nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...


                                                                                                                                                                                                                                                                 
 








dünyada olup biteni anlamak


Dünyada olup bitenl anlamak,

Güncelleme 14.01.2019; amerika dışişleri bakanı arap ülkelerinde diplomasi mekiği dokuyor. Bu mekik sonrası arap birliği esed' i, tekrar birliğe davet etti. Milyonlarca sunnileri ülkesinden sürgün eden, yüzbinleri katleden, onbinlere işkence eden birine buyur gel dediler. Arap liderlerin bu pis tezgahların ilahi yanıtı ne oldu; kabe, tarihinde ilk defa haşerelerin istilasına uğradı. Bizim medya bunu görmedi, ancak bu çok büyük bir uyarı bir azabın habercisi. Birleşik arap emirlikleri şamdaki büyükelçiliğini tekrar açtı. Birleşik arap emirlikleri, umman ve bahreyn, suriye uçak seferlerini tekrar başlattı. Bu gelişmeler trump'ın suriyeden çekileceğiz demesi sonrası hızlandı. Öyle gözükiyorki suriyeyi tekrar arap birliğine alarak, Türkiyenin suriye' ye askeri müdahale yapılmasın önüne geçilmek isteniyor. Eğer yaparsan karşında bir arap birliğini görürsün, arap birliği içindeki bir ülkeye saldırmak arap birliğine saldırmaktır demeye getirecekler. Şimdilik görüntü amerika'nın çekilip, pyd/pkk yı arapların himayesine vermek. Araplar sahaya ininceye kadarda türkleri, diplomasi trafiğiyle suriyenin kuzeyinden uzak tutmak. Şimdilik görüntü bu, gelişmeleri hep birlikte takip edeceğiz.

Tarih; 27.12.2018. Dünya üzerinde iki gurup hakimiyet peşinde, birisi paranın sahibi olan rothschild merkezli masonlar, diğeri kabbala öğretileri ile hareket eden, hahamlara bağlı yahudiler. Para babaları küreselci kimliği ile karşımıza çıkıyor, hahamlarda ulusalcı. Amerikada küreselci ve ulusalcılar çatışıyor denildiğinde, bununla bu iki gurup kasyediliyor. Bu iki gurup düne kadar bir üst çatı altında, birlikte hareket ediyor birlikte dünyayı dezayn ediyordu. Bu üst çatıya ister bilderberg deyin ister illuminati. Kendilerince dünyayı paylaşmışlardı; istihbarat, dini örgütler (fetö, evanjelistler vs), sivil toplum örgütleri ve yargı hahamlara bağlı yahudilere bırakıldı. Ekonomi, üniversiteler ve medyada masonlara. Askeri güç, iç güvenlik ve siyasette ikisi arasında paylaşıldı. Örneğin; birisi fbi kontrol ediyorsa diğeri cia, birisi demokratlar üzerinde hakimse diğeri cumhuriyetçiler, birisi centcom kontrol ediyorsa diğeri eucom vs. Kendilerince dünyayı adilce paylaştılar ve her biri kendi tabanını örgütlemek için alt örgütler oluşturdu. Hahamlara bağlı olan gurup b’nai b’rith gibi örgütler adı altında örgütlendi, paraya bağlı masonlar ise mason locaları ve tapınak şövalye gibi örgütler adı altında tabanlarını motive ve organize etti. Yani gizemli örgütlerin isimlerini duyduğunuzda bunlar ya hahamlara bağlı ya da masonlara. Belirli örgütlerde bu ikisini bir araya getiren üst çatı örgütler.

Hahamlara bağlı örgütler dini öğretilere göre hareket eder diğeri, masonik yapılanmalar ise dünya malı endeksli yaşar. Birisi radikal dini öğretiler doğrultusunda hareket eder, diğeri mantıkla. Bu ilişkide para babaları kendilerini efendi yahudi, diğerlerinide kendilerine muhtaç köylü yahudi olarak görür. Ülkemizde beyaz “elitlerin”, köylümüzü gördüğü gibi. Birliktelikleri neden bozuldu? Hahamlar sinsi sinsi beyaz yahudilerin arkasından örgütlendi, örgütlendi, sonrası beyaz yahudiye, artık patron benim dedi. Buradan biz, bin yıllardır var olan örgütlerin arkasındaki esas aklın hahamlar olduğunu anlıyoruz. Düne kadar hahamlar, sürekli beyaz yahudilerin kapısını çalıyordu; bizi finanse edin israil devletini kuralım, bize yardım edin şunu yapalım gibisine. Düne kadar hep muhtaç olanlar, bugün beyaz yahudilere kapıyı göstermesi, savaşı başlattı. Ego ötesi kendisini "tanrı" konumda gören beyaz yahudilerde, bunları adam eden biz olduk, şimdi onlar efendi biz zenci olacakmışız, bunun hesabını onlara ödetiriz deyip karşı hamlelere başladı. Yüzyıllardır süren bu antlaşmayı hahamlar neden bozdu, neden şimdi? Hahamlara göre mesihin çıkış vakti geldi, kendi öğretilerine göre süleyman tapınağını inşa etme vakti geldi, kendi hesaplamalarına göre büyük israil devletin ilk tohumlarını atma vakti geldi. Bin yıllardır bekledikleri o vakit geldi. Eylemlerini hayata geçirebilmek içinde dünyanın en güçlü ordusu üzerinde (Pentagon) yüzde yüz kontrol sağlamak zorundalar. Düne kadar, pentagon üzerinde böyle bir kontrole sahip değildiler. Hadi iran'a savaş açalım dediklerinde, pentagonun bir kanadı manyakmısınız siz diyordu. Para babaları dünya dengesini gözetir. Onların hakim alanı tüm dünya. Onlar dinsiz. Onlar radikal inanç uğruna bu hakimiyetlerini riske atmaz. Hahamlar eğer bu amellerine ulaşmak istiyorsa ilk önce dünyanın en büyük ordusun kontrolünü yüzde yüz ellerine geçirmek zorunda. Şuan bunu başarmış görünüyorlar. Yüzde yüz olmasada pentagon üzerindeki kontrolü ele geçirdiler. Savaş açmak istedikleri ülkeler var, başında iran ve türkiye geliyor, sonrası çin ve rusya. Hahamlar hazır, ancak bir ülkeye savaş açmak için pentagonu ele geçirmek yeterli değil. İstihbaratıda yüzde yüz ele geçirmelisiniz, paranızda olması gerek, siyasetide arkanıza almanız gerek ve bunun, kendi savaşınız olmadığını dünya kamuoyuna göstermek için bir kaç avrupa devletinide yanınızda savaşmaya ikna etmelisiniz. O yüzden nato veya bm kılıf altında savaş yürütüyorlar. Bu desteği hahamlar şuan göremiyor, örneğin; bm kudüs tasarası oylaması. Tüm dünya karşılarında yer aldı. Dünyadan bu desteği göremedikleri içinde pentagon türkiye karşısında sürekli alttan almak zorunda kalıyor. Kendi aralarındaki çatışma hızla ilerliyor. Kendi aralarında hesaplaşma bittiği an, saldıracaklar. Şuan amerika ve dünyada, kurum ve devletleri kendi safhına çekme savaşı sürüyor. Bir tarafta masonlar diğer tarafta hahamlar. Bazı kurumlar ve devletler birinin elinde bazılarıda diğerinin. O yüzden amerikaya baktığınızda karşınızda uniter bir devlet görmüyorsunuz. 

Rohtschild bağlı masonik yapılanmalar karşıt hamle olarak ne yaptı? Karşı tarafa güvenilmeyeceğini biliyorlardı, kendilerince önlem aldılar. Amerikadan kovulursak, bunun hesabını nasıl sorarız nereye gideriz soruları üzerine kendilerince bir strateji geliştirdiler. Ne yaptılar? Parayı sovyetler birliği ve çin’e taşıdılar. Parayla birlikte teknolojiyi taşıdılar. Bu teknoloji ve parayla soyetler birliği ve çin'in askeri teknolojisini pentagon seviyesine hemen hemen getirdiler. Pentagon karşısında durabilecek eşit bir güç oluşturdular. Kapitalizmin sovyetler birliğe ve çin' e girmesi bundan dolayı. Bu antlaşma hem o ülkeleri kazançlı kıldı hem para babalarını. Amerika ile çin, amerika ile rusya arasındaki ticari savaşlar, masonlar ile hahamlar arasındaki savaşın yansıması. Bu savaşta diğer ülkeler nasıl bir saf aldı? Fransa ve almanya, masonların tarafını seçti. Nato olmasına rağmen, bu iki ülkenin bir avrupa ordusu kurma girişimi, taraflarını belirlediklerini gösteriyor. Hahamlar, başka ülkelerin kendilerine karşı hareket etmesine izin verirmi, vermez. Ne yaptılar? Kendilerine bağlı örgütleri (sorosa bağlı sendikalar ve sivil toplum örgütleri) harekete geçirerek paris sokaklarını ateşe verdiler. Alman banka veya markalarınada yargıdaki adamları üzerinden milyar dolar cezalar kestiler. Bu iki ülkeye bedel ödetiyor, kendi taraflarına çekmeye çalışıyorlar. Neden? Bedel ödetmez, cezalandırmazlarsa, diğer ülkelerde hahamlara karşı hareket etmeye başlar. Kendilerine karşı gelinirse bunun bedeli ne olur, bunu dünyaya göstermeleri gerek. İngiltere şuanda pentagona yaklaşmış gibi görünüyor. Skripal olayı, rusya karşı harekete geçmek için ingiliz istihbaratı tarafından tezgahlanmış gibi görünüyor. Türkiye şuanda ortada. Kendi çıkarlarına odaklanmış durumda. Şuan türkiye, akdeniz ve sınırlarında kendisini tehdit edenlerin karşısında (pentagon) duruyor, kendisini tehdit etmeyenlerlede birlikte hareket ediyor. 

Hahamlar planlarından vazgeçerlermi? Vazgeçmezler. Bin yıllardır bugüne hazırlandılar, bu vakti beklediler. Onların asıl planı şuydu; büyük israil devletin oluşacağı alanı yerel halktan boşaltmak. Bunun için ilk önce sunniler ve şiiler çatıştırılacak, halkta göçe zorlanacaktı. Bu çatışmada şiiler galip gelmesi, pyd gibi guruplarda güçlendirilmesi hedefleniyordu. Planın ikinci aşamasına geçebilmek için, güney sınırlarımıza pyd ve irana bağlı milislerin yayılması hedeflendi. 15 temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı, planların ikinci sahfası devreye girecekti. Fetö devletimizi ele geçirecek, sonrası iran'a savaş ilan edecekti. Güney sınırımıza yayılan şii milislerini bahane gösterecek, erdoğanı şiilere çalışan bir ajan ilan edip irana savaş açacaktı. Bir yandan şiilere yayılın derken, aynı zamanda erdoğanı casusluk suçlaması altında dinlemeye alıyor ve selam tevhit kumpası adı altında şii ajanı olmaktan yargılamayı planlıyorlardı. Planı görüyormusunuz, bir yandan şiileri deaşla savaştırıyor, arka planda ise onlara türkiye üzerinden tuzak kuruyorlar. Erdoğan ajan ilan edilecek, tüm gazeteler fetö emrinde, iran'ın nasıl iç işlerimize karıştığı manşeti atacak ve mezhepler arasındaki savaş, ülkeler arası savaşa dönüşecekti. Biz iranla savaşırken, güney sınırımızdan pyd ve deaş gibi terör örgütleride sınırımızdan içeriye girecekti. Bazıları, amerikanın irak ve suriyede başarısız olduğunu söyler. Hayır; olmadılar. Hedef şiileri yaymaktı, amaca ulaştılar. Hedef sunnileri kötü göstermekti, başardılar. Amaç yerel halkı göçe zorlamaktı, başardılar. Amaç o alanda dikili bir taş bırakmamaktı, başardılar. Amaç göçle diğer ülkelere baskı uygulamaktı, başardılar. 15 temmuz' a kadar neyi hedeflediyseler bunu büyük oranda başardılar. 15 temmuz gecesine kadar, ufak aksaklıklar dışında tüm planları işledi. Kırılma noktası 15 temmuz gecesi oldu. 

Özetlersek; büyük israil devletin oluşacağı alanı ilk önce sunnilerden temizlediler, sonrası bu alana şiileri yaydılar.
Saddamı devirdiler, irak' ı şiilere teslim ettiler. Deaş' ı suriye'ye yerleştirdiler, şiileri çağırdılar. Şimdi, büyük bir sorunla karşı karşıyalar; türklerle savaştırma bahanesine, kocaman bir alana şiileri yaydılar. Büyük israil devletin kurulacağı alana, israil sınırına kadar şiiler yerleşti. Bu şiilerde buralardan ayrılmaya hiç niyetli değil. Onlar için savaşacak türklerde yok. Büyük bir güvenlik sorunu, büyük panik içindeler. İran' a tekrar ambargo koymaların sebebide bu. Ya suriye topraklarını boşaltacaksınız ya türklere karşı savaşmaya karar vereceksiniz ya da size savaş açılacak denildi. Şimdilik, iran ben bir yere gitmem diyor. Onlar sunnilere tuzak kurdu, Allahta onlara. Kim bu şii milizleri oradan çıkartacak? İsrail değil. İsrail korkak bir millet. Amerika desen, onlarda gönüllü değil. Yüzbinlerce askeri, kendi askerini sahaya sürmesi gerek, bu da onlar için bir seçenek değil. Unutmayın, kendilerini finanse edecek para babalarıda yok artık. Pentagon boşunamı, arap ülkelerin paralarına konup duruyor. Sizce neye karar verdiler; arapları savaştırmaya! Arap natosu fikri bundan dolayı ortaya çıktı. Arap natosu ile, büyük israil devletin oluşacağı alanı, şiilerden temizlemek istiyorlar. Bu mümkünmü; bekleyip göreceğiz. Rabbim neyi takdir etti, bunu bekleyip görmek gerek. Şu ama bir gerçek, onlar için artık hiçbir şey pürüzsüz yürümüyor. Örneğin; arapların bir gazeteciyi (kaşıkçı) kaçırmaya çalışması, sonrası bunu eline yüzüne bulaştırıp dünyaya rezil olması. Sağdan soldan sürekli sorunlarla karşılaşıyorlar. 2019-2020 yılına kadar tüm planlar sonlanmış olacaktı, şimdi ise sil baştan, yeni plan ve projeler üzerinde çalışıyorlar. İran'a mı savaş açsak, çin'e mi, erdoğanı zayıflatmak için türkiye'ye mi odaklansak. Örneğin; erdoğanı, önümüzdeki seçimlerde nasıl zayıflatırız, seçim kaybettiririz. Nasıl sarı yelek eylemlerini türkiye taşırız. Ekonomik krizi nasıl büyütür, muhalefete malzeme veririz vs.

Rabbim ne büyük, çok büyük plan ve projeler ile yola çıktılar, dünyanın imkanları kendilerine sunuldu, kendilerinden o kadar emin yola çıktılar, ülkeleri ateşe verdiler, Allah ama bir gecede bir asırlık hazırlıklarını boşa çıkardı (15 temmuz gecesi). İbret alanlar için, bu çok büyük bir ibretlik vaka. Günümüzde pyd bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bunu açalım; ülkemiz, kuzey ve batı sınırlarında deniz tarafından korunuyor, o noktalardan işgale uğramamız kolay değil. Doğu sınırlarımızdan işgale uğramakta kolay değil, çünkü büyük dağlar var. İşgale en uygun hattımız, güneydoğu sınırlarımız. Bu noktayada pyd' yi yerleştirdiler ve donattılar. Pyd' yi donatmaların tek sebebi, savaş esnasında işgale hazır bir kara orduya sahip olmak istemelerinden. Pyd'nin kurulduğu gün ile bugün arasında ama çok şey değişti. Pyd, fetölü generallerin sınırları açtığı ve pkk'lı teröristlerin içeriden askerleri meşgul kıldığı bir ortamda, sınıra yakın mahalleleri ele geçirmeye yönelik kuruldu. Hafif ve manevra kabiliyeti yüksek olacak şekilde tecihizat ile donatılmışlardı. Fetö ve pkk tasfiye olunca, şimdi sınırlarımızdan sızan değil, askerlerimizle göğüs göğüse çarpışacak orduya ihtiyaçlar. Pyd' yi ağır silahlar donatmaya başlamaları bundan dolayı. Şartlar değişince pyd'de de değişikliğe gittiler. Bu da bizim lehimize oldu. Neden? P
yd elemanları düzenli bir ordu olmak, meydan muharebesi yapmak için eğitim almadı. Onlar dağda, gerilla taktiği uygulayarak bu zamana kadar hayatta kaldı. Siz dağda vur kaç taktiği yapanları ovaya indirirseniz, gerilla taktiği uygulayan bir örgütü düzenli bir orduya dönüştürürseniz, bu onların sonu olur. Düz ovada, göğüs göğüse dünyanın en iyi kara ordusuna karşı yani türk askeri karşısında hiç şansları yok. Örneğin; afrin. Şuan amerika, pyd' nin günümüzün şartlarına uygun omadığını gördü. Afrin elden gidince, suriyenin kuzeyinde kantonlar kurmakta anlamsız hale geldi. Şuan pyd, bir nimet değil bir yük olarak karşılarında duruyor. Bu örgütle ne yapacaklar, bunu yakında görürüz. Ne olacak şimdi? Hiç istemedikleri şey olacak; ülkeler arası savaş. Ülkeler arası savaşı neden istemezler? Ülkeler arası savaşların sonucunu hesaplayamazsınız. Köşeye sıkışan bir millet, yok olmakla yüz yüze kalan bir millet, hesapta olmayan destanlar yazar, öngörülemeyen kahramanlıklar sergiler. Örneğin; şehit ömer halisdemir. Bir kişi kendi başına gecenin seyrini değiştirdi. İşte bunlar hesaplanabilir öngörülebilir işler değil. Örneğin; kurtuluş savaşı. "Çılgın türkler" kavramın kaynağını iyi araştırın. Kurtuluş mücadelesini kazanmamız öngörülmüyordu. Buna hiç ihtimal verilmemişti. Ne olacak şimdi; taşeronlar dönemi bitti, artık ülkeler sahaya inecek. İlk hedef çin ve iran görünüyor. Bu iki ülkeye karşı hareket etmek içinde türkleri yanlarına almak isteyecekler. Bizide askeri anlamda değil, iç işlerimizle hedef almak isteyecekler. İçeriden bizi karıştırmaya çalışacaklar. Şuan görünen planlar bunlar. Sonuç; bizimde içinde olduğumuz bir savaş!

Değerli okurlarımız, 15 temmuz gecesi sadece bir darbe girişimi değildi, aynı anda Allahın size sunduğu, bir savaşa hazırlık probasıydı. 15 temmuz altında çok hikmet var. Hendek operasyonları ve 40 yıldır dağlarda pkk'lıları avlamakta keza Allahın bu milleti sunduğu birer nimet. Bunlar bizlere pratik ve tecrübe kazandırdı. Karşı tarafın tuzakları, aslen bizler için birer lütuftu. Dünyada bizim kadar savaşa hazır bir ordu ve millet yok. Birinci dünya savaşı maçın ilk devresiydi, maç bitmedi. Tekrar gelecekler ya akdeniz ya karadeniz ya ortadoğu, ya bugün ya iki yıl sonra savaşın fitilini ateşleyecekler. Şuan kendi içlerinde bir savaşla meşguller. Orasını kazanan hızlı bir şekilde üzerimize gelecek. O yüzden küçük cephelerde elde ettiğimiz kazançlar bizi rehavete sokmasın. Büyük savaşa hazır olun, büyük bir savaş kapımıza dayanacak. Bu savaşa başka hangi ülkeler katılır, bunlar hangi tarafta yer alır, bunu Rabbim bilir. Türk milletine savaş açılacağı ama, çok açık ve net!