını, yani aşırılığa iteceğini söyler. Allahta evet, sen benim halis kullarıma dokunamazsın der; "iblis, “Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. Allah buyurdu ki o doğru ve ben hep doğruyu söylerim" (Sad Süresi, 82-84). Özet: şeytanlar istedikleri kişilere bulaşamaz. Bazı insanlarda şeytanların herkese saldıracağı herkese musallat olabileceği algısı var. Bu yanlış bir algı. Şeytanlar ne istedikleri zaman insan bedenine girebilir ne de istedikleri zaman birisine musallat olur. İnsanların önlerinde ve arkalarında koruyucu melekler bulunur, bunlar şeytanların o beden musallat olmasına o bedene girmesine izin vermezler. Ne zamana kadar, o kişi temizliğini kaybedinceye kadar. "Onun önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardır. Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi, artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur. Onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur" (Rad Süresi, 11). Siz melekler tarafından korunuyorsunuz, ne zamana kadar; günah işleyinceye kadar. Günah işlerseniz koruyucu melekleriniz şeytanların bedenlerinize girmesine izin verir, ne zamana kadar; Allaha sığınıp tövbe edinceye kadar. 

günah tövbe ve şeytan üçgeni: neden musallatı yaşıyoruz?


"....Oysa şeytan, Allah'ın İZNİ olmadıkça, müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah'a dayanıp güvensinler" (Mücadele Süresi, 10). Şeytanlar insanlara istedikleri gibi bulaşamaz, Allahın onayı şart. Allah neden onay verir? İDeğerli dostlar, iyilik iyiliği kötülük ise kötülüğü çeker. Siz birine kötülük yaparsanız umarım Allahın öylesine kayıtsız kalacağını düşünmüyorsunuzdur. Bir kişiye kötülük yaptığınız an ilahi adelet mağdurlar adına harekete geçer ve hak ettiğiniz şeytanı size yapıştırır. O şeytanda sizi daha çok azdırarak günah yükünüzü artırmakla ömrünü geçirir. İlahi adalet suçlulara dokunur, suçsuzsanız şeytandan korkmanıza gerek yok. İki; eğer özünüz iyi ama hayatta bazı yanlışlar yaptıysanız ve o günahlar üzerinden şeytanlar size musallat oldu ve sizi rahat bırakmıyorsa Allah o musallatı size nasip ederek sıkıntıya girmenizi ve hatanızı anlamanızı, tövbe etmenizi ister. Sıkıntı olmazsa hatanı anlamaz, o günahta israr edersin. Yaşadığımız sıkıntılar birer uyarıdır. Allah mü'minlere karşı çok merhametlidir, onların hepsinin cennete girmesini ister. Allah yaptığınız hataların bir kısmını bu dünyada size tattırarak sizi uyarmak, korkutmak ve yaptığınız o kötü işlerden sizi caydırmak ister. 

hayatınızda işler rast gitmiyor hastalıklar ve kazalar ile yüzleşiyorsanız, yaşantınızda sürekli aksaklıklar ile karşı karşıyaysanız, aile ve iş hayatınızda sıkıntılar var ve bir türlü düzlüğe çıkamıyor iç huzursuzlukları yaşıyorsanız o zaman kendi ve atalarınızın günahlarına bakınız ve tövbe ediniz.

günah tövbe ve şeytan üçgeni: tövbenin önemi


Bedenlerimize musallat olan şeytanlar, günahlarımız üzerinden bedenimize girer, bunları bedenlerimizden def etmenin tek yoluda o günah kapılarını kapatmak yani tövbe edip, pişmanlık duymak. Musallatın çözümü tövbe etmekten, adak kesmek, sadaka vermekten, helalleşmeden geçer. Siz ama ne yapıyorsunuz, siz ruhsal bir sıkıntı yaşadığınızda çevreniz için geçimsiz birisine dönüştüğünüzde bir psikiyatriste çıkıp bir poşet depresyon ilaçları ile olayı örtmeyi tercih ediyorsunuz. Sorunlarınızın kaynağı ile yüzleşmeyi tercih etme yerine, kendinizi uyuşturmayı, üç maymunu oynamayı tercih ediyorsunuz. Dini konulara vakıfım, inancım tam diyenlerde zamanlarını rukiyeciler, muskacılar ile harcıyor. Sıkıntıların kaynağına inme yerine semtomları giderme gayretine düşüyor. Hiçbirinin aklınada; başınıza ne geliyorsa kendi eliniz ile yaptığınızdan ötürü" Ayeti gelmiyor. Kimsenin aklına alnını secdeye vurup tövbe etmek gelmiyor. Ne kadar üzücü, içler acısı bir haldeyiz


"başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin yaptığı işler yüzündendir. (O,) yine de çoğunu affeder" (Şura Süresi; 30).

günah tövbe ve şeytan üçgeni: hastalıklar

Şeytan ve insan birbirinden farklı alemlerde yaşamakta. Eğer şeytanlar insana müdahale etmek istiyorsa bizim boyutta geçerli bir şekil alması gerek. Onlar için en uygun şekilde elektromanyetik bir enerji şeklini almak. İnsan bedenine girme, orada bir yaşam sürdürme, beyine fısıldama ve organlarımızı etkilemenin en ideal yöntemi elektromanyetik boyut. Tabi, şeytanların bedenimize girmesi bedenlerimiz içinde çok ağır bir yük. Musallat olan şeytanlar ruhunuzu ve aklınızı etkilemekle kalmıyor bedeninizide yıpratıyor. Bedenleriniz bir uzay giysisidir, sizin nefsinize uygun yaratılan ve nefsinizin yeryüzünde yaşamasını mümkün kılan bir giysi. Bu giysi sizin enerjinizi kaldırabilecek şekilde var edilmiş. İki varlığın enerjisini bedeniniz kaldıramaz. Sizin nefsiniz ve birden fazla şeytanlar o bedene sığınırsa o beden çöker. Ne olur o bedene? Şeytanlar enerji boyutuna geçtiğinde çok yüksek bir enerji halini alır. Bizim beden dokularımız kendisine yabancı olan bu enerji ile yüzleştiğinde, yüksek gerilim hatlarına benzer bir enerji dozajına maruz kalır. Yani, bir şeytan bedeninizin neresine yerleşirse zaman dilimi içinde o bölgedeki hücreler çöker, değişime uğrar. Eğer yerleştiği alan azalarımız, kas bölgeleri ise o zaman o bölgelerde romatizma, skoliyoz türü rahatasızlıklar yüzünü göstermeye başlar. Şeytanların yerleştiği alan ama iç organlar ise o zaman o bölgede fonksiyon kayıpları ve kanserojenik değişimler oluşur.


günah tövbe ve şeytan üçgeni: okuduğumuz Ayetlerin hiçmi faydası yok?

Allahın ayetleri beden dokularınız üzerinde etkili olabilmesi için, beden dokularınız o Ayetlere inanması ve daha önemlisi o Ayetlere riayet etmesi gerek. Gıybet yapan bir dilimiz, haram yiyen bir midemiz, günahlar içinde dolaşan azalarımız ve kötü niyetler ile dolu bir kalbimiz varsa okuduğumuz euzu besmele ve ayetel kürsi bu dokular üzerinde ne etkisi olsun arkadaşlar? İlk önce büyük günahlardan uzak duralım, geçmiş günahlarımız için tövbe edelim, hakkını gasp ettiğimiz insanlar ile helalleşelim, kendimizi haram ortamlardan uzak tutalım, kalbimizi neftret gibi kara duygulardan arındıralım sonrası euzu besmele, ayetel kürsi ve Allahın diğer Ayetlerin hikmetinden medet umalım!

günah tövbe ve şeytan üçgeni: büyü tuzağı

Çoğu insanlar ruhsal sıkıntı yaşar ve birilerine göründüklerinde, kendilerine büyü yapıldığı söylenir. Bu bir tuzaktır, lütfen dikkat olunuz. Büyüler hakmı, elbette hak ve var. Ancak büyülerden gelen şeytanları öldürmek zor değil. Bazen bir ayetel kürsi, bazen bir ihlas süresi bazende büyü yaptığınız insanları affetmek o büyüyü kırmak için yeterlidir. " Rabbim, o ne yaptığını bilmedi, nefsine ve şeytanına kandı, ben onu affettim, hakkımı helal ettim sende onu affet", demeniz üzerinizde yapılan bir büyü'yü bozmak için yeterli olur. Siz ama bir Ayetel kürsi okuyor, hatta onlarca okuyor, nice ihlas okuyor ve halen sıkıntınız geçmiyorsa bilinki sizde büyü yok, siz işlediğiniz veya atalarınızın işlediği bir hatadan dolayı cezalandırılıyorsunuz. Bu durumda bir cinci hocadan diğerine koşturmak yerine, bir psikiyatristten diğerine koşturmak yerine tövbe edin, insanlar ile hellalleşin, atalarınızın adına sadaka verin ve kurban kesin. Büyü inancı altında yatan sinsi tuzak ne? Cinci hocalar bilgilerini cinlere dayandırır, cinlerde yalan söyler. Sizde büyü olduğuna inanmanızı isterler çünkü birileri hakkında zanna girmenizi, masum insanlara iftira atmanızı, onlara lanet ve beddua okumanızı isterler. Medyumcuların, cinci hocaların bilgi aldıkları cinler, şeytanlardan kurtulmanızı istemez tam aksine daha fazla o alemin içine çekilmenizi ister. Siz büyü zannı ile insanlara öfke ve lanet kustukça, içinizdeki şeytanlar daha çok bedeninize sahip çıkar. Onlar sizin öfkenizden, insanlara iftira atmanızdan ve bedduanızdan beslenir. Bu negatif duygular güçlü bir mıknatız gibi daha fazla şeytanın size musallat olmasını sağlar. Bağışlamak ve affetmek ise bu tuzağı boşa çıkarır, şeytanları yakar ve hüsrana uğratır.

bağışlamak ve affetmek şeytanlara karşı kullanabileceğiniz en büyük silah, lütfen bu silahı sıkça kullanın, bunlar şeytanları hüsrana uğratır, üzerinizdeki etkilerini zayıflatır.