nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...

       
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             
 

değerli ziyaretçilerimiz;

okurlarımız bizlere sürekli güncel konular hakkında sorular soruyor, güncel konuları ele almamız ve güncel konular hakkında fikir beyan etmemizin bir sebebide bu. Geniş bir okur kitlemiz var ve bu okurlarımız her sabah günlük gazete gibi güncel konular hakkında birşeyler yazıp yazmadığımıza bakıyor. Yazmadığımız zaman bize ulaşıyorlar ve gündemde olan konular hakkında görüşümüzü soruyorlar. Neden? Medyamızın bir kısmı iktidara bir diğer kısmıda batıya yalakalıkla meşgul. Analiz kapasiteleride sıfır. Medyamızda güvenilir kaynak ve analiz olmayınca, güncel konular hakkında okurlarımız bize müracat ediyor. Okurlarımız analiz kapasitemize, olayları farklı bakış açılarından değerlendirişimize ve samimiyetimize güveniyor.
Değerli dostlar, vatan ve millet olmazsa alternatif tıp hakkında bilgi sahibi olmuşsunuz olmamışsınız ne fark eder. Hayatta insanın öncelikleri olması gerek. Bugünler vatan ve millete öncelik vermemiz gerektiği günler. Bugünlerimizde güncel konulara ağırlık veriyoruz, çatışma ortamı bittiğinde de inşallah alternatif tıp konusundaki yazılara öncelik veririz. Alternatif tıp hakkında bir siteye girip güncel konular ile karşılaşıyorsunuz, günümüzün konjonktöründe umarız bunu anlayışla karşılarsınız. Umarız sizde bu yazılarımızdan ilham alır, günümüzde olup bitenleri yazılarımız sayesinde daha iyi anlamanızı sağlarız.



Barış Koridoru- 07.08.2019

AK Parti hakkında ne demiştik, kandırılanlar ve ezikler partisi demiştik. Milli Savunma Bakanlığı bugün bir açıklama yaptı ve Amerika ile güvenli bölge konusunda anlaşıldığını söyledi. Akabinde ABD'den bir açıklama geldi; "kurulumu, tesisi, yönetimi birlikte yapılacak" denildi. En kısa zamanda müşterek hareket merkezi açılacakmış. İnanılır gibi değil demi? Bunu duyduğunuzda sizde ne yapıyor bizimkiler demişsinizdir. ABD bizim eziklere atmadığı kazık kalmadı, bugün de bir yenisini eklediler. İnanılır gibi değil. Amerikalılarda buna inanamadı. Türkiyenin bu kazığı nasıl yediğini kendileride inanamadı. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi, bu harekatıda Türkiyenin kendi başına yapacağından o kadar emindilerki kendileride ortaya çıkan bu sonuca şaşırdı. Mutluluktan dört takla atıyorlar. Amerikadan tebrikler üzerine tebrikler geliyor. Halbuki biz biliyoruzki Amerika tebrik ediyorsa oradan hayırlı birşey çıkmaz. Terörü o bölgeye yerleştiren ve besleyini siz bu harekata ortak yapıyorsunuz, bunun mantığını birisi bize açıklasın. Bunun hayırla sonuçlanmayacağı şimdiden çok aşikar. Siz teröristleri yok etmek için oradasınız, onlar ise korumak için bu antlaşmaya evet dedi. Bu ortaklık hayrlara işaret etmiyor. Sonu hüsran olacağı baştan belli. Bakınız, ABD birşeye engel olamayacaksa ortaklık teklif eder. ABD mutlaka ama mutlaka her oluşumun içinde var olmak ister. O yeni oluşumun içine girdikten sonrada öyle veya böyle ya hileyle ya sabotajla o yeni oluşumu kendi lehine yontar. Şuanda da ABD bize engel olacak pozisyonda değil. Hani diyoruz ya, bizim ezikler ne kadar işleri batırsada sonunda herşey lehlerine dönüyor. Bunun sebebi onların becerisi ve aklından değil. Onlar ne kadar çok başarıları kendilerinden bilsede. Bunun sebebi İslamın yükseliş dönemine girmiş olmamızdan ve bu yükselişin Türkiye üzerinden takdir edilmiş olmasından. Türkiye ne tuzaklar kursalar başarılı olamıyorlar çünkü ilahi takdirat bizim yükselişimizi takdir etti. Anlayacağınız konjonktür bizim lehimize. Örneğin; ABD.

ABD bir züper güç ve bizi çok rahat engelleyebilecek güçte ama bugün değil. Niye; seneye seçimler var ve hiçbir amerikan başkanı seçim sürecine amerikan askerlerin cenazeleri ile girmek istemez.
ABD şuan kendi içinde bir iktidar savaşı içinde. Bir tarafta küreselciler (rothschild) diğer tarafta ulusalcılar (hahamların kontrol ettiği evanjelistler). Hahamlar savaş istiyor, küreselciler değil. Kendi içlerindeki bu çatışmada kararlar almalarına engel oluyor. Bunun dışında, ABD şuan ortadoğuda iran'ı önceliğe koymuş durumda ve ne kadar büyük bir züper güç olsada, aynı anda Türkiye ve İran ile karşı karşıya gelemez. Gelirse ortadoğuda taş üstüne taş kalmaz. İsrail diye bir devlette kalmaz. Ortadoğu paramparça olur. Değerli okurlarımız, batının yazdığı kitabın sonunu biliyoruz. Kitabın sonu büyük İsrail devletini kurmak. Bugünki eylemlerinden de biz onların bir tıkanıklık içinde olduğunu ve yeni çatışma alanları oluşturma yerine (Türkiye), çatışmaların gerçekleştiği bölgelerin kontrolünü (lübnan, suriye ve irak) ele geçirmeyi bir öncelik haline getirdiklerini görüyoruz. Çatışmaların gerçekleştiği alanlardan arap nüfusunu göçe zorladılar, İsrail devletin önünü açtılar ama o boşluğu yahudiler değil şiiler doldurdu. Şuanda da ABD, ortadoğuda yeni çatışma alanları oluşturma yerine büyük İsrail coğrafyasına yayılmış şii nüfusunu azaltmayı bir öncelik haline getirmiş görünüyor. Bunun dışında ABD, Çin ile savaşa hazırlanıyor. Bunun dışında ABD, Rusya ile savaşa hazırlanıyor. Çin ve Rusya'yı dizginlemek isteyen ve ortadoğuda iran'ın nüfusunu azaltmak isteyen bir Amerika'da, Türkiye ile savaşamaz. Öncelikleri diğerleri olduğu müddet savaşamaz. Ne zaman biz acilen durdurulması gereken bir güç haline geliriz, o zaman bizleri öncelik ederler ve bize savaş açarlar. O günde gelecek! O gün ama bugün değil. Bugün konjonktür lehimize işliyor. Bugün ABD, Türkiye ne yaparsa alttan almak zorunda. Konjonktör mucizevi bir şekilde lehimize çalışıyor. Pkk/pyd'ye karşı başlattığımız büyük taarruzun tam ABD'deki seçim dönemine denk gelmesi, kendi içlerinde bir çatışma içinde olduğu bir döneme denk gelmesi, ABD'nin Çin ve Rusya ve AB ile ters düştüğü bir döneme denk gelmesi, ortadoğuda İran'a öncelik verdiği bir döneme denk gelmesi tam bizim lehimize işleyen bir süreç. Kendi içlerinde mücadele ederken, bizlerin aradan sıyrılma ve elde etmek istediklerimizi elde etme şansı var. Bu bizlere sunulan bin yıllık bir lütuf. Böyle bir lütfuda siz alıyor ve içine ediyorsunuz. Amerikanın blöflerini yutuyorsunuz. Madem öyle, birlikte hareket edelim diyorsunuz. ABD'de seve seve bu teklife evet dedi. Neden? Fırat'ın doğusunda 50 bin kişilik bir çapulcu ordusunu oluşturdular. Bu, ABD'nin kara ordusu. Ortadoğudaki büyük israil projesini hayata geçirmesini sağlayacak ordu. Bu çapulcu sürüsünün tasfiyeside 5000 yıllık büyük israil projesinin tasfiyesi anlamına gelir. Türkiye ile savaşarak buna bugün engel olamayacaklarsa, hile ve çakallıkla buna engel olmak için elinden geleni yapacaklar. Sizde, ortak harekat merkezin içine onları yerleştirerek onlara bu şansı verdiniz. Hadi geçmiş olsun bize. Bu ortaklık hayrlara işaret etmiyor. En iyi ihtimal bir kaç hafta bir kaç ay daha bizi oyalarlar sonrası bizim ezikler yine kandırılmışız der ve harekatı kendi başlarına yapar. Bizleri bir iki ay oyalamaları bile ama bizim için bir facia olur. Bir iki ay sonrası yağmur ve kış sezonuna gireceğiz. Harekat bir veya iki ay ertelenirse hava şartlarından dolayı harekatı 2020 baharına ertelemek zorunda kalırız. Bu, bu antlaşmanın en iyi ihtimali. Bu antlaşmanın kötü ihtimalleri ise saymakla bitmez.

En basiti, zamana oynuyorlar. Zaman onlara ne kazandıracak? Plan A; erdoğanı tasfiye etmek için adamlara zaman tanımış oluyorsunuz.
Türkiye'yi dizginlemek için bir adamı tasfiye etmeleri yeterli. Savaş şu bu bunlara hiç gerek yok, bunlar zahmetli işler. Herşey bir adamın tasfiyesine bakıyor. Bir kişinin gitmesiyle ABD'nin ortadoğu ve akdenizdeki tüm projelerin önü açılmış olacak. Bunuda onlar sonuna kadar zorlayacak. Erdoğan bu harekatlarda bekledikçe kendisine suikast hazırlayanlara zaman tanıdığını bilsin. AK partinin eziklerinde bu harekatı yapacak cesaret yok, erdoğan giderse sınır ötesi harekatları unutun. Plan B; birleşik milletlerini devreye sokmak. PYD, BM temsilcisi ile çocuk savaşçıları için buluşmadı, bu bahaneydi. BM tarafından tanınmanın altyapısını hazırlıyorlar. Siz bekledikçede bu girişimlerin hayata geçmesine fırsat tanıyorsunuz. Plan C; akdenizde sizi yunanistanla çatıştırmak. Siz yunanistanla kapışırsanız, suriye bir harekat yapamazsınız. Ne kadar bizim ordumuz iki üç devletle aynı anda savaşacak kapasitede desenizde, iç kamuoyu ve dış kamuoyunu size karşı öyle harekete geçirirlerki sizleri savaş suçlusu ilan ederler. Yunanistan ve pyd mağdur, sizi masum halklara savaş çıkartmakla suçlarlar. Bir düşünün, siz teröristlere karşı mücadele ederken (zeytin dalı harekatı), tabipler odası savaş bir halk sağlığı sorunudur bildirisini yayınladı. Muhalefet partisinin lideri (kılıçdaroğlu), askerlerimize moral desteğine giden sanatçıları bu ziyaretten ötürü yerden yere vurdu. Hendek kazıp doğu illerimizi kurtarılmış topraklar ilan eden pkk'ya siz savaş açtığınızda, türk olduklarını iddia eden akademisyenler teröristleri değil sizi suçladı. Topraklarımızda özgürlük ilan edenleri değil mehmetçiği öldürmek ve katletmekle suçladı. Üstüne ülkenizin en üst yargı makamı, yani avrupa birliği veya amerikanın en üst yargı makamı değil türkiye cumhuriyetin anayasa mahkemesi bu soyu sapı belli olmayan güya akademisyenleri haklı buldu. Siz böylesine içten hainler tarafından kuşatılmışken, hükümetiniz bir eziklik içinde bu hainlere göz yumarken siz aynı anda iki harekatı yapabileceğinizi iddia ediyorsunuz öylemi? Yedirmezler size. Ya akdeniz ya fıratın doğusu birisinden sizi vazgeçmeye zorlarlar. Siz fıratın doğusuna harekat yapmakta bekledikçe akdenizde sizi bir çatışmaya sokmak için onlara zaman tanıyorsunuz, bunu biliniz. O yüzden tezel fıratın doğusuna harekatınızı yapın, akdenizde çatışacaksakta en azından fıratın doğusu cebimizde olsun. Bu antlaşmanın kötü ihtimallerinden biriside, o terör örgütlerini oraya yerleştirenle birlikte ortak bir harekat merkezi kurmanızdan kaynaklanıyor. Yapacağınız her harekatı önceden teröristlere bildirecekler. Birliklerimiz tuzağa düşürelecek ve büyük zaiyatlar vereceğiz. Bu ne anlama geliyor? Askerin ve milletin moralini bozmak anlamına geliyor. Dış dünya'ya Türkleri gözünüzde fazla büyütmeyin, bakın bir avuç pyd'ye karşı çaresizler mesajını vermek anlamına geliyor. Topluca şehitler geldikçe iç kamuoyunu harekete geçirip zaten ak parti aleyhine olan havayı dahada çok kızıştırmak anlamına geliyor. Kahramanlıkları ile övünen bir millete bir hezimet yaşatıp milli gururumuzla oynamak anlamına geliyor. Örneğin; hendek operasyonları. 800'e yakın şehit ve 2000 üzerinde gazi verdik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatında yani yabancı topraklarda vermediğimiz şehitleri kendi topraklarımızda verdik. Nasıl oldu bu? Fetöcü subayların tüm harekat planlarını pkk'lılara aktarması sonucu oldu. Siz bundan ders çıkarmamışcasına şimdi de kalkıyorsunuz ve fetönün sahibini yani fetöye ihanet et emrini vereni harekat merkezin tam ortasına yerleştiriyorsunuz. Yani yok etmek istediğiniz malın sahibini bu operasyonun kontrol merkezine yerleştiriyorsunuz. Buradan kötü kokular alan tek bizmiyiz? İnanılır gibi değil. Sürekli aynı hatayı yapıp her defasında farklı bir sonuç bekleyenlere ne denir; ya geri zekalı ya da kazık yemeğe aç. Burada yaşadığımız durumda bu. İnsanlık tarihinde bu kadar muktedir olup bu kadar kazık yemeye aç, kazık yemeye meraklı kazık yemeye yatkın tiplerin başka bir örneği yok. Her defasında bu kadarda olmaz dediğimizde, bu ezikler bizleri şaşırtmaya devam ediyor. Rabbim bize yardım etsin. Rabbim bizi bu eziklerin elinden acilen kurtarsın.

Not: Hani konjonktör lehimize işliyor diyoruz ya, bunu anlamanız için sizlere bir örnek daha verelim. Allahu Tealanın onları nasıl oyaladığını anlamanız açısından bir örnek daha verelim. ABD'yi frenleyen ve bize karşı sürekli alttan almasını sağlayan bir unsürde ne biliyormusunuz; ak partinin istanbul seçimlerini 10 puan farkla kaybetmesi. Bu ne yaptı biliyormusunuz? Onları ümitlendirdi. Türkiye ile savaşmayın, bir sonraki seçimlerde nasıl olsa cumhurbaşkanlığı bizim elimizde dedirtti. 15 temmuzda elde edemediğimizi seçimler ile elde ederiz, 15 Temmuzda rafa koyduğumuz ortadoğu projelerimizi bıraktığımızda yerden sürdürürüz ümidini getirtti. Türkler pyd'yi yok ederse etsin, seçimler ile biz geldiğimizde ortadoğu projelerimiz için Türk askerini Türk ordusunu kullanırız dedirtti. Şer gibi görünenin altında hayr yatabilir deriz, istanbul ve ankaranın kaybedilişide böyle birşey oldu. Onları ümitlendirdi. Daha doğrusu onları bir oyalama sürecine soktu. Onlar bizi oyaladıkları gibi, seçim sonuçlarıda onları oyalıyor. Onlar bir sonraki seçimlerin hayalleri içinde süzülürken, bugünlerde bize yapmak istediğimiz harekatları yapma fırsatı doğdu. Bu büyük bir ilahi lütuf. Allahu Teala onları 4 yıl sonraki seçimlerin hayali ile oyalarak bugünlerimizde bize dokunmalarına engel oluyor. Bir sonraki seçimlerde Türkiye nasıl olsa bizim olacak, Türkiye savaş açarak Türk milletini karşımıza almayalım. Türkler milliyetçidir, savaş açarsak erdoğana prim kazandırırz dedirtti. Yani muhalefetin istanbulu kazanması bize fırat'ın doğusunu, akdenizi ve kandil'i kazandırttı.
Erdoğanın batıya karşı direnci değil, erdoğanın istanbul ve ankaradaki beceriksizlikleri bu fırsatları doğurdu. Anladınız! Biz istanbul ve ankarayı kazansaydık, ak parti kendi içinde ve tabanında hiçbir zaafiyet göstermeseydi ve bir sonraki seçimlerde muhalefetin hiçbir kazanma şansı olmasaydı inanın bugün karşımızda çok farklı bir batı görürdük. Seçimleri kaybetmemiz onları ümitlendirdi. Savaş zahmetli ve sonu açık bir şey. Seçimler ile Türkiye'yi kazanmak varken, bir dört yıl daha sabredeceklerdir. Artık onlardan şöyle sesler duyar olduk; Türkiye'yi düşman etmeyelim, erdoğan sonrasına odaklanalım. Seçim çalışmalarına şimdiden başladılar bile, imamoğlunu ak parti tabanın saygı duyduğu kişiler ile bol bol yan yana getirmeye çalışıyorlar. Kendi tabanlarını zaten konsolide etmiş durumdalar, şimdide ak parti tabanın sempatisini kazanma derdindeler. Bunuda imamoğlunu ak parti tabanın saygı duyduğu kişilerle yan yana getirerek elde etmeye çalışıyorlar (örneğin; selçuk bayraktar). Bizim taraf eziklerden oluştuğu için bu tuzağa severek düşüyorlar. Halbuki, sen bir hainsin benden uzak dur demeleri gerekirdi. İmamoğlu gibi sahtekar bir fetöcü hainin toplum nezdinde kabulün önünü açmamaları buna katkıda bulunmamaları gerekirdi. İmamoğlu randevu istediği her defasında 15 temmuz gecesinde imamoğlu çiftin brükselden attığı twitler imamoğlun önüne koyulup, sen bizden değilsin, ulusalcıları kandırabilirsin ama bizi değil deyip onun randevuları geri çevrilmeliydi. Asla onunla yan yana poz verilmemeliydi. İmamoğlun toplum nezdinde kabülüne hardal tanesi kadar katkı veren herkes bundan hesaba çekilecek.

Not: sefer bizden sonuç Allahtan. Eğer istanbulu ve ankarayı kaybedişimiz lehimize işliyorsa, 15 temmuz gibi maruz kaldığımız her saldırı lehimize dönüyorsa bilinki bu bizden değil Allahtan. Allahtan gelenede bize sevap ve övünme düşmez. Biz Allahtan gelenden değil bizlerin sebep olduğundan hesaba çekileceğiz. Yani beceriksizliklerimizin ve başarısızlıklarımızın hesabını vereceğiz bunu biliniz. İyiki 15 temmuz oldu, böylece fetöyü tsk'dan tasfiye ettik diye birşey yok. 15 temmuzda Allah bizzat devreye girip olayı lehimize dönüştürdü. Allahın devreye girdiği bir konuda'da bize sevap düşmez. Tam aksi 15 temmuz darbe girişimine engel olamadığımız öngöremediğimiz önceden
önlemimizi alamadığımız için hesaba çekileceğiz. AK Parti maalesef olayları ve tarihi tersten okuyor. Sonuçlar üzerinden hayatı okuyor. Sonuçlar öyle veya böyle hep lehine dönüştüğü için (İslamın yükselişi dönemine denk gelmesi), sonuçları kendisinden biliyor. Örneğin; barış süreci. Barış süreci felaket yönetildi. Sonuç ama Türkiye lehine geliştiği için süreci bir başarı bildiler ve bir iç muhakemeye gitmediler. Gitmediklerini nereden biliyoruz? Süreci yönetenler tasfiye edilmedi, tam aksi ödüllendirildi (yalçın akdoğan). Dünyanın neresinde olursanız olun, başarısız olduğunuzda tasfiye edilirsiniz. AK parti hariç. AK Parti kendisini kurumsal bir parti olarak değil bir aile olarak görüyor. Aile olarak gördüğü içinde ihanet etmediğiniz müddet ne kadar başarısız olursanız olun, size sahipleniyor. Sonuç; ak parti bir "looser" topluluğuna dönüştü. El attıkları her yeri batıran bir ezikler topluluğu. Bu ezikler köşe başlarını tuttuğu için, iş yapmak isteyenlerede engel oluyorlar. Hani memurlar arasında çalışkan kişilere bizi kötü gösteriyorsun deyip mobbing uygulanır ve dışlanırlar ya, öyle birşey işte. Belki erdoğan, bunların her biri benim bilgim dahilinde hareket etti biz hep birlikte karar veririz diyor ve belki o yüzden başarısız yöneticilere sahip çıkıyor. Bu durumda ama bilsinki, ilk tasfiye edilecek ve hesaba çekilecek olan kendisi. Siz kendiniz başarısız yönetime dur demezseniz Allah dur der. 15 temmuz gecesi gibi Allah bizzat devreye girer, sizi tasfiye eder ve başınıza başka birilerini getirir. Bizim tavsiyemiz; ya kurumsallaşırsınız ya tasfiye olursunuz. Allah devreye girmeden başarısızlığın hesabını kendinizden ve çevrenizden sorun. Siz sormazsanız hesabı Allaha bırakırsınız, Allahın hesabıda çok çetin olur. Siz eğer istanbulu ve ankarayı kaybedenlerden, çukur operasyonlarında yüzlerce şehit binlerce gazi vermemize sebep olanlardan, üniversite hocaların bildirimine dur diyemeyenlerden, bildiriye destek çıkan ana yasa mahkemesi üyelerini sorguya çekemeyenlerden, merkez bankası başkanını görevden alma şansı varken almayıp milleti yıllardır yüksek faize maruz bırakanlardan hesap soramıyorsanız, o zaman ilk sorguya çekilecek sizlerin olduğunu bilin. Unutmayın, biz İslamın yükseliş dönemindeyiz. Sizden sonrası muhalefet yani kötü olanlar iktidara gelmeyecek. Onlar hayal etmeye devam etsin. Sizden sonrası iyi olan gelecek. Siz bugünün yanlışların hesabını sormazsanız, yarın siz hesaba çekilirsiniz. Değerli dostlar, anlamadığımız şey ne biliyormusunuz; milletvekili ve bakan olmak için birbirleri ile yarışıyorlar, bilmiyorlarmı ülkede yaşanılan her olaydan hesaba çekileceklerini? Bakan ve milletvekili, belediye başkanı olmak için birbirleri ile yarışıyorlar, inanılır gibi değil. Böyle bir sorumluluğun altına girmekten biz Allaha sığınıyoruz, onlar ise rüşvet dahil yapmadıkları şey kalmıyor. Gerçektende insan çok cahil (Ahzap Süresi; 72)!



Karınca Misali Sizde Tarafınızı Belli Edin

dünyada olup biteni anlamak


Dünyada olup bitenl anlamak,

Güncelleme 14.01.2019; amerika dışişleri bakanı arap ülkelerinde diplomasi mekiği dokuyor. Bu mekik sonrası arap birliği esed' i, tekrar birliğe davet etti. Milyonlarca sunnileri ülkesinden sürgün eden, yüzbinleri katleden, onbinlere işkence eden birine buyur gel dediler. Arap liderlerin bu pis tezgahların ilahi yanıtı ne oldu; kabe, tarihinde ilk defa haşerelerin istilasına uğradı. Bizim medya bunu görmedi, ancak bu çok büyük bir uyarı bir azabın habercisi. Birleşik arap emirlikleri şamdaki büyükelçiliğini tekrar açtı. Birleşik arap emirlikleri, umman ve bahreyn, suriye uçak seferlerini tekrar başlattı. Bu gelişmeler trump'ın suriyeden çekileceğiz demesi sonrası hızlandı. Öyle gözükiyorki suriyeyi tekrar arap birliğine alarak, Türkiyenin suriye' ye askeri müdahale yapılmasın önüne geçilmek isteniyor. Eğer yaparsan karşında bir arap birliğini görürsün, arap birliği içindeki bir ülkeye saldırmak arap birliğine saldırmaktır demeye getirecekler. Şimdilik görüntü amerika'nın çekilip, pyd/pkk yı arapların himayesine vermek. Araplar sahaya ininceye kadarda türkleri, diplomasi trafiğiyle suriyenin kuzeyinden uzak tutmak. Şimdilik görüntü bu, gelişmeleri hep birlikte takip edeceğiz.

Tarih; 27.12.2018. Dünya üzerinde iki gurup hakimiyet peşinde, birisi paranın sahibi olan rothschild merkezli masonlar, diğeri kabbala öğretileri ile hareket eden, hahamlara bağlı yahudiler. Para babaları küreselci kimliği ile karşımıza çıkıyor, hahamlarda ulusalcı. Amerikada küreselci ve ulusalcılar çatışıyor denildiğinde, bununla bu iki gurup kasyediliyor. Bu iki gurup düne kadar bir üst çatı altında, birlikte hareket ediyor birlikte dünyayı dezayn ediyordu. Bu üst çatıya ister bilderberg deyin ister illuminati. Kendilerince dünyayı paylaşmışlardı; istihbarat, dini örgütler (fetö, evanjelistler vs), sivil toplum örgütleri ve yargı hahamlara bağlı yahudilere bırakıldı. Ekonomi, üniversiteler ve medyada masonlara. Askeri güç, iç güvenlik ve siyasette ikisi arasında paylaşıldı. Örneğin; birisi fbi kontrol ediyorsa diğeri cia, birisi demokratlar üzerinde hakimse diğeri cumhuriyetçiler, birisi centcom kontrol ediyorsa diğeri eucom vs. Kendilerince dünyayı adilce paylaştılar ve her biri kendi tabanını örgütlemek için alt örgütler oluşturdu. Hahamlara bağlı olan gurup b’nai b’rith gibi örgütler adı altında örgütlendi, paraya bağlı masonlar ise mason locaları ve tapınak şövalye gibi örgütler adı altında tabanlarını motive ve organize etti. Yani gizemli örgütlerin isimlerini duyduğunuzda bunlar ya hahamlara bağlı ya da masonlara. Belirli örgütlerde bu ikisini bir araya getiren üst çatı örgütler.

Hahamlara bağlı örgütler dini öğretilere göre hareket eder diğeri, masonik yapılanmalar ise dünya malı endeksli yaşar. Birisi radikal dini öğretiler doğrultusunda hareket eder, diğeri mantıkla. Bu ilişkide para babaları kendilerini efendi yahudi, diğerlerinide kendilerine muhtaç köylü yahudi olarak görür. Ülkemizde beyaz “elitlerin”, köylümüzü gördüğü gibi. Birliktelikleri neden bozuldu? Hahamlar sinsi sinsi beyaz yahudilerin arkasından örgütlendi, örgütlendi, sonrası beyaz yahudiye, artık patron benim dedi. Buradan biz, bin yıllardır var olan örgütlerin arkasındaki esas aklın hahamlar olduğunu anlıyoruz. Düne kadar hahamlar, sürekli beyaz yahudilerin kapısını çalıyordu; bizi finanse edin israil devletini kuralım, bize yardım edin şunu yapalım gibisine. Düne kadar hep muhtaç olanlar, bugün beyaz yahudilere kapıyı göstermesi, savaşı başlattı. Ego ötesi kendisini "tanrı" konumda gören beyaz yahudilerde, bunları adam eden biz olduk, şimdi onlar efendi biz zenci olacakmışız, bunun hesabını onlara ödetiriz deyip karşı hamlelere başladı. Yüzyıllardır süren bu antlaşmayı hahamlar neden bozdu, neden şimdi? Hahamlara göre mesihin çıkış vakti geldi, kendi öğretilerine göre süleyman tapınağını inşa etme vakti geldi, kendi hesaplamalarına göre büyük israil devletin ilk tohumlarını atma vakti geldi. Bin yıllardır bekledikleri o vakit geldi. Eylemlerini hayata geçirebilmek içinde dünyanın en güçlü ordusu üzerinde (Pentagon) yüzde yüz kontrol sağlamak zorundalar. Düne kadar, pentagon üzerinde böyle bir kontrole sahip değildiler. Hadi iran'a savaş açalım dediklerinde, pentagonun bir kanadı manyakmısınız siz diyordu. Para babaları dünya dengesini gözetir. Onların hakim alanı tüm dünya. Onlar dinsiz. Onlar radikal inanç uğruna bu hakimiyetlerini riske atmaz. Hahamlar eğer bu amellerine ulaşmak istiyorsa ilk önce dünyanın en büyük ordusun kontrolünü yüzde yüz ellerine geçirmek zorunda. Şuan bunu başarmış görünüyorlar. Yüzde yüz olmasada pentagon üzerindeki kontrolü ele geçirdiler. Savaş açmak istedikleri ülkeler var, başında iran ve türkiye geliyor, sonrası çin ve rusya. Hahamlar hazır, ancak bir ülkeye savaş açmak için pentagonu ele geçirmek yeterli değil. İstihbaratıda yüzde yüz ele geçirmelisiniz, paranızda olması gerek, siyasetide arkanıza almanız gerek ve bunun, kendi savaşınız olmadığını dünya kamuoyuna göstermek için bir kaç avrupa devletinide yanınızda savaşmaya ikna etmelisiniz. O yüzden nato veya bm kılıf altında savaş yürütüyorlar. Bu desteği hahamlar şuan göremiyor, örneğin; bm kudüs tasarası oylaması. Tüm dünya karşılarında yer aldı. Dünyadan bu desteği göremedikleri içinde pentagon türkiye karşısında sürekli alttan almak zorunda kalıyor. Kendi aralarındaki çatışma hızla ilerliyor. Kendi aralarında hesaplaşma bittiği an, saldıracaklar. Şuan amerika ve dünyada, kurum ve devletleri kendi safhına çekme savaşı sürüyor. Bir tarafta masonlar diğer tarafta hahamlar. Bazı kurumlar ve devletler birinin elinde bazılarıda diğerinin. O yüzden amerikaya baktığınızda karşınızda uniter bir devlet görmüyorsunuz. 

Rohtschild bağlı masonik yapılanmalar karşıt hamle olarak ne yaptı? Karşı tarafa güvenilmeyeceğini biliyorlardı, kendilerince önlem aldılar. Amerikadan kovulursak, bunun hesabını nasıl sorarız nereye gideriz soruları üzerine kendilerince bir strateji geliştirdiler. Ne yaptılar? Parayı sovyetler birliği ve çin’e taşıdılar. Parayla birlikte teknolojiyi taşıdılar. Bu teknoloji ve parayla soyetler birliği ve çin'in askeri teknolojisini pentagon seviyesine hemen hemen getirdiler. Pentagon karşısında durabilecek eşit bir güç oluşturdular. Kapitalizmin sovyetler birliğe ve çin' e girmesi bundan dolayı. Bu antlaşma hem o ülkeleri kazançlı kıldı hem para babalarını. Amerika ile çin, amerika ile rusya arasındaki ticari savaşlar, masonlar ile hahamlar arasındaki savaşın yansıması. Bu savaşta diğer ülkeler nasıl bir saf aldı? Fransa ve almanya, masonların tarafını seçti. Nato olmasına rağmen, bu iki ülkenin bir avrupa ordusu kurma girişimi, taraflarını belirlediklerini gösteriyor. Hahamlar, başka ülkelerin kendilerine karşı hareket etmesine izin verirmi, vermez. Ne yaptılar? Kendilerine bağlı örgütleri (sorosa bağlı sendikalar ve sivil toplum örgütleri) harekete geçirerek paris sokaklarını ateşe verdiler. Alman banka veya markalarınada yargıdaki adamları üzerinden milyar dolar cezalar kestiler. Bu iki ülkeye bedel ödetiyor, kendi taraflarına çekmeye çalışıyorlar. Neden? Bedel ödetmez, cezalandırmazlarsa, diğer ülkelerde hahamlara karşı hareket etmeye başlar. Kendilerine karşı gelinirse bunun bedeli ne olur, bunu dünyaya göstermeleri gerek. İngiltere şuanda pentagona yaklaşmış gibi görünüyor. Skripal olayı, rusya karşı harekete geçmek için ingiliz istihbaratı tarafından tezgahlanmış gibi görünüyor. Türkiye şuanda ortada. Kendi çıkarlarına odaklanmış durumda. Şuan türkiye, akdeniz ve sınırlarında kendisini tehdit edenlerin karşısında (pentagon) duruyor, kendisini tehdit etmeyenlerlede birlikte hareket ediyor. 

Hahamlar planlarından vazgeçerlermi? Vazgeçmezler. Bin yıllardır bugüne hazırlandılar, bu vakti beklediler. Onların asıl planı şuydu; büyük israil devletin oluşacağı alanı yerel halktan boşaltmak. Bunun için ilk önce sunniler ve şiiler çatıştırılacak, halkta göçe zorlanacaktı. Bu çatışmada şiiler galip gelmesi, pyd gibi guruplarda güçlendirilmesi hedefleniyordu. Planın ikinci aşamasına geçebilmek için, güney sınırlarımıza pyd ve irana bağlı milislerin yayılması hedeflendi. 15 temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı, planların ikinci sahfası devreye girecekti. Fetö devletimizi ele geçirecek, sonrası iran'a savaş ilan edecekti. Güney sınırımıza yayılan şii milislerini bahane gösterecek, erdoğanı şiilere çalışan bir ajan ilan edip irana savaş açacaktı. Bir yandan şiilere yayılın derken, aynı zamanda erdoğanı casusluk suçlaması altında dinlemeye alıyor ve selam tevhit kumpası adı altında şii ajanı olmaktan yargılamayı planlıyorlardı. Planı görüyormusunuz, bir yandan şiileri deaşla savaştırıyor, arka planda ise onlara türkiye üzerinden tuzak kuruyorlar. Erdoğan ajan ilan edilecek, tüm gazeteler fetö emrinde, iran'ın nasıl iç işlerimize karıştığı manşeti atacak ve mezhepler arasındaki savaş, ülkeler arası savaşa dönüşecekti. Biz iranla savaşırken, güney sınırımızdan pyd ve deaş gibi terör örgütleride sınırımızdan içeriye girecekti. Bazıları, amerikanın irak ve suriyede başarısız olduğunu söyler. Hayır; olmadılar. Hedef şiileri yaymaktı, amaca ulaştılar. Hedef sunnileri kötü göstermekti, başardılar. Amaç yerel halkı göçe zorlamaktı, başardılar. Amaç o alanda dikili bir taş bırakmamaktı, başardılar. Amaç göçle diğer ülkelere baskı uygulamaktı, başardılar. 15 temmuz' a kadar neyi hedeflediyseler bunu büyük oranda başardılar. 15 temmuz gecesine kadar, ufak aksaklıklar dışında tüm planları işledi. Kırılma noktası 15 temmuz gecesi oldu. 

Özetlersek; büyük israil devletin oluşacağı alanı ilk önce sunnilerden temizlediler, sonrası bu alana şiileri yaydılar.
Saddamı devirdiler, irak' ı şiilere teslim ettiler. Deaş' ı suriye'ye yerleştirdiler, şiileri çağırdılar. Şimdi, büyük bir sorunla karşı karşıyalar; türklerle savaştırma bahanesine, kocaman bir alana şiileri yaydılar. Büyük israil devletin kurulacağı alana, israil sınırına kadar şiiler yerleşti. Bu şiilerde buralardan ayrılmaya hiç niyetli değil. Onlar için savaşacak türklerde yok. Büyük bir güvenlik sorunu, büyük panik içindeler. İran' a tekrar ambargo koymaların sebebide bu. Ya suriye topraklarını boşaltacaksınız ya türklere karşı savaşmaya karar vereceksiniz ya da size savaş açılacak denildi. Şimdilik, iran ben bir yere gitmem diyor. Onlar sunnilere tuzak kurdu, Allahta onlara. Kim bu şii milizleri oradan çıkartacak? İsrail değil. İsrail korkak bir millet. Amerika desen, onlarda gönüllü değil. Yüzbinlerce askeri, kendi askerini sahaya sürmesi gerek, bu da onlar için bir seçenek değil. Unutmayın, kendilerini finanse edecek para babalarıda yok artık. Pentagon boşunamı, arap ülkelerin paralarına konup duruyor. Sizce neye karar verdiler; arapları savaştırmaya! Arap natosu fikri bundan dolayı ortaya çıktı. Arap natosu ile, büyük israil devletin oluşacağı alanı, şiilerden temizlemek istiyorlar. Bu mümkünmü; bekleyip göreceğiz. Rabbim neyi takdir etti, bunu bekleyip görmek gerek. Şu ama bir gerçek, onlar için artık hiçbir şey pürüzsüz yürümüyor. Örneğin; arapların bir gazeteciyi (kaşıkçı) kaçırmaya çalışması, sonrası bunu eline yüzüne bulaştırıp dünyaya rezil olması. Sağdan soldan sürekli sorunlarla karşılaşıyorlar. 2019-2020 yılına kadar tüm planlar sonlanmış olacaktı, şimdi ise sil baştan, yeni plan ve projeler üzerinde çalışıyorlar. İran'a mı savaş açsak, çin'e mi, erdoğanı zayıflatmak için türkiye'ye mi odaklansak. Örneğin; erdoğanı, önümüzdeki seçimlerde nasıl zayıflatırız, seçim kaybettiririz. Nasıl sarı yelek eylemlerini türkiye taşırız. Ekonomik krizi nasıl büyütür, muhalefete malzeme veririz vs.

Rabbim ne büyük, çok büyük plan ve projeler ile yola çıktılar, dünyanın imkanları kendilerine sunuldu, kendilerinden o kadar emin yola çıktılar, ülkeleri ateşe verdiler, Allah ama bir gecede bir asırlık hazırlıklarını boşa çıkardı (15 temmuz gecesi). İbret alanlar için, bu çok büyük bir ibretlik vaka. Günümüzde pyd bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bunu açalım; ülkemiz, kuzey ve batı sınırlarında deniz tarafından korunuyor, o noktalardan işgale uğramamız kolay değil. Doğu sınırlarımızdan işgale uğramakta kolay değil, çünkü büyük dağlar var. İşgale en uygun hattımız, güneydoğu sınırlarımız. Bu noktayada pyd' yi yerleştirdiler ve donattılar. Pyd' yi donatmaların tek sebebi, savaş esnasında işgale hazır bir kara orduya sahip olmak istemelerinden. Pyd'nin kurulduğu gün ile bugün arasında ama çok şey değişti. Pyd, fetölü generallerin sınırları açtığı ve pkk'lı teröristlerin içeriden askerleri meşgul kıldığı bir ortamda, sınıra yakın mahalleleri ele geçirmeye yönelik kuruldu. Hafif ve manevra kabiliyeti yüksek olacak şekilde tecihizat ile donatılmışlardı. Fetö ve pkk tasfiye olunca, şimdi sınırlarımızdan sızan değil, askerlerimizle göğüs göğüse çarpışacak orduya ihtiyaçlar. Pyd' yi ağır silahlar donatmaya başlamaları bundan dolayı. Şartlar değişince pyd'de de değişikliğe gittiler. Bu da bizim lehimize oldu. Neden? P
yd elemanları düzenli bir ordu olmak, meydan muharebesi yapmak için eğitim almadı. Onlar dağda, gerilla taktiği uygulayarak bu zamana kadar hayatta kaldı. Siz dağda vur kaç taktiği yapanları ovaya indirirseniz, gerilla taktiği uygulayan bir örgütü düzenli bir orduya dönüştürürseniz, bu onların sonu olur. Düz ovada, göğüs göğüse dünyanın en iyi kara ordusuna karşı yani türk askeri karşısında hiç şansları yok. Örneğin; afrin. Şuan amerika, pyd' nin günümüzün şartlarına uygun omadığını gördü. Afrin elden gidince, suriyenin kuzeyinde kantonlar kurmakta anlamsız hale geldi. Şuan pyd, bir nimet değil bir yük olarak karşılarında duruyor. Bu örgütle ne yapacaklar, bunu yakında görürüz. Ne olacak şimdi? Hiç istemedikleri şey olacak; ülkeler arası savaş. Ülkeler arası savaşı neden istemezler? Ülkeler arası savaşların sonucunu hesaplayamazsınız. Köşeye sıkışan bir millet, yok olmakla yüz yüze kalan bir millet, hesapta olmayan destanlar yazar, öngörülemeyen kahramanlıklar sergiler. Örneğin; şehit ömer halisdemir. Bir kişi kendi başına gecenin seyrini değiştirdi. İşte bunlar hesaplanabilir öngörülebilir işler değil. Örneğin; kurtuluş savaşı. "Çılgın türkler" kavramın kaynağını iyi araştırın. Kurtuluş mücadelesini kazanmamız öngörülmüyordu. Buna hiç ihtimal verilmemişti. Ne olacak şimdi; taşeronlar dönemi bitti, artık ülkeler sahaya inecek. İlk hedef çin ve iran görünüyor. Bu iki ülkeye karşı hareket etmek içinde türkleri yanlarına almak isteyecekler. Bizide askeri anlamda değil, iç işlerimizle hedef almak isteyecekler. İçeriden bizi karıştırmaya çalışacaklar. Şuan görünen planlar bunlar. Sonuç; bizimde içinde olduğumuz bir savaş!

Değerli okurlarımız, 15 temmuz gecesi sadece bir darbe girişimi değildi, aynı anda Allahın size sunduğu, bir savaşa hazırlık probasıydı. 15 temmuz altında çok hikmet var. Hendek operasyonları ve 40 yıldır dağlarda pkk'lıları avlamakta keza Allahın bu milleti sunduğu birer nimet. Bunlar bizlere pratik ve tecrübe kazandırdı. Karşı tarafın tuzakları, aslen bizler için birer lütuftu. Dünyada bizim kadar savaşa hazır bir ordu ve millet yok. Birinci dünya savaşı maçın ilk devresiydi, maç bitmedi. Tekrar gelecekler ya akdeniz ya karadeniz ya ortadoğu, ya bugün ya iki yıl sonra savaşın fitilini ateşleyecekler. Şuan kendi içlerinde bir savaşla meşguller. Orasını kazanan hızlı bir şekilde üzerimize gelecek. O yüzden küçük cephelerde elde ettiğimiz kazançlar bizi rehavete sokmasın. Büyük savaşa hazır olun, büyük bir savaş kapımıza dayanacak. Bu savaşa başka hangi ülkeler katılır, bunlar hangi tarafta yer alır, bunu Rabbim bilir. Türk milletine savaş açılacağı ama, çok açık ve net!