nühüm                                                                                                                                              
                           

"dualar ve zikirler hakkında çok soru alıyoruz. şu kadar sayı şu duayı okursan şu olur, şu kadar şunu zikredersen şöyle korunursun gibisine. bu tür zikir ve duaların İslamda yeri varmı? cevabımız kısa ve öz; yok! değerli dostlar, dua ve zikirler belirli kurallara ve sınırlara tabi. örneğin, bir musibet size isabet ettiyse edecekse bu musibet size dua veya zikir eksikliğinden inmez, yaşantınızda günahlar işlediğinizden ötürü iner. eğer musibetler dua ve zikir eksikliğinden inseydi batı dünyası ve müslüman olmayan herkesin üzerine inerdi. size musallat olan sıkıntıların kaynağı zikir ve dua eksikliği değil, dolayısıyla sıkıntılarınıza zikir ve dualar ile kalıcı çözümler bulmanız mümkün değil. nedir sıkıntılarınızın çözümü? eğer kötülüklerden korunmak istiyorsanız bunun doğru yolu kötülüklerden uzak durmak. kötülükleri kötülükler üzerinize çeker. kötülükleri üzerinize çektiğiniz zamanda tövbe etmediğiniz helalleşmediğiniz müddet zikir ve dualar ile, o kötülükleri üzerinizden kaldıramazsınız. bu Allah'ın isimleri dahi olsa sıkıntılarınızın çözümü zikir ve dualar değil, sıkıntılarınızın çözümü günahlardan uzak durmanız tövbe etmeniz ve helalleşmeniz. günahı işle sonra Allah'ın isimlerini zikret ve temizlen, yok öyle yağma. zikir ve dualar, amacı dışında kullanıldığında ne olur? sizi cinler alemine açar. yüzlerce binlerce okunan o cümleler bir sihire bir büyüye dönüşür ve kısa yolda bazı hedeflerinize ulaşmanızı sağlayabilir, üstünüze çektiğiniz bazı olumsuzluklardan kısa yolda sizi koruyor olabilir, ancak bilinki bu çözümler bir ağrı kesici gibi geçici olur, uzun yolda daha büyük felaketleri üzerinize çeker. siz sadece size isabet edecek belayı erteliyor üzerinizde birikmesini sağlıyorsunuz. günlük, küçük ataklarla o belaların gazını alma şansına sahipken, zikir ve dualarla onları biriktiriyor kendinizi daha büyük felaketlere sürüklüyorsunuz. kaderden kaçış yok. eninde sonunda size isabet etmesi gereken isabet eder. eğer bir musibetin size isabet etmesini istemiyorsanız zikirlere sığınmayın, herhangi bir Ayeti çiğneyip çiğnemediğinize bakınız. bir yerde bir Ayeti çiğniyorsanız ve çiğnenen Ayet size o belayı indirdiyse bilinki ettiğiniz dua ve zikirler o Ayetin kestiği cezayı ortadan kaldırmaz. eğer kaldırıyor gibi görünüyorsa o zaman bilinki o dua ve zikirleriniz Allah katından yanıt bulmadı, cinler aleminden buldu. Allahu Teala, bir ayeti çiğnemeniz sonrası size indirdiği bir musibeti, gereğini yerine getirmediğiniz müddet (tövbe, pişmanlık, hellaleşme) zikir çekmenizle kaldırmaz. eğer sıkıntılarınızda bir rahatlık bulduysanız bilinki bu yardım Allah katından değil cinler aleminden geliyor. Ayetleri çiğnemiyorsanız, korunmayada ihtiyacınız yok. rahat olun, her gün onlarca ayetül kürsi çekerek kendinizi gereksiz yere obsesif kompulsif davranışlara sürüklemeyin. yeryüzüne indirilmeden siz Allahu Teala ile bir anlaşma yapıyorsunuz; siz kötülüklerden uzak duracaksınız Allahın ayetlerini çiğnemeyeceksiniz, buna karşılık Allahta yeryüzünde size dokunmayacak sizi cezaladırmayacak. yani bir musibetin size veya ailenize isabet etmesini istemiyorsanız bunun tek yolu Ayetleri çiğnememek. İslamda, şu kadar zikir çekersem şu kadar korunurum şu kadar zikir çekersem şu kadar ay ibadet etmiş olurum şu kadar çekersem şu kadar melek beni korur gibisine şeyler yok. bunlar hurafe, tarikatların İslamın içine soktuğu batıl inançlar. bu dünya ve öbür dünya hesabınız, Kuran Ayetlerine ne kadar riayet ettiniz bunun üzerine hesaplanacak yani yaşantınız, niyetleriniz ve eylemleriniz üzerine günlük yaşantınız ve ahiret hayatınız belirleniyor, bir kelime veya cümleyi ne kadar tekrarladığınız üzerine değil. başınızda bir musibet var ama kendinizde bir suç görmüyorsanız, atalarınıza bakın. Gelelim ikinci konumuza; başınıza gelen musibetler günahlarınızdan ötürü geliyor dediğimizde bir çok okurumuz paniğe kapılıyor ve hayatlarında bir sevgili edindiklerinden ötürümü Allah kendilerini cezalandırıyor sorusunu bize yöneltiyorlar, çünkü kendilerinde başka bir hata görmüyorlar. burada bunada bir yanıt verelim; Allah nezdinde kıssasa kıssas kuralına göre hareket edilir. örneğin; içki içiyor zina işliyorsanız bu günahlarınızdan ötürü rızkınız veya kısmetiniz kapatılmaz. size ancak o günahla ilgili bir ceza indirilir. örneğin siz zina işliyorsanız çocuklarınızda bir gün zinaya düşkün olur veya bir gün evlendiğinizde eşinize sadık kalmakta zorlanırsınız veya günah işlediğiniz o organda bir rahatsızlık zuhur eder. eğer üzerinizde kısmetsizlik veya ruhsal sıkıntı gibi bir sıkıntı görüyorsanız, bu zina veya içki gibi günahlardan gelmez, lanet beddua ah gibi günahlardan gelir. Siz kendiniz birinin ahını bedduasını üzerine çekmediyseniz atalarınıza bakın. özet: zikirler ile gününüzü kurtarma cinlerden medet umma yerine, yaşantınıza dikkat edin ve Ayetler ile kalıcı çözümler peşinde koşun! doğru dua ve zikir nasıl yapılır: dua etmeden önce o işin gereğini yerine getirin sonrası o konu hakkında Allahtan bir talepte bulunun. örneğin; kendi iş yerinizde para kazanamıyorsanız bunu dua ve zikirler ile değiştirmeye kalkışmayın. yaparsanız yardımınıza Allah değil cinler gelir. Allah zikirlere bakmaz, o işte başarılı olmak veya ayakta kalmak için gereğini yapıyormusunuz ona bakar. dua ederken dualarınız kopya, başkaların duası olmasın. kendi o aciz halinizle Allaha dua edin. bir alim bir duayı zikredinceye kadar onun bedeni ve ruhu bir ömür o duaya hazırlandı. bir çoğunuz geçmiş alimlerin dualarını okuyorsunuz, biz bunu tavsiye etmiyoruz. sizin bedeniniz ruhunuz o duaya henüz hazır olmayabilir, kendi duanız sizin için her zaman daha hayırlıdır. zikirler ise daha hassas bir konu. zikirleri Allahı anmak Allaha yakınlaşmak Allahı yüceltmek için yapın, asla kaderinizi değiştirmek, Allahtan belirli taleplerde bulunmak için yapmayın. yaparsanız kendinizi cinler alemine açar daha büyük sıkıntılar ile yüzleşirsiniz. zikrin kuralları: zikir yaparken kendinizden geçmeyin. bilincin olmadığı yerde ibadet olmaz. iki; zikir çekerken bir oturuşta bir cümle veya duayı 99 defadan fazla tekrarlamayın. eğer 99 dan fazla olacaksa bunu gün içine yayın. "onlar için 70 kez bağışlanma istesende Allah onları asla affetmeyecek tir" (tevbe süresi, 80). bu Ayet bize zikir ve duaların üst sınırını aktarır. bir duanızı Allah 70 tekrarlama da kabul etmediyse etmeyecekse bilinki 70 bin defa söylesenizde etmeyecektir. İslam zorluk değil kolaylık dinidir. kendinizi zorlamayın. Allahu Teala yaşantıda da ibadette de sadeliği sever. eğer ne kadar fazla o kadar iyi altında bir hikmet olsaydı Allah kendi vasıflarını 99 ile sınırlamazdı! üç; farklı ritüeller eşliğinde zikir çekmeyin. İslami ritüeller farz ibadetleri ile sınırlandırılmış (namaz, haç ve kurban). bunun dışında yapılan her ritüel (semazen, kafa ve beden sallamalar) batıldır, İslam dışıdır. mutlaka ve mutlaka bir gün hesaba çekileceğiniz konulardır. sadelik, farz ibadetler ve Ayetler size yeter, dahası şeytandan gelir ve üzerinize büyük vebal indirir."

taşlar ile tedavi mümkün mü

Herhangi bir şeyin sizi tedavi edebilmesi için o şey ilk önce bir enerjiye sahip olması gerek, sonrası o şeyi hasta hücrelere ulaştırabilmelisiniz ve en son o şey hasta bölgeyi etkileyebilecek dozajda olmalı. Var olan düzen anca enerji aktarımı ile değişir ve bunu tıp dünyası kimyasal enerji ile çözer, kan yollarıda bu kimyasal enerjiyi hedefe ulaştırır. Taşlar ile tedavi amaçlarken taşların neyinden yararlanmaya çalışıyorsunuz, bunu rahatsız bölgeye nasıl ulaştıracaksınız ve hastalığı etkileyebilecek dozaj nedir, bunların hepsini seans öncesi çok iyi hesaplamalısınız. Taşlar ile tedavi amaçlayan terapistler iki tür enerjiden yararlanır; birisi taşların doğal manyetik enerjisi, diğeri ise taşların ısıtılması ile taşların salgıladığı ısı enerjisi. 

   - taşları ısıtarak hastalıklar tedavi edilebilinirmi?

Bu sizin rahatsızlığınıza bağlı, genel kural; 1- ısı bedenin kabuğuna (kas ve eklemlere) fayda verir ama iç rahatsızlıklara değil. 2- Kronik rahatsızlıklara fayda verir, akut rahatsızlıklara değil. 3- Isı uygulamaları hastalıkları iyileştirmez, iyileşme yönünde katkıda bulunur. Isının kan dolaşımını artırıcı, kasları gevşetici, bedeni rahatlatıcı bir etkisi bulunur. Isının kendisi değil, bu etkileri iyileşme sürecini etkiler.

   - taşların manyetik enerjisi ile hastalıklar tedavi edilebilinirmi?

Evet mümkün, ama; 1- manyetik enerjisi evrenin en temel enerjisidir, eğer taşlar ile tedavi amaçlıyorsanız doğanın en temel en zayıf enerjisine başvurduğunuzu bilmelisiniz. 2- Taşların enerjisi çok küçük dozajlarda akar, tedavide kalıcı sonuçlar elde etmek istiyorsanız tedaviyi aylara yaymalısınız. 3- Bedenler çok ince denge üzerinde çalışır, buna homeostaz denilir. Bedenlerini şeker, böbrek, karaciğer veya bağışıklık hastalıkları ile yıpratmış bedenlerde, duygusal dengesi bozulmuş ve fibromiyalji gibi ağrı eşiği düşmüş hastalarda bu homeostaz yani denge bozulur. Bu hastalara aktarılan her enerji, ne kadar ufak olsada fayda verir ve sıkıntılarını azaltır. Hastanız ruhsal ve fiziki dengesi bozulmuş bir vaka ise taşlardan fayda görürsünüz, hastanızın ruhsal ve fiziki direnci yerinde ise göremezsiniz. 4- Enerji türleri kendi eşitlerini etkiler. Taşların manyetik enerjisi sadece taşların konulduğu bölgedeki manyetik akımları etkiler. Taşlar ile tedaviye kalkışmadan tedavi etmek istediğiniz hastalığın kaynağını araştırın. Örneğin; tedavi etmek istediğiniz kas içi bir kulunç ise taşlardan fayda göremezsiniz ama tedavi etmek istediğiniz migren veya fibromiyalji tarzında, elektromanyetik kaynaklı bir hastalık ise o zaman taşlardan geçici fayda elde edebilirsiniz. 5- Farklı taşlar farklı manyetik güce sahip. Taşlar ile tedavi amaçlarsanız taş şeçerken taşın büyüklüğünü ve manyetik özelliğini tedavi etmek istediğiniz alanın büyüklüğü ve hastalığın özelliklerine göre seçin.

Taşların kendisi tedavi etmez, sadece iyileşme sürecine katkıda bulunur

Kimyasal madde kimyasal maddeyi, elektrik elektriği, ısı ısıyı ve manyetik alanlarda sadece manyetik alanları etkiler, doğada herkes eşdeğeri ile ilişkiye girer. Eğer siz taşların manyetik enerjisi ile tedavi etmek istiyorsanız bununla sadece hasta bölgelerdeki manyetik akımları etkilersiniz, bunu aklınızdan çıkarmayın. Bu tedavi için yeterlimi? Bazı kişi ve hastalıklarda yeterli olabilir bazılarında değil. Siz eğer rahatsız bölgedeki manyetik dengeyi sağlıklı bir boyuta taşıyabilirseniz o zaman hücrelerin iç onarım mekanizmalarını devreye sokar, iyileşme sürecine katkıda bulunabilirsiniz, ne kadar bulunabilirsiniz bu vakadan vakaya değişir. Taşlar nasıl tedavi eder? Taşlar ya enerji aktarır ve bitkin, yorgun hücreleri şarj eder ya da enerjiyi emer, bi' nevi buz tedavisi gibi o bölgedeki elektromanyetik "smog" yani birikimi boşaltıp hastalık ile boğuşan hücrelerin rahat nefes almasını sağlar. Şarjmı edecek deşarjmı, taşlar ne yapmaları gerektiğini nereden bilir? Doğanın kendisi bunu belirler, taşları hasta bölgeye koyduğunuz an fiziğin yayılım yasaları devreye girer ve akımlar kendiliğinden yüksek olan bölgeden daha az olan bölgeye doğru akar. Örneğin; taşın manyetik gücü eğer rahatsız bölgenin çevresine yaydığı manyetik akımdan daha fazla ise o zaman taşın manyetik enerjisi rahatsız bölgeye doğru akar ve bitkin hücreleri şarj eder, güçlendirir ama eğer hasta bölge çevresine daha fazla manyetik akım yayıyorsa yani basıncı daha fazla ise o zaman manyetik akımlar taşa doğru yönelir ve taşlar bir vakum cihazı gibi o bölgeyi deşarj eder, hasta hücrelerin rahat nefes almasını sağlar. Özeti; taşlar ile hastalıkların iyileşmesine katkıda bulunabilirsiniz fakat taşın manyetik gücü, hastalıkların kaynağı veya tedavi süreci gibi faktörleri dikkate almalısınız. Tedaviye başlamadan önce tedavide kullanılan taşlar hakkında bilgi edinin, hangi süreç içinde hangi sonuçlar elde edilmek istenildiğini öğrenin. Terapist ve uyguladığı yöntemler mantığınıza yatıyorsa taşlarla tedavi olunmanın bir sakıncası bulunmaz. Ancak biyoenerji, reiki veya akupunktur gibi yöntemler varken bir hastalığı taşlar ile tedavi etmeye kalkışmak savaşa tanklar ve uçaklar yerine kazma ve kürekler ile çıkmaya benzer. Örneğin- fizik tedavi buz ve ısıdan faydalanır ancak buz veya ısı uygulamaları çok nadiren tedavinin ana yöntemini oluşturur. Buz, ısı ve benzeri uygulamalar genelde ana tedavi yöntemlerini destekleyici uygulamalar olur. Sizde taşlar ile tedaviyi bu gözle bakar ve tedavinizin temelini daha güçlü ve etkili yöntemlerden oluşturursanız, hastalıklara karşı daha iyi ve kalıcı sonuçlar elde edebilirsiniz.