subliminal mesajlar



Subliminal mesajlar;


                     


İnsan beyni üst beyin ve alt beyinden oluşur. Üst beyin bilgisayarın hafızası gibi verileri depolar ve istediğiniz an bu verilere ulaşmanızı sağlar. Sanıldığı gibi üst beynin kendisine ait bir kimliği bulunmaz. Üst beyin göz ve kulak gibi veri aktarma noktalarından verileri alır bunları depolar (hatıra), ihtiyaç duyduğunuz zamanda bunlara erişiminizi sağlar. Bunun dışında üst beyin birde duyu organlarınızdan gelen verileri algılamanızı sağlar. Bir de akü görevi yapar. Bir akünün arabayı elektrik ile beslemesi gibi beyin insan bedenin ihtiyaç duyduğu enerjiyi bedenin hizmetine sunar. Örneğin; hastalandığınızda veya biyoenerji uzmanı seans yaparken. Üst beynin akü hizmeti, duyu organları algılama ve veri depolaması ötesi bir görevi bulunmaz. Benliğinizin yani bilgisayarın ana işletim merkezin olduğu nokta alt beyindir. Bu noktaya nefis deriz. Bu nokta emir almaz emir verir. Komuta merkezi burası. Komutlar buradan verilir. Hangi komutları vermesi gerektiğini nereden bilir? Kendisine yüklenen yazılımdan. Örneğin hayvanlar alemi. Bir hayvan nasıl avlanacağını nasıl bir sosyal yaşantı sürdüreceğini nasıl çiftleşeceğini nereden bilir? Bir yazılımdan. Allah canlıların alt beyinine bir yazılım yükler. Doğum sonrası nasıl hareket etmeleri gerektiğini söyleyen bir yazılım. "Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir." (Şems Süresi; 1-10). Üst beyin hafızaların depolandığı, duyuların algılandığı ve akünün bulunduğu nokta, alt beyin ise benliğin merkezi. Benlik nedir? Bedeni kontrol eden noktaya "ben" merkezi denir. İnsan bedeninde de bu komuta merkezi alt beyindir. Organlar nasıl hareket edecek hangi ritimde çalışacak Allahu Teala tüm bu bilgileri bu noktaya yüklemiş. Örneğin; bedenin kavga et- kaç tepkisi. Ü
st beyin tertemiz hafıza ile gelir, alt beyine ise Allah doğum öncesi bir yükleme yapar. O noktaya ilkel davranış bilgileri, doğru ve yanlışları yükler sonrasıda yürü kulum der. Bu yüklemeye İslam dininde ilham denilir. Yani Allah bir bilgisayar üreticisi gibi, tertemiz hafıza ve bir işletim sistemi ile insanı yeryüzüne salar. Yazılım nasıl hareket etmenizi belirler, hafızamızda öğrenmemizi ve sürekli gelişim sağlamamızı sağlar. İnsanoğlunun geliştirmeye çalıştığı robotlar var ya, sürekli öğrenen ve kendisini geliştiren işte biz Allah nezdinde böylesine robotlarız.

Subliminal mesajların üst ve alt beyine etkisi varmı?

Subliminal mesajlar üst beyni etkilemez, çünkü üst beynin bir iradesi bir benliği bulunmaz. Bilgisayar hafızası ne ise üst beyinde o. Üst beyin sadece kendisine yüklenen verileri depolar. Bu verileride o veriler algılayabileceği boyutta ise depolar. Boyut ötesini ne görür ne de işitir. Buna İslam dininde perdeleme denir. İnsan belirli frekans aralıklarını görür ve işitir, ötesini değil. Örneğin; insan beyni saniyede 24 kare algılayacak nitelikte ise, 25. kareyi algılayamaz. 25. kareyi oluşturduğunuz an boyut ötesine geçmiş olursunuz. Boyut ötesinede gayp denilir. Üst beyin subliminal mesajlardan etkilenmez çünkü, bir; etkilenecek bir iradeye sahip değil ve iki; subliminal mesajları yakalama şansı yok. Kayıt etme ve depolama şansı yok. Köpek düdükleri gibi subliminal mesajlar üst beynin algılayabileceği frekansta değil. Alt beyine gelirsek; alt beyinde subliminal mesajlardan etiklenmez, çünkü görmedi ve işitmedi. Alt beyin yani bilinç birşeyi duyu organları ile algılıyorsa etkilenir, algılamıyorsa etkilenmez. Subliminal mesajlar insan beynini etkilemez, neden; çünkü algılayabileceği boyutta değil. O yüzden subliminal kelimesi kullanılır, bu kavramla bilincin farkında olmadan bir işin gerçekleştiği ima edilir. Özetlersek: subliminal mesajlardan üst beyin etkilenmez çünkü üst beynin benliği bulunmaz, alt beyinde etkilenmez çünkü görmüyor ve işitmiyor.


Subliminal mesajlar yokmu o zaman?

Var. Subliminal mesajlardan b
iz etkilenmiyorsak, kim etkileniyor? Bedeninizdeki şeytanlar.

Bunu açalım;

Ataların işlediği günahlar atalarda saklı kalmaz, o günahın etkileri çocuk ve torunlarada yansır. Örneğin; birisinin atası eğer eşcinsel bir ilişkiye girdiyse o günahtan sorumlu şeytanlar sadece o kişinin üzerine çökmekle kalmaz, çocuk ve torunlarınada bulaşır. O torun, atasından bulaşan bu sapkınlıktan habersiz hayatını yaşar ve yaşantısında izlediği dizi veya filmlerde eşcinsellikle ilgili subliminal mesajlara maruz kaldıkça o sapkınlıkla ilgili şeytanlar bedeninde uyanır ve kendisine vesvese vermeye başlar. Hiç yoktan o dürtüler uyanır o kişide merak eder, bu da nereden çıktı diye. Zaman geçtikçe dürtüler çoğalır. O kötü düşünceleri aklından bir türlü gideremez hale gelir. Her saat içinde her ortamda o kötü düşünceler aklına düşer. Buna ne kadar dirensede zaman dilimi içinde bu duygulara yenik düşer ve nefsine yani alt beyine bunu kabullendirir. Üst beyine düşen seslerin (vesvese) kendisine ait olduğunu, Allahın kendisini bu şekilde yarattığını kendi nefsine inandırtır. Kilit nokta inanmak. Yani kalbiniz. Kalp bedeninizin bilgisayar yazılımcısıdır. Kalple birşeye inandığınızda o inandığınız şey nefse yazılır. Allahın doğum öncesi nefse yazılım yüklemesi gibi sizde o komuta merkezine el atmaya başlarsınız. Allahın yüklediği yazılıma benzer, inandığınız herşeyi bir yazılım olarak o noktaya yüklemeye başlarsınız. Bu yeni yükleme Allahın yüklediği değerler ile örtüşmüyorsa Allahın yüklediği veriler silinir, yeni bir kimlikli kişi ortaya çıkar. Bu örnekte eşcinsel kimliği. Bu kimlik alt beyine yüklendiğinde, bedenin geri kalanıda bu yazılıma göre çalışır. Bedenin hareket etme şekli, duygular herşey yeni kimliğe göre değişir. 

İnancınız

Neye inanıyorsanız o inanç alt beyine yüklenir. İnancınız eğer Allahın anadan doğma yüklemesi ile örtüşüyorsa, ne mutlu size. Benliğiniz her yükleme ile olgunlaşır ve daha güzel bir hal alır. Allahın size yüklediği temel değerleri alır ve onları kocaman bir çınara dönüştürür, nice nefislerin bundan nemalanmasını sağlarsınız. Eğer ama inançlarınız Allahın size yüklediği değerler ile örtüşmüyorsa o zaman insanlığınızdan çıkar, farklı bir türe dönüşürsünüz!

Vesvese nasıl çalışır?

Vesvese kalpte gerçekleşir, yankılandığı nokta da beyin olur. Mikrofon kalp, hoparlör ise üst beyin. Burada kilit nokta kalbiniz. Kalbe inen sesler rahmani olduğunda buna ilham denilir, şeytani olduğunda ise vesvese. Vesvese ve ilham aynı noktaya iner, yani kalbe. Bunların yankılanmasıda beyinde gerçekleşir. Bunada düşünce denilir. Bir düşüncenin bize ait olduğunu nasıl anlarız? Odaklanmak. Birşeye odaklanıyorsanız (alt beyin) o düşünce size ait. Odaklanmadan düşünce iniyorsa o düşünce sizden yani alt beyinden (nefis) değil. Bu durumda o düşünce ya rahmani ya da şeytani. Burada püf nokta odaklanmak. Odaklandığınızda üst beyine depoladığınız bilgilere erişmeye çalışıyorsunuz, siz hafızanızı (üst beyini) o an aktif kullandığınız müddette başka bir varlık oraya erişim sağlayamaz, farklı bir düşünceyi o noktada canlandıramaz. Odaklandığınızda üst beyini yüzde yüz kendi kontrolünüze alıyorsunuz. Bu kontrol varkende ne ilham ne de vesvese üst beyinde yankılanır. Vesvese ve ilham boşta olduğunuzda, yani odaklanmadığınız an gerçekleşir. Örneğin; osmanlı döneminde psikiyatrik vakalara el işleri yaptırırlardı. Bu neden olumlu netice verdi? Siz el işi yaptırarak o kişiyi odaklanmaya itiyorsunuz. Siz odaklandığınız müddette o kötü düşünceler beyinde canlanamaz. Alt beyin üst beyine erişim sağladığı müddet, başka bir varlık üst beyine erişemez. Osmanlı döneminde bu detaylar bilinmiyordu ama doğru bir uygulama içinde bulunmuşlar bu kesin.

Subliminal mesajlar kötülük aşılamaz, kötülüğü uyarır

Verdiğimiz eşcinsel örneğinde subliminal mesajlar ne yapmış oldu, atanın işlediği bir günahı çocuk veya torunda uyandırmış oldu. Subliminal mesajlar işte bunu yapar, subliminal mesajlar size kötülük yüklemez sizde var olan kötülüğü açığa çıkarır. Bunu açalım; kötülük yayılabilmesi için görünmesi ve işitilmesi gerek. K
ötülük gözden ve kulaktan beslenir. Görür ve duyarsa içimizdeki kötülük uyanır. Şimdi bir de muhafazakar ve mahallelerin henüz kötüleşmediği ortamı düşünün, örneğin '60 yıllar. Böyle bir ortamda insanın içindeki kötülüğü nasıl uyarırsınız? Herkesin evinde var olan tv'leri bir truva atı gibi kullanarak. Subliminal mesajlar günümüzün çağı için değil internetin olmadığı, mahallelerin henüz kötüleşmediği dönemler için icat edildi. Bir üst akıl kötülüğü yaymak istedi, bunu nasıl yapabilirim dedi ve en uygun yol olarak tv gördü. Bir; anlamanız gereken ilk husus, subliminal mesajlar günümüzün çağı için değil 50 yıl öncesinin şartları için icat edildi. Günümüzde subliminal mesajlar gereksiz çünkü günümüzde kötülük her yerde. Günümüzde subliminal mesajların ötesinde, insan beyinin kontrolü üzerinde çalışıyorlar. Yani subliminal mesajların modası geçti. Mesaj verme yerine beyini direk kontrol etmek için uğraşıyorlar. İki; kötülük gözle görürse kulakla işitirse uyanır. Eskiden insanlar kötülüğü gizli saklı yapıyordu, ulu ortam değil. Eskiden muhafazakar ve geleneklerimize bağlı bir çevrenin içinde yaşıyorduk, bu yaşantıda içimizdeki kötülüğün açığa çıkmasına mani oluyordu. Subliminal mesajlar böylesine şartlar için icat edildi. O korunaklı mahallenizde içinizdeki kötülüğü uyarmak için icat edildi. Siz, o 25. kareyi görmeseniz ve duymasanız bile içinizdeki kötü görüyor ve işitiyordu. Sonuç; sizin haberiniz olmadan sizde sapkın duygular uyanmaya başlıyor. Ailenizin diğer fertleri namaz niyaz ile meşgulken, siz içinizde uyanan o kötü dürtüler ile mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz. Ha, böylesine sapkın dürtüleriniz sizde varsa bu yazı vesilesiyle çözümüde söyleyelim; atalardan size seriyat eden günahların kefareti niyetine 120 fakiri doyurun veyahut 40 gün arka arkaya oruç tutun. Bu içinizdeki şeytanı öldürür Allahın izniyle.

Subliminal mesajlar size değil, içinizdeki şeytana hitap eder

Subliminal mesaj ismi üzerine boyut ötesi, boyut ötesi olanda sizi etkilemez, boyut ötesi işitebilen görebilen kim varsa onu etkiler. Varmı böyle bir varlık? Evet, var. İçimizdeki şeytanlar. Subliminal mesajların hedefi insanın kendisi değil, insanın içindeki o kötülük. Subliminal mesajlar içimizdeki kötülükle iletişime geçme, ona bir mesaj gönderme ve onu uyarmaya yönelik bir tezgah. İşe yarıyormu? Tam değil. Subliminal mesajları akıl edenler şu ufak detayı hesaplayamadı, o da bedenlerimizde varlıklarını sürdüren şeytanlar farklı frekans aralıklarında hareket eder. Siz sadece subliminal mesajı göndermekle yetinemezsiniz,
o şeytana ulaşabilmek için aynı zamanda o şeytanın hareket ettiği frekans aralığınıda tutturmanız gerek. Bunu açalım; her günahın bir şeytanı var. Subliminal mesajlar hangi günahı içeriyorsa kişinin bedeninde o günahtan halihazırda bir şeytan varsa o subliminal mesaj hedefine ulaşır. Yani, bir subliminal mesajın sizde etki üretmesi için bedeninizde bir şeytanın var olması yetmiyor, subliminal mesajın içerdiği günahtan bir şeytan olması gerek. Subliminal mesajları bir anahtar gibi düşünün, o anahtarın yuvası sizde varsa etkilenirsiniz yoksa değil. Örneğin; haramla ilgili subliminal mesajlar haramla ilgili şeytanlara hitap eder, sapkınlıkla ilgili mesajlar sapkınlıkla ilgili şeytanlara, zina ile ilgili mesajlarda zina ile ilgili şeytanlara. Bedeninizde eğer sapkınlıkla ilgili şeytanlar yoksa, sapkınlıkla ilgili subliminal mesajlar sizi etkilemez. Subliminal mesaj ne tür kötülük içeriyor, o kötülük sizde varsa etkilenirsiniz yoksa değil. Subliminal mesajın içerdiği kötülük sizde varsa etkilenirsiniz, yoksa subliminal mesajlardan korkmanıza gerek yok. Bir kötülüğün sizde olup olmadığını nasıl anlarsınız? Hangi günaha yönelik dürtüler uyanıyor sizde buna bakın. Demek atalardan o günah size bulaştı. Siz sadece o günahla ilgili subliminal mesajlardan etkilenirsiniz, başkalarından değil.

Bu yazdıklarım olayın teorik boyutu, pratiğe gelirsek

Değerli dostlar, k
ötülük evlere ve mahallelere henüz sinmediği dönemlerde subliminal mesajlara ihtiyaç vardı, o korunaklı evinizde ve mahallenizde kötülük size ulaşamıyordu, ulaşmak içinde tv'leri bir truva atı gibi kullandılar ve oradan size ulaşmaya çalıştılar. Günümüzde artık subliminal mesajlara ihtiyaç kalmadı çünkü günümüzde kötülük her yerde. Örneğin; çocuğunuza televizyon üzerinden verilmeye çalışılan kötülükten çok daha fazlasını çocuğunuz okul yolunda alıp geliyor. Evden dışa adım attığı an arkadaş çevresinden sokakta gördüğü şeylere kadar, herşey onun içindeki kötülüğü uyandırmak için yetip artıyor. Subliminal mesajlar belki '60 larda işe yaradı, kötülüğün henüz mahallere sinmediği dönemlerde, günümüzde ama gereksiz. Eğer kötülüğün çocuklarınıza sinmesinden korkuyorsanız korkmanız gereken en son nokta subliminal mesajlar. Subliminal mesajlar gizli yapılır. Kötülük açığa çıkmışken gizlinin peşinde koşmak anlamsız. Örneğin; reklamlarda hep batı kültürünü andıran aktörler kullanılır. Anadolu insanı kullanıldığında anadolu insanı zevzek ve şapşal rolünde gösterilir. Örneğin dizilerde baş örtülü bacılarımız hizmetçi olarak gösterilir. Bu insanlar her gün sizle, gözle görünür boyutta dalga geçiyor, halen gizlinin peşinde koşmanın ne anlamı var? Örneğin; "vatanım sensin" gibi diziler ile vatana ihanet açık, açık teşvik edilir. Bu insanlar gözle görünür boyutta bu topraklara ihaneti teşvik ederken halen gizlinin peşinde koşmanın ne anlamı var? Örneğin; 20 yıl öncesi dizilerde her karakterin bir sevgilisi vardı, senaryoya bu kadarını koymaya cüret ediyorlardı, şimdi ise sevişme sahnelerini koyuyorlar. Kötülük açık açık yapılırken gizlinin arkasından koşmanın anlamı ne? Elli yıl öncesi kötülük açığa çıkmaktan korkuyordu, herkes yapacağını gizli saklı yapıyordu. Günümüzde ise utanma, haya ve edep, ahlak diye birşey kalmadı. Herkes yapacağını açık açık yapıyor. O yüzden günümüzde subliminal mesajların peşinde koşmanın hiçbir anlamı kalmadı. Örneğin; dizi ve filmlerde kadınlar olgun ve akıllı gösterilir, erkekler ise sorumsuz. Açık açık ata- erkek kültüründen ata-kadın kültürüne geçiş yapıyorlar. Örneğin; dizi ve filmlerde isyancıları kahramanlaştırırlar. Hükümete ve devletine karşı gelen bir birey, hakkı savunan bir kahraman gibi gösterilir. Devlete ve düzene karşı gelmeye teşvik edilir. Lifetime ve tlc gibi kanallar neredeyse her programda bir eşcinsele yer verir. Eşcinselliği günlük hayatımızın içine sokarlar. Örneğin; esrarengiz kasaba, star kötülere karşı, kral şakir, uncle grandpa, unikitty, adventure time gibi çizgi dizilerde her türlü mesaj açık açık verilir. Örneğin; her akşam izlediğiniz popstar ve survivor gibi programlar bu milletin mayasına ters. Ters olmasına rağmen her gün size seyrettiyorlar, sizde zevkle seyrediyorsunuz. Şimdi size bir soru; bu kadar açık değerlerimize saldırı varken gizli mesajların peşinde koşmanın ne anlamı var? Siz gizlinin peşinde koşarken onlar açık açık her türlü numarayı bu millete çekiyor. Siz 25. kareye odaklanırken, onlar 21, 22,15, 7. karede, gözle görünür karelerde yapmak istediklerini yapıyor. Gizlinin peşinde koşmaktan açıktan yapılanları kaçırıyorsunuz. Size sağdan gösteriyorlar, soldan işi götürüyorlar. Bu tuzaklar genç nesillerimize kurulurkende devlet baba nerede; maalesef her zamanki gibi uyuyor!!! Bunlara müdahale etmesi gerekenler, maalesef her zamanki gibi uyuyor.

Hocam demokrasilerde sanata dokunulmaz

Kabul. İnanın benim hayat görüşümde bu. Benim hayat ve inanç görüşüme görede insanların bireysel tercihlerine dokunulmaması gerek. İslamda zorbalık yoktur. "Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur´an´la öğüt ver" (Kaf Süresi; 45). Kişiye zorla birşey yaptırılamaz. Öyle olsaydı hür iradenin anlamı kalmazdı. O zaman yapılan kötülüklere seyircimi kalacağız? Hayır. "Andolsun ki münafıklar, kalblerinde hastalık bulunanlar, şehirde bozguncu haberler yayanlar, buna son vermezlerse; muhakkak seni onlarla mücadeleye çağırırız da sonra çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar" (Ahzap Süresi; 60). Bireysel tercihler ne zaman fitneye dönüşür yani bir kişi kendi yaşamını bırakıp başkaların yaşamına burnunu sokmaya başlar yönlendirmeye başlar o zaman İslam dini buna müdahale edilmesini emreder. İslam inancına göre kişinin hayatı kendini bağlar, örneğin namaz kılıyor kılmıyor vs kendisine öğüt dışında asla müdahale edilmez. Kişinin hareketleri ama kendi hayatını aşıp başkaların hayat alanına girmeye başlarsa o zaman İslam dini müdahaleyi şart koşar. İslam dini bireysel yaşantıyı esas alır, müdahaleyide toplumsal düzene göre belirler. Burada da yaşadığımız sıkıntı bu. Sanat aleminde yaşadığımız sıkıntı kişilerin bireysel tercihler ile ilgili değil. Keşke sanat alemimiz bireysel tercihler kötü senaryolar ve kötü sanatçılar sonucu bu halde olsaydı. Yaşadığımız sorun bireysel tercihler sonucu ortaya çıkmış değil. Tam aksi, bir merkezden tüm camia hatta tüm insanlık kontrol edilmeye çalışılıyor. Bir gurubun belirlediği normlar senaryolar herkese empoze edilmeye çalışılıyor. Bunu açalım, dünyada bir üst akıl diyorki dünyanın kültürünüde sanatınıda ben belirlerim. Gizli kapılar arkasında üç- beş kişinin belirlediği bir sanat aleminde de siz özgürlükten sanatçıların bireysel tercihlerinden bahsedemezsiniz. Normları hayatın ve zamanın akışı değilde bir avuç insan belirliyorsa o zaman buna değerli dostlar, kartel oluşumu denir. Bunada hem medeni hukuk hem İslami hukuk müdahale eder, edilmesini emreder. Bakınız, gizli kapılar arkasında bir avuç insanın neyin sanat neyin sanat olmadığını belirlediği bir alemde siz sanat alemin veya sanatçının fikir özgürlüğünden bahsedemezsiniz. Gizli kapılar arkasında sanat alemin içinde hangi düşüncelerin hakim olacağı hangi sanatçıların ödül kazancağı belirleniyorsa o zaman siz sanat alemin içinde yetenekten ve ilhamdan bahsedemezsiniz. Siz sanat alemi özgür kalması gerek diyorsanız, günaydın size. Bir gurup çoktan o alanı parsellemiş ve kendileri dışında kimseninde o piyasaya girmesine veya o alanda sivrilmesine izin vermiyor. Hangi senaryoların hayata geçeceğinide kendileri belirliyor. Bu oluşumuda kartel denir. Her demokraside de bir alanda kartel oluştuğunda buna müdahale edilir! İslamda müdahale edilmesini emreder.

Sanat dünyasına dokunma vakti geldi, geçti bile

Adamlar müthiş örgütlenmiş. Zaten fetönün akl babalarıda bunlar. Bir merkezden herkesi aynı anda harekete geçirip bir amaç doğrultusundan çalıştırabiliyorlar. Bir merkezden tuşa basılıyor, bir bakıyorsunuz dünyanın her yerinde benzer format üzerinden diziler ve reklamlar yazılıp çiziliyor. Sanat dünyasına dokunmayın diyenler buna zaten dokunmuş sahiplenmiş ve kendi istekleri doğrultusunda işletiyor. Birisi dokunmayın diyorsa bilinki onlar çoktan oraya dokundu. Hükümet ne yapmalı; her yere el atmalı. Diziler ve reklamlar devlet onayı olmadan asla yayınlanmamalı. Senaryo okunmadan tv'de hiçbir şey yayınlanmamalı. Amerikada nasıl senaryolar önden okunuyor, bir çekuptan geçiyorsa burada da öyle olmalı. İdeal olanı herkesi kendi haline bırakmak. Birileri ama okyanus ötesi geliyor ve senin sanatına sahipleniyor ve kendi senaryolarını bu millete empoze ediyorsa, o zaman kimse kusura bakmasın müdahale edeceksiniz. Kendi halinde olsaydı kendi dinamiklerinden beslenseydi, sizinde buna dokunma ihtiyacınız olmazdı. Onlar ama okyanus ötesinden geliyor ve sanat camianıza sahipleniyor ve kendi istekleri doğrultusunda senaryolar yazdırıyorlarsa ve bu senaryolar bu toprakların değerlerini çürütme amacı içeriyorsa, o zaman bu topraklara ait bireyler olarak buna kayıtsız kalamazsınız. Kötülüğün karşısında her zaman bir iyi olmak zorunda. Onlar bozmak için uğraşacak, siz nesilleri korumak için uğraşacaksınız. Özetlersek; piyasa kendi halinde olmuş olsaydı o zaman bunu kendi haline bırakabilirdin belki. Durum ama bundan ibaret değil; küreselciler dediğimiz bir zihniyet sistemi ele geçirmiş ve nesilleri kendi görüşleri doğrultusunda formatlıyor. Bir gurup bozmak için örgütlenmiş, bunun karşısında da birileri düzeltmek için örgütlenmesi gerek. İnşallah bu örgütlenmeyide bizler gerçekleştireceğiz.