nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler....

                                                          
                                            



                                               
https://www.facebook.com/biyoenerji.net.98
Cep telefonu üzerinden üyelik işlemleri yapılamadığından bir çok okurumuz bize ulaşmakta sıkıntı çekiyor. Bu konuda çok şikayet aldık. Bu sorunu ortadan kaldırma niyetine bir facebook sayfası açtık. Bize ulaşmak isteyen, soruları veya önerileri olan okurlarımız facebook üzerinden bize ulaşabilir. Websayfamızda huzurlu ve aydınlatıcı okumalar dileğiyle kendinize ve sevdiklerinize iyi bakınız... 24.09.2019

isimlerin altında yatan hikmet



bir yerlerde belki duymuşsunuzdur, insanın kendisine konulan ismin özelliklerini aldığını. Bu yazımızda bunun altındaki hikmeti size anlatacağız. Umarız bir sonraki seferde çocuğunuza bir isim koyarken daha dikkatli olur, daha bilinçli hareket edersiniz. Sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz...

"Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir." (Hucurat Süresi; 11).

Madde ve enerji

Kur'an-ı Kerim bizlere kötü lakaplar, alaycı kelimeler kullanmamayı emreder. Neden? Bunun bir felsefe boyuta var birde bedende gerçekleşen bir etkileşim boyutu. Bunun felsefe boyutunu herkes size anlatabilir. Biz bu yazımızda bedendeki etkileşim boyutunu yani bilinmeyen boyutunu ele alacağız. Değerli okurlarımız ağzınızdan bir kelime çıktığında, o kelime iki boyuttan oluşur. Bir boyutu ses tellerinizle ilgili diğeri ise niyetinizle. Ses tellerinizi beyniniz kontrol eder, niyetinizi ise kalbiniz. Ağzınızdan çıkan her kelime bu ikisi sayesinde ortaya çıkar. Birisi o kelimenin dalga boyutunu oluşturur diğeri ise enerjisini. Bunu bir bilgisayar ile bunun yazılımı gibide düşünebilirsiniz. Kelimeler ağızlarınızdan çıktığında onlar içi boş değil, onlarda bir yazılım yüklü. İnsanların benliğini oluşturanda o yazılım. Kelimeler bir dalgadan ve o dalgaya yüklenen bir yazılımdan ibaret. Ses dalgaları o kelimeyi işitmemizi, yazılım ise ondan feyiz almamızı sağlıyor. Kullandığımız kelimeler ses dalgasından ve onlara yüklediğimiz anlamdan oluşuyor. Ses dalgaları taşıyıcı görevini üstleniyor, kelimeye yüklediğimiz anlamda kişiliğimizi oluşturan yazılımı içeriyor. Kelimelere yüklediğimiz anlamlar yani niyetler bizleri daha güzel ya da daha kötü bir insana dönüştüren gücü ortaya çıkarıyor. Kullandığımız kelimelere güzel anlam (niyet) yüklersek o kelimeler temas ettiği canlılara güzel yazılım yüklüyor, kötü kelimeler kullanırsak kötü yazılım. Sonuç; kelimeler ile çevremizi ya daha güzel kılıyoruz ya da kötü. O yüzden Kur'an-ı Kerim kullandığımız kelimelere dikkat etmemizi emrediyor. Örneğin; "Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi (güzel) çıkar; kötü olandan ise faydasız bitkiden başka birşey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz" (Araf Süresi; 58). Güzel bir memleketin tanımı nedir? Güzel niyetlere sahip bir topluluğun yaşadığı yere güzel bir memleket denir. Güzel niyete sahip insanlar kullandıkları kelimelere güzel anlam yükler. Bu güzel anlam yüklü kelimelerde çevreye yayıldığında bitkiler dahil çevredeki canlıları pozitif etkiler. Bitkiler büyür ve faydalı hale gelir. Kötü bir memlekette ise kötü niyetler hakim olur. Kötü niyet yüklü kelimelerin hakim olduğu bir yerde de bitkilere negatif enerji yüklenir. Bitkiler faydasız olur. Karşınızda bir madde olur ama kalorisi, pozitif ortamda büyüyen bir bitki ile aynı olmaz. Not: maalesef ülkemizde lakap takmak yaygın hale gelmiş. Bundan lütfen uzak durun. Bir; İslam dini lakap takmayı, alaycı lakaplar kullanmayı yasaklıyor. Bu büyük bir günah bunu lütfen bilin. İki; kullandığınız lakap iyi bir anlam içermiyorsa, siz o kelimeyi kullandıkça kişiyi daha çok o vasfa dönüştürüyorsunuz. O ses dalgaları o kişiye ulaştığında, kelimeye yüklediğiniz anlam bir heykel traşçısı gibi o kişinin kalbine iniyor ve kalbini o anlam doğrultusunda traşlıyor. Ne yapmış oluyorsunuz? Kişiyi kullandığınız vasfa dönüştürüyorsunuz. Kullandığınız kelimeler güzel ve pozitif kelimeler ise ne güzel, ama eğer kötü ise o zaman vay halinize vay halimize. Kötülüğün uyanması ve filizlenmesinde sizinde katkısı olmuş oluyor. Yeryüzüne yayılan kötülüğe bir gramda siz katkıda bulunmuş oluyorsunuz.

Ağızdan çıkan kelimeye bir yazılım nasıl yüklenir?

Her kelime sizin için bir anlam ifade eder. Kelimenin sizde karşılığı ne ise o kelime dilinize dökülmeden önce kalbiniz o kelimeye o anlamı yükler. Ağzınızdan çıkan kelimeye bi' nevi bir yazılım yüklüyorsunuz. O kelimeyi birisi işittiğinde de ses dalgaları beyinine ulaşıyor, yazılımda kalbine. Sizler ağızdan çıkan kelimelerin tümüyle seslenme boyutundan ibaret olduğunu sanıyor, dahasını akıl etmiyorsunuz. Halbuki dahası var. Siz bir kelimeyi beyninizle işittiğinizde kalbinizde işitiyor. Beyninizle o kelimelerin sesini kalbinizlede yazılımını algılıyorsunuz. Beyin o sözleri işitmek ve cevap vermekle görevli, kalp ise o kelimelerin anlamını sizde açığa çıkarmakla görevli. O yazılımın sizde bir karşılığı varsa, o özelliği sizde daha belirgin hale getirmek yani beslemek ve büyütmekle görevli.

Ya o yazılımın bizde bir karşılığı yoksa?

Bir kişiyi bir vasıfla itham ettiğinizi düşünün, örneğin diktatör olmak veya cimrilik. O kişinin kalbinde bunun bir karşılığı varsa siz o kelimeyi kullandıkça ne yapmış oluyorsunuz; o kişide o özelliği artırıyorsunuz. O vasfın ama o kişide olmadığını düşünelim o zaman ne olur? Bir kelimeye yüklediğiniz anlam o kişinin kalbinde bir karşılık bulamıyorsa (anahtar-kilit), o zaman o kişinin kalbi o sözü göğe gönderir. O söz göğe vardığında, bu sefer o sözün gökte bir karşılığı varmı buna bakılır. Gökte bir karşılığı varmı dediğimiz şey, Allahın kelamı ve vasıfları o sözü destekliyormu. Örneğin; cimrilik veya diktatörlük Allahın vasıflarından birisimi veya kitaplarında bunları destekleyici sözler geçiyormu? Haşa, hayır. Ne cimrilik ne de diktatörlük Allahın düzeninde yer alıyor. Allahın düzeni adalet ve cömertlik üzerine kurulu. Göktede o kelimenin karşılığı olmayınca ne oluyor, o söz kişiye geri dönüyor. Özetlersek; bir kişiye ettiğiniz söz ilk önce o kişiye varıyor, o kişinin kalbinde o vasıflar o niyetler yoksa o zaman kişinin kalbi yanlış adrese posta diye bunu göğe gönderiyor, göktede bunun bir karşılığı olmayınca o kelime dönüp dolaşıp aynı kişiye geri dönüyor. O sözler kişiye geri döndüğünde, bu kez o kelimenin o kalpte bir karşılığı olup olmadığına bakılmıyor. Karşlığı varsa o noktaya akıyor, yoksa o kalpte kendisine yeni bir nokta buluyor ve kişinin kalbinde yeni bir vasıf zuhur ediyor. O yüzden kötü kelimeler kullanmayın. Öyle veya böyle kötülüğün yayılımına katkıda bulunuyorsunuz. Karşı tarafa tutarsa onu daha kötü bir insana dönüştürüyorsunuz, tutmazsa kendinize dönüyor kendinizi daha kötü bir insana dönüştürüyorsunuz. Örneğin; erdoğana diktatör diyenler. O kelimeyi ağzından düşürmeyenler hiç farkında değiller, kendileri diktatöre dönüştü. Zulmetmek, kendilerinden başka kimseye yaşam hakkı tanımamak vs. "
Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır. 15﴿ Bu iftirayı işittiğiniz vakit, "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım! Bu çok büyük bir iftiradır" deseydiniz ya! 16﴿ Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor" (Nur Süresi). Şimdi, neden İslam dinin kötü lakaplar kötü kelimeler kullanmayı yasakladığını daha iyi anladınızmı? Bu ayrıntıyı bilen bu detaya inen başka bir din varmı? Şükür Rabbime yok. Düzeni kuran bizim Rabbimiz olduğu için, bize içten bilgiler aktarıyor. Ne kadar büyük bir lütuf içinde olduğumuzu lütfen bilin ve bol bol şükredin. Not: kalbimiz gökle bağlantıyı kuran noktadır. İlhamların indiği nokta. İnsan bedeninde gök ile iletişim kurabilecek tek nokta kalp. İşittiğiniz kelimelerin anlamını göğe gönderme görevi, o yüzden kalbe verilmiş. Bu arada, kişi orada olmasada o kişi hakkında sarfettiğiniz kelimeler o kişiye ulaşıyor. Ha arkasından konuşmuşsunuz ha önünde, Allah nezdinde hiç farketmiyor. Önünde konuştuğunuzda kulağı ve kalbi, arkasından konuştuğunuzda kalbi işitiyor. Öyle veya böyle o kişi işitiyor, niyetiniz sözünüz o kişiye ulaşıyor. Ulaştığında da ya o kişiyi daha kötü bir insana dönüştürüyorsunuz ya da kendinizi. Konuşacaksanız güzel şeyler konuşun. Eğer kişi için kullanacak iyi bir kelime bulamıyorsanız Allah islah etsin, Allah merhamet etsin deyip geçin.

Bir vaka çalışması yapalım;

Varsayalımki bir kızınız oldu ve kızınızın ismini fatma koydunuz. Yaşadığınız toplulukta bu isim neyi çağrıştırıyorsa, kızınız bu isimle çağrıldıkça o vasıf kızınızın kalbine işlenecek.
Fatma ismide bizim toplumda neyi çağrıştırıyor? Gelenek, örf ve adet, ninelerimizi çağrıştırıyor. İlkokulda, ortaokul ve lisede kızınız bu isimle hitap edildikçe, kızınıza geleneklerimiz yükleniyor bunu biliniz. Kızınız büyüdüğünde atalara hürmet ve geleneklere bağlılık konusunda çok ılımlı düşüncelere sahip olacak. Yani siz kızınıza bu ismi koyduğunuzda kızınızda örf ve adetleri canlandırmış oluyorsunuz. Örneğin; fatma, ayşe, hatice ve gülsüm gibi isimlere sahip kız çocukları daha geleneksel olur.

İkinci bir vaka çalışması yapalım;

Varsaylımki bir erkek çocuğunuz oldu ve buna peygamberimizin dedesinin ismini (
abdülmüttalib) koydunuz veya herhangi bir sahabenin ismini. O mübarek zatların çok güzel şeyler yaptığına inandınız ve onlara hürmet adına veya çocuğunuzunda onlar gibi olması niyetine çocuğunuza o isimlerden birini koydunuz. O çocuk o ismin o güzel özelliklerini kaparmı? Buraya kadar yazdıklarımızdan bir çocuğun kendisine konulan ismin özelliğini kapması o çocuğa bağlı olmadığı, içinde yaşadığı toplumda o ismin neyi çağrıştırdığına bağlı olduğunu anlamış olmasınız. Bir isim koyduğunuzda sizin neye inandığınız değil, yaşadığınız toplumun neye inandığı önemli. O yüzden atalarımız çocuğu bir aile değil, bir köy büyütür demiş. En çok kim o çocuğu o isimle çağırıyorsa en çok o, o çocuğun benliğin oluşumunda katkıda bulunur. Anne ve baba olarak siz nadiren isim kullanıyorsunuz, siz oğlum veya kızım diyorsunuz. Köyünüz veya kasabınızdaki insanlar ama çocuğunuzu ismiyle hitap ediyor. O isimde onlarda neyi çağrıştırıyorsa bilinki çocuğunuzun belleğine o vasıflar yükleniyor. Örneğin; abdülmüttalib ismi türkiyede neyi çağrıştırıyor? Peygamberimizin dedesini değil, bu kesin. İlk veya ortaokul veya lise veya üniversitede hangi çocuk peygamberimizin dedesini tanıyor? Kimse tanımıyor! Çocuğunuzun ömrünün büyük bölümünü geçireceği ortamda kimse o ismin altında yatan hikayeyi bilmiyor. Herkes çocuğunuzu o isimle çağıracak ama kimse o ismin altında yatan kahramanı bilmiyor. Bilmeyince o insanlar ne yapacak? İsmin arkasındaki hikayeyi bilmeyince kelime üzerinden gidecekler. İsim sıradan bir kelimeye dönüşecek ve o kelime kendilerinde neyi çağrıştırıyorsa o isime o anlamı yükleyecekler. Abdülmüttalib kelimeside bizde neyi çağrıştırıyor? Bir arabı. Bir arapta günümüzde neyi çağrıştırıyor? Yobaz, tembel, dünya zevklerine düşkün vs vasıfları. Ne oldu şimdi, siz iyi niyet içinde çocuğunuza abdülmüttalib ismini koyuyorsunuz, yaşadığınız toplumda ama kimse abdülmüttalibin hikayesini bilmediği için, abdülmüttalib ismi sadece arabı çağrıştıran bir kelimeden ibaret oluyor. Çocuğunuzun abdülmüttalibin o güzel vasıflarını alacağı ümidiyle o isimi koyuyorsunuz, ne alıyorsunuz; günümüzdeki bir arabın vasıflarını. Olayı anladınız, değilmi? Çocuğunuza koyacağınız ismin anlamını içinde yaşadığınız topluluk bilmiyorsa, o ismi çocuğunuza koymayın! Her biriniz lügatı açıyor ve çocuklarınıza toplumun bilmediği isimleri koyuyorsunuz, sonrada ama lügatta bunun anlamı çok güzel diyorsunuz. Tamam, çok güzelde, o anlamı sizin dışında kimse bilmiyor. O ismin anlamınıda sizden başka kimse bilmiyorsa, çocuğunuzun o güzel vasfı alması mümkün değil. Siz çocuğunuza bir sahabenin ismini koyarak güzel bir şey yaptığınızı düşünerken çocuğunuza en büyük kötülüğü yapıyorsunuz, bizden söylemesi. Niyetimiz güzel, Allah korumazmı?

Kavimler

Korumaz, çünkü Allahu Teala insanları kavimler içinde yaratmış ve her birimizin kendi kavimini ayakta tutmasını istiyor. Bizler ilk önce kendi kavmimizden sorumluyuz. Bizler eğer bizi yediren ve içeren vatan toprağına bizi koruyan ve büyüten atalarımıza sırtımızı döner, sahabelere veya başkalarına özenmeye başlarsak bu bizim için hiçte hayrla sonuçlanmaz. Vefasızlığa Rabbim rıza göstermez. Siz kendi kavminize sırt çevirir ve başka bir millete özenti duyarsanız, Allahın bundan hoşnut olmasını beklemeyin. Eğer çocuğunuza bu topraklara yabancı bir isim koyarsanız, bilinizki çocuğunuz içinde doğup büyüdüğü kavime yabancı hissedecek. Sonuç; benliğini kaybeden nesiller, yok olup giden kavimler. Bu tür sonuçlara sebep olacak eylemlere Allahu Teala hiç rıza gösterirmi? Göstermez. Bilhassa batı gibi kötü medeniyetlere hayranlık duyuyor, batı kaynaklı isimler koyuyorsanız bunun bedeli size ağır olur. Bilhassa kendi kaviminiz hadisler ile övünülüyorken, bin yıl İslama önderlik yapmışken siz bu kavime sırtınızı dönüyor, başka kavimlere hayranlık besliyorsanız bu sizin için hiçte hayrla sonuçlanmaz. Ahiret hayatında da bedeli size ağır olur. O yüzden, türkseniz türk geleneklerinizi örf ve adetlerinizi muhafaza etmenin yollarını arayın. Kürtseniz kürt, arapsanız arap. Allahu Teala bizleri kavimlere ayırmış. Bunun altında çok güzel nedenler var. Bunlardan biriside İslamla ilgili. Kavimlerden birisi
eğer çökerse o zaman Allah, İslamın bayrağını bir sonraki yüz yıllara taşıma görevini diğer kavimlere veriyor. Kavimler şekilde yaratılmamızın bir sebebi bu. Dünya'ya renk kazandırmak bir sebepse bir diğer sebepte bir bütün olarak yobazlaşmamıza engel olmak için. Kavimler halinde yaratılmış olmamız kendi içimizde kendi değerlerimizi muhafaza etmemizi sağlıyor. Bir kavim bozulursa bu diğer kavimleri etkilemiyor. Örneğin; tüm çocuklarınıza arap veya avrupalı isimler koyuyorsunuz ve aile olarak arap veya avrupa kültürünü yaşıyorsunuz. O arap veya avrupa kültürü çökerse ne yapacaksınız? Kendi kültürünüze sırtınızı çevirdiğiniz ve kendi kültürünüze sahip çıkmadığınız için kendi kültürünüzde çökmüş olacak. Açıkta kalacaksınız. O yüzden her birimiz türk, kürt, malezyalı, pakistanlı vs ilk önce kendi kavmimize sahip çıkmalıyız, ilk önce kendi arka bahçemizi temiz tutmalıyız. Biri çökerse, Allahu Tealanın İslamın o şerefli bayrağını aramızdan bir başkasına vereceği varsayımı ile kendimizi ve kavmimizi hazır ve güçlü tutmalıyız. Türkler çökerse, kürtler hazır kıta beklemesi gerek. Türk ve kürt çökerse, malezyalı ve endonezyalı kardeşlerimiz hazır kıta beklemesi gerek. Onlarda çökerse araplar o zamana kadar ayağa kalkmış olmalı ve bayrağı ayakta tutmalı. Bu bir döngü bir bayrak yarışı. İslam bayrağı asla yere düşmemeli. Bir kavim bir yere kadar, oradanda bir başka kavim o şerefli bayrağı devralmalı. Bu yarışta da bizler başka kavimlerden değil kendi kavimlerimizden sorumlu tutulacağız. Allah nezdinde bizler ilk önce kendi arka bahçemizden sorumluyuz. Mahşeri sorguda neden arap kültürüne sahip çıkmadın denilmeyecek, neden içinde yaşadığın kültüre sahip çıkmadın denilecek. O yüzden bırakın yabancı hayranlığını kendi kültürünüzü ayakta tutmanın yollarını arayın. Not: Allahu Teala kendisi dışında, sadece birine muhabbet beslememize izin verir. Kalpler, Allah dışında sadece birinin aşkını kaldırır o da peygamberimiz sav. Diğer muhabbetler ve aşklar kalbi saptırır. Sahabeler, şıhlar, eşiniz her türlü beşeri aşk kalbi saptırır. Kalbi saptırmayan tek beşeri aşk peygamberimize beslenen aşktır. Hangi kavimden olursanız olun, çocuğunuza peygamberimizin ismini koymanızda bir sakınca yok. Rabbim o çocuğu korur ve o kavmin değerleri üzerinden büyümesini sağlar. O çocuk yerli ve milli olur. Bu ama sadece ve sadece peygamberimiz için geçerli bunuda biliniz. Allahu Teala onu bol zikrettiği ve bizlerinde onu zikretmesini istediği için, o bir istisna. "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi överler: Ey inananlar! Siz de onu övün, ona salat ve selam getirin" (Ahzap Süresi; 56).

Bir vaka çalışması daha;

günümüzde maalesef, bir çok aile isim konusunda batı kültürünü andıran isimleri tercih ediyor. Konuyu anladınız. Batılı isimler koyduğunuzda, buradan doğacak sıkıntıları sizde tahmin edebilirsiniz. Günümüzde batı medeniyeti bizde neyi çağrıştırıyor? Ülkemizi yıkmak isteyen ittifakı çağrıştırıyor. Çocuğunuza batılı bir isim koyduğunuzda bilinki çocuğunuz gezi gibi olaylara karışacak. Ne kadar batı kaynaklı proje varsa, ülkemizi yıkma projesi varsa bunu destekleyecek. Yerli ve milli olmayacak. İki; batının bir yaşantı tarzı var, siz eğer çocuğunuza batılı bir isim koyarsanız bilinki çocuğunuz o yaşam tarzını benimseyecek. Çocuğunuza batılı bir isim koyduğunuzda yaşadığınız ortamda insanlar, batı hakkında ne düşünüyorsa çocuğunuza o değerler yüklenecek. Örneğin; çocuğunuza modernliği çağrıştıran bir isimmi koydunuz, bilinki çocuğunuz büyüdüğünde yeni çağ (new age) akımlarına hayranlık duyacak. Ne isim koyarsanız koyun o isim çocuğunuzun geleceğini biçimlendirecek. O yüzden İslam dini ataların çocukları üzerindeki haktan bahsederken, çocukların ebeveynler üzerindeki haklarından da bahseder. Hayrlı bir isim, helal rızık ve hayrlı bir insanla evlendirmek, bunlar çocukların ataları üzerindeki hakları. Hayırlı bir isim böylesine bir hak. Not: mutlaka istisnalar vardır ancak, istisnalar kaideleri bozmaz. Kaide; taşıdığınız isim o toplulukta neyi ifade ediyorsa o isimle hitap edildikçe o vasıflar size işlenir!

Atalarımızın isimlerini koyalım

Bizler ilk önce kendi atalarımızı kendi kavmimizi sevmek ve saymakla, korumak ve ayakta tutmakla mükellefiz. Yüzyıllar içinde kültürümüzün bir parçası haline gelmiş isimler dışında yabancı isimleri koymayın. Buradan kendi çapımızda bir kampanya başlatalım, örf ve adetlerimizi yaşatma kampanyası. Çocuklarınıza lütfen atalarınızın isimlerini koyun; fatma, ayşe, hatice, gülsüm, mehmet ahmet ibrahim fatih gibi isimleri. Koyduğunuz isimler hem geleneklerimizle hem islamla özleşmiş ise dahada güzel. Not: yaşadığınız toplulukta eğer o atanızın güzel bir hatırası yoksa o zaman çocuğunuza onun ismini koymayın. O çocuğu o isimle çağıran herkeste geçmişin kötü anıları canlanır, istemeden o çocuğa o vasıflar bulaşır.