nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...


                                                                                                                                                                                                                                                                 
 








subliminal mesajlar



subliminal mesajlar;

insan beyni üst beyin ve alt beyinden oluşur. üst beyin, bilgisayarın hafızası gibi verileri depolar ve istediğiniz an, bu verilere ulaşmanızı sağlar. üst beynin kendisine ait bir kimliği bulunmaz. göz ve kulak gibi veri aktarma noktalarından verileri alır ve depolar (hatıra). odaklanmak istediğiniz zamanda bir akü gibi, ihtiyaç duyduğunuz enerjiyi hizmetinize sunar. üst beynin, akü hizmeti ve veri depolaması ötesi bir görevi bulunmaz. benliğinizin olduğu nokta ise alt beyindir. bu noktaya nefis deriz. burası, üst beyin gibi veri içermez, yazılımla çalışır; "güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir." (Şems Süresi; 1-10). üst beyin hafızaların depolandığı ve akünün bulunduğu nokta, alt beyinde benliğin bulunduğu nokta. üst beyin hafıza depolama noktası, alt beyinde bedenin çalışma ayarlarını belirleyen yazılımın bulunduğu nokta. örneğin; bedenin kavga et- kaç tepkisi. ilkesel tepki olarak adlandırdığımız tüm beden fonksiyonları bu yazılım sayesinde çalışır. üst beyin tertemiz hafıza ile gelir, alt beyine ise Allah doğum öncesi bir yükleme yapar. o noktaya ilkel davranış bilgileri, doğru ve yanlışları yükler, sonrası yürü kulum der. bu yüklemeye İslam dininde ilham denilir. yani Allah bir bilgisayar üreticisi gibi, tertemiz hafıza ve bir işletim sistemi ile insanı yeryüzüne salar. yazılım nasıl hareket etmenizi belirler, hafızada öğrenmenizi ve sürekli gelişmenizi sağlar.

subliminal mesajların üst ve alt beyine etkisi varmı?

subliminal mesajlar üst beyni etkilemez, çünkü üst beynin bir iradesi bir benliği bulunmaz. bilgisayar hafızası ne ise üst beyinde o. üst beyin sadece kendisine yüklenen verileri depolar. bu verileride o veriler algılayabileceği boyutta ise depolar. boyut ötesini ne görür ne de işitir. buna İslam dininde perdeleme denir. İnsan, belirli frekans aralıklarını görür ve işitir, ötesini değil. örneğin; insan beyni saniyede 24 kare algılayacak nitelikte ise, 25. kareyi algılayamaz. 25. kareyi oluşturduğunuz an boyut ötesine geçmiş olursunuz. boyut ötesinede gayp denilir. üst beyin subliminal mesajlardan etkilenmez çünkü, bir; etkilenecek bir iradeye sahip değil ve iki; subliminal mesajları yakalama şansı yok. kayıt etme, depolama şansı yok. köpek düdükleri gibi, subliminal mesajlar üst beynin algılayabileceği frekansta değil. alt beyine gelirsek; alt beyinde subliminal mesajlardan etiklenmez, çünkü görmedi ve işitmedi. alt beyin yani bilinç, birşeyi duyu organları ile algılıyorsa etkilenir, algılamıyorsa etkilenmez. subliminal mesajlar insan beynini etkilemez, neden; çünkü algılayabileceği boyutta değil. o yüzden subliminal kelimesi kullanılır, bu kavramla bilincin farkında olmadan bir işin gerçekleştiği ima edilir. özetlersek: üst beyin etkilenmez çünkü üst beynin benliği bulunmaz, alt beyinde etkilenmez çünkü görmüyor ve işitmiyor.


subliminal mesajlar yokmu o zaman? var.
biz etkilenmiyorsak, kimi hedefler? şeytanları

bunu açalım;

ataların işlediği günahlar, atalarda saklı kalmaz, o günahın etkileri çocuk ve torunlarada yansır. örneğin; birisinin atası eğer eşcinsel bir ilişkiye girdiyse, o günahtan sorumlu şeytanlar sadece o kişinin üzerine çökmekle kalmaz, çocuk ve torunlarınada bulaşır. o torun, atasından bulaşan bu sapkınlıktan habersiz hayatını yaşar ve yaşantısında, izlediği dizi veya filmlerde eşcinsellikle ilgili subliminal mesajlara maruz kaldıkça, o sapkınlıkla ilgili şeytanlar bedeninde uyanır ve kendisine vesvese vermeye başlar. hiç yoktan o dürtüler uyanır ve kişi merak eder, bu da nereden çıktı diye. zaman geçtikçe dürtüler çoğalır, o kötü düşünceleri aklından bir türlü gideremez hale gelir. her saat içinde her ortamda o kötü düşünceler aklına düşer. buna ne kadar dirensede, zaman dilimi içinde bu duygulara yenik düşer ve nefsine yani alt beyine bunu kabullendirir. üst beyine düşen seslerin (vesvese) kendisine ait olduğunu, Allahın kendisini bu şekilde yarattığını kendi nefsine inandırtır. kilit nokta inanmak. inanmak ne yapar? inanmak nefsin kilididir. inandığınızda, inandığınız şey nefse yazılır. Allahın yüklediği yazılıma benzer, inandığınız herşey bir yazılım şeklinde nefse yüklenir. bu yeni yükleme Allahın yüklediği değerler ile örtüşmüyorsa Allahın yüklediği veriler silinir, yeni bir kimlikli kişi ortaya çıkar. bu örnekte eşcinsel kimliği. bu kimlik alt beyine yüklendiğinde, bedenin geri kalanıda bu yazılıma göre çalışır. bedenin hareket etme şekli, duygular herşey yeni kimliğe göre değişir. 

inancınız

neye inanıyorsanız, o inanç alt beyine yüklenir. inancınız eğer Allahın anadan doğma yüklemesi ile örtüşüyorsa, ne mutlu size. benliğiniz her yükleme ile olgunlaşır ve daha güzel bir hal alır. Allahın size yüklediği temel değerleri alır, onu kocaman bir çınara dönüştürür, nice nefislerin bundan nemalanmasını sağlarsınız. eğer ama inançlarınız Allahın size yüklediği değerler ile örtüşmüyorsa, insanlığınızdan çıkar, farklı bir türe dönüşürsünüz!

vesvese nasıl çalışır

vesvese kalpte gerçekleşir, yankılandığı nokta beyin olur. mikrofon kalp, hoparlör ise üst beyin. kilit nokta kalbiniz. kalbe, inen sesler rahmani olduğunda buna ilham denilir, şeytani olduğunda vesvese. vesvese ve ilham aynı noktaya iner, kalbe. yankısı ise beyinde gerçekleşir. bunada düşünce denilir. bir düşüncenin bize ait olduğunu nasıl anlarız? odaklanmak. odaklandığınızda düşünce size ait (alt beyin), odaklanma dışında gerçekleşen düşüncelerde ya ilhamdır ya da vesevese. birisi rahmani diğeri şeytani. odaklandığınız an alt beyin ile üst beyine kocaman bir enerji basıncı uyguluyor, üst beyini yüzde yüz kendi kontrolünüze alıyorsunuz. bu kontrol varken, ne ilham ne de vesvese üst beyinde yankılanır. vesvese ve ilham, boşta olduğunuzda, yani odaklanmadığınız an gerçekleşir.

subliminal mesajlar kötülük aşılamaz, kötülüğü uyarır

verdiğimiz eşcinsel örneğinde, subliminal mesajlar ne yapmış oldu; atanın işlediği bir günahı çocuk veya torunda uyandırdı. subliminal mesajlar işte bunu yapar, subliminal mesajlar size kötülük yüklemez, sizde var olan kötülüğü açığa çıkarır. bunu açalım; kötülük yayılabilmesi için görünmesi ve işitilmesi gerek. k
ötülük gözden ve kulaktan beslenir. görür ve duyarsa, içimizdeki kötülük uyanır. muhafazakar ve mahallelerin henüz kötüleşmediği ortamı düşünün şimdi, örneğin '60 yıllar. böyle bir ortamda insanın içindeki kötülüğü nasıl uyarırsınız? herkesin evinde var olan tv'leri bir truva atı gibi kullanarak. subliminal mesajlar günümüzün çağı için değil, internetin olmadığı, mahallelerin henüz kötüleşmediği dönemler için icat edildi. bir üst akıl kötülüğü yaymak istedi, bunu nasıl yapabilirim dedi ve en uygun yol olarak tv gördü. bir; anlamanız gereken ilk husus, subliminal mesajlar günümüzün çağı için değil 50 yıl öncesinin şartları için icat edildi. günümüzde subliminal mesajlar gereksiz çünkü, kötülük her yerde. günümüzde subliminal mesajların ötesinde, beyni tv veya bilgisayar üzerinden nasıl kontrol edebiliriz bunun üzerinde çalışıyorlar. yani subliminal mesajların modası geçti. iki; kötülük gözle görürse kulakla işitirse uyanır. eskiden insanlar kötülüğü gizli saklı yapıyordu, ulu ortam değil. eskiden muhafazakar ve geleneklerimize bağlı bir çevrenin içinde yaşıyorduk. bu yaşantıda içimizdeki kötülüğün açığa çıkmasına mani oluyordu. subliminal mesajları böylesine şartlar için icat edildi. o korunaklı mahallenizde içinizdeki kötülüğü uyarmak için icat edildi. siz, o 25. kareyi görmeseniz ve duymasanız bile içinizdeki kötü görüyor ve işitiyordu. sonuç; sizin haberiniz olmadan sizde sapkın duygular uyanmaya başlıyor. ailenizin diğer fertleri namaz niyaz ile meşgulken, siz; içinizde uyanan o kötü dürtüler ile mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz. çözüm; atalardan size seriyat eden günahların kefareti niyetine 40 gün arka arkaya oruç tutun. bu içinizdeki şeytanı öldürür. 40 gün içinde o kötü dürtülerden Allahın izniyle kurtulursunuz.

subliminal mesajlar size değil, içinizdeki şeytana hitap eder

subliminal mesaj, ismi üzerine boyut ötesi. boyut ötesi olanda sizi etkilemez, boyut ötesi işitebilen görebilen kim varsa onu etkiler. varmı böyle bir varlık? evet, var. içimizdeki şeytanlar. subliminal mesajların hedefi insanın kendisi değil, insanın içindeki o kötülük. subliminal mesajlar, içimizdeki kötülükle iletişime geçme, ona bir mesaj gönderme, onu uyarmaya yönelik bir tezgah. subliminal mesajları işletenler ancak şu ufak detayı hesaplayamadılar; her şeytan farklı bir frekansta cirit atar. yani her günahın şeytanı farklı. bunu açalım; subliminal mesajlar hangi günahı içeriyorsa, kişinin bedeninde o günahtan halihazırda bir şeytan varsa o subliminal mesaj hedefine ulaşır. yani, bir subliminal mesajın sizde etki üretmesi için bedeninizde bir şeytanın var olması yetmiyor, subliminal mesajın içerdiği günahtan bir şeytan olması gerek. aksi takdirde o mesajı bedeninizdeki diğer şeytanlar algılayamaz. subliminal mesajları bir anahtar gibi düşünün, o anahtarın yuvası sizde varsa etkilenirsiniz, yoksa değil. örneğin; haramla ilgili subliminal mesajlar haramla ilgili şeytanlara hitap eder, sapkınlıkla ilgili mesajlar sapkınlıkla ilgili şeytanlara, zina ile ilgili mesajlarda zina ile ilgili şeytanlara. örneğin; bedeninizde sapkınlıkla ilgili şeytanlar yoksa, sapkınlıkla ilgili subliminal mesajlar sizi etkilemez. subliminal mesaj ne tür kötülük içeriyor, o kötülük geçmişinizde varmı, yokmu buna bakınız. varsa, subliminal mesajdan etkilenirsiniz, yoksa subliminal mesajlardan korkmanıza gerek yok. var olduğunu nasıl anlarız?
hangi günaha yönelik dürtüler uyanıyor sizde buna bakın. demek atalardan o günah size bulaştı. siz sadece o günahla ilgili subliminal mesajlardan etkilenirsiniz, başkalarından değil.

bu yazdıklarım olayın teorik boyutu, pratiğe gelirsek

değerli dostlar, günümüzde subliminal mesajlara ihtiyaç kalmadı. kötülük evlere ve mahallelere henüz sinmediği dönemlerde ihtiyaç vardı. günümüzde ise kötülük her yerde. örneğin; çocuğunuz tv üzerinden verilmeye çalışılan kötülükten çok daha fazlasını okula gidip gelme sürecinde alıp geliyor. evden dışa adım attığı an, arkadaş çevresinden sokakta gördüğü şeylere kadar, herşey onun içindeki kötülüğü uyandırmak için yetip artıyor. subliminal mesajlar belki '60 larda işe yaradı, kötülüğün henüz mahallere sinmediği dönemlerde, günümüzde ama gereksiz. eğer kötülüğün çocuklarınıza sinmesinden korkuyorsanız, korkmanız gereken en son nokta subliminal mesajlar. subliminal mesajlar gizli yapılır. kötülük açığa çıkmışken gizlinin peşinde koşmak anlamsız. örneğin; reklamlarda hep batı kültürünü andıran aktörler kullanılır. anadolu insanı kullanıldığında gevzek, şapşal rolünde olur. bu insanlar her gün sizle, gözle görünür boyutta dalga geçiyor, halen gizlinin peşinde koşmanın ne anlamı var?
örneğin; "vatanım sensin" gibi diziler ile vatana ihanet açık, açık teşvik edilir. bu insanlar gözle görünür boyutta bu topraklara ihaneti teşvik ederken, halen gizlinin peşinde koşmanın ne anlamı var? örneğin; 20 yıl öncesi dizilerde her karakterin bir sevgilisi vardı, senaryoya bu kadarını koymaya cüret ediyorlardı, şimdi ise sevişme sahnelerini koyuyorlar. yani buna alıştırdılar bizi. Elli yıl öncesi kötülük açığa çıkmaktan korkuyordu, herkes yapacağını gizli saklı yapıyordu. günümüzde ise utanma, haya ve edep, ahlak diye birşey kalmadı. herkes yapacağını açık açık yapıyor. o yüzden günümüzde subliminal mesajların peşinde koşmanın hiçbir anlamı kalmadı. örneğin; dizi ve filmlerde kadınlar olgun ve akıllı gösterilir, erkekler ise sorumsuz. açık açık ata- erkek kültüründen ata-kadın kültürüne geçiş yapıyorlar. örneğin; dizi ve filmlerde isyancıları kahramanlaştırırlar. hükümete, devletine karşı gelen bir birey hakkı savunan bir kahraman gibi gösterilir. devlete karşı gelmeye teşvik edilir. lifetime ve tlc gibi kanallar neredeyse her programda bir eşcinsele yer verir. eşcinselliği günlük hayatımızın içine sokarlar. örneğin; esrarengiz kasaba, star kötülere karşı, kral şakir, uncle grandpa, unikitty, adventure time gibi çizgi dizilerde her türlü mesaj açık açık verilir. örneğin; her akşam izlediğiniz popstar ve survivor gibi programlar bu milletin mayasına ters. ters olmasına rağmen her gün size seyrettiyorlar, sizde zevkle seyrediyorsunuz. şimdi, size bir soru; bu kadar açık değerlerimize saldırı varken, gizli mesajların peşinde koşmanın ne anlamı var? siz gizlinin peşinde koşarken, onlar açık açık her türlü numarayı bu millete çekiyor. siz 25. kareye odaklanırken, onlar 21, 22,15, 7. karede, gözle görünür karelerde yapmak istediklerini yapıyor. gizlinin peşinde koşmaktan, açıktan yapılanları kaçırıyorsunuz. size sağdan gösteriyorlar, soldan işi götürüyorlar. bu tuzaklar genç nesillerimize kurulurken devlet baba nerede; maalesef her zamanki gibi, uyuyor!!!

sanat dünyasına dokunma vakti geldi, geçti bile

adamlar müthiş örgütlenmiş. bir merkezden tuşa basılıyor, bir bakıyorsunuz dünyanın her yerinde benzer format üzerinden diziler ve reklamlar yazılıp çiziliyor. sanat dünyasına dokunmayın diyenler, buna zaten dokunmuş sahiplenmiş ve kendi istekleri doğrultusunda işletiyor. hükümet ne yapmalı; her yere el atmalı. diziler ve reklamlar devlet onayı olmadan asla yayınlanmamalı. senaryo okunmadan tv'de hiçbir şey yayınlanmamalı. amerikada nasıl senaryolar önden okunuyor, bir çekuptan geçiyorsa burada da öyle olmalı. ideal olanı, herkesi kendi haline bırakmak. birileri ama okyanus ötesi geliyor ve senin sanatına sahipleniyor ve kendi senaryolarını bu millete empoze ediyorsa, o zaman kimse kusura bakmasın, müdahale edeceksiniz. kendi halinde olsaydı, kendi dinamiklerinden beslenseydi, sizinde buna dokunma ihtiyacınız olmazdı. onlar ama okyanus ötesinden geliyor ve sanat camianıza sahipleniyor ve kendi istekleri doğrultusunda senaryolar yazdırıyorlarsa ve bu senaryolar bu toprakların değerlerini çürütme amacı içeriyorsa, o zaman bu topraklara ait bireyler olarak buna kayıtsız kalamazsınız. kötülüğün karşısında her zaman bir iyi olmak zorunda. onlar bozmak için uğraşacak, siz nesilleri korumak için uğraşacaksınız. özetlersek; piyasa kendi halinde olmuş olsaydı, kendi haline bırakabilirdin belki. durum ama bundan ibaret değil; küreselciler dediğimiz bir zihniyet sistemi ele geçirmiş ve nesilleri kendi görüşleri doğrultusunda formatlıyor. biz müslümanız ve geleneklerine bağlı bir milletiz. new yorkun sapkın köşelerinde ortaya çıkan bir yaşantıyı birileri bu topraklara taşımak istiyorsa, ev sahibi buna dur demek zorunda. her topluluk kendi nesillerini kendi değerleri ile yetiştirme hakkına sahip. bizde bunu yapmak zorundayız. sanat camiasını bu sapıkların eline bırakamayız.