nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler....

                                                          
                                            



                                               
https://www.facebook.com/biyoenerji.net.98
Cep telefonu üzerinden üyelik işlemleri yapılamadığından bir çok okurumuz bize ulaşmakta sıkıntı çekiyor. Bu konuda çok şikayet aldık. Bu sorunu ortadan kaldırma niyetine bir facebook sayfası açtık. Bize ulaşmak isteyen, soruları veya önerileri olan okurlarımız facebook üzerinden bize ulaşabilir. Websayfamızda huzurlu ve aydınlatıcı okumalar dileğiyle kendinize ve sevdiklerinize iyi bakınız... 24.09.2019

unutkanlık


bir çok okurumuz unutkanlık hakkında bizden bilgi almak ister. Cevabımızı tüm okurlarımızla buradan paylaşalım; unutkanlık elektronik çağın götürülerinden birisi. İçinde yaşadığımız elektronik çağın bir çok getirisi var, ama aynı zamanda götürüsüde. Unutkanlık bu götülerinden birisi. Ne kadar çok zehinsel egzersizler, doğal ürünler kullansanızda bunun önüne geçemezsiniz.

Unutkanlığın kaynağı

bir; hafızamızı kullanmayı bıraktık. Bu işi artık telefonların hafızasına veya hesap makinelerine yaptırıyoruz. Eskiden her birimiz en azından dört beş numarayı hafızımıza kayıt ediyorduk, şimdi bir numara bile hafızımızda yok. İnsan bedenide kullanmadığı birşeyi ya yok eder ya da pasifize. Bizde kullanmadığımız beyin hücrelerini teker teker yok ediyoruz.

İki; beyin hücreleri sesleri ve görüntüleri kayıt altına alır ancak bu kayıt altına alma işlemi, güneş ışınları ve ağızdan çıkan ses dalgalarına göre yapılır. Elektronik cihazlar bu doğal düzene ters. Beyin hücreleri güneş ışınları üzerinden görsel, akustik sesler üzerindende ses kayıtlarını yapar. Elektronik cihazlar, görüntü aktarırken güneş ışınlarını kullanmaz, ses aktarırkende akustik dalga kullanmaz. Doğal olmayan suni dalgalar kullanır. Beyin hücreleride bu yapay dalgaları hafızaya işlemekte zorlanıyor. Doğal ışık kaynağı (güneş) doğal ses ile elektronik cihazların yaydığı akım arasındaki farkı şu şekilde de görebilirsiniz; doğal akımlar taş'a işlenir gibi beyin hücrelerine işlenir, elektronik cihazlardan gelen ses ve görüntüler ise kum'a işlenir gibi işlenir. Günümüzde beyine aktardığımız bilgilerin bir çoğu elektronik cihazlardan geliyor, bu verileride beynimiz hafızamıza kalıcı olarak kazıyamıyor, kazıdığı zamanda kum'a kazır gibi kazıyor. Fırtınalı yani stresli bir sürece girdiği an da o bilgiler yok olup gidiyor.

Üç; günümüzün çağında beyin hücrelerimiz elektromanyetik bir banyonun
(elektrosmog) içinde yaşıyor. Bi' nevi bir mikrofırının içinde yaşıyor. Beynimiz cep telefonu, internet, gps, radyo ve tv gibi nice farklı elektromanyetik akımların içinde bir yaşam mücadelesi veriyor. Örneğin; mikrofırın. Mikrofırın dalgası 2500 mhz de çalışıyor. Yani 2500 mhz ile, içine konulan eşyayı ısıtıyor. Wlan gibi elektromanyetik dalgalarda 2500mhz frekansında çalışıyor. Bu ne anlama geliyor; günümüzde bizler resmen bir mikrofırın dalgası içinde yaşam sürdüyüroyuz. Bu dalgalarda beynimizi eritip götürüyor. Güçlü elektromanyetik dalgalar nasıl bilgisayarların hafıza disklerini silip yok ediyorsa, içinde yaşadığımız elektronik akımlarda beyin hafızalarımızı silip süpürüyor.

Dört; hafızalar elektromanyetik boyutta çalışıyor, elektromanyetik boyutta olan herşeyde bir jammer gibi kayıt işlemlerini arızaya sokabilir veya güçlü bir mıknatıs gibi var olan hafızayı silebilir veya güçlü bir elektromanyetik bomba gibi beyin hücrelerini yok edebilir. Teknoloji dışında elektromanyetik akım üreten birşey daha var, o da günahlar sonrası beyinlerimize yerleşen şeytanlar. Örneğin şirk, Allaha isyan ve birilerine iftira atmak gibi ağır günahlardan kaynaklı şeytanlar beyine yerleşir. Eğer sülalenizde parkinson veya alzheimer gibi hastalıklar varsa bilinki atalarınız bu günahları işlemiş ve o şeytanlar sizde de var. Böyle bir durumda siz ne kadar çok teknolojiden uzak dursanızda, beyninizin içinde elektromanyetik varlıklar yaşadığı için sizin beyninizde unutkanlık belirtilerini gösterecek. Çözüm; atalarınızdan gelen günahların kefareti niyetine 40 gün arka arkaya oruç tutun veya aynı anda 120 fakiri doyuracak parayı kızılay gibi kurumlara havale edin. Bunlarıda atalarınızın mağdur ettiklerin ruhlarına bağışlanması niyetine yapın.

Özet

Elektronik cihazların bir çok getirisi var ama, bir çok şeyide bizden alıp götürüyor. Bizden alıp götürdüğü birşeyde hafızamız yani beynimiz. Bundan kaçış yok. Hem görüntü ve ses kaynağımız elektronik cihazlar hem içinde yaşadığımız dünya bir mikrofırın dalgasına dönüşmüş. Bu ortamda hafızamızı bizden alıp götürüyor. Şerrin altında hayr vardır derler, eğitim sistemimizin ezber üzerine kurulu olması bi nevi genç nesli bu kayba karşı koruyor. Birşeyleri sürekli ezberledikleri için, beyini bu zor şartlar altında ayakta tutmayı başarıyorlar. Ne zamana kadar? Eğitim süreçleri bitinceye birşeyleri ezberlemeyi bırakıncaya kadar. Eğitim yılları bittiği an da küçük yaştan itibaren elektronik cihaz kullanımın etkilerini çok net göreceklerdir. Otuz yaşlarında kırk yaşlarında hafızalarının ne kadar zayıf olduğunu görecekler. Değerli okurlarımız, t
eknolojiyi kullanan ilk nesil biz olduğumuz için, 20-30 yıllık teknoloji kullanımı bedenlerimizde daha ne tür tahribatlar yapacağını bilmiyoruz. Şimdiden şu kesin, teknoloji kullanımı sosyalleşmeyi insanlığı sağlığı ve hafızamızı bizden alıp götürüyor.

Not: sihir ve büyüler cinler alemine indirilmişti. Cinler ama bu bilgileri aldılar ve insanlar alemine taşıdılar. Dijital teknolojide cinler alemine indirilmişti, cinler ama bu bilgileride aldılar ve bunu yeryüzündeki işbirlikçileri ile paylaştılar (masonlar). Dijital devrim bizi mahvediyor çünkü insanoğlunun doğasına ters. Yeryüzü ve insan dijital devrim doğrultusunda var edilmedi.

Çözüm

Bol kitap okuyun ve insanlar ile yüz yüze sohbet edin. Örneğin; kafelere bakıyoruz, dört beş arkadaş bir araya gelmiş, her birin elinde bir telefon, bir biri ile sohbet edeceklerine telefonla iletişime giriyorlar. Genç ailelere bakıyoruz, çocukları ile ilgileneceklerine ellerindeki telefonla meşguller. Örneğin; avrupada çocuklar, ebeveynlerine karşı sokak eylemleri yapıyor, "telefonla değil benimle ilgilen" yürüyüşleri yapıyor. Bu kadar fazla yapay sinyallere maruz kalırsanız, hafızanıza giren bilgiler doğal kaynaklı değilde elektronik cihaz kaynaklı olur, bu da bilgilerin hafızanıza tam kayıt edilmemesine yol açar. Bizim tavsiyemiz; çevrenizdeki insanlarla daha fazla zaman harcayın. İletişime girdiğinizde araya teknoloji sokmayan, yüz yüze görüşmeleri tercih edin. Örneğin; bir arkadaşa derdinize anlatmak istiyorsanız elinize telefonu alıp saatlerce telefonda konuşma yerine, bir yerde buluşun. Günlük elektronik cihaz kullanımınızıda bir iki saat ile kısıtlayın.
Yapay değil doğal ışık kaynağı ve ses ile beyninizi besleme yollarını arayın. Beyninize belirli konularda bilgi aktarmanız gerekiyorsa, elektronik cihazlar değil kitap ve gazete gibi doğal yollara başvurun. Yani, olabildiği kadar TV ve bilgisayar, cep telefonu gibi yapay görüntü ve ses aktaran cihazlardan uzak durun. Olabildiği kadar doğaya çıkın, köyünüzde zaman harcayın. Yapay sinyallerin yoğun olduğu şehirlerden uzaklaşıp kırsal bölgelere sık seyehat edin. Tabii, bir de bol egzersiz yapın. Beyine en çok uyarı kas ve eklemlerden gider. Beyninizi dinamo ile çalışan bir fener gibi düşünün, ne kadar çok hareket ederseniz beyininiz o kadar aydın ve canlı çalışır. Devletede tavsiyemiz; 4g ve 5g gibi teknolojilerden uzak durun. Halkınızın beyinlerini kavurmak istemiyorsanız, uzak durun. Kısacası bu hayatı yaşayın. Gerçek varken sanalın peşinde koşmayın. Gözünüzü açın ve çevrenize bir bakın, Allahın yarattığı doğal güzellik varken sanal ortamlarda bir yaşantı aramayın Amaa, eğer sanal bana yeter diyorsanız, hafızanızı beyninizi kaybetmeyede razı olun.