nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...


                                                                                                                                                                                                                                                                 
 








unutkanlık


bir çok okurumuz unutkanlık hakkında bizden bilgi almak ister. Cevabımızı tüm okurlarımızla buradan paylaşalım; unutkanlık elektronik çağın götürülerinden birisi. İçinde yaşadığımız elektronik çağın bir çok getirisi var ama, götürüsüde. Unutkanlık bu götülerinden birisi. Ne kadar çok zehinsel egzersizler, doğal ürünler kullansanızda bunun önüne geçemezsiniz. Nedenide çok basit,

bir; hafızamızı kullanmayı bıraktık. Bu işi artık telefonların hafızasına veya hesap makinelerine yaptırıyoruz. Eskiden her birimiz en azından dört beş numarayı hafızımıza kayıt ediyorduk, şimdi bir numara bile hafızımızda yok. İnsan bedenide kullanmadığı birşeyi ya yok eder ya da pasifize.

İki; beyin hücreleri sesleri ve görüntüleri kayıt altına alır ancak bu kayıt altına alma işlemi, güneş ışınları ve ağızdan çıkan ses dalgalarına göre yapılır. Elektronik cihazlar bu doğal düzene ters. Beyin hücreleri güneş ışınları üzerinden görsel, akustik sesler üzerindende ses kayıtlarını yapar. Elektronik cihazlar, görüntü aktarırken güneş ışınlarını kullanmaz, ses aktarırkende akustik dalga kullanmaz. Farklı boyutta ses veya görüntü dalgası kullanır. Beyin hücreleride bu yapay dalgaları hafızaya işlemekte zorlanıyor. Doğal ışık kaynağı (güneş) ve sesle, elektronik cihazların yaydığı akım arasındaki farkı şu şekilde de görebilirsiniz; doğal akımlar taş'a işlenir gibi beyin hücrelerine işlenir, elektronik cihazlardan gelen ses ve görüntüler ise kum'a işlenir gibi işlenir.

Üç; günümüzün çağında beyin hücrelerimiz elektromanyetik bir banyonun
(elektrosmog) içinde yaşıyor. Beynimiz cep telefonu, internet, gps, radyo ve tv gibi nice farklı elektromanyetik akımların içinde bir yaşam mücadelesi veriyor. Güçlü elektromanyetik dalgalar nasıl bilgisayarların hafıza disklerini silip yok ediyorsa, içinde yaşadığımız elektronik akımlarda beyin hafızalarımızı silip süpürüyor. Örneğin; beyin birşeyi hafızasına kayıt etmek istediğinde bunu elektromanyetik boyutta yapar. Çevremizdeki elektromanyetik akımlarda bu kayıt işlemini, birbirine karışan radyo frekansları gibi aksatıyor, siliyor.

Özet; elektronik cihazların bir çok getirisi var ama, bir çok şeyide bizden alıp götürüyor. Bizden alıp götürdüğü birşeyde hafızamız. Bundan kaçış yok. Hem görüntü ve ses kaynağımız elektronik cihazlar hem içinde yaşadığımız dünya elektronik sinyallere boğulmuş. Bu ortamda hafızamızı bizden alıp götürüyor. Şerrin altında hayr vardır derler, eğitim sistemimizin ezber üzerine kurulu olması bi nevi genç nesli bu kayba karşı koruyor. Birşeyleri sürekli ezberledikleri için, beyini bu zor şartlar altında ayakta tutmayı başarıyorlar. Ne zamana kadar? Eğitim süreçleri bitinceye, birşeyleri ezberlemeyi bırakıncaya kadar. Eğitim yılları bittiği anda, küçük yaştan itibaren elektronik cihaz kullanımın etkilerini çok net göreceklerdir. Otuz yaşlarında kırk yaşlarında hafızalarının ne kadar zayıf olduğunu görecekler. Değerli okurlarımız, teknolojiyi kullanan ilk nesil biz olduğumuz için, 20-30 yıllık teknoloji kullanımı bedenlerimizde daha ne tür tahribatlar yapacağını bilmiyoruz. Şimdiden şu kesin, sosyalleşmeyi insanlığı sağlığı ve hafızamızı alıp götürüyor.

Çözüm; bol kitap okuyun ve insanlar ile yüz yüze sohbet edin. Örneğin; kafelere bakıyoruz, dört beş arkadaş bir araya gelmiş, her birin elinde bir telefon, bir biri ile sohbet edeceklerine telefonla iletişime giriyorlar. Genç ailelere bakıyoruz, çocukları ile ilgileneceklerine ellerindeki telefonla meşguller. Örneğin; avrupada çocuklar, ebeveynlerine karşı sokak eylemleri yapıyor, "telefonla değil benimle ilgilen" yürüyüşleri yapıyor. Bu kadar fazla yapay sinyallere maruz kalırsanız, hafızanıza giren bilgiler doğal kaynaklı değilde elektronik cihaz kaynaklı olunca, unutkanlık bu hayat tercihin doğal sonucu oluyor. Bizim tavsiyemiz; çevrenizdeki insanlarla daha fazla zaman harcayın. İletişime girdiğinizde, araya teknoloji sokmayan, yüz yüze görüşmeleri tercih edin. Örneğin; bir arkadaşa derdinize anlatmak istiyorsanız elinize telefonu alıp saatlerce telefonda konuşma yerine, bir yerde buluşun. Günlük elektronik cihaz kullanımınızıda bir iki saat ile kısıtlayın.
Yapay değil doğal ışık kaynağı ve ses ile beyninizi besleme yollarını arayın. Beyninize belirli konularda bilgi aktarmanız gerekiyorsa, elektronik cihazlar değil, kitap ve gazete gibi doğal yollara başvurun. Yani, olabildiği kadar TV ve bilgisayar, cep telefonu gibi yapay görüntü ve ses aktaran cihazlardan uzak durun. Olabildiği kadar doğaya çıkın, köyünüzde zaman harcayın. Yapay sinyallerin yoğun olduğu şehirlerden uzaklaşıp kırsal bölgelere sık seyehat edin. Tabii, bir de bol egzersiz yapın. Beyine en çok uyarı kas ve eklemlerden gider. Beyninizi dinamo ile çalışan bir fener gibi düşünün, ne kadar çok hareket ederseniz, beyininiz o kadar aydın ve canlı olur. Bir de devlete tavsiyemiz; 4g, 5g gibi teknolojilerden uzak durun. Halkınızın beyinlerini kavurmak istemiyorsanız, uzak durun. Kısacası bu hayatı yaşayın. Gerçek varken sanalın peşinde koşmayın. Gözünüzü açın ve çevrenize bir bakın, Allahın yarattığı doğal güzellik varken, sanal ortamlarda bir yaşantı aramanın ne anlamı var? Amaa, eğer sanal bana yeter diyorsanız, hafızanızı beyninizi kaybetmeyede razı olun.