nühüm                                                                                                                     
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...

       
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     
 

değerli okurlarımız, aklımıza bir fikir düştüğünde bunu anında bir taslak halinde sayfamıza ekliyoruz. Bir sonraki günlerde de birşeyleri ekleye ekleye çıkara çıkara, yazı içimize sininceye kadar üzerinde çalışıyoruz. Tüm bu çalışmalar sizlerin gözü önünde gerçekleşiyor. Kaba taslaktan son haline kadar, yazının tüm aşamasında sadece siz ve ben varım. Yazıyı ilk okuduktan sonra, son halini görmek için lütfen bir hafta on gün boyunca yazıyı takip ediniz. Sizlere hayırlı, huzurlu ve aydınlatıcı okumalar dileriz...

Kısa Bilgiler

- yeni aldığınız birşey kazaya uğradıysa, onu tamir ettirmeden değerinin yüzde 40'ını hesaplayın ve bir hayır kurumuna bağışlayın. Yeni aldığınız bir eşya eğer kazaya uğrarsa bilinki üzerinde bir hak bir nazar var. O hakkı o nazarı üzerinden kaldırmadığınız müddette aksilikler o eşyayı bulacak. Siz tamir ettireceksiniz, ya o tamir esnasında ya da o tamirden sonrası başka bir yerden kazaya uğrayacak. En güzeli, tamir ettirmeden o hak veya nazarın üzerinden kalkması niyetine bir bağış yapın. O malın yüzde 40 değerini hesaplayın ve sonrası bir yere bağışlayın. Bu Allahın izniyle o malın üzerindeki negatif enerjiyi kaldırır, afiyet içinde kullanmanıza izin verir. Halen kazaya uğruyorsa, o zaman kazancınızı gözden geçirin. Not: Allahu Teala yeryüzünde iki insana dokunmaz, temiz olana ve çok kirli olana. Malına çok haram karıştırmasına rağmen, eğer Allahu Teala birine dokunmuyorsa bilinki onun hesabını öbür hayata bıraktı.

-
bazı art niyetli insanlar kuran-ı kerimi çürütme niyetine derki; bu Kitapta herşeyin açıklandığı iddia edilir, hani 5 vakit namaz hani şu hani bu derler. Buna sizin için bir izah getirelim, bakınız; Allahu Teala, biz bu Kitapta "herşeyi açıkladık" demez, biz bu Kitapta "hiçbir şeyi eksik" bırakmadık der! "Herşeyi açıkladık" kelimeleri ile "hiçbirşeyi eksik" bırakmadık kelimeleri ne kadar çok aynı şeyi ifade ediyor gibi görünsede, aynı şeyi ifade etmez. Herşeyi açıkladık derseniz beş vakit namaz dahil herşeyi açıkladığınızı ifade etmiş olursunuz. Hiçbir şeyi eksik bırakmadık derseniz ama, bilmeniz kadarını size aktardık demeye getirirsiniz. Yani birisi herşey anlamına, diğeri ise bilmeniz kadarını size bildirdik anlamına gelir.

- Allahtan birşeymi istiyorsunuz, o zaman sabırlı olun. Allahtan istediğiniz bir nimet sadece sizin değil, tüm ailenizin hatta daha büyük bir çevrenizin hayatını pozitif anlamda değiştirebilir. İnsanlar ama birşeyleri çekmeleri gerek. Siz Allahtan birşeymi istiyorsunuz, bu isteğiniz ailenizi ve çevrenizi etkileyip etkilemeyeceğine bakın. Eğer etkileyecekse, o zaman o nimete kavuşmakta bekletileceksiniz bunu biliniz. Onlar yaşaması gerekeni yaşamadıkça o nimet size inmez. İlk önce onların o imtihan süresini tamamlamaları beklenir sonrası o nimet size iner. O yüzden dualarınızda dikkatli olun. Allahtan istediğiniz birşey ne kadar çok insanın hayatını etkileyecekse o kadar bekletileceksiniz. Siz kendiniz o duanın gereğini yapsanızda, şartlarını yerine getirsenizde bekletileceksiniz. O yüzden dualarınızda mütevazi olun. Büyük dualar büyük sabırlarlar gerektirir.
İstekleriniz ne kadar büyük olursa ne kadar insanın hayatını etkileyecekse o kadar bekletileceksiniz, bunu biliniz.




Karınca Misali Sizde Tarafınızı Belli Edin

ak partinin ezikleri ve sevilme takıntısı




not: bu yazımız ortak yayın yapılmadan bir hafta öncesi kaleme alındı. bu yazıya bu notu, ortak yayın yapıldıktan bir hafta sonra düşüyoruz. ortak yayın yapılalı neredeyse bir hafta geçti, türkiyede bir haftadır neyi konuşuyor; ortak yayın öncesi küçükkaya ve imamoğlunun gizli görüşmesi. arkadaşlar bunu öngörmek için bir dahi olmak gerekmiyordu. Şeytan şeytanlığını yapacak. Bunun önüne geçemezsiniz. Öyle gözükiyorki bizim ak partili eziklerde bu gidişle kazık yemeye devam edecekler...


Ak partinin ezikleri bizleri şaşırtmaya devam ediyor...

Duymuşsunuzdur,

ekrem imamoğlu ile gerçekleşecek ortak yayını. Adam her gittiği yerde kendisini kaybediyor. Halkla ilişkler ve imaj açısından tam bir felaket. Adam bir piskopat ve gerçektende şeytani anlamda çok kötü birisi. Bu adamın gerçek yüzünü görmeniz içinde Allah, şeytanlarını ikide bir açığa çıkartıyor. Adam sürekli kendisini kaybediyor sürekli yalan söylüyor iftira atıyor tehditler yağdırıyor ve olay yaratıyor. Sadece bu görünen öfke patlamalarından aslında, bu adamın iyi biri olmadığını anlamanız gerek. Bu adamın arkasındaki üst akılda son hadiseleri nasıl toparlarız, seçim anketlerinde düşüşe geçtik denizde boğuluyoruz nasıl bunun imajını toparlarız derken, birileri bunlara can simidini attı. İmamoğlunun yardımına kim koştu dersiniz, tahmin edin bakalım? Aynen, ak parti. İmamoğlunun cephesi ne yaparız ne ederiz, o şirin çocuk imajını nasıl geri getirebilir nasıl milyonlara ulaşabiliriz, son dönemlerde oluşan o kötü imajı nasıl düzeltiriz derken ak parti çıktı. Binali bey ile bir ortak yayın ayarlarız, bu sayede onun imajını düzeltir tabanınızı tekrar bir seçim havasına sokmuş olursunuz demeye getirdiler. İmamoğlunun tabanı çoktan tatil havasına girmiş, imamoğlunun öfke patlamalarındanda bıkmıştı. Yüz yılın ortak yayınını yaparak ama ak parti kendi eliyle chp tabanını tekrar seçim havasına sokmuş oldu. En kötüsü kendi içlerinde kavga etmeye başlamışlardı. Onlardan uzak durup onları kendi haline bırakmış olsaydılar kendi kendilerini yiyip bitireceklerdi. İnanılmaz birşey yaptılar, batan imamoğlu cephesine can simidi attılar. Bu sıradan bir hata ötesi art niyet içeren bir hamleydi. Bunu 31 mart seçimlerinde de yaptılar. Ak parti istanbul il teşkilatı, tecrübeli ne kadar sandık görevlisi varsa bunları tasfiye etti yerlerine 18 yaşla başlayan tecrübesizleri sandıklara atadı. Atanan gençlerin bir çoğununda kendilerinin ak parti tarafından atandığını, ilçe seçim kurulandan mektup geldiğinde haberi oldu. Hani soruyorsunuz ya, sandıktaki oyları nasıl çaldırdılar diye. İşte buna zemin hazırlayan bir aktörde ak parti istanbul teşkilatın kendisi. İnanılmaz işler dönüyor. Ak parti istanbul teşkilatı resmen biz kazanmak istemiyoruz halen anlamadınızmı diyor ve inanın kaybetmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Sanki chp ile birlikte hareket ediyorlar. Bir yandan valiye it diyen, insanları tokatlayan makam gaspı yapan biri var diğer tarafta bununla ortak yayın yapmak isteyen ak parti. Haklı olarak hem imamoğluna fetöcü diyorlar, pontus diyorlar, pkk ya peşkeç çekecek istanbulu diyorlar sonrada onu kendilerine muhatap alıp ortak yayın yapalım diyorlar. Kısacası sözlerin bittiği noktadayız. Ak partinin bu dengesiz tavrı binali beyinde dengesini bozmuş görünüyor. İlk önce sus dediler. Hırsızlar meydanı boş görüp mağdur edebiyatı çekmeye ve sempati kazanmaya başlayıncada bu böyle olmaz dediler ve binali beyi sahaya sürdüler. Bu seferde binali bey kayışı koparmış görünüyor. Bir gün kürdistan diyor bir gün uğur dündar diyor bir gün fox tvye çıkıyor. Birde bol keseden vaat arkasına vaat sıralıyor. Eminim bu istanbul seçimlerine girdiğine bin pişman omuştur. Kaybederse istanbulu kaybeden aday olarak tarihe geçecek. Üzerinde inanılmaz bir baskı var. Bizim tavsiyemiz; sakin ol. Paniğe hiç gerek yok. Nasibinde varsa alırsın, yoksa dünyayı bir araya getirsen alamazsın. Üzerine düşeni yap gerisini Allaha bırak. Şartları zorlamaya, fox tv sözcü ve chp tabanına şirin görünmeye gerek yok. Herkesin bir planı varsa Allahında bir planı var. Herkes oynar çalar, sonunda da hep Allahın dediği olur.

Duymuşsunuzdur,

sorular kimseye verilmeyecekmiş. Hani hocam ortak yayında sorular sorup onu köşeye sıkıştırır gerçek yüzünü türkiye gösteririz diyorsanız, öyle birşey olmayacak. Moderatörlüğü yapan kişi soruları hazırlayacak ve kimseyle paylaşmayacakmış. Tabi inanırsanız. Güya il ve ilçe seçim kurumlarıda sandık başkan ve üyelerinin listesini kimseyle paylaşmayacaktı. Paylaştılarmı; paylaştılar. Chp'lilerin elinden çıktı. Anlayacağınız bu ortak yayında birisi gafil avlanacak. Bir yerde cingözler diğer tarafta avanaklar. Gafil avlanan kim olacak bunu tahmin etmek hiçte zor değil. Cingözler oyuna çoktan başladı bile. İmamoğlu binali beyi neyle suçladı, soruları önceden öğrenmeye çalışmakla suçladı. Ak parti ve binali bey bunu anında yalanladı. İddia ama bir sefer ortaya atıldı. Buna biz ne deriz biliyormusunuz, saptırma operasyonu deriz. İşlemek istediğiniz suçu ilk önce başka birine atarsınız, tüm gözler o kişi üzerindeykende siz o suçu işlersiniz. Konuyu ilk siz dile getirdiğiniz içinde kimse sizden şüphelenmez. Örneğin; ak parti oyları çalacak dersiniz, tüm gözler ak parti üzerindeyken oy hırsızlığını siz yaparsınız. Bunlar chp' nin çok rutin standart taktikleri. Chp tabanını şizofrenik vakaya dönüştürende bu taktikler. Demek yutanlar halen varki bu tür taktiklerden bir türlü vazgeçmiyorlar. Değerli okurlarımız, ortak yayında sorulacak sorular imamoğlunda olacak, binali beyde değil bunu biliniz. Milyonların izleyeceği bir yayında da bu büyük bir avantaj olacak. Birisi 5 dakika içinde o soruyu cevaplamak zorunda olacak, diğeri ise bir kaç gün ve bir kaç danışman eşliğinde o soru üzerinde çalışma şansı bulacak. Ak parti nasıl bunu öngöremiyor nasıl kendisini böyle bir tuzağa itiyor, gerçekten anlamış değiliz. Bu partide akıl olmadığı ama çok aşikar. Son 15 yıldır yedikleri kazıklarda buna şahit. 0.3 lerin seçimin kazanını belirleyeceği bir ortamda insan nasıl kendisini böylesine tuzaklara sürükler, imamoğlu batarken ona nasıl bu can simiti atılır gerçekten inanılır gibi değil. Açık ve net söylüyoruz, imamoğlu cephesi soruları önden bilecek ve takır takır cevap verecek, binali beyde bilmediği için dağınık cevaplar verecek. Seçim tarihimizde ilk defa gerçekleşecek olan, milyonların izleyeceği bir yayında da imamoğlunu parlatacaklar. Teşekkürler ak parti. Hocam, moderatör soruları kimseye vermez herhalde diyorsanız; günaydın. Karşınızda ak parti var. Ak parti dediğinizde de aklınıza ilk "kandırıldık ve kazık yedik" gelmesi gerek.

kandırılan ve kazık yiyenler partisi ak parti

Çok üzgünüz arkadaşlar, bizde böyle olsun istemezdik ama, artık teşhisi koyma ve gerçekler ile yüzleşme vakti geldi. Ak parti eziklerden oluşan bir parti. Bunun yegani sebebide başlarındaki lider erdoğan. Erdoğanın üzerinde bir eziklik karması var, o eziklik karmasıda ne kadar loser varsa onu kendisine çekiyor ve o kişileri bir yere atamasına sebep oluyor. O ezik yöneticilerde sürekli kazık yememize ve kandırılmamıza sebep oluyor.
Hocam ak partiye oy vermekten vazmı geçelim? Hayır. Karşımızda gerçekten çok büyük bir şer ittifakı var. İstanbulda yaşıyorsanız oyunuzu ak partiye basacaksınız. Sandığa gitmemezlik yaparsanız Allahu Teala hiçbir mazeretinizi kabul etmeyecektir. Ak parti ne kadar beceriksiz olursa olsun siz ak partiye oy vermiyorsunuz, siz bu topraklara yapılan saldırıların karşısında duruyorsunuz. Bu ikisi birbirinden çok farklı. Siz ak partiye oy vermiyorsunuz, siz istanbulu işgal etmek isteyenlere dur diyorsunuz. Sizi yönetenler becerikli beceriksiz, bu onlar ile Allahın arasında bir hesap. Allahın huzurunda sizin hesabınız düşmanın karşısında durup durmadığınızla ilgili olacak. Eğer başınızdaki liderlerin ihanetinden şüphe duyuyorsanız, o ayrı. İhanet konusunda varmı bir endişeniz? Yok. En katı ulusalcılar bile bu konuda erdoğana hakkını veriyor. Savaştayız arkadaşlar, tomates patlıcan fiyatına değil liderinizin bu savaşta size ihanet edip etmediğine bakın. İhanetten endişeniz yoksa, o liderin arkasında durun. Örneğin; kurtuluş savaş. Yüz yıl öncesi, enflasyon var kıtlık var batarsa batsın bu ülke dedinizmi; hayır. Yokluk içinde savaştınız. Gazi mustafanın komutası altında savaştığınızda onun içki içip içmediğine baktınızmı; hayır. İnönü bir masonmu değilmi onu sorguladınızmı; hayır. Ne yaptınız? Toprağınızı kim işgal ettiyse ona odaklandınız. Liderlerinizin hal ve hareketlerini seversiniz sevmezsiniz, o ayrı. Demek siz bu kadarına laiksiniz. İsa as'a zina eden bir kadın getirilir, İsa as'da o yahudi topluluğuna güzel bir cevap verir. Bu örnek misali hanginiz memurluğun hakkını veriyorki, erdoğanı eleştirme hakkını kendisinde görüyor? Siz ne malsınızki başınızdaki mala laf çakıyorsunuz. Liderler toplulukların ahlakına göre indirilir. İlk önce kendinizi düzeltin, siz düzeldikçe merak etmeyin liderinizde güzelleşir. Şuanda ama elimizdeki mal bu. Bununla idare edeceğiz. Neden ak parti altında birleşeceğiz çünkü şuan en güçlü kalemiz ak parti. Eski türk beyliklerinde de bu böyleydi, rumlar saldırdığında o dönem en büyük beylik kimse tüm beylikler o beyliğin altında bir araya gelir ve savaşı verirdi. Bugün ak parti altında birleşeceğiz. Yarın mhp en büyük parti olur, o zamanda hep birlikte orada saf alırız. O zamana kadar birlik ve beraberliğimize halal getirmeyeceğiz. Ülke saldırı altındayken ve düşmanlarımız ittifaklar kurarken kendimizi küçük guruplara ayırmak anlamsız. Parçala, böl ve sonra fethet. Akıbetiniz bu olsun istemiyorsanız o zaman birliğinizi muhafaza edecek, en güçlü kalenin altında buluşacaksınız. Örneğin; endülüs devleti. Endülüs devletin yani arapların ispanyadan nasıl yok olup gittiğini iyi araştırın. Birliğinizi bozarsanız sizde anadolu topraklarından yok olup gidersiniz. Yeni partiler barış dönemlerinde açığa çıkar, savaş döneminde değil. Savaş döneminde yeni partiler kurulmaz. Türk islam geleneği bunu emreder. Hocam ama erdoğanda 28 şubat süresinde refahtan ayrıldı, tam savaşın ortasında kaleyi terketti ve bizi böldü, buna ne dersiniz? Bakın arkadaşlar, o dönem kalemiz refahtı ve liderimiz erbakan. Düşman saldırıya geçtiğinde de, sincanda tankların yürüyüşü, erbakan ortalıktan sıvıştı. Teslim oluyoruz bayrağını açtı ve kaleyi düşmana teslim etti. O dönem erdoğan gibilerin ayrılması savaştan ötürü değil, savaşılmadığı düşmana karşı dik durulamadığı içindi. Bir gurup savaşılması gerektiğine inandı bir gurupta boyun eğelim dedi. Boyun eğelim diyenler erbakana tabi olmaya devam etti. Onlarında akıbetini günümüzde görüyorusunuz. Nasıl hdp ve chp ile yan yana geldiklerini görüyorsunuz. Bir gurupta haklı olarak savaşılması gerektiğini düşündü, onlarında akıbetini görüyorsunuz. Allah yürü kulum dedi ve 17 yıldır iyi kötü iktidardalar. Düşmana karşı dik durursanız Allah sizi ödüllendirir, dik durmazsanız Allah ve bu millet cezayı size keser. O dönem erbakana kestiği gibi. 28 şubat sonrası halen erbakana tabi olanlar onu kutsayanlar, Allahın çoktan terk ettiği ve cezayı kestiği birine tabi olmaktalar bunu bilsinler. Allahın terk ettiği bir yerde bir daha iflah olmaz, oradan hayır gelmez. Gümüzün saadeti misali. Örneğin; davutoğlu ve abdullah gül bir parti kurma derdindeler. Eğer ak parti düşmanlarımıza karşı dik durmasa, boyun eğse ve abdullah gül ve davutoğlu bu boyun eğmeye itirazdan ötürü bu partiyi kurmak istemiş olsalardı, inanın Allah ve bu millet onların arkasında olurdu. Erbakan döneminde erdoğanın arkasında durdukları gibi. Davutoğlu ve gül ama savaşan ve dik duran bir partiye sırtlarını döndüler. Tam savaşın ortasında gemiyi terk ettiler, üstüne kaleyi içten parçalamak için girişimde bulunuyorlar. Allah ve bu millet nezdinde de bu affedilebilir birşey değil. Bu dünyada hain olarak damgalanacaklar öbür dünyada da bunun bedeli onlara çok ağır olacak. Bizim size nacizane tavsiyemiz partilere ve isimlere odaklanmayın, ülkemizde pontus ruhunu tekrar canlandırmak isteyen istanbulu tekrar konstantinopol yapmak isteyenler var, onlara odaklanın onlara karşı kim savaşıyorsa o kalenin altında birleşin bu sizin için daha sağlıklı olur. Bizler gibi eleştirileriniz varsa eleştirilerinizi esirgemeyin. Bizler gibi daha iyisini hak ettiğinizi düşünüyorsanız dua edin ve ilk kendinizi düzeltin. Daha iyi daha hayrlı bir lider ininceye kadarda cepheye sırtınızı dönmeyin, düşmana karşı saflarınızı sık tutun!! Ak parti ziyadesiyle bu yazıyı hak ettiği için ama, biz bıraktığımız yerden devam edelim..

duymuşsunuzdur,

bu ortak yayını karşı mahalleden bir sunucu yönetecek. Hani seçim gecelerinde fox tv'de yayın yapan, ak parti kazandığında yüzü asılan biri var ya (ismail küçükkaya), ortak yayını işte o yönetecek, sorularıda o hazırlayacak. Bu teklifide kim yaptı dersiniz? Evet, ak parti. Şimdi kendinize sorun, soruların imamoğlunun eline düşmeme ihtimali ne? Sıfır! Bunuda ismail küçükkaya üzerine alınmasın, bulunduğu camianın realitesi bu. Kendi patronu murdoch'unda içinde bulunduğu camiadan öyle bir baskı olacakki, vermek dışında başka bir seçeneği olmayacak. Hatta ve hatta soruları onlar hazırlayacak. Karşı mahallede demokrasi yok arkadaşlar. Karşı mahallede yüzde yüz kontrol ve baskı var. Onların mahallesinde yaşıyorsanız onların görüşleri doğrultusunda hareket edeceksiniz yoksa linç edilir, o camiada yaşatılmazsınız. Kendilerine yakın araştırma şirketleri bile bundan isyan etti. Neden anketleriniz yanlış çıkıyor diye sorulduğunda, biz seçim anketlerinde bizim mahalle'yi yüksek göstermek zorundayız, eğer göstermezsek linç ediliyoruz diyorlar. Masum insanlara diktatör ve faşist derseniz olacağı bu. O laflar döner sizi kendi mahallenizde vurur. Siz ve içinde yaşadığınız mahalle faşistlere dönüşür. Kısacası ismail küçükkayanın soruları verme dışında bir seçeneği yok. Hocam, bizim gizli saklı birşeyimiz yok, her soruyu cevaplarız diyorsanız sizin yok belki ama bu yarış tek kişilik bir yarış değilki. Karşı tarafı niye parlatıyorsun kardeşim? Karşı taraf reyting bulamıyor, mitinglerine milyonları çekemiyor, kendi içlerinde kavgalılar. Kendi içlerindeki bu huzursuzlukta adaya vuruyor ve sürekli öfke patlamaları yaşıyor. Dibe vurmuş bir aday var karşınızda. Niye kendiniz üzerinden onun milyonlara ulaşmasına kendisini parlatmasına tabanını konsolide etmesine müsade ediyorsunuz? Her anlamıyla kelimelerin bittiği noktadayız. Ak partinin her adımı bir felaket bir garabet. Bu zamana kadar ayakta kalmalarının tek nedenide erdoğanın bu millete ihanet etmeyişi. Yani Allahu Teala ve bu milletin kırmızı çizgisini henüz çiğnemiş değil. Taban her türlü pisliği yapıyor olabilir, baştaki adam ama kişiliği hoşunuza gider gitmez millete ve devlete yamukluk yapmıyor. Yokmu erdoğanın defoları; olmazmı. En büyük defosuda kazık yemelerimizin kaynağı. Negatif negatifi çeker misali, erdoğanda öyle bir özellik varki o özellik kazıkları üzerimize çekiyor. Şimdi birlikte birde liderimizin karakter analizini yapalım. Yapalımki onca kazığın kandırılmış olmanın gerçek kaynağı neymiş onu bilelim.

Sevilme takıntısı;

erdoğanda şöyle bir takıntı var, erdoğanda bir sevilme takıntısı var. Herkes tarafından sevilmek istiyor. Bush'mu başkan bushla dost olması gerek, obama'mı geldi obama ile kanki olması gerek, trump'mı geldi trumpla arkadaş olması gerek macronmu geldi macronla ahbap olması gerek.
Halbuki uluslararası ilişkilerde dostluk yoktur çıkarlar vardır. Her gelen kendisine kazık atıyor yinede, her yeni gelenle dost olmaya çalışıyor. Her yeni gelen devlet başkanına "değerli dostum" şu "değerli dostum" bu gibisine hitap ediyor. Sürekli dışlanma, saygı görmeme ve sevilmeme korkusunu taşıyor. Bu korkuda onu o ilişkilerde hep verici durumuna düşürüyor. Bir ilişkide de hep siz verici olursanız kazık yiyen hep siz oluyorsunuz. Örneğin suriyelileri ağırlamak ve avrupanın tutmadığı onca söz. Bizim medyanında bunda payı yok değil. Sen şöyle hatimsin sen şöyle süpersin, sen reis'sin sen halifesin sen mehdisin derken iyi niyetli bir mahalle kabadayısını dünyanın lideri yaptılar. Erdoğanda gerçekten İslam dünyasını ve ülkemizi kurtaracağını zannediyor. Neye dayanarak, batıya karşı dik duruyor ya ondan ötürü. Birileri bunlara oyunun amacını anlatsın. Bu oyunun amacı ringe çıkıp mertliğinizi göstermek değil. Kimse mertliği ile bir maç bir müsabaka kazanmadı. Ringe çıkıyorsunuz bir ton sopa yiyorsunuz, sonrada ben korkmadım ama diyorsunuz. Arkadaşlar, oyunun amacı dayak yemeye ne kadar dayanıklı olduğunuz veya er meydanına çıkıp çıkmadığınızla ilgili değil, oyunu amacı rakibi alt etmekle ilgili. Bunun içinde dik duruşunuzdan çok daha ötesi meziyetler sahaya sürmeniz gerek. Akıl, strateji vs. Oyunu kazanmak içinde illa onlar kadar büyük ve güçlü olmak zorunda da değilsiniz. Örneğin davut as ve calut. Zeka ve strateji ile sizden kat ve kat güçlü rakipleri altedebilirsiniz. Bununda örneğini tarihte nice defa gördük. Çok küçük ordular kendinden çok daha büyük ordulara karşı zafer kazandı. Biz bu zaferi yaşayabilirmiyiz? Erdoğan ve şuanki komutanlarımızla değil. Erdoğanda akıl olsaydı yediği kazıkları yemez, günümüzün sıkışıklığına ve kaosuna ülkeyi düşürmezdi. Fetöye savaş açtılar darbe ile sonuçlandı. Barış süreci başlattılar hendek kalkışması ile sonuçlandı. Suriyelilere ev sahipliliği yaptık, yapmamızda gerek bunuda burada not düşelim. Onlarda şehirlerimiz koaso sürüklediler. Giriştikleri her iş fiyasko ile sonuçlanıyor. İçişleri bakanımız altı ay müsade istiyor. Arkadaşlar baştan itibaren neredeydiniz? Say say bitmiyor, insan giriştiği her işi bu kadarmı berbat yönetir. Baştan itibaren hiçmi akıl koymaz ortaya. İnanılır gibi değil. Komuta kademesine gelince onlarda da akıl olsaydı, askeriyenin içinde fetöcülerin sivrilmesine müsade etmezlerdi. Anlayacağınız karşımızda ezik ve yalakalardan oluşan bir yönetim kadrosu var. İstihbaratımızı biraz ayrı tutuyorum, yaptıklarından orada bir akıl bir pırıltı görebiliyorum. O da nokta operasyonel akıl. Bir üst akıl orada da yok. Ne olacak halimize derseniz, şuan dik durmaları ile yetineceğiz. Savaş kopmadan öncede ya hz mehdi ya başka bir mucizenin gökten inmesini ümit edeceğiz. Yoksa hiç şansımız yok. Bizim oğlan batı tarafından herkes tarafından sevilmek ve takdir edilmek istiyor. Onay ve takdir görmek istiyor. Bu sevilme ve kabül görme dürtüleride hep yanlış kararlar vermesine sebep oldu ve en kötüsü olmaya devam ediyor. Ondan nefret ediyorsanız dahada çok size ilgi duyuyor. Dahada çok sizinle irtibat kurmak ve muhabbet kurmak istiyor. Hani erdoğan karşıtı twit atan şu piyanocu var ya, onunla iletişime geçmesi gibi veya hep onun karşısında duran barolar birliği var ya onlara yeşil pasaport çıkartması gibi. Hani odtü mezuniyet töreninde ona hakaret içeren pankartı taşıyan gençler var ya onları külliye'ye davet etmesi gibi veya her ortamda ona muhalefet eden sanatçılar ile buluşup onların sorunlarını çözmesi gibi. Hani kongrelerde ona muhalefet eden futbol takımları var ya onlara stat yapmak, vergi borçlarını sıfırlamak ve banka borçlarını yeniden taksitlendirmek için devlet bankalarını harekete geçirmesi gibi. Hani chp belediyelerine hizmet götürmesi. Chp belediyesinin yapması gereken işleri ak partinin yapması gibi. Hani sabah akşam ona küfreden güya aydın tabakası var ya, onlar için taksimde opera binası yapması gibi. Hani yüz yıl boyunca bu ülkeyi sömüren tüsiad var ya, milli araba projesini onlara emanet etmesi gibi. Güya 2019'da milli arabamız seri üretime geçecekti. Adamlar ama projeyi oyaladıkça oyalıyor. Kimin zamanı gidiyor; türk milletin. Suç o hainlerdemi? Hayır. O projeyi onlara emanet edende. Siz onlara bu hoş görüyü gösterirken onlar ne yapıyor; sizin tabana saldırıyor. Örneğin; işçi kıyımları. Bu kıyımlar başka bir ülkede yapılsaydı ne olurdu, o işçi kıyımı yapan belediyelere müfettişler ve savcılar gönderilir ve işçileri geri almaları için 24 saat mühlet verilirdi. 24 saat içinde o işçileri geri almazlarsa o belediyelere devletin ağırlığı hissettirilirdi. Düşmana devletin ağırlığını kendi tabanınada devletin varlığını hissettirirdi. Millet bilecekki devlet arkasında, bilecekki devlet varmış ankarada. Aklımıza şu geliyor, acaba insanlar chp'nin gerçek yüzünü görsün diyemi hükümet bu işçi kıyımlarına göz yumuyor. Düşünüyoruz, ama o da olamaz diyoruz çünkü hükümetin ortada görünmediği tek nokta orası değil, devlet hiçbir yerde ortalıkta görünmüyor. Bir devlet düşününki ezilen taban iktidar partisinin tabanı, cirit atanda muhalefet. Varmı bunun dünyada başka bir örneği? Yok. Erdoğan gençliğinde hiçmi sevilmedi, hepmi ezildi onu artık Rabbim bilir, kabül görme takıntısı olduğu ama çok açık. Bu da millete ve devlete zarar veriyor. Bilhassa uluslararası areneda yemediğimiz kazık kalmadı. Ne kadar çok ondan nefret ediyorsanız o kadar çok sizin takdiriniz peşinde. O yüzden chp ve hdp, ip tabanına diyoruz, siz erdoğan gibi bir lideri tekrar bulamazsınız. Yaptıklarınızı başka bir ülkede yapsaydınız bırakın mahkemeye çıkarmayı, sizi yaşatmazlardı. Liderin bu eziklik bu sevilme ve kabül görme taktıntısı kendisiylemi kalıyor; hayır. Negatif negatifi çeker misali atadığı kişiler ve parti teşkilatıda o tip insanlardan oluşuyor. 17 yıldır atadığı kişilere bakarsanız, süleyman soylu gibi istisnalar dışında yüzde 99'u eziklerden oluştuğunu görürsünüz. Lider öyle olurda teşkilat ve kabine öyle olmazmı, elbette olur. Ülkemizde onlardan nefret eden ne kadar kişi varsa, onlar tarafından sevilmek istiyorlar. Ne kadar onlara hakaret yağdırırsanız, size daha sıcak yaklaşıyorlar. Onları anlamanız onlarla dost olmanızı istiyorlar. Örneğin; bu ortak yayının karşı mahallede yapılması karşı mahallenin moderatörü tarafından yapılması. Kendi elinizle psikolojik üstünlüğü onlara veriyorsunuz. Esas olan onların olduğu, saygın muhabir saygın mahalle onlar olduğu, normları onların belirlediği yani yüz yıl boyunca bizlerin kırmak istediği algıyı bu tür hamleler ile sürekli yeşertiyorsunuz. O yüzden ülkemiz vahşi batıya dönüştü. Karşı mahalleyi şımarta şımarta chp ve tabanı hiçbir yasa tanımaz hale geldi. Kaderin cilvesi ama, sevilmek isteyen her türlü ihanete ve suça göz yuman erdoğana ne lakabını yapıştırdılar; diktatör lakabını. Demek kötüler tarafından sevilmeye çalışmak İslamın onayladığı birşey değilmiş. Demek kötülere hoş görülü davranmanın bize çok kötü bir geri dönüşü oluyormuş.

Anlayacağınız,

hem imamoğlunun hem karşı mahalleye ait bir sunucunun reytingini şişirecekler. Soruları onlar bileceği sizde bilmeyeceğiniz için kendinizede tuzak kurmuş olacaksınız. Kaldıki, s
iz bu insanlara yalancı dediniz, iftira atıyorlar dediniz, teröre destek veriyorlar dediniz, algı üretiyor türkiyeyi karalıyorlar dediniz şimdide kalkıyor bu insanlara, bu yayını siz yönetin sizin adaletinize güveniyoruz diyorsunuz. Cidden, SİZ GERÇEKMİSİNİZ? Devlet bahçeli ben bu yayını izlemem diyor. Bu kabül edilemez diyor. Helal olsun. Demek bizim mahallede ta..kları olanlar varmış. Düşmana bu kadar yalakalık yapan ak parti, bizim mahalleye ne yapıyor dersiniz? Yeni akit gazetesi haber müdürünün bir programda; generaller eşek gibi bu hükümetin arkasında duracak dediğini duymuşsunuzdur. O programda murat alan kardeşimizin ak partiyi savunması ak partiye o kadar koymuşki konuyu mahkemeye taşıyacaklarmış. Taşısınlar bakalım. Keser döner sap döner gün gelir hesap döner. O cümlelerin altına nokta virgülüne kadar imzamızı atarız. Eşek gibi hizmet edecekler. Kim iktidardaysa onlara hizmet edecekler. Nokta. İlginç bir not düşelim; bizim mahalleden kimse murat kardeşimize sahip çıkmadı biliyormusunuz! Karşı tarafta olsaydı bu, bir bütün olarak sahip çıkarlar tek bir çatlak ses duyamazdınız. Bizim tarafta ise fazla sesiniz çıktığında fazla göze battığınızda anında kurtlara yem ediliyorsunuz. Örneğin; rasim ozan kütahyalı. Kullandığı bir cümleden ötürü erdoğanın arkasında dimdik duran birinin kariyerini mahvettiler. Halbuki onun kullandığı cümlenin çok daha ağırını karşı mahalle sabah akşam kullanıyor. Atalarımızdan giriyorlar ezanımızdan çıkıyorlar. Bir boşnak ezanımızdan dahamı değerli? Hadi sıkıyorsa ezanımızı ıslıklayanların kariyerini mahvedin? Hadi sıkıyorsa 15 temmuz gecesi, sela okunduğu için onca imama saldıranlara dokunun. Hadi sıkıyorsa başörtülü bacılarımıza hakaret eden güya sanatçıya dokunun, onun kariyerini mahvedin. Yapamazsınız, neden çünkü korkak ve ezik tiplersiniz ve iki, onlar kendilerinden birini sizin gibi satmıyor. Hiçbirşey yapamazsınız çünkü bir mahalle olarak dimdik birbirlerinin arkasında duruyorlar. Bizim ezikler ama anında satıyor. Ezikler sizi. Ezik bir partiyede ama bu yakışır. Ezik bir partiye ancak ezik bir medya yakışır. Rasim ozanı seversiniz sevmezsiniz, rasimin diğerlerinden farkı rasim havluyor ısırıyordu. Soros tayfasının örgütlediği bir kaç güya boşnağa ve derneğede onu yem ettiniz. Tebrikler sizi ezikler. Halbuki yaygara koparanlara hadi oradan hadi diyecektiniz, bizim mahalle sayesinde sırpların hırvatların arasında nefes alıyor namusunuzu koruyabiliyorsunuz, chp'nin mahallesi sayesinde değil. Bizim sayemizde boşnak adında bir millet halen varlığını sürdürebiliyor, yediğiniz tabağa sıçmayın deyip türk milletin ağırlığını hissettirecektiniz. Arkadaşlar hep şirin görünmek zorunda değilsiniz. Birazda ağırlığınızı hisettirin. Birazda birbirinize sahip çıkın. Herkes meydanı boş bulmasın. Kendi ülkenizde herkes size meydan okuyabilmesin. Biraz dişinizi varlığınızı gösterinki herkes bu ülkede istediği gibi borusunu öttürebileceğini düşünmesin. Türkiyede yani türklerin devletinde yaşadıklarını bu insanlara hissettirin be kardeşim. Bu lütfu onlara verdiysek almasınıda bildiğimizi bu insanlara hissettirin. Türkler kendi ülkelerinde ikinci sınıf vatandaş durumuna düştü. Kimin sayesinde; ak parti. Ak partiyide kim bu duruma düşürdü; erdoğan.

herkesi kucaklayın talimatı

O sevilme takıntısı var ya, o takıntı doğrultusunda teşkilatlara herkesi kucaklayın talimatını verdi. Bir talimatla teşkilatın elini kolunu bağladı. Bir cümle ile teşkilatını ezikler topluluğuna dönüştürdü. Böylesine güçlü bir talimatı verdiğinizde, ezanı ıslıklayanları üzmemeye çalışırsınız, osmanlıya sövenlere şirin görünmeye çalışırsınız, bir boşnağa şirin görünmek için kendi değerlerinizi satarsınız. Yani herkesi kucaklamaya çalışırken bir ezikler topluluğuna dönüşürsünüz. Birde nasıl beceriyorsa, piyasadaki en ezik tipleri buluyor ve bunları atıyor. Yahu bu abdülhamit gülü nereden buldun, bu ibrahim kalını nereden buldun, bu fahrettin altunu nereden buldun. İdris naim şahinler sadullah erginler yalçın akdoğanlar, davutoğlular taner yıldızlar abdullah güller. Say say bitmiyor. Eee, olacağı buydu ama. Allahtan daha merhametli olmaya çalışırsanız bunun hayırla sonuçlanmayacağı çok aşikardı. Allah herkesi kucaklamadıki siz kimsiniz kucaklamaya çalışıyorsunuz. Siz kimsinizde Allahtan daha şefkatli ve merhametli olmaya çalışıyorsunuz. Ayetlerde Allahu Teala gayrimüslimlerden uzak durmamızı emrediyor, kim onları dost edinirse onlardandır diyor. İslama saldıranlar ile çetin bir şekilde mücadele edin diyor. Bizim ezikler ise Allahın emirlerini yok sayıp herkesle kanki olmaya çalışıyor. Bir ermeniden daha çok ermeni oluyor bir fransızdan daha çok fransız bir hristiyandan daha çok hristiyan oluyor. Allahtan daha çok merhamet göstermeye ve Allahtan daha çok insanı kucaklamaya çalışıyorlar. Allahtanda daha hayrlı olmaya çalışırsanız ne olur? Sizin için hiçte iyi olmaz. Olmadıda. 20 yıldır Allahın uzak durun dediği tayfaya şirin görünmeye çalışıyor. İşe yaradımı, onların rızasını kazanabildimi? Hayır. Tam aksine erdoğandan nefret ediyorlar. Erdoğan onlara ne kadar yalakalık yaptıkça onlar erdoğandan o kadar uzaklışıyor, o kadar nefret ediyorlar. Onlar tarafından sevilmek için herşeyi yaptı halen yapıyor (taksimde opera binası veya yerli arabayı onlara emanet etmesi), karşılık olarak aldığı diktatörlük ve faşist lakaplar. Demek Allahın uzak durun dediği kitlelerin gönlünü kazanmaya çalışmak, bir Müslümana hayrlı bir geri dönüşümü olmuyormuş. Üzerindeki bu sevilme takıntısı atadığı her kişiyede seriyat ediyor, hatta o doğrultuda atamalar yapmasına sebep oluyor. Bir takımda transferden sorumlusunuz ve her yıl transfer ettiğiniz 10 oyuncadan 9'u boş çıktığını düşünün. İstisnasız her yıl böyle olduğunu düşünün, erdoğanın durumu işte bu. 17 yıldır istisnasız böyle. Nerede bir loser tip varsa nerede hain varsa bir mıknatıs gibi kendisine çekiyor. D
iktatör esad ile kankaydı, bundan ötesi varmı? Bir insan bu kadarmı kötü insan analizi yapar, bu kadarmı kötü dostluklar seçer bu kadarmı her atadığı çöp çıkar. Karşı mahalleden biri birazcık kendisi gibi düşünsün anında onu danışman yapıyor. Ülkenin en üst makamda danışman olmak için belirlediği kriterlere bakın. Mahallemiz ezikler, korkaklar çöplüğüne dönüştü. Bildiğiniz loser takımı. Örneğin; seta. Sanki hepsi nur cemaatin tezgahından çıkmış tek tip insan. Sessiz sakin tipler. Sonuç; içimizdeki gür sesleri eleye eleye mahallemizde ısıran ve dik duran biri kalmadı. Sonuç; adamlar medyanın yüzde 30'una sahip ama saflarını şahinler ile donattıkları için sanki medyanın yüzde 70'i onlara aitmiş gibi etki yaratıyorlar. Bizim taraf medyanın yüzde 70'ine sahip, ama ezik ve korkaklardan oluştuğu için anca yüzde 10'luk bir etki yaratabiliyorlar. Örneğin imamoğlu ve valiye it demesi. Siz bunu büyük bir ayıp olarak görüyor ve sürekli dile getiriyorsunuz, onun tabanı ama bunu öyle görmüyor. İmamoğlunun tabanı liderlerinin devlete meydan okumasını, ısırmasını bekliyor. Onlar karşı tarafa sürekli barış mesajları gönderen değil karşı tarafa savaş açan liderler istiyor. İmamoğlunun it demesi o mahallenin liderlerinden beklediği bir davranıştı. Bu konu üzerinde durmanız anlamsız. Sıkıyorsa hapse atarsınız. O yürekte bizim mahallede yok. Ak partinin eziklerine gelince, onlara söyleyeceğimiz çok kelime varda, bu kelimeleri söylersek “isimlerin gizemi” yazımızla ters düşeriz. Anlayacakları dilden konuşalım; yediğiniz tabağa sıçıyorsunuz bizden söylemesi. Sizleri ismal küçükkaya ve fox iktidara getirmedi, akit tv gibi yerli ve milliler getirdi. Yüz yıldır bu millete ihanet edenlere şirin görünmek için kendi tabanınızı satıyorsunuz. Trol hesapları mutlu etmek için kendi tabanınızı satıyorsunuz. Bunun bedeli size çok ağır olur bizden uyarması. Gün gelir arkanızda kimseyi bulamazsınız. Kendi mahallenize aslan kesilme yerine, bu millete kazık atan bu millete ihanet edenlere aslan kesilin. Koçlara değil millete yalakalık yapın. Hadi sıkıyorsa koç holding'in üzerine maliyeyi salın, 20-30 milyarlık bir ceza kesinde görelim boyunuzun ölçüsünü. Ezikler sizi!!

Duymuşsunuzdur,

son seçimlerde istanbulu çalan ve yüzyılın hırsızlığını yapan il ve ilçe seçim kurumları bir sonraki seçimide yönetecek. Bir önceki seçimlerde hırsızlık yapanlar önümüzdeki seçimlerde de görevli olacak. Dünya tarihinde bunun bir örneği varmı acaba? Kimin sayesinde yaşıyoruz bunları; ak parti sayesinde. İstanbulu çalan o seçim kurumu hakimlerini eğer ak parti hsyk'ya şikayet etmiyorsa, bir suç duyurusunda bulunmuyorsa inanın burada bir tuhaflık var. Hsyk, savcılar yani adalet bakanıda bu işi takip etmiyor ve ağırdan alıyorsa inanın burada bir pislik var. İlginç olanı şu, aynı il ve ilçe seçim kurumları altında seçim yenilenir ve ak parti kazanırsa bu sefer chp'ye ysk'ya itiraz etme hakkı doğuyor. Tam kanunsuzluktan başvuru yapma hakkı doğuyor. İnanılmaz işler dönüyor. Üzücü olan ne; bizim mahalleden birisi herhangi birşey yapmış olsaydı çoktan bakanlık ve hsyk devreye girmişti. Hani bir avukatı, eteği kısa olduğu için uyaran bir hakim var ya, işte o aynı gün açığa alındı. Yüz yılın hırsızlığını yapan hakimlere ne oldu dersiniz; hiçbir şey. Önümüzdeki seçimlerde de görev başında olacaklar. Bizmi iktidardayız onlarmı anlamış değiliz. Daha geçen gün bir tüm amirale savcılık bir soruşturma açtı, fetöcülere hain dediği için kendisine bir soruşturma açıldı. Kelimelerin bittiği noktadayız. Eğer bizim mahalleden birisiyseniz ve adliye'ye işiniz düşerse hapı yuttunuz. Bir anda içerideki kripto hakim ve savcılar ortaya çıkıyor ve ananızı ağlatıyor. Aslında hayatın doğal akışı o kriptoları sürekli açığa çıkartıyor. Hakim ve savcıların verdiği günlük kararlardan aslında onların kime hizmet ettiğini net çıkarırsınız. Hsyk ve adalet bakanlığı ama harekete geçmeyince, kendilerini sürekli ifşa eden hakimlerin yaptığı yanlarında kar kalıyor. Olanda bizim mahalleye oluyor. Kripto derkende, illa fetöden bahsetmiyoruz. Adalet uğruna değil kendi veya başkaların çıkarları uğruna çalışanlardan bahsediyoruz. Bir hakimin ve savcının verdiği her karardan onun bir kripto yani başkasına çalışıp çalışmadığını rahatlıkla çıkarırsınız. Yani yargının içinde kriptoları tasfiye etmek aslında çok kolay. Her biri günlük karalarında kendisini ifşa ediyor aslında. Tabi, hsyk ve adalet bakanı uyuyunca cumhuriyet başsavcıları uyuyunca, onlar bu ülkede cirit atıyor olanda bize oluyor.

Duymuşsunuzdur,

binali beyin vaatlerini; dar gelirli birine elektrikte 80 doğalgazda 50 lira destek, su ve doğal gaz açma ve kapatma bedeli kaldırılacak, ispark için ilk 1 saat ücretsiz olacak, her çifte 8 bin lira düğün yardımı yapılacak ve düğünler için belediye tesisleri tahsis edilecek, toplu taşıma öğretmenlere ücretsiz olacak, üniversite öğrencilerine her ay 10gb internet desteği sağlanacak, tüm öğrencilere müze ve şehir tiyatroları ücretsiz olacak vs vs vs. Bunları duyunca sizinde aklınıza şu cümle gelmiştir; günaydın, bu zamana kadar neredeydiniz!! Be kardeşim madem bunları yapma imkanınız vardı, son 20 yıl içinde neden bunları yapmadınız? Bilhassa son 5 yıl içinde bu millet ekonomik krizler ile boğuşurken madem belediyeler üzerinden milleti rahatlatma imkanınız vardı, bu zamana kadar neden bunları yapmadınız? O dönem imkanlar yoktu diyelim ve bugün var, 31 mart seçimlerinde bunları neden akıl edinmediniz? 31 mart seçimlerine hazırlanırken oturdunuz oturdunuz bunları düşünemedinizde bir ay sonramı aklınıza geldi. Sıkışıncamı bunlar aklınıza geldi. Nerenizi düzeltsek bizde şaşırdık. Birileri bunlara bol bol bina yapın demiş, bunun ötesinde de birşeye akılları ermiyor. Ortalıkta akıl olmayıncada kazık üzerine kazık yiyoruz. Son 15 yıldır elektrik, internet, bankalar bu millet her yerden kazık yiyor, bu ağababalara dokunanda yok. En son bim, a101 ve migros gibi mağazalar bu millete operasyon çekti, onlarında yaptıkları yanında kar kaldı. Nasıl seçimlere hazırlanıyorlar nasıl ülkeyi yönetiyorlar, bizde anlamış değiliz. Allah bunlara akıl fikir versin. Ey aziz anadolu insanı biraz daha sabır, az kaldı. Size laik birisi gelecek, ya yarın ya yarındanda yakın.