nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler.....

                                                                                                                                        



Biyoenerji nedir? 16.11.2019

Biyoenerji bedeninizin elektromanyetik harp gücüdür. İlaç olarak aldığınız sıvılar sizlerin deniz kuvvetleri, katı madde (hap) olarak aldığınız ilaçlar kara kuvvetleriniz ve sıvı olarak aldıklarınızda hava kuvvetleriniz ise biyoenerjide sizlerin korali’dir. Bir savaşta (hastalık) kullanabileceğiniz çok güçlü bir silahtır. Düşman veya dost unsurlerin elektromanyetik boyuttaki iletişimini kontrol eden doğal bir harp teknolojisidir. Gerektiğinde hasta bölgedeki elektromanyetik iletişimi felç eder gerektiğinde destekler gerektiğinde manipüle eder ve yanıltır. Değerli dostlar, insan elektromanyetik harp akıl ederde Allah etmezmi, elbette eder. İnsanoğluna kendi bedenini, buna ana vatan diyelim, insana bunu koruma görevi verilirken kendisine her türlü savunma sistemi verilmiş. Doğa içinde ne tür sorunla karşılaşabilecek ise buna karşı bir savunma sistemi verilmiş. Bir çok okurumuz bize biyoenerji nedir diye sorar, bunun günümüzün dilindeki en güzel cevabını elektromanyetik harp teknolojileri veriyor. Biyoenerji nedir; biyoenerji bedeninizin elektromanyetik silah gücüdür. Günümüzde biyoenerjiye inanmamak elektromanyetik harp teknolojisine inanmamak gibi birşey. Günümüzde bir hastalığa savaş açıp tedavi sürecinde biyoenerjiyi kullanmamak elektromanyetik harp teknolojisini kullanmadan savaşa çıkan üçüncü dünya ülkesi gibi birşey olmak. Cahillerden ve geri kalmışlardan olmak istemiyorsanız lütfen her türlü tedavinize biyoenerjiyi ve benzeri teknikleri dahil edin. Savaş alanındaki düşman unsurleri nasıl birbirleri ile elektromanyetik boyutta iletişime geçiyorsa (telsiz, cep telefonu, radarlar vs), hasta bölgedeki iyi veya kötü hücrelerde elektromanyetik boyutta iletişime geçer ve elektromanyetik boyutta bir sonra neler yapacaklarına karar verir. Siz o iletişimi koparırsanız veya dost unsürlerinizi desteklerseniz o zaman gördüğünüz tedavilerden çok daha büyük verim alabilirsiniz.

Farklı enerji uygulama tekniklerini elektromanyetik sistemler ile kıyaslarsak

Örneğin; şakra

Elektromanyetik harp silahları iki temel parçadan oluşur bunlardan birisi savunmayı diğeri ise saldırıyı gerçekleştirir. Şakra uygulaması bu iki unsurden sadece savunma sistemini içerir. Şakra tekniği ile savunmanızı güçlendirir kendi unsurlerinizi korursunuz, bu teknik ile karşı saldırıya geçemezsiniz.


Örneğin; reiki
Reiki tekniği şakraya kıyasla daha donanımlı bir tekniktir. Hem saldırı hem savunma sistemini içinde barındırır. Reiki ile hem savunmanızı destekleyebilir hem hasta bölgeye saldırı gerçekleştirebilirsiniz. Reikinin ama şöyle bir dezavantajı var, reiki sadece belirli frekans aralıklarında çalışır. Bu teknik ile elektromanyetik boyutun geniş sepecturumunu kontrol etmeniz mümkün değil. Bunun sebebide reikinin karate ve judo gibi bir sistem tekniği olmasıdır. Bu tekniği öğrenen ve uygulayanlar baştan itibaren kendilerini belirli frekans aralıklarına programlıyor.

Örneğin; akupunktur
Akupunktur uygulaması elektromanyetik harp teknolojisinin radar sistemleri gibi çalışır. Bu teknik ile hem saldırı hem savunma yapabilirsiniz. Dezavantajlar şu, bir; süreç kontrolünüz dışında gerçekleşiyor. Radarları (iğneleri) kritik bölgelere yerleştirdiğiniz an radarlar neye programlandıysa onu yapıyor, sizin dıştan müdahale etme şansınız yok. İki; akupunktur iğneleri saldırıya geçmek için çevredeki elektromanyetik sinyalleri kullanır, eğer o an seansı doğanın içinde değilde şehrin tam ortasında onca yapay sinyalin arasında (elektro-smog) yapıyorsanız, bedeninize yönlendirdiğiniz akımlarda o akımlar olur. Yani günümüzün elektromanyetik sinyalleri ile kirletilmiş ortamlarında her zaman aynı sonucu alamayabilirsiniz.

Örneğin; biyoenerji
Biyoenerji tekniği bir serbest stil tekniğidir, kendisine sınırlar koymaz ve düşmanın niteliklerine göre sürekli kendisini geliştirir. Bu da ama aynı zamanda dezavantajı olabilir, çünkü sınırları zorladıkça gerçeklerden kopabilirsiniz.

Özet

Teknikler arasında acemiler için en uygun olanı şakra. Teknikler arasında en basit olanı şakra. Dolayısıyla enerji boyutlarına giriş yapmak isteyenler için en uygun teknik şakra. Sağlıklı halinizde hastalıkları önleyici bir teknik arıyorsanız, bunun en için en uygun teknik yine şakra. Yoga ve egzersiz gibi şakra tekniğinide günlük yaşamınız bir parçası haline getirebilirsiniz. Teknikler arasında en karmaşık ve ilim boyutu en yüksek olanı akupunktur. Yüzlerce farklı akupunktur noktasından binlerce farklı tedavi kombinasyonu çıkarabilirsiniz. Çok karmaşık ve derin bir ilim. Bu alanda uzmanlaşmak çok zor. Herkes iğneyi batırabilir ama herkes uzman olamaz. Teknikler arasında başarı oranı en yüksek olanı reiki. Reiki bir sistem tekniği. Her uygulayıcı önden belirlenmiş kılavuza göre hareket ettiği için başarı oranı en yüksek teknik. Akupunkturda bir sistem tekniği ama reikiye kıyasla uzmanlaşmak çok daha zor. Orta şeker reiki uzmanı bulma şansınız orta şeker akupunktur uzmanı bulmanızdan daha kolay olduğu için piyasada reikinin daha yüksek bir başarı oranı var. Uzman bir akupunkturcu bulursanız ama, o bir reiki üstadını her zaman alt edebilir. Teknikler arasında potansiyeli en yüksek olanı biyoenerji. Biyoenerji diğer teknikler gibi bir kılavuza bağlı değil ve kendisine sınırlar koymaz. Bir biyoenerji uzmanı elektromanyetik specturumun tüm boyutlarını evi bilir ve bedeni bir bütün olarak ele alır. Örneğin; akupunktur uzmanı meridyanlara, şakra uzmanı şakra tekerliklerine, reiki uzmanıda kendisine verilen kılavuza bağlı kalır. Biyoenerji uzmanı kendisine böylesine sınırlar koymaz. Gerek gördüğünde akupunktur meridyanlarına müdahale eder gerek gördüğünde şakra tekerliklerine ve bunları yaparken kendisini bir kılavuza bağlı tutmaz. Yapabileceği şeyler hayal gücü kadar geniştir. O yüzden i
yi bir biyoenerji uzmanı diğer uzmanları her zaman alt edebilir, akupunktur uzmanını dahil. Örneğin; birisi doğanın enerjisini kullanıyor (akupunktur) diğeri (biyoenerji) ise insan beynin gücünü. İnsan beynin gücüde sınır tanımaz, herşeyi mümkün kılabilir. Biyoenerji ile yaşadığımız tek sıkıntı; kendisine sınır koymayan, akupunktur ve reikide olduğu gibi bir kılavuza tabi olmayan bir teknikte sizi saptırabilir sakıncalı boyutlara taşıyabilir. Piyasada iyi reiki uzmanları bulabilirsiniz çünkü her biri aynı kılavuza göre hareket ediyor, iyi biyoenerji uzmanlarını bulmak ama çok zor çünkü kimin ne yaptığı belli değil. Bir kılavuza bir standarda bağlı olmadığınız zaman herkes kendi kafasına göre hareket ediyor. Her biri farklı teknikleri farklı alemleri harmanlamış. Piyasada cinleri kullanmayan sapkın uygulamalar içinde olmayan, işin ehli bir biyoenerji uzmanı bulmanız samanlıkta iğne aramak gibi birşey. Umarız bu kısa bilgiler sizi aydınlatmıştır. Elbette bu dört uygulamadan ötesi uygulamalar var, ancak dünyada en yaygın uygulamalar bunlar olduğu ve bunlar diğer tekniklerin temelini (şakra, akupunktur ve biyoenerji) oluşturduğu için bu dört tekniği izah etmekle yetindik. 


                                               
https://www.facebook.com/biyoenerji.net.98
Cep telefonu üzerinden üyelik işlemleri yapılamadığından bir çok okurumuz bize ulaşmakta sıkıntı çekiyor. Bu konuda çok şikayet aldık. Bu sorunu ortadan kaldırma niyetine bir facebook sayfası açtık. Bize ulaşmak isteyen, soruları veya önerileri olan okurlarımız facebook üzerinden bize ulaşabilir. Facebook sayfamızda bilgi paylaşmıyoruz sadece iletişim hattı olarak kullanıyoruz, bilginize. Websayfamızda huzurlu ve aydınlatıcı okumalar dileğiyle kendinize ve sevdiklerinize iyi bakınız... 24.09.2019

çocuklarımız, gelecek nesillerimiz için neden oruç


İ
nsanın üzerinde iki tür günah bulunur. Birisi kendisinin işlediği günah diğeri ise atalarından gelen günah. Her ikiside şeytanları o günahın işlendiği azaya veya organa musallat eder. Kişi kendi günahları için tövbe etmesi yeter. Samimi bir tövbe o kişiyi o günahlardan ve o günahlar üzerinden bedene musallat olan şeytanlardan arındırır. Atalardan gelen günahları ve şeytanları ise kişi bir tövbe ile üzerinden atamaz. Atalardan gelen bir günahın çocuğa sinmesi için bir kul hakkı yenmiş olmalı. Kul hakkıda tövbe ile geçiştirelemiyor. Sizden o kul hakkına denk bir bedel ödemeniz bekleniyor. Kul hakkından kurtulmak istiyorsanız ya mağdur ile helalleşmeniz gerek ya da bedelini ödeyeceksiniz. Eğer mağduru ve mağduriyetin boyutunu bilmiyorsanız o zaman ne olacak? O zaman Allaha bir bedel göndereceksiniz, Allahta o bedeli atalarınızın mağdur ettiği kişilere onların çocuk ve torunlarına yönlendirecek.

Atalardan bize ne tür günahlar seriyat eder?

A
nne veya babanız veya onların ataları birinin lanet veya beddua, ah veya intizarını kendi üzerlerine çekmiş olabilir. Birine zulmetmiş birine haksızlık etmiş olabilir. Birine söz veripte (Allah dahil) yerine getirmemiş olabilir. Bu tür günahları bir ebeveyn işlediyse bu günahlar nesillere aktarılır.

Üzerinizde böyle bir lanet beddua ah intizar bir haram bir zulüm yükü olduğunu nasıl anlarsınız?

H
ayatta sürekli yanlış kararlar veriyor yanlış insanlar ile karşılıyorsanız, ruhsal sıkıntılar yaşıyor, sinirli iseniz veya işleriniz bir türlü rast gitmiyorsa bilinki üzerinizde ataların işlediği bir günah yükü var. Çocuklarınız hiperaktif ve asabi ise, sürekli yaramazlık yapıyor ve söz dinlemiyorsa, yanlış kişiler ile oturup kalkıyor ve sürekli hastalanıyorsa bilinki o yavrucağın üzerinde bir günah yükü var.

Ne yapılmalı?

O
ruç kelimesinin geçtiği ayetleri kuranı kerimde incelerseniz, bir hak yeme söz konusu olduğunda Allahu Teala üç çözüm öneriyor, bir; köle azad et, imkanın yoksa iki; fakirleri doyur, imkanın yoksa üç; arka arkaya oruç tut. Biz nedenmi arka arkaya oruç tutuyoruz; Allahın bir emri olduğu için tutuyoruz, nedenmi tutuyoruz; Allahın rızasını kazanmak için tutuyoruz, nedenmi tutuyoruz; temizlenmek günahlardan arınmak için tutuyoruz, nedenmi tutuyoruz; atalarımızın açıklarını kapatıp onların kabirde ve ahiret hayatında huzur bulması için tutuyoruz, nedenmi tutuyoruz; temiz bir nesil için tutuyoruz. Ataların yükünü biz çektik ve çekiyoruz, çocuklarımızın çekmemesi için tutuyoruz, nedenmi tutuyoruz; atalarımızın işlediği günahların cezasını biz çektik ve çekiyoruz artık çekmemek bu yükten kurtulmak için tutuyoruz. Allah ataların işlediği günahların çocuklara ve torunlara seriyat etmesine izin vermiş ancak bizlere yani çocuk ve torunlara buna kayıtsız kalın buna razı olun dememiş. Bir çözüm yolu göstermiş. Bu çözüm yollardan biriside arka arkaya belirli sayıda oruç tutmak. Çözüm yolunu bilip buna kayıtsız kalmayın. Çözümü bilmenize rağmen, yaşadığınız acı ve kederlere, kader değip boyun eğmeyin. Fakirleri doyurun ve arka arkaya oruç tutun.  

Sağlık nedeniyle oruç tutamayan ne yapsın?

Eğer sağlık sebeplerinden dolayı oruç tutamıyorsanız, o zaman fakirleri doyurun. Kaç fakiri doyurmanız gerek? Kur'an-ı Kerimde 3 gün orucun karşılığı 10 fakiri doyurmak. Eğer 30 gün oruç tutacaksanız bunun karşılığı 100 fakiri doyurmak. "Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz" (Maide Süresi; 89).


Çocuklarınızın üzerinde bir günah yükü olduğunu nerden anlarsınız?

1. Fıtrat yapısı ve tavırlarına bakın

Çocukları Allah tertemiz, iyi huylu yaratır. Üretici Allah olunca, Allahu Teala hiç kusurlu, bozuk bir malı piyasaya sürermi; elbette sürmez. Eğer çocuklarınız asabi, yaramaz, hiperaktif, sinirli gibi tasvip edilmeyen davranışlar sergiliyorsa bilinki çocuğunuzun içinde birden fazla şeytan var. Nasıl virüs kapan bir bilgisayar, istem dışı hareketler sergilemeye başlıyorsa, şeytanın bulaştığı bir çocukta toplumun tasvip etmediği davranışlar sergilemeye başlar. Yani Allahın size emanet ettiği ürüne, virüs bulaştırmışsınız. Bu şeytanlar ya sizin ya atalarınızın işlediği günahlardan o bedene girdi. Kimden olduğunu merak ediyorsanız, çocuğunuzun fiziki yapısı ve karakteri kime çekti ona bakınız. Babaya çekiyorsa, o çocuğun içindeki şeytanlar babadan veya onun atalarından geliyor, anneye çektiyse anneden veya onun atalarından geliyor. Çözüm: 40 gün oruç. Niyet:
"Rabbim, ben ve atalarım kime zulmettiysek kime haksızlık ettiysek kimin malına canına tecavüz ettiysek, kimin lanet ve bedduasını, ah ve intizarını, nazar ve sihrini üzerimize çektiysek bunların benim ve çocuklarımın üzerinden kalkması niyetine, niyet ettim 40 gün oruç tutmaya". Tabiki bu duanın ve o orucun kabul olmasının önşartı, kendinizi büyük günahlardan arındırmış olmanız. Siz masumsanız, siz başkaların günahını çekiyorsanız bu duanız bu orucunuz kabul olunur. Eğer günahkar olan atalarınız değilde sizseniz, o zaman sizin oruç tutmanıza gerek yok. Bu durumda tövbe etmeniz, o günahları tekrar işlememe niyetiyle samimi bir tövbe etmeniz ve 120 fakiri doyurmanız yeterli.

2. Çocuğunuzun başına gelen hastalıklar veya kazalar

Çocuklarınızın üzerinde bir günah yükün var olup olmadığını anlamanın en güzel yollarından biriside çocuğunuza musallat olan hastalıklar ve kazalar. Çocuğunuz hastalıklıysa, kazalar ile yüzleştirildiyse bilinki siz veya atalarınız bir yerde bir yanlış yaptı veya halen yapıyor. Çocuğunuz kıl payı bir kazadan kurtulduysa bilinki siz büyük bir yanlış içindesiniz ve o yoldan dönmeniz için uyarılıyorsunuz. Tesadüf, imtihan ve kader deyip
başınıza gelen olaylardan sıyırmaya, suçu başkalarına atmaya çalışmayın. Yaşadığınız herşey işlediğiniz iyi ve kötülüklerin sonucudur. İyilikler ve kötülükler klavyenin tuşları, kaderinizde bilgisayarın kendisi. Hangi tuşa basarsanız bilgisayarda yani kaderinizde karşınıza o çıkar. Sürekli "M" tuşuna basıp bilgisayar ekranında "N" çıkmasını beklemeyin. 

3. Tikler ve korkular

Çocuğunuz tırnak veya toprak yeme gibi alışkanlık sergiliyorsa ve belirli şeylerden korkuyorsa bilinki içinde şeytanlar var. Çözüm: çocuğunuz hangi ebeveyne çektiyse onun oruç tutması. Üstte yazdığımız şekilde niyetlensin.

Not: eğer ebeveynlerin biri aktif günah içinde ise, örneğin haram yemek, örneğin fetö gibi gizli saklı işler ile meşgul olmak, örneğin haksız yere başkaların arkasından konuşmak, iftira ve yalan atmak. Bu durumda o ebeveyn ilk önce tövbe etmesi gerekir. Böyle bir durumda oruç çocuğunuzu kurtarmaz. Çocuğunuzun ne zaman o alışkanlığa başladığına bakınız, bilinki siz o dönemde bir günah işlediniz. Ebeveynler otursun ve kimin o dönem ne yaptığını araştırsın.

4. Çocuklarınızın hayatlarında verdikleri kararlar
ve karşılarına çıktığı insanlar

Çocuğunuz ataların günahını çekiyormu, bunu anlamanın en güzel yollarından biriside çocuğunuzun hayatında verdiği kararlar
ve karşısına çıkan insanlar. Eğer çocuğunuz sürekli yanlış kararlar veriyor sürekli yanlış kişiler karşısına çıkıyorsa, bilinki çocuğunuz sizin veya atalarınızın işlediği bir günahın cezasını çekiyor. İşlediğiniz günahlar sonrası çocuklarınızın üzerine sadece şeytanlar inmez, üzerinize çektiğiniz beddua ve lanet, ah ve intizar gibi canlı olmayan negatif enerjilerde çocuklarınızın üzerine iner. Canlı ve cansız enerji arasındaki farkı nasıl anlarsınız? Canlı enerji size vesvese verir ve sizde hastalıklara sebep olur. Lanet ve beddua gibi cansız enerjiler ise sizi farklı yoldan etkiler. Bu tür cansız enerji boyutları sizleri büyüler. Cansız ve canlı enerji arasındaki fark; birisi hür iradenize dokunmaz diğeri ise dokunur. Bir kişinin büyülendiğini yani bir ah, intizar veya laneti yaşadığını nerden anlarsınız? O kişinin sağlıklı kararlar veremediğini, onunla konuştuğunuzda kendinizi bir duvara karşı konuştuğunuzu hissedersiniz. Hayatta bir yol tuttuklarını, bu yolun çok zararlı olduğunu görürsünüz. Onlara ne anlatsanız bir türlü kendinizi işittiremediğinizi görür, kendinizi sanki bir duvara konuşuyormuş gibi hissedersiniz. Bu kişilerin üzerinde bir lanet, beddua veya ah, intizar var ve siz ne yapsanız boş. Üzerlerine inen lanet ve beddualar, o ah ve intizarlar neler içeriyorsa bunu aynen yaşamak zorundalar. Onlar büyülenmiş bir halde kendilerini bir yanlış kişiden diğerine bir yanlış karardan diğerine sürükler. Eğer çocuğunuzun yanlış arkadaşlıklar kurduğunu hayatta kendisini mahvedecek kararlar verdiğini görüyorsanız, bilinki evladınız ya sizin ya da bir atanın aldığı bir beddua bir intizarın bedelini ödüyor. O Lanet ve beddualar bir sihir bir büyü gibi çocuğunuzun kulak, göz ve kalbini perdeler, artık o ne işitir ne duyar ne de ilahi ilham alır. O, şeytanları dışında kimseyi dinlemez, kendisini bir yanlıştan diğerine sürükler. Bazılarınız böyle durumda hacı hocalara başvurur. Onlarda size, mağdur edildiğinizi size büyü yapıldığını söyler. Halbuki suçlu olan siz veya atalarınız. Hatayı kendinizde değilde başkalarında aramaya başladığınızda ne oluyor? Siz başkalarını suçlamaya başkaları hakkında kötü zan beslemeye başladıkça iftira boyutuna giriyorsunuz. Üzerinizdeki negatif enerjilerinden kurtulmak isterken daha fazla negatif enerjileri üzerinize çekiyorsunuz.
Siz hacı hocalarda lanet ve bedduadan kurtulmak isterken daha fazla lanet ve bedduayı üzerinize çekiyorsunuz. Eğer evladınızın üzerinde sihir veya büyü olduğunu düşünüyorsanız, hacı hocaya gitmeyin, muska yazdırmayın. Evladınızı suçlamayın, hatta onunla hatalarını konuşmayı bile denemeyin. Üzerindeki perdeler var olduğu müddet o sizi işitemez. Gereksiz yere kendinizi ve onu yormayın, üzmeyin. Ne yapın? Siz veya atalarınız bir yerde birine haksızlık etti. Bunu gidermeye çalışın. Nasılmı? 1. tövbe 2. kime haksızlık ettiyseniz hellaleşmek ve 3. 40 gün oruç. 

N
ot: günümüzün erkek çocukları, kızları evlilik vaadi ile kandırır, bir müddet gönül eğlerler sonrası terkederler. Bu kızların ahı, intizarı tutar. Kimde tutar? O oğlanlar bir gün evlendiğinde, kendi çocuklarında. Evli bir bayan ile ilişki kuruyorsanız, bilinki bir gün sizin kızınızda sizin oğlunuzda eşlerini aldatacak. Bir yerde çalışıyor ve işinizi dürüst yapmıyorsanız, bilinki o hak gani gani çocuklarınızdan ve torunlarınızdan çıkacak. Büyük anneler oturuyor ve mahallenin kızları hakkında bel altı söylemlerinde bulunuyor, bilinki o bel altı iddialar kendi torunlarında çıkacak. Birisine sapıkmı diyorsunuz, eğer haklıysanız o sapıklık o kişi ile sınırlı kalmayacak o kişinin çocuklarınada seriyat edecek, haksızsanız o sapıklık kendi çocuk veya torunlarınızı vuracak. Ortalıkta çokmu sapık dolaşıyor, bilinki o sapıklar atalarının sapkınlıklarını yaşıyorlar. Sizlere anlatmak istediğimiz şu; ağzınızdan çıkan her söylem, bu dünyayı ya bir gram iyiye ya da kötüye
sürükleyecek. Her kötü sözünüz yeryüzüne atılan bir kötülük tohumudur. Bir gün o tohum yeşerecek ve bir kötülüğe sebep olacak. İki; sabır sabır sabır. Başınıza kötü birşey geliyorsa sabredin. Eğer lanet ve beddua okursanız, bilinki bu ahınız yeryüzünde karşılığını bulacak ve bilinki size yapılan haksızlığın karşılığını siz o ah, lanet ve beddua ile yeryüzünde alıyorsunuz. Siz eğer, size yapılan yanlışın karşılığını bu dünyada alırsanız, öbür dünyada alamazsınız. Allah nezdinde çifte cezalandırma yok. Birilerin bu dünyada ettikleri kötülüklerin karşılığını görmesini istiyorsanız, öbür dünyada bu haktan vazgeçtiğinizi bilmelisiniz. O yüzden sabredin, hesabı kendiniz çekmeye çalışmayın, hesabı Allaha bırakın. Üç; bir kötülüğün karşılığı bir kötülüktür. Eğer lanet ve beddualarınızda bu sınırı aşarsanız, o beddualar size geri döner. Bir günlük beddua hakkınız varken, yüz gün beddua ederseniz, o 99 günün bedduası size geri döner. Hayatta huzur bulamazsınız. O size borçluyken siz ona borçlu duruma düşersiniz. 

5. Ruhsal sıkıntılar

Çocuğunuza bir şeytanın bulaşıp bulaşmadığının en güzel göstergelerinden biriside ruhsal sıkıntılar. Eğer çocuğunuzda simetri, temizlik gibi takıntı tarzı sıkıntı varsa, fobi ve panik atak gibi bir sorunu varsa, şizofreni ve diğer ruhsal sıkıntılardan birini yaşıyorsa bilinki çocuğunuzun içinde şeytanlar var. Çözüm; oruç ve tabiki tövbe etmeniz.

Not: bir tıp hekimi bir araştırmacı olarak size şunu net söyleyebilirim, insan beyinin bu tür hastalıkları ortaya çıkarması mümkün değil. İnsan beyini bilgisayarın hafızası gibidir. İnsan beyini (üst beyin) sadece göz ve kulak gibi duyu organlarından gelen bilgileri depolar ve siz arzu ettiğinizde; siz derken alt beyini kastediyorum, bunlara erişmenizi sağlar. Bir bilgisayarın tikler ve fobiler sergilemesi nasıl bilim dışı ise insan beyninde yaşaması bilimsel açıdan mümkün değil! Bilim dünyası o zaman neden bunun mümkün olduğunu söyler? Ellerinde bilimsel bir veri olduğundan değil, çaresiz olduklarından. Bilim dünyası gözle görmediği göremeyeceği birşeye inanmaz, inanmadığı için karşılaştığı her vakayı madde boyutundan yani gözle görülür boyuttan izah etmeye çalışır. Bu da doğal olarak çoğu zaman çok saçma teorilere sebep olmakta. Neden enerji boyutlarını yok sayıyorlar? Maymundan türediğine inanan bir camianın şeytan ve günahlara inanmasını bekleyemezsiniz. Önünüzde iki şık var; birisi Kur'an-ı Kerim diğeri nobel ödüllerini dağıtan bilim dünyası. Hangisini kendinize rehber seçersiniz? Bilim dünyası cinler ve şeytanlara inanmaz. Onların yolunu takip ederseniz, onlar size asla şeytanlardan ve günahlardan bahsetmeyecek. Onlar size bir kutu ilaç verip hem bu dünyanızı size zehir edecekler, hem o günah yükü ile sizi ahirete postalayacaklar. Kur'an-ı Kerim yolunu ama seçerseniz, yani bir tövbe ve 40 gün arka arkaya oruç tutarsanız, hem bu dünyada hem ahiret hayatında huzura kavuşursunuz. Hangisi size daha mantıklı daha az yan etkili geliyor? En azından günahlarınızdan arınma niyetine 40 gün arka arkaya oruç tutmanız size ne kaybettirir? En azından güzel bir diet yapmış olursunuz, organlarınızı detoks yaparsınız.