nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler.....

                                                                                                                                        



Biyoenerji nedir? 16.11.2019

Biyoenerji bedeninizin elektromanyetik harp gücüdür. İlaç olarak aldığınız sıvılar sizlerin deniz kuvvetleri, katı madde (hap) olarak aldığınız ilaçlar kara kuvvetleriniz ve sıvı olarak aldıklarınızda hava kuvvetleriniz ise biyoenerjide sizlerin korali’dir. Bir savaşta (hastalık) kullanabileceğiniz çok güçlü bir silahtır. Düşman veya dost unsurlerin elektromanyetik boyuttaki iletişimini kontrol eden doğal bir harp teknolojisidir. Gerektiğinde hasta bölgedeki elektromanyetik iletişimi felç eder gerektiğinde destekler gerektiğinde manipüle eder ve yanıltır. Değerli dostlar, insan elektromanyetik harp akıl ederde Allah etmezmi, elbette eder. İnsanoğluna kendi bedenini, buna ana vatan diyelim, insana bunu koruma görevi verilirken kendisine her türlü savunma sistemi verilmiş. Doğa içinde ne tür sorunla karşılaşabilecek ise buna karşı bir savunma sistemi verilmiş. Bir çok okurumuz bize biyoenerji nedir diye sorar, bunun günümüzün dilindeki en güzel cevabını elektromanyetik harp teknolojileri veriyor. Biyoenerji nedir; biyoenerji bedeninizin elektromanyetik silah gücüdür. Günümüzde biyoenerjiye inanmamak elektromanyetik harp teknolojisine inanmamak gibi birşey. Günümüzde bir hastalığa savaş açıp tedavi sürecinde biyoenerjiyi kullanmamak elektromanyetik harp teknolojisini kullanmadan savaşa çıkan üçüncü dünya ülkesi gibi birşey olmak. Cahillerden ve geri kalmışlardan olmak istemiyorsanız lütfen her türlü tedavinize biyoenerjiyi ve benzeri teknikleri dahil edin. Savaş alanındaki düşman unsurleri nasıl birbirleri ile elektromanyetik boyutta iletişime geçiyorsa (telsiz, cep telefonu, radarlar vs), hasta bölgedeki iyi veya kötü hücrelerde elektromanyetik boyutta iletişime geçer ve elektromanyetik boyutta bir sonra neler yapacaklarına karar verir. Siz o iletişimi koparırsanız veya dost unsürlerinizi desteklerseniz o zaman gördüğünüz tedavilerden çok daha büyük verim alabilirsiniz.

Farklı enerji uygulama tekniklerini elektromanyetik sistemler ile kıyaslarsak

Örneğin; şakra

Elektromanyetik harp silahları iki temel parçadan oluşur bunlardan birisi savunmayı diğeri ise saldırıyı gerçekleştirir. Şakra uygulaması bu iki unsurden sadece savunma sistemini içerir. Şakra tekniği ile savunmanızı güçlendirir kendi unsurlerinizi korursunuz, bu teknik ile karşı saldırıya geçemezsiniz.


Örneğin; reiki
Reiki tekniği şakraya kıyasla daha donanımlı bir tekniktir. Hem saldırı hem savunma sistemini içinde barındırır. Reiki ile hem savunmanızı destekleyebilir hem hasta bölgeye saldırı gerçekleştirebilirsiniz. Reikinin ama şöyle bir dezavantajı var, reiki sadece belirli frekans aralıklarında çalışır. Bu teknik ile elektromanyetik boyutun geniş sepecturumunu kontrol etmeniz mümkün değil. Bunun sebebide reikinin karate ve judo gibi bir sistem tekniği olmasıdır. Bu tekniği öğrenen ve uygulayanlar baştan itibaren kendilerini belirli frekans aralıklarına programlıyor.

Örneğin; akupunktur
Akupunktur uygulaması elektromanyetik harp teknolojisinin radar sistemleri gibi çalışır. Bu teknik ile hem saldırı hem savunma yapabilirsiniz. Dezavantajlar şu, bir; süreç kontrolünüz dışında gerçekleşiyor. Radarları (iğneleri) kritik bölgelere yerleştirdiğiniz an radarlar neye programlandıysa onu yapıyor, sizin dıştan müdahale etme şansınız yok. İki; akupunktur iğneleri saldırıya geçmek için çevredeki elektromanyetik sinyalleri kullanır, eğer o an seansı doğanın içinde değilde şehrin tam ortasında onca yapay sinyalin arasında (elektro-smog) yapıyorsanız, bedeninize yönlendirdiğiniz akımlarda o akımlar olur. Yani günümüzün elektromanyetik sinyalleri ile kirletilmiş ortamlarında her zaman aynı sonucu alamayabilirsiniz.

Örneğin; biyoenerji
Biyoenerji tekniği bir serbest stil tekniğidir, kendisine sınırlar koymaz ve düşmanın niteliklerine göre sürekli kendisini geliştirir. Bu da ama aynı zamanda dezavantajı olabilir, çünkü sınırları zorladıkça gerçeklerden kopabilirsiniz.

Özet

Teknikler arasında acemiler için en uygun olanı şakra. Teknikler arasında en basit olanı şakra. Dolayısıyla enerji boyutlarına giriş yapmak isteyenler için en uygun teknik şakra. Sağlıklı halinizde hastalıkları önleyici bir teknik arıyorsanız, bunun en için en uygun teknik yine şakra. Yoga ve egzersiz gibi şakra tekniğinide günlük yaşamınız bir parçası haline getirebilirsiniz. Teknikler arasında en karmaşık ve ilim boyutu en yüksek olanı akupunktur. Yüzlerce farklı akupunktur noktasından binlerce farklı tedavi kombinasyonu çıkarabilirsiniz. Çok karmaşık ve derin bir ilim. Bu alanda uzmanlaşmak çok zor. Herkes iğneyi batırabilir ama herkes uzman olamaz. Teknikler arasında başarı oranı en yüksek olanı reiki. Reiki bir sistem tekniği. Her uygulayıcı önden belirlenmiş kılavuza göre hareket ettiği için başarı oranı en yüksek teknik. Akupunkturda bir sistem tekniği ama reikiye kıyasla uzmanlaşmak çok daha zor. Orta şeker reiki uzmanı bulma şansınız orta şeker akupunktur uzmanı bulmanızdan daha kolay olduğu için piyasada reikinin daha yüksek bir başarı oranı var. Uzman bir akupunkturcu bulursanız ama, o bir reiki üstadını her zaman alt edebilir. Teknikler arasında potansiyeli en yüksek olanı biyoenerji. Biyoenerji diğer teknikler gibi bir kılavuza bağlı değil ve kendisine sınırlar koymaz. Bir biyoenerji uzmanı elektromanyetik specturumun tüm boyutlarını evi bilir ve bedeni bir bütün olarak ele alır. Örneğin; akupunktur uzmanı meridyanlara, şakra uzmanı şakra tekerliklerine, reiki uzmanıda kendisine verilen kılavuza bağlı kalır. Biyoenerji uzmanı kendisine böylesine sınırlar koymaz. Gerek gördüğünde akupunktur meridyanlarına müdahale eder gerek gördüğünde şakra tekerliklerine ve bunları yaparken kendisini bir kılavuza bağlı tutmaz. Yapabileceği şeyler hayal gücü kadar geniştir. O yüzden i
yi bir biyoenerji uzmanı diğer uzmanları her zaman alt edebilir, akupunktur uzmanını dahil. Örneğin; birisi doğanın enerjisini kullanıyor (akupunktur) diğeri (biyoenerji) ise insan beynin gücünü. İnsan beynin gücüde sınır tanımaz, herşeyi mümkün kılabilir. Biyoenerji ile yaşadığımız tek sıkıntı; kendisine sınır koymayan, akupunktur ve reikide olduğu gibi bir kılavuza tabi olmayan bir teknikte sizi saptırabilir sakıncalı boyutlara taşıyabilir. Piyasada iyi reiki uzmanları bulabilirsiniz çünkü her biri aynı kılavuza göre hareket ediyor, iyi biyoenerji uzmanlarını bulmak ama çok zor çünkü kimin ne yaptığı belli değil. Bir kılavuza bir standarda bağlı olmadığınız zaman herkes kendi kafasına göre hareket ediyor. Her biri farklı teknikleri farklı alemleri harmanlamış. Piyasada cinleri kullanmayan sapkın uygulamalar içinde olmayan, işin ehli bir biyoenerji uzmanı bulmanız samanlıkta iğne aramak gibi birşey. Umarız bu kısa bilgiler sizi aydınlatmıştır. Elbette bu dört uygulamadan ötesi uygulamalar var, ancak dünyada en yaygın uygulamalar bunlar olduğu ve bunlar diğer tekniklerin temelini (şakra, akupunktur ve biyoenerji) oluşturduğu için bu dört tekniği izah etmekle yetindik. 


                                               
https://www.facebook.com/biyoenerji.net.98
Cep telefonu üzerinden üyelik işlemleri yapılamadığından bir çok okurumuz bize ulaşmakta sıkıntı çekiyor. Bu konuda çok şikayet aldık. Bu sorunu ortadan kaldırma niyetine bir facebook sayfası açtık. Bize ulaşmak isteyen, soruları veya önerileri olan okurlarımız facebook üzerinden bize ulaşabilir. Facebook sayfamızda bilgi paylaşmıyoruz sadece iletişim hattı olarak kullanıyoruz, bilginize. Websayfamızda huzurlu ve aydınlatıcı okumalar dileğiyle kendinize ve sevdiklerinize iyi bakınız... 24.09.2019

biyoenerji- giriş yazısı



biyoenerji hakkında en kapsamlı bilgiler, bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler......

biyoenerjiyi fizik tedavi programımıza dâhil etmeye niyetlendiğimizde hekimliğin ana prensibine aykırı bir harekette bulunacağımızı biliyorduk. Bir hekim fizyolojik alt yapısını anlamadığı bir rahatsızlığı tedavi etmez ve bedendeki fizyolojik etkisinin ne olduğunu bilmediği bir tedavi programını uygulamaz. Hastalarımız “hocam ne yapıyorsunuz” dediklerinde onlara yaptığımız uygulamalar hakkında bilimsel ve mantıklı bir cevap verebilmeliydik, fakat biyoenerji veya benzeri enerji yöntemleri hakkında herhangi bir eğitim almamıştık. Elimizdeki pratik yetenekler tesadüfen ortaya çıkmıştı. Ya herhangi bir bilgimiz olmadan biyoenerjiyi hastalarımızda uygulayacaktık ya da, bunun teorik altyapısını çözünceye kadar sabredecektik. Bir insanda ne kadar yetenek olursa olsun uyguladığı yöntemin özünü, bilimsel altyapısını bilmiyorsa o zaman yaptığı uygulamalar karanlıkta bir taş atmaya benzer. Uygulamalar bazen hedefini tutar ve fayda sağlar bazende tutmaz ve karşınızdakine ciddi zarar verirsiniz. Biz hastalarımıza ve hekimliğimize karşı olan saygımız ve sorumluluğumuzdan dolayı hastalarımızın bize emanet ettikleri kutsal bedenlerini, ya tutarsa riskine maruz bırakmak istemedik ve ilk önce bu uygulamaların bilimsel altyapısını araştırmaya karar verdik. Bu araştırmalarımızın sonuçlarını sizler ile paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Yazılarımızın içeriği tümüyle kendimize ait, dünyada bir ilktir ve hiç bir yerden alıntı bulunmaz.

Biyoenerji nedir?

Canlı varlıkların ürettiği enerjiye biyoenerji denilir. İnsan bedeni ısı üretirmi? Evet üretir. İşte bunu bir makine değilde canlı bir varlık ürettiği için buna biyo- enerji denilir. İnsan bedeni elektrik üretirmi? Evet üretir. İnsan bedeni 75km uzunluğunda bir elektrik kablo ağını içinde barındırır. Örneğin; kalp ve beyin grafileri, sinir ölçümleri bu ağın içindeki elektrik akımlar sayesinde elde edilir. İşte bu elektrik akımı bir makine değilde canlı bir varlık ürettiği için bu üretime biyo-enerji denilir. İnsan bedeni manyetik enerji üretirmi? Evet üretir. MR görüntüleri insan bedenin manyetik akımları sayesinde elde edilir. İşte bu manyetik enerjiyi yapay bir makine değilde yaşayan bir varlık ürettiği için bizler bu akımlara biyo-enerji deriz. Yaşayan her canlı bu enerji türlerini üretir, ürettiği içinde her canlıda biyo-enerji var diyebilirsiniz.


Biyoenerji ile klasik tıp (batı tıbbı) arasındaki fark nedir?


Biyoenerji varlıkların enerji boyutu, batı tıbbı ise madde boyutu ile uğraşır. Bu farkı daha iyi anlamanız için sizlere bir örnek verelim; dizüstü bilgisayarı üreten şirketler bilgisayarların sadece madde boyutu ile ilgilenmez, onlar çalışan bir sistemin ısı üreteceğini ve bu ısınında diğer parçalara zarar vereceğini bilir ve ona göre önlemini alır (örneğin; fanlar). Bilgisayar üreticileri ayrıca elektriğin aktığı yerde manyetik bir alanın oluşacağını bilir ve kullanıcıyı bu akımların zararlarına karşı uyarır. Bir ürünü piyasaya sokan bunun herşeyini dikkate alır örneğin bilgisayar üreticileri veya Allah. Allahta insanı yarattı ve piyasaya sürdü, sizce Allah eksik hesaplarmı? Yarattığı bir makinanın, ısı ve elektromanyetik üretimini dikkate almaz, ona göre önlemler var etmezmi? Elbette dikkate alır ve var eder, örneğin; şakra tekerlekleri veya akupunktur meridyanları. Tıp ile biyoenerji arasındaki fark bu, birisi
sadece parçalarına bakar (hardware), diğeri ise yazılımından (software) donanıma (hardware) kadar herşeyi dikkate alır. Birisi fiziki parçalar üzerinden sorunları onarmaya çalışır diğeri ise yazılımla yani o organlara dokunmadan o hücrelere elektromanyetik bir yükleme yaparak sorunları gidermeye çalışır. Size hangisi daha güvenilir geliyor, bunlardan hangisine sağlığınızı emanet ederdiniz?

Birisi sabit hat üzerinden iletişim sağlar diğeri ise kablosuz 

Batı tıbbı ile biyoenerji arasındaki farkı cep telefonu ile sabit hat arasındaki farkada benzetebilirsiniz. Birisi gözle görünen sabit hatlara inanır yani bütün yatırımını, eğitim ve çalışmalarını gözle gördüğü anatomik yapılar üzerine kurar biyoenerji uzmanları ise çalışmalarını, eğitim ve araştırmalarını gözle görünmeyen iletişim yolları üzerinden yapar. Birisi ben dokunmadığıma ulaşamam der diğeri ise canlılar arasındaki iletişimin yani arızalı bir organ veya hücreye fiziki dokunuşa ihtiyaç duymadan elektromanyetik boyuttada ulaşılabileceğine inanır. Sizce bunların hangisi günümüzün çağına daha çok hitap eder, hangisi günümüzün bilgi ve teknolojisine ayak uydurmaya ve hastalıklara çözüm bulmaya daha yatkın. Birisi at görüşünü takmış, yüz yıl önceye takılı kalmış bildiğinden şaşmayan dinazor bireylerden ve kullanım tarihini yitirmiş yöntemlerden oluşur diğeri ise enerji dolu, modern ve ufku açık gençlerden. Siz bunlardan hangisine sağlığınızı emanet ederdiniz? İnsan bedenin yüzde 50 madde ve yüzde 50 enerjiden oluştuğunu düşünürseniz siz kime sağlığınızı emanet ederdiniz, çıkarları uğruna çözüm yolların yüzde 50' sini görmemezlikten gelenemi, yoksa sizi oluşturan madde ve enerji boyutların tümünü dikkate alanamı? Sizce hangisi şifa bulma yoluna daha yakın, daha yatkın?


Biyoenerji ile hastalıklar tedavi edilebilinirmi?

Biyoenerji olarak adlandırdığımız şey, insanın ürettiği ısı ve elektromanyetik akımlar. Biyoenerji ile hastalıklar tedavi edilebilirmi sorusuna bir cevap bulmak istiyorsanız, ilk önce ısı ve elektromanyetik akımların hücreler üzerindeki etkisini araştırmalısınız. Bu araştırmalarınız içinde en güzel başlangıç noktası fizik tedavi alanında yapılan araştırmalar yazılan makaleler.
Siz fizik tedavi merkezlerin ana tedavi metodları ısı (parafin, hotpack, ultrason, masaj, kaplıca, infrared, diatermi vs) ve elektromanyetik enerji (tens, es, russian, nmes, interferential vs) üzerine kurulu olduğunu biliyormuydunuz? Birisi makinelerin ürettiği enerjiyi kullanır diğer ise insan bedenin. Birisi bu enerji türlerini iskelet sisteminde kullanır diğeri ise organlarda. Birisi doğal enerji kullanır diğeri ise makinelerin ürettiği enerjiyi, sizce bu ikisinden hangisi daha sağlıklı, hangisi mucizevi iyileşmeleri gerçekleştirmeye daha yakın?

Sayın okurlarımız insan bedeni bir bilgisayar gibi ısı üretir ve ısı artışı bir dizüstü bilgisayarını nasıl çökertiyorsa hasta bölgedeki ısı artışıda o bedeni çökertir. Siz o hastaya ne kadar ilaç verirseniz verin siz o ısıyı o bölgeden uzaklaştırmadığınız müddet, biyoenerji uzmanlarıda bunu yapar siz o hastalığı iyileştiremezsiniz. İki; bir bilgisayar nasıl elektromanyetik akım üretiyor ve insan sağlığı için zarar teşkil ediyorsa 75 km uzunluğa sahip bir sinir sistemi ağın ürettiği elektromanyetik akımlar insan bedeni için daha büyük bir zarar teşkil eder. Siz bu elektromanyetik yoğunlukları hasta bölgelerden uzaklaştırmadığınız sürece, biyoenerji uzmanlarıda bunu yapar siz hastanıza ne kadar ilaç verirseniz verin o hastalığı iyileştiremezsiniz. Batı tıbbı bütün bedene yayılmış bir ısı artışını zorunluluktan dolayı dikkate alır ama bölgesel bir ısı artışını almaz ve bölgesel bir ısı artışını nasıl gidereceğinide bilmez. Bütün bedene yayılmış bir ısı artışı o bedeni iflasa sürükleyebiliyorda, bölgesel bir ısı artışı o organı o hücreleri iflasa sürükleyemezmi? Batı tıbbı cep telefonların yaydığı elektromanyetik akımların insan bedenin hücrelerine zararlı olduğunu kabul eder ama bir cep telefonundan daha fazla elektromanyetik akım üreten insan bedenin kendi elektromanyetik akımlarını ve bu akımların hastalık esnasında nasıl yoğunlaştığını ve hastalıkla boğuşan hücreleri nasıl etkilediğini dikkate almaz. Batı tıbbı ne bölgesel ısı artışını dikkate alır ne de hasta bölgelerde biriken elektromanyetik enerjiyi (elektrosmog).
Biyoenerji uzmanları ise ısının ve elektromanyetik birikimlerin hücreler üzerindeki etkisini bilir. Biyoenerji uzmanları hasta bölgelerdeki ısı ve elektromanyetik birikimi o bölgeden uzaklaştırarak hastalığı ile mücadele eden hücrelerin rahat nefes almasını, kendi iç sorunlarına odaklanmasını sağlar yani iyileşme sürecine katkıda bulunur. Biyoenerji uzmanları iyileştirmez, biyoenerji uzmanları iyileşme için ihtiyaç duyulan ortamı sağlar.

Hasta bir milletiz, lütfen en büyük değerimize yani vatandaşımızın sağlığına sahip çıkalım. Bu rakamlar 2010 yılına ait. 2010 yılında durumumuz bu ise gününüzdeki durumu artık siz düşünün.

  • 20 milyon obez

  • 15 milyon tansiyon hastası

  • 15 milyon psikiyatri hastası (bunun 7.5 milyonu suç potansiyeli taşımakta)

  • 8.5 milyon özürlü insan

  • 7 milyondan fazla şeker hastası (bu sayıya her yıl 250 bin kişi eklenmekte)

  • 8 milyon böbrek hastası

  • 3 milyon kalp hastası

  • 1 milyon kronik hepatit c ve 3.5 milyon hepatit b hastası

  • 600-700 bin arası şizofren hastası

  • 1.5 milyon kanser hastası (bu sayıya her yıl 100 bin kişi eklenmekte). Not: bir kaç yıl önce sitemizi kurduğumuzda yıllık yeni kanser vakaların sayısı 100 bin'di, bu rakam bu yıl 159 bin oldu!

Siz geçmişiniz ile yeraltı zenginliğiniz ile veya genç nüfusunuzla ne kadar övünürseniz övünün hasta bir milletin geleceği olmaz. Bu 50 milyon hasta Türk vatandaşın tedavisi ilaçlar ile mümkün değil; bir şeker hastasını, böbrek hastasını, depresyon veya kalp hastasını kullandığı ilaçlar tedavi etmez, aldığınız ilaçlar sadece hastalığınızla bir müddet yaşamanıza müsaade eder. Ne zamana kadar? İlaçlar ve hastalığınız vücudun başka yerlerini tahrip edinceye kadar ve bir gün bir bakarsınız buzdolaplarınız küçük eczanelere ve sizlerde yaşayan ölülere dönüşmüşsünüz. Kendinizi ve sevdiklerinizi bu hale düşürmeyin, hayattan tat almayan bireylere ve buzdolaplarınızın küçük eczanelere dönüşmesine izin vermeyin. Bir ilaç şirketi için en iyi hasta kendisine bir ömür bağımlı olan, bir ömür ilacını satın alan, kendisine ömür boyu abone olan hastadır. Ne hastaların ölümüne izin verilmeli ne de iyileşmesine, en iyi hasta hastalığı ile sürünen ve her gün ilaç alan hastadır!