nühüm                                                                                                                                              
                           

Hz. Mehdi


Son dönemlerdeki gelişmelerden dolayı bizlere hz. Mehdi hakkında çok soru geldi. Ahir zaman döneminde yaşıyoruz ve sınırlarımıza dünyanın orduları yığıldı. Öyle gözükiyorki öyle veya böyle büyük bir savaş kaçınılmaz. Hz. Mehdi gibi bir figür gelip Müslümanlara, Türkiye yardım edecekmi? Hz. Mehdi gibi bir figür İslamda varmı? Konunun fazla derinliğine girmeden, mehdilik hakkında genel bir fikir elde edebileceğiniz kadar sizlere bir kaç bilgi aktarmak istiyoruz. Değerli okurlarımız, toplumumuz değer ve inançlarından koparılıp farklı inançlara sürüklenmek istendiği an biz buna duyarsız kalamıyoruz ve sizi aydınlatma niyetiyle bir yazı kaleme alıyoruz. Bir konuyu kaleme aldığımızda da ilkleri açıklıyor, daha önce hiç kimsenin bakmadığı bir pencereden sizlere olayları aktarıyoruz. Bu konuda maalesef el atmamız gereken boyuta taşındı. Maalesef bir gurup ilahiyatçı "prof" mehdilik inancını çürütmek için çok çaba gösteriyor. Biz buna kayıtsız kalamazdık. Onlara cevap vermeleri gerekenler maalesef ya ortalıkta yok ya da yanlış tezler üzerine argüman kuruyor. Durum böyle olunca biz devreye girmek zorunda kalıyoruz. Sizlere hayrlı ve aydınlatıcı okumalar dilerim.

Hz. Mehdi varmı?

Evet var!

Şahısmı toplulukmu ya da mecazı bir anlammı taşıyor?

Bir şahıs.

Yaşıyormu şuan
?
Evet.

Allah neden bir kurtarıcı göndersin, bir kurtarıcı beklemek bizleri yobazlaştırmıyormu? İslamın bu duruma düşmesi, bu tarz kurtarcılar beklemesi değilmi?

Bu tarz mantık sakat bir mantık. Aklınız ile değil duygularınızla hareket ettiğinizi gösteriyor. Duyguları ile hareket eden insanlarda ön yargılı olur, görüşlerinde akıl yer almadığı için ortaya attıkları her tez kendi içinde çelişki dolu olur. Ortaya attığınız bu düşüncede kendi içinde çelişkiler ile dolu. Örneğin; Allah onbinlerce peygamber gönderdi; o kavimler bir peygamber beklemekten dolayımı sürekli bozuldu? Sizin mehdilik üzerinde yürüttüğünüz mantığa göre öyle! Yürüttüğünüz mantığa göre; insanlık kendi haline bırakılsa, gökten müdahale olmasa daha rahat ve huzurlu olacak. Gerçektende böylemi düşünüyorsunuz? Mantığınıza göre zulmeden firavun suçlu değil, ellerini göğe açıp gökten yardım bekleyen israiloğulları suçlu. Sizin bu kalpsizliğinizi biz tarihte çok gördük, siz bugün değilde o günler yaşamış olsaydınız, aynı sözleri söylerdiniz; "Allah bir kurtarıcı gönderecek değil, sadece biz varız başka birşey yok", derdiniz, kurtarıcı bekleyenleride "cahil, eskilerin masalları, aklını yitirmiş" ilan ederdiniz. Gelin bir de olaya bilimsel açıdan bakalım, eğer bir kurtarıcı beklemek eşittir yobazlık ise o zaman her kurtarıcı bekleyen istisnasıs yobaz olması gerek. Durum böylemi? Hayır, hiçte öyle değil. Durumu incelediğimiz zaman kurtarıcı beklemek ile yobazlık arasında hiçbir bilimsel bağ göremiyoruz. Örneğin; siz mehdilik inancı ile 1200 yıl boyunca arap yarım adası, ortadoğu, asya, balkanlar, avrasya, afrika, her yeri fethettiniz. Mehdilik inancı eğer yobazlığa itmiş olsaydı, siz tarih boyunca hep yobaz kalırdınız. Mehdilik inancı 1200 yıl boyunca gelişiminize engel olmadıda son 2-3 yüz yıl içindemi oldu? Matematikten fiziğe, kimyadan astroloji'ye, tıptan sosyoloji'ye kadar sizin bilim merkezleri dünyanın merkeziydi. Batı karanlık çağda yaşarken dünya'yı ilimle aydınlatan, ilimi muhafaza eden ve geliştiren sizdiniz. Mehdilik inancı 1200 yıl boyunca ilme önderlik etmenize engel olmadıda son 3 yüz yıl içindemi oldu? Varsayalımki mehdilik inancı toplumu yobazlaştırdı, siz son yüz yıl laiklik anlayışı ile yönetiliyorsunuz neden teknoloji geliştirmediniz, ülkenize aydınlık ve refah getirmediniz? Bir yüz yıl bunları getirmek için yeterli bir zaman değilmiydi? Ekonominizi yöneten tüsiad ve üniversitelerinizi yöneten "aydınlar" mehdiye inanmaz. Madem toplumu geri bırakan mehdilik anlayışı; bunlar neden ülkenize o teknolojiyi getirmedi? Varsayalımki mehdilik anlayışı toplumu yobazlaştırıyor ve cahil bırakıyor, neden yahudiler ve hristiyanlar yobaz değil arkadaşlar? Sizin yürüttüğünüz mantığa göre onlarda yobaz olması gerek çünkü onlarda bir kurtarıcı bekliyor? Hani kurtarıcı beklemek eşittir yobazlıktı? Neden teknoloji ve gelişim onlarda var bizde yok, arkadaşlar. Demek yobaz kalmak inançla ilgili bir durum değilmiş, demek bir topluluğu yobazlığa iten sebepler başkaymış. Bilim adamı iseniz ortaya attığınız tezlerin açık vermediğine dikkat edin. Bu teziniz her yerden açık veriyor, neresinden tutsak elimizde kalıyor. Siz son 3 yüz yıl içinde cahil kaldıysanız bunun sebebi mehdilik inancınızdan dolayı değil, birilerin üzerinize oyun oynamasından ötürü. Örneğin; amerika son yüz yıl içinde dört ülkenin kontrolünü savaş sonrası ele geçirdi. Almanya, Japonya, Güney Kore ve Türkiye. Bu ülkeler arasında sadece ve sadece türkiyenin gelişimde geride kalması sizde hiç şüphe uyandırmıyormu? Dört ülke üzerinde hakimiyeti ele geçiriyorlar, üç ülkede müthiş altyapı yatırımları bizde ise tam aksi bir yol izleniyor; uçak yapım atolyelerimiz kapatılıyor, araba üretimimiz durduruluyor, silah fabrikalarımız lağvediliyor ve yapmak isteyenler ile dalga geçiliyor. Teziniz çok açık veriyor, bize sorarsanız başka bir tez üzerinde kafa yorun ve tarihinizi iyi araştırın ve en önemlisi kendinizi ön yargılardan arındırın. Nedenmi bir elçi inecek; Allah yeryüzüne müdahale etmek istemez, isterki insanlar kendi kendine idare etsin. İsterki siz Müslümanlar batılı kendi eliniz kendi imkanlarınız ile yenin. Siz bunu yapabilediğiniz müddet Allah müdahale etmez, ama demek bu haliniz ile yenileceksinizki Allah merhameti gereği size yardım ediyor. Allah kimseye kaldıramayacağı bir sorumluluğu yüklemez, demek ahir zamanda yüzleşeceğiniz sorunları kaldıramayacaksınızki Allah yardımını size indirecek. ben siz olsam, burun kıvırtmaz Allahın bu teklifini kabul ederdim.

ilahiyatçılar ama söylediklerinize inanmıyor

insan sorumluluklarından kaçabilir ama Allah kaçmaz. ülkenizde diziler, evlilik programları ile ahlaki değerleriniz bozuluyor, fetö gibi örgütler dini duygularınızı sömürüyor, siz ilahiyat fakültelerin hiç kaldırın şu dizileri kaldırın şu programları veya fetö dinimizi bozuyor yürüyüşlerini yaptığını gördünüzmü? ülkenizde herkes dininize bir operasyon çekiyor, siz ilahiyet fakültelerin herhangi birisine karşı bir eylem bir söylem geliştirdiğini gördünüzmü? ülkenin manevi değerlerini muhafaza etmek, güçlendirmekle sorumlu bir kurum sorumluluklarından kaçabilir ama Allah kaçmaz. Allahu Teala yeryüzünü yarattı, insanı yarattı ve bu ikisine karşı bir sorumluluğu var. birinci hatanız bu, siz olaylara kendi bakış açınızdan değerlendiriyorsunuz. neden bunu yapıyorsunuz? mehdi sizin elçiniz değil, hz mehdi Allahın elçisi. mehdiyi siz hazırlamadınız siz yaratmadınız, o yüzden siz ahkam kesilmeyin. onu hazırlayan ve yaratan neden böyle birşeyi gerekli gördü, neden böyle birisini ahir zamanda indirecek siz olaylara Allahın bakış açısından bakın. Allahın merhamet duygusu Allahın insanlığa ve yeryüzüne karşı olan sorumluluğu boyutundan değerlendirin bu konuyu. masonik yapılanmalar sizi esaret altına aldı. o tek göz sembolü var ya, işte o sembole bağlı masonik örgütler bir 20 yılda İslamı ve doğal olan herşeyi yok edecek. insanlığı ver yeryüzünü bu şeytani yapılanmadan kendi başınıza nasıl kurtarmayı düşünüyorsunuz? bu şeytani yapının %1'ini teşkil eden fetö ile mücadele etmekten bile acizsiniz, bu yapının tümüne karşı kendi başınıza nasıl mücadele etmeyi düşünüyorsunuz? tamam, mehdi adında bir figür yok ve varsayalımki siz haklısınız. bir 20-50 yıl sonra yediğiniz tohumlardan bedenlerinizdeki organlara kadar herşey yapay olacak. aile düzeni ve ahlak diye birşey kalmayacak. İslam özünden tamamen kopartılmış olacak. insanlığı ve islamı siz kendi başınıza nasıl kurtarmayı düşünüyorsunuz? arkadaşlar, mehdiyi yok saymanız yeryüzü ve insanlığın varlığını tehdit eden sorunlarını yok etmiyorki. onun varlığını inkar etmeniz insanlığın ve yeryüyüzünün yüzleştiği sorunlara karşı üç maymunu oynamanız gerektirmiyor. körmüsünüz; bu masonik teşkilatlar İslam ülkelerini paramparça ettiler, batılı ülkelerde ahlak, inanç ve aile düzeni diye birşey bırakmadılar, sizin sınırlarınıza dünyanın ordularını yığdılar. siz gitti gideceksiniz. ey gezizekalı "proflar" kim sizi ve insanlığı bu yok oluştan kurtaracak? sizin ilahiyatçılarmı, erdoğanmı, nutuklar ile ortalıkta dolaşanlarmı ya da benim sorunum değil batsın bu dünyamı diyorsunuz? özet; peygamberlik ve mehdilik gibi olayları kendi bakış açınızdan değerlendirmeyin, yaratıcının bakış açısından değerlendirin. yeryüzüne yayılan o masonik yapılanmalara o kötülüğe birisi dur demesi gerek. sizden, sizin ilahiyatçılardan bir hayr gelmediğine göre, insanlık kendi kaderine bırakılamayacağına ve Allahta sorumluluğundan kaçmayacağına göre demek sonunda Allah bizzat kendisi yeryüzüne müdahale etmek zorunda kalacak. tabi insan sorumluluğunu yerine getirmez ve Allahı müdahale etmeye zorunlu bırakırsa bu süreç kimse için hayrlı geçmeyecek, sizin ilahiyatçılar dahil.

en son peygamber gönderildi, neden bir elçi daha gelsin

çok yanlış zeminde tartışma yürütüyorsunuz, bir çok şeyi bilerek veya bilmeyerek birbiri ile karıştırıyorsunuz, karıştırdığınız içinde kendinizde ve insanlarda kafa karışıklığına sebep oluyorsunuz. siz mehdinin siz Müslümanlara indirileceğini, İslami içerikli mesajlar ile geleceğini sanıyorsunuz. yanlış! hz mehdi dini mesajlar taşımıyacak. hz mehdi yeryüzüne yayılan ve insanlığa musallat olan, yer yüzündeki fitne fesat ve zulümlerin ana kaynağı olan masonik yapılanmaları yeryüzünden silmek için gelecek. İslam tarihinde bunun örnekleri var arkadaşlar; bırakın peygamberlerin olmadığı dönemi, peygamberlerin yeryüzünde dolaştığı bir dönemde bile, Allah farklı bir diyara farklı bir elçiyi farklı bir misyon ile gönderiyordu. örneğin zülkarnayn as örneğin hızır as. bihassa zülkarnayn as' ın hayatını iyi araştırın. zülkarnayn as anlarsanız hz mehdi olayını çözersiniz. en basiti, zülkarneyn as ordusu ile yeryüzüne yayıldığında görevi dini içerikli değildi. onun misyonu Allahın adaletini yeryüzüne yaymak, bozgunculuk yapanlarıda cezalandırmaktı. mehdilik hakkında düştüğünüz birinci hata mehdiliği Allahın yani yaratıcının kullara karşı sorumluluğu bakış açısından değilde kendi bakış açınızdan değerlendirmeniz. düştüğünüz ikinci hatada, siz mehdinin bir peygamber gibi dini motifler ile geleceğini düşünüyorsunuz, Allahın dini motif içermeyen bir elçiyi geçmişte göndrrmedine rağmen, böyle bir ihtimali gözönünde bulundurmuyorsunuz.

peygamberimizde batılı yok etmek, Allahın adaletini tesis etmek için gelmedimi?
çok basit ve ilkel bir mantık ile hareket ediyorsunuz. birincisi peygamberler ve elçiler kavramını karıştırıyorsunuz, ikincisi peygamberlerin indirdiği mesajların bir yörenin dışına çıkamadığı gerçeğini unutuyorsunuz. peygamberimiz sav ile hz mehdi arasındaki farkı size anlayaçağınız iki örnek ile izah edelim. bir; ülkeler bir yasama, bir yürütme ve bir de yargı organına sahip.
peygamberimiz sav ülkelerin yasama yürütme ve yargı makamı gibiydi. kendisi bu üç yetki ile donatılmıştı. hz mehdi'de ise yasama yetkisi bulunmayacak. peygamberimiz ile hz mehdi arasındaki birinci fark bu. peygamberimiz sav ülkelerin katılımcı meclis vazifesini gördü ve anayasa kitabımızı bize oluşturdu. peygamberimiz sav Allahın verdiği yetki ile eski hükümleri yürürlükten kaldırdı ve Allahın yeni yasalarını yeryüzüne tebliğ etti. bu anayasa kitabına Kur'an-ı Kerim diyoruz. peygamberimiz sav ülkelerin yasama organı, sonrası yürütme ve yargı organı vazifesini gördü. hz mehdi ise yasama görevini yapmayacak sadece yürütme ve yargı organı konumunda gelecek. günümüzde yasalar belli ama uygulayan yok, hz mehdi bu sıkıntıyı ortadan kaldırmak için inecek. iki; günümüzde bm adı altında bütün dünya'yı kapsayan bir kurum var, bir de ülkeler var. peygamberleri ülkeler gibi düşünün hz mehdi gibi figürler ise bm gibi yeryüzün tamamını kapsayan kurumlar gibidir. yani belirli çoğrafi bölgelere indirilen peygamberler ile yeryüzün tamamını kapsayan elçileri birbiri ile karıştırıyorsunuz. peygamberlerin hükümleri ve yetkileri belirli çoğrağfi alanların dışına çıkamamış. hz mehdi gibi bir figüre ise yeryüzünün tamamını kapsayacak bir iktidar alanı verilmiş.

sadece İslam dünyasına değil, bütün dünyaya hitap edecek o zaman
aynen. bir elçiden bahsedildiğinde siz Müslümanlar üzerinize alınıyor, Allahın tek sorumlu olduğu kitle siz olduğunu sanıyorsunuz. yapmayın bunu. bu dünya sizden ibaret değil. peygamberimiz İslam dinini yaymak için indi ve günümüzde 1.5 milyar insanda bundan az veya çok nasibini alıyor. geri kalan 6 milyar insanı ne yapalım. kıyamet yaklaşıyor arkadaşlar, yansınlar cehennemdemi diyelim. sizin ilahiyatçılara göre öyle denmesi gerek. hak ve hukuksuzluk onların ülkelerinede yayıldı. kendi halimize bakıp onları görmemezliktenmi gelelim? sizin ilahiyatçılara göre görmemezlikten gelelim. öyle gözükiyorki siz ve ilahiyatçılarınız Allahı ve Allahın yeryüzü ve insanlık üzerindeki tasarrufunu tam anlamış değil.

yani Allahın tüm insanlığa karşı sorumluluğu var, öylemi
evet, hemde çok farklı boyutlardan sorumluluğu var. bu boyutlardan biriside kıyamet. "uyarıcılar göndermediğimiz hiçbir ülkeyi helak etmedik..." (Şuara Süresi, 208). "Biz bir elçi göndermeden hiç kimseyi cezalandırmayız.." (İsra Süresi, 15).
ahir zamanda neden bir elçi gelmek zorunda bunun nedenlerinden birisinide bize bu Ayetler açıklıyor. kıyamet bir helak olma değilmi? evet öyle. nasıl daha önce helak olunan kavimler arasından iyiler çekilip alındı ve helak geri kalana indiyse, kıyamet günüde iyilerin ruhları alınıp o yok oluşu geri kalan tanıklık edecek. Allahta derki "ben herhangi bir topluluğu o yok oluşla yüzleştirmeden onları uyarırım". bu Ayet açık ve net ortadayken neden kıyamet öncesi insanlığın son defa elçiler tarafından uyarılması sizin garibinize gidiyor? sizleri cehennemin azabından uzak tutabilmek için Allah onbinlerce, bazılarına göre hatta yüzbinlerce peygamber gönderdi, ahir zaman önceside bir kaç tane gönderiyor olması neden sizin tuhafınıza gidiyor? bir değil, iki değil yüzbinlerce elçisini insanlığa gönderecek kadar merhameti bol olan bir Allah, bir iki tane de ahir zamanda gönderemezmi? sizin insafınıza göre gönderemez. insanlık sizin ilahiyatçıların merhametine kalmış olsaydı onlar iki bin yılda bir peygamber gönderir, dört peygamber ile insanlık tarihini kapatırdı. bu dört peygamberide kendilerine indirir, geri kalan halklara ne olursa olsun, bizim sorunumuz değil derlerdi!!!

bir peygamberin döneminde başka bir elçinin varlığına inanmak ne kadar doğru
çok yüzeysel ve basit düşünüyorsunuz. son peygamber olayına kendinizi o kadar kaptırdınızki Allahın indirdiği her elçiye bir peygamber sıfatı yapıştırıyor, bir elçinin bir peygamberden farklı olabileceği farklı niyet ve görev doğrultusunda indirilebileceğini akıl edemiyorsunuz. bir üst paragrafta size Ayetler sıraladık, o Ayetlerde biz kavimleri helak etmeden önce onlara peygamber indiririz demiyor, o Ayetlerde biz "elçi" indiririz diyor. her peygamber bir elçidir ama her elçi bir peygamber olmak zorunda değildir. hz mehdi hakkında yürüttüğünüz o kısır tartışmaları çok yanlış zemin üzerinde yürütüyorsunuz. siz hz mehdinin Müslümanlar için ineceğini sanıyorsunuz. yanlış, hz mehdi insanlığa inecek. siz hz mehdinin bir peygamber gibi dini mesajlar ile geleceğini sanıyorsunuz. yanlış, hz mehdi dini motif ve vasıflar ile gelmeyecek, o yeryüzüne Allahın adaletini tesis etmek ve batılı yok etmek için gelecek. bunun geçmişteki en güzel örneğide zülkarneyn as, hatta ve hatta hz hızır
. musa as Allahın dinini tebliğ etmekle meşgulken farklı bir diyarda farklı bir elçi (hz hzır) Allahın farklı bir görevini yerini getirmekle meşguldu. musa as gibi büyük bir peygamber yeryüzüne indirilmişken farklı bir misyon için farklı bir elçi yeryüzüne indirilebiliyorsa, bin beş yüz yıldır bir peygamberin ayak basmadığı bir yeryüzüne bir elçinin indirilmesi neden garibinize gidiyor? ilahi gelenekte bu var, İslam tarihinde bunun örnekleri var, neden ahir zamanda bir elçinin yeryüzüne inecek olması sizi rahatsız ediyor? üçüncü hatanız, siz her elçiye dini bir misyon yükleyip peygamber konumuna oturtuyorsunuz. bir elçinin bir peygamber olmak zorunda olmadığı, dini mesajlar taşımak zorunda olmadığını göremiyorsunuz. örneğin zülkarnayn as. zülkarneyn as yeryüzüne Allahın adaletini yayarken, o insanların inancına ve imanına bakmaksızın herkese yardım etti. o, Allahın dinini tebliğ etme vazifesini taşımadı, sadece kötülüğü yok etmekle ömrünü geçirdi.
İslam tarihi bize gösteriyorki bir peygamberin döneminde gerek duyulduğunda farklı bir misyon için farklı bir elçi indiriliyor. Allahu Teala peygamberimiz ile peygamberliğin son bulduğunu söyler, yeryüzüne indirilecek eçilerin değil. eğer peygamberimizden sonra yeryüzüne bir elçi indirilmeyeceğini iddia ederseniz o zaman hz hızır'ın varlığınıda inkar etmelisiniz. peygamberimizden sonra yeryüzüne bir daha bir Allah elçisi ayak basmayacağını iddia ettiğiniz an hz hızır'ında bir daha yeryüzüne ayak basmayacağını iddia etmiş oluyorsunuz veya herhangi bir meleğin bir görev için yeryüzüne indirilişini. elçi ve peygamber gibi kavramları karıştırdığınızda üretilen mantıklar bakın sizleri nerelere götürüyor.

kendinize şu soruyu sorun; eğer Allah katında usul bu şekilde ise,
yani bir peygamberin canlı olarak yeryüzünde dolaştığı bir dönemde farklı bir yörede farklı bir elçi farklı niyet ve vazife doğrultusunda yeryüzüne inebiliyorsa (hz hızır, zülkarneyn as), neden 1500 yıldır bir peygamber ve bir elçiden mahrum kalan insanlığa inmesin? her asıra on binlerce peygamber ve elçi gönderen Allah neden tarihte hiç görülmemiş kadar kötülüğün yeryüzüne hakim olduğu bir dönemde de bir kaç tane göndermesin? insanlığı cehennemin azabından uzak kılmak için yüzbinlerce elçi gönderen Allah, neden kıyamet öncesi yani yeryüzü tarihin en büyük helakı öncesi bir iki elçi daha göndermesin?

bu konular neden Kur’an-ı Kerimde anılmaz

bunun iki nedeni var. bir; hz mehdi siz Müslümanlar için bir imtihan vesilesi değil. ona inansanız inanmasanızda imanınızdan birşey eksilmez. sizin hayatınızda ve imanınızda birşey değiştirmeyeceği için onun Kur'an-ı Kerimde açık bir dil ile anılmaması gayet normal. tabi Allah dileseydi onu açık bir dil ile kutsal Kitabımızda anabilirdi ama bunu yapmadı. gelelim buradan neden açık bir dil ile anılmadığının ikinci nedenine; Kur’an-ı Kerim ve İslam dini peygamberimiz sav'ın dili, ahlakı ve yaşantısı ile anlatılmak üzere kurgulanmış bir din. bir gemide de sadece bir kaptan olur. eğer kutsal kitabımızda peygamberimiz dışında birisi daha anılsaydı, peygamberimiz görevini yerine getiremedi algısı oluşurdu. müslümanların bir kısmı bir kaptanın peşine takılır diğerleri diğerin ve Müslümanlar arasında fitne, ayrımcılık oluşurdu. dinimizde peygamberimizin önemi ve saygınlığı zedelenirdi. sizlere basit bir örnek verelim; bir hekim bir ilaç yazdığında hekim ilk önce o ilacın faydası ne zararı ne bunun etüdünü yapar, faydası daha çok olacaksa o ilacı yazar. demek hz mehdi’yi kutsal kitabımızda anmanın faydasından daha çok zararı olacakki Allahu Teala onu açık bir dil ile anmaya ihtiyaç duymamış.

hz mehdinin gizemi bundan dolayımı

evet. peygamberimiz sav'ın saygınlığı ve konumu korunması gerek. ne kadar az hz mehdi hakkında bilgiye sahip olursanız ona o kadar az muhabbet beslersiniz. ne kadar az muhabbet beslerseniz peygamberimizin konumu o kadar korunur. siz insanlar cahil bir topluluksunuz. bazılarınız peygamberimize göstermediği hürmeti tarikat liderine gösteriyor, hz aliye gösteriyor. örneğin; hz mehdi yeryüzünde yaşasaydı siz milliyetçilik yapar peygamberimize göstermediğiniz hürmeti ona gösterirdiniz veya peygamberimizin kabrinden daha çok onun kabrini ziyaret ederdiniz.


Kur'an-ı Kerimde bu anılmıyorsa o zaman öyle bir şahsiyetin varlığını nereden biliyoruz

hz mehdinin var olup olmadığını neden sadece Kur’an-ı Kerim üzerinden tartışıyorsunuz? neden Müslümanlara indirilen diğer kutsal kitapları (tevrat, incil ve zebur’u) bu konuda dikkate almıyorsunuz?

o kitapların hükmü kalktı hocam

bu tam doğru değil. o kitapların indirdiği yasalar kalktı. o ilahi kitapların geçmiş ve gelecek hakkında verdiği bilgiler değil!!

ama o kitapları inceleyemeyiz çünkü kitaplar değiştirildi

Müslümanlara indirilen diğer kitapları inceleme şansınız yoksa neden bu konu hakkında kesin hüküm veriyorsunuz? madem Müslümanlara indirilen dört kitaptan sadece birisinin bilgisi sizde mevcut. neden dörtte bir bilgi, o kısıtlı bilgi ile bir tv programdan diğerine çıkıyor ve hz mehdinin İslam dininde olmadığını iddia ediyorsunuz? “Kur’an-ı Kerimde anılmıyor ama belki bir önce indirilen Kitaplarda anılıyor olabilir, Allahu Alem, Allah daha iyi bilir” demeniz daha doğru bir yaklaşım olmazmı? nerenizi düzeltsek bizde şaşırdık. yanılgılar dolusunuz; hz mehdinin siz Müslümanlar için geleceğine ve onun dini misyon içerdiğini düşünüyor onu bir peygamber konumuna oturtuyorsunuz. yanlış, o bir peygamber değil ve o İslam ve din için gelmeyecek o hz zülkarneyn gibi insanlık için gelecek. iki; ecüc mecücleri Allahın bir elçisi (zülkarneyn as) hapsetti. onlar açığa çıktığında da bir elçinin yeryüzünde var olması neden size uçuk geliyor. Allah zamanında bir elçi indirerek kıçınızı kurtarmış, şimdi neyinize güveniyorsunuz? üç; siz İslamın peygamberimiz ile başladığını sanıyorsunuz. yanlış, İslam hz adem ile başlar. ilk Müslüman adem as’dır. nasıl ulusalcılar tarihlerin başlangıcı olarak tc devletini görüyorsa sizde İslam dinin başlangıcını peygamberimiz sav ile görüyorsunuz. gördüğünüz içinde Kur’an- Kerimde anılmayan birşeye inanmıyorsunuz. bir Müslümansınız, tarihiniz hz ademe dayanır ama “ben peygamberimiz sav öncesini kabul etmem diyorsunuz”. gerçektende çok cahilsiniz.

eski kitaplarda hz mehdi geçiyormu

evet.

nereden biliyoruz
eski kitaplarda israiloğulların uyarıldığını biz Kur'an-ı Kerimden biliyoruz; "Biz İsrailoğulları'na Tevrat'ta şu hükmü verdik: «Muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksiniz.»'Bu ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir.''Bunun ardından sizi onlara galip getireceğiz; mallar ve oğullarla size yardım edecek ve sizin sayınızı artıracağız.'Eğer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz yine kendinizedir. Artık diğer fesadınızın zamanı gelince, yüzlerinizi üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları ve ilk kez girdikleri gibi yine Beyt- i Makdis'e girmeleri, ele geçirdikleri yerleri mahvetmeleri için onları tekrar göndereceğiz" (İsra Süresi, 4-7).

neden eskilerde geçiyor

eski kitaplar daha çok israiloğullarına indirilmiş, daha çok onlara hitap eder. ahir zamanda da yeryüzüne hakim olacak yeryüzüne fitne ve fesatı yayacak olanlar israiloğulları olacağı için, hz mehdi gibi cezalandırıcılar ile uyarılmak onların Kitaplarında geçer. hz mehdi neden eski kitaplarda anılıyor çünkü eski kitaplar israiloğullarına hitap ediyordu. neden eski kitaplarda anılıyor çünkü ahir zamanda gelecek olan kişi kimi hesaba çekecekse, hesaba çekilecek kişilere indirilen kitaplarda bu yer alması, onlar uyarılması gerekiyordu!

biz Müslümanlar, hz mehdi tarafından hesaba çekilmeyeceğiz o zaman?
fetö ve şiiler gibi masonik teşkilatlar ile işbirliği yapmıyorsanız, onların bir parçası değilseniz korkmanız gereken birşey yok. sıradan bir Müslüman için hz mehdi bir imtihan vesilesi değil. Kuran-ı Kerimde anılmamasının sebeplerinden biriside bu. siz Müslümanlar ne ile imtihan edilecekseniz Kur'an-ı Kerim onu içerir. eğer birşey Kur'an-ı Kerimde yoksa demek o sizin için bir imtihan vesilesi değil.

ona inanmasakta olur yani
elbette olur. o imanınızı ölçmek için gelmeyecek. o kötülüğü yargılamak için gelecek. o insanları inançlarından dolayı yargılamayacak. onun huzuruna çıktığınızda o Müslüman hristiyan ataistmisiniz, ona inanıyor inanmıyormusunuz o bunlara bakmayacak. o yeryüzüne fitne ve fesat yayanları Allahın dinlerini bozanları, yeryüzüne haramları yayanları yeryüzünde zulüm yapanları o bunları hesaba çekmekle görevli olacak. "Sonunda güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir suda batıyor gördü. Orada bir millete rastladı. 'Zülkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin' dedik." "O da demişti ki: «Kim haksızlık ederse muhakkak ona azab edeceğiz; Sonra Rabbine geri döndürülecek, O da onu görülmemiş bir azabla cezalandırır" (Kehf Süresi, 86.87). hz mehdi'de zülkarneyn as gibi kişilerin imanına bakmaksızın sadece haksızlık edenleri hesaba çekecek. hz mehdiye inanıp inanmamanız imanınızdan birşeyi eksiltmiyecek. siz Kur'an-ı Kerimde olanlardan hesaba çekileceksiniz. Kur'an-ı Kerimde olmayan birşey sizin için bir imtihan vesilesi değil.

Kur'an-ı Kerimde olmadığı kesinmi?
bunu Allah bilir, bizim bildiğimiz tek şey Allahın kulları ile kelime oyunları oynamadığı. hz mehdinin varlığını Allahu Teala, ayetlerinin birinin içine yerleştirdiysede bu bizim için bir imtihan vesilesi değil. Allahu Teala kulları ile kelime oyunları oynamaz, eğer birşeyi bilmeniz gerekiyorsa eğer birşey imanınızı sıkıntıya sokacaksa Allahu Teala bunu satır aralarına gizlemez, imalı kelimeler ile bunu açıklamaya çalışmaz.
siz ne ile imtihan edilecekseniz Allah onu net, açık söyler. örneğin; zina işlemeyin, kumar oyanamayın, içki içmeyin, anne/ babaya iyi davranın, yetim ve yoksulların haklarına riayet edin, namazı kılın. birşey satır aralarında, kelimelerin derin anlamları içinde saklıysa yani eğer Allahu Teala birşeyi indirdiği Ayetlerde açık bir dille size aktarmıyorsa, o zaman bilinki onu bilsenizde bilmesenizde imanınız sıkıntıya girmez.

ama bize hep inanmamız gerektiği söylendi
bunu söyleyenler ya cahil ya da sizi kendi amelleri için kullanmak isteyen art niyetli insanlar. 

herkes mehdilik iddiasında bulunuyor, bu konuda tavsiyeniz varmı hocam
hz mehdi ortaya çıktığında vazifesini halletmek için insanlığın yardımına muhtaç duymayacak. zülkarneyn as gibi Allah ona ihtiyaç duyduğu orduyu ve imkanları verip yeryüzüne gönderecek. eğer birisi
himmet toplama gibi bireylerin yardımı ve fedakarlığı ile dünyaya hakim olmak istiyorsa (fetö) veya bir cemaatin hizmetine ihtiyaç duyuyorsa (nurcular, süleymancılar) bilinki o hz mehdi değil. öyle olduğunu iddia edenlerde bilinki birer sahtekar. iki; hz mehdi peygamber vari güçler ile donatılacak. eğer birisi karşınıza çıkar ve ben mehdiyim derse, ondan peygamber vari bir mucize size göstermesini bekleyin ve bunun şanına yakışır birşey olmasını söyleyin. insan ve cinlerin yapamayacağı birşey kendisinden bekleyin (örneğin; ölüyü diriltmek). gerçektende hz mehdi çok farklı bir karakter, Allahu Tealanın daha önce hiçbir kuluna vermediği bir güç ve kudreti ona verecek. her yüz yıl bir şahısa o vasfı yapıştırarak hz mehdinin makam ve sıfatını sıralaştırmayın. hz mehdi nin ölçüsü said nursi ya da abdül kadir geylani değil, onun kalibresi süleyman as, zülkernayn as, yusuf as, isa as. ahir zaman dönemindeyiz, doğaüstü olayların vukuu bulacağı dönemdeyiz, o yüzden mehdi ve gerçekleşecek diğer olaylar hakkında beklentilerinizi sıradanlaştırmayın, beklentinizi çok yüksek tutun. önüne gelen soytarıya, şarlatana kanmayın.

özet
İslam ve müslümanlar dar’a girdiğinde bir peygamber indirilir, insanlık ve yeryüzü dar’a düştüğünde ise zülkarneyn ve mehdi as gibi tüm dünyayı fethedecek elçiler gönderilir. peygamberler hep belirli yörelere kısıtlı kalmış, o yüzden peygamberler ile dünyaları fetheden elçileri birbiri ile karıştırmayın. siz mehdinin İslam ve Müslümanlıkla alakalı olduğunu sanıyorsunuz, birinci hatanız bu. iki; siz Allahın yeryüzüne indirdiği tek kitap Kur'an-ı Kerim olduğunu düşünüyor, eskilerini yok sayıyorsunuz. eski Kitaplarda bu bilgilere yer verilmiş olma ihtimalini göz önünde bulundurmadan Kur'an-ı Kerimde bu bilgi yoksa, demek İslamda böyle birşey yok diyorsunuz. İslamın diğer üç kitabını yok sayıyorsunuz. üçüncü hatanız; Allahın yardımı olmadan ben yeryüzünü düzeltirim düşüncesi içindesiniz. kendi kıçınızı temizlemekten aciz olduğunuz halde, Allahın yardımına muhtaç değlim egosu ile ortalıkta dolaşıyorsunuz. Allah size yardımını indirmezse
 son bir kaç bin yıldır yeryüzüne kök salan ve herşeyi kontrol eden, bir 50 yıl sonra kökünüzü kurutacak olan masonik yapılanmaları nasıl yok etmeyi düşünüyorsunuz? dördüncü hatanız; Allahın insanoğluna olan merhametini küçümsüyorsunuz. kıyamet gibi büyük bir helak öncesi insanoğluna son bir uyarı yapılması size uçuk geliyor. neden? "1500 yıl önce birisi geldi ya, bu insanoğluna yeter" diyor, kendi merhametinizi kendi prensiplerinizi Allahın merhamet ve prensipleri ile eş tutuyorsunuz. siz hoşlanmasınızda Allah sadece bir tane değil iki tane uyarıcı (mehdi ve isa) gönderecek. beşinci hatanız; bencilsiniz, kendinizden başka kimseyi düşünmüyorsunuz. Allahında sizin gibi bencil olduğunu sanıyorsunuz. kendi imanınızı kurtardınız geri kalan 6 milyar insana ne olursan olsun, benim sorunum değil diyorsunuz. altıncı hatanız; Allahın yeryüzüne kayıtsız kaldığı yeryüzüne müdahale etmediği inancınız. siz gerçektende yeryüzünde istediğiniz gibi yaşayacağınızı istediğiniz pisliği (genetik değiştirme, dinler ile oynama, ahlaki değerleri çürütme, fitne) yapacağınızı sanıyor ve Allahın buna müdahale etmeyeceğini düşünüyorsunuz. mülkünü korumayacağını mülküne yapılan tecavüzlere öylesine kayıtsız kalacağını sanıyorsunuz. yanlış. yedinci hatanız; ilahi kuralları bilmemeniz. nedir ilahi bir kural? uyarıcı göndermediğim bir kavmi ben helak etmem diyor Allah!! nedir ilahi bir kural? kabe tehdit altına girerse gaypten ordularımı indiririm diyor Allah!! siz şuan kabenin batıl tarafından kuşatıldığını ve fethedilmek üzere olduğunu biliyormuydunuz. mescidi aksayı kaybettiniz, kabede düşmek üzere. bütün olaylar gözlerinizin önünde cereyan etmesine rağmen Allah gökten bir elçi indirecek değil diyorsunuz. bunlar hurafe inançlar diyorsunuz. eskilerin masalları diyorsunuz. biz sizi çok iyi tanıyoruz. ebrehe, ordusu ile kabeyi yıkmaya geldiğinde; "Allah yardım indirecek değil, herkes kendisini kurtarsın" diyenlerin,  21. yüzyıl versiyonu sizsiniz. sekizinci hatanız; olayları kendi bakış açınızdan değerlendirmeniz. yeryüzüne ve insanlığa karşı bir sorumluluğunuz yok Allahında sizin gibi sorumluluktan yoksun olduğuna inanıyorsunuz. dokuzuncu hatanız; geçmişten ders çıkarmıyorsunuz. tarih boyunca yeryüzünün farklı yörelerinde Allahın özel görevli elçileri ile İslamı yaymakla görevli peygamberleri aynı anda görev yapmış. aynı dönemlerde indirilmişler ama farklı yörelerde farklı misyonlarını yerine getirmişler. tarih bize peygamberlerden bağımsız elçilerin yeryüzüne indirildiğini söylüyor. ilahi usul bu. Allah, peygamberimiz ile peygamberler soyunun son bulduğunu söyler, insanlıktan ve yeryüzünden elini ayağını çektiğini insanlığı kendi haline bıraktığını değil. siz ama bunu retediyorsunuz. neden, çünkü siz yeryüzünü gökten koparmak istiyorsunuz. gökte bişey yok. sizi gözetleyen ve denetleyen kimse yok. yaşayın hayatınızı diyorsunuz. tarihten çıkarmadığınız bir derste, ne zaman insan çok şımarır, Allah tokadını yapıştırır. şuanki beyaz adam tarihte olmadığı kadar Allaha kafa tutuyor ve tarihte olmadığı kadarda zulmünü kötülüğünü yeryüzüne yayıyor. siz gerçektende Allahın buna kayıtsız kalacağınımı düşünüyorsunuz. geçmişte kayıtsız kalmamışkı şimdimi kalsın. onuncu hatanız; doğaüstü hadiselere inanmıyorsunuz çünkü sizin imanınızın kalibresi zayıf. siz peygamber döneminde yaşamış olsaydınız ve bir peygamber bir mucize gösterseydi, bu bir sihir bu bir göz boyaması diye peygamberi reddeden ilk tipler siz olurdunuz!!

neden doğaüstü hadiseler olacak ahir zamanda?

kıyametin kendisi doğaüstü bir olaydır. o sürece götüren hadiselerinde doğaüstü olması olayın tabiatına uygun. nedir bu doğaüstü olaylar? mehdilik, isa as, yecüc mecüc, dabbetül arz. dikkat: mehdiliği reddeden birisi bununla kalmaz dabbetül arzıda reddeder, yecüc mecücleride reddeder isa as'ın tekrar yeryüzüne inişinide reddeder. bu şahıslar doğaüstlüğü yani kıyameti andıracak herşeyi reddeder. neden? sizi rehavete sokmak, sizleri zevk sefa içinde tutmak için. "yok öyle şey hayatınızın keyfine bakın" demek için. eğer mehdilik inancın elinizden alınmasını razı olursanız, bu insanlar ahir zamanla ilgili diğer inançlarınızıda elinizden alır ve ahir zaman kapıya çaldığında sudan çıkmış balığın durumuna düşersiniz. neden doğaüstü olaylar olması gerek? topluluklar helak edilmeden onları o rehavetten o dünyevi zevklerin sarhoşluğundan uyandırmak gerek, bu da sıradan uyarılar ile mümkün değil. öyle birşey indirmeniz gerekiyorki toplumda şok etkisi yaratması gerek. bu da ancak doğaüstü hadiseler ile mümkün. Allah arka arka mucizelerini gönderip sizi uyarmaya çalışacak. uyanın kurtulur ama bizim ilahiyatçılar gibi uyanmayan yok öyle şey diyenler, rehavet sarhoşluğu içinde ahir zamanla yüzleşir. değerli arkadaşlar; kimin peşine takılıyorsunuz lütfen buna çok dikkat edin.