nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler....

                                                          
                                            



                                               
https://www.facebook.com/biyoenerji.net.98
Cep telefonu üzerinden üyelik işlemleri yapılamadığından bir çok okurumuz bize ulaşmakta sıkıntı çekiyor. Bu konuda çok şikayet aldık. Bu sorunu ortadan kaldırma niyetine bir facebook sayfası açtık. Bize ulaşmak isteyen, soruları veya önerileri olan okurlarımız facebook üzerinden bize ulaşabilir. Websayfamızda huzurlu ve aydınlatıcı okumalar dileğiyle kendinize ve sevdiklerinize iyi bakınız... 24.09.2019

sahih hadisleri hurafelerden nasıl ayırtedebiliriz



Hadisler hakkında bizlere bir çok soru geliyor. Sahih bir hadisi sahih olmayandan nasıl ayırtedebilirsiniz, bunun cevabını bu yazımızda vermeye çalışacağız. Sizlere hayrlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz. Değerli dostlar; bir hadisin doğruluğunu
kelimesine kadar yüzde yüz tespit etmemiz mümkün değil. Sonuçta, bizler ve güvenilir olarak gördüğümüz kaynaklar (Kütüb-i Sitte), bu hadisleri peygamberimizin ağzından kendi kulağı/ kulağımız ile duymadı/ duymadık. Peygamberimizin vefatı ile sözlerini kayıt altına alma arasında yüz yıllar geçti. Binlerce kulaktan diğerine geçti. Bu süre içinde de peygamberimizin cümleleri ne kadar olduğu gibi bırakıldı, ne kadar birşeyler eklendi veya çıkarıldı bunu tespit etmemiz mümkün değil. O yüzden hadislere her zaman şüpheyle yaklaşmalıyız. Bunlar ne kadar çok Kütüb-i Sitte gibi İslam alimlerin (icma) doğru kabul ettiği kaynaklar olsada, şüpheyle yaklaşmalıyız. Allahu Teala kendi sözlerini (Ayetler) koruyacağını taahhüt eder, peygamberimizin sözlerini (hadisler) değil. "Kesin olarak bilesiniz ki bu kitabı kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz" (Hicr Süresi; 9). Peygamberimizin sözleri böylesine bir koruma altına alınmamış. Eğer alınsaydı, peygamberimizin sözleri haşa Allahın sözleri ile eş tutulmaya başlanırdı. Hadisler önemsizmi? Kesinlik değil ancak, Ayetlere tutunamayan kişiler sizleri hadisler ile kandırmak isteyebilir. Kendi tezlerini desteklemek için Ayet bulamayan birisi, sizleri kaynağı meçhul hadisler ile tuzağa düşürebilir. Bu tuzağa düşmemek içinde hadislerin ilahi koruma altında olmadığı, peygamberimizin vefatından yüz yıllar sonrası kayıt altına alındığını bilmeli ve hep şüpheyle yaklaşmalısınız. Şunu net anlamalısınız, konu peygamberimizle ilgili değil, konu onun mesajını getirdiğini iddia eden kişiyle ilgili. Örneğin; Buhari gibi alimler, bir kişiden bir hadis almadan onun yaşantısına bakardı. Bir çok hadisi, sadece aktaran kişinin yaşantısına bakarak elerdi. Kişi, peygamberimizin ahlakına uygun yaşantı sürdürmüyorsa o kişiden bir hadis alıp kitabına yazmazdı. Bizim yaptığımız ve size tavsiye ettiğimizde bu. İki; varsayalımki, o kişinin yaşantısı İslam dinine uygun, yine araştırmanız gerek çünkü o kişi birinci kaynak değil. O kişi bu bilgiyi başka birisinden aldı, o da başka birisinden o da başka birisinden derken iki üç yüz yıl geriye gitmelisiniz. Bu halkada da hep birisinin çürük olduğunu varsayarak kendi araştırmanızı yapmalısınız. Günümüzde bile bir ortamda söylenen cümleler, beş dakika sonra farklı bir ortamda çok farklı lanse edilebiliyor. Birde bu cümlelerin aradan yüz yıllar geçtikten sonraki halini düşünün. O yüzden, birileri peygamberimiz şöyle dedi, şöyle yaptı diyorsa, peygamberimize halel getirmemek için kandırılmamak için bunun doğruluğunu araştırmak bir zorunluluk, hatta dinimizin bir emri;

"Ey inananlar! Yoldan sapmış birisi, size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın! Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz
" (Hucurat Süresi; 6). Bir haberi veya bir bilgiyi başkalarına aktarmadan onun doğruluğunu araştırmak sadece hadisler için geçerli değil, kendi gözümüz ve kulağımızla tanık olmadığımız tüm olaylar için geçerli. Birisi size peygamberimizden bir haber getirdiğini söylediğinde (hadis), bunun doğruluğunu araştırmak peygamberimizle ilgili değil, kendi kulağımızla duymadığımız kendi gözümüzle görmediğimiz tüm olaylar için geçerli, ilahi bir emir. Bunun en güzel örnekleride buhari ve ebu müslim gibi İslam alimleri. Örneğin; buhari kendi çalışmasını yapar, ebu müslim bununla yetinmez, o da kendi çalışmasını başlatır. Ebu david ve tirmizide, bizden daha önce hadisler buhari ve müslim tarafından elden geçirilmiş, bizim bunu elden geçirmemize gerek kalmadı dememiş, onlarda farklı yüz yıllarda bunları elden geçirmeye ihtiyaç duymuş. Onların her biri kendilerinde bunu yapma zorunluluğu hissederken, onları örnek alan sizler neden kendinizde bu zorunluluğu hissetmiyorsunuz? Size bir bilgi geldiğinde, bunun doğruluğunu araştırma zorunluluğunu neden kendinizde görmüyorsunuz? Bilhassa günümüzün fitne çağında. Örneğin; büyük bir market zincirin, bir hastane gurubun erdoğan ailesine ait olduğuna inanan salaklar var bu ülkede. Neden? kendilerine gelen bilgileri teyit etmiyorlarda ondan. Doğru bilgi bir parmak uzaklığı olmasına rağmen bunu yapmıyorlar. Google açıp bu şirketlerin kurumsal websitelerinde o bilgileri teyit etme imkanı olmasına rağmen yapmıyorlar. Sonuç; bol bol iftira ve yalan günahını omuzlarına yüklüyor, kendilerini helaka sürüklüyorlar. O kayıp ruhları geçtikte, siz niye size gelen bilgileri teyit etme ihtiyacı hissetmiyorsunuz. Size inen özel bir Ayetmi var yoksa, sizi bundan muaf tutan. Size gelen bilgilerin doğruluğunu araştırmanıza gerek yok diyen. Kısacası, miladi bin yılına kadar İslam alimlerin her biri, kendi aklını kullanıp hadisleri süzgeçten geçirmiş. Ne olduysa miladi bin yıldan sonra olmuş. Miladi bin yıldan sonra alimler yan gelip yatmayı, eskilerin bilgilerini kullanmayı yani kopya çekmeyi tercih etmiş.

Bu yazımızda bir hadisin gerçek olup olmadığını nasıl anlarsınız, bunu size açıklayacağız. Umarız bu tüyolar size sahih olanları sahih olmayanlardan ayırtetmeye yardımcı olur.


1. Kur'an-ı Kerim

Bir hadisin gerçek olup olmadığını anlamanın en basit yolu, o bilgiyi Kur'an-ı Kerime teyit ettirmek. Size aktarılan hadis eğer herhangi bir Ayete ters düşüyorsa, bilinki o hadis sahih değil. Size verilen hadisi, Ayetler ile teyit etmeye çalışın, teyit edemiyorsanız o hadisten uzak durun. Bazıları size şunu söylebilir; hadisler ayetleri tamamlar, o konu ayetlerde geçmek zorunda değil, diyebilir. Bu doğru değil. "Bugün, inkar edenler sizi dininizden etmekten umutlarını kesmişlerdir, onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün, size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam'ı beğendim" (Maide Süresi; 3). Kur'an-ı Kerim tamamlanmış bir Kitap. Hadisler veya başka birileri tarafından tamamlanmaya muhtaç değil. Eğer böyle bir iddiada bulunursanız, dinimi tamamladım diyen Allahı, haşa yalancı konumuna oturtursunuz. Hadislerin görevi ne o zaman? Hadisler, Ayetlerin eyleme dönüştürülmüş halidir. Ayet ile hadis arasındaki fark? Ayetler emirdir, yasadır. Hadisler ise bu emir ve yasaların uygulamaya sokulma halidir. Hadislere asla bir emir bir yasa gözü ile bakmayın. Hadisler, ilahi bir emir nasıl uygulmaya sokulur bunu bize anlatan bir yaşam şeklidir. O yüzden her hadis kendisini bir Ayete dayandırmak zorunda. Eğer bir hadis bir Ayete dayanmıyorsa o hadis ya sahte ya da Kur'an-ı Kerimde anılmaya gerek duyulmayan önemsiz bir detay. Bilsenizde olur bilmesenizde. Özetlersek; hadislerin birinci kaynağı Ayetler. Bir hadisin doğru olup olmadığını öğrenmek istiyorsanız, Ayetlere bakın. Ayetler ile teyit edemiyorsanız, o hadisten uzak durun. Hadislerin ikinci kaynağı peygamberimizin ahlakı.

2. Peygamberimizin ahlakı

Bir hadisin sahih olup olmadığını anlamanın bir diğeri yolu ise peygamberimizin ahlakı ile bunu teyit etmeniz. Bunun içinde peygamberimizin hayatını okumalı ve bilmelisiniz. Günümüzde bir çok insanın hurafe hadislerin peşinde koştuğunu görüyoruz, bunun en basit nedenide peygamberimizin hayatını ve Kur'an-ı Kerim Ayetlerini bilmemeleri. Hadisleri anlamak peygamberimizin ahlakını anlamaktan geçer. Bir hadis size geldiğinde, peygamberimizin ahlakı, hadiste anlatılan davranışı sergilermiydi sergilemezmiydi buna bakınız. Eğer peygamberimizin ahlakı böyle bir davranışı veya cümleleri sarfetmezdi kanaatine varırsanız, o hadisten uzak durun. Değerli okurlarımız; Allahu Teala hepimize bir akıl vermiş ve bizler bu aklı kullanmakla mükellefiz. Bir gün Allahın huzuruna çıktığımızda, buhari/ müslim veya tirmizi bunları onaylamış, dolayısıyla kendi aklımı kullanmama gerek kalmadı deme şansınız yok. Neden? Bir buhari veya bir müslim ile sizin aranızda hiçbir fark yok. Onlarda kendi kulakları ile peygamberimizin sözlerini duymadı. Onlarda sizde eşit sorumluluğa sahipsiniz. Onlara sırtınızı dayanarak hadisleri sağa sola sallarsanız, ben onlardan almıştım, vebal onlarda deme şansınız yok. Onlar, ne kadar çok kendilerine gelen hadisleri kendi akıl süzgeçlerinden geçirdiyse sizde geçirmek zorundasınız. Kendi aklınızı kullanmak zorundasınız. Bunun içinde Ayetleri ve peygamberimizin hayatını iyi bilmek zorundasınız. İşte, üzüldüğümüz nokta burası. Bizlere hadislerden örnek veren kişilerin, Ayetler ve peygamberimizin hayatından hiçbir bir bilgiye sahip olmadıklarını görüyoruz. Bir hadise şüpheli yaklaştığımız zamanda, siz hadislere inanmıyormusunuz savunmasına geçiyorlar. Konu hadisler yani peygamberimiz değil arkadaşlar, konu peygamberimiz öyle söyledi diyenlerin peygamberimiz ve Ayetleri bilmemeleri. Eğer bilselerdi öyle bir söz veya eylemin peygamberimizden gelmeyeceğini bilirlerdi. P
eygamberimizin ahlakına bakarak hurafe bir hadisi nasıl tespit edebiliriz, bunu bir örnek ile size izah edelim;

Vaka çalışması


Hadis: Birgün, 'Peygamber Efendimiz sallâllâhu aleyhi vesellem' tırnaklarını sırasıyla keserken bir yahudi çocuğu onu görmüş ve: - “Tırnaklarını aynı benim babam gibi kesiyorsun!..” demişti. Bunun üzerine 'Allâh Rasûlü sallâllâhu aleyhi vesellem' yahudilere benzememek için tırnaklarını karışık olarak kesmeye başladı...

Soru: bu hadis sahihmi sahih değilmi? Tirmizi, buhari veya diğer hadis kaynaklarını açıp okumadan, sadece peygamberimizin ahlakına, Ayetlere ve genel mantığa bakarak cevabınız ne olurdu?

Cevap: elbette, hurafe hadis derdiniz. Neden? Bu hadisi ahlaki boyuttan ele aldığımızda elimizde kalıyor. Peygamberimizin adabı tırnaklarını dışarıda kesmeye izin vermezdi. Yahudi veya başka birisi peygamberimizi tırnak keserken gördü derseniz, peygamberimizin böylesine kirli bir işi ulu ortam yaptı demeye getirirsiniz. Bu da peygamberimizin ahlaki ile örtüşmüyor. İki; peygamberimizin sıradan bir kişinin uyarısı veya eleştirisi sonrası hareketini değiştirdi derseniz, peygamberimizin bir hata içinde olduğu, o inceliği düşünemediğini ima etmiş olursunuz. Bu da peygamberimizin ahlakına ters. Peygamberimiz çok ince düşünceli biriydi. Peygamberimiz eğer bir inceliği kaçıracaksa, onu düzeltmek bir beşerin aklını aşar. Ayetlere gelirsek; peygamberimiz bir hata yaptığında veya yanlış bir davranış içinde bulunduğunda uyarıyı bir kul değil, Allah yapar. Orada yanlış veya sakıncalı bir davranış olsaydı, anında Allahu Teala müdahale eder ve uyarısını yapardı. Örneğin; Abese Süresi. Eğer herhangi bir kul peygamberi düzeltti veya uyardı demeye getirirseniz, bundan haşa, Allahın uyuduğu, uyarıyı bir kul yapmak zorunda kaldığı anlamı çıkar. İki; "Seni yalanlamaya kalkışırlarsa şöyle de: "Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız size aittir; siz benim yaptığımdan sorumlu değilsiniz, ben de sizin yaptığınızdan sorumlu değilim" (Yunus Süresi; 41). Benim yaptıklarım sizi ilgilendirmez, sizin yaptıklarınızda beni ilgilendirmez dedikten sonra, peygamberimiz bir yahudinin tırnak kesme şekli ile ilgilenmesi, onu kafasına takması size ne kadar mantıklı geliyor? Hiçte, mantıklı değil. O yüzden bu "hadis" bir çöp. Genel mantık açısından bakarsak; yahudi gibi görünmemek için tırnaklarını karışık kesiyor dediğiniz zaman, size şu soruyu sorarız; yahudiler sakal bırakıyor, eğer peygamberimiz yahudiler gibi görünmemek için azami gayret gösteriyor, hatta tırnaklarını bile karışık kesiyorsa neden sakalınıda kesmedi? Sakal daha çok göze batıyor. Tırnakların nasıl kesildiğini kimse görmez, ama sakalı herkes görür. Eğer yahudiler gibi görünmemek için tırnakların kesiliş şeklini bile değiştiriyor derseniz, sakalınıda çoktan kesmiş olması gerekmezmiydi? Peygamberimiz sakalını kestimi? Hayır. Yahudiler gibi görünmemek için tırnaklarını karışık kesiyor ama sakalını değil. Sizce de burada bir tuhaflık yokmu? Var. O yüzden genel mantık açısından da bu hadisi eleyebilirsiniz.

Peygamberimizin ahlakını tanımamız, Ayetleri bilmemiz ve biraz mantığımızı kullanmamız bakınız, hurafe bir hadisi elememizde bize nasıl yardımcı oldu. Lütfen sizde bu şekilde hadislere yaklaşın. Başkaların aklı ile değil kendi aklınızla hareket edin. Biliyoruz, bu peygamberimizin hayatını okumanızı gerektiriyor, Ayetleri anlayarak okumanızı gerektiriyor ve buda kolay bir iş değil. Belki bir kaç yılınızı alacak, ama hikmet ve bereket zaten zor olan yolda değilmi? Hazıra konmayın, zor yolu seçin. Bu sizin için daha hayırlı olacaktır. Hadislerin ucunda Allah ve peygamberimiz var. Yayılıma sürdüğünüz bir hadis eğer yanlış çıkarsa, Allah ve peygamberimiz hakkında çok kötü zanlara sebep olursunuz. Örneğin bu hadis. Bu hadis, pis işlerini ulu ortam yapan, yahudiler ile sidik yarışına giren, bir çocuk tarafından uyarılan, takıntılı cahil ve yetersiz bir peygamber profili çiziyor. Bunlar yaşanırkende haşa, Allahın uyuduğu izlenimi veriliyor. Allah ve peygamberimize bu vasıflar yakışıyormu? Hayır, ama bu tür hadisleri dolaşıma soktuğunuzda o izlenimi veriyorsunuz. Masum gibi görünen bir hadisten bakın neler çıkardık. O yüzden, hadisleri örnek vermeden çok iyi düşünün. Hurafe bir hadisin bedeli size çok ağır olur.


Özetlersek

Bir hadisi nasıl analiz ettiğimizi gördünüz.
Lütfen sizde bu şekilde aklınızı ve mantığınızı kullanın. Bir hadis size geldiğinde böylesine bir süzgeçten geçirin.
Siz bu kadar detayını düşünmek zorunda değilsiniz, ama ayetleri ve peygamberimizin hayatını bilmek zorundasınız. Ayetleri ve peygamberimizin hayatını bildiğiniz zamanda, hadislerdeki hatalar gözünüze batar. Hadislere şüpheli yaklaşmanız süzgeçten geçirmeniz imanınızı zayıflatmaz, tam aksi güçlendirir. Bizler sadece Ayetleri sorgusuz sualsiz kabullenmekle mükellefiz. Bunuda Ayetler ilahi bir koruma altında olduğu için. Hadisler böylesine bir korumaya alınmamış. Artı bu hadisleri toplayan alimler bu hadisleri kendi kulakları ile duymuş değil. Onlarda sizde duyumlar üzerine hareket ediyorsunuz. Bu hadisleri kayıt altına alanlar ile bizler aynı şartlar altındayız. Onlara güvenip lütfen kendi aklınızı saf dışı bırakmayın. Kim bilir, belki onların düşünemediği bir noktayı siz düşünür, sahih hadisleri toplamada sizinde bir katkınız olur. Bu bir bayrak yarışı. Onların bıraktığı yerden siz devam etmelisiniz. Batı dünyası ile İslam dünyası arasındaki en temel fark; onlar geçmiş çağlarda yaşayan bilim adamların eserlerini yetersiz bulup bunun üzerine ne koyabilirim sorusunu kendilerine soruyor. Siz ise kendinize bu soruyu sormuyorsunuz. Siz, geçmiş alimlerin üzerinde çalıştığı konuları tamamlanmış olarak görüyorsunuz. Geçmiş alimlerin eserlerini kusursuz, ilmin son noktası olarak görüyor onları ve eserlerini tabulaştırıyorsunuz. Üzerine birşey koymayı şirk sayıyorsunuz. Batı dünyası her yüz yıl, bir yüz yıl önceki alimlerin eserleri üzerine birşey koyuyor, siz ise yasaklıyorsunuz. O yüzden onlar uzay çağında siz bin yıl öncesindesiniz. O yüzden onlar efendi siz kölesiniz.