nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler....mehmetçiğimize selam olsun..


                                                          
                                            




                                               
https://www.facebook.com/biyoenerji.net.98
Cep telefonu üzerinden üyelik işlemleri yapılamadığından bir çok okurumuz bize ulaşmakta sıkıntı çekiyor. Bu konuda çok şikayet aldık. Bu sorunu ortadan kaldırma niyetine bir facebook sayfası açtık. Bize ulaşmak isteyen, soruları veya önerileri olan okurlarımız facebook üzerinden bize ulaşabilir. Facebook sayfamızda bilgi paylaşmıyoruz sadece iletişim hattı olarak kullanıyoruz, bilginize. Websayfamızda huzurlu ve aydınlatıcı okumalar dileğiyle kendinize ve sevdiklerinize iyi bakınız... 24.09.2019

ezan neden arapça


ezan neden arapça,
neden arapça dışında başka bir dilde okunamaz;


1. İlim Boyutu
İslam dini bir ilim ve bu ilim bir dil üzerinden kendini tanımlamış. Bu dil arapça. Bu ilmi öğrenmek ve kullanmak isteyende bu dile tabi kalmak zorunda. Bunun en güzel örneği tıp ilmi. Tıp ilmi latince ve eski yunanca üzerine kurulu bir bilim dalı. Bu ilmi ilk uygulayanlar bunu küresel bir ilim haline getirenler bu iki dil üzerinden hareket edilmesine karar vermiş. Bu ilimle uğraşanların ortak bir dili olsun, teşhis ve tanılarda birbirlerini anlasın, ortak bir gelenek bir kültür oluşsun istemişler. Günümüzde tıp ilmini öğrenmek isteyende, dünyanın hangi köşesine giderse gitsin, latince öğrenmek zorunda. Şimdi, herhangi bir ülkenin tıp fakültesi buna itiraz etse, biz teşhis ve tanılarda kendi dilimizi kullanacağız, beden dokularına kendi dilimizden isimler koyacağız, ilaçlarda kendi dilimize kullanacağız dese, ne olur? Kendisini küresel tıptan koparır. Ezanda bunu yaparsanız ne olur? Kendinizi küresel İslamdan koparırsınız. Buna hakkınız varmı? Yok. Neden, çünkü o ilim size ait değil. Siz o ilme ait tüm verilere, kendi isminizi koyup piyasaya süremezsiniz. Yaparsanız, bu olsa olsa patent hırsızlığı olur.

2. Sembol Boyutu
Masonik örgütlenmeler veya herhangi bir örgütlenme belirli semboller üzerinden hareket eder. Bu semboller küresel boyutta olur. Ülkelere geçtiğinizde değişmez. Siz nereye giderseniz gidin o sembolü gördüğünüzde, kendinizi güvende hisseder dava arkadaşları arasında olduğunuzu anlarsınız. Ezan böylesine bir semboldür. Dünyanın neresine giderseniz gidin, ezanı duyduğunuz an kendinizi yalnız hissetmezsiniz. Bir sıkıntınız olduğunda ezanı duyduğunuz yere doğru yürür, orada size yardım olunacağına emin olursunuz. 

3. Toplanma Boyutu
Ezan ne yapar, müslümanları bir noktaya (camiye) toplar. Bunun küresel boyuttaki örneği ne; kabe. Her müslümanın hayatında en az bir defa gitme zorunluluğu olduğu yer. Nerede bu yer; arabistanda. Orada konuşulan dil ne: arapça. Ezan arapça çünkü, tüm dünyadaki müslümanların toplandığı nokta arabistan. Oraya gittiğinizde orada kendinizi evinizde hissetmeniz için, oraya gitmeden önce Allahu Teala her gün sabah akşam size
kabenin dilini ezan üzerinden kulağınıza aşina haline getirttiriyor. Siz her gün ezanla kaldırılıp ezanla uyutularak kabeye gittiğinizde oranın halkını kendi halkınız, konuşulan dilide kendi diliniz gibi görmenizi sağlıyor. Ezanla doğuyoruz ezanla ölüyoruz. Aranızda ezanı yabancı gören varmı? Yok. Küresel toplanma noktası kabe olduğu için, yöresel camilerde ezanın arapça okunması, yöresel halkları nihai buluşma noktasına hazırlıyor.

4. Patent Boyutu
Ezanı kim icat etti; sahabiler. Ezan bir Ayet olarak gökten inmedi. Ezan sahabilerin rüyasında doğdu. Bir icatın birisinin aklında doğması gibi, ezanda sahabilerin aklında doğdu. Siz o icatı kendi dilinize çeviremezsiniz çünkü size ait değil. Çevirirseniz patent hırsızlığı yapmış olursunuz. Sizin önünüze nasıl sunuluyorsa o şekilde kullanmak zorundasınız. Beğenmiyorsanız kendi icatınızı geliştirin. Sahabeler o dönemin hristiyan veya yahudilerin çağrı yöntemlerini çalmamış, kendilerine has bir yöntem keşfetmiş. Madem hoşunuza gitmiyor, başkasının icatını eleştirmek, değiştirmek veya hakkında ahkam kesilmek yerine, sizde kendi çağrı yönteminizi geliştirin.

5. Saygı Boyutu
Ezan bir saygı duruşudur. Kime saygı? Sahabilere. Cefayı onlar çekti. Siz bugün müslümansanız onların nice zorlukları göğüs germesi sonrası müslümansınız. Onları hatırlayan birisi varmı? Yok. Allah ama onların hatırlanmasını istemiş; nasılmı? Ezanla. Allah, dileseydi ayetler gibi ezanıda gökten indirirdi. Bunu ama yapmamış, bunu sahabilere nasip etmiş. Ezan o mübarek zatların kalplerine ve rüyalarına inmiş. Hayr yapmak gibi, Allah onları vesile kılmış. Allah istemişki, her ezan okunuşunda onlar hatırlansın istemişki onlarda İslam dininden kıyamete kadar sevabını alsın. Örneğin bilal-i habeşinin sabah namazına" namaz uykudan hayrlıdır" eklemesi sayesinde her sabah namazında hatırlandığı ve bundan sevabını aldığı gibi. Siz bunu mesela türkçeye çevirdiğinizde, işte bu nasibi onların elinden almış oluyorsunuz. O yüzden bunu yapmayın, bırakın ezan onların dilinde kalsın. Bu onlara bir hürmet bir saygı gösterisidir. Ezan onların hatırasıdır. Rabbim bilir, onlar bundan fazlasını haketti.

6. Şifre Boyutu
Ezan bir kod'dur. Gaybın belirli kapılarını açmaya programlanmış bir kod. Örneğin; bazı bilgisayar programları şifrelenir. Elinize o şifre ulaştığında siz, durun bakalım bu yabancı dilde bunu ilk önce türkçeye çevirelim diyormusunuz? Hayır. Elinize verilen şifreyi nokta virgülüne kadar tuşluyorsunuz. Ezanda bu şekilde işler. Ezan hangi dilde indirildiyse gaybın kapıları ona göre programlanmış. Gaybın kapıları bu kodlar ile açılır. Nokta virgülüne kadar. Ne okuduğunuzu bilin ama göğe bir mesaj göndermek istiyorsanız tercümesini değil, kodun kendisini kullanın. Giriş kapının kodu ne ise onu kullanın. Aksi takdirde göğe giriş yapamazsınız.  

7. Birlik Boyutu
Müslüman müslümanın kardeşidir. Bir aileyi tanımlayan özelliklerde ne? Günlük hayatlarında aynı dili kullanmaları aynı yerde yatıp kalkmaları aynı değerleri paylaşmaları aynı dini ritüelleri uygulamaları aynı amaç için çalışma yapmaları ve aynı yere biat etmeleri. Ezan, bu değerleri bir çatı altında toplar. Siz ezanı duyduğunuz an aynı çatı altında yaşayan aynı dili kullanan aynı amaca çalışan ve aynı yere biat eden bir ailenin parçası olduğunuzu bilirsiniz.

8. Gri alan Boyutu
Siz ezanı örneğin türkçeleştirdiğiniz an her millet ezanı kendi diline çevirmeye başlardı. İslamda değişimler bununla kalmaz, herkes herşeye kendi kafasına göre el atmaya başlardı. İslam dini haram ve helal arasına mekruh adında gri bir alan yerleştirmiş. Harama bulaşmaktan korkuyorsanız, gri alana yaklaşmamanızı emreder. Ezanın türkçeleştirmesine kendi kafanızca belki bir kılıf uydurabilirsiniz belki kendinizce bunu makul görebilirsiniz ama, bu gri alana bir girdiğinizde buradan çıkamazsınız. Bu gri alana adım attığınız an size herşey süslü görünmeye başlar. Herşeye el atmak istersiniz. Bu anlattıklarım size bir yerden tanıdık geldimi? Hristiyanlık! Neredeyse her kilise kendisine has adetler çıkarmış. Bizim farkımız ne? 1500 yıldır ne kitabımız bozuldu ne namazımız ne orucumuz ne kurban ibadetimiz ne haç ibadetimiz ne de çağrı yöntemimiz (ezan). Farz kılınan hiçbir ibadetimiz bozulmamış. Bizle uğraşan bu kadar düşmana rağmen bunların bozulmamış olması, kendi başına bir mucize. Nasıl başardık bunu? Değerlerimizin hiçbirini tartışmaya açmadık. Değerlerimizle ilgili gri alana girmedik. Ne kadar göze hoş gelsede, mantık kendince bir kılıf uydursada, gri alana adım atmadık. 1500 yıldır o gri alana atmadığımız içinde bozulmadık. Eğer gri alana adım atsaydık? Değişiklikler ezanla kalmaz, namazdan oruça kadar İslamın her noktasına el atardık. Ezan sadece bir başlangıç olurdu.

S
onuç: ben osmanlı soyundan gelen bir kardeşinizim. Türkün türklüğün değerini çok iyi bilenlerdenim. Elbette, ezan türkçe indirilmiş olsaydı bununla gurur duyardım. İndirilmemiş ama. İndirilmediyse Rabbimi sorgulamam. Demek Rabbim, kendini en iyi arapça dili üzerinden ifade edebileceğini düşünmüş. Demek kulağa, ruhu ve bedene en güzel gelen arapça okunuş. Bu kararı Rabbim verdikten sonra, tüm sistem arapça üzerinden kodlandıktan sonra bunu tartışmak anlamsız. O tren kaçtı. Siz bu itirazı 1500 yıl önce, sistem yazılmadan yapacaktınız. Oops ama, yapamazdınızki siz orada yoktunuz. Birileri (sahabe) zulme uğrarken siz orada yoktunuz. Birileri bu mücadeleyi verirken (sahabiler) siz orada yoktunuz. Mücadelesini siz vermediniz kuralları
ama siz belirlemek istiyorsunuz, öylemi? Yok öyle yağma. Bu dava uğruna kim cefayı çektiyse, kurallarıda onlar yazar. Sizde onlarla birlikte bu cefayı çekseydiniz, elinizi kaldırır; "ya resullallah, neden arapça biz türklerde sizinle bu mücadeleyi verdik", deme şansınız olurdu. Siz ama yoktunuz. Siz sonradan oyuna katıldınız. Oyuna katıldığınızda da bilmiyormuydunuz ezanın arapça olduğunu? Biliyordunuz. Siz oyunun kurallarını kabul ederek İslama geçtiniz. Eee, o zaman sonradan oyunbozarlık yapmayın. O itirazınızı İslama geçmeden önce yapacaktınız. Kaldıki türkçe olsaydı bu sefer aynı tartışmayı araplar yapacaktı, hint müslümanları ya da endonezyalı müslüman kardeşlerimiz yapacaktı. Her milletin içinden kendi dilinde ezanın okunmasını isteyen kafa yemişler çıkacak. Bunun önüne siz geçemezsiniz. Bir dil seçmek zorundasınız, bu da bu uğurda ilk mücadeleyi verenlerin dili oldu. İtirazı olanlar varmı? hayır. Ayrıca, ezan ve kur'an-ı kerim ile aynı dil'e sahip olmak bir lütufmu bir vebalmi, o da ayrı bir konu. Bunları kendi dilinizde istemekte acele etmeyin. Anlayan ile anlamayan eşit hesaba çekilmez. Anlayıpta yapmıyorsanız üzerinize çok daha büyük bir sorumluluk iner. Ben şahsen türkçe indirilmemesinden memnunum. Ezanın ve kuran-ı kerimin arap dilinde inmesi bu araplar için çok büyük bir imtihan. İyiki bu yük biz türklerin üzerinde değil!