nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...
                                                                                       

                                                                                                                                                                   

                                               
 



aylar ve rızık arasındaki gizem
ilahi düzende hiçbir şey tesadüf hiçbirşey diğerinden bağımsız değil, en basit örneği doğanın kendisi. Ormanlık bir alanda çok küçük ve önemsiz görünen bir böcek türünü yok ettiğiniz an, dengeyi bozuyor diğer canlı ve bitki türlerin yaşamınıda tehlikeye atıyorsunuz. Herşey birbirine bağlı ve uyum içinde varedilmiş. Size inen rızık ve aylarda böylesine bir uyum ve bağlılık içinde. Hani yeni yıl gecesi o yıl içinde kendimize hedefler koyarız, o yılın bizim için daha hayrlı geçmesini ümit ederiz ya; gerçektende size inen rızıklar sizin yeni yılınıza göre indiriliyor. Bunu açalım;

Rızık nedir?
Rızık ektiğinizi biçmektir. Ne ekiyorsanız hasat olarakta onu alıyorsunuz.

Rızkın ayda karşılığı nedir?
Yeni ay ve dolunay. Rızıkta ne ekiyorsanız onu biçiyorsunuz, yeni ayda da yeryüzü mahsülün ekildiği dolunayda da hasatın biçildiği dönemdir. Astrolojide yeni aylar birşeyin başlangıcını sembolize eder. Eğer yeni bir proje yeni bir yatırıma adım atmak istiyorsanız bunun için en uygun zaman yeni ay. Dolunayda yaptığınız yatırımların hasatını alma vaktidir.

Püf nokta nedir?
Altı ay geçmesi gerek. Neden? Yeni ayın ekim dönemi, dolunayda hasat dönemi olduğunu düşünürsek, ektiğiniz hasatı almak için ektiğiniz dönemdeki yeni ay hangi burç kuşağında gerçekleştiyse hasatı alacağınız dönemde yani dolunayda aynı burç kuşağına denk gelmesi gerek. Denk geliyormu? Geliyor. Her altı ayda bir. Örneğin; bugün oluşan bir yeni ay, altı ay sonra aynı burç kuşağında dolunay olarak karşımıza çıkıyor. Bu neden önemli? Eylemlerimiz burçların konumuna göre kayıt altına alınıyor, geri dönüşümüde o doğrultuda yapılıyor. Örneğin; mesai saati içinde bir rapor hazırlarken nasıl saat, gün ve olay yeri adresini yazıyorsunuz, eylemlerinizde böylesine detaylı bir kayıt sürecinden geçiyor. O eylemin bize geri dönüşümüde eylemin yapıldığı burç kuşağında ve zaman diliminde gerçekleşiyor.
Yani her bir yatırımınızın karşılığı altı ay sonra size veriliyor. Örneğin; buğday ekiliş ve hasatıda altı aylık aralıklar ile yapılır. İlahi ilimdeki derinliği görüyormusunuz. Yoksa siz burçları sadece süs olarak yaratıldığınımı sandınız? "Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir" (Lokman Süresi; 27).

Bunun İslamla nasıl bir bağlantısı var?
Bir; İslamın yeni yılı muharrem ayı. Mü'minler teker teker ve kalabalık halde hicret ederken, peygamberimiz sav bekletildi. Ona izin çıkmadı. Ne zamana kadar bekletildi? Muharrem ayın birine kadar. Neden? Muharremin üçünde veya on yedisinde değil, recepte veya şabanda yılın herhangi bir tarihinde değil tam muharremin birinci gecesinde hicret emri geldi. Neden? Bunu hiç merak etmedinizmi? Her hareketi ile Müslümanlara örnek olan peygamberimiz sav bekletildi, çünkü yeni yıl ne zaman başlıyor bu hicret ile
Müslümanlar bunu bilsin istenildi.

İki; ne oldu hicrette? Peygamberimiz sav ve müminler sıkıntılardan kurtulup huzura kavuştu. Sadece peygamberimiz sav'mı? Hayır. Bin yıllar içinde gelen peygamberlerin hepsi kendilerine musallat olan sıkıntılardan muharrem ayında kurtuldu. Neden yılın diğer aylarında değilde muharrem ayında?
Bu sizce bir tesadüfmü? Hayır. Muharrem ayı, hristiyanların yeni yıl dilekleri gibi yeni bir başlangıcı, eski defterlerin kapatılışı ve yeni sayfaların açılışını sembolize ediyor.

Üç; sıkıntılardan kurtulmanız için
ilk önce altı ay öncesinden birşeyler ekmeniz gerekiyor. Muharrem ayın altı ay öncesinede ne denk geliyor? Recep ayı. Üç ayların başlangıcı. Yeni ay ve dolunay arasındaki altı ay zaman farkını, biz recep ve muharrem ayı arasında yine görüyoruz. Recep ayı ile muharrem ayı arasında altı ay fark olması, tam altı ay sonrası hicretin ve tüm peygamberlerin sıkıntılarından kurtulması, bu sürecin yeryüzü hasatı ile örtüşmesi, yeni ayda birşeyin ekilmesi ve dolunayda da o hasatın biçilmesi ve bu ikisi arasında da recep ve muharrem gibi yine altı ay fark olması tesadüf değil değerli dostlar. Rızık ve aylar birbiri ile orantılı akıyor.

Sonuç;
Dönüm noktamız muharrem ayı. Muharrem ayı bir yılın kapanışı, yeni bir sayfanında açılışını sembolize eder. Allahu Teala kaderimizi değiştirmemiz için bizlere her yıl yeni bir fırsat verir. Muharrem ayıda bunun dönüm noktası, eski defterlerin kapatıldığı yeni sayfanın açıldığı ay. Hristiyanlar dört gözle 31 aralığı bekler, biz müslümanlar ise dört gözle zilhicce ayın 30'unu beklememiz gerekiyor. Hristiyanlar ocak 1 ile hayatlarında birşeylerin değişmesini ümit eder, bizler ise muharrem 1 ile ümit etmemiz gerekiyor. Nasılmı? O yıl ektiğinizi siz, bu gerek hayr tohumları gerek şer tohumları olsun, muharrem ayın başlangıcı ile almaya başlıyorsunuz. O tohumları ekmenin en uygun zaman dilimide muharrem ayın 6 ay öncesi (üç aylar). Neden altı ay? Yeni ay ve dolunay arasında nasıl altı aylık bir bağlantı varsa, ektiğiniz ile onun karşılığını almak arasında da altı aylık bir fark var. Bir eyleminizin karşılığını bulmadan önce bu Allah katında bekletiliyor. Levh-i mahfuzda bi' nevi bir olgunluk sürecine sokuluyor. Örneğin; belki tövbe edersiniz. Rızkınız günlük ve yıllık iner. Rızkınızın ince detayları günlük, ölüm, kaza, doğum ve evlilik gibi genel hatları ise yıllık yazılıyor. Kaderinizin ince detaylarını değiştirmek, kaderinizde ufak tefek retuşlar yapmak için günlük ibadetleriniz, genel hatlarını değiştirmek içinde son tarih zilhicce ayın 30. Kaderinizin genel hatlarını değiştirmek sizin elinizde, o yılın son altı ayıda sizin son şansınız. Eğer o son altı ayı kaçırır ve muharrem ayın birinde o yılın rızkı size kesilirse, siz o yıl ne yaparsanız yapın o yılın kaza ve ölümlerine müdahale edemezsiniz. Neden altı ay öncesi? Allahu Teala bizlerin tüm yılı ibadetle geçiremeyeceğini bildiği için, muharremin altı ay öncesine yoğunlaşın demiş. Bu manevi süreç recep ayı ile başlıyor, ramazanla devam ediyor ve kurban, hac ibadeti ile bitiyor. Manevi yolculuğumuz recep ayı ile başlıyor haç ile zirve yapıyor. Bu süre içinde her bir ibadetiniz sizi bir kirden arındırıyor. Ramazan ayı üzerinizdeki istemdışı kul hakkından arındırıyor, kurban ibadeti kaza ve belalardan, hac ibadeti de günahlarınızdan. Kul hakkından kan borcuna ve günahlarınıza kadar, yılın son altı ayında teferruatlı bir arınma sürecinden geçiriliyorsunuz. Öğretim yılı gibi, bir yıl kapanıyor diğer yılada tertemiz sıfırdan başlama şansı bizlere sunuluyor. Bu büyük bir lütuf çünkü, yıllık arınmadan geçiriliyoruz. İslami ibadetleri yapmayanları bir düşünün, onlar 80 yılın günah birikimi ile Allahın huzuruna çıkacak. Biz ise, her yıl arındığımızı varsayarsak biz Müslümanlar son yılımızın günah yükü ile Allahın huzuruna çıkacağız. Bu çok büyük bir lütuf. Allahu Teala namaz dışında tüm ibadetleri yılın son altı ayına sıkıştırmış. Neden acaba, bunu hiç düşündünüzmü? Müslümansanız düşünmek zorundasınız. Neden, çünkü herşeyin atında bir hikmet var, bizde bu hikmeti araştırmakla mükellefiz. Yılın ilk altı ayında Allahu Teala bir önceki yılın mahsülünü yememize müsade ediyor, bi' nevi gece yarısı gibi manevi istirahata sokuyor. Yılın ikinci yarısında da çalışmamızı (manevi) bir sonraki yılın hasatını ekmemizi bekliyor. Muhteşem değilmi? Gece ve gündüz, dinlenmek ve çalışmak, yeni ay ve dolunay gibi Allahu Teala yıllarıda bizim için ikiye ayırmış. İlk altı ay bir evvelki yıl ektiğinizin tadını çıkarın, dinlenin diyor. Yılın ikinci altı ayında da bol bol hayır işleri yaparak bir sonraki yılın rızkını ekin diyor. Muhteşem. Soruyoruz, başka hangi inançta bu incelikler var?

Ek bilgi
Oruç bizi istemdışı kul hakkından arındırıyor, kurban ibadeti bize can hakkı kazandırıyor, haç ibadetide günahlardan arınmamızı sağlıyor. Namaz ne için var? Namazda bizi şeytanın vesvesesine karşı koruyor. O yüzden namaz her gün farz, diğer ibadetler ise yılın belirli döneminde. Namaz bizi şeytanın vesvesesine karşı koruyorsa, neden bir çok namaz kılan kişi günahlar içinde? Sebebi şu; iki tür vesvese var birisi bedenin içinden gelen diğeri ise dışından gelen. Namaz bizleri bedenlerimizin dışındaki şeytanların vesvesesine karşı koruyor, içimizde olanlara karşı ama değil! Kalenin dışında olana karşı koruyor, kalenin içine sindiyse değil. Neden? Şeytanın bedenin içine sinmesi için bir kul hakkı yenmiş olmalı, namazda kul haklarını örtmüyor. Düşülen hatada burası. Gündüz namaz kılıyorlar, gece namaz kılıyorlar ama o manevi iç huzur bir türlü yakalayamıyor, başları sıkıntılardan bir türlü kurtulmuyor. Neden, çünkü namaz iç huzuru yakalamak için indirilmemiş. İç huzur için indirilen ibadet oruç. Siz bir ibadeti amaç dışı kullanmaya çalıştığınızda da ne olur? Hem işleriniz ters gider hem amaç dışı kullanım aleyhinize kayıt edilir. Değerli dostlar, şeytan bizleri nasıl sünnetle kandırıp farzlardan alıkoyuyorsa veya farzla kandırıp sünnetlerden uzak tutuyorsa, namazlada bizleri maalesef kandırıp bizi bir çok şeyden uzak tutuyor. Namaz maalesef günümüzün tarikatları ve cemaatleri tarafından amaç dışına çıkartıldı, olduğundan çok farklı bir yere saptırıldı. Öyle anlatıyorlarki sanki namaz her derde deva sanki namaz dinin direği, İslamın en önemli parçası. Yok öyle birşey. Siz namaza olduğundan bir gram fazla önem atfederseniz bilinki oruçtan bir gram hak çaldınız, zekatın bir gram hakkını yediniz. O yüzden lütfen bir ibadeti evrensel çözüm noktası olarak görmeyin, merkeze oturtmayın. Her biri eşit değere sahip. Binanın dört kolonu gibi hepsi eşit değere sahip. Eğer namazın önemini anlatacaksanız ne amaç doğrultusunda indirildiyse o doğrultuda anlatın.
İslami ibadetler birer amaç doğrultusunda var edilmiş, o görev ne ise sizde lütfen o doğrultuda anlatın. Bağlamından çıkarıp kendisine ayrı bir önem atfetmeyin. İslamın merkezinde Allah var, her derde deva olan tek şeyde Allah. Namaz içinizdeki huzuru getirmez çünkü içinizdeki huzursuzluğa sebep olan şeytan, şeytanda bir kul hakkı yemeniz sonrası içinize yerleşti, o şeytanı oradan yok etmenin kıssasıda namaz değil oruç. Anladınız. Bakınız, Rabbim bile kendisine bir kıssas koymuş, benim konumuma başka birini oturtursanız (şirk) benden birşey beklemeyin demiş. Allahu Teala bile kıssas kuralına göre hareket ederken, siz nasıl olurda namazı bundan muaf tutar namazı herşeye deva olarak görürsünüz? Herşey kıssasa bağlı. Kul hakkın kıssasıda namaz değil. Kul hakkın kıssası köle azad etmek, fakirleri doyurmak veyahut oruç tutmak. Mağdur edilen kişinin ruhuna gitmesi niyetine. Örneğin; hiç merak etmedinizmi namaz neden vahiyden 12 yıl sonra farz kılındı. Neden peygamberlik iner inmez Müslümanlara farz kılınmadı. Herkes maalesef ezbere bir yol tutmuş ve at bakışla o yolda ilerliyor. Bilmiyorlarki, namaz farz kılınmadan önce müslümanlar bir arınma ve tövbe sürecinden geçirildi, en basiti kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldular ve geçmiş günahlarından arındırıldılar. Bilmiyorlarki namazında bu temiz hali tutmaları için indirildiğini. Günah işlenirse şeytan beden siner. Allahta günah işlememeleri, o bedenleri tekrar şeytanlar ile kirletmemek için namazı indirdi. Namaz, o abdestli haliniz dıştan gelen vesveseye karşı bi nevi bir koruma kalkanı görevi yapıyor. İç ama kirliyse, dışını su ile temizlemişsiniz fayda etmiyor. Anladınız. O dönemin insanı ile bizim aramızdaki fark, biz 99 sülalemizin günah yükünü üzerimizde taşıyor, bedenlerimiz şeytan kaynıyor. Günümüzdeki insanları namaz kötülüklerden alıkoymuyor çünkü bu insanların içi pislik dolu. İçten gelen vesveseyede namaz dur diyemiyor. Günümüzde namaz kılıp günah işleyen kişiler maalesef bir arınma bir tövbe ve hellaleşme sürecinden geçmeden namaza başlamış. Birileri bunlara namaz ile herşeyi kapatabileceklerine inandırtmış. Halbuki kul hakkı ile ilgili ayetler namazdan bahsetmez, fakirleri doyurmak ve oruçtan bahseder. Örneğin; bu insanlar teheccüd namazına kalkar, halbuki Allah onu farz kılmaz kul hakkından arınmayı farz kılar. Şeytan bu insanları gereksiz işler ile meşgul kılarak hem o bedenlerde yaşamayı garantiye alır hem o kişileri o kul hakları ile öbür dünyaya sürükler. Keşke gece vakti kalkıp namaz kılıp zikir çekeceklerine, üzerlerindeki hakların kalkması niyetine gündüz vakti fakir doyursalar oruç tutsalar bu onlar için çok daha hayırlı olurdu. Hem gece namazına kalkıp hem gündüz vakti oruç tutup fakirleri doyırabiliyorlarsa, aynı anda yapabiliyorlarsa, o ayrı. Ne mutlu onlara. Eğer yapamıyorsanız o zaman ilk önce farz olanlara odaklanın.

Not:
teheccüd namazına kalkan kişilere bakıyoruz, bedenleri şeytan kaynıyor. Bir işletme düşünün, girişte hayvanlar giremez yazısı asılı ama içerisi çoktan hayvan barınağına dönüşmüş. Gece ibadeti yapanları biz böylesine bir çelişki, garabet içinde görüyoruz. Peygamberimiz sav'da sahabilerde gece namazına kalkıyordu diyorsanız, arkadaşlar peygamberimiz sav gece ibadetlerine başlamadan henüz sabiyken şeytanlarını öldürdü. Sahabilerde müslümanlığa geçtiği an şeytanlarını öldürdü. Namaz, kalenin şeytanlar tarafından fethedilmesine karşı korur, kale ama çoktan şeytanların işgaline uğradıysa bu durumda çözüm yolu namaz değil başka ibadetler. Kaleniz temizse buyurun kalkın gece ibadetine. Temiz değilse ama o zaman bizim nacizane tavsiyemiz, yeni şeytanların bulaşmasına engel olmak için farz olan beş vakit namaza sadık kalın, içinize bulaşanlara karşıda farklı kürler uygulayın (oruç, fakirleri doyurmak).
Lütfen, teheccüd size farz değil gece namazı size farz değil, içinizdeki şeytanları öldürmek size farz. Bunun yoluda namaz değil. Devam edelim konumuza;

Rızık ve aylar ile ilgili bu zamana kadar inanılan şuydu;
Allahu Tealanın tüm şeyleri berat gecesinde takdir ettiği, kadir gecesinde de bunları sahiplerine teslim ettiği. Bu zamana kadar bizlere anlatılan buydu. Bu söylenenler ama bizim mantığımıza yatmadı çünkü, kurban ve hac ibadetini beklemeden kişiler hakkında hüküm kesilemez. Berat gecesinde eceller ve kazalar takdir edilir diyeceksiniz, sonrada kurban ibadetin kazalardan belalardan koruduğunu iddia edeceksiniz. İşte bu mantıklı değil. Madem berat gecesinde kazalar belli oluyor, berat kandilinden 3.5 ay sonra kurban kesmeye ne gerek kaldı? Nasıl olsa berat gecesinde kaza ve belalar takdir edildi. Siz herhalde kurban ibadetin öylesine, her hangi bir sebep olmaksızın sadece ibrahim as'ın anısına kesildiğini düşünmüyorsunuzdur. Örneğin; kadir gecesinde o yılın hayır ve bereketin takdir edildiğini söyleyeceksiniz, sonra kalkıp kadir gecesinden üç ay sonra gelen hac ibadetin insanları nasıl temize çıkardığından bahsedeceksiniz. İşte bu mantıklı değil. Madem hayır ve bereket kadir gecesinde tamamlanıyor, hac ibadetine ne gerek kaldı o zaman? Kısacası, siz recep ayı ile insanları bir arınma sürecine sokacaksınız ama kurban ve hac ibadetin tamamlanmasını beklemeden haklarında hüküm vereceksiniz, bunu bizim mantığımız almadı. İki; eğer iddia edildiği gibi kararlar kişilere kadir gecesinde indirilmiş olsaydı o zaman tüm peygamberler huzura muharrem ayında değil kadir gecesi yani ramazan ayında kavuşurdu. Kadir gecesi ne için var o zaman? Güzel bir soru. Hiçbir fikrimiz yok. Bu konu hakkında kafa yormadık. Kafa yormadığımız konular hakkında da zanla yaklaşmak bize yakışmaz. Değerli okurlarımız biz bir konuyu kaleme aldığımızda bize göre size göreler ile değil, veriler doğrultusunda kaleme alıyoruz. Ay, yörünge, hadis, ayet, tarih vs, bir çok şeyi göz önünde bulunduruyor, konuyla ilgili beynimizdeki tüm soru işaretlerini gideriyor sonra kaleme alıyoruz. Beynimizde birşey netleşmediği müddette konuları websayfamıza eklemiyoruz. Örneğin; size aktarmak istediğimiz o kadar bilgi var, bunlar ama beynimizde netleşmediği için size aktarmıyoruz. Yapboz oyunu gibi, parçacıkların bir çoğu yerine otursada bir nokta eksikse o bilgiyi sizinle paylaşmıyoruz. Yanlış bilgilerin vebalin farkındayız. Berat ve kadir geceleri altında yatan hikmet hakkında da gerçekten hiçbir fikrimiz yok. Biz herşeyi bildiğimizi iddia etmiyoruz. Bilmediğimiz konuları açık açık söylüyoruz. Eğer zamanımız olur ve bu konu hakkında da bir araştırma yapar, bir sonuca ulaşırsak bunuda seve seve sizinle paylaşırız.

Ek bilgi
Kadir gecesi hakkında bir parantez açmadan olmaz, çünkü kadir gecesi diğer mübarek gecelerin aksine Kur'an-ı Kerimde anılan anılmaklada yetinmeyip, kendi ismi ile bir Süre'ye sahip bir gece. Kadir gecesi hakkında bildiklerimiz, ilk vahiyin bu gece gerçekleşmiş olması, bu gecenin bin aydan daha hayırlı olması ve meleklerin bu gece her iş için yeryüzüne inme iznine sahip olmaları. Bu bilgiler bize yeter hocam diyorsanız, kadir gecesi hakkında bu bilgilere sahibiz. Bu bilgiyi ama biz kendimiz için yeterli bulmuyoruz. Bizler perde arkasını merak ediyoruz, örneğin; melekler indiğinde ne yapıyor, neden bin aydan daha hayırlı neden bin rakamı vs. Allahu Teala öylesine rakamlar ortaya atmaz. Bazılarınız çoğunluğu ifade etmek için bin rakamı kullanıldı deyip kendisini tatmin edebilir. Biz değil. Biz biliyoruzki Allahu Teala bir rakam veya bir harf kullandığında altında bir hikmet yatıyor. Bizde bu hikmetin peşindeyiz. Şuana kadarda bu konuların perde arkası hakkında bir fikrimiz yok. Şöyle bir düşünce aklımızdan dolaşmıyor değil; kadir gecesini o gece belirli kararların verildiği gece olarak görme yerine, kadir gecesinde bizler yılın son altı ayın tam ortasındayız, o gece bizler mübarek üç ayları bitirip yılın son üç ayına girmek üzere oluyoruz. Belkide bizler o gece ilk üç aydaki ibadetlerimizin notunu alıyoruz. Bi' nevi üniversitelerdeki arasınav dönemi. Final sınav ve not zilhicca ayın 30'unda veriliyorsa, belkide kadir gecesi arasınav yani vize sonuçların dağıtıldığı gecedir. O ana kadar başarılı olanların ödüllendirildiği bir gecedir. Kadir gecesi ve diğer mübarek geceler hakkında beynimizde dolaşan bu bilgiler bizi tatmin ediyormu, etmiyor. Biz ve okurlarımız bundan ötesi detaylar bizden bekliyor. O yüzden bu konulara şimdilik girmemeyi tercih ediyoruz.

Üzücü olan;
kaderimizin dönüm noktası muharrem ayı, ülkemizde ama kimse muharrem ayın ne zaman olduğunu bilmiyor. Bilenlerde muharrem ayını aşure yemek veya dağıtmaktan ibaret olduğunu sanıyor. Ne kadar üzücü birşey bu. İslam alemin içinde bulunduğu hal gerçekten içler acısı. Bu örnek bizlere toplumu aydınlatması gerekenlerin, "alimler" ve "hocalar" ilahi düzeni anlamaktan ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Tarikatlar kafa sallamakla meşgul, cemaatler devleti ele geçirmekle meşgul, diyanetçiler memur olmakla meşgul, ilahiyat fakülteleride İslamı özünden koparmakla meşgul.  Böyle bir ortamda cahil kalmanız ve sapıtmanız kaçınılmaz.
Allah sonumuz hayr eylesin.

Değerli dostlar;
Bu zamana kadar hep üç aylardan bahsediliyordu, bu üç ayda yaptığımız hasatın ama muharrem ayında alındığını kimse bize bu zamana kadar anlatmadı. Muharrem ayı ile mübarek üç aylar arasında bir bağ olduğunu kimse bize kurmadı. İki; bizler muharrem ayın yılın başlangıcı olarak biliyorduk ama o yılki rızkında başlangıcı olduğunu bilmiyorduk. O yıl ekilenin yılın sonunda muharrem ayın başlangıcı ile alınmaya başlandığını bilmiyorduk. Biz ektiğimizi hemen alacağımızı düşünüyorduk, böylesine büyük bir hesabın parçasına tabi olduğumuzu bilmiyorduk. Üç; biz muharrem ayında peygamberlerin huzura kavuştuğunu biliyorduk ama bunu istisnai o peygamberlere has bir olay olarak görüyorduk. Bunun altında bir düzen olduğunu bilmiyorduk. Muharrem ayının eski defterlerin kapatıldığı ay yeni bir başlangıca adım atıldğı ay olduğunu bilmiyorduk. Artık biliyorsunuz. Batının yeni yılında değil, İslamın yeni yılında iyi dileklerde bulunun. Rızık çünkü batının yeni yılına göre değil Allahın yeni yılına göre indiriliyor. Allahın yeni yılıda muharrem ayı ile başlıyor. Siz her yıl bir evvelki yılın hasatını yiyorsunuz. Dönüm noktası muharrem ayı. Bu yıl güzel işler yapın, bir sonraki muharrem ayına yani yılına girdiğinizde de bu emeklerinizin karşılığı size insin. Bilhassa altı öncesinden (mübarek üç aylar) ibadetlere yoğunlaşın.

Not:
biz bu yazıları bir hobi olarak yazıyoruz. Kafamıza birşey takıldığında bunu kaleme alıyoruz. Biz bu konuların detaylarını İslam alimi olma yolunda ilerleyen kardeşlerimize bırakıyor onların bu konuların detaylarını araştırmasını bekliyoruz. Bizi bir rehber bir yol gösterici olarak görün. O yolun inceliklerini araştırmak zaman açısından bizi aşar. Örneğin; haram aylar. Haram aylarında bu rızık dağıtımı ile ilgisi var. Bunun detaylarını araştırmayıda siz değerli okurlarımıza bırakıyoruz.







biyoenerji vs theta terapi


Uzun zamandır alternatif tıp konularına girmemiştik. Son yıllarımızı seçimler ile geçirdik, bizde ülkemiz üzerinde verilen bu mücadeleye duyarsız kalamazdık karınca misali tarafımızı belirtmemiz gerekiyordu, bizde Rabbimin bize sunduğu bu platformu bu amaç doğrultusunda kullandık. Alternatif tıp konularını birazcık ihmal ettik. Umarız bu yazımız ile bunun acısını çıkarırız. Bir kaç hafta öncesi duyarlı bir okurumuz bize theta terapisi hakkında soru sordu. Bu sorunun cevabı herkes tarafından bilinmesi gerektiğine inandık ve yanıtımızı websayfamızda sizlerle paylaşmaya karar verdik. Sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar diliyoruz...

İnsan beyini farklı hallerimizde farklı frekansta titreşim dalgaları yayar. Yazının başında bunları bilmenizde yarar var.

- Alpha frekansları 8hz- 12hz; sakin halimizde yaydığımız frekanslar.
- Beta frekansları 12hz-40hz: tam uyanık halimizde oluşan beyin dalgaları.
- Theta frekansları 4hz-8hz: bilincin söndüğü uykuya dalma anı oluşan dalgalar.
- Delta frekansları 0hz-4hz: beynin en düşük ölçülür dalgaları (yeni doğanlar, beyin travması).
- Gamma frekansları 40hz-100hz: öfke veya mutluluk duygularımızın zirvesinde olduğu, birşeyleri öğrenmeye çözmeye çalıştığımızda yaydığımız dalgalar.

Theta terapisi vs Theta dalgası

Konuya girmeden terimleri anlamanız gerek. Theta terapisinde kullanılan theta ismi nereden geliyor? Bu isim beynin içindeki theta dalgalarından esinlenmiş bir isim. Bu teknik bilinçaltınızla ilgilendiğini iddia ediyor, bu algıyı oluşturmak yani bilinçaltınıza müdahale edebildikleri algısını oluşturabilmek içinde bilinçaltımızın yaydığı theta dalgalarını almışlar ve bu tekniğe ad olarak koymuşlar. Tekniğin theta dalgaları ile ilgisi varmı? Yok. Teknik olarakta mümkün değil zaten. İsim sadece yanıltma ve algı oluşturmak için. Beyinin theta dalgaları uyku modunda açığa çıkar. Bu dalgaları açığa çıkarabilmeniz için uykuya geçmeniz gerekiyor. Uykuya geçtiğiniz zamanda terapi yapmanız mümkün değil. Theta terapisinde hem hasta hem uygulayıcı tam bir şekilde seansa odaklanmış halde. Bu da değerli dostlar theta dalgalarını değil alpha ve beta dalgalarını ortaya çıkarır. O zaman neden theta ismini koydular? İyi niyet yorumumuz; ilgi çekici ve bilimselliği andırdığı için. Kötü niyet yorumumuz; hollywood filmleri üzerinden sihir ve büyüleri nasıl yaygınlaştırıyor, günlük hayatımızın bir parçası haline getirmeye çalışıyorlarsa, o üst akıl beyini manipüle etme tekniklerinide yaygınlaştırmaya çalışıyor. Theta gibi bir isimde toplum nezdinde bu merakı artırıyor. Hem bilimselliği andırıyor hem tanrısal dokunuşu. Bilim ve maneviyat, ikisi bir arada. Kim buna hayır derki. Sizde lütfen benimde hafızamı silin dersiniz. Anlayacağınız, hepsi bir pazarlama stratejesi. Ne tekniğin kendisinin theta dalgaları ile bir ilgisi var nede "tanrısal dokunuş" cümlesinin Allah ile bir ilgisi var. Nasıl depresyon ilaçları, teknolojik cihazlar ve uyuşturucular ile birileri beyinleriniz üzerindeki hakimiyeti ele geçirmeye çalışıyorsa, o üst akıl doğal terapi yöntemleri üzerinden de bu çalışmalarını yürütüyor. Örneğin; theta terapisi.

Not: bu tekniği uygulayanlar theta beyin dalgasını ortaya çıkarabildiklerine inanır, arkadaşlar teknik olarak bu mümkün değil. O dalgalara ulaştığınız an uykuya dalarsınız, uykuya daldığınız zamanda seansınız mümkün olmaz. İki; terapi esnasında hangi beyin dalgaların ortaya çıktığını sıradan bir ofiste tespit etmeniz mümkün değil. Birisi eğer theta dalgaları ile tedavi ettiğini söylerse, seansta çıkan dalgaların theta boyutunda olduğunu nereden biliyor bunu o kişiye sorun. Örneğin; biyoenerji, reiki veya şakra uzmanları seans yaptıklarında hastaya yönlendirdikleri frekans boyutlarını bilmeleri mümkün değil. Bizde bunu ölçen bir cihaz veya bir his yok. O dalgaları tespit edebilmeniz için bir araştırma hastanesine gidip o kişiyi eeg makinasına bağlamanız gerek. Bir hastayı eeg makinasına bağlamadan theta dalgaların açığı çıktığını nereden biliyorlar bunu onlara sorunuz.

Theta terapistler ne yaptığını iddia eder?

Theta terapistler; dna'nıza güzel duyguların yaratıcı tarafından yüklendiğine, yaşadığınız maddi ve menavi travmalar ama bu duygularınızı değiştirdiğini, kendilerininde değişen bu inanç ve hisleri fabrika ayarlarına geri döndürebileceklerine inanır. Bilinçaltınızın dna kodlama merkezine erişerek duygularınıza bir reset yapabileceklerine inanır. Anadan doğma o temiz hislerimizi geri getirebileceklerine inanırlar. Hatta his yüklemelerinde yüzlerce kişiyi aynı anda, binlerce km uzaklıkta olsada bunlara bir his yüklemesi yapabildiklerine inanırlar.

Not: "uzaktan seans mümkünmü" yazımızda uzaktan seansın beşeri güçler ile mümkün olmadığını, bunu yapanların bilerek veya bilmeyerek cinlerden faydalandığını size anlatmıştık. İki; his ve inançlar ile uğraşıyorsanız yanlış mekanı seçmişsiniz. İnaç ve duygularımızın merkezi bilinçaltı değil kalbimizdir! Eğer inançlara reset yapmak istiyorsanız kalbe odaklanmanızı öneririz. Atalarımız kötü birini anlatırken boş yere kalpsiz tanımını yapmamış. İnsan beyninden bağımsız çalışan çalışabilen tek bir organ var o da kalbimiz. O yüzden de kalp ölümü ile beyin ölümü farklı tanımlanır, tıpta. Eğer kişinin duygularına, inancına hitap etmek istiyorsanız o kişinin kalbine odaklanın. Ama hocam, beyine odaklanıyoruz ve sonuç alıyoruz bu bizlere inanç ve hislerin beyin kaynaklı olduğunu göstermezmi? Hayır. Siz beyinde farklı şeyleri harekete geçiriyorsunuz. Bu yazımızda da bunu size açıklayacağız.

Theta terapi seansı nasıl yapılır?

Theta terapistler dört boyuta odaklanır birincisi günlük yaşantınız. İkincisi genetik kodlamanız. Üçüncüsü geçmişiniz ve dördüncüsü ruhunuz. Seansa başlamadan sizi rahatsız eden nedir, bugün neye odaklanmamızı istersiniz diye sorarlar. Sizde hoşlanmadığınız bir vasfınızı veya ruhsal bir sorununuzu dile getirirsiniz ve bunun üzerine çalışmak istediğinizi söylersiniz. Üzerinde çalışmak istediğiniz konu tespit edildikten sonra, terapistiniz size kas testlerini (
kinesiyoloji) uygular. Gerçektende o sıkıntı sizde varmı yokmu bunun tespitini yapmak ister. Buraya kadar herşey normal. Terapi boyutuna geçildiğinde olaylar karışıyor. Gelin birlikte bir vaka çalışması yapalım; insanlar tarafından kullanıldığınızı varsayın. İyi niyetli birisisiniz ve o iyi niyetiniz sürekli birileri tarafından suuistimal ediliyor. Öyle bir yapıya sahipsinizki kimseye hayır diyemiyorsunuz buda maddi ve manevi sizi yıpratıyor. Bu sıkıntınızı anlattıktan sonra theta terapist gerçektende böyle bir sorununuz varmı yokmu diye size bir kas testi uygular. İşaret parmanığınızı baş parmağınız ile bir araya getirmenizi ister ve bunu yaparken şunu söylemenizi ister; ben insanlar tarafından kullanılıyorum. Siz bunu söylerkende işaret ve baş parmağınızı açmaya çalışır. Rahat açarsa o inanç bilinçaltınıza tam yerleşmemiş yani öyle bir inanç sizde yok, zor açılırsa evet o inanç sizde var. Bu tespiti yaptıktan sonra sorular boyutuna geçilir. Olayın özüne inmek içinde hep şu soruyu sorar; bu sizi neden rahatsız ediyor veya korkutuyor? Örneğin; birilerin sizi kullandığını düşünüyorsunuz. Terapist şunu sorar; eğer isteklerini yapmazsan ne olacağından korkuyorsunuz? Cevabınız dışlanmaktan korkuyorum olur. Terapist bu sefer; dışlanmak neden korkutuyor sizi? Cevabınız yalnız kalmaktan korkuyorum olur. Terapist bu sefer; yalnız olmak neden korkutuyor sizi? Cevabınız bir hiç olmaktan korkuyorum olur. Ne yaptınız, soru sora sora ana korkuya indiniz. Hiçlik en temel histir, bundan aşağıya inemezsiniz. Bu noktada terapist yine bir kas testi uygulayar, gerçektende o hiç olma duygusuna sahip olup olmadığınıza yönelik. Soru sora sora en temel hisse indikmi, şimdi terapi boyutuna geçilir. Gizemde burada başlar. Terapist hastanın elini tutar ve o negatif düşüncelerin yerine güzel düşünceler ekeceğini söyler ve hastadan izin ister. Hiçlik duygusunu alıp, yerine güzel düşünce yerleştirmeme izin veriyormusun der. İzin aldıktan sonra o düşünceye odaklanır ve onu pozitif bir düşünceye dönüştürür. Nasıl dönüştürüyor, gizemde burada. Bunu biyoenerji ile yapmadığı kesin. İnsanın ürettiği enerji ile başkaların düşüncelerine müdahale edemezsiniz. Bir iki dakikalık odaklanma sonrası yine bir kas testi yapılır. O olumsuz düşüncelerin beyninizde değişip değişmediğine bakar. Değişinceye kadarda o enerji yüklemesine devam eder. Bu belki bir seans belki 10 seans alır.

Not: theta terapisi uygulaması biyoenerji ile açıklanabilecek bir uygulama değil. Terapi esnasında tanrıyı devreye sokarak olayı tümüyle metafizik ve ezoterik bir boyuta taşıyorlar. Bu da değerli okurlarımız bizim bilimsel yaklaşımlarımızı aşıyor. Kafamıza takılan onca soruyu açığa çıkartıyorlar; theta dalgalarını kullandıklarını nereden biliyorlar? Tanrı ile nasıl iletişime geçiyorlar? Bahsettikleri tanrı kim? İnancın merkezi bilinçaltı olduğunu nereden biliyorlar? DNA'nın his ve inanç kodlarını içerdiğini hangi bilimsel araştırmadan öğrendiler? O an dna'ya bir yükleme yaptıklarını nereden biliyorlar? Bakınız, biyoenejistler kadar enerji konusunda uzman kişiler yoktur ama, onlar bile bir enerji yüklemesi yaptığında o enerjinin dna'ya yüklenip yüklenmediğini bilemez. Theta terapistler ise bundanda ötesi giderek bir chrosomen içinde hangi dna'ya, o dna'nın içinde hangi gene yükleme yapacaklarını biliyorlar. Bu mikro cerrahi vari enerji yüklemeside bizlerin bilimsel ve mantık bakış açısını aşıyor.

Theta terapisi ve bilim

Bizler yazılarımızda okurlarımıza hep şunu hatırlatıyoruz, bilim bilim bilim ve bilim. Bir işe kalkışıyorsanız mutlaka ve mutlaka işinizin bilimsel altyapısını bileceksiniz. Örneğin; beyin ve hafıza ile uğraşıyorsunuz, beynin fizyolojik yapısını ve anatomisini çok iyi bileceksiniz. Eğer bilmeden bu tür işlere kalkışırsanız saçmalar kendinizi hurafe ve sakıncalı işlerin içine sürüklersiniz. Örneğin; theta terapisi. Theta terapisini ofsayta düşüren yani saçma kılan en temel noktalardan birisi dna ve his iddiaları. İnançlarımızın dna ile belirlendiğine inanıyorlar. Saç rengimiz, boyumuz ve fiziki görünümümüz gibi, duygularımızında dna tarafından belirlendiğine inanıyorlar. Bu da doğru değil! İnsan dna'sı insanın fiziki yapısını ve hücrelerin çalışma ritmini, vazifesini belirler yani anatomisini ve fizyolojisini belirler, insan dna'sında his ve duygu yüklemesi bulunmaz. DNA'mız fiziki yapımız ve fizyolojimizi belirler, karakterimizi, his ve duygularımızı değil. Anladınız! Allahu Teala dna'nın içine duygu ve his yüklemesi yapmamış. Eğer theta terapistler his ve duygular ile uğraştıklarını iddia ediyorlarsa, dna iddialarından uzak dursun çünkü dna'nın his ve duygular ile hiçbir alakası yok! Eğer h
uyunuz dedenize veya ninenize çektiyse onun dna'sını aldığınız için değil, onun şeytanını aldığınız için.

Theta terapisi ve kader

Theta terapi gibi uygulamalar İslami realiteden uzak uygulamalar. Örneğin; İslami açıdan biyoenerji makul bir uygulama çünkü ruh, zihin ve maneviyatla ilgilenmiyor, tıbbi bir müdahale gibi bedensel bir soruna odaklanıyor. Theta terapi ise zihin kodlarınıza hafızanıza odaklanıyor. Nasıl algılıyorsunuz dünyayı, bunu değiştirebilirim diyor. Değerli dostlar hayatta bu kadar basit ve kolay değil işte. Silmek istediğiniz hafızayı veya değiştirmek istediğiniz bir bakış açısını kaderiniz oraya yerleştirdi. Varsayalımki o hafızayı değiştirdiniz bakış açınızıda değiştirdiniz, o hafızayı oraya yerleştiren o olayları size yaşatan kaderinize ne yapacaksınız? Varsayalımki hafızayı o olumsuz bakış açılarınızı değiştirdiniz, o olumsuz hafızaları o olumsuz olayları beyninize kazıyan kaderi nasıl değiştireceksiniz? Bakış açınızı ve hafızanızı değiştirmeniz size sadece geçici bir rahatlama kazandırır. Kaderinize el atmadığınız müddet o kader size o olumsuz olayları yaşatmaya devam edecek. Değerli okurlarımız; üzerinizdeki sorunların gidip gitmemesi birşeyin silinip silinmemesi veya bakış açınızı değiştirip değiştirmemeniz ile ilgili değil, yaşantınız ile ilgili. O sorunları başınıza musallat eden yaşantıyı sürdürdüğünüz müddet başınız olumsuzluklardan kurtulmayacak. Bir olumsuz hafızayı sileceksiniz bir olumsuz bakış açınızı değiştireceksiniz, bir sonraki gün kader size beş olumsuz hadise daha yaşatacak. Theta terapi ile karşılaştığımız ikinci sorun burada; bu tür terapiler size kalıcı çözüm üretemez çünkü sorununuz dünyayı nasıl algıladığınızla ilgili değil, kaderinizle ilgili. Kaderde size sorun arkasına sorun indirmeye karar verdiyse, bir yere kadar theta terapisi veya şununla bununla bardağın dolu tarafına bakabilirsiniz, bir müddet sonra yeter yahu dersiniz. Eyyüb as bile bir yere kadar sabredebildi. Sıkıntısı kalbine nüfus ettiğinde, Rabbim benden bu kadar, sen merhametlilerin en merhametlisisin bana yardım et dedi. Anlayacağınız, sorunlarınızın kaynağı birşeyi nasıl algıladığınız değil, yaşantınızla ilgili. Hafızanıza odaklanma yerine yaşantınıza odaklamanızı tavsiye ederiz. Theta terapisi ile siz sadece suyun akışına karşı kürek sallıyorsunuz, bir sorunu çözüyorsunuz, bir sonraki gün başka bir sorunla karşılaşıyorsunuz. Değerli okurlarımız, kader size eğer bir olumsuzluk ardından başka bir olumsuzluk yaşatmaya karar verdiyse, buna bir yere kadar direnebilirsiniz. Bir yere kadar bardağın dolu tarafına bakarsınız, bir yerden sonra patlarsınız.

Not: ben hayata olumlu bakarsam olumlu şeyler ile karşılaşırım, herşey beyinde bitiyor diyorsanız, kader o kadar basit işlemiyor işte. Bu tekniği piyasaya süren kadın, rızkınızın bile kendi elinizde olduğunu siz dilerseniz zengin olabileceğinizi iddia ediyor. Arkadaşlar bu tür insanların düşünceleri sınır tanımaz. Onlar rızkın gökten indirildiğine, herşeyin Allahın tasarrufu altında olduğuna inanmaz. Onların hayat felsefesi, sen istersen yaparsın senin sınırların senin hayal dünyan kadar gibi söylemler içerir. Onların düşüncelerini sınırlayan hiçbir inanç yok. Siz eğer müslümanım diyorsanız siz böyle düşünemezsiniz çünkü sizin düşüncelerinizi sınırlayan bir güç var; Kur'an-ı Kerim. Kur'an-ı Kerimde rızkı Allahın indirdiğini, Allahın insanı yedirdiği içirdiğini, güldürdüğü ağlattığını ve dilediğini zengin dilediğini fakir kıldığını söylüyor. Bir Müslüman olarak nasıl bu tür saçmalıkların peşinde koşturuyorsunuz anlamış değiliz.
Örneğin bir kanser hastası. 3-4 yıllık mücadele sonrası göğüs kanserini yeniyor ve hayata o pozitif bakışını hiç kaybetmiyor. Şifaya kavuştuğuna inandığı an ama kanserin beyine yayıldığını duyuyor. Demek birşeye pozitif yaklaşmanız o kötü haberi almanıza engel olamıyormuş. Yine 3-4 yıllık bir mücadele ve onuda atlatıyor. Onuda yendiğini düşünürken omuriliğine yayıldığını duyuyor. Demek birşeye ne kadar olumlu yaklaşsanızda kader size birşeyi yaşatacaksa bunun önüne geçilemiyormuş! Bu kanser hastasının yerinde siz olsaydınız, o son haberi aldığınızda ne hissederdiniz? Yıkılırdınız. Böyle bir durumda ben halen pozitif kalmayı başarırım diyen biri varsa, o yalan söylüyor. Arkadaşlar, eğer kader size olumsuzluklar yaşatacaksa, hayata pozitif bakarak veya theta terapi ile şununla bununla bunun önüne geçemezsiniz. Akıllı olun. Kendinize olumsuzlukları hazmetmeyi öğretme yerine (theta terapisi), olumsuzlukları tekrar yaşamamanın yollarını arayın (İslam)! Kaderiniz sadece sizin bakış açınız doğrultusunda belirlenmiş olsa, görüşünüzde bir haklılık payı olurdu. Siz ne ekerseniz onu almış olurdunuz. Kaderiniz ama o kadar basit hesaplanmıyor. Kaderiniz hesaplanırken sadece sizin inancınız değil üzerinizde kimlerin hakkı varsa (ana, baba, atalar) bunların inanç ve eylemleride hesaba katılıyor. Ne kadar çok ailenizden maddi ve manevi besleniyorsanız, "göbek bağı" ile onlara bağlıysanız onların yanlış ve hataları o kadar çok sizi etkiliyor. Bu konuda batı dünyası kaynaklı hayat hikayeleri sizi yanıltmasın. Orada 16 yaşından itibaren çocukların kendi ayakları üzerinde durması bekleniyor. Onların üzerinde başkaların emeği fazla olmadığı için, daha çok kendi ektiklerini biçiyorlar. Batı dünyasının bireyleri ne ekerse onu biçiyor olabilir. Orada, ben hayata pozitif bakmaya başladım ve hayatım değişti hikayelerini çok duyabilirsiniz. Bizim gibi 40 yaşına kadar, ölüme kadar atalarından beslenen topluluklarda ama, bilinki olay kendi bakış açımızla bitmiyor. Ebeveynlerimizin bizi okutmasını, evlendirmesini araba ve evimizi almasını, bunlarla yetinmeyip birde biz çalışırken çocuklarımıza bakmalarını bi' nevi onlarıda büyütmelerini bekliyoruz. Bu hak hiç ödenirmi? Varsayalımki ebeveynlerinizin üzerinizde fazla bir emeği yok, yinede onların işlediği haltlardan kaçışınız yok, en geç mirastan payınızı aldığınızda ataların o negatif enerjileri size bulaşıyor. O mirasta zerre kadar lanet ve beddua varsa o mirası yediğiniz an, o lanet ve beddua hayatınızı allak bullak edecek. Hayata pozitif bakış açınızda buna engel olamıyacak. Miras olayı batı dünyasında yokmu, elbette var ancak batı kültüründe "yediğin zıkkım olsun", "sütüm haram olsun" gibisine bizde olduğu derinlikte bir lanet ve beddua kültürü yok. Atalarından kalan mirasta birilerin hakkı olsada, lanet ve beddua içermediği için o miras o kişilerin hayatını bizde olduğu kadar etkilemiyor. O hakkın hesabı öbür dünyaya kalıyor. Bu noktada şunuda bilmenizde yarar var; birisi eğer size haksızlık ettiyse o kişinin arkasından lanet ve beddua okumadan önce bin düşünün. O kişiye bunun hesabını bu dünyadamı yoksa cehennemdemi ödetmek istiyorsunuz? Kişinin arkasından lanet ve beddua okursanız bilinki o haksızlığın bedelini bu dünyada ödetiyor, ahiret hayatına hesap bırakmıyorsunuz. Yani, ne ekersem onu biçerim değil, topluca ne ekersek onu biçeriz. Kaderiniz sadece sizin bakış açınıza göre değil, bağlı olduğunuz tüm canlılara göre belirleniyor. Doğanın kendiside öyle değilmi, içinden birşeye dokunduğunuzda bakıyorsunuzki tüm ekosistemin dengesi bozulmuş. Yeryüzündeki düzen öyle veya böyle birbirlerimizin hayatlarından etkilenmek üzere kurgulanmış. Bununda önüne theta terapisi veya şununla bununla geçemiyorsunuz.

Theta terapisi ve şeytan

Beyinde kayıtlı olumsuz bir hissi aldınız ve bunu pozitif bir hisse dönüştürdüğünüzü varsayalım, bu yine sorunlarınızı gidermiyor çünkü sorununuz bir hadiseyı nasıl algıladığınız değil, o kaydın sürekli size hatırlatılması! Farkı anladınızmı? Bu ikisi aynı şey değil. Örneğin; bilgisayarınızda bir müzik parçası yüklü. O müzik parçasını dinlediğinizde onun sizde belirli duyguları canlandırması ayrı, o parçayı çalan "mp3 çalar" ayrı birşey. Bu tür terapilere başvurmadan kendinize şu soruyu sorun, bir olay aklınıza geldiğinde onun sizde canlandırdığı duygularmı sizi rahatsız ediyor, yoksa o olayın size sürekli hatırlatılmasımı? Bu ikisi aynı şey değil. Birisi bir algı diğer ise onu sürekli çalan bir aygıt (şeytan). Tedaviye başlamadan bu kararı vermeniz önemli çünkü bu ikisinin tedavisi birbirinden farklı. Benim sorunum olayları algılamada diyorsanız bunun tedavisini theta terapisi ile yapabilirsiniz. En azından onlar yapabildiklerini iddia ediyor. Benim hatıralarımla bir derdim yok, yaşamam gerekenleri yaşadım diyor ve asıl sorununuz olarak o hatıraların sürekli beyninizde canlanmasını görüyorsanız, o zaman bunun tedavisini theta terapisi ile yapamazsınız. Bunun tek tedavisi İslami yollar. Theta terapisi ile düştüğünüz bir diğer tuzakta burası; theta terapisi ile siz hafızaya dokunuyorsunuz, o hafızayı sürekli beyninizde oynatana değil. O olumsuz düşünceleri beyninizde canlandırana dokunmadığınız müddette, o başka bir gün başka bir olumsuz şeyi size hatırlatacak. Siz sileceksiniz, o size yenilerini hatırlatacak ve bu hiç son bulmayacak. Theta terapisi sorunun kaynağına inmediği için sizi böylesine bir gırdabın içine sürüklüyor. Sürekli duygularınıza müdahele ettiriyorsunuz ve bu hiç son bulmayacak. Duygularınıza, beynin o mahrem alanlarına müdahale ettire ettirede ne olur size ve kişiliğinize? Allak bullak olur. Bir; olumsuz olayları size yaşatan yaşantınızı değiştirmediğiniz müddet siz yeni olumsuzluklar yaşamaya devam edeceksiniz. Belki bir hadiseyi pozitif algılamayı başardınız, yaşantınız ama size bir sonraki gün bir kaç olumsuz şey daha yaşatacak. Yaşantınızı değiştirmediğiniz müddet, ömrünüz theta terapistlerin ofisinde o olumsuz hadiseleri sildirtmekle geçecek. İki; olayları negatif algılamanızı sağlayan beyniniz değil içinizdeki şeytan. Siz o şeytana dokunmadığınız müddette, o başka bir gün beyninizde başka bir olumsuz hissi gündeme getirecek. Örneğin; temizlik takıntısını yendiniz. Bir sonraki gün sizi simetri ile vuracak. Onu yendiniz bir başka gün panik atakla sizi vuracak. Ömrünüzü sebeple değil, sonuçla uğraşmakla geçireceksiniz ve bu hiç son bulmayacak. Ömrünüzü hafızanızı manipüle etmekle geçireceksiniz, o hafızaları beyninizde canlandıran şeytana dokunmak hiç aklınıza gelmeyecek. Siz kendinizi suçlarken, beyin ve duygularınızın mahremiyetini başkaların erişimine (theta terapist) açarkende, o arka planda kahkahalar atacak. 

Not: beyninizde canlanan bir hatırayı o an sizin canlandırıp canlandırmadığınızı nasıl anlarsınız? O an odaklanıyormusunuz odaklanmıyormusunuz o hatıraya ona bakınız. Eğer bir konuya odaklanmadan o bir düşünce olarak aklınıza doğuyorsa bilinki o an hafızanıza siz değil başka birisi erişim sağlıyor. O erişim sağlayanıda yok etmediğiniz müddet olumsuz düşüncelerden kurtulamazsınız. Birisini yok eder, on tane yenisi gelir. 

Şeytan neden bu tür tekniklere cevap versin, bu oyuna dahil olsun?

Çok basit, eğer şeytan sizde bir kararlılık görürse, o rahatsızlığı daha fazla kabul edemeyeceğiniz kararlılığını, o zaman o şeytanlar o çözüm arayışlarınız sizi kazara Allah kelamı okunan bir yere götürmesinden korkarlar. Allah yerine tanrı kelimesi kullanılan (theta terapisi) bu tür yerlerde sizi tutmak, kendi varlıklarını garantiye almak anlamına geliyor. Siz bu tür yerlere gitmeye söz veriyorsunuz yani Allah kelamından uzak durmaya, onlarda belirli konularda sizi rahatsız etmekten vazgeçiyor. Geçicide olsa, size o konuda rahatsızlık vermiyorlar. Allah kelamı okunan bir yere gitseniz mesela, o zaman yaşantınızı düzeltmeniz tövbe etmeniz istenilecek, bu da o şeytanların ölümü anlamına gelir. Theta terapistler şeytanlar için biçilmiş kaftan. Tövbe yok, namaz yok, oruç yok, Kur'an-ı Kerim yok, Allah yok, içki ve zina gibi zevklerden vazgeçme yok. Onlar açısından ne güzel bir arınma yolu. Theta terapistler, üst beyinde var olan negatif bir hatıraya odaklanmanızı sağlıyor, sonrası pozitif telkinler ile bunu ortadan kaldırdıklarına inanıyor. Nasıl başardıklarını kendileride bilmiyor. Biz bu tekniğe şarlatanlık diyemiyoruz, neden? Ortada sonuçlar var. Dünya çapında yüz binlerce insan bu teknikten fayda görmüş ve görüyor. Sadece bir kaç vaka olmuş olsaydı o zaman sonuçların psikolojik olduğunu derdik belki, ama yüzbinlerce vakada pozitif neticeler alınıyorsa demek bu tür seanslarda gerçektende beden içinde birşeyler harekete geçiriliyor. Harekete geçirilen ne, işte gizem burada. Biz bu gizemi aydınlatalım, theta terapistlerine günaydın diyelim, harekete geçirdikleri tanrısal enerji değil, yükleme yapılan yer dna değil, burada harekete geçirilen şey şeytanlar. Bu tür tedavi yöntemleri hafızanızdan hiç birşey silmiyor, silmeleride mümkün değil, onlar sadece şeytanın o hafızayı ikide bir gündeme getirmesine engel oluyor. Nasıl? Şeytan ile antlaşma yaparak. Siz Allah kelamından uzak duracak, fal ve medyumculuk gibi bu tür baatıl teknikler ile uğraşmaya devam edeceksiniz onlarda o konuda sizi rahatsız etmeyi kesecek.

Theta terapisi ve hayat tecrübesi

Şeytanları bir kenara koyalım ve sadece kötü bir hatırayı pozitife dönüştürmeye odaklanalım, bu ne kadar mümkün? Bu o kadarda kolay değil. Örneğin; özgüven. Beynin bir bölgesinin özgüvenden sorumlu olduğunu varsayın. İlkokuldan itibaran yaşadığınız her başarı beynin o bölgesine bir yükleme yapar. Yükleme yaptıkça o bölge güçlenir, aydınlanır. Her başarınız taşa oymak gibi beynin o bölgesindeki hücrelerine kazınır. Otuz veya kırk yıllık bir hayat sonrasıda karşınızda sportif, okul ve iş dünyasında başarılı bir insan profili çıkar. Şimdi bir de hayatı başarısızlıklar ve ezilmişlikler ile dolu bir insanı düşünün. Özgüven ile ilgili o beyin bölgesine hayatı boyunca fazla bir yükleme yapılmadığını düşünün. Siz bir kaç seansta o bölgeye yapay, sunni özgüven yüklemesi yapmaya kalkıştığınızda ne olur biliyormusunuz; hayatın ilk zorluğunda beynin o bölgesi iflas eder. Neden? Özgüven veya hayata olumlu bakabilmek gibi hisler hayat tecrübeleri ile elde edilir, yapay ve sunni yüklemeler ile değil. Bu tür hislerin olgunlaşması yılları alır, bir iki seansta elde edilemez. Hani islam alimleri yaşlılıkta yapılan ibadetler ile gençlikte yapılanları kıyaslamak için örnek verirler, kum il taş örneği. Bunuda o şekilde görebilirsiniz. Hayatın içinde elde edilen pozitif hisler taşa yazmak gibidir, en zor günlerinizde bile sizi taşır, kalıcıdır ve size güçlü bir benlik kazandırır. Bir iki seansta yüklenen hisler ise kuma yazmak gibidir, hayatın ilk fırtınasında kaybolur gider, en zor günlerinizde sizi yapayalnız bırakır. Hocam ama, doğuştan zaten o güzel hisler yüklü, biz sadece onu geri getiriyoruz, biz kişide var olmayan bir yüklemeyi kişiye yapmıyoruzki diyorsanız; tamam, varsayalımki bir saniliğine siz haklısınız ve varsayalımki o hisleri anadan doğma haline geri döndürdünüz. Düşünemediğiniz bir nokta var ama, ha bize göre düşünmediğiniz onlarca nokta varda; siz bir reset yaptığınızda karşınızda artık 30 yaşında ve 40 yaşında bir hasta olmayacak, bir günlük bebek olacak. Olayın bu boyutunu hiç düşündünüzmü? Siz bir reset yaptığınızda karşınızda bir günlük bebeğin hisleri olacak. Varsayalımki reset yaptınız, açığa çıkardığınız yeni hislerin olgunlaşması ve filizlenmesi için ne tür bir program izleyeceksiniz. Yeniden doğan bebek beslendikçe nasıl büyüyor ve büyümesi için zamana ihtiyaç duyuyorsa, hislere reset ettiğinizde de o duygular büyümek için beslenmeye ve zamana ihtiyaç duyacak. Buna nasıl bir çözüm getireceksiniz? Profesyonel spor kulüpleri bile genç oyuncalarını bir anda büyük maçların içine atmıyor. Özgüven ve benliklerin gelişimi için onlara zaman tanıyor. Bir anda büyük maça atarsam o yükün altından kalkamaz, çocuğu kaybederim, tekrar kendisine gelemez diye o genç futbolcuya zaman tanıyor. Ben reset yaptım, artık istediğiniz yükün altına girebilirsin diye birşey yok. Reset yaptığınız an, karşınızda bir günlük bebek var. O bir günlük duygularda beslenmeye ihtiyaç duyuyor. Onlar henüz yaşamın yükünü kaldıracak boyutta değil. Neyle beslenecek? Pozitif olaylar ile. O pozitif duyguların kalıcı olabilmesi için kişinin günlük hayatıda olumlu geçmesi gerek. Pozitif duyguları pozitif olaylar besler. Olayın bu boyutunuda kontrol edemiyorsunuz işte. Muayenehanenizde istediğiniz seansı yapın, hasta dışarıya adım attığında kişi kaderine mahkum. O kaderide değiştirme gücünüz yoksa, insanlara mutlu ve huzurlu yaşam felsefeleri ile kandırmayın. Okurlarımıza tavsiyemiz şu; gerçektende huzur ve mutluluk peşindeysiniz, beyninizdeki olumsuzlukları silerim diyenlerin peşinden değil kaderi kontrol edenin peşinden koşun. Kaderi kontrol eden ancak, mutluluğun garantisini size verebilir. Kaderide kim kontrol ediyor; ALLAH. "Doğrusu güldüren de ağlatan da o'dur" (Necm Süresi; 43).
Yani, öyle veya böyle olay yaşantınızda bitiyor. Siz yaşantınızı değiştirmediğiniz müddet o yaşantı karşınıza yine olumsuz olaylar savuracak beyninizde yine olumsuz hisler doğacak. Sizde ömrünüzü onları sildirmekle geçireceksiniz.

Theta terapisi ve duygular

Benliğimizi oluşturan, hayat tecrübelerimiz ve zamandır. Bir yemek düşünün, hayat tecrübeleriniz malzemeleri sunar, zamanda ateşi. Birilerin sürekli benliğinize yani duygularınıza müdahale ettiğini, sürekli birşeyleri oradan çıkarıp başka şeyleri koyduğunu varsayın. Hayat tecrübeleri ile desteklenmeden zaman ile olgunlaşmasına müsade edilmeden, sürekli birşeylerin benliğinizden çıkarılıp eklendiğini düşünün, bir müddet sonra ne olur size biliyormusunuz; benliğinizi kaybeder, büyük ruhsal ve duygusal çalkantılar yaşarsınız. His ve inançlarınıza lütfen dışarından müdahale ettirmeyin. İnançların oluşumu zaman ister ve hayat tecrübesi ister. Herhangi bir hayat tecrübesi yaşamadan, bir iki seans ile o hisleri beyninize yüklerseniz, bu sizin hayrınıza olmaz.

Theta terapisi ve aynaya bakmak

Bir Müslüman theta terapisini uygulamaz çünkü, ruhsal sorunların şeytan kaynaklı olduğu ve bu şeytanlarında terapi ile giderilemeyeceğini bilir. Ruhsal sorunların kaynağı kişinin yaşantısı ve günahları olduğu ve kişi o yaşantıdan vazgeçmediği müddet o sıkıntıların kalkmayacağını bilir. Kim bu tekniklere yönelir? Kendi yaşantısında bir sorun görmeyen kişi yönelir. Yaşantısını değiştirmek istemeyen yönelir. Başına gelenlerin kendisinden değil, başkalarından kaynaklandığına inanan kişiler gider. Bu kişiler kendi yaşantılarında bir kusur görmez, başkalarından gelen kusurlarıda (travmalar) bu tür teknikler ile giderip lekesiz kusursuz bir yaşantı sürdüreceklerine inanır.

Biyoenerji ile theta terapisi arasındaki en temel fark

İnsan bedeni iki tür enerjiyi içinde barındırır, birisi kendi üretimidir (ısı ve elektromanyetik), diğeri ise dıştan gelen, günahlarımız üzerinden bize bulaşan enerjiler (şeytan). Biyoenerjistler bedenin kendisine has enerjisi ile, theta terapistler ise bedenlerimize dıştan bulaşan enerji ile uğraşır.

İslamın ayrıcalığı

Modern tıp birşeylerin atalardan bizlere geçtiğini kabul ediyor. Ne kadar çok bunu tam bir yere koyduramasada buna genetik diyor ve bu gerçeği kabul ediyor. Uzak doğu uygulayıcılarıda belirli enerjilerin atalardan nesillere geçtiğine inanıyor ve buna yin ve yang diyor. İslam dini bu gerçeği kabullenmektende ötesi, buna bir ad koyuyor; günahlar ve şeytanlar. Diğerleri atalardan ve hatalarımızdan birşeylerin bedenlerimize sindiğini kabul ediyor, İslam ise bundanda öte bunun ne olduğunu bize söylüyor. Diğer inançlar hastalıkların negatif enerjilerden, negatif enerjilerinde hatalarımızdan bize bulaştığını kabul ediyor. İslam dini ise bundanda ötesine giderek, o negatif enerjilere isim koyuyor; şeytan. Eğer, theta terapisinde olduğu gibi bir kişinin geçmiş yanlış ve hatalarını açığa çıkarmaya çalışıyorsanız, bilinki şeytanlar ile uğraşıyorsunuz. Eğer şeytanlar ile uğraşacaksanız, neden uzak doğu felsefelerinden esinlenmiş theta tekniğini kullanıyorsunuz? Müslümansanız, İslamın oruç tekniğini kullanın. Seanslarınızda tanrı kelimesini kullanma yerine, yaratıcıyı kendi ismiyle anın; Allah.

Biyoenerji vs theta terapisi

- biyoenerji bedene has enerji ile uğraşır, theta terapi ise bedene yabani enerji ile uğraşır (şeytan).
- biyoenerji bedenin içindeki enerji yollarına, theta terapisi hislere odaklanır
- biyoenerji seansında hasta ile konuşmazsınız, theta terapistler ise konuşarak terapi yapar.
- biyoenerji bedenle ilgilenir, theta terapi ise beyinle
- biyoenerji bugünle ilgilenir, theta terapisi ise geçmişle ilgilenir
- biyoenerji hastanın inancına ihtiyaç duymaz, theta terapisi ise hastanın inancına ve teslimiyatına muhtaç.
- biyoenerjide kontrol terapistte, theta terapide ise şeytanda.
- biyoenerji beşeri güç ile seans yapar, theta terapistler ulvi güçle yaptıklarına inanır

Not: bazı theta terapistler tedavilerine biyoenerji tekniklerinide entegre etmiş. Bizim burada kıyasladığımız şey bu karma teknikler değil, biyoenerji ile theta terapinin ana yöntemi arasındaki fark.

Özetlersek

Theta terapisinin biyoenerji ve reiki gibi uygulamalardan farkı hislerinize müdahale etmeye kalkışması. Biyoenerji gibi uygulamalar bedeninizle ilgilenir, theta terapisi ise bilincinizle. Neyi kafanıza takıyorsunuz, o hissi değiştirebileceklerine inanırlar. Teknik olarak bu mükünmü? Mümkün değil. Theta terapisi ile organları tedavi edebilirsiniz, hisleri ama değil. Fark? Birisi somut boyutta, diğer ise değil. Var olmayan, sadece kişinin beyinde canlandırdığı bir hisse nasıl müdahale edeceksiniz. Edemezsiniz. Sonuçlar ama ortada hocam diyorsanız; sonuç aldığınız vakalarda siz bir hissi silmediniz, siz sadece şeytanın onu gündeme getirmesine engel oldunuz. Anladınız! Örneğin; hasta bir organınız var. O organı güzel bir bahçe gibi hayal ederek onu parlayan bir yıldız gibi hayal ederek, onun her gün büyüdüğünü filizlendiğini ve çiçek açtığını hayal ederek, organla sürekli konuşup sen iyileşeceksin telkinlerinde bulunarak o hastalıklı organı tekrar iyileştirebilirsiniz. Bu bir biyoenerji tekniğidir, bilimsel açıdanda mümkündür. İki tür biyoenerji seansı var, birisi o bölgedeki enerji akımlarına odaklanan enerji seansı diğeri ise organa odaklanan enerji seansı. Theta terapisi ile bir organa odaklanıp onu iyileştirebilirsiniz. Örneğin; bu tekniği piyasaya süren kadın bu teknik ile kendi kanserini yendiğini söylüyor. Buna bir itirazımız yok. Bu bir biyoenerji tekniğidir. Kullandığınız enerji belli (elektromanyetik enerjisi), odaklandığınız organ belli. Enerji ile hisler boyutuna girdiğiniz zaman ama, hop durun bir bakalım orada deriz. Bununla düşünceleride değiştirebilirim dediğiniz an, durun bakalım orada deriz. Neden çünkü duygu ve hisler hücresel boyutta değil. Örneğin; bir dna'nın içinde değil. Somut boyutta var olmayan, mekanı belli olmayan birşeyede müdahale edemezsiniz. Hatalarınız sırala sırala bitmiyor. Hafızayı silerim diyorsunuz, silemezsiniz. Bunu beşeri güç ile yapmanız mümkün değil. Silebilmeniz için güçlü radyolojik cihazlar getirip beyini resmen yakmanız gerek. DNA'a reset atabilirim diyorsunuz, atamazsınız. İnançlar ve duygular DNA ile kodlanmamışki atabileseniz. DNA'nın içinde olmayan birşeye nasıl reset atacaksınız. İnançlardan bahsediyorsunuz, beyine odaklanıyorsunuz. Halbuki inançların bulunduğu mekan beyin değil kalp. Hisler kalpte doğar beyinde yankılanır. Beyniniz bir hoparlördür. Kalpte doğan hisleri işitmenizi sağlayan bir araçtır. Şeytan veyahut rahman kalbe fısıldar, sizde bunu beyinde bir düşünce olarak işitirsiniz. Bilim dünyasını yanıltan noktada burası. Nerede açığa çıktıysa oraya odaklanıyorlar. Halbuki yanlış yapıyorlar. Birşeyin açığa çıktığı yer ile kaynak aynı nokta olmak zorunda değil. Örneğin; bel fıtığı. Bir ağrıyı bacakta hissetmeniz o ağrının bacak kaynaklı olduğu anlamına gelmiyor. Bel fıtığı durumunda ne yapıyorsunuz, bacağa değil bel'e odaklanıyorsunuz. Yani yankılanan yere değil kaynağa odaklanın. " İsa değil Musa'ydı, değnek değil asaydı, su değil kızıl nehirdi misali bunların neresini düzeltelim bizde şaşırdık, her yerden açık veriyorlar.

Not: theta terapisini piyasaya yayan kadına baktığınızda karşınıza ezik bir insan tipografisi çıkıyor. Ruhuna indiğinizde çok sorunlu bir kadın profili çıkıyor. Size iç huzurdan bahsediyor ancak, bu kadının içi hiçte huzurlu değil bunu biliniz. Bu analizi neden yaptık? Bu kadının özgeçmişinde scientology tahrikatına üyelik yatıyor. Biz bu tekniğin temellerin burada atıldığını düşünüyoruz. Bu tür bir tekniği bu kadının kendi başına çıkaracağı ve yayacağı kanaatinde değiliz. Bu kadın beyin yıkama merkezine (secientology) üye oluyor, oradan ayrıldıktan sonrada ben hafızalarınızı değiştirebilirim demesi bize iyi niyetli gelmiyor. Yani bu olaylar bu kadının boyunu aşan olaylar.

Tuzak

Olumsuz bir düşünceyi olumlu bir düşünmeye dönüştürmek neden kötü olsun. Hayata daha pozitif bakmanız için terapi almanız neden kötü olsun. Evrende var olan olumsuz düşünceleri pozitife çevirelim diyorsanız, bizde buna varız. Bunların her birin altına imza atarız. Ancak her olayın bir görünen birde görünmeyen boyutu var, tehlikede görünmeyen boyutta yatıyor. Değerli okurlarımız şeytan detayda gizlenir. İyi birşey yapıyorsunuz izlenimi verir ve detaylarda sizi saptırır. Bu uygulamada detayda sizi saptırıyor. Bu uyguluma tanrısal dokunuştan bahseder. Bu terapistlerin hangi tanrı ile iletişime geçtiklerini bunlara hiç sordunuzmu? Sizlere kurulan bir diğer tuzakta burada yatıyor. Tanrının enerjisi ile tedavi edeceğim sizi, buna izin veriyormusunuz diye size sorduklarında, siz eğer bir dakika beklermisiniz, bana enerji yüklemesi yapmadan önce bahsettiğiniz tanrı kim diye sormazsınız İslami açıdan hapı yuttunuz! Onun bahsettiği tanrı buddha ise ve sizde buna onay veriyorsanız hapı yuttunuz. Tek bir tanrı var o da Allah. Allahtan başka bir tanrıya odaklandığınızda Allahtan başka bir tanrıdan medet umduğunuzda bu sizi şirke götürür. Theta terapistler tanrısal bir dokunuşla hislerinizi değiştirebileceklerine inanırlar. Soru şu; bahsettikleri tanrı kim? Her inanca hitap etmek için biz bunun ucunu açık bırakıyoruz, kişi neye inanıyorsa tanrı kelimesinin ona hitap edildiğini varsaysın diyorsanız, bu işler böye olmuyor. Bir; gökten enerjiyi aldığını iddia eden sizsiniz dolayısıyla hastanın tanrı kelimesinden ne anladığı değil, sizin ne anladığınız önemli. İnancın merkezi kalptir. Terapist olarak siz tanrı kelimesini kullandığınızda bunun kalbinizdeki karşılığı ne. Buddhamı, evrensel enerjimi, isa mesihmi, ne? Hastanın neye inandığı önemli değil, terapistin neye inandığı tedavinin şirk olup olmadığını belirliyor. Eğer terapistin kalbinde Allah inancı varsa, o zaman seans esnasında neden Allah yerine tanrı kelimesini kullanıyor? Terapiye başlamadan bu soruları kendinize ve terapistinize sormalısınız. Kastettiği tanrı kim bunu terapistinize sorunuz. Allahtan başka bir tanrıdan bahsediyorsa, terapiniz sizde kalsın deyip odadan çıkınız. İki; theta terapisi batı dünyasında çok yaygın. Bunlarında kalbinde Allah inancı yok. Bunlar tanrısal dokunuştan bahsettiğinde bunların çağrılarına kim cevap veriyor? Bu Allah olamaz, çünkü o tanrısal çağrıya Allahu Tealanın cevap vermesi için kalplerinde de Allah inancı yatması gerek. Bu seanslarda Allahın bir parmağı yoksa kimin parmağı var? İşte burada da şeytanlar devreye giriyor. Şeytanlar neden devreye girsin? Detay, detay detay, seansın içinde "tanrısal dokunuş" kelimesinin varlığından ötürü. Sıradan bir uygulamayı ulvileştirdiğinizde, uygulamanın içine "tanrısal dokunuş" kelimesini sokarakta bunu yapıyorsunuz, o zaman seans esnasında sığındığınız ve medet umduğunuz o ulvi makamın Allah olduğuna emin olun. Eğer Allah değilse, batı dünyasında da değil o zaman hem terapiyi uygulayan hem uygulatanı topluca şirke sokuyorsunuz. Böylesine sinsi bir tuzağada şeytanlar hayır diyemez, seve seve bunun bir parçası olur.

Not: varsayalımki Müslüman bir uygulayıcısınız ve Allah ismini anarak bu tedaviyi yapıyorsunuz, yinede Allah size yardım etmez. Neden? İslam inancı, yani Kur'an-ı Kerim bizlere sıkıntılardan arınmanın yollarını anlatıyor, bu yolların hiçbiride kişinin beynin içine girip orasına his veya inanç yüklemesi içermiyor. Tövbe etmeyeceksiniz, günahkar yaşantınıza devam edeceksiniz sonrada Allah sizlere gökten yardım indirecek, öylemi? Belki aspirin kullanımı gibi sıkıntılarınızdan geçici kurtulursunuz, ama şunu bilinizki his ve inançlarınıza sürekli dıştan müdahale ettirirseniz bir müddet sonra gerçek benliğinizi kaybedersiniz. Bir maymun gibi bir duygu modundan diğerine zıplar durursunuz. 30-40 yıllık hayat tecrübeleri ile oluşmuş duyguları, terapiler ile silmeye kalkışır ve yeni duygular yüklettirirseniz o yeni duygular kök salmadan ilk fırtınada sizi yalnız bırakır. Sığınacağınız o eski duygularda ortalıkta olmadığı için, açıkta kalırsınız. Akıllı olun. İslam dini bizlere arınmanın yollarını belirtmiş; tövbe edin, sonrası günah içeren hayatınızdan uzak durun, sonrası helalleşmeniz gereken insanlar ile helalleşin, atalarınızdan size gelen haklar varsa bunlar içinde 40 gün arka arkaya oruç tutun. Ebedi huzura kavuşmanın yolu bu kadar basitken, neden ikide bir beyninizin mahremiyetine tecavüz ettiriyorsunuz? İslami yolu seçin, kırk gün içinde sonsuz huzura kavuşun. Baatıl yolları seçerseniz ömrünüzü bir terapistten diğerine geçmekle geçirirsiniz, dahada kötüsü o günah yükünüzle bu dünyada asla yüzleşmez o günah yükü ile öbür dünyayı boylarsınız.

Sonuç

Theta terapisi, energy medicine, energy therapy, energy healing, psychic healing, spiritual medicine or spiritual healing, recall healing gibi batı kaynaklı tekniklerin inanç ile mayalaştırıp bize sunulmasının hali. Biraz meditasyon biraz hipnoz biraz inanç bir kinesioloji biraz psikoterapi ve sonuç olarak ortaya çıkan theta terapisi. Theta terapisi inanç merkezli bir uygulama. Müslümansanız bu uygulamadan uzak durunuz. Tövbe edin, yaşantınızı İslama uygun hale dönüştürün. Hakkını yedikleriniz insanlar ile helalleşin. Atalardan size gelen negatif enerjiler varsa bunlar adınada 40 gün arka arkaya oruç tutun. Üzerinizdeki o hakların kalkması, mağdur ettiklerinizin ruhlarına bağışlanması niyetine arka arkaya oruç tutun. Allahın izniyle huzura kavuşmanız için bunlar size yeterli olur. İslam dini bize arınmanın çerçevesini çizmiş, huzurlu yaşamanın formülünü bildirmiş, bunun dışına çıkarsanız şeytanların tuzağına düşersiniz. Bir sorunuz çözülür, on tane yenisi sizi bulur. Dikkat ederseniz, bu tür tekniklere yönelen ve merak salanlar İslami yaşantısı olmayan kişilerin arasından çıkar. Bizim ulusalcı ve aydın dediğimiz tayfa varya, genelde bu tür tayfa bu tür tekniklere merak salar. Neden? İnsanoğlu beden ve ruhtan oluşuyor, bedeniniz için spor yapıyorsunuz ruhunuzu ne ile besleyeceksiniz? Bu insanların ruhsal sorunlarını giderecek, ruhlarına hitap edecek birşey yok ellerinde. Biz bir yasin-i şerif dinlediğimizde kalbimiz eriyor, bir namaz kıldığımızda huzura kavuşuyoruz, bir oruç tuttuğumuzda üzerimizde manevi bir hafiflik hissediyoruz. Ya bu kişiler? Bunların hayatında ruhlarını maneviyatlarını besleyecek hiçbir şey yok. Bunlar bu eksiği bu tür terapilerde arar. Ruhsal ve manevi huzuru bu tür tekniklerde arar. Günlük yaşantılarında Allaha sırtını dönen bu tayfayı, kader bi'nevi dahada çok Allahtan uzaklaştırır, Allaha şirk içeren yöntemlerin içine savurur. Biyoenerji gibi yöntemler İslamla çatışmaz çünkü seans esnasında ulvi güçleri çağırmazsınız, theta terapi gibi uygulamalar ise çatışır çünkü ulvi güçleri çağırırlar onlardan medet ve şifa umarlar. Bu da sizi şirke götürür. O yüzden lütfen theta terapisi gibi tekniklerden uzak durunuz.

Dikkat

Herşey iyi niyetle başlar, olumsuz bir düşüncenizi bir hissinizi bir hatıranızı pozitife dönüştürebiliriz derler, sonrası beyininize girebilmek için izin isterler, ya sonrası? Birilerin beyinlerinizin içine girip hatıralarınız ve duygularınız ile oynaması sizi ürkütmüyormu? Birilerin beyniniz üzerinde kontrolü ele geçirmesi, o mahrem alana giriş sağlayabilmesi sizi korkutmuyormu? Bu tür teknikler size singularity diye adlandırdıkları yeni nesil insan projesinin bir ön ayağı gibi gelmiyormu? Bu tür tekniklerin şeytan boyutu, Allaha şirk boyutu varsa birde üst akıl boyutu var. Örneğin; dikkat ederseniz hollywood filmlerinde kötü rol alanlar (avengers- end game), insanlık çok çoğaldı rızık herkese yetmiyor dolayısıyla nüfusun yarısı ölmesi gerek felsefesesini savunuyor. Kötü rol verdikleri bir karaktere neden bunu söylettiriyorlar. Bilinçaltımızı birşeylere hazırlıyorlar. Bir gün birisi bunu gerçektende yaptığında, yeryüzü nüfusun yarısını sildiğinde bizden ses çıkmayacak neden, çünkü bu tür filmler ile bunu bilinçaltımıza yerleştiriyor içten bunu kabullenmemizi sağlıyorlar. Aynı üst akıl teknoloji üzerinden hafızalarınız ve düşüncelerinizide bir merkezden kontrol etmeyi amaçlıyor. Bunu yapabilmek içinde ilk önce, kendi kendinize yetersiz olduğunuzu size inandırtmaları gerek. İlk önce ezik ve yetersiz bir varlık olduğunuz hissiyatını size yüklüyorlar. Örneğin; theta terapisi. Bu tür teknikler siz yetersizsiniz, ancak benle huzur bulursunuz inancını yayıyorlar. Siz kendiniz adına yanlış kararlar veriyor, kendinizi sürekli olumsuz olayların içine sürüklüyorsunuz, sizin için biz düşünelim diyorlar. Sonrası, doğallık ve tanrı adını kullanarak hafızanıza erişim istiyorlar. Ya sonrası, yine tanrı ve doğallık adını kullanarak bunları silme izni istiyorlar. Ne yaptılar şimdi? Hafızayı silme ve beyninizi yıkamayı günlük hayatımızın içine soktular. Rutin ve olağan hale getirdiler. Yirmi ve otuz yıl sonra birileri, gelin sizleri makinalara bağlayalım ve size güzel düşünceler yükleyelim dediğinde, bu size garip gelmeyecek, neden çünkü mahallenizdeki theta terapist çoktan bunu sizlere alıştırmış olacak. Üst aklın öncü elemanları gibi, çoktan piyasayı hazırlamış olacaklar. Bizim mahallede de bir kadın vardı, o da yapıyordu diyeceksiniz. Bir çok insan fayda görmüş diyeceksiniz. Birilerin gelip makinalar ile hafızalarınızı silmesi size hiçte garip ve tuhaf gelmeyecek. Masumane gibi görünen teknikler üzerinden bir üst aklın bizleri nasıl geleceğe hazırladığını görüyormusunuz? Bu tür tekniklerin ne tür sakıncalar barındırdığını görüyormusunuz? İnanın, bu uygulamayı yapan terapistlerin bile bundan haberi yok. Neye hizmet ettiklerinden bi' haberdar değiller.

Özeleştiri

Neden diyanet ve ilahiyat fakülteleri bu tür arınma teknikleri üzerinde çalışmaz? İslam dini doğrultusunda bir teknik neden çıkaramıyoruz? Toplumumuzu neden bu tür baatıl tekniklere mahkum kılıyoruz? Örneğin; yazılarımızında takipçisi olan onca güzel terapist var, İslam dini doğrultusunda insanlara yardım etmeye çalışan. Neden bunlara devlet yardım etmez, neden bunların uygulamaları yaygınlaştırılmaz? Ne kadar saçma teknik varsa bunlar medyada kendine yer bulabiliyor ama doğru olanlar değil. Bunuda bir öz eleştiri olarak ortaya atalım. Bu özeleştiriden herkes payını alsın, biz dahil. Biz bu zamana kadar ruhsal tedavilerden uzak duruyorduk. Uzmanlık alanımız fizik tedavi, hekimliğimize olan saygımızdan dolayıda bu alanın dışına çıkmamaya çalışıyorduk. Theta terapisini görünce ama belkide bu fikri değiştirme vakti geldi....