nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...

       
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             
 

değerli ziyaretçilerimiz;

okurlarımız bizlere sürekli güncel konular hakkında sorular soruyor, güncel konuları ele almamız ve güncel konular hakkında fikir beyan etmemizin bir sebebide bu. Geniş bir okur kitlemiz var ve bu okurlarımız her sabah günlük gazete gibi güncel konular hakkında birşeyler yazıp yazmadığımıza bakıyor. Yazmadığımız zaman bize ulaşıyorlar ve gündemde olan konular hakkında görüşümüzü soruyorlar. Neden? Medyamızın bir kısmı iktidara bir diğer kısmıda batıya yalakalıkla meşgul. Analiz kapasiteleride sıfır. Medyamızda güvenilir kaynak ve analiz olmayınca, güncel konular hakkında okurlarımız bize müracat ediyor. Okurlarımız analiz kapasitemize, olayları farklı bakış açılarından değerlendirişimize ve samimiyetimize güveniyor.
Değerli dostlar, vatan ve millet olmazsa alternatif tıp hakkında bilgi sahibi olmuşsunuz olmamışsınız ne fark eder. Hayatta insanın öncelikleri olması gerek. Bugünler vatan ve millete öncelik vermemiz gerektiği günler. Bugünlerimizde güncel konulara ağırlık veriyoruz, çatışma ortamı bittiğinde de inşallah alternatif tıp konusundaki yazılara öncelik veririz. Alternatif tıp hakkında bir siteye girip güncel konular ile karşılaşıyorsunuz, günümüzün konjonktöründe umarız bunu anlayışla karşılarsınız. Umarız sizde bu yazılarımızdan ilham alır, günümüzde olup bitenleri yazılarımız sayesinde daha iyi anlamanızı sağlarız.



Barış Koridoru- 07.08.2019

AK Parti hakkında ne demiştik, kandırılanlar ve ezikler partisi demiştik. Milli Savunma Bakanlığı bugün bir açıklama yaptı ve Amerika ile güvenli bölge konusunda anlaşıldığını söyledi. Akabinde ABD'den bir açıklama geldi; "kurulumu, tesisi, yönetimi birlikte yapılacak" denildi. En kısa zamanda müşterek hareket merkezi açılacakmış. İnanılır gibi değil demi? Bunu duyduğunuzda sizde ne yapıyor bizimkiler demişsinizdir. ABD bizim eziklere atmadığı kazık kalmadı, bugün de bir yenisini eklediler. İnanılır gibi değil. Amerikalılarda buna inanamadı. Türkiyenin bu kazığı nasıl yediğini kendileride inanamadı. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi, bu harekatıda Türkiyenin kendi başına yapacağından o kadar emindilerki kendileride ortaya çıkan bu sonuca şaşırdı. Mutluluktan dört takla atıyorlar. Amerikadan tebrikler üzerine tebrikler geliyor. Halbuki biz biliyoruzki Amerika tebrik ediyorsa oradan hayırlı birşey çıkmaz. Terörü o bölgeye yerleştiren ve besleyini siz bu harekata ortak yapıyorsunuz, bunun mantığını birisi bize açıklasın. Bunun hayırla sonuçlanmayacağı şimdiden çok aşikar. Siz teröristleri yok etmek için oradasınız, onlar ise korumak için bu antlaşmaya evet dedi. Bu ortaklık hayrlara işaret etmiyor. Sonu hüsran olacağı baştan belli. Bakınız, ABD birşeye engel olamayacaksa ortaklık teklif eder. ABD mutlaka ama mutlaka her oluşumun içinde var olmak ister. O yeni oluşumun içine girdikten sonrada öyle veya böyle ya hileyle ya sabotajla o yeni oluşumu kendi lehine yontar. Şuanda da ABD bize engel olacak pozisyonda değil. Hani diyoruz ya, bizim ezikler ne kadar işleri batırsada sonunda herşey lehlerine dönüyor. Bunun sebebi onların becerisi ve aklından değil. Onlar ne kadar çok başarıları kendilerinden bilsede. Bunun sebebi İslamın yükseliş dönemine girmiş olmamızdan ve bu yükselişin Türkiye üzerinden takdir edilmiş olmasından. Türkiye ne tuzaklar kursalar başarılı olamıyorlar çünkü ilahi takdirat bizim yükselişimizi takdir etti. Anlayacağınız konjonktür bizim lehimize. Örneğin; ABD.

ABD bir züper güç ve bizi çok rahat engelleyebilecek güçte ama bugün değil. Niye; seneye seçimler var ve hiçbir amerikan başkanı seçim sürecine amerikan askerlerin cenazeleri ile girmek istemez.
ABD şuan kendi içinde bir iktidar savaşı içinde. Bir tarafta küreselciler (rothschild) diğer tarafta ulusalcılar (hahamların kontrol ettiği evanjelistler). Hahamlar savaş istiyor, küreselciler değil. Kendi içlerindeki bu çatışmada kararlar almalarına engel oluyor. Bunun dışında, ABD şuan ortadoğuda iran'ı önceliğe koymuş durumda ve ne kadar büyük bir züper güç olsada, aynı anda Türkiye ve İran ile karşı karşıya gelemez. Gelirse ortadoğuda taş üstüne taş kalmaz. İsrail diye bir devlette kalmaz. Ortadoğu paramparça olur. Değerli okurlarımız, batının yazdığı kitabın sonunu biliyoruz. Kitabın sonu büyük İsrail devletini kurmak. Bugünki eylemlerinden de biz onların bir tıkanıklık içinde olduğunu ve yeni çatışma alanları oluşturma yerine (Türkiye), çatışmaların gerçekleştiği bölgelerin kontrolünü (lübnan, suriye ve irak) ele geçirmeyi bir öncelik haline getirdiklerini görüyoruz. Çatışmaların gerçekleştiği alanlardan arap nüfusunu göçe zorladılar, İsrail devletin önünü açtılar ama o boşluğu yahudiler değil şiiler doldurdu. Şuanda da ABD, ortadoğuda yeni çatışma alanları oluşturma yerine büyük İsrail coğrafyasına yayılmış şii nüfusunu azaltmayı bir öncelik haline getirmiş görünüyor. Bunun dışında ABD, Çin ile savaşa hazırlanıyor. Bunun dışında ABD, Rusya ile savaşa hazırlanıyor. Çin ve Rusya'yı dizginlemek isteyen ve ortadoğuda iran'ın nüfusunu azaltmak isteyen bir Amerika'da, Türkiye ile savaşamaz. Öncelikleri diğerleri olduğu müddet savaşamaz. Ne zaman biz acilen durdurulması gereken bir güç haline geliriz, o zaman bizleri öncelik ederler ve bize savaş açarlar. O günde gelecek! O gün ama bugün değil. Bugün konjonktür lehimize işliyor. Bugün ABD, Türkiye ne yaparsa alttan almak zorunda. Konjonktör mucizevi bir şekilde lehimize çalışıyor. Pkk/pyd'ye karşı başlattığımız büyük taarruzun tam ABD'deki seçim dönemine denk gelmesi, kendi içlerinde bir çatışma içinde olduğu bir döneme denk gelmesi, ABD'nin Çin ve Rusya ve AB ile ters düştüğü bir döneme denk gelmesi, ortadoğuda İran'a öncelik verdiği bir döneme denk gelmesi tam bizim lehimize işleyen bir süreç. Kendi içlerinde mücadele ederken, bizlerin aradan sıyrılma ve elde etmek istediklerimizi elde etme şansı var. Bu bizlere sunulan bin yıllık bir lütuf. Böyle bir lütfuda siz alıyor ve içine ediyorsunuz. Amerikanın blöflerini yutuyorsunuz. Madem öyle, birlikte hareket edelim diyorsunuz. ABD'de seve seve bu teklife evet dedi. Neden? Fırat'ın doğusunda 50 bin kişilik bir çapulcu ordusunu oluşturdular. Bu, ABD'nin kara ordusu. Ortadoğudaki büyük israil projesini hayata geçirmesini sağlayacak ordu. Bu çapulcu sürüsünün tasfiyeside 5000 yıllık büyük israil projesinin tasfiyesi anlamına gelir. Türkiye ile savaşarak buna bugün engel olamayacaklarsa, hile ve çakallıkla buna engel olmak için elinden geleni yapacaklar. Sizde, ortak harekat merkezin içine onları yerleştirerek onlara bu şansı verdiniz. Hadi geçmiş olsun bize. Bu ortaklık hayrlara işaret etmiyor. En iyi ihtimal bir kaç hafta bir kaç ay daha bizi oyalarlar sonrası bizim ezikler yine kandırılmışız der ve harekatı kendi başlarına yapar. Bizleri bir iki ay oyalamaları bile ama bizim için bir facia olur. Bir iki ay sonrası yağmur ve kış sezonuna gireceğiz. Harekat bir veya iki ay ertelenirse hava şartlarından dolayı harekatı 2020 baharına ertelemek zorunda kalırız. Bu, bu antlaşmanın en iyi ihtimali. Bu antlaşmanın kötü ihtimalleri ise saymakla bitmez.

En basiti, zamana oynuyorlar. Zaman onlara ne kazandıracak? Plan A; erdoğanı tasfiye etmek için adamlara zaman tanımış oluyorsunuz.
Türkiye'yi dizginlemek için bir adamı tasfiye etmeleri yeterli. Savaş şu bu bunlara hiç gerek yok, bunlar zahmetli işler. Herşey bir adamın tasfiyesine bakıyor. Bir kişinin gitmesiyle ABD'nin ortadoğu ve akdenizdeki tüm projelerin önü açılmış olacak. Bunuda onlar sonuna kadar zorlayacak. Erdoğan bu harekatlarda bekledikçe kendisine suikast hazırlayanlara zaman tanıdığını bilsin. AK partinin eziklerinde bu harekatı yapacak cesaret yok, erdoğan giderse sınır ötesi harekatları unutun. Plan B; birleşik milletlerini devreye sokmak. PYD, BM temsilcisi ile çocuk savaşçıları için buluşmadı, bu bahaneydi. BM tarafından tanınmanın altyapısını hazırlıyorlar. Siz bekledikçede bu girişimlerin hayata geçmesine fırsat tanıyorsunuz. Plan C; akdenizde sizi yunanistanla çatıştırmak. Siz yunanistanla kapışırsanız, suriye bir harekat yapamazsınız. Ne kadar bizim ordumuz iki üç devletle aynı anda savaşacak kapasitede desenizde, iç kamuoyu ve dış kamuoyunu size karşı öyle harekete geçirirlerki sizleri savaş suçlusu ilan ederler. Yunanistan ve pyd mağdur, sizi masum halklara savaş çıkartmakla suçlarlar. Bir düşünün, siz teröristlere karşı mücadele ederken (zeytin dalı harekatı), tabipler odası savaş bir halk sağlığı sorunudur bildirisini yayınladı. Muhalefet partisinin lideri (kılıçdaroğlu), askerlerimize moral desteğine giden sanatçıları bu ziyaretten ötürü yerden yere vurdu. Hendek kazıp doğu illerimizi kurtarılmış topraklar ilan eden pkk'ya siz savaş açtığınızda, türk olduklarını iddia eden akademisyenler teröristleri değil sizi suçladı. Topraklarımızda özgürlük ilan edenleri değil mehmetçiği öldürmek ve katletmekle suçladı. Üstüne ülkenizin en üst yargı makamı, yani avrupa birliği veya amerikanın en üst yargı makamı değil türkiye cumhuriyetin anayasa mahkemesi bu soyu sapı belli olmayan güya akademisyenleri haklı buldu. Siz böylesine içten hainler tarafından kuşatılmışken, hükümetiniz bir eziklik içinde bu hainlere göz yumarken siz aynı anda iki harekatı yapabileceğinizi iddia ediyorsunuz öylemi? Yedirmezler size. Ya akdeniz ya fıratın doğusu birisinden sizi vazgeçmeye zorlarlar. Siz fıratın doğusuna harekat yapmakta bekledikçe akdenizde sizi bir çatışmaya sokmak için onlara zaman tanıyorsunuz, bunu biliniz. O yüzden tezel fıratın doğusuna harekatınızı yapın, akdenizde çatışacaksakta en azından fıratın doğusu cebimizde olsun. Bu antlaşmanın kötü ihtimallerinden biriside, o terör örgütlerini oraya yerleştirenle birlikte ortak bir harekat merkezi kurmanızdan kaynaklanıyor. Yapacağınız her harekatı önceden teröristlere bildirecekler. Birliklerimiz tuzağa düşürelecek ve büyük zaiyatlar vereceğiz. Bu ne anlama geliyor? Askerin ve milletin moralini bozmak anlamına geliyor. Dış dünya'ya Türkleri gözünüzde fazla büyütmeyin, bakın bir avuç pyd'ye karşı çaresizler mesajını vermek anlamına geliyor. Topluca şehitler geldikçe iç kamuoyunu harekete geçirip zaten ak parti aleyhine olan havayı dahada çok kızıştırmak anlamına geliyor. Kahramanlıkları ile övünen bir millete bir hezimet yaşatıp milli gururumuzla oynamak anlamına geliyor. Örneğin; hendek operasyonları. 800'e yakın şehit ve 2000 üzerinde gazi verdik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatında yani yabancı topraklarda vermediğimiz şehitleri kendi topraklarımızda verdik. Nasıl oldu bu? Fetöcü subayların tüm harekat planlarını pkk'lılara aktarması sonucu oldu. Siz bundan ders çıkarmamışcasına şimdi de kalkıyorsunuz ve fetönün sahibini yani fetöye ihanet et emrini vereni harekat merkezin tam ortasına yerleştiriyorsunuz. Yani yok etmek istediğiniz malın sahibini bu operasyonun kontrol merkezine yerleştiriyorsunuz. Buradan kötü kokular alan tek bizmiyiz? İnanılır gibi değil. Sürekli aynı hatayı yapıp her defasında farklı bir sonuç bekleyenlere ne denir; ya geri zekalı ya da kazık yemeğe aç. Burada yaşadığımız durumda bu. İnsanlık tarihinde bu kadar muktedir olup bu kadar kazık yemeye aç, kazık yemeye meraklı kazık yemeye yatkın tiplerin başka bir örneği yok. Her defasında bu kadarda olmaz dediğimizde, bu ezikler bizleri şaşırtmaya devam ediyor. Rabbim bize yardım etsin. Rabbim bizi bu eziklerin elinden acilen kurtarsın.

Not: Hani konjonktör lehimize işliyor diyoruz ya, bunu anlamanız için sizlere bir örnek daha verelim. Allahu Tealanın onları nasıl oyaladığını anlamanız açısından bir örnek daha verelim. ABD'yi frenleyen ve bize karşı sürekli alttan almasını sağlayan bir unsürde ne biliyormusunuz; ak partinin istanbul seçimlerini 10 puan farkla kaybetmesi. Bu ne yaptı biliyormusunuz? Onları ümitlendirdi. Türkiye ile savaşmayın, bir sonraki seçimlerde nasıl olsa cumhurbaşkanlığı bizim elimizde dedirtti. 15 temmuzda elde edemediğimizi seçimler ile elde ederiz, 15 Temmuzda rafa koyduğumuz ortadoğu projelerimizi bıraktığımızda yerden sürdürürüz ümidini getirtti. Türkler pyd'yi yok ederse etsin, seçimler ile biz geldiğimizde ortadoğu projelerimiz için Türk askerini Türk ordusunu kullanırız dedirtti. Şer gibi görünenin altında hayr yatabilir deriz, istanbul ve ankaranın kaybedilişide böyle birşey oldu. Onları ümitlendirdi. Daha doğrusu onları bir oyalama sürecine soktu. Onlar bizi oyaladıkları gibi, seçim sonuçlarıda onları oyalıyor. Onlar bir sonraki seçimlerin hayalleri içinde süzülürken, bugünlerde bize yapmak istediğimiz harekatları yapma fırsatı doğdu. Bu büyük bir ilahi lütuf. Allahu Teala onları 4 yıl sonraki seçimlerin hayali ile oyalarak bugünlerimizde bize dokunmalarına engel oluyor. Bir sonraki seçimlerde Türkiye nasıl olsa bizim olacak, Türkiye savaş açarak Türk milletini karşımıza almayalım. Türkler milliyetçidir, savaş açarsak erdoğana prim kazandırırz dedirtti. Yani muhalefetin istanbulu kazanması bize fırat'ın doğusunu, akdenizi ve kandil'i kazandırttı.
Erdoğanın batıya karşı direnci değil, erdoğanın istanbul ve ankaradaki beceriksizlikleri bu fırsatları doğurdu. Anladınız! Biz istanbul ve ankarayı kazansaydık, ak parti kendi içinde ve tabanında hiçbir zaafiyet göstermeseydi ve bir sonraki seçimlerde muhalefetin hiçbir kazanma şansı olmasaydı inanın bugün karşımızda çok farklı bir batı görürdük. Seçimleri kaybetmemiz onları ümitlendirdi. Savaş zahmetli ve sonu açık bir şey. Seçimler ile Türkiye'yi kazanmak varken, bir dört yıl daha sabredeceklerdir. Artık onlardan şöyle sesler duyar olduk; Türkiye'yi düşman etmeyelim, erdoğan sonrasına odaklanalım. Seçim çalışmalarına şimdiden başladılar bile, imamoğlunu ak parti tabanın saygı duyduğu kişiler ile bol bol yan yana getirmeye çalışıyorlar. Kendi tabanlarını zaten konsolide etmiş durumdalar, şimdide ak parti tabanın sempatisini kazanma derdindeler. Bunuda imamoğlunu ak parti tabanın saygı duyduğu kişilerle yan yana getirerek elde etmeye çalışıyorlar (örneğin; selçuk bayraktar). Bizim taraf eziklerden oluştuğu için bu tuzağa severek düşüyorlar. Halbuki, sen bir hainsin benden uzak dur demeleri gerekirdi. İmamoğlu gibi sahtekar bir fetöcü hainin toplum nezdinde kabulün önünü açmamaları buna katkıda bulunmamaları gerekirdi. İmamoğlu randevu istediği her defasında 15 temmuz gecesinde imamoğlu çiftin brükselden attığı twitler imamoğlun önüne koyulup, sen bizden değilsin, ulusalcıları kandırabilirsin ama bizi değil deyip onun randevuları geri çevrilmeliydi. Asla onunla yan yana poz verilmemeliydi. İmamoğlun toplum nezdinde kabülüne hardal tanesi kadar katkı veren herkes bundan hesaba çekilecek.

Not: sefer bizden sonuç Allahtan. Eğer istanbulu ve ankarayı kaybedişimiz lehimize işliyorsa, 15 temmuz gibi maruz kaldığımız her saldırı lehimize dönüyorsa bilinki bu bizden değil Allahtan. Allahtan gelenede bize sevap ve övünme düşmez. Biz Allahtan gelenden değil bizlerin sebep olduğundan hesaba çekileceğiz. Yani beceriksizliklerimizin ve başarısızlıklarımızın hesabını vereceğiz bunu biliniz. İyiki 15 temmuz oldu, böylece fetöyü tsk'dan tasfiye ettik diye birşey yok. 15 temmuzda Allah bizzat devreye girip olayı lehimize dönüştürdü. Allahın devreye girdiği bir konuda'da bize sevap düşmez. Tam aksi 15 temmuz darbe girişimine engel olamadığımız öngöremediğimiz önceden
önlemimizi alamadığımız için hesaba çekileceğiz. AK Parti maalesef olayları ve tarihi tersten okuyor. Sonuçlar üzerinden hayatı okuyor. Sonuçlar öyle veya böyle hep lehine dönüştüğü için (İslamın yükselişi dönemine denk gelmesi), sonuçları kendisinden biliyor. Örneğin; barış süreci. Barış süreci felaket yönetildi. Sonuç ama Türkiye lehine geliştiği için süreci bir başarı bildiler ve bir iç muhakemeye gitmediler. Gitmediklerini nereden biliyoruz? Süreci yönetenler tasfiye edilmedi, tam aksi ödüllendirildi (yalçın akdoğan). Dünyanın neresinde olursanız olun, başarısız olduğunuzda tasfiye edilirsiniz. AK parti hariç. AK Parti kendisini kurumsal bir parti olarak değil bir aile olarak görüyor. Aile olarak gördüğü içinde ihanet etmediğiniz müddet ne kadar başarısız olursanız olun, size sahipleniyor. Sonuç; ak parti bir "looser" topluluğuna dönüştü. El attıkları her yeri batıran bir ezikler topluluğu. Bu ezikler köşe başlarını tuttuğu için, iş yapmak isteyenlerede engel oluyorlar. Hani memurlar arasında çalışkan kişilere bizi kötü gösteriyorsun deyip mobbing uygulanır ve dışlanırlar ya, öyle birşey işte. Belki erdoğan, bunların her biri benim bilgim dahilinde hareket etti biz hep birlikte karar veririz diyor ve belki o yüzden başarısız yöneticilere sahip çıkıyor. Bu durumda ama bilsinki, ilk tasfiye edilecek ve hesaba çekilecek olan kendisi. Siz kendiniz başarısız yönetime dur demezseniz Allah dur der. 15 temmuz gecesi gibi Allah bizzat devreye girer, sizi tasfiye eder ve başınıza başka birilerini getirir. Bizim tavsiyemiz; ya kurumsallaşırsınız ya tasfiye olursunuz. Allah devreye girmeden başarısızlığın hesabını kendinizden ve çevrenizden sorun. Siz sormazsanız hesabı Allaha bırakırsınız, Allahın hesabıda çok çetin olur. Siz eğer istanbulu ve ankarayı kaybedenlerden, çukur operasyonlarında yüzlerce şehit binlerce gazi vermemize sebep olanlardan, üniversite hocaların bildirimine dur diyemeyenlerden, bildiriye destek çıkan ana yasa mahkemesi üyelerini sorguya çekemeyenlerden, merkez bankası başkanını görevden alma şansı varken almayıp milleti yıllardır yüksek faize maruz bırakanlardan hesap soramıyorsanız, o zaman ilk sorguya çekilecek sizlerin olduğunu bilin. Unutmayın, biz İslamın yükseliş dönemindeyiz. Sizden sonrası muhalefet yani kötü olanlar iktidara gelmeyecek. Onlar hayal etmeye devam etsin. Sizden sonrası iyi olan gelecek. Siz bugünün yanlışların hesabını sormazsanız, yarın siz hesaba çekilirsiniz. Değerli dostlar, anlamadığımız şey ne biliyormusunuz; milletvekili ve bakan olmak için birbirleri ile yarışıyorlar, bilmiyorlarmı ülkede yaşanılan her olaydan hesaba çekileceklerini? Bakan ve milletvekili, belediye başkanı olmak için birbirleri ile yarışıyorlar, inanılır gibi değil. Böyle bir sorumluluğun altına girmekten biz Allaha sığınıyoruz, onlar ise rüşvet dahil yapmadıkları şey kalmıyor. Gerçektende insan çok cahil (Ahzap Süresi; 72)!



Karınca Misali Sizde Tarafınızı Belli Edin

külli irade- cüzi irade

Bazılarınız; “hocam Allah her şeyi önden belirlediyse, o zaman hür iradenin anlamı nerede kaldı veya o zaman kötülük yapanların suçu ne”, sorusunu aklına getirebilir. Sizde bu tarz düşüncelere sahip olan okurlarımızdansanız, o zaman bu yazı vesilesiyle sizi bu konuda aydınlatalım.

külli irade cüzi irade: cüzi irade nedir?

Cüzi irade sizin elinizde olan iradedir ve bu sanıldığı gibi fiili eylemleriniz ve düşüncelerinizi kapsamaz. Cüzi irade sadece ve sadece niyetinizi kapsar. Allah bizi yaratmış, yeryüzüne indirmiş ama bize güvenmemiş. Kendi iradenize bırakılan tek şey niyetiniz, yani kalbiniz. O yüzden ibadetler niyet ile başlar. Niyet yoksa bir yerde o eylem sizden değil Allahtan gelir, Allahtan gelen birşeyde de size sevap yazılmaz. Niyetiniz o şeyin sizin hür iradeniz ile yapıldığını gösterir. Neden hür irademiz niyet ile kısıtlanmış? Niyetler soyut boyutta kalır. Niyetler ile siz yeryüzündeki düzene müdahale edemezsiniz. İsmi üzerine soyut boyutta kalır. Allah bize güvenmemiş arkadaşlar. Eylemlerimiz ve düşüncelerimiz eğer bize bırakılmış olsaydı biz yeryüzündeki düzeni, Allahın canlılarını bir yüzyılda yok eder giderdik. Biz güvenilir değiliz, o yüzden bizlere sadece soyut boyutta kalan niyetler verilmiş. Niyetler ile siz çevrenize zarar veremezsiniz. O niyetler eyleme dönüşebilmesi için, o niyetler ilk önce düşüncelere dönüşmesi sonrası doğru ortam ve zaman yakalanıp eyleme dönüşmesi gerek. Düşünce, ortam, zaman ve eylemde Allahın elinde. Siz anca ve anca Allah izin verirse niyetlerinizi düşüncelere ve eylemlere dönüştürebilirsiniz, izin vermezse, niyetiniz niyetten ötesi gidemez.

külli irade cüzi irade: külli irade nedir?

Niyetler insanın kendisinden kaynaklanır, düşünce ve eylemler ise levh-i mahfuztan! Levh-i mahfuztan kaynaklanan herşeyede külli irade denilir.
Bu sistem nasıl çalışır? Yeryüzünde yaptığınız eylemler ve beslediğiniz niyetler levh-i mahfuzta kağıt altına alınır ve levh-i mahfuz bir bilgisayar gibi, yeryüzündeki eylem ve niyetlerinizden bir sonraki gün size inecek düşünceleri, mekanlar ve insanları hesaplar ve bir sonraki gün o düşünceleri o mekanları o insanları kaderinize yükler. Bu yükleme sabahın kuşluk vaktinde gerçekleşir. Bu yükleme DNA'larınıza ve beyin hücrelerinize yapıldıktan sonra siz o düşünceler doğrultusunda belirli mekanlara sürüklenirsiniz belirli insanlar ile temasa geçip yaşamanız gerekenleri yaşarsınız. Allah bu sisteme istisnalar (mucizeler) dışında müdahale etmez. Allah kullarına peygamberler ve indirdiği Kitaplar vasıtasıyla kurallarını, iyiliği ve kötülüğü ve bunların sonuçlarını aktarır, sonrası düzeni kendi haline bırakır. Allahu Teala kendisini sistemin dışında tutarak "bana adil davranmadın veya bana haksızlık ettin", özürlerin önüne geçer. Örneğin; siz haram yerseniz, bu eylem levh-i mahfuz'ta (ana bilgisayar) neye programlandıysa onları harekete geçirir ve bu harekete geçirilenler bir gün mutlaka ama mutlaka karşınıza çıkar. Özet: eğer bir kötülük yapma düşüncesi ve eylemi birine iniyorsa, bu Allahın o kişiyi bu suça ittiğinden değil, o kişi bu tür niyetleri kalbinde beslediğinden. Bir bilgisayar ve klavye düşünün, niyetleriniz klavyenin tuşları, ana bilgisayar ise levh-i mahfuz. Siz bu hayatta hangi tuşa basarsanız, levh-i mahfuz geleceğinizi ve düşüncelerinizi o doğrultuda hesaplar. Niyet yani CÜZİ irade ilk var olduğu, düşünce ve eylemden yani KÜLLİ irade den önce geldiği içinde başınıza gelenlerden, hal ve hareketlerinizden siz sorumlu kılınırsınız. YANİ günahlar içinde yoğrulmak sizin kaderiniz ise bilinki siz kötü niyetler geçiriyorsunuz bilinki siz yanlış tuşlara basıyorsunuz!

külli irade cüzi irade: yeryüzünde birileri suçlu birileride mağdur ediliyor. Mağdurların ne suçu var?

Bu konu hakkında bilmeniz gereken iki şey var. Bir; Allahu Teala şeytanları tanımlarken, bu tanımı cinler ile kısıtlamaz bu tanımlamaya insanlarıda sokar. İnsanlarda şeytan vasfına sahip olabilir. İnsanda şeytan tanımını hak edip şeytanlar ile birlikte hesaba çekilir. İki; Allahu Teala halis kullarını şeytanlardan koruyacağını söyler. Özet: eğer Allah insanları şeytanlardan koruyacağını söylüyor ve Allah katındaki şeytan tanımı insanlarıda kapsıyorsa o zaman kötü bir insan, şeytan vasfına sahip bir insan sizi kandırıp maddi ve manevi canınızı yaktıysa yapmanız gereken ilk şey mağduriyet oynamak değil, yapmanız gereken ilk şey neden Allah sizi korumadı bu soruyu kendinize sormak olmalı. Neden Allah beni bu insan şeytanına karşı korumadı, neden üzerimdeki ilahi koruma kalktı bu sorusunu kendinize soracaksınız. Üzerinizdeki ilahi koruma kalktıysa siz insan ve cin şeytanların hedefi haline geldiyseniz, onların radarında görünmeye başladıysanız neden üzerimdeki görünmez kalkanı kalktı, neden Allah beni onların hedefine oturttu, bu soruyu kendinize sorup ilk önce kendinizi hesaba çekeceksiniz. Unutmayınız Allah iyi kullarını korur. Eğer birinin işyeri veya evi yandıysa, başına bir kaza veya bela geldiyse bilinki o kişi günahkar! "Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin yaptığı işler yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder" (Şura Süresi, 30). Günahlarımızın çoğunu Allah affetmesine rağmen, bazıların başına halen kaza ve belalar geliyorsa demek o baya günahkar. Düşünceler Allah katından geldiği için, eğer kötü birisinin aklına size zarar verme düşünceleri iniyorsa,
Allah kötü insanların aklına sizi getiriyorsa, sizi onlar için görünür kılıyorsa demek hayatta bazı şeyleri cidden yanlış yapıyorsunuz.

külli irade cüzi irade: cüzi irade neden düşünceleride kapsamaz, yani düşünceler neden bizim irademizde değil?

   1. rızık ve imtihan olunma boyutu

Kaderin düşünce boyutu rızık dağıtımı ve imtihan edilme ile ilgilenir. Örneğin; bir yerde sizin lehinize veya aleyhinize yaşamanız gereken bir olay veya almanız gereken bir rızık varsa, siz o saatte o saniye içinde orada olmanız gerekiyor. Düşünce üzerinde ilahi kontrol olmasaydı, o kişiyi o saniye içinde o sahnede olması sağlanamazdı.
Düşünceler ilahi kontrolün altında olmasaydı doğru zamanda doğru yerde doğru kişiler ile tanışamaz ve rızkınızı alamazdınız. Evren tesadüfler, rastgele olaylar ile dolu olurdu. Böyle bir düzen üzerine inşa edilen evrende de düzen, adalet ve denge kaybolur giderdi.

   2. emanet ve vebal boyutu

Bizler Allahın birer icatıyız. Bizler birer robotuz. Eğer Allah bize hür irade vermiş olsaydı o zaman bir; Allah için bunun bir vebal boyutu olurdu. Allah bizi yarattı ve yeryüzüne yerleştirdi. Eğer birisinde hür irade olsaydı ve o kişi kendi hür iradesi ile size zarar verseydi o zaman siz mahşer gününde Allahı bundan sorumlu tutabilirdiniz. "Madem kontrol senin elinde değil, neden beni yarattın ve yeryüzüne yerleştirdin" sorusunu Allaha sorabilirdi. İki; bunun bir de mülkün devamlılığı boyutu var. Bedenlerinizden ailenize, aldığınız arabanızdan oturduğunuz eve, köyünüzden dünya'ya, hayvanlar aleminden bitki örtüsüne kadar hepsi Allahın mülkü ve Allahın sorumluluğu içerisinde. Bu mülkün devamlılığını sağlamak içinde Allah insana hür irade vermemiş. Örneğin; bazıları insanoğlunun atom bombaları ile yeryüzünü yok edeceğini söyler. Eğer insanda hür irade olsaydı bu mümkün olabilirdi. İnsan hem hayvanları hem bitki örtüsünü hem insanlığı yok edebilirdi. Bu olmaması içinde bizlere hür irade verilmemiş. Mülkün devamlılığını sağlamak, gelecek nesillere eşit şartlar altında bir yaşam sunmak için bizlerde hür irade yok. Allah belki yaptığımız eylemlerin bazıların tabiatı etkilemesine izin veriyor ama bir çoğuna izin vermiyor. " İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, Allah belki geri dönerler diye yaptıklarının bir kısmını onlara tattırıyor" (Rum Süresi, 41). Özet: siz anca Allahın dilediği kadar çevrenize ve kendinize zarar vermektesiniz! Allah bizlere güvenmez, hayatlarımız üzerindeki kontrolü kendi elinde tutar. Örneğin; siz bir robot icat etseniz, siz o robotun sizden bağımsız hareket etmesini istermisiniz? Örneğin; yenilmezler 2- ultron çağı. 

cüzi irade; niyet, bunun kaynağı sizsiniz. külli irade ise geri kalanı; bunlar düşünceler, mekanlar, rızkınız, insanlar ve yaşadığınız olaylar, bunların kaynağıda levh-i mahfuz!