nühüm                                                         
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...
                                                                                                                                                          


bir konuya niyetlendiğimizde, o gün aklımıza geleni kaleme alıyoruz ve sitemize o taslak hali ile yerleştiriyoruz. Son hali sizlerin gözü önünde alıyor, haftalar içinde cümleleri düzelte düzelte birşeyleri ekleye ekleye. Son hali bir iki hafta alıyor, yeni yazılarımızı bir kaç hafta boyunca lütfen takip edin.....
 


zam fırsatçıları;

dolar ve euronun yükselmesi ile bir çok mağaza ürünlerine fahiş zam yaptı. bunun bir çok boyutunu medya ve siyasetçiler ele aldı. biz dikkate alınmayan bir boyutunu bilincinize taşımak istiyoruz; gıda sektörün kontrolü maalesef fetö gibi küreselcilere hizmet edenlerin elinde. bunlar bir adım attığında da, bir kaç şeyi hedefler. örneğin; anlamsız fahiş fiyat koyarlar, tek amaç fiyatı gördüğünüzde açıktan veya içinizden erdoğana saymanızı sağlamak. anlamsız fahiş fiyatlar, hükümete karşı bir isyanı başlatmayı amaçlar. bir başka neden; bir sektörü yok etmek için yüksek zam koyulur. siz satın almazsanız, üretici malını satamaz, satamadığı zamanda fabrikasını kapatır, tarlasında başka bir ürünü ekmeye başlar. stratejik bir üründe üretici konumdan, ithalcı konuma düşersiniz. bu zamların bir amacıda, toplulukların beslenme alışkanlıklarını değiştirmeye yönelik bir girişim olması. kimsenin üzerinde durmadığı noktada bu. her topluluğun bir beslenme kültürü var. siz belirli ürünlere yüzde yüz, yüzde iki yüz zam koyduğunuzda sadece fırsatçılık yapmıyorsunuz, aynı zamanda insanları o ürünleri almaktan vazgeçiriyorsunuz. yüz yıllardır, sofralarımızda eksik olmayan bir ürün, artık haftada iki, sonra ayda bir sonrada olmasada olur konumuna geliyor. hiç farkına varmadan yerli ve sağlıklı ürünlerden yapay, sağlıksız ürünlere geçiş yapıyoruz. salça, yoğurt ve pekmez gibi yüzde yüz yerli ürünlere yüzde yüz zam yapılması, beslenme alışkanlığımızı değiştirmeye yönelik bir girişim. toplumun bin yıllardır var olan, genetiklerine has beslenme alışkanlığını yerli ve sağlıklı ürünlerden, sağlıksız ürünlere doğru değiştirmek için yapılır.

hep şunu merak etmişimdir; a101 ve bim gibi mağazalar yüzde 60, 70 zam koyuyor, sonrası bunlarla oturuyorsun, üç aylığına yüzde 15 indirime anlaşıyorsunuz. bu nasıl bir eziklik nasıl bir mantık gerçekten anlamış değiliz. tavsiyemiz; erdoğan artık diktatör gibi davransın. çok değil, o diktatör vasfın binde birini uygulamaya soksa, bu, ülkemizdeki pislikleri temizlemek için yeterli olur. ona diktatör damgası yapıştıranlarada şu uyarıyı yapayalım; bir kelimeyi çok ağzınıza dolarsanız o başınıza gelir. bakın, gün gelir erdoğanı çok ararsınız. ah erdoğan, biz değerini bilememişiz diye arkasından çok ağıt yakarsınız.
askere kurşun sıkanların törenle cenazesinin kaldırıldığı bir ülkede yaşıyoruz. devlete ihanet edenlerin, devlete sövenlerin devleti dış güçlere şikayet edenlerin, devleti yıkmaya çalışanların kahramanlaştırıldığı ve önün açıldığı bir ülkede yaşıyoruz. ülkemizi ihanet eden edene, kazıklayan kazıklayana. kim bunlara bu yüzü veriyor; erdoğan! devletin farklı kurumlarına ve meclise bu kadar hakim olup, bu devlete ihanet edenlere bu kadar duyarsız kalan başka bir dünya lideri yok. örneğin; müebbet alan bir kaç bin fetöcülerin dışındakiler, ortalama beş yıl sonra hapisten çıkacak ve bunlar ve bunların çocuk ve torunları bu millet ve topraklardan nefret ediyor. neden bunları vatandaşlıktan atmıyorsunuz? perşembenin gelişi çarşambadan belli. bunların tekrar örgütleneceği ve sizden öç almak için her ihaneti yapacağı o kadar aşikarki, neden bunları elinize fırsat gelmişken vatandaşlıktan atmıyor, ülkenizden uzaklaştırmıyorsunuz? neden, çünkü erdoğan ve danışmanlarında akıl yok, yürek yok, strateji yok. çok az kaldı ama, merak etmeyin. siz, gezi, 15 temmuz darbe girişimi ve sarı yelekler gibi hazırlıklarınızı yaparsınızda, hak hiç boş dururmu? elbette durmaz. Allahta, yeryüzünü yeni bir lidere hazırlıyor. az kaldı, o gün geldiğinde de bu milletin seçtiği liderlere söven, bu topraklara ihanet edenlere merhamet edilmeyecek. örneğin; a101, migros ve bim gibi mağazalara biz ne yapardık? amerikanın vw'a kestiği cezayı keserdik. ne kadar zam yapmışlar adet başına ceza keserdik. kaç adet var kaç mağaza var, çarpardın, 20-30 milyarlık cezayı keserdin. bunu ödeyemeyecekleri içinde bu mağazaları kayyuma devrederdin. bununla ne elde etmiş olurdun? milleti kazıklamak isteyenlerin akıbeti ne oluyor, ibretlik bir vaka oluşturmuş olurdun. iki; enflasyonu sen belirlerdin ve üç; gıda sektörünü küreselcilerin elinden kurtarır, millileştirmiş olurdun. dört; beslenme kültürümüzü korumuş olurdun. bir taşla bir kaç kuş vurmuş olurdun.

serbest piyasa ve bağımsızlık kavramları;
serbest piyasa kavramı bir yalan. serbest piyasa kavramını kullanarak insanları kandırmayın. "serbest piyasa" dediğiniz oluşum belirli temel taşlar üzerine kurulu, örneğin; merkez bankaları, dünya bankası, derecelendirme kuruluşları, borsalar, uluslararası fonlar, uluslararası şirketler, dünya ticaret örgütü vs. şimdi, bu taşların her birini aynı kişiler yönetiyorsa, kuralları ve denetimi bunlar yapıyorsa, bu düzen nasıl "serbest oluyor"? arkadaşlar, şeytan kavramlar ile insanı kandırır. bu oyuna alet olmayın. istedikleri zaman borsalara ve kurlara müdahale ediyorlar, petrol fiyatlarını ihtiyaca göre çıkarıyor veya düşürüyorlar, istedikleri zaman şirketlere ve ülkelere ceza kesiyor ambargo koyuyorlar, swift ve dolar gibi araçları kullanmaya mecbur bırakıyorlar, siz halen serbest piyasadan bahsediyorsunuz, anlaşılır gibi değil. bakınız, amerikan ordusu girdiği her yere, demokrasi getireceğim diye girdi, birleşik milletler tüm milletlerin hakkını koruyacağım vaadiyle kuruldu, hdp sözcüleri demokrasi ve barış kelimelerini hiç ağızlarından düşürmez; şeytan ile hak arasındaki fark ne biliyormusunuz; şeytan sizi güzel sözler ile kandırır, eylemlerine baktığınızda iyiye yönelik hiçbir iz bulamazsınız. ağzından hep barış ve iyilik nareleri akar, eylemleri ise hep kötülük dolu olur. hak ise fazla konuşmaz, hakkın hak olduğunu eylemlerine bakarak anlarsınız. kötü kişi, söz ve kavramlar ile sizi ikna eder, iyi ise eylemleri ile. "serbest piyasa" kavramı, böylesine bir kavram. içeriği boş. kavramın kendisi kulağa hoş geliyor, piyasaya hakim olan aktörlerin eylemlerine baktığınızda ama kötülük ve yüzde yüz kontrol etme, insanları kendilerine biat ettirme eylemlerini görüyorsunuz. serbest, kelimesi ile örtüşmeyen eylemler görüyorsunuz. o yüzden lütfen, bu tür kavramları ekonomi programlarınızda kullanarak bu düzene hakim olanları, kötülüğü meşrulaştırmayın. bu düzen kendiliğinden ortaya çıkmadı. serbest piyasa dediğinizde herkesin serbestçe hareket edebildiği bir düzenden bahsedersiniz, burada durum ama bundan ibaret değil. birileri düzeni kurmuş ve yüzde yüz kontrol etme, kendilerine biat ettirme dürtüleri ile hareket ediyor. bu işin içinde birilerine boyun eğme olduğu içinde "serbest" kelimesi kullanılmaz. örneğin; koç holding, alman markası grundig satın alabildiyse, küresel sistemin bir parçası olduğu için alabildi. ülker holding, godiva markasını satın aldıysa küreselcilere biat etmeye razı olduğu için alabildi. örneğin; siz atak helikopterlerini afganistan satamıyorsanız, devlet olarak küreselcilere boyun eğmediğiniz için satamıyorsunuz. örneğin; merkez bankası ve bağımsızlık kavramı. kocaman yalan.
bağımsızlık kavramı ile bu insanlar, o ülkeden bağımsız olduklarını ima eder, hiçbir yere bağımlı olmadıklarını değil. yani, merkez bankaları ülkelerden bağımsız hareket eder, küresel sistemden bağımsız değil. yani, merkez bankaları devletlere değil küreselcilere bağımlı kurumlar. merkez bankalarını kuran ve işleten küreselcilerdir. erdoğanın, merkez bankasını millileştirememesi affedilir birşey değil. bu kadar büyük bir güce sahip olup, merkez bankasına dokunamaması affedilebilir birşey değil. devlet bankaların yüksek faizlerine müdahale edememesi, merkez bankasın yüksek faizine müdahale edememesi gerçekten affedilir birşey değil. birileri kendisine bağımsızlık ve serbest piyasa kavramlarınını yutturmuş, kendileri arkadan işi götürüyor. erdoğana bağımsızlık naraları okunuyor, arka planda da londra işi yönetiyor. bunlar yüzde yirmi yüzde elli faizler ile milletimizi sömürüyor, erdoğan gibileride; lütfen, yeterince kazıklamadınız, biraz daha kazıklayın diyor. olay bundan ibaret. özetlersek; kim bağımsızlıktan bahsediyor, dokunmayın diyorsa bilinki, yöneten onlar. onlar orasını kurdu, işletiyor, sizinde o çarka çomak sokmanızı istemiyor. günümüz millileşme, kendi düzenimizi ve kendi piyasamızı kurma zamanı. bunun içinde ilk önce kavramları anlamamız ve doğru kullanmamız şart. insanın kurduğu, mehenk taşlarını kontrol ettiği ve istediği zaman müdahale edebildiği bir düzen "serbest" olmaz. insan aklı ile dalga geçmeyin. serbest piyasa dediğiniz zaman, yağmur ve rüzgar gibi, kendi başına hareket eden bir sistemi ima etmiş oluyorsunuz. ekonomide ise yok böyle birşey. derecelendirme kuruluşlarından dünyanın en büyük bankalarına, swift sisteminden petrole, yumuşak güçten sert güce, dünya mal varlığın %97 sine kadar herşey bir zihniyet tarafından kontrol ediyorsa serbest piyasadan bahsedemezsiniz. günümüzde birleşik milletler adında bir kurum ne kadar birleşikse, serbest piyasada o kadar serbest. slogan ve kavramlara değil, icratlara bakın.

gazi mustafa


gazi mustafa'nın ruhunu bir fatiha bir yasin, lütfen...

gazi mustafa hakkında farklı kitlelerin farklı görüşlere sahip olduğunu biliyoruz. Biz hataları ve eksikleri ile sadece şunu diyebiliriz, gazi mustafa yerli ve milliydi. Ne yaptıysa bu milletin iyiliğine inandığı için yaptı. Detaylara girmeyeceğiz. Detaylara girerseniz büyük fotoğrafı kaçırırsınız. Büyük fotoğrafa odaklanın. Nedir büyük fotoğraf; kurtuluşa önderlik yapmak ona nasip oldu. Bazılarınız bunu kabullenmekte zorlanır. Siz böylesine hayırlı bir işi gördüğünüzde başında mutlaka Allah ehli birisi olması gerektiğine inanırsınız. Başkalarıda vardı deyip, o nasibi ona laik görmemeye çalışırsınız. Yanlış. Liderler inançlarına göre değil, toplulukların akıbetlerine göre indirilir. Örneğin; osmanlı devleti bir din devleti değildi bir milletler topluluğu devletiydi. İçinde farklı inanç ve milletleri barındıran bir imparatorluk. Allah, İslamla birlikte bu imparatorluğun çöküşünü takdir etmiş. Bu İslamın çöküş, milletlerin doğuş dönemiydi. Artık herkes kendi çaresine baksın denilmiş. Bu çöküştede Allah, türk milletine bir parantez açmış. Esareti bize laik görmemiş. Seçtiği liderde o doğrultuda oldu. İslam hassasiyeti olan biri değil, millet hassasiyeti olan birini seçti. Yüz yıl öncesi manevi değeri yüksek bir lider bekleyemezdik, çünkü İslamın doğuşu değil, çöküşü takdir edilmişti. Yüz yıl önceki konjonktür ulus devletlerin dönemiydi, Allahta o yönde bir lider indirdi. Atatürkü seven bir müslüman, ahmak, sahtekar ya da cahilmidir; hayır. Ne alaka! Gazi mustafa İslama değil, türk milletine indirildi. İslama ne yaptı değil, türk milletine ne yapıp yapmadı, o doğrultuda değerlendirilmeli. Kurtuluş savaşı bir milletin var oluş savaşıydı, İslamın değil. Abdulmüttalib nasıl dini sahibine bıraktı, kendine ait malları ebreheden istediyse, yüz yıl önceside İslam dini sahibine bırakılmış, tüm milletler kendi canların derdindeydi. O dönemin devrimlerine gelince; bakınız, size gazi mustafayı düşman olarak gösteriyorlar, ancak o dönemin devrimlerin fikir babası, müslümanlara yapılan zulümlerin mucidi o değildi. Siz inönü ve ittihati terakkiye bakın. Uzağa gitmeye gerek yok; erdoğan yönetimdeyken fetö denilen çete, bu milletin anasını ağlattı. Siz bu zulümlerden erdoğanımı suçlu tutuyorsunuz? Erdoğanı sorumlu tutan atatürkçülerede ne diyorsunuz; haberi yoktu diyor, iyi zan yapıyorsunuz. Bu iyi zanı neden gazi mustafayada göstermiyorsunuz? Bir; gazi mustafa, İslama şunu yaptı bunu yaptı diyorsunuzda, sizin defterinizi gazi mustafa çizmedi Allah çizdi. Siz yobazlaşmıştınız, şıhlarınıza öyle biat eder hale gelmiştinizki, artık sizi yönlendiren aklınız değil, başkalarıydı. Size bir fatura kesilmesi gerekiyordu. Allahta size o faturayı kesti. İki; o dönem ülkeyi yöneten, padişahları deviren, sizi savaşlara sokan, o savaşlarda size ihanet eden, uluslararası anlaşmalarda türk milleti aleyhine imzalar atan gazi mustafa değildi, ittihati terakkiydi. O dönemin devrimlerini ve yönetimini eleştirecekseniz, Müslümanlara yapılan zulümlere bir suçlu arayacaksanız gazi mustafa yanlış kişi. Üç; belirli tarihlerde yaşanılan olaylar hakkında yorum yapacaksanız, lütfen bugün rahatlığında bunu yapmayın. O dönemin şartları doğrultusunda yapın. 15 temmuz gerçekleşseydi, ülke işgal altında olacaktı. Gazi mustafanın açığa çıktığı dönem böylesine bir dönemdi. Sınırlarımızın dışında dünyanın orduları, sınırlarımızın içinde de dünyanın orduları olduğu bir dönemdi. 15 temmuzda fetö ülkeyi ele geçirseydi, ülke elden gitmiş olacaktı. Gazi mustafa ortaya çıktığı dönemde fetö gibi bir örgütün (ittihati terakki) ülke üzerinde yüzde yüz hakim olduğu bir dönemdi. Yaptıkları veya yapmadıkları hakkında onu eleştirirken bu gerçekleri hep göz önünde bulundurun. Erdoğan bir yanlış yaptığında, ne yapıyorsunuz; iyi zan yapıyorsunuz, yanlış yönlendiriliyor veya kuşatıldı, bilgiler ona ulaşmıyor diyorsunuz. Lütfen gazi mustafayada iyi zanla yaklaşın. Erdoğan, gazi mustafanın yaşadığı kuşatmanın yüzde birini yaşamadı. Ona bu hakkı tanıyorsanız lütfen gazi mustafayada tanıyın. Örneğin; fetöcüler ülkenin her hangi bir yerinde birine bir haksızlık yaptığında, bu erdoğanın talimatı derlerdi. Halkı lidere karşı galyana getirirlerdi ve halen getiriyorlar. Bundan 1500 yıl geriye gidin; hz osmanın yazı kalem müdürü, hz osmandan habersiz hz osmanın mührünü kullanıp ölüm fermanları hazırlardı. O dönemlerde merkezde olan biri, taşralarda neler olup bitiyor, devletin farklı köşelerinde memurlar ne halt işliyor bunu bilmesi mümkün değildi. Birşeyin altında imzası görünüyorsa, gerçekten kendisine aitmi, yoksa taklidimi bunu bilmeniz mümkün değildi. Çepeçevre kuşatılmıştı. O yüzden gazi mustafa hakkında iyi zan besleyin. O gerçekten yerli ve milliydi. Yerli ve milli olduğu için zaten dönemin ittihati terakki bürokrasisi onu kullanabildiği kadar kullandı, sonrası pasifize etti sonrada öldürdü. Masonlar kendilerinden olana sahip çıkar, kendilerinden olmayanıda tasfiye eder. Örneğin; vefatından sonra onunla ilgili herşeyi silmek istemeleri gibi.

gazi mustafayı, kabrinden çıkarıp siyasete alet eden menderes ve tayfası oldu. chp, vefatı sonrası gazi ile ilgili herşeyi ortadan kaldırmıştı, onu tekrar canlandıran, siyasete alet eden demokrat partisi oldu. bunun ilahi cezasıda idam oldu. bir canı kabirden kaldırmaya karşılık bir can!

Özel hayatına gelince; bir müslüman insanların yatak odası, özel hayatı ile ilgilenmez. Bu büyük bir günah. İçki içiyordu, kadınlara düşkündü vs; size ne arkadaşlar. Gıybet nedir? Bir kişinin arkasından konuşuyorsanız ve konuştuğunuz konu kötü zan içeriyorsa ve kişinin özel hayatına giriyorsa buna gıybet denilir. Bu büyük bir günah. Bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendirmez dediğimizde, biz kimiz? Toplumuz. Kişinin hayatında bizi yani toplumu ilgilendiren boyut olur, bir de ilgilendirmeyen boyut olur. İlgilendirmeyen boyut kişinin özel hayatı, bundan uzak duracağız. Eğer bir kişinin söz ve eylemleri toplumu yani bizi ilgilendiriyorsa, toplumun menfaatine ise o zaman ifşa edebilirsiniz. Ancak İslam dini bunada bir sınırlama getirmiş; en az 4 şahit göstermeniz gerek. Siz veya kaynaklarınız 4 şahit gösterebiliyormu? Müslümanım diyorsanız göstermeniz bir zorunluluk. İslami açıdan konu o kadar hassaski, birbirinizin arkasından atıp tutmamanız için, İslam dini sıkı kurallar getirmiş. Ne der Rabbim bir Ayetinde; birbirinizin ayıbını araştırmayın (Hucurat Süresi; 12). Ne der hadisler; birinin kusurunu ifşa etmez, örterseniz, Allahta ahiret günü sizin bir kusurunuzu örter. Ne der Rabbim bir Ayetinde; bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin (Maide Süresi; 8). Ne der hadisler; bir topluluğun büyüğü size geldiğinde ikram edin. Gazi mustafa hakkında atıp tutanlar, bu Ayet ve hadislerden nasibini almamış tipler. Bize göre onlar İslamdanda nasibini almamış. Bakınız; kemalistler ve ulusalcılar hakkınızda "hırsızlar", "yolsuzlar" sloganlarını atar. Bunlar bunu yapabilir, çünkü bunlar Müslüman değil. Bu kafa bir iftira attığında bir yalan söylediğinde, bunun ahiret boyutunu hesaplamaz. Onlar için yalan söylemek iftira atmak ve zanna girmek sakız çiğnemek kadar doğal. Siz bunlarla çirkeflik yarışına girmeyin. Bu kafa, gazinin uzaydan geldiğine inanır. Gaziyi, hz alinin reenkarne edildiği beden olarak görür. Gazi mustafanın gökten indirilmiş bir elçi, adı konmamış bir peygamber olduğuna inanır. Bunlar her türlü çirkefliği ve pisliği yapabilir, siz yapamazsınız. Ben müslümanım diyorsanız, siz yapamazsınız. Bu zihniyetle savaşın, ama gazi mustafa ile değil. Bu zihniyete sapkınlıklarını yüzlerine vurun, ama gazi mustafanın arkasından laf çakmayın. Onu putlaştıran, her yerine heykelini diken topluluğa Allahın tanıdığı sınırlar içinde sataşın, ama gaziye değil. Bir çoğunuz gaziyide onların safhında görür; görmeyin. Gazi mustafa onlardan değildi. Aynı eylemlerin içinde görünmüş olsada, onlardan değildi. Onlar ile gazi arasındaki fark; niyet farkıydı. Gazi mustafa hayatınızın her noktasına karıştığında, bunun sizin iyiliğinize olacağına inandığı için yaptı. Bu zihniyet ise size eziyet etmek için, sizden nefret ettiği için yaptı. İkiside aynı şeyi yaptı gibi görünüyor, birisi ama iyiliğinizi isteyen bir anne ve baba gibi hayatınıza karıştı, diğeri ise size olan nefretinden karıştı. Bazı gençler ne der; babamdan nefret ediyorum der. Neden diye sorduğunda; herşeyime karışıyor, hayatıma kısıtlamalar getirdi, der. Babaya sorduğunda; evladımın yaşantısı beni büyük acılar büyük sıkıntılara sürükledi. Onun iyiliği için bu yasaklar bu yasaları getiriyorum, der. Gazi mustafadan nefret edenlerin durumu bundan ibaret. Kendisine yasaklar getiren babadan nefret etmeleri gibi. 

Biz çok şey söylebiliriz, siz çok şey iddia edebilirsiniz, şaşmayan birşey var ama, o da Allahın düzeni. Nedir Allahın düzeni? Kişinin ahiret akıbeti, yeryüzündeki yaşantısından belli olur. Bize, ona şuna bakmayın; Allahın kriterlerine bakın, oradan kişinin cennetlikmi cehennemlikmi bunu net çıkarırsınız. Lafı uzatmaya gerek yok. Nedir bu ilahi kriterler? Yeryüzünde ne kadar acı çekti, ne kadar uzun yaşadı, yaşantısında toplumamı daha çok faydası oldu yoksa kendisinemi, bu tür verilerden rahatlıkla kişinin ahiret akıbetini çıkarabilirsiniz. Örneğin; birisi cehennemlik ise, ona yeryüzünde acı hissettirilmez. Yeryüzünde ona dokunulmaz, onun hesabı ahirete bırakılır. Örneğin; birisi cehennemlik ise, ona uzun ömür verilir. Günahlarını artırsın için ona bu fırsat verilir; "Kâfirler sanmasınlar ki kendilerine mühlet vermemiz onların hayrınadır; onlara mühlet vermemiz günahlarını arttırmaları içindir. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır." (Al-i İmran Süresi; 178). Gazi mustafa elbette, masum biri değildi, cehennemde yanacakmı; bunu Rabbim bilir. Biz ilahi düzene ve yaşantısında baktığımızda ama şunu görüyoruz; günahların bir kısmını yeryüzünde yakma fırsatı kendisine tanınmış, artı daha fazla günah yüklememesi içinde ömrü kısa tutulmuş. Örneğin; ismet inönü 89 yaşında vefat etti. Gazi mustafa ise 57. Birisi rahat bir yaşantı sürdürdü, diğeri ise ömrün son yıllarında çok acı çekti. Özet: cehennemde yanacakmı yanmayacakmı, ne kadar yanacak vs, bunları Rabbim bilir. Biz sadece yeryüzünde yaşadıklarından kendisine merhamet edildiğini görüyoruz. Yeryüzünde Rabbim kendisine merhamet ettiye, ahiret hayatında da merhametini esirgemez. Biz öyle ümit ediyoruz. Bazıların ona yakıştırdığı o cehennemlik profilini, biz Allahın ona yapıştırdığını göremiyoruz. Nereden bunu çıkarıyoruz; yaşantısından. Not: yaşantının sırrı detaylarda saklı değil, büyük fotoğrafta saklı. İçki ve kadın, bunlar detay; musul vasiyeti ise büyük fotoğraf, misak-ı milli sınırlar büyük fotoğraf, kudüs ve mescid-i aksa için avrupaya resti, büyük fotoğraf. Allah, kişinin akıbetini sizin gibi detaylar üzerinden belirlemez, büyük fotoğraf üzerinden belirler. O büyük fotoğrafta bize, gazi mustafanın, Allah nezdinde sizin sandığınız kadar kötü birisi olmadığını gösteriyor. İşlediği onca kötülüğün karşısına siz o kurtuluş mücadelesini koyduğunuzda, o terazide o kurtuluş mücadelesi daha ağır basacaktır diye düşünüyoruz. Niyet farkı yüzünden onu bağışlayın, hakkınızı helal edin. 

Gazi mustafanın hayatı iki boyuttan oluşur birisi özeli diğeri ise toplumla ilgili. Özeli bizi ilgilendirmez. Toplumla ilgili boyutu bizi ilgilendirir, ancak o boyutta ilerlerken yine İslamın koyduğu kurallar doğrultusunda ilerlemek zorundayız. Örneğin; bir kişi hatıralarında gazi mustafanın birşey yaptığı veya söylediğini yazar. Bu İslami açıdan geçerli bir kaynakmı? Hayır. Dört şahit göstermesi gerek. Varsayalımki, gazi mustafanın bir eylemi dörtten fazla kişinin önünde gerçekleşti, yine İslam size ahkam kesme hakkı tanımaz. Bu sefer niyete bakın der. İslam dini bir konu hakkında bir kanaat geliştirmeden, bilgileri belirli süzgeçlerden geçirmenizi ister. Yanlış bir kanaatin kişiye ve topluma çok ağır bir bedeli olacağı için, Allah bir söylemeden bin düşünmemizi ister. Örneğin; İlk önce eyleme değil niyete bakın der, çünkü İslam dininde ameller niyetlere göre şekillenir. Gazi mustafa hakkında atıp tutanlar, ne dört şahit kuralına sadık kalır ne iyi zan besler ne de niyet faktörüne bakar. Bu noktada siz doğal olarak şunu diyebilirsiniz; hocam, ezanların türkçeleştirmesi altında iyi niyet aranmaz. Bizde size bekara boşanmak kolay yanıtını veririz. Gazi mustafanın bunu onayladığı döneme bir bakın; türk milleti yok olma noktasına gelmiş, sevri anlaşmasını önünüze koymuşlar. İşgale uğramışsınız, yokluk içindesiniz ve ırk olarak yok olmak üzerindesiniz ve arapların size ihanet ettiğini düşünüyorsunuz. Bu durumda siz ne yaparsınız? Topraklarınız ve milletiniz yok olmakla karşı karşıya ve siz, yüz yıllardır kardeşim kardeşim diyenlerin sizi arkadan hançerlediğini görüyorsunuz. Siz ne yapardınız? Sadece aileniz değil, tüm ülkeniz ve ırkınız yok olmakla karşı karşıya ve siz kendinizce, haklı veya haksız birilerini suçlu ilan ettiniz. Suçlu ilan ettiklerinize yönelik ne yapardınız? İngilizlerin size saldırması size koymaz, çünkü gavur, gavur gavurluğunu yapacak. Size koyan, yüz yıllardır birlikte yaşadığınız kardeş dediğiniz aynı kıbleyi paylaştığınız kişilerin ihaneti olurdu. Sokaklarınızda düşman askeri gezdiğinde siz ona kin beslemezsiniz, siz sizi desteklemeyen kardeşinize kin beslersiniz. Bu öfkenizide birileri çok rahatlıkla kullanabilir. Öfke duyduğunuz topluluğa karşı sizi çok rahat galyana getirebilir. Örneğin; ittihati terakki. Günümüzde sizleri suriyeli muhacirlere karşı galyana getirmeleri gibi. Siz bugün bolluk içinde galyana geliyorsunuz, bir de ırk olarak son nefesinizi aldığınızı ve arapların sizi arkadan hançerlediğini varsayın. Böyle ortamdan siz galip çıktığınızda, hesaplaşacağınız ilk kişiler sizi arkadan hançerleyenler olurdu. O dönemde yaşayan birinin, ezan ve harf dahil arapları andıran herşeyi ülkemizden silip atmaya çalışması beni şaşırtmıyor. Hocam, ama ezan araplarla ilgili değil, İslamla ilgili derseniz; evet, İslamla ilgili. Gazi mustafada bunu o dönemin alimlerine sordu, onlarda bunun dinen bir mahsuru olmadığını söyledi. Size bunun bir mahsuru olmadığı söylense size ne yapardınız? Büyük ihtimal, biz bunu yutmazdık dersiniz. O zaman sizlere günaydın diyelim, rabıta adında bir saçmalığı size yutturdular ama. Zikir çektiğinizde Allahı değilde şıhınızı düşünmenin İslami açıdan sorun olmadığı inancını size yutturdularmı? Yutturdular. Bugün b
irileri, kendisini alim olarak size tanıtmış ve şıhınıza rabıta etmenin, İslami açıdan bir mahsuru olmadığını söylemiş. Dünde birileri, gazi mustafaya kendilerini alim olarak tanıtmış ve ezanın türkçeleştirmesinde bir sıkıntı yok, önemli olan niyet demiş. Sizler bugün yutuyorsunuz, dünde gazi mustafa yutmuş. Sizin yuttuğunuza göre, gazi dünden yutar. Gaziyi suçlamayın. Siz ondan çok daha büyük vebal altındasınız. Siz İslam konusunda hassas olduğunuzu iddia ediyor ve buna rağmen kandırılıyorsunuz. Gazi mustafanın öyle bir iddiası yoktu. Dönemin güya alimlerine danıştı ve uyguladı. Siz gazi mustafadan çok daha büyük bir günah içindesiniz çünkü, gazi mustafa sadece ezanın dilini değiştirdi, siz ise rabıta ile kıbleyi değiştirdiniz. Sizin yüklendiğiniz günahın haddi hesabı yok. Hocam, bir çok alim ama buna o dönemde direndi derseniz; gazi mustafa o alimleri neden dikkate alsın? İslamın çöküşüne sebep olan, yobazlaşmasına sebep olan onlar. Siz, sizi iflasa sürükleyen müdürünüze, bir sonraki fabrikanızı teslim edermisiniz? Etmezsiniz. Özetlersek; biz ne yaptık şimdi burada? İslamın bir diğer kuralını uyguladık. Nedir o kural? İyi zan yaptık. Gazi mustafanın tasvip etmediğimiz devrimleri hakkında iyi zan yaptık. Bir kişi hakkında zan yapacaksanız, İslam dini iyi zan yapın der! Bizde bunu yaptık.

Gazi mustafa hakkında geliştirdiğimiz kanaatleri; dört şahit getirme kuralı doğrultusunda, eyleme değil niyete bakarak, iyi zan besleyerek, adalet duygusuna uygun, toplumların liderlerine saygı gösterin hadisi doğrultusunda, kişilerin ayıplarını araştırmayın ve kişilerin kusurlarını örtün ayetlerine uygun geliştirdik. Gazi mustafa hakkında atıp tutanlar, İslamın bu temel değerlerini yok sayar. Gazi mustafanın bazı eylemlerini tasvip etmesekte, bunların iyi niyet içinde yapıldığını görüyoruz. Gerçektende bunun, bu milletin hayrına olacağına inandığı için, yaptığını görüyoruz. Söylemleri samimiydi. Evet, aykırı biriydi. Belki, o dönem ihtiyaç duyulanda buydu. Rabbim onu seçmiş. Rabbim seçtikten sonra, karakterini, yapısını tartışmak haddimize olmaz. O, İslamı kurtarmak için değil, türk milletini kurtarmak için var edilmiş.
Onun derdi İslam değil türk milletiydi. Irk olarak yok olmakla yüzleşseniz, sizde ilk önce din değil, ırk derdiniz. İslamda bunu emreder zaten, ilk önce sağlık sonra ibadet der. İlk önce can sonrası ahiret der. Gazi mustafada türk milletin canını kurtarma derdindeydi, ahiret hayatını değil. O ne yaptıysa türk milletin iyiliğine olacağına inandığı için yaptı. Onu eleştirebilirmisiniz, elbette eleştirebilirsiniz. Ancak özel hayatını değil. Siz sadece toplumla ilgili boyutu eleştirebilirsiniz. Bunuda saygı kuralları içinde yapmak zorundasınız. Onu ve önderlik ettiği türk toplumunu incitmeden. İslam dini ilke ve kurallara dayalı bir inanç. Müslümanım diyorsanız bu kurallar doğrultusunda hareket etmek zorundasınız. Örneğin; İslam dini çoğunluğun hükmü üzerine kurulu bir din. İslamın istişare kuralın özetide budur. Fikirler ortaya atılır, çoğunluk ne derse o yönde yol alınır. Örneğin; en çok şehidi hangi millet verdiyse, en çok kanı kim döktüyse söz sahibi o olur. Siz, bir kaç bin şehitle, milyonlarını feda eden türk milleti ile, eşit söz sahibi olamazsınız. Bir kaç bin şehit verdiniz diye bu milletin bir komutanına ahkam kesemez, laf atamazsınız. Sizin söz hakkınız verdiğiniz şehitler orantıda. Ne kadar çok şehit verdiğinizi düşünüyorsanız, o kadar sesinizi yükseltin.

Bazı pis zihniyetler, gazi mustafaya çamur atmak ister, lütfen bu tuzağa düşmeyin. Örneğin; o dönemin insanı aylık şu kadar maaş alıyordu, gazi mustafa ise aylık şu kadar maaş aldı, der. Siz bu rakamları gördüğünüzde feryat edersiniz. Ettiğiniz an tuzağa düştünüz. Tuzak ne? Rakam doğru ancak, tüm köşkü kapsadığını, hizmetçiler ve misafirlerin masrafları dahil olduğu bilgisini size vermezler. Siz maaşı kendi özeline verildiğini zanneder, maaşın cumhurbaşkanlığı konut ve makamın giderlerinide içerdiğini bilmezsiniz. Sizi kötü zanna itmek için, bu detayı sizden gizlerler. Bu tuzağı başka nereden hatırlıyoruz? Erdoğan ve külliye hakkında ortaya atılan iddialar. Düşman hiç boş durmuyor değilmi? Aynı klavyeden bir gazi mustafaya çakıyor bir erdoğana. Nasılda kutuplaşmamızı sağlıyorlar. Lütfen bu tuzaklara düşmeyin.

O dönemde yaşadığınız olumsuzluklardan da, eğer birisini sorumlu tutacaksınız osmanlıyı sorumlu tutun. Ben, kan bağıyla bir osmanlı torunuyum. Eğer birini suçlayacaksanız dedelerimi suçlayın. Onlar dünyanın farklı köşelerinden kovulan yahudilere asla kucak açmayacaktı. Yüz yıllar içinde örgütlene örgütlene geldiler, ittihati terakkiyi kurdular ve sonrası emanuel karasunun tebliği. Besle kargayı oysun gözünü. Bu milletin başına ne geldiyse, savaşlar dahil, cumhuriyet dönemin ünlü devrimleri dahil kapatılan uçak fabrikaları dahil, onca darbe dahil, fetö dahil, 15 temmuz dahil hepsinin muciti ve sorumlusu bunlar. Allahın uzak durun dediği bir milletten, lanetlediği bir milleten hayr gelirmi? Gelmez. Son yüz yıl içinde yaşadığınız acıların sorumlusu gazi mustafa veya cumhuriyet değil, osmanlı. Bunu açalım; siz 1900 ile 2000 yılı arası, 1800- 1900 yılları arasının faturasını ödediniz. Bu yüz yıl işlediğiniz doğru veya yanlışlarınızın hesabınıda bir sonraki yüzyılın nesli ödeyecek. Örneğin; 15 temmuzda işgalden kurtulmanızın sebebi erdoğan değil, geçen yüzyıl işgale direnmeniz. Atalarınız geçen yüzyıl bedelini ödediği için, bu yüz yıl siz bedel ödemekten kurtuldunuz. Örneğin; suriye ve irak gibi ülkeler geçen yüz yıl işgale direnmedi, dedeleri buyurun girin ülkemize dedi, bunun bedelinide bu yüz yıl torunları kanları ile ödüyor. Araplar bize ihanet etti mi? Evet. İstisnalarda bu gerçeği değiştirmez. Geçen yüz yıl bunlar savaştan kaçtı, düşmanla iş çevirdi. Bu yüz yılda Allah, onlardan bunun bedelini misliyle çıkarıyor. Arap ülkelerine bakın, bunlar bu yüz yıl ne kadar çok işgale uğradıysa ne kadar çok küreselcilere hizmet ediyorsa, bir yüz yıl öncede o kadar hainlik yaptı. Örneğin; cezayir 1830 yıllarında osmanlıdan koptu, fransa sömürgesi altına girdi. 1940 ile 1960 yılları arasında da katliamlara uğradı. Bir neslin hatasını bir yüz yıl sonraki nesil çeker. Torunlar yeryüzünde, atalarda ahiret hayatında bunun bedelini öder. Allahın bu düzenini anlarsanız, başınıza ve ülkenize gelen olaylara daha sağlıklı yorum getirirsiniz.

Biz gazi mustafanın şeytanlaştırılmasınada, putlaştırılmasınada izin vermeyiz. Ne bugün ne de yarın. Bizim buradan çağrımız anadolu insanına; gazi mustafa yüz yıl öncesi sahip çıktılar, bu yüz yılda sahip çıksınlar. Bugünlerde “atam izindeyiz” diyenler yüz yıl öncesi vatana ihanet edenlerdi. Bugünlerde “atatürkün askeriyiz” diyenler, yüz yıl öncesi düşmanı sevinç çığlıkları ile karşılayanlardı. Bugünlerde cumhuriyete sahiplenenler, yüz yıl önce işgale niye direniyorsunuz, bunlar bize medeniyet ve kalkınma refah getirecek diyordu. Seçim haritalarında farklı bir renk olarak görünen o kıyı illeri var ya, bugün olduğu gibi dünde oraları düşmana kucak açmış, düşman ile iş birliğine girmişti. Böyle bir ortamda vahdettin gazi mustafayı anadoluya gönderdi. Gazi, "atam izindeyiz", sloganları atanların kapısını değil, anadolu insanın kapısını çaldı. Kurtuluş mücadelesini verende, cumhuriyeti kuranda, gazinin askeri olanda sizsiniz. Gazi mustafa ve cumhuriyet onların değil, sizin eseriniz. Cefayı çeken siz, şehitleri veren siz, sahiplenmeyi ama onlar yapıyor. Neden? Çok bağırdıkları için. Buna izin vermeyin. Bu eserlerinize sahip çıkın. Başkaların bu değerlerinize sahiplenmesine izin vermeyin. Gazi mustafa dün size sığındı, onlara değil. Vatan ve millet uğruna sizin savaşmanızı istedi, onların değil. Vatanı sizin kurtarmanızı istedi, onların değil. Sizin kan akıtmanızı sizin bu uğurda can vermenizi istedi, onların değil. Neden, onların gaziye sahiplenmesine izin verdiniz? O size güvendi. Neden onu putlaştırmalarına izin verdiniz? 9.05 de neden hayat duruyor, neden her yere heykeli dikiliyor, neden kıyyamda duruyorsunuz, neden onu yunan mitolojisinden çıkmış bir tapınakta yatırıyorsunuz? Onun ruhunu neden bu kafayı yemiş ulusalcı kemalist tiplerin eline bıraktınız? Gazi mustafaya dün sahip çıkdığınız gibi bugünde sahip çıkın. Bu sapık ruhların elinden onun ruhunu kurtarın. Onun ihtiyaç duyduğu "ışığı bol olsun" "toprağı bol olsun" söylemi değil, onun ihtiyaç duyduğu br fatiha bir yasin. Bunuda ancak siz verebilirsiniz. Dün bu toprakları işgalden kurtardınız, bugünde gazi mustafanın ruhunu kurtarın!

Değerli dostlar, olayları daha iyi anlamanız için şu üç kavrama bir açıklama getirmeliyiz; atatürkçüler, kemalistler ve ulusalcılar. Bunların arasında atatürkçüler müttefikiniz diğerleri düşmanınız. Atatürkçülere saygı gösterin ve onlar ile iyi geçinin. Ne siz onların düşmanısınız ne de onlar sizin. Onlar ile ortak bir zeminde buluşun. Nedir bu ortak değer? Vatan toprakları. Atatürkçüler vatana ihanet etmez. Bu değer üzerinden onlar ile ittifak kurun. Kim bu atatürkçüler? Bunlar birinci sünya savaşı ve sonrası dışarıdan anadoluya göç eden milletler. Bunlar sizin düşmanınız değil, bunlar ile ittifak kurun. Bunu açalım; gazi mustafayı putlaştırmak ittihati terakki zihniyetin sinsi bir tuzağıydı. Ancak bu tuzak terse tepti. Onlar bu millete bir tuzak kurdu, Allahta onlara. Allahın tuzağı, onların tuzağını hayra çevirir. (Enfal Süresi; 30). Bunu açalım; kime hayranlık beslerseniz onun değerleri size yüklenir. Bu ilahi bir olay. Herkes için geçerli. Hangi kişiye hayranlık besliyorsanız, gökten size o kişinin değerleri indirilir. İttihati terakki ne yaptı? Gazi mustafaya hayranlık uyandırmaya çalıştı. Gazi mustafa kimdi? Vatanını seven biri. Vatan uğruna canını veren bir kişi. Siz eğer bir topluma atatürk hayranlığı uyandırmaya kalkarsanız, o topluluğa gazinin, vatan sevgisi vatan uğruna canını feda etme gibi değerlerinide aşılarsınız. İttihati terakki zihniyeti işte, bunu hesaplayamadı. Evet, İslam ile atatürkçüler arasında bir hat oluşturabildiler ama, o atatürkçü subayların vatana ihanet etmelerini sağlayamadılar. Her darbede binlerce subayı tasfiye etmek zorunda kaldılar, yine işe yaramadı. Askeri liseden mezun olan her bir birey gazinin değerleri ile mezun oluyor, tasfiye edilenlerin yerini yine atatürkçü subaylar dolduruyordu. O gençler, gazi mustafa gibi kimseye boyun eğmiyor, ilk önce vatanım diyordu. Yani NATO'ya tabi olmuyorlardı. Darbelerin işe yaramadığını anlayınca, tek çözüm gördüler, o da askeri liselere sadece fetö mensubu öğrenci alma zorunluluğunu getirdiler. fetöcüler küresel sistemin bir parçası oldukları için, onların vatan derdi yok onlara göre bütün yeryüzü onlara ait. Bütün yeryüzü onlara vaat edilmiş topraklar. Şimdi, anadolu insanı zaten Allaha boyun eğmiş, vatan uğruna can vermeyi ilahi bir emir görür. Şimdi bir de atatürkçüler başlarına bela oldu. Eğer cumhuriyet sonrası, bu topraklara sığınan, göç eden milletleri rahat bıraksalardı, bunları gazi mustafa gibi ortak bir değer üzerinde birleştirmeselerdi, inanın arzu ettikleri sonuca şimdi daha yakın olacaklardı. Hiç farkında olmadan, gazi mustafa üzerinden bu topraklara göç eden yabancı milletlere vatan sevgisini aşıladılar. Onları bir çatı altında topladılar. Siz bunu isteyerek yapmak isteseniz, bu kadar başarılı olamazdınız. Ne yaptı Allah; onların tuzağını hayra çevirdi. Özetlersek; ülkemiz bir savaşa sürükleniyor, bundan kaçış yok, buna hazırlanın. Atatürkçülerin değerlerine saygı gösterin, onlarda sizin değerlerinize saygı göstersin. Hellaleşin ve bu son vatanımız uğruna bir araya gelelim. Darbeleri yapan, size 80 yıl zulüm eden atatürkçüler değildi, onlarla iyi geçinin. Size zulüm eden, darbe yapan ve vatana ihanet eden kitle; kemalist ve ulusalcı olarak geçinenler. Atatürkçü ile kemalist arasındaki fark ne? Atatürkçüler gazi mustafayı sadece bir lider olarak görür, kemalistler ise atatürkü putlaştırır. Onu insan üstü bir varlık olarak görür. Bu ikiside gazi mustafaya hayranlık besler, fark; atatürkçüler sevgi beslerken Allaha şirk koşmaz, koşmadıkları için onlar gazi mustafanın kötü vasıflarını aldığı gibi, vatan ve millet aşkı gibi hayrlı vasıflarınıda alır. Kemalistler ise bu sevgide şirk boyutuna girer, girdikleri içinde onlar gazi mustafanın hayrlı olan hiçbir vasfından nasiplendirilmez. Ne kadar kötü vasfı varsa, gökten sadece o vasıflar iner. Örneğin; bunlar faşisttir. Bunların en büyük özelliği, faşist olmaları. Kendilerinden başka kimseye yaşam hakkı tanımaz. Herkesin kendileri gibi düşünüp kendileri gibi hareket etmelerini ister. Amaca ulaşmak içinde herşeyi kendilerine mübah görür. Bunların vatan ve millet gibi değerleri bulunmaz. İstedikleri olsunda vatan işgalemi uğramış, yokmu olmuş bu onlar için önemli olmaz. Biri eğer gazi mustafa hakkında hastalık boyutunda bir hayranlık besliyorsa bilinki o kemalist. Ondan uzak durun. Onun millet, devlet, bayrak ve inanç gibi değerleri bulunmaz. Ulusulcılara gelince, onlar ittihati terakkinin torunları. Anadolu içinde veya dışında başımıza ne geldiyse onlardan geldi. Kemalistleri yönlendiren, atatürkçülere gaz veren, fetö gibi örgütleri kontrol eden bunlar. Şeytanın başı bunlar. Büyük bir savaşın arefesindeyiz, yüzyıl öncesi olduğu gibi gazi mustafa ile yani atatürkçüler ile anadolu insanı tekrar bir araya gelmek, omuz omuza vermek zorunda!!