nühüm                                                                                                                                              
                           

"dualar ve zikirler hakkında çok soru alıyoruz. şu kadar sayı şu duayı okursan şu olur, şu kadar şunu zikredersen şöyle korunursun gibisine. bu tür zikir ve duaların İslamda yeri varmı? cevabımız kısa ve öz; yok! değerli dostlar, dua ve zikirler belirli kurallara ve sınırlara tabi. örneğin, bir musibet size isabet ettiyse edecekse bu musibet size dua veya zikir eksikliğinden inmez, yaşantınızda günahlar işlediğinizden ötürü iner. eğer musibetler dua ve zikir eksikliğinden inseydi batı dünyası ve müslüman olmayan herkesin üzerine inerdi. size musallat olan sıkıntıların kaynağı zikir ve dua eksikliği değil, dolayısıyla sıkıntılarınıza zikir ve dualar ile kalıcı çözümler bulmanız mümkün değil. nedir sıkıntılarınızın çözümü? eğer kötülüklerden korunmak istiyorsanız bunun doğru yolu kötülüklerden uzak durmak. kötülükleri kötülükler üzerinize çeker. kötülükleri üzerinize çektiğiniz zamanda tövbe etmediğiniz helalleşmediğiniz müddet zikir ve dualar ile, o kötülükleri üzerinizden kaldıramazsınız. bu Allah'ın isimleri dahi olsa sıkıntılarınızın çözümü zikir ve dualar değil, sıkıntılarınızın çözümü günahlardan uzak durmanız tövbe etmeniz ve helalleşmeniz. günahı işle sonra Allah'ın isimlerini zikret ve temizlen, yok öyle yağma. zikir ve dualar, amacı dışında kullanıldığında ne olur? sizi cinler alemine açar. yüzlerce binlerce okunan o cümleler bir sihire bir büyüye dönüşür ve kısa yolda bazı hedeflerinize ulaşmanızı sağlayabilir, üstünüze çektiğiniz bazı olumsuzluklardan kısa yolda sizi koruyor olabilir, ancak bilinki bu çözümler bir ağrı kesici gibi geçici olur, uzun yolda daha büyük felaketleri üzerinize çeker. siz sadece size isabet edecek belayı erteliyor üzerinizde birikmesini sağlıyorsunuz. günlük, küçük ataklarla o belaların gazını alma şansına sahipken, zikir ve dualarla onları biriktiriyor kendinizi daha büyük felaketlere sürüklüyorsunuz. kaderden kaçış yok. eninde sonunda size isabet etmesi gereken isabet eder. eğer bir musibetin size isabet etmesini istemiyorsanız zikirlere sığınmayın, herhangi bir Ayeti çiğneyip çiğnemediğinize bakınız. bir yerde bir Ayeti çiğniyorsanız ve çiğnenen Ayet size o belayı indirdiyse bilinki ettiğiniz dua ve zikirler o Ayetin kestiği cezayı ortadan kaldırmaz. eğer kaldırıyor gibi görünüyorsa o zaman bilinki o dua ve zikirleriniz Allah katından yanıt bulmadı, cinler aleminden buldu. Allahu Teala, bir ayeti çiğnemeniz sonrası size indirdiği bir musibeti, gereğini yerine getirmediğiniz müddet (tövbe, pişmanlık, hellaleşme) zikir çekmenizle kaldırmaz. eğer sıkıntılarınızda bir rahatlık bulduysanız bilinki bu yardım Allah katından değil cinler aleminden geliyor. Ayetleri çiğnemiyorsanız, korunmayada ihtiyacınız yok. rahat olun, her gün onlarca ayetül kürsi çekerek kendinizi gereksiz yere obsesif kompulsif davranışlara sürüklemeyin. yeryüzüne indirilmeden siz Allahu Teala ile bir anlaşma yapıyorsunuz; siz kötülüklerden uzak duracaksınız Allahın ayetlerini çiğnemeyeceksiniz, buna karşılık Allahta yeryüzünde size dokunmayacak sizi cezaladırmayacak. yani bir musibetin size veya ailenize isabet etmesini istemiyorsanız bunun tek yolu Ayetleri çiğnememek. İslamda, şu kadar zikir çekersem şu kadar korunurum şu kadar zikir çekersem şu kadar ay ibadet etmiş olurum şu kadar çekersem şu kadar melek beni korur gibisine şeyler yok. bunlar hurafe, tarikatların İslamın içine soktuğu batıl inançlar. bu dünya ve öbür dünya hesabınız, Kuran Ayetlerine ne kadar riayet ettiniz bunun üzerine hesaplanacak yani yaşantınız, niyetleriniz ve eylemleriniz üzerine günlük yaşantınız ve ahiret hayatınız belirleniyor, bir kelime veya cümleyi ne kadar tekrarladığınız üzerine değil. başınızda bir musibet var ama kendinizde bir suç görmüyorsanız, atalarınıza bakın. Gelelim ikinci konumuza; başınıza gelen musibetler günahlarınızdan ötürü geliyor dediğimizde bir çok okurumuz paniğe kapılıyor ve hayatlarında bir sevgili edindiklerinden ötürümü Allah kendilerini cezalandırıyor sorusunu bize yöneltiyorlar, çünkü kendilerinde başka bir hata görmüyorlar. burada bunada bir yanıt verelim; Allah nezdinde kıssasa kıssas kuralına göre hareket edilir. örneğin; içki içiyor zina işliyorsanız bu günahlarınızdan ötürü rızkınız veya kısmetiniz kapatılmaz. size ancak o günahla ilgili bir ceza indirilir. örneğin siz zina işliyorsanız çocuklarınızda bir gün zinaya düşkün olur veya bir gün evlendiğinizde eşinize sadık kalmakta zorlanırsınız veya günah işlediğiniz o organda bir rahatsızlık zuhur eder. eğer üzerinizde kısmetsizlik veya ruhsal sıkıntı gibi bir sıkıntı görüyorsanız, bu zina veya içki gibi günahlardan gelmez, lanet beddua ah gibi günahlardan gelir. Siz kendiniz birinin ahını bedduasını üzerine çekmediyseniz atalarınıza bakın. özet: zikirler ile gününüzü kurtarma cinlerden medet umma yerine, yaşantınıza dikkat edin ve Ayetler ile kalıcı çözümler peşinde koşun! doğru dua ve zikir nasıl yapılır: dua etmeden önce o işin gereğini yerine getirin sonrası o konu hakkında Allahtan bir talepte bulunun. örneğin; kendi iş yerinizde para kazanamıyorsanız bunu dua ve zikirler ile değiştirmeye kalkışmayın. yaparsanız yardımınıza Allah değil cinler gelir. Allah zikirlere bakmaz, o işte başarılı olmak veya ayakta kalmak için gereğini yapıyormusunuz ona bakar. dua ederken dualarınız kopya, başkaların duası olmasın. kendi o aciz halinizle Allaha dua edin. bir alim bir duayı zikredinceye kadar onun bedeni ve ruhu bir ömür o duaya hazırlandı. bir çoğunuz geçmiş alimlerin dualarını okuyorsunuz, biz bunu tavsiye etmiyoruz. sizin bedeniniz ruhunuz o duaya henüz hazır olmayabilir, kendi duanız sizin için her zaman daha hayırlıdır. zikirler ise daha hassas bir konu. zikirleri Allahı anmak Allaha yakınlaşmak Allahı yüceltmek için yapın, asla kaderinizi değiştirmek, Allahtan belirli taleplerde bulunmak için yapmayın. yaparsanız kendinizi cinler alemine açar daha büyük sıkıntılar ile yüzleşirsiniz. zikrin kuralları: zikir yaparken kendinizden geçmeyin. bilincin olmadığı yerde ibadet olmaz. iki; zikir çekerken bir oturuşta bir cümle veya duayı 99 defadan fazla tekrarlamayın. eğer 99 dan fazla olacaksa bunu gün içine yayın. "onlar için 70 kez bağışlanma istesende Allah onları asla affetmeyecek tir" (tevbe süresi, 80). bu Ayet bize zikir ve duaların üst sınırını aktarır. bir duanızı Allah 70 tekrarlama da kabul etmediyse etmeyecekse bilinki 70 bin defa söylesenizde etmeyecektir. İslam zorluk değil kolaylık dinidir. kendinizi zorlamayın. Allahu Teala yaşantıda da ibadette de sadeliği sever. eğer ne kadar fazla o kadar iyi altında bir hikmet olsaydı Allah kendi vasıflarını 99 ile sınırlamazdı! üç; farklı ritüeller eşliğinde zikir çekmeyin. İslami ritüeller farz ibadetleri ile sınırlandırılmış (namaz, haç ve kurban). bunun dışında yapılan her ritüel (semazen, kafa ve beden sallamalar) batıldır, İslam dışıdır. mutlaka ve mutlaka bir gün hesaba çekileceğiniz konulardır. sadelik, farz ibadetler ve Ayetler size yeter, dahası şeytandan gelir ve üzerinize büyük vebal indirir."

g

Bu yazımız çok farklı açılardan çok ilginizi çekeceğini düşünüyoruz. Cimrilik, inat, asabilik gibi duygular nereden gelir, panik atak ve fobi gibi ruhsal sıkıntıların sebebi ne, yazımız bu konulara bir açıklık getirmeyi amaçlıyor. Bu yazımızı diğer yazılarımızdan biraz daha dikkatli okumanızı tavsiye ediyoruz.

günah tövbe ve şeytan üçgeni: rehavet ve cezalandırma

İnsanlar bir günah işlediğinde bunun sadece hesap defterine yazıldığı, yeryüzünde bunun bir karşılığı olmadığını sanır. Günahları işler her türlü pisliği yapar, ilahi yargının yeryüzünde kendisine dokunmayacağını düşünür. Sizde bu düşünceye sahip olanlardansanız size GÜNAYDIN diyelim. İlahi yargılama sadece ölüm sonrasına bırakılmaz, yeryüzünde de ceza size kesilir. Yaptığınız günah küçük ise hesabınız ahirete bırakılır ama eğer büyük günahlardan birisini işlerseniz 24 saat içinde karşılığını yeryüzünde alırsınız. Nasılmı;

günah tövbe ve şeytan üçgeni: huy ve denge

İnsanlar karakterleri hakkında şöyle bir kanaate sahip; "can çıkar huy çıkmaz" veya "Allah beni böyle yaratmış benim ne suçum var". Sizde bu tür söylemleri söyleyen veya buna inanlardansanız sizlere tekrar günaydın diyelim. Siz öyle yaratılmadınız, siz denge ve huzur içende yaratıldınız. Nice Ayetinde denge ve ölçüden bahseden bir Allah, kendisi haşa dengesiz hareket eder, bizleri aşırı duygulara sahip insanlar olarak var edermi, elbette etmez. O zaman insanlarda gördüğümüz o aşırı duygular, o öfke patlamaları o aşırı kıskançlık duyguları vs nereden gelir?
Sizi o dengesizliğe iten o temiz özünüzden koparıp sizi aşırılığa iten güç ne? Günahlarınız!

günah tövbe ve şeytan üçgeni: günahlar dengenizi bozar

İnsan ölçü içinde yaratılmış, bizleri ayardan çıkaran ise günahlarımız. Bunu açalım; işlediğiniz günahlar bedenlerinizde birer kapı açar, ilahi korumayı üzerinizden kaldırıp şeytanların size bulaşmasına izin verir. Şeytan bedenlerinize girdiği anda duygularınızı manipüle eder, karakterinizdeki açıkları bulur ve o yönde sizleri aşırılığa iter. Eğer asabilik, hiperaktivite ve inat gibi aşırı duygular çocuklarda görünüyor şeytan çocuklara sinmişse o zaman günahı atalarda aramak gerekiyor. Örneğin; haramı boğazınızdan geçirdiğinizde o haram lokmalar gelecek nesillerinizin bedenlerinde de birer kapı açar ve o kapılar üzerinden şeytanlar onların bedenlerine girme ruhsatı, izninide alır. Neden Allah o masum yavrulara böyle birşeyi müstehak görür, onların ne suçu var, bu ilahi adalete yakışırmı gibi sorular aklınıza geliyorsa, bunların her birin çok mantıklı açıklamalarımız var, bu ama yazımızın konusu olmadığı için bunlara değinmeyeceğiz. Bu konuda şu Ayete değinmekle yetinelim; "Onlardan gücünün yettiği kimseleri dâvetinle şaşırt; süvarilerinle, yayalarınla onları yaygaraya boğ; mallarına, evlâtlarına ortak ol, kendilerine vaadlerde bulun. Şeytan, insanlara, aldatmadan başka bir şey vâdetmez" (İsra Süresi, 64). Birisinin bedeninde şeytan varmı yokmu merak ediyorsanız; (1) duygusal gel gitmeler yaşıyormu buna bakınız. (2) cimrilik, asabilik, kıskançlık, öfke patlamaları, sinir krizleri varmı buna bakınız. (3) fobi, panik atak veya temizlik gibi obesessif takıntıları varmı buna bakınız. Özet: şeytanlar o bedene girdiğinde sizleri kontrol edebilecek noktalara saldırır. Bunlar duygularınız ve aklınız olur. Duygularınız üzerinden sizleri hırçınlık, asabilik gibi ve takıntılara benzer boyutlara iter, aklınız üzerinden de sizleri akıl almaz, kontrol edilemez bir varlığa dönüştürür.

Allah beni böyle yarattı, kabullen bunu diyenler aslen, "ben içimdeki şeytanları kabullendim, onların bana sahiplenmesini kabullendim, onların beni özümden koparıp beni çirkef, kötü, asabi birine dönüştürmesini kabullendim" demektedirler!


günah tövbe ve şeytan üçgeni: iki tür günah iki tür musallat olayı

Günahlarınız şeytanlara nasıl davetiye çıkarıyor, bunu sizlere izah edelim. Bir günah işlediğinizde sizlere tövbe etmeniz için 24 saat mühlet verilir. Tövbe etmezseniz bir melek o günah üzerinde eğitim alan ve uzmanlaşan şeytan kabilesine gider ve o günahı işleyenin bedenine girme ruhsatı kendilerine verildiğini onlara tebliğ eder. İki tür günah işleme var, birisi; haram, goy gıybet yapmak, iftira atmak gibi kul hakkını içeren eylemler. İkinci tür günahlar ise kendinize yaptığınız günahlar; zina, içki ve kumar vs. Bu ikisi birbirinden farklı. Farklı günahlar farklı şeytanları bedeninize musallat eder ve farklı sıkıntılara sebep olur. Eğer günahlarınız kul hakkı içeriyorsa o zaman size musallat olan şeytanlar aklınızada el atar, duygularınızada. Ama eğer günahlarınız sadece kendinize kötülük yapmak içeriyorsa o zaman bedenlerinize giren şeytanlar sizi sadece o günah üzerinden saldırır, sizi o günahın içinde tutmak için her yolu dener. O
yüzden Allah zina gibi kendinize yaptığınız kötülükleri kötü bir yol olarak tanımlar. O kötü yola girdiğinizde size musallat olan şeytanlar sizi o yolda tutmak için herşeyi yapacağını, durdurulamaz bir nehire kapılacağınızı, evlenseniz bile bir kişiye sadık kalamayacağınızı anlatmaya çalışır; "sakın zinaya yaklaşmayın; doğrusu bu çirkindir, kötü bir yoldur." (İsra Süresi, 32).

günah tövbe ve şeytan üçgeni: halis kul

Halis kelimesi "samimi" anlamına gelir. İbadetlerinizi yapmacıktan zorunluluktan veya gösterişten değil samimi duygular ile yaptığınız anlamına gelir. Allaha olan sevginizde samimi olduğunuz anlamına gelir. İblis, cennetten kovulduğunda
Allahın halis kulları hariç ademoğullarını azdıracağını, yani aşırılığa iteceğini söyler. Allahta evet, sen benim halis kullarıma dokunamazsın der; "iblis, “Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. Allah buyurdu ki o doğru ve ben hep doğruyu söylerim" (Sad Süresi, 82-84). Özet: şeytanlar istedikleri kişilere bulaşamaz. Bazı insanlarda şeytanların herkese saldıracağı herkese musallat olabileceği algısı var. Bu yanlış bir algı. Şeytanlar ne istedikleri zaman insan bedenine girebilir ne de istedikleri zaman birisine musallat olur. İnsanların önlerinde ve arkalarında koruyucu melekler bulunur, bunlar şeytanların o beden musallat olmasına o bedene girmesine izin vermezler. Ne zamana kadar, o kişi temizliğini kaybedinceye kadar. "Onun önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardır. Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi, artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur. Onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur" (Rad Süresi, 11). Siz melekler tarafından korunuyorsunuz, ne zamana kadar; günah işleyinceye kadar. Günah işlerseniz koruyucu melekleriniz şeytanların bedenlerinize girmesine izin verir, ne zamana kadar; Allaha sığınıp tövbe edinceye kadar. 

günah tövbe ve şeytan üçgeni: neden musallatı yaşıyoruz?


"....Oysa şeytan, Allah'ın İZNİ olmadıkça, müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah'a dayanıp güvensinler" (Mücadele Süresi, 10). Şeytanlar insanlara istedikleri gibi bulaşamaz, Allahın onayı şart. Allah neden onay verir? İDeğerli dostlar, iyilik iyiliği kötülük ise kötülüğü çeker. Siz birine kötülük yaparsanız umarım Allahın öylesine kayıtsız kalacağını düşünmüyorsunuzdur. Bir kişiye kötülük yaptığınız an ilahi adelet mağdurlar adına harekete geçer ve hak ettiğiniz şeytanı size yapıştırır. O şeytanda sizi daha çok azdırarak günah yükünüzü artırmakla ömrünü geçirir. İlahi adalet suçlulara dokunur, suçsuzsanız şeytandan korkmanıza gerek yok. İki; eğer özünüz iyi ama hayatta bazı yanlışlar yaptıysanız ve o günahlar üzerinden şeytanlar size musallat oldu ve sizi rahat bırakmıyorsa Allah o musallatı size nasip ederek sıkıntıya girmenizi ve hatanızı anlamanızı, tövbe etmenizi ister. Sıkıntı olmazsa hatanı anlamaz, o günahta israr edersin. Yaşadığımız sıkıntılar birer uyarıdır. Allah mü'minlere karşı çok merhametlidir, onların hepsinin cennete girmesini ister. Allah yaptığınız hataların bir kısmını bu dünyada size tattırarak sizi uyarmak, korkutmak ve yaptığınız o kötü işlerden sizi caydırmak ister. 

hayatınızda işler rast gitmiyor hastalıklar ve kazalar ile yüzleşiyorsanız, yaşantınızda sürekli aksaklıklar ile karşı karşıyaysanız, aile ve iş hayatınızda sıkıntılar var ve bir türlü düzlüğe çıkamıyor iç huzursuzlukları yaşıyorsanız o zaman kendi ve atalarınızın günahlarına bakınız ve tövbe ediniz.

günah tövbe ve şeytan üçgeni: tövbenin önemi


Bedenlerimize musallat olan şeytanlar, günahlarımız üzerinden bedenimize girer, bunları bedenlerimizden def etmenin tek yoluda o günah kapılarını kapatmak yani tövbe edip, pişmanlık duymak. Musallatın çözümü tövbe etmekten, adak kesmek, sadaka vermekten, helalleşmeden geçer. Siz ama ne yapıyorsunuz, siz ruhsal bir sıkıntı yaşadığınızda çevreniz için geçimsiz birisine dönüştüğünüzde bir psikiyatriste çıkıp bir poşet depresyon ilaçları ile olayı örtmeyi tercih ediyorsunuz. Sorunlarınızın kaynağı ile yüzleşmeyi tercih etme yerine, kendinizi uyuşturmayı, üç maymunu oynamayı tercih ediyorsunuz. Dini konulara vakıfım, inancım tam diyenlerde zamanlarını rukiyeciler, muskacılar ile harcıyor. Sıkıntıların kaynağına inme yerine semtomları giderme gayretine düşüyor. Hiçbirinin aklınada; başınıza ne geliyorsa kendi eliniz ile yaptığınızdan ötürü" Ayeti gelmiyor. Kimsenin aklına alnını secdeye vurup tövbe etmek gelmiyor. Ne kadar üzücü, içler acısı bir haldeyiz


"başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin yaptığı işler yüzündendir. (O,) yine de çoğunu affeder" (Şura Süresi; 30).

günah tövbe ve şeytan üçgeni: hastalıklar

Şeytan ve insan birbirinden farklı alemlerde yaşamakta. Eğer şeytanlar insana müdahale etmek istiyorsa bizim boyutta geçerli bir şekil alması gerek. Onlar için en uygun şekilde elektromanyetik bir enerji şeklini almak. İnsan bedenine girme, orada bir yaşam sürdürme, beyine fısıldama ve organlarımızı etkilemenin en ideal yöntemi elektromanyetik boyut. Tabi, şeytanların bedenimize girmesi bedenlerimiz içinde çok ağır bir yük. Musallat olan şeytanlar ruhunuzu ve aklınızı etkilemekle kalmıyor bedeninizide yıpratıyor. Bedenleriniz bir uzay giysisidir, sizin nefsinize uygun yaratılan ve nefsinizin yeryüzünde yaşamasını mümkün kılan bir giysi. Bu giysi sizin enerjinizi kaldırabilecek şekilde var edilmiş. İki varlığın enerjisini bedeniniz kaldıramaz. Sizin nefsiniz ve birden fazla şeytanlar o bedene sığınırsa o beden çöker. Ne olur o bedene? Şeytanlar enerji boyutuna geçtiğinde çok yüksek bir enerji halini alır. Bizim beden dokularımız kendisine yabancı olan bu enerji ile yüzleştiğinde, yüksek gerilim hatlarına benzer bir enerji dozajına maruz kalır. Yani, bir şeytan bedeninizin neresine yerleşirse zaman dilimi içinde o bölgedeki hücreler çöker, değişime uğrar. Eğer yerleştiği alan azalarımız, kas bölgeleri ise o zaman o bölgelerde romatizma, skoliyoz türü rahatasızlıklar yüzünü göstermeye başlar. Şeytanların yerleştiği alan ama iç organlar ise o zaman o bölgede fonksiyon kayıpları ve kanserojenik değişimler oluşur.


günah tövbe ve şeytan üçgeni: okuduğumuz Ayetlerin hiçmi faydası yok?

Allahın ayetleri beden dokularınız üzerinde etkili olabilmesi için, beden dokularınız o Ayetlere inanması ve daha önemlisi o Ayetlere riayet etmesi gerek. Gıybet yapan bir dilimiz, haram yiyen bir midemiz, günahlar içinde dolaşan azalarımız ve kötü niyetler ile dolu bir kalbimiz varsa okuduğumuz euzu besmele ve ayetel kürsi bu dokular üzerinde ne etkisi olsun arkadaşlar? İlk önce büyük günahlardan uzak duralım, geçmiş günahlarımız için tövbe edelim, hakkını gasp ettiğimiz insanlar ile helalleşelim, kendimizi haram ortamlardan uzak tutalım, kalbimizi neftret gibi kara duygulardan arındıralım sonrası euzu besmele, ayetel kürsi ve Allahın diğer Ayetlerin hikmetinden medet umalım!

günah tövbe ve şeytan üçgeni: büyü tuzağı

Çoğu insanlar ruhsal sıkıntı yaşar ve birilerine göründüklerinde, kendilerine büyü yapıldığı söylenir. Bu bir tuzaktır, lütfen dikkat olunuz. Büyüler hakmı, elbette hak ve var. Ancak büyülerden gelen şeytanları öldürmek zor değil. Bazen bir ayetel kürsi, bazen bir ihlas süresi bazende büyü yaptığınız insanları affetmek o büyüyü kırmak için yeterlidir. " Rabbim, o ne yaptığını bilmedi, nefsine ve şeytanına kandı, ben onu affettim, hakkımı helal ettim sende onu affet", demeniz üzerinizde yapılan bir büyü'yü bozmak için yeterli olur. Siz ama bir Ayetel kürsi okuyor, hatta onlarca okuyor, nice ihlas okuyor ve halen sıkıntınız geçmiyorsa bilinki sizde büyü yok, siz işlediğiniz veya atalarınızın işlediği bir hatadan dolayı cezalandırılıyorsunuz. Bu durumda bir cinci hocadan diğerine koşturmak yerine, bir psikiyatristten diğerine koşturmak yerine tövbe edin, insanlar ile hellalleşin, atalarınızın adına sadaka verin ve kurban kesin. Büyü inancı altında yatan sinsi tuzak ne? Cinci hocalar bilgilerini cinlere dayandırır, cinlerde yalan söyler. Sizde büyü olduğuna inanmanızı isterler çünkü birileri hakkında zanna girmenizi, masum insanlara iftira atmanızı, onlara lanet ve beddua okumanızı isterler. Medyumcuların, cinci hocaların bilgi aldıkları cinler, şeytanlardan kurtulmanızı istemez tam aksine daha fazla o alemin içine çekilmenizi ister. Siz büyü zannı ile insanlara öfke ve lanet kustukça, içinizdeki şeytanlar daha çok bedeninize sahip çıkar. Onlar sizin öfkenizden, insanlara iftira atmanızdan ve bedduanızdan beslenir. Bu negatif duygular güçlü bir mıknatız gibi daha fazla şeytanın size musallat olmasını sağlar. Bağışlamak ve affetmek ise bu tuzağı boşa çıkarır, şeytanları yakar ve hüsrana uğratır.

bağışlamak ve affetmek şeytanlara karşı kullanabileceğiniz en büyük silah, lütfen bu silahı sıkça kullanın, bunlar şeytanları hüsrana uğratır, üzerinizdeki etkilerini zayıflatır.