• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        

"Şimdilik bırak onları kendi hallerine, yiyip içsinler, avunsunlar, boş ümitleri onları oyalayadursun.
Yakında gerçeği öğrenecekler." (Hicr Süresi; 3) -19.09.2021  




subliminal mesajlar

 
  

İnsan beyni üst beyin ve alt beyinden oluşur. Üst beyin bilgisayarın hafızası gibi verileri depolar ve istediğiniz an bu verilere ulaşmanızı sağlar. Sanıldığı gibi üst beynin kendisine ait bir kimliği bulunmaz. Üst beyin göz ve kulak gibi veri aktarma noktalarından verileri alır bunları depolar (hatıra), ihtiyaç duyduğunuz zamanda bunlara erişiminizi sağlar. Bunun dışında üst beyin birde duyu organlarınızdan gelen verileri algılamanızı sağlar. Bir de akü görevi yapar. Bir akünün arabayı elektrik ile beslemesi gibi beyin insan bedenin ihtiyaç duyduğu enerjiyi bedenin hizmetine sunar. Örneğin; hastalandığınızda veya biyoenerji uzmanı seans yaparken. Üst beynin akü hizmeti, duyu organları ile algılama ve veri depolaması ötesi bir görevi bulunmaz. Benliğinizin yani bilgisayarın ana işletim merkezi alt beyindir. Bu noktaya nefis deriz. Bu nokta emir almaz emir verir. Komuta merkezi burası. Komutlar buradan verilir. Hangi komutları vermesi gerektiğini nereden bilir? Kendisine yüklenen yazılımdan. Örneğin hayvanlar alemi. Bir hayvan nasıl avlanacağını nasıl bir sosyal yaşantı sürdüreceğini nasıl çiftleşeceğini nereden bilir? Bir yazılımdan. Allah canlıların alt beyinine bir yazılım yüklemiş, doğum sonrası nasıl hareket etmeleri gerektiğini söyleyen bir yazılım. "Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir." (Şems Süresi; 1-10). Üst beyin hafızaların depolandığı, duyuların algılandığı ve akünün bulunduğu nokta, alt beyin ise benliğin merkezi. Benlik nedir? Bedeni kontrol eden noktaya "ben" merkezi denir. İnsan bedeninde de bu komuta merkezi alt beyindir. Organlar nasıl hareket edecek hangi ritimde çalışacak Allahu Teala tüm bu bilgileri bu noktaya yüklemiş. Örneğin; bedenin kavga et- kaç tepkisi. Ü
st beyin tertemiz bir hafıza, alt beyinde Allahın doğum öncesi yüklediği yazılım ile gelir. Bilgisayar veya telefonunuzun bir işletim sistemi ile gelmesi gibi. Bu yüklemeye İslam dininde ilham denilir. Yani Allah bir bilgisayar üreticisi gibi, tertemiz hafıza ve bir işletim sistemi ile insanı yeryüzüne salar. Yazılım nasıl hareket etmenizi belirler, hafızamızda öğrenmemizi ve sürekli gelişim sağlamamızı sağlar. İnsanoğlunun geliştirmeye çalıştığı robotlar var ya, sürekli öğrenen ve kendisini geliştiren işte biz Allah nezdinde böylesine robotlarız.

Subliminal mesajların üst ve alt beyine etkisi nedir?

-
Üst beyin: subliminal mesajlar üst beyni etkilemez, çünkü üst beynin bir iradesi bir benliği bulunmaz. Bilgisayar hafızası ne ise üst beyinde o. Üst beyin sadece kendisine yüklenen verileri depolar. Bu verileride o veriler algılayabileceği boyutta ise depolar. Boyut ötesini ne görür ne de işitir. Buna İslam dininde perdeleme denir. İnsan belirli frekans aralıklarını görür ve işitir, ötesini değil. Örneğin; insan beyni saniyede 24 kare algılayacak nitelikte ise, 25. kareyi algılayamaz. 25. kareyi oluşturduğunuz an boyut ötesine geçmiş olursunuz. Boyut ötesinede gayp denilir. Üst beyin subliminal mesajlardan etkilenmez çünkü, bir; etkilenecek bir iradeye sahip değil ve iki; subliminal mesajları yakalama şansı yok. Kayıt etme ve depolama şansı yok. Köpek düdükleri gibi subliminal mesajlar üst beynin algılayabileceği frekansta değil. O yüzden zaten subliminal kelimesi kullanılır. Bununla bilincin farkında olmadan bir işin gerçekleştiği ima edilir.

- Alt beyin: alt beyine gelirsek alt beyinde subliminal mesajlardan etiklenmez, çünkü alt beyin görme ve işitme merkezi değil. Alt beyin, üst beyinin algıladıklarını algılar, ötesini değil. Özetlersek: subliminal mesajlardan üst beyin etkilenmez çünkü üst beynin benliği bulunmaz, alt beyinde etkilenmez çünkü görmüyor ve işitmiyor.

Subliminal mesajlar yokmu o zaman?

Var.

Subliminal mesajlardan üst ve alt beyin
etkilenmiyorsa, kim etkileniyor?

Bedeninizdeki şeytanlar.
Bunu açalım; ataların işlediği günahlar atalarda saklı kalmaz, o günahın etkileri çocuk ve torunlarada yansır. Örneğin; birisinin atası eğer eşcinsel bir ilişkiye girdiyse o günahtan sorumlu şeytanlar sadece o kişinin üzerine çökmekle kalmaz, çocuk ve torunlarınada bulaşır. O torun, atasından bulaşan bu sapkınlıktan habersiz hayatını yaşar ve yaşantısında izlediği dizi veya filmlerde eşcinsellikle ilgili subliminal mesajlara maruz kaldıkça o sapkınlıkla ilgili şeytanlar bedeninde uyanır ve kendisine vesvese vermeye başlar. Kişi masumane, içinde olup bitenlerden habersiz hayatını yaşarken bir diziye ilgi duyar, bu ilginin nereden geldiğini kendiside bilmez ama içindeki birşey kişiyi o diziye çeker ve bir müddet sonra kişide sapkınlıkla iligili düşünceler doğmaya başlar. O kişinin kendiside buna şaşırır, bu dürtüler bu düşüncelerde nereden çıktı der. Zaman geçtikçe bu dürtüler çoğalır. O kötü düşünceleri aklından bir türlü gideremez hale gelir. Her saat içinde her ortamda o kötü düşünceler aklına düşer. Buna ne kadar dirensede zaman dilimi içinde bu duygulara yenik düşer ve nefsine yani alt beyine bu sapkınlığı kabullendirir. Bir dizinin içindeki subliminal mesajlar şeytanı uyandırır, şeytanda kalp üzerinden kişiye vesvese vermeye başlar. Eşcinsellikle ilgili şeytanınız hangi organınızda ise, oradan kılcal damarlara üfler, kalpte bunu beyine iletir. Bu vesveseler üst beyine düştüğü zamanda, kişi bu düşüncelerin kendisine ait olduğuna, Allahın kendisini bu şekilde yarattığına inanmaya başlar. Kilit nokta inanmak. Yani kalbiniz. Kalp, ilham ve vesveselerin düştüğü nokta olması dışında, bir de bedeninizin bilgisayar yazılımcısıdır. Kalple birşeye inandığınızda o inandığınız şey nefse (beyin sapı) yazılır.
Allah insanı yaratmış ama kişiliğimizi kendimize bırakmış. İyi huylu veya kötü huylu olmayı kişiye bırakmış. Yani can çıkar huy çıkmaz kavramın İslamda yeri yok. Atanızdan kötü bir huy size seriyat ettiyse, bunu kalp üzerinden değiştirebilme nimetine sahipsiniz, bilginiz olsun. Yani, beni böyle yarattın Rabbim, suç bende değil deme şansınız yok. Doğum öncesi Allah beyin sapınıza bir yazılım yüklüyor, normal davranış biçimleri nedir, erkek ve kadın ayrı olarak bu noktaya yüklüyor. Bunların tohum salması, yeşermesi ve meyve vermesini ise sizin sorumluluk alanınıza bırakıyor. Her huyun tohumunu bize yüklüyor, hangisini yeşerteceksiniz bunu sizin tercihinize bırakıyor. Daha doğrusu kalbinize. Kalbiniz belirli şeyleri benimsedikçe Allahın size yüklediği kimlik siliniyor, sizde yeni bi kimlik ortaya çıkıyor. Bu örnekte eşcinsel kimliğine sahip birisi ortaya çıkıyor. Siz eşcinsel olduğunuzu kalbinize inandırırsanız, o zaman kalbiniz o yeni kimliği alt beyine yüklüyor, bedenin geri kalanıda bu yazılıma göre çalışmaya başlıyor. Bedenin hareket etme şekli, duygular kısacası herşey yeni kimliğe göre değişiyor. 

Kişiliğiniz inandığınız değerlere göre şekilleniyor

Neye inanıyorsanız neye değer veriyorsanız o inancınızı kalbiniz alt beyine yüklüyor. Allah tüm değerlerin tohumunu insanın beyin sapına yerleştirmiş, bunlardan hangisini aktif edeceksiniz bunu ise kişinin kendisine bırakmış. İnandığınız değerler Allahın hoşuna gittiği değerler ise ne mutlu size. O inanç üzerinde hareket ettiğiniz müddet, her söz ve eyleminiz o özelliğinizi dahada yüzeye çıkarır, çok güzel bir hal alır. Bu güzel ahlakınız filizlenir bir çınara dönüşür ve Allah nice nesillerinizin bundan nemalanmasını sağlar. Sayenizde nice nesilleriniz güzel ameller içinde bulunur. Eğer ama inançlarınız Allahın tasvip etmediği değerler ise, eşçinsellik gibi, o zaman içinizdeki kötülüğün tohumlarını yeşertir, nice nesillerinizin bu kötülük içinde yok olup gitmesine vesile olursunuz.

Vesvese nasıl çalışır?

Vesvese kalpte gerçekleşir, yankılandığı nokta da beyin olur. Kalbiniz bir mikrofon,
üst beyinde hoparlör görevi görür. Burada kilit nokta kalbiniz. Kalbe inen sesler rahmani olduğunda buna ilham denilir, şeytani olduğunda ise vesvese. Vesvese ve ilham aynı noktaya iner, yani kalbe. Bunların yankılanması sizin için duyulur olmasıda beyinde gerçekleşir. Bunada düşünce denilir. İnanılanın aksine düşünceler insanın kendisine ait değildir, beyninizde yankılanan düşünceler Allahtan gelir. Allah bizi yeryüzüne indirmiş ama başımızı boş bırakmamış. Başımızın içindeki düşünceleride kendi kontrolünde tutmuş. "İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor?" (Kıyamet Süresi; 36). Bu düşünceler iyi ise Allah kendisi bunu indirir, eğer kötü ise o zaman bu kötü düşünceleri Allah ilk önce şeytanların aklına indirir, şeytanlarda bunu size vesvese olarak aktarır. Düşünceler neden Allah tarafından kontrol edilir? Bunun farklı nedenleri var, bunlardan biriside rızık dağıtımından ötürü. "Yeryüzünde yaşayan hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın. O, onun karar kıldığı yeri ve geçici durduğu yeri bilir. Bunların tamamı apaçık bir Kitap'tadır" (Hud Süresi; 6). Rızık Allahtan gelir. Allah kişiye rızkını indirebilmesi içinde düşünceleri kontrol etmesi gerek. Örneğin; bir yerde yaşamanız gereken bir olay var, tanışmanız gereken bir insan var veya yemeniz gereken bir yemek, içmeniz gereken bir çay var. Kişinin düşüncelerini kontrol etmezseniz, kişiyi o saatte o mekanda rızkıyla buluşturamazsınız. Rızık dağıtımın kontrolü için düşüncelerin kontrolü Allahta olması gerek. Aksi takdirde hayat tesadüfler üzerine kurulu olurdu. Ne sakıncası var tesadüf üzerine kurulmasında diyorsanız, şöyle bir sakıncası var; yaşamın bir tesadüf üzerine kurulduğuna inananlar yeryüzünün gökten bağımsız hareket ettiğine inanır. Ne rızkın Allahtan geldiğine inanır ne kaza ve kadere inanır ne de hayrın ve şerrinden Allahtan geldiğine. Hayatı tesadüf üzerine kurarsanız itikadi anlamda sıkıntıya girersiniz. Hür irade o zaman nerede diye soruyorsanız; hür irade niyetiniz. İnsanın kendisine bırakılan tek şey niyetler. O yüzden ibadetler niyet ile başlar, bu şekilde siz o ibadetin kendi özgür iradeniz ile yaptığınızı ima etmiş olursunuz. Siz birşeylere niyet ettikçede, o niyetiniz doğrultusunda Allah size düşünceler indirir. Düşüncelerin nihai kaynağı sizsiniz. O yüzden düşünceler sonucu giriştiğiniz her söz ve eylemin sorumlusuda siz oluyorsunuz. Bir düşüncenin Allahtan veya şeytandan geldiğini nasıl anlarız? Odaklanmak. Birşeye odaklanıyorsanız (alt beyin) o düşünce Allahtan gelir. O düşünceyi o gün sabah size indirilen rızık olarak düşünün. Kaslar çalıştıkça dışardaki rızkı elde edersiniz, odaklandıkçada üzerinizdeki taşıdığınız rızkı. Rızkınız hem size iner hem çevrenize. "Nice canlı var ki, rızkını taşımaz. Onlara da size de rızık veren Allah'tır. O, her şeyi işitir ve bilir" (Ankebut Süresi; 60). Düşünceler üzerimizde taşıdığımız böylesine bir rızık. Odaklandıkçada bunu açığa çıkarıyoruz. Eğer odaklanmadan düşünce iniyorsa o zaman bu düşünce şeytandan gelir. Demek o rızkınız şeytana indi yani çevrenize, oradanda siz nasipleniyorsunuz. Burada püf nokta odaklanmak. O yüzden osmanlı döneminde psikiyatrik vakalara el işleri yaptırılırdı. Siz el işi yaptırarak o kişiyi odaklanmaya itiyorsunuz. Siz odaklandığınız müddette o kötü düşünceler beyinde canlanamaz. Odaklandığınız müddet, beyine siz erişim sağlamış oluyorsunuz, siz erişim sağladığınız müddette başka bir varlık orasına erişemez. Osmanlı bu detayları bilmemesine rağmen doğru bir uygulama içinde bulunmuş, maşallah.

Subliminal mesajlar kötülük aşılamaz, kötülüğü uyarır

Verdiğimiz eşcinsel örneğinde subliminal mesajlar ne yapmış oldu, atanın işlediği bir günahı çocuk veya torunda uyandırmış oldu. Subliminal mesajlar işte bunu yapar, subliminal mesajlar size kötülük yüklemez sizde var olan kötülüğü açığa çıkarır. Bunu açalım; kötülük yayılabilmesi için görünmesi ve işitilmesi gerek. K
ötülük gözden ve kulaktan beslenir. Görür ve duyarsa içimizdeki kötülük uyanır. Şimdi bir de muhafazakar bir ortamda yaşadığınızı düşünün, mahallelerin henüz kötüleşmediği ortamı, örneğin '60 yıllar. Böyle bir ortamda insanın içindeki kötülüğü nasıl uyarırsınız? Küresel çete buna zamanında şöyle bir çözüm bulmuş; herkesin evinde var olan tv'leri bir truva atı olarak kullanarak. Sizin anlayacağınız, subliminal mesajlar günümüzün çağı için değil internetin olmadığı, mahallelerin henüz kötüleşmediği dönemler için icat edildi. Bir üst akıl kötülüğü yaymak istedi, bunu nasıl yapabilirim dedi ve en uygun yol olarak televizyonları gördü. Burada anlamanız gereken ilk husus, subliminal mesajlar günümüzün çağı için değil 50 yıl öncesinin şartları için icat edildi. Günümüzde artık
buna gerek kalmadı. Günümüzde subliminal mesajlar gereksiz çünkü günümüzde kötülüğün gizlenmeye ihtiyacı yok. Küresel çete subliminal mesajlara artık önem vermiyor, onlar beyninizi direk kontrol etmenin yolları üzerinde çalışıyor. Yani subliminal mesajların modası geçti. Mesaj verme yerine beyini direk kontrol etmek için uğraşıyorlar. İkincisi; eskiden insanlar kötülüğü gizli saklı yapıyordu, ulu ortam değil. Kötülük ulu ortam yapılmadığı içinde, içimizdeki kötülük uyanamıyordu. İçimizdeki kötülük gözle görürse kulakla işitirse uyanır. Subliminal mesajlarda o korunaklı mahallenin içinde içinizdeki kötülüğü uyarmak için icat edildi. Siz o 25. kareyi görmeseniz ve duymasanız bile içinizdeki kötülük (şeytan) görüyor ve işitiyordu. Sonuç; sizin haberiniz olmadan sizde sapkın duygular uyanmaya başlıyor. Ailenizin diğer fertleri namaz niyaz ile meşgulken, siz içinizde uyanan o kötü dürtüler ile mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz. 

Not:
böylesine sapkın dürtüler sizde eğer doğuyorsa bu yazı vesilesiyle çözümüde söyleyelim, şu şekilde niyet ediniz; "Rabbim, içimdeki bu sapkınlığa sebep olan kul hakkı ne ise onun üzerimden kalkması niyetine, niyet ettim 120 fakiri doyurmaya (veyahut 40 gün arka arkaya oruç tutmaya), bunu üzerimdeki haklara kefaret olarak kabul et ve mağdur ettiklerimizin ruhuna bağışla." Bu niyetiniz içinizdeki şeytanı, sizi o sapkınlığa iten şeytanı öldürür Allahın izniyle.


Subliminal mesajlar size değil, içinizdeki şeytana hitap eder

Subliminal mesaj ismi üzerine boyut ötesi, boyut ötesi olanda sizi etkilemez, boyut ötesi işitebilen görebilen kim varsa onu etkiler. Varmı böyle bir varlık? Evet, var. İçimizdeki şeytanlar. Subliminal mesajların hedefi insanın kendisi değil, insanın içindeki o kötülük. Subliminal mesajlar içimizdeki kötülükle iletişime geçme, ona bir mesaj gönderme ve onu uyarmaya yönelik bir tezgah. İşe yarıyormu? Tam değil. Subliminal mesajları akıl edenler şu ufak detayı hesaplayamadı, o da subliminal mesajın etkili olması için onu yayınlamanız yetmiyor, üstüne bir de posta adresi yapıştırmalı adrese teslim yapmalısınız. Bunu açalım; bedenlerimizde varlıklarını sürdüren şeytanlar farklı günahlar üzerinden bedene girer. Bir günah üzerinden giren bir şeytanda, o günahın dışında başka bir günaha kişiyi sürükleyemez.
Her günahın bir şeytanı var. Bir günah işlediğinizde, hangi organlarla o günahı işlediyseniz o organlarda enerji alemine bir kapı açılır. Subliminal mesajlarda bu kapıdan girer ve içinizdeki şeytan ile iletişime geçer. Şeytanda bulunduğu noktadan kılcal damarlarına fısıldar, bunlar mikrofunun (kalp) uzantısı olduğu için bu vesveseler beyninizde yankılanmaya başlar. Subliminal mesajların insanlar üzerinde etkili olabilmesi için, subliminal mesajı göndermeniz yetmiyor, kişinin içindeki şeytana ulaşmak için onun hangi günah üzerinden girdi onuda bilmeniz gerekiyor. İlahi düzende kimseye zerre haksızlık yapılmaz, haksızlık yapılmasınada izin verilmez. Siz birisine subliminal bir mesaj gönderiyorsanız, ilahi düzen o mesajın içeriğine bakar, örneğin mesajın içeriği eşcinsellikle ilgili ise, o zaman ilahi düzen o kişide eşcinsellikle ilgili bir günah kapısı varmı ona bakar, yoksa o subliminal mesaj kişiyi etkilemez, sahibine geri döner. Sahibine geri döndüğü zamanda, sahibinde o günah yoksada, başkasını o günahı itmeye çalıştığı için, o kişi o günahı yapmış gibi sayılır ve kişide o günahla ilgili bir günah kapısı açılır, örneğin o yazılımı sağ eliyle yazdıysa sağ elinde o kapı açılır ve oradan o günahla ilgili şeytanlar oraya yerleşir ve kişiyi o yönde vesveseler vermeye başlar. Şunu anlamalısınız, subliminal mesajlar ya tutarsa mantığı ile ortaya serpilir, subliminal mesajların bedeninizin içine girmesi için bedeninizde o günahla ilgili bir kapı olması gerek. Kapı yoksa, kişinin sicilinde o günah yoksa o subliminal mesaj o kişide tutmaz. Subliminal mesajları bir anahtar gibi düşünün, o anahtarın yuvası sizde varsa etkilenirsiniz yoksa değil. Örneğin; haramla ilgili subliminal mesajlar haramla ilgili şeytanlara hitap eder, sapkınlıkla ilgili mesajlar sapkınlıkla ilgili şeytanlara, zina ile ilgili mesajlarda zina ile ilgili şeytanlara. Bedeninizde eğer sapkınlıkla ilgili şeytanlar yoksa, sapkınlıkla ilgili subliminal mesajlar sizi etkilemez. Subliminal mesaj ne tür kötülük içeriyor, o kötülük sizde varsa etkilenirsiniz yoksa değil. Bir kötülüğün sizde olup olmadığını nasıl anlarsınız? Hangi günaha yönelik dürtüler uyanıyor sizde buna bakın. Demek atalardan o günah size bulaştı. Siz sadece o günahla ilgili subliminal mesajlardan etkilenirsiniz, başkalarından değil.

Yazdıklarım olayın teorik boyutu, pratiğe gelirsek

Değerli dostlar, k
ötülük evlere ve mahallelere henüz sinmediği dönemlerde subliminal mesajlara ihtiyaç vardı, o korunaklı evinizde ve mahallenizde kötülük size ulaşamıyordu, ulaşmak içinde küresel çete tv'leri bir truva atı gibi kullandı ve oradan size ulaştı. Günümüzde ama subliminal mesajlara ihtiyaç kalmadı, çünkü günümüzde kötülük her yerde. Örneğin; çocuğunuza televizyon üzerinden verilmeye çalışılan kötülükten çok daha fazlasını çocuğunuz okul yolunda alıp geliyor. Evden dışa adım attığı an arkadaş çevresinden sokakta gördüğü şeylere kadar, herşey onun içindeki kötülüğü uyandırmak için yetip artıyor. Subliminal mesajlar belki '60 larda işe yaradı, kötülüğün henüz mahallelere sinmediği yani görünür boyuta geçmediği dönemlerde geçerliydi, günümüzde ama subliminal mesajlara gerek kalmadı. Günümüzde kötülük alenen işleniyor. O yüzden günümüzde kötülüğün gizlenme diye bir ihtiyacı kalmadı. Günümüzde mavi balina gibi oyunlar üzerinden açık açık çocuklarınıza talimat verme imkanı varken, neden gizlensinler. Eğer kötülüğün çocuklarınıza sinmesinden korkuyorsanız korkmanız gereken en son nokta subliminal mesajlar. Subliminal mesajlar gizli yapılır. Günümüzde ise kötülük artık gizlenmiyor, açıkta hareket ediyor. Açıkta hareket edenler varkende sizin gizlenenlerin peşinde koşmanız anlamsız. Kötülük bu kadar açık açık yapılırken, halen gizlinin arkasından koşmanın ne anlamı var? Elli yıl öncesi kötülük açığa çıkmaktan korkuyordu, herkes yapacağını gizli saklı yapıyordu. Günümüzde ise utanma, haya ve edep, ahlak diye birşey kalmadı. Herkes yapacağını açık açık yapıyor. O yüzden günümüzde subliminal mesajların peşinde koşmanın hiçbir anlamı kalmadı. Örneğin; dizi ve filmlerde kadınlar olgun ve akıllı gösterilir, erkekler ise sorumsuz. Açık açık ata-erkek kültüründen ata-kadın kültürüne geçiş yapıyorlar. Örneğin; dizi ve filmlerde isyancıları kahramanlaştırırlar. Hükümete ve devletine karşı gelen bir birey, hakkı savunan bir kahraman gibi gösterilir. Açık açık devlete ve düzene karşı gelmeye teşvik ederler. Lifetime ve tlc gibi kanallar neredeyse her programda bir eşcinsele yer verir. Eşcinselliği günlük hayatımızın içine sokarlar. Örneğin; her akşam izlediğiniz popstar ve survivor gibi programlar, bunlar bu toprakların mayasına ters, yinede siz seyrediyor ve zevkle seyrediyorsunuz. Şimdi size bir soru; bu kadar açık değerlerimize saldırı varken gizli mesajların peşinde koşmanın ne anlamı var? Siz gizlinin peşinde koşarken onlar açık açık her türlü numarayı bu millete çekiyor. Siz 25. kareye odaklanırken, onlar 21, 22,15, 7. karede, gözle görünür karelerde yapmak istediklerini yapıyor. Gizlinin peşinde koşmaktan açıktan yapılanları kaçırıyorsunuz. Size sağdan gösteriyorlar, soldan işi götürüyorlar. Bu tuzaklar genç nesillerimize kurulurkende devlet baba nerede; maalesef her zamanki gibi uyuyor!!!

Reklamlara dikkat

Küresel çete insanlığı bir çatı altında, bir dünya devleti altında buluşturmak istiyor. Bunun içinde önlerindeki en büyük engel, yöresel değerler ve dini inançlar. Siz insanlığı bir çatı altında buluşturmak istiyorsanız ilk önce insanları yöresel değerlerinden ve o değerlerin muhafızı olan atalarından ve kişiyi ailesinden koparmanız gerek. Küresel çete sınır tanımayan, dünya çapında ortak bir kültür inşa etmek istiyor, daha doğrusu kültürsüzlük. Hani hayata bir defa geliyorsun,
anı doyasıya yaşa ve istediğini yap kültürü var ya, işte o kültür. Üzerinde hiçbir ulusal kimlik veya ahlaki değer taşımayan nesiller yetiştirmek istiyorlar. Bu yeni kültürü yayma görevide reklam camiasına verilmiş. Hangi ülkeye giderseniz gidin, reklam pazarını bunlar kendi elinde tutuyor. Reklamları dikkatli bir gözle takip ederseniz, reklamlarda dini motif veya yöresel semboller kullanılmaz ve aile gibi oluşumlara yer verilmez. Bireyleri koyarlar ve küresel çete hangi değerlerin ekrana yansımasını istiyorsa o bireyler onu oynar. Örneğin günümüzün pop kültürü veya Z kuşağı. Herkes Z kuşaktan bahseder ama kimse bunun analizini yapmaz. Nedir Z kuşağı? Z kuşağı demek, kendi ülkesinin inanç ve kültürel değerlerine yabancı bir nesil demektir. Burayada bir not düşelim; gençliğimizi elimizden kaybediyoruz, gençliğimizi biz değil sosyal medya fenomenleri ve reklamlar büyütüyor, devlet büyüklerimizin bilgisine. Cool ve moda gibi trendleri onlar çalıyor bizim gençlerde oynuyor. O yüzden diyoruzki, eğer gençliğimizi ve geleceğimizi kaybetmek istemiyorsak, milli örf ve adetlerimizi muhafaza etmek istiyorsak acilen reklam şirketlerine ve sosyal medya platformlarına, dizilere el atılması gerek. "Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur´an´la öğüt ver" (Kaf Süresi; 45). İslamda zorbalık yoktur. Zorbalık olsaydı hür iradenin anlamı kalmazdı. Fakat özgürlük ile toplumsal düzen arasında ince bir çizgi var. Örneğin; kişinin kendi özelinde yaptığı kişinin kendisini bağlar, yaptığı kötülük toplumla ilgili ise o zaman İslam dini müdahale etmeyi emreder. "Andolsun ki münafıklar, kalblerinde hastalık bulunanlar, şehirde bozguncu haberler yayanlar, buna son vermezlerse; muhakkak seni onlarla mücadeleye çağırırız da sonra çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar" (Ahzap Süresi; 60). Bireysel tercihler ne zaman fitneye dönüşür, yani bir kişi kendi yaşamını bırakıp başkaların yaşamına burnunu sokmaya başlar, yönlendirmeye başlar o zaman İslam dini buna müdahale edilmesini emreder. İslam inancına göre kişinin hayatı kendini bağlar, örneğin namaz kılıyor kılmıyor vs, kendisine öğüt dışında kişiye müdahale edilmesine izin vermez. Kişinin hareketleri ama kendi hayatını aşıp başkaların hayat alanına girmeye başlarsa o zaman İslam dini müdahaleyi şart koşar. Burada yaşadığımız olayda bu, birilerin kendi inançlarını kendi ahlak değerlerini topluma empoze etmesi. Örneğin; bu hafta dikkatimizi çekti, aspor yeni stüdyolarından yayın yapmaya başladı, stüdyonun ana rengide mor. Bugünün tarihi 29.09.2020. Zamanlamaya bakarmısınız; Morçatı, LGBT ve istanbul sözleşmesi gündemdeyken, muhafazakar görünen turkuaz medya gurubu, genellikle erkeklerin izlediği bir kanalın stüdyo rengini mor yapıyor. İşte bu bir subliminal ve açık bir mesajdır. Düşmanınızın renklerini size aşina haline getirmek. Aynı dönem içinde, eğer istanbul büyükşehir belediyesi yol kenarındaki dikey bahçeleri söküp lgbt renkleri ile grafiti çalışması yaparsa, izmir büyükşehir belediye binasının kolonları lgbt renkleri ile boyanırsa, bilinki bunlar birbirinden bağımsız olaylar değil, bilinki bunun arkasında bir üst akıl var. Buradan da küresel çetenin ne kadar organize ve ne kadar sinsi hareket ettiğini çıkarabilirsiniz. Hiç ummadığınız yerlerde karşınıza çıkıyorlar. O yüzden atalarımız su uyur düşman uyumaz demiş. Bir merkezden düğmeye basılıyor (küresel çete) ve bir bakıyorsunuz tüm ülkelerde aynı şey uygulanıyor. FETÖ organizasyon şemasını iyi araştırmanızı öneririz. Onların yönetim şablosu ile küresel çeteninki aynısı. Zaten aynı aklın ürünü. Hükümet ne yapmalı; her yere el atmalı. Diziler ve reklamlar devlet onayı olmadan asla yayınlanmamalı. Senaryo okunmadan tv'de hiçbir şey yayınlanmamalı. Amerikada nasıl senaryolar önden okunuyor, bir çekuptan geçiyorsa burada da öyle olmalı. İdeal olanı herkesi kendi haline bırakmak. Birileri ama okyanus ötesi geliyor ve sizin sanatınıza sahipleniyor ve kendi senaryolarını bu millete empoze ediyorsa, o zaman kimse kusura bakmasın müdahale edeceksiniz. 

Not:
kötülüğün karşısında her zaman bir iyi olmak zorunda. Onlar bozmak için uğraşacak, sizde nesilleri korumak için uğraşacaksınız. Sanat alemi kendi halinde olmuş olsaydı o zaman bunu kendi haline bırakabilirdik belki. Durum ama bundan ibaret değil; küreselciler dediğimiz bir zihniyet sistemi ele geçirmiş ve nesilleri kendi görüşleri doğrultusunda formatlıyor. Sanat dünyasına dokunmayın diyenler buna zaten dokunmuş sahiplenmiş ve kendi istekleri doğrultusunda işletiyor. Birisi dokunmayın diyorsa bilinki onlar çoktan oraya dokundu. Bir gurup bozmak için örgütlenmiş, bunun karşısında da birileri düzeltmek için örgütlenmesi gerek.