nühüm                                                                                                                                              
                           

kader

Kader herkes tarafından merak edilen ve çok karmaşık olan bir konu. Biz bu yazı ile bu konuya bir açıklık getirmeyi arzuluyoruz. Fazla derine girmeden, daha önce hiç duymadığınız boyutta bu konuyu sizler için anlaşılır hale getirmeye çalışacağız. Sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.

Kader: kayda alma boyutu

Allah katında herşey kağıda dökülür. Bu kayda alma işlemi iki yön çalışır. Yeryüzünde yaşanılanlar göğe çıkar, orada bir hesaplamaya tabi tutulur, sonrası bu hesaplama sizin kaderiniz olarak yeryüzüne geri döner. "Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta
(levh-i mahfuz) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır" (Hadid Süresi, 22). Neden bu hesaplama? (1) Bunun bizlere örnek olma boyutu var. Allah hal ve hareketleri ile bizlere örnek olmak ister. Örneğin; kağıda dökmediğimiz işler, ortaklıklar genelde başımızı ağrıtmıyormu? İnsanlar ben öyle demedim biz ona anlaşmadık gibisine özürlerin arkasına sığınmıyormu? Kayda alarak Allah bizlere örnek olmak ister. (2) Bunun özürlerin önüne geçme boyutu var. Kayda alarak sizlerin ilerki sorgulamadan kaytarmanız, bahaneler üretmenizin önüne geçilir. (3) Bunun adalet boyutu var. Allah düzeni kurar bu düzeni peygamberler ve elçiler vasıtasıyla bize aktarır sonrası düzeni kendi haline bırakır. Bu düzene mucizeler dışında müdahale etmez. Örneğin; her eylem bilgisayarın klavye tuşları, hangi eyleme yeryüzünde tuşlarsanız yani hangi eylemi yaparsanız o eylem ana bilgisayarda (levh-i mahfuzta) neye programlandıysa kaderiniz o yönde hesaplanır ve o eylemini leh veya aleyhte bir gün karşınıza çıkar. Bu düzen kendiliğinden çalışır. Bu şekilde her kul eşit şartlar altında bir yaşam sürdürür. Hiçbir kişiye özel muamale gösterilmez, hiçbir kimse "sen bana adil" davranmadın" özrü arkasına sığınamaz.

Kader: size geri dönüş boyutu

Siz yeryüzünde klavyenin tuşlarına bastıkça, bu ana bilgisayarda işleme alınır ve otomatik olarak sizin geleceğinizi çizer. Ana bilgisayar levh-i mahfuztur. Burada yeryüzü eylemleriniz doğrultusunda geleceğiniz yazılır ve bu yazılanlar, canlanır ve kader olarak size geri ışınlanır. Bu nasıl çalışır, bunu açalım; levh-i mahfuzta her günün olayları farklı bir sayfada yer alır. O gün geldiğinde Allah ol der ve o sayfada yazılanlar bir enerji akımına dönüşerek var olur ve Allah katından melekler katına iner. Bir uydu merkezinden sinyallerin yayılışı gibi her yörenin melekler katına o yörede yaşanılacak olaylar aktarılır. Bu sinyaller melekler katında açık hava ekranlarında bir görüntüye dönüşür ve melekler dizi izlercesine insanların yaşayacağı olayları izler ve insanın üzüntü ve mutluluklarına ortak olur. Not: "doğrusu biz göğün bazı mevkilerinde dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa kendini gözetleyen parlak bir alev buluyor" (Cin Süresi, 9). "Onlar, artık meleklere kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar" (Saffat Süresi, 8). Peygamberimiz doğmadan önce cinler melekler katına çıkar ve meleklerin insanların akıbeti hakkında ettikleri sohbetlere kulak misafiri olur ve bu bilgileri insanlar arasındaki işbirlikçilerine (kahin) taşırdı ve bu şekilde gelecek hakkında bilgi alınırdı. Peygamberimiz doğduktan sonra cinlerin gelecek hakkında bilgi elde edinmeleri imkansız hale geldi ancak, bazı cinci hocaların yakın gelecek hakkında tahminleri halen tutmakta. Bunu nasıl bilebiliyorlar, konu hakkında bazı tahminlerimiz var ama kesin bilgiye sahip olmadığımız için bunları şimdilik sizler ile paylaşmayı düşünmüyoruz.

Kader: size yükleme boyutu

  
- somut parçacıklarını ile ilgili yükleme

Siz iki şeyden ibaretsiniz. Birisi sizin somut, fiziki boyutunuz diğeri ise düşünce boyutunuz. Allah ikisinide kontrol eder. Fiziki boyutunuzun kontrolü DNA üzerinden gerçekleşir, düşünce boyutu ise hipnoz altına alınarak gerçekleşir. Bunları açalım; levh-i mahfuz niyet, düşünce ve eylemlerinizden bir sonraki gününüzün olaylarını belirler. O gün kapıya çaldığı anda yaşamanız gereken olaylar ilk önce melekler katına ışınlanır. Bir uydu yayını gibi, melekler açık hava ekranlarında yaşayacağınız olayları izler. Zaman farkından dolayı, o gün yaşaycağınız olaylar bir müddet melekler katında yayınlanır. Melekler bir kaç hafta sizin yaşayacağınız mutlu şeyler ile sevinir, yaşayacağınız acı olaylar ile de üzülür. Yeryüzü saati ile vakti geldiğinde bu kader ışınları yeryüzüne indirilir. İndiriliş vakti seher vaktidir. Bu ışınlar bir wi-fi yayını gibi sizlerin DNA'sına yüklenir.
DNA'larınız genetik maddenizi içerme dışında birde uydu anteni vazifesini görür. Kaderiniz bir bilgisayar virüs programı gibi DNA'larınıza yüklendikten sonra, kontrol bu yayının eline geçer ve DNA'nız o gün ne yapması gerekiyorsa sadece ve sadece onu yapar. Hücrelerde hür irade olmadığı için, kimse bu emrin dışına çıkamaz. Bütün hücreleriniz bir bilgisayar gibi o komutları harfiyen yerine getirir. O yüzden Allah "bir sonraki gün bir şeyi yapmak istiyorsanız", ilk önce benden izin alın der;

"Hiçbir şey için "Bunu yarın mutlaka yapacağım" deme. Ancak Allah dilerse (yapacağım de)" (Kehf Süresi; 23-24).

   - düşünce boyutun kontrolü

Fiziki boyutunuzun kontrolü DNA'nız üzerinden gerçekleşir, düşünce boyutunuzun kontrolü ise hipnoz boyutunda gerçekleşir. Gökten yeryüzüne inen o kader yayınları o wi-fi ışınları o virüs programı una bunlardan hangisi derseniz doğru tanımlama olur. Bu yayınlar beyin hücreleriniz ile temas ettiği an, siz hipnoz altına alınırsınız ve o gün size yüklenen o düşünceler sizleri bir mekandan diğerine sürükler ve yapmanız gerekenleri size yaptırır.

Kader: değiştirme şansmız yokmu

Kaderiniz levh-i mahfuzta yazılı olduğu müddet onu değiştirme şansına sahipsiniz, kaderiniz ama o kitaptan çıkıp bir ışın haline dönüştüğü an değiştirme şansına sahip değilsiniz. O gün size yükleme yapıldığı an o günün olaylarını değiştirmeniz mümkün değil. Ne duası etseniz ne yapsanız boş, o gün kaderinizi yaşarsınız. Bir sonraki günleri ama değiştirebilirsiniz. Niyetleriniz sizin hür iradeniz. Sizin iradenize bırakılan tek şey kalbiniz ve kalbinizde beslediğiniz niyetler. Örneğin; bugün iyi niyetler beslerseniz yarınlarınızda güzel düşünceler ve güzel eylemler size indirilir. Siz ama bugün kötü, kin ve nefret niyetleri içinde olursanız, bir sonraki gün size inecek program o nefret ve kin'i hayata geçirecek düşünceler, ortamlar olur. O kötülükleri yapabileceğiniz insanlar ile tanışmak onlar ile bir arada olmak olur.

"kısacası ortada haksızlık diye birşey yok, siz kendi niyetleriniz ile kendi geleceğinizi çiziyorsunuz"

Kader: sevap/günah boyutu

Allahu Teala’yı bir yönetmen olarak düşünmelisiniz. Yaşadığınız her saniye için size bir senaryo hazırlayan ve sonrasında o sahnede sizin performansınıza bakıp size not veren bir yönetmen/yapımcı. Her saniye içinde siz bir tiyatro sahnesinden bir başkasına sürüklenirseniz. Bir senaryodan başka bir senaryo’ya ve o sahnelerde verdiğiniz doğaçlama niyetler ve performans üzerine Allahu Teala hem size not verir (sevap/günah), hem kaderinizi; yani bir sonraki gün, hafta, ay veya yıl oynaycağınız sahneleri ve bu sahnelerin aktörlerini belirler. Sahnelerde iyi niyet ve güzel bir performans sergilerseniz güzel yerlere gelir, güzel ortamlarda güzel insanlar ile karşılaşırsınız ve bol sevap kazanırsınız! Ama eğer size sunulan sahnelerde siz kötü insan profilini çizerseniz o zaman bir sonraki gün size verilen roller ve sahneler kötü roller olur, sürekli kötülük içeren mekanlarda dolaşmak, sahne almak olur.

Kader: Allahın sorumluluğu, ebeveynlerinizin sorumluluğu, sizin sorumluluklarınız ne?

   - Allahın sorumluluğu

Kaderinizi bir ağaç olarak düşünün, bu ağacın tohumunu ve o tohumun ekileceği tarlayı Allah belirler. Örneğin; ne zaman doğacaksınız, erkek/kadınmı, hangi aile ve ne zaman öleceğiniz gibi.

   - ebeveynlerinizin sorumluluğu

Bu tohumun sulaması, bakımı, onun kök salması ve filizlenip güçlü bir gövdeye sahip olmasını aileniz belirler. Örneğin; helal rızık, isim koyma ve sizi evlendirme. Ebeveynleriniz ne kadar güzel o tohuma bakarsa, siz o kadar karakterli olursunuz. O tohum ne kadar güçlü kök salarsa siz o kadar güçlü olursunuz. Bir ağacın tohumunu Allah yarattı, tarlayı belirledi, ebevynlerinizde bu tohumu ekti, suladı ve onu büyüttü. Geri ne kaldı, size ne kaldı?

   - insanın kendi sorumluluğu

Geriye meyvelerini toplama dışında birşey kaldımı kalmadı. Demek, ne kadar az bir yük varmış omuzlarımızda, demek Allah paylaşımı ne güzel yapıyor, sorumlulukları ne güzel dağıtıyormuş. Bir ağacın ortaya çıkmasında size düşen pay; o ağacın meyve vermesini, çok güzel yaprak ve çiçekler açmasını sağlamak, o ağacı süslemek ve o ağaca ömrünün sonuna kadar bakım yapmak, sulamak, herkes tarafından beğenir hale getirmek. Bu sorumluluğumuz ne zaman omuzlarımıza yükleniyor? Sevap/günah kitaplarınız açıldığı an sorumluluk yavaş yavaş size yüklenmeye başlanıyor. Örneğin; kötü bir aile ve ortamda doğmuş olabilirsiniz ama o ortamda siz çok güzel bir ağaç olarak herkesin takdirini ve ilgisini çekebilirsiniz.

"tohumu üretmek sizin sorumluğunuz değil, toprağı tohuma hazır hale getirmekte değil, onun kök salması ve filizlenmeside değil, siz sadece meyve vermesi ve bundan toplumun yararlanmasından, çevresini güzelliştirmesinden sorumlusunuz. bizlere ne kadar az sorumluluk yüklendiğinin farkındamısınız?" 

Kader: özeti;

   - hayat bir tiyatro sahnesinden ibaret

Allah sizleri her saniye içinde farklı sahnelere atar, siz bu sahnelerde iyi insan karakterini gösteriyorsanız o zaman levh-i mahfuzta sizin bir sonraki gün sahneleriniz iyi mekanlar ve iyi insanlar lehine çevrilir. Eğer siz size sunulan sahnelerde kötü karakter rolüne bürünürseniz o zaman bir sonraki günlerdeki kaderiniz kötü mekanlar ve kötü insanlar yönünde değişir. Kısacası; sahnelerde iyi performans verir, yönetmeni tatmin edebilirseniz belki yönetmen sizi ödüllendirip bir sonraki gün sizi daha iyi sahnelere sokar, o sahnelerde güzel insanlar ile tanışmanızı nasip eder.

   - geleceğinizi siz kendiniz belirliyorsunuz

Kaderinizin ana hatları sizin elinizde değil ama bir ağacı verimli yapıp yapmamak size bağlı. Hangi ortamlar ve kişiler ile dolaşıyor, hangi niyetler ile hayatınızı geçiriyorsanız ömrünüzün geri kalanında o doğrultuda olacağını varsayabilirsiniz. İki; kaderiniz size günlük yüklenir. Bu büyük bir lütuf. Neden? Her gün size yeni bir fırsat tanınır. Örneğin; bir oyuncu olarak bir yere başvursanız, sizi beğenmeyen yapımcı sizi yarında beğenmez beş yıl sonrada beğenmez. O sahneye çıkmanız için elinize bir daha fırsat geçmez. Allah ama böyle yapmaz, Allah size her gün yeni bir fırsat tanır, sizi tekrar hayatın tiyatro sahnesine çıkarır. Yani bulunduğunuz mekan ve insanları değiştirmek için sizlere her gün yeni bir fırsat tanınır. Kısacası; bugün tövbe edin ve yaşantınızı değiştirin, Allahta yarın için size yeni bir sahne hazırlasın, sizi yeni sahne arkadaşları ile tanıştırsın. O yüzden sahne aldığımız, adım attığımız her ortamda iyi insan iyi niyetli insan rolünü oyanayalım. İnsanları kırmayalım insanları incitmeyelim, kalbimizde kin ve nefret beslemeyelim. İyi niyet içinde olunki Allah sizi ödüllendirsin, sizi güzel insan ve güzel mekanlarda bulunmayı nasip etsin.

   - kısmet ile kader arasındaki fark

Kader levh-i mahfuzta yazılan, kısmet ise bu kaderin enerjiye dönüşmüş ve size yüklenmiş halidir. Kaderiniz levh-i mahfuzta yazılı kaldığı müddet bunu değiştirmeniz mümkün; "Allah dilediğini siler, dilediğini olduğu gibi bırakır; Ana kitap O'nun katındadır" (Rad Süresi, 39). Bu yazılanlara Allah "ol" dediği ve bu ışına dönüştüğü ve size yüklendiği an artık bunun geri dönüşümü olmaz. Siz o gün yaşamanız gerekeni yaşarsınız ve bunada kısmet denilir.

   - nazar, büyü ve haram lokma boyutu

Sizler eğer "ben kimseye karşı artniyet beslemiyorum, düzgün bir yaşantı içindeyim, yaptığım işleri dürüst yapıyor ve çok çalışıyorum ama yinede hak ettiğim makamda değilim, hak ettiğim kısmeti alamıyorum" diyorsanız o zaman bunun üç nedeni olabilir. 1) Niyet koyduğunuz ve bütün samimiyetiniz ile çaba gösterdiğiniz şey sizin için hayırlı olmayabilir. Allah kaderinizin gerçekleşmesi için 1 çabayı yeterli görür. Örneğin; o şeyi elde etmek için asgari çabayı gösteriyor ama o iş olmadıysa o zaman ikinci veya üçüncü defa denemeyin. Demek sizin için o işte bir hayır yok. "Sizin için hayırlı olanı siz değil Allah daha iyi bilir" (Bakara Süresi, 216). 2) Siz olgun bir ağaca gelinceye kadar, eğer aileniz sizi haram su ile suladıysa bu da hak ettiğiniz rızkın size yüklenmesine mani olur. O haram lokmalar bütün hücrelerinize siner ve gökten size inen, inmesi gereken o kader ışınların hücrelerinize yüklenmesine engel olur. O ışınları manipüle eder. Siz gökten inen ve hak ettiğinizi bir türlü alamazsınız. Haram lokma hem DNA'larınıza yüklenene çelme takar hem beyin hücrelerinizi kontrol eden boyutu manipüle eder. O ışınlar sizi hipnoz altına alıp doğru yerlere ve doğru insanlara götürmesi gerekirken, size yedirilen haram lokmalar o yüklemede kısa devreler oluşturur. Kader ışınları sizi yine hipnoz altına alır ancak sizi bu sefer yanlış kişilere kanmanızı sağlar yanlış mekanlarda dolaşmanıza sebep olur. Haram lokmayı çocuklarınızın boğazından geçirdiğiniz an geçmiş olsun. Çocuklarınızda telafisi olmayan zararlar açıyorsunuz bunu biliniz. Çocukların ne suçu var bunda? Bu sorunun cevabı uzun olur, bunu başka bir yazıya saklayalım. Sizin bilmeniz tek şey, Allah adildir ve kimseye haksızlık yapmaz. O çocukların hesabınıda Allah çok iyi bilir.
3) Nazar ve büyülerde hak ettiğiniz rızkın size inmensine mani olur. Eğer hak ettiğiniz makam ve ortamda değilseniz, üzerinizde nazar faktörünüde göz önünde bulundurun. Büyü konusuna gelince, önüne gelen kendisine büyü yapıldığını iddia eder. Bu konuda "günah, şeytan ve tövbe" yazımızı okumanızı öneririz.