nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...
                                                                                       

                                                                                                                                                                   

                                               
 



aylar ve rızık arasındaki gizem
ilahi düzende hiçbir şey tesadüf hiçbirşey diğerinden bağımsız değil, en basit örneği doğanın kendisi. Ormanlık bir alanda çok küçük ve önemsiz görünen bir böcek türünü yok ettiğiniz an, dengeyi bozuyor diğer canlı ve bitki türlerin yaşamınıda tehlikeye atıyorsunuz. Herşey birbirine bağlı ve uyum içinde varedilmiş. Size inen rızık ve aylarda böylesine bir uyum ve bağlılık içinde. Hani yeni yıl gecesi o yıl içinde kendimize hedefler koyarız, o yılın bizim için daha hayrlı geçmesini ümit ederiz ya; gerçektende size inen rızıklar sizin yeni yılınıza göre indiriliyor. Bunu açalım;

Rızık nedir?
Rızık ektiğinizi biçmektir. Ne ekiyorsanız hasat olarakta onu alıyorsunuz.

Rızkın ayda karşılığı nedir?
Yeni ay ve dolunay. Rızıkta ne ekiyorsanız onu biçiyorsunuz, yeni ayda da yeryüzü mahsülün ekildiği dolunayda da hasatın biçildiği dönemdir. Astrolojide yeni aylar birşeyin başlangıcını sembolize eder. Eğer yeni bir proje yeni bir yatırıma adım atmak istiyorsanız bunun için en uygun zaman yeni ay. Dolunayda yaptığınız yatırımların hasatını alma vaktidir.

Püf nokta nedir?
Altı ay geçmesi gerek. Neden? Yeni ayın ekim dönemi, dolunayda hasat dönemi olduğunu düşünürsek, ektiğiniz hasatı almak için ektiğiniz dönemdeki yeni ay hangi burç kuşağında gerçekleştiyse hasatı alacağınız dönemde yani dolunayda aynı burç kuşağına denk gelmesi gerek. Denk geliyormu? Geliyor. Her altı ayda bir. Örneğin; bugün oluşan bir yeni ay, altı ay sonra aynı burç kuşağında dolunay olarak karşımıza çıkıyor. Bu neden önemli? Eylemlerimiz burçların konumuna göre kayıt altına alınıyor, geri dönüşümüde o doğrultuda yapılıyor. Örneğin; mesai saati içinde bir rapor hazırlarken nasıl saat, gün ve olay yeri adresini yazıyorsunuz, eylemlerinizde böylesine detaylı bir kayıt sürecinden geçiyor. O eylemin bize geri dönüşümüde eylemin yapıldığı burç kuşağında ve zaman diliminde gerçekleşiyor.
Yani her bir yatırımınızın karşılığı altı ay sonra size veriliyor. Örneğin; buğday ekiliş ve hasatıda altı aylık aralıklar ile yapılır. İlahi ilimdeki derinliği görüyormusunuz. Yoksa siz burçları sadece süs olarak yaratıldığınımı sandınız? "Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir" (Lokman Süresi; 27).

Bunun İslamla nasıl bir bağlantısı var?
Bir; İslamın yeni yılı muharrem ayı. Mü'minler teker teker ve kalabalık halde hicret ederken, peygamberimiz sav bekletildi. Ona izin çıkmadı. Ne zamana kadar bekletildi? Muharrem ayın birine kadar. Neden? Muharremin üçünde veya on yedisinde değil, recepte veya şabanda yılın herhangi bir tarihinde değil tam muharremin birinci gecesinde hicret emri geldi. Neden? Bunu hiç merak etmedinizmi? Her hareketi ile Müslümanlara örnek olan peygamberimiz sav bekletildi, çünkü yeni yıl ne zaman başlıyor bu hicret ile
Müslümanlar bunu bilsin istenildi.

İki; ne oldu hicrette? Peygamberimiz sav ve müminler sıkıntılardan kurtulup huzura kavuştu. Sadece peygamberimiz sav'mı? Hayır. Bin yıllar içinde gelen peygamberlerin hepsi kendilerine musallat olan sıkıntılardan muharrem ayında kurtuldu. Neden yılın diğer aylarında değilde muharrem ayında?
Bu sizce bir tesadüfmü? Hayır. Muharrem ayı, hristiyanların yeni yıl dilekleri gibi yeni bir başlangıcı, eski defterlerin kapatılışı ve yeni sayfaların açılışını sembolize ediyor.

Üç; sıkıntılardan kurtulmanız için
ilk önce altı ay öncesinden birşeyler ekmeniz gerekiyor. Muharrem ayın altı ay öncesinede ne denk geliyor? Recep ayı. Üç ayların başlangıcı. Yeni ay ve dolunay arasındaki altı ay zaman farkını, biz recep ve muharrem ayı arasında yine görüyoruz. Recep ayı ile muharrem ayı arasında altı ay fark olması, tam altı ay sonrası hicretin ve tüm peygamberlerin sıkıntılarından kurtulması, bu sürecin yeryüzü hasatı ile örtüşmesi, yeni ayda birşeyin ekilmesi ve dolunayda da o hasatın biçilmesi ve bu ikisi arasında da recep ve muharrem gibi yine altı ay fark olması tesadüf değil değerli dostlar. Rızık ve aylar birbiri ile orantılı akıyor.

Sonuç;
Dönüm noktamız muharrem ayı. Muharrem ayı bir yılın kapanışı, yeni bir sayfanında açılışını sembolize eder. Allahu Teala kaderimizi değiştirmemiz için bizlere her yıl yeni bir fırsat verir. Muharrem ayıda bunun dönüm noktası, eski defterlerin kapatıldığı yeni sayfanın açıldığı ay. Hristiyanlar dört gözle 31 aralığı bekler, biz müslümanlar ise dört gözle zilhicce ayın 30'unu beklememiz gerekiyor. Hristiyanlar ocak 1 ile hayatlarında birşeylerin değişmesini ümit eder, bizler ise muharrem 1 ile ümit etmemiz gerekiyor. Nasılmı? O yıl ektiğinizi siz, bu gerek hayr tohumları gerek şer tohumları olsun, muharrem ayın başlangıcı ile almaya başlıyorsunuz. O tohumları ekmenin en uygun zaman dilimide muharrem ayın 6 ay öncesi (üç aylar). Neden altı ay? Yeni ay ve dolunay arasında nasıl altı aylık bir bağlantı varsa, ektiğiniz ile onun karşılığını almak arasında da altı aylık bir fark var. Bir eyleminizin karşılığını bulmadan önce bu Allah katında bekletiliyor. Levh-i mahfuzda bi' nevi bir olgunluk sürecine sokuluyor. Örneğin; belki tövbe edersiniz. Rızkınız günlük ve yıllık iner. Rızkınızın ince detayları günlük, ölüm, kaza, doğum ve evlilik gibi genel hatları ise yıllık yazılıyor. Kaderinizin ince detaylarını değiştirmek, kaderinizde ufak tefek retuşlar yapmak için günlük ibadetleriniz, genel hatlarını değiştirmek içinde son tarih zilhicce ayın 30. Kaderinizin genel hatlarını değiştirmek sizin elinizde, o yılın son altı ayıda sizin son şansınız. Eğer o son altı ayı kaçırır ve muharrem ayın birinde o yılın rızkı size kesilirse, siz o yıl ne yaparsanız yapın o yılın kaza ve ölümlerine müdahale edemezsiniz. Neden altı ay öncesi? Allahu Teala bizlerin tüm yılı ibadetle geçiremeyeceğini bildiği için, muharremin altı ay öncesine yoğunlaşın demiş. Bu manevi süreç recep ayı ile başlıyor, ramazanla devam ediyor ve kurban, hac ibadeti ile bitiyor. Manevi yolculuğumuz recep ayı ile başlıyor haç ile zirve yapıyor. Bu süre içinde her bir ibadetiniz sizi bir kirden arındırıyor. Ramazan ayı üzerinizdeki istemdışı kul hakkından arındırıyor, kurban ibadeti kaza ve belalardan, hac ibadeti de günahlarınızdan. Kul hakkından kan borcuna ve günahlarınıza kadar, yılın son altı ayında teferruatlı bir arınma sürecinden geçiriliyorsunuz. Öğretim yılı gibi, bir yıl kapanıyor diğer yılada tertemiz sıfırdan başlama şansı bizlere sunuluyor. Bu büyük bir lütuf çünkü, yıllık arınmadan geçiriliyoruz. İslami ibadetleri yapmayanları bir düşünün, onlar 80 yılın günah birikimi ile Allahın huzuruna çıkacak. Biz ise, her yıl arındığımızı varsayarsak biz Müslümanlar son yılımızın günah yükü ile Allahın huzuruna çıkacağız. Bu çok büyük bir lütuf. Allahu Teala namaz dışında tüm ibadetleri yılın son altı ayına sıkıştırmış. Neden acaba, bunu hiç düşündünüzmü? Müslümansanız düşünmek zorundasınız. Neden, çünkü herşeyin atında bir hikmet var, bizde bu hikmeti araştırmakla mükellefiz. Yılın ilk altı ayında Allahu Teala bir önceki yılın mahsülünü yememize müsade ediyor, bi' nevi gece yarısı gibi manevi istirahata sokuyor. Yılın ikinci yarısında da çalışmamızı (manevi) bir sonraki yılın hasatını ekmemizi bekliyor. Muhteşem değilmi? Gece ve gündüz, dinlenmek ve çalışmak, yeni ay ve dolunay gibi Allahu Teala yıllarıda bizim için ikiye ayırmış. İlk altı ay bir evvelki yıl ektiğinizin tadını çıkarın, dinlenin diyor. Yılın ikinci altı ayında da bol bol hayır işleri yaparak bir sonraki yılın rızkını ekin diyor. Muhteşem. Soruyoruz, başka hangi inançta bu incelikler var?

Ek bilgi
Oruç bizi istemdışı kul hakkından arındırıyor, kurban ibadeti bize can hakkı kazandırıyor, haç ibadetide günahlardan arınmamızı sağlıyor. Namaz ne için var? Namazda bizi şeytanın vesvesesine karşı koruyor. O yüzden namaz her gün farz, diğer ibadetler ise yılın belirli döneminde. Namaz bizi şeytanın vesvesesine karşı koruyorsa, neden bir çok namaz kılan kişi günahlar içinde? Sebebi şu; iki tür vesvese var birisi bedenin içinden gelen diğeri ise dışından gelen. Namaz bizleri bedenlerimizin dışındaki şeytanların vesvesesine karşı koruyor, içimizde olanlara karşı ama değil! Kalenin dışında olana karşı koruyor, kalenin içine sindiyse değil. Neden? Şeytanın bedenin içine sinmesi için bir kul hakkı yenmiş olmalı, namazda kul haklarını örtmüyor. Düşülen hatada burası. Gündüz namaz kılıyorlar, gece namaz kılıyorlar ama o manevi iç huzur bir türlü yakalayamıyor, başları sıkıntılardan bir türlü kurtulmuyor. Neden, çünkü namaz iç huzuru yakalamak için indirilmemiş. İç huzur için indirilen ibadet oruç. Siz bir ibadeti amaç dışı kullanmaya çalıştığınızda da ne olur? Hem işleriniz ters gider hem amaç dışı kullanım aleyhinize kayıt edilir. Değerli dostlar, şeytan bizleri nasıl sünnetle kandırıp farzlardan alıkoyuyorsa veya farzla kandırıp sünnetlerden uzak tutuyorsa, namazlada bizleri maalesef kandırıp bizi bir çok şeyden uzak tutuyor. Namaz maalesef günümüzün tarikatları ve cemaatleri tarafından amaç dışına çıkartıldı, olduğundan çok farklı bir yere saptırıldı. Öyle anlatıyorlarki sanki namaz her derde deva sanki namaz dinin direği, İslamın en önemli parçası. Yok öyle birşey. Siz namaza olduğundan bir gram fazla önem atfederseniz bilinki oruçtan bir gram hak çaldınız, zekatın bir gram hakkını yediniz. O yüzden lütfen bir ibadeti evrensel çözüm noktası olarak görmeyin, merkeze oturtmayın. Her biri eşit değere sahip. Binanın dört kolonu gibi hepsi eşit değere sahip. Eğer namazın önemini anlatacaksanız ne amaç doğrultusunda indirildiyse o doğrultuda anlatın.
İslami ibadetler birer amaç doğrultusunda var edilmiş, o görev ne ise sizde lütfen o doğrultuda anlatın. Bağlamından çıkarıp kendisine ayrı bir önem atfetmeyin. İslamın merkezinde Allah var, her derde deva olan tek şeyde Allah. Namaz içinizdeki huzuru getirmez çünkü içinizdeki huzursuzluğa sebep olan şeytan, şeytanda bir kul hakkı yemeniz sonrası içinize yerleşti, o şeytanı oradan yok etmenin kıssasıda namaz değil oruç. Anladınız. Bakınız, Rabbim bile kendisine bir kıssas koymuş, benim konumuma başka birini oturtursanız (şirk) benden birşey beklemeyin demiş. Allahu Teala bile kıssas kuralına göre hareket ederken, siz nasıl olurda namazı bundan muaf tutar namazı herşeye deva olarak görürsünüz? Herşey kıssasa bağlı. Kul hakkın kıssasıda namaz değil. Kul hakkın kıssası köle azad etmek, fakirleri doyurmak veyahut oruç tutmak. Mağdur edilen kişinin ruhuna gitmesi niyetine. Örneğin; hiç merak etmedinizmi namaz neden vahiyden 12 yıl sonra farz kılındı. Neden peygamberlik iner inmez Müslümanlara farz kılınmadı. Herkes maalesef ezbere bir yol tutmuş ve at bakışla o yolda ilerliyor. Bilmiyorlarki, namaz farz kılınmadan önce müslümanlar bir arınma ve tövbe sürecinden geçirildi, en basiti kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldular ve geçmiş günahlarından arındırıldılar. Bilmiyorlarki namazında bu temiz hali tutmaları için indirildiğini. Günah işlenirse şeytan beden siner. Allahta günah işlememeleri, o bedenleri tekrar şeytanlar ile kirletmemek için namazı indirdi. Namaz, o abdestli haliniz dıştan gelen vesveseye karşı bi nevi bir koruma kalkanı görevi yapıyor. İç ama kirliyse, dışını su ile temizlemişsiniz fayda etmiyor. Anladınız. O dönemin insanı ile bizim aramızdaki fark, biz 99 sülalemizin günah yükünü üzerimizde taşıyor, bedenlerimiz şeytan kaynıyor. Günümüzdeki insanları namaz kötülüklerden alıkoymuyor çünkü bu insanların içi pislik dolu. İçten gelen vesveseyede namaz dur diyemiyor. Günümüzde namaz kılıp günah işleyen kişiler maalesef bir arınma bir tövbe ve hellaleşme sürecinden geçmeden namaza başlamış. Birileri bunlara namaz ile herşeyi kapatabileceklerine inandırtmış. Halbuki kul hakkı ile ilgili ayetler namazdan bahsetmez, fakirleri doyurmak ve oruçtan bahseder. Örneğin; bu insanlar teheccüd namazına kalkar, halbuki Allah onu farz kılmaz kul hakkından arınmayı farz kılar. Şeytan bu insanları gereksiz işler ile meşgul kılarak hem o bedenlerde yaşamayı garantiye alır hem o kişileri o kul hakları ile öbür dünyaya sürükler. Keşke gece vakti kalkıp namaz kılıp zikir çekeceklerine, üzerlerindeki hakların kalkması niyetine gündüz vakti fakir doyursalar oruç tutsalar bu onlar için çok daha hayırlı olurdu. Hem gece namazına kalkıp hem gündüz vakti oruç tutup fakirleri doyırabiliyorlarsa, aynı anda yapabiliyorlarsa, o ayrı. Ne mutlu onlara. Eğer yapamıyorsanız o zaman ilk önce farz olanlara odaklanın.

Not:
teheccüd namazına kalkan kişilere bakıyoruz, bedenleri şeytan kaynıyor. Bir işletme düşünün, girişte hayvanlar giremez yazısı asılı ama içerisi çoktan hayvan barınağına dönüşmüş. Gece ibadeti yapanları biz böylesine bir çelişki, garabet içinde görüyoruz. Peygamberimiz sav'da sahabilerde gece namazına kalkıyordu diyorsanız, arkadaşlar peygamberimiz sav gece ibadetlerine başlamadan henüz sabiyken şeytanlarını öldürdü. Sahabilerde müslümanlığa geçtiği an şeytanlarını öldürdü. Namaz, kalenin şeytanlar tarafından fethedilmesine karşı korur, kale ama çoktan şeytanların işgaline uğradıysa bu durumda çözüm yolu namaz değil başka ibadetler. Kaleniz temizse buyurun kalkın gece ibadetine. Temiz değilse ama o zaman bizim nacizane tavsiyemiz, yeni şeytanların bulaşmasına engel olmak için farz olan beş vakit namaza sadık kalın, içinize bulaşanlara karşıda farklı kürler uygulayın (oruç, fakirleri doyurmak).
Lütfen, teheccüd size farz değil gece namazı size farz değil, içinizdeki şeytanları öldürmek size farz. Bunun yoluda namaz değil. Devam edelim konumuza;

Rızık ve aylar ile ilgili bu zamana kadar inanılan şuydu;
Allahu Tealanın tüm şeyleri berat gecesinde takdir ettiği, kadir gecesinde de bunları sahiplerine teslim ettiği. Bu zamana kadar bizlere anlatılan buydu. Bu söylenenler ama bizim mantığımıza yatmadı çünkü, kurban ve hac ibadetini beklemeden kişiler hakkında hüküm kesilemez. Berat gecesinde eceller ve kazalar takdir edilir diyeceksiniz, sonrada kurban ibadetin kazalardan belalardan koruduğunu iddia edeceksiniz. İşte bu mantıklı değil. Madem berat gecesinde kazalar belli oluyor, berat kandilinden 3.5 ay sonra kurban kesmeye ne gerek kaldı? Nasıl olsa berat gecesinde kaza ve belalar takdir edildi. Siz herhalde kurban ibadetin öylesine, her hangi bir sebep olmaksızın sadece ibrahim as'ın anısına kesildiğini düşünmüyorsunuzdur. Örneğin; kadir gecesinde o yılın hayır ve bereketin takdir edildiğini söyleyeceksiniz, sonra kalkıp kadir gecesinden üç ay sonra gelen hac ibadetin insanları nasıl temize çıkardığından bahsedeceksiniz. İşte bu mantıklı değil. Madem hayır ve bereket kadir gecesinde tamamlanıyor, hac ibadetine ne gerek kaldı o zaman? Kısacası, siz recep ayı ile insanları bir arınma sürecine sokacaksınız ama kurban ve hac ibadetin tamamlanmasını beklemeden haklarında hüküm vereceksiniz, bunu bizim mantığımız almadı. İki; eğer iddia edildiği gibi kararlar kişilere kadir gecesinde indirilmiş olsaydı o zaman tüm peygamberler huzura muharrem ayında değil kadir gecesi yani ramazan ayında kavuşurdu. Kadir gecesi ne için var o zaman? Güzel bir soru. Hiçbir fikrimiz yok. Bu konu hakkında kafa yormadık. Kafa yormadığımız konular hakkında da zanla yaklaşmak bize yakışmaz. Değerli okurlarımız biz bir konuyu kaleme aldığımızda bize göre size göreler ile değil, veriler doğrultusunda kaleme alıyoruz. Ay, yörünge, hadis, ayet, tarih vs, bir çok şeyi göz önünde bulunduruyor, konuyla ilgili beynimizdeki tüm soru işaretlerini gideriyor sonra kaleme alıyoruz. Beynimizde birşey netleşmediği müddette konuları websayfamıza eklemiyoruz. Örneğin; size aktarmak istediğimiz o kadar bilgi var, bunlar ama beynimizde netleşmediği için size aktarmıyoruz. Yapboz oyunu gibi, parçacıkların bir çoğu yerine otursada bir nokta eksikse o bilgiyi sizinle paylaşmıyoruz. Yanlış bilgilerin vebalin farkındayız. Berat ve kadir geceleri altında yatan hikmet hakkında da gerçekten hiçbir fikrimiz yok. Biz herşeyi bildiğimizi iddia etmiyoruz. Bilmediğimiz konuları açık açık söylüyoruz. Eğer zamanımız olur ve bu konu hakkında da bir araştırma yapar, bir sonuca ulaşırsak bunuda seve seve sizinle paylaşırız.

Ek bilgi
Kadir gecesi hakkında bir parantez açmadan olmaz, çünkü kadir gecesi diğer mübarek gecelerin aksine Kur'an-ı Kerimde anılan anılmaklada yetinmeyip, kendi ismi ile bir Süre'ye sahip bir gece. Kadir gecesi hakkında bildiklerimiz, ilk vahiyin bu gece gerçekleşmiş olması, bu gecenin bin aydan daha hayırlı olması ve meleklerin bu gece her iş için yeryüzüne inme iznine sahip olmaları. Bu bilgiler bize yeter hocam diyorsanız, kadir gecesi hakkında bu bilgilere sahibiz. Bu bilgiyi ama biz kendimiz için yeterli bulmuyoruz. Bizler perde arkasını merak ediyoruz, örneğin; melekler indiğinde ne yapıyor, neden bin aydan daha hayırlı neden bin rakamı vs. Allahu Teala öylesine rakamlar ortaya atmaz. Bazılarınız çoğunluğu ifade etmek için bin rakamı kullanıldı deyip kendisini tatmin edebilir. Biz değil. Biz biliyoruzki Allahu Teala bir rakam veya bir harf kullandığında altında bir hikmet yatıyor. Bizde bu hikmetin peşindeyiz. Şuana kadarda bu konuların perde arkası hakkında bir fikrimiz yok. Şöyle bir düşünce aklımızdan dolaşmıyor değil; kadir gecesini o gece belirli kararların verildiği gece olarak görme yerine, kadir gecesinde bizler yılın son altı ayın tam ortasındayız, o gece bizler mübarek üç ayları bitirip yılın son üç ayına girmek üzere oluyoruz. Belkide bizler o gece ilk üç aydaki ibadetlerimizin notunu alıyoruz. Bi' nevi üniversitelerdeki arasınav dönemi. Final sınav ve not zilhicca ayın 30'unda veriliyorsa, belkide kadir gecesi arasınav yani vize sonuçların dağıtıldığı gecedir. O ana kadar başarılı olanların ödüllendirildiği bir gecedir. Kadir gecesi ve diğer mübarek geceler hakkında beynimizde dolaşan bu bilgiler bizi tatmin ediyormu, etmiyor. Biz ve okurlarımız bundan ötesi detaylar bizden bekliyor. O yüzden bu konulara şimdilik girmemeyi tercih ediyoruz.

Üzücü olan;
kaderimizin dönüm noktası muharrem ayı, ülkemizde ama kimse muharrem ayın ne zaman olduğunu bilmiyor. Bilenlerde muharrem ayını aşure yemek veya dağıtmaktan ibaret olduğunu sanıyor. Ne kadar üzücü birşey bu. İslam alemin içinde bulunduğu hal gerçekten içler acısı. Bu örnek bizlere toplumu aydınlatması gerekenlerin, "alimler" ve "hocalar" ilahi düzeni anlamaktan ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Tarikatlar kafa sallamakla meşgul, cemaatler devleti ele geçirmekle meşgul, diyanetçiler memur olmakla meşgul, ilahiyat fakülteleride İslamı özünden koparmakla meşgul.  Böyle bir ortamda cahil kalmanız ve sapıtmanız kaçınılmaz.
Allah sonumuz hayr eylesin.

Değerli dostlar;
Bu zamana kadar hep üç aylardan bahsediliyordu, bu üç ayda yaptığımız hasatın ama muharrem ayında alındığını kimse bize bu zamana kadar anlatmadı. Muharrem ayı ile mübarek üç aylar arasında bir bağ olduğunu kimse bize kurmadı. İki; bizler muharrem ayın yılın başlangıcı olarak biliyorduk ama o yılki rızkında başlangıcı olduğunu bilmiyorduk. O yıl ekilenin yılın sonunda muharrem ayın başlangıcı ile alınmaya başlandığını bilmiyorduk. Biz ektiğimizi hemen alacağımızı düşünüyorduk, böylesine büyük bir hesabın parçasına tabi olduğumuzu bilmiyorduk. Üç; biz muharrem ayında peygamberlerin huzura kavuştuğunu biliyorduk ama bunu istisnai o peygamberlere has bir olay olarak görüyorduk. Bunun altında bir düzen olduğunu bilmiyorduk. Muharrem ayının eski defterlerin kapatıldığı ay yeni bir başlangıca adım atıldğı ay olduğunu bilmiyorduk. Artık biliyorsunuz. Batının yeni yılında değil, İslamın yeni yılında iyi dileklerde bulunun. Rızık çünkü batının yeni yılına göre değil Allahın yeni yılına göre indiriliyor. Allahın yeni yılıda muharrem ayı ile başlıyor. Siz her yıl bir evvelki yılın hasatını yiyorsunuz. Dönüm noktası muharrem ayı. Bu yıl güzel işler yapın, bir sonraki muharrem ayına yani yılına girdiğinizde de bu emeklerinizin karşılığı size insin. Bilhassa altı öncesinden (mübarek üç aylar) ibadetlere yoğunlaşın.

Not:
biz bu yazıları bir hobi olarak yazıyoruz. Kafamıza birşey takıldığında bunu kaleme alıyoruz. Biz bu konuların detaylarını İslam alimi olma yolunda ilerleyen kardeşlerimize bırakıyor onların bu konuların detaylarını araştırmasını bekliyoruz. Bizi bir rehber bir yol gösterici olarak görün. O yolun inceliklerini araştırmak zaman açısından bizi aşar. Örneğin; haram aylar. Haram aylarında bu rızık dağıtımı ile ilgisi var. Bunun detaylarını araştırmayıda siz değerli okurlarımıza bırakıyoruz.







Hz. Mehdi


Son dönemlerdeki gelişmelerden dolayı bizlere hz. Mehdi hakkında çok soru geldi. Ahir zaman döneminde yaşıyoruz ve sınırlarımıza dünyanın orduları yığıldı. Öyle gözükiyorki öyle veya böyle büyük bir savaş kaçınılmaz. Hz. Mehdi gibi bir figür bu savaşta gelip Müslümanlara, Türkiye yardım edecekmi? Hz. Mehdi gibi bir figür İslamda varmı? Konunun fazla derinliğine girmeden, bu yazımızda sizlere mehdilik hakkında genel bir fikir elde edebileceğiniz kadar bir kaç bilgi aktarmak istiyoruz. Değerli okurlarımız, toplumumuz değer ve inançlarından koparılıp farklı inançlara sürüklenmek istendiği an biz buna duyarsız kalamıyoruz ve sizi aydınlatma niyetiyle bir yazı kaleme alıyoruz. Bir konuyu kaleme aldığımızda da ilkleri açıklıyor, daha önce hiç kimsenin bakmadığı bir pencereden sizlere olayları aktarıyoruz. Bu konuda maalesef el atmamız gereken boyuta taşındı. Maalesef bir gurup ilahiyatçı "prof" mehdilik inancını çürütmek için çok çaba gösteriyor. Biz buna kayıtsız kalamazdık. Onlara cevap vermeleri gerekenler maalesef ya ortalıkta yok ya da yanlış tezler üzerine argüman kuruyor. Durum böyle olunca biz devreye girmek zorunda kalıyoruz. Sizlere hayrlı ve aydınlatıcı okumalar dilerim.

Hz. Mehdi varmı?

Evet var!

Şahısmı toplulukmu ya da mecazı bir anlammı taşıyor?

Bir şahıs.

Yaşıyormu şuan?

Evet

Ne yapıyor, neden ortaya çıkmıyor?
Rabbim onu gizliyor. Vakit saat geldiğinde çıkarır.


Allah neden bir kurtarıcı göndersin, bir kurtarıcı beklemek bizleri yobazlaştırmıyormu? İslamın bu duruma düşmesi, bu tarz kurtarcılar beklemesi değilmi?

Bu, sakat bir mantık. Bu tarz bir mantık üretmeniz ezbere konuştuğunuzu birilerin gazına geldiğinizi, ön yargılı ve art niyetli hareket ettiğinizi, akıl ile değil duygularınızla hareket ettiğinizi gösteriyor. Ortada akıl olmayıncada ortaya atılan her fikir, mantıksız oluyor. Mantık dışı olan ne? Toplulukların başına ne geldiyse bir kurtarıcı beklemekten geldi derseniz, bütün peygamberleri gereksiz, hatta o toplulukların başına ne geldiyse bir peygamber beklemekten geldiğini ima etmiş olursunuz. Mantığınızın sakatlığını anladınızmı Örneğin; Allah onbinlerce peygamber gönderdi, o kavimler bir peygamber beklemekten dolayımı sürekli bozuldu? Suçlu olan Allah, öylemi. Sizin mehdilik üzerinde yürüttüğünüz mantığa göre öyle! Yürüttüğünüz mantığa göre; insanlık kendi haline bırakılsa, gökten müdahale olmasa daha rahat ve huzurlu olacak. Bu sakat mantığınız nasıl sakat düşüncelere yol açtığını görebiliyormusunuz? Gelin bir de olaya bilimsel açıdan bakalım; eğer bir kurtarıcı beklemek eşittir yobazlık ise, o zaman her kurtarıcı bekleyen istisnasıs yobaz olması gerek. Herhangi bir şeyin arkasına eşittir sembolünü koyduğunuz an, bilimsel bir iddia ortaya atmış oluyorsunuz. Siz bunu yaparsanız bizlerede bu bilimsel iddianızı incelemek düşer. Mehdilik eşittir yobazlıkmı? Hayır. Mehdilik ile yobazlık arasında bir bağ kurabilmeniz için mehdilik inancı istisnasız her çağda ve buna inanan her topluluğu yobazlığa sürüklemesi gerek. Durum böylemi? Hayır, tam aksi. Örneğin; siz mehdilik inancı ile 1200 yıl boyunca arap yarım adası, ortadoğu, asya, balkanlar, avrasya, afrika, her yeri fethettiniz. Matematikten fiziğe, kimyadan astroloji'ye, tıptan sosyoloji'ye kadar sizin bilim merkezleri dünyanın merkeziydi. Batı karanlık çağda yaşarken dünya'yı ilimle aydınlatan, ilimi muhafaza eden ve geliştiren sizdiniz. Mehdilik inancı 1200 yıl boyunca ilme önderlik etmenize engel olmadıda son 3 yüz yıl içindemi oldu? Varsayalımki mehdilik inancı toplumu yobazlaştırdı, siz son yüz yıl laiklik anlayışı ile yönetiliyorsunuz neden teknoloji geliştirmediniz, ülkenize aydınlık ve refah getirmediniz? Bir yüz yıl bunları getirmek için yeterli bir zaman değilmiydi? Ekonominizi yöneten tüsiad ve üniversitelerinizi yöneten "aydınlar" mehdiye inanmaz. Madem toplumu geri bırakan mehdilik anlayışı; bunlar neden ülkenize o teknolojiyi getirmedi? Varsayalımki mehdilik anlayışı toplumu yobazlaştırıyor ve cahil bırakıyor, neden yahudiler ve hristiyanlar yobaz değil arkadaşlar? Sizin yürüttüğünüz mantığa göre onlarda yobaz olması gerek çünkü onlarda bir kurtarıcı bekliyor? Hani kurtarıcı beklemek eşittir yobazlıktı? Neden teknoloji ve gelişim onlarda var bizde yok, arkadaşlar. Demek yobaz kalmak inançla ilgili bir durum değilmiş, demek bir topluluğu yobazlığa iten sebepler başkaymış. Bilim adamı iseniz ortaya attığınız tezlerin açık vermediğine dikkat edin. Bu teziniz her yerden açık veriyor, neresinden tutsak elimizde kalıyor. Siz son 3 yüz yıl içinde cahil kaldıysanız bunun sebebi mehdilik inancınızdan dolayı değil, birilerin üzerinize oyun oynamasından ötürü. Örneğin; amerika son yüz yıl içinde dört ülkenin kontrolünü savaş sonrası ele geçirdi. Almanya, Japonya, Güney Kore ve Türkiye. Bu ülkeler arasında sadece ve sadece türkiyenin gelişimde geride kalması sizde hiç şüphe uyandırmıyormu? Dört ülke üzerinde hakimiyeti ele geçiriyorlar, üç ülkede müthiş altyapı yatırımları bizde ise tam aksi bir yol izleniyor; uçak yapım atolyelerimiz kapatılıyor, araba üretimimiz durduruluyor, silah fabrikalarımız lağvediliyor ve yapmak isteyenler ile dalga geçiliyor. Teziniz çok açık veriyor, bize sorarsanız başka bir tez üzerinde kafa yorun ve tarihinizi iyi araştırın ve en önemlisi kendinizi ön yargılardan arındırın.

İlahiyatçılar ama söylediklerinize inanmıyor
İnsan sorumluluklarından kaçabilir ama Allah kaçmaz. Ülkenizde diziler ve evlilik programları ile ahlaki değerleriniz bozuluyor, fetö gibi örgütler dini duygularınızı sömürüyor, siz ilahiyat fakültelerin hiç kaldırın şu dizileri kaldırın şu programları veya fetö dinimizi bozuyor yürüyüşlerini yaptığını gördünüzmü? Ülkenizde herkes dininize bir operasyon çekiyor, siz ilahiyet fakültelerin herhangi birisine karşı bir eylem bir söylem geliştirdiğini gördünüzmü? Ülkenin manevi değerlerini muhafaza etmek, güçlendirmekle sorumlu bir kurum sorumluluklarından kaçabilir ama Allah kaçmaz. Kaldıki size ne? Mal sizinmide siz ahkam kesiyorsunuz. Yeryüzü ve insanı Allahu Teala yarattı, siz değil. Size ne oluyor? Birinci hatanız bu, siz olaylara kendi kıt bakış açınızdan değerlendiriyorsunuz. Bu dünyanın bir sahibi var, olayları kendi bakış açınızdan değil yaratıcının bakış açısından değerlendirin.
Tarihte bize gösteriyorki, Allahu Teala yeryüzüne hep müdahale etmiş. İslam tarihi helak olunan kavimler ile dolu. Günümüzün kafirleri bundan neden muaf olsun? "Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?" (Kamer Süresi; 43). Arkadaşlar dünya'ya hep müdahale edilmiş, kötülüğün zirvesini yaşadığımız şu çağda neden müdahale olmasın? Hani dün müdahale olmasaydı tezinizin tutulur bir yanı olurdu, bu zamana kadar hiç müdahale olmamışki bugün olsun derdiniz ve bizde sizlere haklısınız derdik. Durum bundan ibaret değil ama, kur'an-ı kerim helak olunan kavimler ile dolu. Sizi dinliyoruz ve aklımıza ne geliyor biliyormusunuz; peygamberler kavimlerini helak ile uyarırken, onlar inkar ediyor, yok böyle birşey, gökten inecek birşey yok diyorlardı. Bugünün inkarcıları işte o dönemlerin inkarcıları ile birdir. Allahu Teala peygamberimiz ile dinin tamamlandığını söyler, yeryüzüne müdahale etmenin son bulduğunu değil. Anladınız! Peygamberimiz ile peygamberlik sona erdirildi, yeryüzü ile Allah arası bağ değil. Anladınız? Allahu Teala insanoğlunu ve yeryüzünü yarattı ve bunlara karşı bir sorumluluğu var. Kendi varlığını tanıtmak (din) bu sorumluluklarından sadece bir tanesi. Başka bir sorumluluğu, bizlere rızık indirmesi. Başka bir sorumluluğu malına (yeryüzüne, canlılara, kabe) edilen tecavüzlere müdahale etmesi. Örneğin; doların üstündeki o tek göz sembolü var ya, işte o sembole bağlı masonik örgütler bir 20 yılda İslamı ve doğal olan herşeyi yok edecek. İnsanlığı ver yeryüzünü bu şeytani yapılanmadan kendi başınıza nasıl kurtarmayı düşünüyorsunuz? Bu şeytani yapının %1'ini teşkil eden fetö ile mücadele etmekten bile acizsiniz, bu yapının tümüne karşı kendi başınıza nasıl mücadele etmeyi düşünüyorsunuz? Tamam, mehdi adında bir figür yok ve varsayalımki siz haklısınız. Bir 20-50 yıl sonra yediğiniz tohumlardan bedenlerinizdeki organlara kadar herşey yapay olacak. Aile düzeni, cinsiyet ve ahlak diye birşey kalmayacak. İslam ve insan özünden tamamen kopartılmış olacak. İnsanlığı ve islamı siz kendi başınıza nasıl kurtarmayı düşünüyorsunuz? Arkadaşlar, mehdiyi yok saymanız yeryüzü ve insanlığın varlığını tehdit eden sorunlarını yok etmiyorki. Onun varlığını inkar etmeniz insanlığın ve yeryüyüzünün yüzleştiği sorunlara karşı üç maymunu oynamanız gerektirmiyor. Körmüsünüz; bu masonik teşkilatlar İslam ülkelerini paramparça ettiler, batılı ülkelerde ahlak, inanç ve aile düzeni diye birşey bırakmadılar ve sizin sınırlarınıza dünyanın ordularını yığdılar. Siz gitti gideceksiniz. Kim sizi ve insanlığı bu yok oluştan kurtaracak? Sizin ilahiyatçılarmı, erdoğanmı, nutuklar ile ortalıkta dolaşanlarmı ya da benim sorunum değil batsın bu dünyamı diyorsunuz? Özet; bu olaylara kendi bakış açınızdan değil sorumluluk sahibi olanın bakış açısıdan bakın ve geçmişte bunun örnekleri var buna bakın. İslam tarihi boyunca Allahu Teala hiç müdahale etmemiş olsaydı, belki tezinizin tutulur bir yanı olurdu. Düzen hep böyle gelmiş demek böyle gidecek derdik. Ancak, Allah hep müdahale etmiş. En son müdahale yakın tarihimizde gerçekleşmiş. Ebabil kuşları ile Ebrehenin Ordusuna müdahale etmiş. Kur'an-ı Kerim helak olunan kavimlerin kıssaları ile dolu, yani yeryüzüne sürekli müdahale eden bir Allah var. Günümüzün çağı neden bu müdahaleden muaf tutulsun?

En son peygamber gönderildi, neden bir elçi daha gelsin

Çok yanlış zeminde tartışma yürütüyorsunuz, bir çok şeyi bilerek veya bilmeyerek birbiri ile karıştırıyorsunuz, karıştırdığınız içinde kendinizde ve insanlarda kafa karışıklığına sebep oluyorsunuz. Hz mehdinin Müslümanlara indirileceğini, İslami içerikli mesajlar ve bir peygamber sıfatı ile geleceğini sanıyorsunuz. Yanlış; mehdi gibi figürler peygamberlerden farklı bir misyonla yeryüzüne gönderilir. Peygamberler Allah'ın emir ve yasalarını tebliğ etmek için indirilir. Hz mehdi gibi elçiler ise dini içerikli mesajlarla gelmez. Onlar yeryüzünde bir olayı düzeltmek veya birilerine müdahale etmek için gelir. Örneğin; ibrahim as'ın misfirleri veya hızr as. Her peygamber bir elçidir ama her elçi bir peygamber değildir. Bir peygamber ile bir elçi arasındaki temel fark; peygamberler mazlumlara indirilir, elçiler ise kötülere. Bu ikisi ne kadar çok aynı şey gibi görünsede öyle değil. Birisi indiğinde insanlığın hayrına olur, diğer indiğinde azap iner. O yüzden birini diğeri ile kıyaslamanız anlamsız. Siz eğer Allah'ın her elçisine bir peygamber sıfatı yapıştırırsanız, evet o zaman haklı olurdunuz; o zaman son peygamberin inişi sonrası bir peygamberin daha indirilmesi ne mantıklı ne de İslamı açıdan izah edilebilir olurdu. "Bugün, size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam'ı beğendim (Maide Süresi; 3). İslam tamamlandı, artık peygamber ve vahiy dönemi bitti. Hz mehdi ve isa as yeryüzüne indiğinde yeni dini mesajlar ile gelmeyecekler, onlar yeryüzüne yayılan bir kötülüğü yok etmek için gelecekler. Tarihte bunun örnekleri ile dolu. Bihassa zülkarnayn as' ın hayatını iyi araştırın. Zülkarnayn as anlarsanız hz mehdi olayını çözersiniz. Zülkarneyn as ordusu ile yeryüzüne yayıldığında görevi din içerikli değildi. Onun misyonu Allahın adaletini yeryüzüne yaymak, bozgunculuk yapanlarıda cezalandırmaktı. Siz mehdilik makamını peygamberlik makamı ile karıştırıyorsunuz. Düştüğünüz ikinci yanılgı bu. Mehdiyi peygamberlik makamına oturtursanız, evet o zaman haklısınız o zaman onun ahir zamanda indirilmesi mantıklı değil. Onu ama sadece bir elçi sıfatı ile görürseniz, geçmişte helak edilen kavimlere gönderilen, ibrahimin misafirleri gibi sadece bir vazife için indirilmiş bir elçi olarak görürseniz, o zaman mehdilik inancını daha iyi anlar, gereksinimini mantıklı bulursunuz.

Sadece İslam dünyasına değil, bütün dünyaya hitap edecek o zaman
Aynen. Bir elçiden bahsedildiğinde Müslümanlar hemen kendilerine indirildiğini zannediyor. Yapmayalım bunu. Allahın tek sorumlu olduğu kitle biz değiliz. Bu dünya bizden ibaret değil. Peygamberimiz İslam dinini yaymak için indi ve günümüzde 1.5 milyar insanda bundan az veya çok nasibini alıyor. Geri kalan 6 milyar insanı ne yapalım? Kıyamet yaklaşıyor arkadaşlar, yansınlar cehennemdemi diyelim. Sizin ilahiyatçılara göre öyle denmesi gerek. Hak ve hukuksuzluk onların ülkelerinede yayıldı. Kendi kıçımızı kurtarıp onları görmemezliktenmi gelelim? Sizin ilahiyatçılara göre görmemezlikten gelelim. Öyle gözükiyorki siz ve ilahiyatçılarınız Allahı ve Allahın yeryüzü ve insanlık üzerindeki tasarrufunu tam anlamış değil. Son üç yüz yıl içinde kötülük örgütlene örgütlene dünyayı ele geçirdi. Hatta insanlık tarihinde görülmemiş boyutta ele geçirdi. Olağanüstü bir durumla karşı karşıyayız. İnsanlığın daha önce hiç karşılaşmadığı bir kötülükle yüzleşmekteyiz.
Olağanüstü durumlarda olağanüstü kişileri gerektirir, ortaya çıkarır. Nedenmi bir elçi inecek; Allah yeryüzüne müdahale etmek istemez, isterki insanlar kendi kendine idare etsin. İsterki siz Müslümanlar baatılı kendi eliniz kendi imkanlarınız ile yenin. Siz bunu yapabildiğiniz müddet Allah müdahale etmez, ama demek bu haliniz ile yenileceksinizki Allah merhameti gereği size yardım ediyor. Allah kimseye kaldıramayacağı bir sorumluluğu yüklemez, demek ahir zamanda yüzleşeceğiniz sorunları kaldıramayacaksınızki Allah yardımını size indirecek. Ben siz olsam, burun kıvırtmaz Allahın bu teklifini kabul ederdim.
 
Yani Allahın tüm insanlığa karşı sorumluluğu var, öylemi
Evet, hemde çok farklı boyutlardan sorumluluğu var. Bu boyutlardan biriside kıyamet. "Uyarıcılar göndermediğimiz hiçbir ülkeyi helak etmedik..." (Şuara Süresi, 208). "Biz bir elçi göndermeden hiç kimseyi cezalandırmayız.." (İsra Süresi, 15).
Ahir zamanda neden bir elçi gelmek zorunda bunun nedenlerinden birisinide bize bu Ayetler açıklıyor. Kıyamet bir helak olma değilmi? Evet öyle. Nasıl daha önce helak olunan kavimler arasından iyiler çekilip alındı ve helak geri kalana indiyse, kıyamet günüde iyilerin ruhları alınıp o yok oluşu geri kalan tanıklık edecek. Allahta derki "ben herhangi bir topluluğu o yok oluşla yüzleştirmeden onları uyarırım". 1500 yıl öncesi bir uyarıcı geldi ya, kıyamete kadar bu insanoğlu için yeterli diyorsanız, o zaman geçmiş olsun insanoğlu. Rabbim insanoğlunu sizin merhametinize bırakmasın. Şükür Rabbime, Rabbimin merhameti bol. İnsanoğlunu cehennem azabından uzak tutabilmek için onbinlerce, bazılarına göre hatta yüzbinlerce peygamber gönderen Allah, ahir zaman önceside bir kaç tanesini elbette göndermeye muktedir. Kıyamet öncesi yani en büyük helak öncesi elçilerin geleceği müjdesinide bu Ayetler veriyor zaten. Bir değil, iki değil yüzbinlerce elçisini insanlığa gönderecek kadar merhameti bol olan bir Allah, bir iki tane de ahir zamanda gönderemezmi? Sizin insafınıza kalsa gönderemez. İnsanlık sizin ilahiyatçıların merhametine kalmış olsaydı onlar iki bin yılda bir peygamber gönderir, dört peygamber ile insanlık tarihini kapatırdı. Bu dört peygamberide kendilerine indirir, geri kalan halklara ne olursa olsun, bizim sorunumuz değil derlerdi!!!

Bir peygamberin döneminde başka bir elçinin varlığına inanmak ne kadar doğru
Çok yüzeysel ve basit düşünüyorsunuz. Son peygamber olayına kendinizi o kadar kaptırdınızki Allahın indirdiği her elçiye bir peygamber sıfatı yapıştırıyor, bir elçinin bir peygamberden farklı olabileceği farklı niyet ve görev doğrultusunda indirilebileceğini akıl edemiyorsunuz. Bir üst paragrafta size Ayetler sıraladık, o Ayetlerde biz kavimleri helak etmeden önce onlara peygamber indiririz demiyor, o Ayetlerde biz "elçi" indiririz diyor. Her peygamber bir elçidir ama her elçi bir peygamber olmak zorunda değildir. Hz mehdi hakkında yürüttüğünüz o kısır tartışmaları çok yanlış zemin üzerinde yürütüyorsunuz. Siz hz mehdinin Müslümanlar için ineceğini sanıyorsunuz. Yanlış, hz mehdi insanlığa inecek. Siz hz mehdinin bir peygamber gibi dini mesajlar ile geleceğini sanıyorsunuz. Yanlış, hz mehdi dini motif ve vasıflar ile gelmeyecek, o yeryüzüne Allahın adaletini tesis etmek ve batılı yok etmek için gelecek. Bunun geçmişteki en güzel örneğide zülkarneyn as, hatta ve hatta hz hızır
. Musa as Allahın dinini tebliğ etmekle meşgulken farklı bir diyarda farklı bir elçi (hz hzır) Allahın farklı bir görevini yerini getirmekle meşguldu. Musa as gibi büyük bir peygamber yeryüzüne indirilmişken farklı bir misyon için farklı bir elçi yeryüzüne indirilebiliyorsa, bin beş yüz yıldır bir peygamberin ayak basmadığı şu yeryüzüne bir elçinin indirilmesi neden garibinize gidiyor? İlahi gelenekte bu var, geçmişten beri adet böyleydi günümüzdede böyle olacak olması sizi neden rahatsız ediyor? İslam tarihi bunun örnekleri ile dolu, neden ahir zamanda da bir elçinin yeryüzüne inecek olması sizi rahatsız ediyor? Üçüncü hatanız, siz her elçiye dini bir misyon yükleyip peygamber konumuna oturtuyorsunuz. Bir elçinin bir peygamber olmak zorunda olmadığı, dini mesajlar taşımak zorunda olmadığını göremiyorsunuz. Örneğin zülkarnayn as. Zülkarneyn as yeryüzüne Allahın adaletini yayarken, o insanların inancına ve imanına bakmaksızın herkese yardım etti. O, Allahın dinini tebliğ etme vazifesini taşımadı, sadece kötülüğü yok etmekle ömrünü geçirdi.
İslam tarihi bize gösteriyorki bir peygamberin döneminde gerek duyulduğunda farklı bir misyon için farklı bir elçi indiriliyor. Allahu Teala peygamberimiz ile peygamberliğin son bulduğunu söyler, yeryüzüne indirilecek eçilerin değil.

kendinize şu soruyu sorun; eğer Allah katında usul bu şekilde ise,
yani bir peygamberin canlı olarak yeryüzünde dolaştığı bir dönemde farklı bir yörede farklı bir elçi farklı niyet ve vazife doğrultusunda yeryüzüne inebiliyorsa (hz hızır, zülkarneyn as, ibrahim as misafirleri), neden 1500 yıldır bir peygamber ve bir elçiden mahrum kalan insanlığa inmesin? Her asıra on binlerce peygamber ve elçi gönderen Allah neden tarihte hiç görülmemiş kadar kötülüğün yeryüzüne hakim olduğu bir dönemde de bir kaç tane göndermesin? İnsanlığı cehennemin azabından uzak tutmak için yüzbinlerce elçi gönderen Allah, neden kıyamet öncesi yani yeryüzü tarihin en büyük helakı öncesi bir iki elçi daha göndermesin?

Mehdilik inancı, İslamı peygambersizleştirme projesinin bir parçası olamazmı?
Mehdilik inancı ile İslam peygambersizleştiriliyor derseniz, bizde sizlere peygamberimizin arkasına sığınarak mehdilik inancını yok etmeye çalışıyorsunuz deriz.
Bakın arkadaşlar, Allahu Teala kompleksli değil. Bir elçi indiğinde siz bundan ne anlarsınız ne edersiniz, diğer inançlarınıza ne olur, Allahu Teala sizin kompleksli halinizi düşünecek değil. Verilere bakın; yeryüzü yanıyormu? Yanıyor! Bu yangını Müslümanlar söndürebilecek güçtemi? Hayır! Eeee. Kıyamet kopsun o zaman hocam; kopamaaaaaz! Bir uyarıcı gelmeden helak inmiyor işte! Bu, Allahın ağzından çıkmış bir söz. 1500 yıl öncesi indi ya; tamam, o zaman Necm Süresinin 56. Ayeti Kerimesini nereye koyacaksınız? Yok arkadaşlar yok, tezinizi destekleyecek zerre bilgi zerre veri yok. Konuyu hangi noktadan ele alırsanız alın, herşey hz mehdinin çıkışına işaret ediyor. İster ayetler, ister hadisler ister İslam alimleri ister mantık ister ilahi düzen deyin, ne derseniz deyin herşey ama herşey bir elçinin çıkışına işaret ediyor. İnancı bir kenara koyun, olaya sadece zaruret boytundan ele aldığınızda zaten inmesi gerektiğini net görüyorsunuz. Hz mehdi bir zarurettir. İnancın ötesi bir zarurettir. Bin yıl öncesi yaşayan birisi için bu bir inançtı, günümüzde ise bu inanç ötesi bir zarurete dönüştü. Bin yıl öncesi insanlar can derdindeydi, can derdi olan birisi içinde Allah elçilerini indirmez. Ne zaman indirir? Doğal olan yok olmak üzere olduğunda indirir. Örneğin; 50 yıl sonra yeryüzünde doğal bir tohum bulamayacaksınız. 50 yıl sonra doğal bir ilişki, kadın erkek evliliği abes karşılanacak. İnancınızı bir kenara koyun, doğal olan tehlikedemi değilmi sadece bu sorunun cevabı için bir araştırma yapın. Sizleri dehşete düşürecek bilgilere ulaşacaksınız, Rabbim bize yani insanoğluna merhamet etsin, yardım etsin diyeceksiniz. Allahında size nasıl yardım etmesini bekliyorsunuz? Yani dönüp dolaşıp yine mehdi inancına geleceksiniz. Benim şahsi görüşümde bu; ben olaya inanç boyutundan bakmıyorum, zaruret boyutundan bakıyorum. Masonik bir yapılanma dünyayı ele geçirmiş, beşeri güçler ile buna karşı koyma şansımızda yok. Kime kafa tutacaksınız, avrupaya'mı ingiltereye'mi, amerikaya'mı çin'emi rusya'yamı? Hepsi aynı çetenin farklı kolları. Müslümanlar paramparça kendi içimizde de bölünmüşüz, yeryüzüne yayılan bu kötülüğe kim dur diyecek? Tabiiki yeryüzü ve insanoğlu üzerinde sorumluluk sahibi olan; Allah. Nasılmı? Tarih tekerrürden ibaret. Geçmişte nasıl yaptıysa öyle, yani elçilerini indirerek!

Bu konular neden Kur’an-ı Kerimde anılmaz

Aslında anılır; hz mehdinin gizemi Necm Süresinde yatar. Necm Süresini iyi analiz edin. "Bu da ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır" (Necm Süresi; 56). Peygamberimize bu ayet indiğinde Allahu Teala peygamberimizi, uyarıcıların sonuncusu olarak değil ilki olarak tanıtıyor! Anladınız. İlginç olanı nice meal ve tefsirlerde "ilk" yerine, "sonuncusu" olarak çeviri yapılmış. Ayet, bu uyarıcıların ilkidir diyor, onlar ise bu uyarıcıların sonuncusudur diye topluma aktarıyor. İlki dediğiniz zaman çok farklı anlamlar doğuyor, sonuncusu dediğiniz zaman farklı. Necm Süresi bizlere peygamberimizden sonra uyarıcıların geleceğin söyler. Necm Süresi Hz Mehdiyi müjdeler. Birde zuhruf Süresi var, o da İsa as'ı müjdeler; "Şüphesiz o (İsa) Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu doğru bir yoldur" (Zuhruf Süresi; 61). Ayetler neden isim olarak bu konuları dile getirmez? Bunun iki nedeni var. Bir; hz mehdi, Müslümanlar için bir imtihan vesilesi değil. Ona inansanız inanmasanızda imanınızdan birşey eksilmez. Sizin hayatınızda ve imanınızda birşey değiştirmeyeceği için onun Kur'an-ı Kerimde açık bir dil ile anılmaması gayet normal. Tabi Allah dileseydi onu açık bir dil ile kutsal Kitabımızda anabilirdi ama bunu yapmadı. Gelelim buradan neden açık bir dil ile anılmadığının ikinci nedenine; Kur’an-ı Kerim ve İslam dini peygamberimiz sav'ın dili, ahlakı ve yaşantısı ile anlatılmak üzere kurgulanmış bir din. Bir gemide de sadece bir kaptan olur. Eğer kutsal kitabımızda peygamberimiz dışında birisi daha anılsaydı, peygamberimiz görevini yerine getiremedi algısı oluşurdu. Müslümanların bir kısmı bir kaptanın peşine takılır diğerleri diğerin ve Müslümanlar arasında fitne, ayrımcılık oluşurdu. Dinimizde peygamberimizin önemi ve saygınlığı zedelenirdi. Sizlere basit bir örnek verelim; bir hekim bir ilaç yazdığında ilk önce o ilacın faydası ne zararı ne bunun etüdünü yapar, faydası daha çok olacaksa o ilacı yazar. Demek hz mehdi’yi kutsal kitabımızda anmanın faydasından daha çok zararı olacakki Allahu Teala onu açık bir dil ile anmaya ihtiyaç duymamış.

Hz mehdinin gizemi bundan dolayımı

Evet. peygamberimiz sav'ın saygınlığı ve konumu korunması gerek. Ne kadar az hz mehdi hakkında bilgiye sahip olursanız ona o kadar az muhabbet beslersiniz. Ne kadar az muhabbet beslerseniz peygamberimizin konumu o kadar korunur. İnsanoğlu maalesef cahil. Bazılarınız peygamberimize göstermediği hürmeti tarikat liderine gösteriyor, hz aliye gösteriyor. Örneğin; hz mehdi yeryüzünde yaşasaydı siz milliyetçilik yapar peygamberimize göstermediğiniz hürmeti ona gösterirdiniz veya peygamberimizin kabrinden daha çok onun kabrini ziyaret ederdiniz.


Öyle bir şahsiyetin varlığı Necm Süresi dışında, başka bir yerde anılıyormu?
Hz mehdinin var olup olmadığını neden sadece Kur’an-ı Kerim üzerinden tartışıyorsunuz? Neden Müslümanlara indirilen diğer kutsal kitapları (tevrat, incil ve zebur’u) bu konuda dikkate almıyorsunuz?

O kitapların hükmü kalktı hocam

Bu tam doğru değil. O kitapların indirdiği yasalar kalktı. O ilahi kitapların geçmiş ve gelecek hakkında verdiği bilgiler değil!!

ama o kitapları inceleyemeyiz çünkü kitaplar değiştirildi

Müslümanlara indirilen diğer kitapları inceleme şansınız yoksa neden bu konu hakkında kesin hüküm veriyorsunuz? Madem Müslümanlara indirilen dört kitaptan sadece birisinin bilgisi sizde mevcut. Neden dörtte bir bilgi, o kısıtlı bilgi ile bir tv programdan diğerine çıkıyor ve hz mehdinin İslam dininde olmadığını iddia ediyorsunuz? “Kur’an-ı Kerimde anılmıyor ama belki bir önce indirilen Kitaplarda anılıyor olabilir, Allahu Alem, Allah daha iyi bilir” demeniz daha doğru bir yaklaşım olmazmı? Nerenizi düzeltsek bizde şaşırdık. Yanılgılar dolusunuz; hz mehdinin siz Müslümanlar için geleceğine ve onun dini misyon içerdiğini düşünüyor onu bir peygamber konumuna oturtuyorsunuz. Yanlış, o bir peygamber değil ve o İslam ve din için gelmeyecek o hz zülkarneyn gibi insanlık için gelecek. İki; ecüc mecücleri Allahın bir elçisi (zülkarneyn as) hapsetti. Onlar açığa çıktığında da bir elçinin yeryüzünde var olması neden size uçuk geliyor. Allah zamanında bir elçi indirerek kıçınızı kurtarmış, şimdi neyinize güveniyorsunuz? Üç; siz İslamın peygamberimiz ile başladığını sanıyorsunuz. Yanlış, İslam hz adem ile başlar. İlk Müslüman adem as’dır. Nasıl ulusalcılar tarihlerin başlangıcı olarak tc devletini görüyorsa sizde İslam dinin başlangıcını peygamberimiz sav ile görüyorsunuz. Gördüğünüz içinde Kur’an- Kerimde anılmayan birşeye inanmıyorsunuz. Bir Müslümansınız, tarihiniz hz ademe dayanır ama “ben peygamberimiz sav öncesini kabul etmem diyorsunuz”. Anlaşılır gibi değil.

Eski kitaplarda hz mehdi geçiyormu

evet.

nereden biliyoruz
eski kitaplarda israiloğulların uyarıldığını biz Kur'an-ı Kerimden biliyoruz; "Biz İsrailoğulları'na Tevrat'ta şu hükmü verdik: «Muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksiniz.»'Bu ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir.''Bunun ardından sizi onlara galip getireceğiz; mallar ve oğullarla size yardım edecek ve sizin sayınızı artıracağız.'Eğer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz yine kendinizedir. Artık diğer fesadınızın zamanı gelince, yüzlerinizi üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları ve ilk kez girdikleri gibi yine Beyt- i Makdis'e girmeleri, ele geçirdikleri yerleri mahvetmeleri için onları tekrar göndereceğiz" (İsra Süresi, 4-7).

Neden eskilerde geçiyor

Hz mehdi kimi hesaba çekecekse, onlara indirilen kitaplarda o şahsiyet anılır ve ta o günden o toplum uyarılır. Günümüzde yeryüzüne fitneyi yayan israiloğulları, o yüzden onlara indirilen kitaplarda bu uyarı yapıldı. Hz mehdi döneminde, eğer yeryüzüne fitne yayan biz Müslümanlar olsaydık, o zaman hz mehdi bizim kitabımızda (kur'an-ı kerim) yer alırdı. Durum ama bu değil. Biz değil, israiloğulları fitnenin kaynağı. Allahta onlara indirilen kitaplarda (tevrat, incil) bu uyarıyı yaptı. Neden eski kitaplarda anılıyor çünkü, ahir zamanda gelecek olan kişi kimi hesaba çekecekse, hesaba çekilecek kişilere indirilen kitaplarda bu yer alması gerekiyordu!

Biz Müslümanlar, hz mehdi tarafından hesaba çekilmeyeceğiz o zaman?
Fetö, deaş ve şiiler gibi masonik teşkilatlar ile işbirliği yapmıyorsanız, onların bir parçası değilseniz korkmanız gereken birşey yok. Sıradan bir Müslüman için hz mehdi bir imtihan vesilesi değil. Kuran-ı Kerimde anılmamasının sebeplerinden biriside bu. Müslümanlar ne ile imtihan edilecekse Kur'an-ı Kerim onu içerir. Eğer birşey Kur'an-ı Kerimde açık dille anılmıyorsa demek o bizim için bir imtihan vesilesi değil.

Ona inanmasakta olur yani
Elbette olur. O imanınızı ölçmek için gelmeyecek. O kötülüğü yargılamak için gelecek. O insanları inançlarından dolayı yargılamayacak. Onun huzuruna çıktığınızda o Müslüman hristiyan ataistmisiniz, ona inanıyor inanmıyormusunuz o bunlara bakmayacak. O yeryüzüne fitne ve fesat yayanları Allahın dinlerini bozanları, yeryüzüne haramları yayanları yeryüzünde zulüm yapanları o bunları hesaba çekmekle görevli olacak. "Sonunda güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir suda batıyor gördü. Orada bir millete rastladı. 'Zülkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin' dedik." "O da demişti ki: «Kim haksızlık ederse muhakkak ona azab edeceğiz; Sonra Rabbine geri döndürülecek, O da onu görülmemiş bir azabla cezalandırır" (Kehf Süresi, 86.87). Hz mehdi'de, zülkarneyn as gibi kişilerin imanına bakmaksızın sadece haksızlık edenleri hesaba çekecek. Hz mehdiye inanıp inanmamanız imanınızdan birşeyi eksiltmiyecek. Siz Kur'an-ı Kerimde olanlardan hesaba çekileceksiniz. Kur'an-ı Kerimde direk anılmayan birşey sizin için bir imtihan vesilesi değil.

Kur'an-ı Kerimde direk anılmadığı kesinmi?
Necm Süresi dışında, Rabbim onu farklı Ayetlerede gizlemiş olabilir. Bunu Allah bilir. Bizim bildiğimiz tek şey Allahın kulları ile kelime oyunları oynamadığı. Hz mehdinin varlığını Allahu Teala eğer, Ayetlerinin birinin içine yerleştirdiysede bu bizim için bir imtihan vesilesi değil. Allahu Teala kulları ile kelime oyunları oynamaz. Eğer birşeyi bilmeniz gerekiyorsa eğer birşey imanınızı sıkıntıya sokacaksa Allahu Teala bunu satır aralarına gizlemez, imalı kelimeler ile bunu açıklamaya çalışmaz. S
iz ne ile imtihan edilecekseniz Allah onu net, açık söyler. Örneğin; zina işlemeyin, kumar oyanamayın, içki içmeyin, anne/ babaya iyi davranın, yetim ve yoksulların haklarına riayet edin, namazı kılın. Birşey satır aralarında, kelimelerin derin anlamları içinde saklıysa yani eğer Allahu Teala birşeyi indirdiği Ayetlerde açık bir dille size aktarmıyorsa, o zaman bilinki onu bilsenizde bilmesenizde imanınız sıkıntıya girmez.

ama bize hep inanmamız gerektiği söylendi
bunu söyleyenler ya cahil ya da sizi kendi amelleri için kullanmak isteyen art niyetli insanlar. 

Herkes mehdilik iddiasında bulunuyor, bu konuda tavsiyeniz varmı hocam
Birisinin mehdi olduğunu nereden anlarsınız, bir; vazifesini halletmek için gökten bir orduyla gelecek. Birisi eğer beşeri güçler ve yardımlarla bir yerlere gelmeye çalışıyorsa bilinki o mehdi değil. Mehdi ortaya çıktığında vazifesini halletmek için insanlığın yardımına muhtaç duymayacak. Zülkarneyn as gibi Allah ona ihtiyaç duyduğu orduyu ve imkanları verip yeryüzüne gönderecek. Eğer birisi
himmet toplama gibi bireylerin yardımı ve fedakarlığı ile dünyaya hakim olmak istiyorsa (fetö) veya bir cemaatin hizmetine ihtiyaç duyuyorsa (nurcular, süleymancılar) bilinki o hz mehdi değil. Öyle olduğunu iddia edenlerde bilinki birer sahtekar. İki; hz mehdi, yusuf as ve ötesi bir gzüelliğe sahip. O sizin huzurunuza çıktığında onun o olduğunu anlarsınız. Üç; hz mehdi peygamber vari ve ötesi güçler ile donatılacak. Eğer birisi karşınıza çıkar ve ben mehdiyim derse, ondan peygamber vari bir mucize size göstermesini bekleyin ve bunun şanına yakışır birşey olmasını söyleyin. İnsan ve cinlerin yapamayacağı birşey kendisinden bekleyin (örneğin; ölüyü diriltmek). Gerçektende hz mehdi çok farklı bir karakter, Allahu Tealanın daha önce hiçbir kuluna vermediği bir güç ve kudreti ona verecek. Hz mehdi nin ölçüsü said nursi ya da abdül kadir geylani değil, onun kalibresi süleyman as, zülkernayn as, yusuf as, isa as. Hatta bunlardan da ötesi. Örneğin; süleyman as, kendisinden sonra kimseye nasip olmayacak bir saltanat ister. Allah bu duasını kabul etmez, duasının karşılığı olarak sadece rüzgarı hizmetine verir. "Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin." "Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi" (Sad Süresi; 35-36). Neden kabul etmez? O saltanatı hz mehdiye sakladıda, ondan. Benden sonra kimseye nasip olmayan bir mülk ver, dedi süleyman as, yani kendisinden sonra gelecek mehdinin rızkına göz attı. Allahta bunu kabul etmedi. Hz. Mehdi bir gariban, sıradan bir kul olmayacak. Hz. Süleyman ve zülkarneyn as ötesi bir güç ve iktidar alanı ile donatılacak. Herkese o makamı yakıştırarak, lütfen onun makamını sıradanlaştırmayın. Ahir zaman dönemindeyiz, doğaüstü olayların vukuu bulacağı dönemdeyiz, o yüzden mehdi ve gerçekleşecek diğer olaylar hakkında beklentilerinizi sıradanlaştırmayın, beklentinizi çok yüksek tutun. Önüne gelen soytarıya, şarlatana kanmayın.

özet
İslam ve müslümanlar dar’a girdiğinde bir peygamber indirilir, insanlık ve yeryüzü dar’a düştüğünde ise zülkarneyn ve mehdi as gibi tüm dünyayı fethedecek elçiler gönderilir. peygamberler hep belirli yörelere kısıtlı kalmış, o yüzden peygamberler ile dünyaları fetheden elçileri birbiri ile karıştırmayın. siz mehdinin İslam ve Müslümanlıkla alakalı olduğunu sanıyorsunuz, birinci hatanız bu. iki; siz Allahın yeryüzüne indirdiği tek kitap Kur'an-ı Kerim olduğunu düşünüyor, eskilerini yok sayıyorsunuz. eski Kitaplarda bu bilgilere yer verilmiş olma ihtimalini göz önünde bulundurmadan Kur'an-ı Kerimde bu bilgi yoksa, demek İslamda böyle birşey yok diyorsunuz. İslamın diğer üç kitabını yok sayıyorsunuz. üçüncü hatanız; Allahın yardımı olmadan ben yeryüzünü düzeltirim düşüncesi içindesiniz. kendi kıçınızı temizlemekten aciz olduğunuz halde, Allahın yardımına muhtaç değlim egosu ile ortalıkta dolaşıyorsunuz. Allah size yardımını indirmezse
 son bir kaç bin yıldır yeryüzüne kök salan ve herşeyi kontrol eden, bir 50 yıl sonra kökünüzü kurutacak olan masonik yapılanmaları nasıl yok etmeyi düşünüyorsunuz? dördüncü hatanız; Allahın insanoğluna olan merhametini küçümsüyorsunuz. kıyamet gibi büyük bir helak öncesi insanoğluna son bir uyarı yapılması size uçuk geliyor. neden? "1500 yıl önce birisi geldi ya, bu insanoğluna yeter" diyor, kendi merhametinizi kendi prensiplerinizi Allahın merhamet ve prensipleri ile eş tutuyorsunuz. siz hoşlanmasınızda Allah sadece bir tane değil iki tane uyarıcı (mehdi ve isa) gönderecek. beşinci hatanız; bencilsiniz, kendinizden başka kimseyi düşünmüyorsunuz. Allahında sizin gibi bencil olduğunu sanıyorsunuz. kendi imanınızı kurtardınız geri kalan 6 milyar insana ne olursan olsun, benim sorunum değil diyorsunuz. altıncı hatanız; Allahın yeryüzüne kayıtsız kaldığı yeryüzüne müdahale etmediği inancınız. siz gerçektende yeryüzünde istediğiniz gibi yaşayacağınızı istediğiniz pisliği (genetik değiştirme, dinler ile oynama, ahlaki değerleri çürütme, fitne) yapacağınızı sanıyor ve Allahın buna müdahale etmeyeceğini düşünüyorsunuz. mülkünü korumayacağını mülküne yapılan tecavüzlere öylesine kayıtsız kalacağını sanıyorsunuz. yanlış. yedinci hatanız; ilahi kuralları bilmemeniz. nedir ilahi bir kural? uyarıcı göndermediğim bir kavmi ben helak etmem diyor Allah!! nedir ilahi bir kural? kabe tehdit altına girerse gaypten ordularımı indiririm diyor Allah!! siz şuan kabenin batıl tarafından kuşatıldığını ve fethedilmek üzere olduğunu biliyormuydunuz. mescidi aksayı kaybettiniz, kabede düşmek üzere. bütün olaylar gözlerinizin önünde cereyan etmesine rağmen Allah gökten bir elçi indirecek değil diyorsunuz. bunlar hurafe inançlar diyorsunuz. eskilerin masalları diyorsunuz. biz sizi çok iyi tanıyoruz. ebrehe, ordusu ile kabeyi yıkmaya geldiğinde; "Allah yardım indirecek değil, herkes kendisini kurtarsın" diyenlerin,  21. yüzyıl versiyonu sizsiniz. sekizinci hatanız; olayları kendi bakış açınızdan değerlendirmeniz. yeryüzüne ve insanlığa karşı bir sorumluluğunuz yok Allahında sizin gibi sorumluluktan yoksun olduğuna inanıyorsunuz. dokuzuncu hatanız; geçmişten ders çıkarmıyorsunuz. tarih bize peygamberlerden bağımsız elçilerin yeryüzüne indirildiğini söylüyor. ilahi usul bu. Allah, peygamberimiz ile peygamberler soyunun son bulduğunu söyler, insanlıktan ve yeryüzünden elini ayağını çektiğini insanlığı kendi haline bıraktığını değil. siz ama bunu retediyorsunuz. neden, çünkü siz yeryüzünü gökten koparmak istiyorsunuz. gökte bişey yok. sizi gözetleyen ve denetleyen kimse yok. yaşayın hayatınızı diyorsunuz. onuncu hatanız; doğaüstü hadiselere inanmıyorsunuz çünkü sizin imanınızın kalibresi zayıf. siz peygamber döneminde yaşamış olsaydınız ve bir peygamber bir mucize gösterseydi, bu bir sihir bu bir göz boyaması diye peygamberi reddeden ilk tipler siz olurdunuz!!

Neden doğaüstü hadiseler olacak ahir zamanda?

Kıyametin kendisi doğaüstü bir olaydır. O sürece götüren hadiselerinde doğaüstü olması olayın tabiatına uygun. Nedir bu doğaüstü olaylar? Mehdilik, isa as, yecüc mecüc, dabbetül arz. Dikkat: mehdiliği reddeden birisi bununla kalmaz dabbetül arzıda reddeder, yecüc mecücleride reddeder isa as'ın tekrar yeryüzüne inişinide reddeder. Bu şahıslar doğaüstlüğü yani kıyameti andıracak herşeyi reddeder. Neden? Sizi rehavete sokmak, sizleri zevk sefa içinde tutmak için. "Yok öyle şey hayatınızın keyfine bakın" demek için. Eğer mehdilik inancın elinizden alınmasını razı olursanız, bu insanlar ahir zamanla ilgili diğer inançlarınızıda elinizden alır ve ahir zaman kapıya çaldığında sudan çıkmış balığın durumuna düşersiniz. Neden doğaüstü olaylar olması gerek? Topluluklar helak edilmeden onları o rehavetten o dünyevi zevklerin sarhoşluğundan uyandırmak gerek, bu da sıradan uyarılar ile mümkün değil. Öyle birşey indirmeniz gerekiyorki toplumda şok etkisi yaratması gerek. Bu da ancak doğaüstü hadiseler ile mümkün. Allah arka arka mucizelerini gönderip sizi uyarmaya çalışacak. Uyanın kurtulur ama bizim ilahiyatçılar gibi uyanmayan yok öyle şey diyenler, rehavet sarhoşluğu içinde ahir zamanla yüzleşir. Değerli arkadaşlar; kimin peşine takılıyorsunuz lütfen buna çok dikkat edin.