• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        



Haftanın Yazısı: Cehennem nedir nerede ve nasıl görünüyor? Bu konuya levh-i mahfuzla ilgili yazımızda kısaca değinmiştik, fakat konu cehennem olduğu için kendi başlığı altında bir yazı hakettiğini düşündük. Önceden konuyla ilgili kısa bilgi alanlar için bu güzel bir tekrar, önceden okumamış olan okurlarımız içinde aydınlatıcı bir yazı olur inşallah. Şimdi; merak ediyorsunuzdur bu tür bilgilere nasıl ulaştığımızı, emin olabilirsiniz bize gayptan bilgi üfleyen varlıklar yok, tek özelliğimiz iyi bir gözlemci olmamız. İçinde yaşadığımız düzenin, kendi bedenimizin, kullandığımız teknolojilerin öylesine yaratılmadığını, bunun altında çok daha farklı nedenler olması gerektiğine inanıyoruz ve o doğrultuda kendimizi ve hayatımızı gözlemliyoruz. Tüm sırrımız bu, ve tabiki hekim olarak pozitif bilimlere vakıf olmamız ve Kur'an-ı Kerimi yıllarca anladığımız bir dilde (türkçe meali) okumamız bu araştırmalarımızı mümkün kıldı. Size sunduğumuz bu bilgilerin altında merak ve bol emek dışında bir sır yok. Örneğin cehennemle ilgili bu bilgilere nasıl ulaştık; levh-i mahfuzun kalbimiz olduğu, nefsimizin sinir sistemi olduğu, büyük beyninse arşı andırdığını daha önce tespit etmiştik, buradan yola çıkarak, ahiret hayatındaki mekanlarla bedenimizdeki parçalar arasındaki bezerlik bunlarla kısıtlı olmaması gerektiğini düşündük ve hekimlik bilgilerimizden de yararlanarak bedenimizdeki diğer bölgeleri araştırmaya koyulduk ve bak görki, bedenimiz tamamıyla ahiret hayatı doğrultusunda yaratılmış. Size veda etmeden önceside Rabbimin izniyle cennet, cehennem, mahşer alanı ve yeryüzü, bu mekanların her birini sizler için deşifre etmek istiyoruz. Bu yazı dizilerimiz bize göre bilginin nirvanası yani en üst noktası, bizde en üst noktadan bize yakışır şekilde sizlere veda etmek istiyoruz. Bu arada, henüz sizden ayrılmıyoruz, bir çok okurumuz bize mesaj attı, içiniz rahat olsun, henüz aşılar ters tepmedi, aşılar ters tepinceye kadar sizinleyiz inşallah, ama yavaş yavaşta vedaya hazırlıklı olalım diyoruz. Örneğin yazılarımızı faydalı buluyorsanız, yazılarımızı kopyalın ve kendi platformlarınızda paylaşın. Bizim açımızdan helali hoş olsun. Önemli olan biz değil, bilginin kendisi ve bilginin paylaşımı.

Değerli dostlar; cehennem bir gizem, kimse ne olduğu nasıl göründüğü hakkında fikir sahibi değil, kimse ahiret hayatında bizleri neler beklediğini bilmiyor, biz bu yazı dizilerimizle bu bilinmeyenlerin üzerindeki perdeyi kaldıracağız, sizin için daha anlaşılır kılmaya çalışacağız inşallah. Kimse ahiret hayatında kendisini ne beklediğini bilmiyorsa, biz nereden biliyoruz? Ahirete gidip geldikmi? Hayır. Nereden biliyoruz o zaman; Allahu Teala ahiret mekanların muadilini insan bedenin içine yerleştirmiş, insan bedenini incelememiz sonucu bunları biliyoruz. Ataistler sürekli der ya, sen ölüpte yenidenmi dirildin, ölüm sonrası bizi ne beklediğini nereden biliyorsun derler ya; işte Allahu Teala böylesine bahanelere sığınmamamız için insan bedenini ahiret mekanları doğrultusunda var etmiş. Ahirete gidip gelmediysek, ahiret mekanlarını nereden biliyoruzda organlarımızın ahiret mekanlarına benzediği iddiasında bulunabiliyoruz? Ahirete gidip gelmedik ama elimizde ahiret mekanlarını ve orada bizi nelerin beklediğini anlatan Ayetler var, bizde o Ayetleri inceledik ve o Ayetlerde ahiret mekanların tanımı yapılırken bu tanımın bedenimizdeki organlarla uyuştuğunu farkettik. Sonrası b
ütüne baktık ve gördükki organlarımız ahiret hayatındaki mekanların birebir aynısı. Sizlere örnekler vereceğiz, bu örneklerden sizde inşallah olayı net göreceksiniz. Neden bu konuları ele alıyoruz ve almak zorundayız? İnançsızlığın en büyük nedeni insanların ahiret hayatını beyinlerinde tasavvur edememeleri. Eğer insanlar ahiret hayatını birazcık hayal edebilse, ne olduğu nasıl göründüğü gibi, o zaman ahiret hayatına inanmak bu insanlara o kadarda uçuk gelmeyecek. Biz ahiret mekanlarıyla ilgili bu yazıları kalem aldık, çünkü ahiret hayatına inanmanızı istiyoruz. İnanmanızı sağlamak içinde beyninizde o mekanları canlandırabilmeniz gerekiyor. Eğer ahiret mekanlarını beyninizde canlandırabilmenizi sağlarsak, o zaman bir gün o mekanlara gitme inancı size o kadarda uçuk gelmez. Kişiye birşeyi tanıtırsanız, o şey kişiye yabancı olmaktan çıkar. Bu yazılarımızlada ahiret mekanlarıyla sizi tanıştıracağız inşallah. Sizleri ahiret hayatıyla tanıştırırkende bunu sizin anladığınız dilden yani pozitif bilimler üzerinden yapacağız. Hani hep pozitif bilim diyorsunuz, ben bilim dışında birşeye iman etmem diyorsunuz ya, bugün size bilimin diliyle cehennemi anlatacağız. Umarız arzu ettiğiniz ilhamı alır ve umarız artık inançsızlığınıza bilimi kalkan olarak kullanmazsınız. Allahu Teala birşeye inanmak için o şeyi hayal edebilmenin ne kadar önemli olduğunu bildiği için bize kıyak geçmiş, bizleri farklı parçalardan yaratırken bunu ahiret hayatındaki mekanlar doğrultusunda yaratmış. Dolayısıyla bedenimizi çözersek ahiret mekanlarınıda çözmüş oluruz. Bu yazı dizilerimizde sizleri insan bedenin içine götürerek sizleri ahiret mekanlarıyla tanıştıracağız. Bu bilgiler dünyada bir ilk, ilk defa insanoğlu cehennemin görünüşü hakkında bilgi sahibi oluyor, umarız yazımızdan arzu ettiğiniz ilhamı alırsınız. Konumuza giriş yapmadan öncesi evrimcilere laf çakmadan olurmu, olmaz, gelin birlikte onlara bir kaç laf çakalım, onları şamar oğluna çevirelim......

Evrimciler. Ne diyorlar, herşey tesadüfen ve kendiliğinden ortaya çıktı diyorlar. İnsan bedendeki organlarla, Ayetlerde anlatılan ahiret mekanları arasındaki ortak noktaları görünce sizce iddialarından geri adım atarlarmı, yeryüzünün tesadüfen ortaya çıkmadığı, arkasında ilahi bir tasarıcı olması gerektiğine inanırlarmı; sanmıyoruz. Onlar bu tür ilhamlardan mahrum bırakıldı, onlar maymundan türediklerine inanmaya devam ede koysun, siz ama bedendeki organlarla ahiret mekanları arasındaki benzerliği gördükten sonra, insanın tesadüfen ortaya çıkmadığını, ahiret veya yeryüzü farketmez, tüm yaratılışın birbiri ile ahenk içinde yaratıldığını, bu uyumun arkasında mutlaka bir yaratıcı bir üst aklın olması gerektiğini lütfen görünüz. En basiti, eğer yeryüzünde hayat tesadüfen oluştuysa, nasıl oluyorda organlarımız kitaplarda anlatılan ahiret hayatı mekanlarını andırıyor? Bunada tesadüf demezsiniz herhalde. Onlarıda mikroplar var etti demezsiniz herhalde. Varsayalımki dediniz, nasıl oldu da yeryüzü ile uyum içinde? Yeryüzündeki mikrop ile ahiret mekanındaki mikrop nasıl birbiri ile iletişime geçti ve birbiriyle uyumlu mekanlar var etti? Değerli dostlar; e
vrimciler olaylara sadece kendi boyutundan (mikrop) bakar, çünkü mikropların dışına çıktıklarında tüm tezleri çöküyor. Örneğin; varsayalımki mikroplar canlıları ortaya çıkardı, meyve ve sebzelerin faydalı oldukları organların görünümünde olmasını nasıl izah edeceksiniz? Bir çevizi ortaya çıkaran mikrop, beyinden nereden ve nasıl haberdar oldu, beyini oluşturan mikropla nasıl iletişime geçtide beyin görünümünde ve beyine fayda verecek içerikli bir çeviz ortaya çıkarabildi? Örneğin; canlılar çiftler halinde var edilmiş. Eğer canlıları mikroplar ortaya çıkardıysa, o zaman erkeği inşa eden mikrop gurubu ile dişiyi inşa eden mikrop gurubu nasıl iletişime geçti, diğerinin cinsel organından nasıl haberdar olduda birbirine uyumlu cinsel organlar oluşturdular, bunuda trilyonlarca farklı canlı için kusursuzca yaptılar? Gördüğünüz gibi mikroptan bir kademe yukarı çıktığınızda kayış kopuyor, evrim teorisi çöküyor, herşey bir üst akla işaret ediyor. O yüzden evrimciler olaylara hep mikrop boyutundan bakar. Baktıkları içinde Allah nezdinde onlar birer mikrop. Siz ama lütfen daha iyi bilin, bu mikropların süslü kelimelerine kanmayın ve onlardan uzak durun. Aklınızda sorular olduğunun farkındadayız, onun içinde bu yazıları kaleme alıyoruz. Mikroba biat edenden, atasının maymun olduğuna inanandan size hayr gelmez, lütfen bu mikroplardan uzak durun. Biz inşallah sizlere doğruları açıklayacağız, bunuda Ayetleri ve bilimi kullanarak mantığınıza hitap ederek yapacağız. Umarız bu tür yazılardan arzu ettiğiniz ilhamı alır, yazılarımız daha çok inancınıza ve Allaha sarılmanıza vesile olur. Evrimle ilgili sorularınız varsa, evrim teorisi başlıklı bölümde yazılarımızı okumanızı tavsiye ederiz. Gelelim cehenneme; ne güzel bir geçiş ama değilmi, evrimden cehenneme, gelin birlikte bu evrimcilerin gideceği mekanı yakından inceleyelim.

Ağzımız. Ahiret hayatımız ağızda başlıyor. Bedenimizde mahşer gününü ağzımızın içi simgeliyor. Örneğin; dilimiz mahşer alanını ve mahşer gününde bizi simgeliyor. "O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi üzerimize aldığımız bir vaat olarak onu tekrar yaratacağız.
Şüphesiz ki biz (vadettiğimizi) yaparız." (Enbiya Süresi; 104). Kitapla ne yapılır; okunur. Okumayı kim yapar; dilimiz. Dilimiz okurken ne yapar; dürülür. Bu Ayet dilimize işaret ediyor, bu Ayetten anlayınızki mahşer alanı dilimiz. Bunun detaylarını mahşer mekanıyla ilgili yazımızda veririz inşallah, sizin bu noktada bilmeniz gereken, nasıl yeryüzü maceramız ağızla başladıysa (yasak ağaçtan yemek), ağızda da (ahiret mekanı) son buluyor. Devamı gelecek.....










araştırmalarımız

şeytana neden insana musallat olma izni verildi?

-2020
Hayatta kendimize sorduğumuz sorulardan biriside, neden şeytana insana musallat olma imkanı verildi sorusu. Bir çok insan kendisine bu soruyu soruyor ve buna bir anlam veremiyor, iyi olan Allah nasıl böyle birşeye müsade eder diyor ve isyana ve inançsızlığa sürükleniyor. Umarız bizim bu soruya bulduğumuz cevaplar sizi yeterince tatmin eder ve umarız Allaha olan inancınız ve bağınız bu cevaplar ile sağlamlaşır.


Şeytan nedir? Şeytan adında bir varlık yaratılmadı, bilmeniz gereken ilk husus bu. Şeytan ismi bir lakap, Allah karşıtı eylemler içinde bulunanlara Allah tarafından takılan bir lakap. Bu lakabı Allah kime takmış; hz adem ve hava ile birlikte cennetten kovulan iblis adındaki cin ve onun soyuna ve onunla iş tutan ademoğullarına takmış. İnsan ve cinlerden kim Allahın düzenini bozmak için uğraşıyorsa onlara şeytan denir. Şeytan olmanın kuralı, yaptığınız kötülüğün ucunda Allah ve onun yeryüzündeki düzeni olması.

Neden insan ve cinlere kötülük yapma izini verilmiş? En basit nedeni; hür irade. Bazı insan ve cinler iyilik yapmayı takdir ediyor bazılarıda kötülük. Ben özgürüm ve istediğimi yaparım, benim bedenim benim kararım diyorsunuz ya; yeryüzünde yapılanlarıda Allaha değil bu özgürlük anlayışına bağlayınız. Madem özgürlüğü savunuyorsunuz ve tadını çıkarıyorsunuz, o zaman özgürlüğün kötü taraflarınıda yutacaksınız.

Cinlere neden bizim boyuta geçiş yapma izni verilmiş? Kendi halimizde olsaydık o zaman insanın yaptığı iyiliği ve kötülüğü anlardık, ama birde cinlerin hayatımıza müdahale etmesi, bu neden? Ataların günahlarından ötürü. Atanız öldükten sonra işlediği günah veya iyilikler dört nesil daha sülalede kalabilmesi için bir taşıyıcıya ihtiyaç vardı, bu görevde şeytanlara verilmiş. Farkında olmadan Allahın düzenine katkıda bulunuyorlar. Onlara bizim boyuta geçiş yapmalarına izin verilmesinin nedeni, yapılan bir kötülüğün yüz yıllarca bir ailenin içinde kalabilmesini sağlamak. Bu kadarmı? Hayır. Bunun birde gökle, Allahla igli kısmı var, bu yazı vesilesiylede bu bilinmeyeni size aktaralım inşallah. Bu bilgileri iblis dahi bilmiyor,
meleklerin hocası konumuna kadar yükselen iblis varya, şeytanların babası, onun bile bu anlatacaklarımdan haberi ve bilgisi yok. O bile bilmiyor, neden Rabbimizin onu ahirete kadar yaşama izni tanıdığını, neden insanlara bulaşmasına izin verdiğini, umarız bu bilgileri iyi analiz eder ve o doğrultuda yaşamınızı biçimlendirirsiniz. İblis ve soyu neden var, bu soruyu bir de Rabbimize soralım, biz biliyoruzki Allahu Teala ademoğlun aleyhine iş tutmaz. Allahu Teala iblis ve soyunu yeryüzüne indirerek ne murad etti? Biz neler murad ettiğini tahmin edebiliyoruz, bunuda dört ana başlıkta altında size anlatmaya çalışacağız; kıssas hakkı, Allahın hakkı, insanın hakkı ve yaşamın hakkı. Bunları bilhassa iblisin çok iyi okumasını tavsiye ediyoruz, neden yeryüzüne indi bilsin.

1. Kıssas hakkı

İslam dinini bilenler veya yazılarımızı okuyanlar, Allahın düzeni kıssas üzerine kurulu olduğunu bilir. Ne yapıyorsanız, ne bir gram fazla ne de az, o size geri döner. "Bir kötülüğün karşılığı onun aynısı bir kötülüktür" (Şura Süresi; 40). Ne kötülüğü yapıyorsanız, aynısı size yaşatılıyor ve bu kıssastanda kaçma şansınız yok. Ne bu dünyada ne de ahiret hayatında. Nedenmi
İblisin soyuna, ademoğullarına musallat olabilme imkanı sunuldu, ademin iblisten kıssas alabilmesi için. Eğer cennetten kovulduktan sonrası iblis kendi boyutuna bizde kendi boyutumuza atılmış olsaydık, gökte maruz kaldığımız haksızlığın kıssasını yeryüzünde alma şansımız olmayacaktı. Hz. ademe ne kötülüğü yapıldı, hangi konuda ademoğullarına kıssas hakkı doğdu; "Ey Âdem oğulları! Şeytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler..." (Araf Süresi; 27). İblis iki şeye sebep oldu, birisi hz adem ve havanın üzerindeki örtünün kalkmasına sebep oldu. Ayıp yerlerini açığa çıkarttı. İkincisi yurtlarından yani cennetten kovdurttu. Bu iki konuda da bize kıssas hakkı doğmuş oldu. Bizede iblis ve soyu üzerindeki perdeyi kaldırma yani onları gizlendikleri boyuttan açığa çıkarma ve onları yeryüzünden kovma hakkı doğdu. Kıssasa kıssas. Eğer bu hakkı ve imkanı Allah, hz ademe ve soyuna tanımamış olsaydı o zaman bir adaletsiz doğmuş olurdu. İlahi düzende de adaletsizliğe yer yok, yani kıssas hakkı bize doğacak ve bir gün o kıssas alınacak. Onlar nasıl bizim örtümüzü kaldırdıysa bizde onların örtüsünü kaldıracağız. Onlar nasıl gökten kovmamıza sebep olduysa, bizde onların yeryüzünden kovulmasına vesile olacağız. Nasılmı? Teknoloji ile. Şeytanlar elektromanyetik boyutun belirli frekans aralarında geziniyor, gözlerimizin perdeli olduğu boyutlarında. Biz ama gözlerimizin perdeli olduğu o boyutları teknoloji ile görünür hale getirebiliriz. Örneğin; cep telefonu sinyallerini görmüyoruz ama cep telefonu o sinyalleri bizim için işitir ve görünür hale getiriyor. Bizde bu şekilde şeytanların gizlilik örtüsünü kaldırabiliriz. İblisin gökte bizim örtümüzü kaldırdığı gibi. Şeytanlar hangi boyutta geziniyor? Morötesinde. Morötesi boyutları görüntüleyen teknoloji geliştirirsek insanların arasında dolaşan, bizi gizlice gözetleyen tüm şeytan ve cinleri görünür hale getirebiliriz. Gizlendikleri örtüyü kaldırırız. Bu arada, hiç merak ettinizmi neden satanik kultlar mor rengi kullanıyor veya lgbt ve morçatı gibi sapkınlar more rengini kullanıyor, bunun nedeni şeytanların morötesi boyutta hareket ettiğinden. Teknolojiylede bu şeytanları görebilir, hatta onları zincirlere bağlayıp onlara eziyet edebiliriz. Bunun en güzel örneği süleyman as. "Ve daha diğerlerini de (şeytanlar) zincirlerde bağlı olarak (onun emrine verdik)" (Sad Süresi; 38). Nedenmi iblise ve soyuna insana bulaşma izini verildi, ademe kıssas hakkı tanımak için. İblis ve soyu bunu bilmiyor olabilir, fakat vakit gelecek devran dönecek ve onlardan kıssas alınacak. Bundanda kaçma şansları yok. Ne zaman olacak bu, kimbilir belki yarın belki yarındanda yakın. Mutlaka bir babayiğit çıkacak ve bu teknolojiye önderlik yapacak.

 2. Allahın hakkı

Allah iblisi ve soyunu yeryüzüne indirerek başka nemi murad etti; Allahu Teala insanı yarattığında ne melekler ne de iblis buna anlam verebildi. Onlar bizi yetersiz ve kusurlu gördü.
Allah ama siz bilmezsiniz ben bilirim dedi ve insanı övdü. Allah bizi överken biz ne yaptık, iblis ve meleklerin hakkımızdaki zannını haklı çıkardık, halt işledik ve cennetten kovulduk. Allah bizi övmekle hatamı işledi? Tabiki haşa, Allah hiç yanılırmı. İblis insana sataştı, Allahın öve öve bitiremediği insana sataştı ve bizi cenneten kovdurttu. Şimdi; konu burada kapanırsa Allah haşa haksız, melek ve cinlerin hakkımızda yürüttükleri o zanlarda doğru çıkmış olacak. Allah haksız çıkmayacağına göre, benim bildiğimi siz bilemezsiniz dediğine göre, demek bu iş gökte bitmeyeceği baştan belliydi. Öyle veya böyle insan bu maçı kazanıncaya kadar yani Allah haklı çıkıncaya kadar devam edecek. Şeytan bizi mekanımızdan kovdurttu, bizde bakalım onu buradan kovdurtabilecekmiyiz. Bu maçın sonunu Allah biliyor, yer ve gökteki canlılar ama değil. Herkes bu maçın sonunda kim galip çıkacak bunu sabırsızlıkla bekliyor. Maçın ilk yarısını, gökte olan kısmını biz kaybettik, melek ve şeytanların hakkımızdaki zannını haklı çıkardık. Şuan maçın ikinci yarısını oynuyoruz, nasıl götürüyoruz maçı şuana kadar; gökte olduğu gibi burada da fena çuvallıyoruz. Yeryüzünde de fena dayak yiyor maçı mağlup götürüyoruz. Fakat Allah henüz son kozlarını oynamış değil, son kozlarıyla birlikte (hz mehdi) bu maçın galibi insan olacak. Biz nasıl gökten kovulduysak şeytanda yeryüzünden kovulacak ve bunuda insan yapacak. Şeytan nedenmi yeryüzünde, Allahı haklı çıkarmak için. Bizim yetersiz olmadığımızı Allahu Teala, meleklere ve tüm aleme göstermesi gerekiyordu, ne yaptı; insana bir rakip üretti (şeytan). Bir kişinin yeterli ve üstün olduğunu başkalarına nasıl gösterir nasıl kanıtlarsınız, rekabet ortamında kanıtlarsınız. Allahta cennette belirli hadiseler yaşatarak insana bir rakip oluşturdu. Sonrası bu ikisini yeryüzüne saldı ve oyun başlasın dedi. Bir tarafta meleklerin hocalığını yapmış bir cin diğer tarafta insan. Yani bir tarafta cinlerin gücü ve meleklerin bilgeliği diğer tarafta insan. Allahu Teala bu oyunda parasını insana yatırdı. Şeytan ne içinmi var edildi; insan yaratılmaya değer bir varlıkmıydı değilmiydi, meleklere ve tüm aleme bu gösterilmesi gerekiyordu. "Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti" (Bakara Süresi; 30). Neydi Allahın bildiği ama meleklerin bilmediği, işte bu sorunun cevabı henüz verilmedi, tüm alem bu sorunun cevabını bekliyor. Bu sorunun cevabını Allah tüm aleme göstermek içinde, şeytanı bizlere rakip olsun diye var etti ve bizle birlikte yeryüzüne indirdi.

3. İnsanın hakkı

Geçmişte birisi benim atama büyük bir kötülük yapmış olsaydı, ben keşke orada olsaydım keşke ona yapılan yanlışın bedelini sorabilseydim derdim. Siz dermiydiniz? Derdiniz veya demezdiniz, Allah insana ikinci bir şans verelim demiş ve cennette başlatılan kavganın yeryüzünde devam etmesini istemiş. Gökten o acı verici kovulmanın, bizi yeryüzü hayatına mahkum kılan o kovulmanın rövanşını almak için, şeytanla yeryüzünde tekrar yüzleşme şansını vermiş. Örneğin; şeytan kendi boyutuna biz kendi boyutumuza atılsaydık, bu rövanşı alma şansımız olmayacaktı. Bir maçı feci şekilde ama haksız bir şekilde kaybettiğinizi düşünün, rövanş almak istemezmiydiniz? İsterdiniz. Yeryüzünde şeytanla tekrar buluşturulmamızın bir nedeni bu, bize yaşatılan mağduriyetin öçünü almak. Aranızda bazıları ben rövanş istemem diyebilir, bu arkadaşlar kusura bakmasın ama bu müsabakadan kaçış yok. İsteseniz istemesenizde doğduğunuz an yedek kulübesine atılıyorsunuz, jjup diye gökten oraya indiriliyorsunuz. Buluğ çağına girdiğiniz anda da sahaya sürülüyorsunuz. Olimpiyatlardaki spor dalları gibi, hem birebir şeytanla mücadele etmek zorundasınız hem topluluk olarak. Müsabakınızı kazanırsanız bir üst lige çıkıyorsunuz (cennet), kaybederseniz küme düşüyorsunuz (cehennem). İnsan zaten küme düştü, cennetten yeryüzüne. Buradan da küme düşersek gideceğimiz tek bir yer kaldı, orasıda cehennem. O yüzden lütfen işi sıkı tutalım ve rövanşı şeytandan alalım. Atalarımıza verilen zararın acısını ondan doyasıya çıkaralım. Bizler şahsen bu duygulara sahibiz, öç alma duygusu ile yanıyoruz, umarız bu konuda yalnızda değilizdir. Bize bu rövanş hakkını tanıyan Rabbimizede hamd ediyoruz.

4. Hayatın hakkı- zirvemize ulaşmamızı sağlayan unsur

Bizi kıçımızdan kaldırıp evden dışarıya çıkmamızı sağlayan güç nefisse, dışarıya çıktığımızda bizi harekete geçirende şeytan. Nefisle arabayı çalıştırıyorsunuz, şeytanlada gaza basıyorsunuz. Hayat felsefenize göre buna yemeğin tuzuda diyebilirsiniz, hayata renk katıyorda diyebilirsiniz.
Öyle veya böyle şeytanların varlığı ile hayatınız monotom olmaktan çıkıyor. Şeytanlar hayatı bir kumar alanına bir oyun alanına çeviriyor. Örneğin; her mahallede futbol oynanır. Bunu nefis olarak düşünün. Bu oyunu ama organize ettiğinizde, farklı mahallelerde takımlar oluşturduğunuzda ve bu takımları bir lig altında toplayıp oyunu puana ve rekabete dönüştürdüğünüzde buna şeytan diyoruz. Nefis evden çıkıp asgari ihtiyaçlarımızı karşılamamızı sağlıyor, şeytan ise dünyayı rakiplere ayırarak hayata bir renk bir heyecan katıyor. Kazanılan puanlarada sevap veya günah diyoruz. Nefsi ne olarak tanımlamıştık, su değirmenin (hayat) dönmesini sağlayan nehir olarak tanımlamıştık. Şeytanda bu nehirin taziğini oluşturan güç. Bir su değirmenin dönmesi için bir nehirin olması yetmiyor, o nehir aynı zamanda belirli bir akış gücünede sahip olması gerek. Bu akış gücünüde şeytan sağlıyor. En basiti ecelden beri iyi ve kötü arasındaki mücadele. Rekabet daha fazla çalışmamızı bu dünyaya daha çok bağlanmamızı daha çok benimsememizi sağladı. Bu oyuna ödül (cennet) ve şampiyonluklar getirdi (huzur dönemleri). Şeytan olmasaydı hayat nasıl olurdu diyorsanız; farklılıkların olmadığı, herkesin aynı karaktere sahip olduğu, ateşli duyguların olmadığı, asgari ihtiyaçlarımızı karşılama dışında bir damla ötesini geçmediğimiz bir dünya düşünün, şeytan olmasaydı dünya öylesine monotom bir yer olurdu. Kendimize sürekli neden yaşıyoruz, yeryüzündeki yaşamın amacı nedir sorusunu sorardık.

Kıyamet ne zamanmı kopacak? İnsanoğlu şeytandan kıssasını aldığında, Allahu Teala meleklere ve tüm aleme haklılığını ispat ettiğinde, şeytan yeryüzünden kovulup hayat monotom bir hale dönüştüğünde, işte o zaman kıyamet kopacak. Rabbimizin siz bilmezsiniz ben bilirim cümlesiyle gökte başlayan müsabaka, şeytanın mağlubiyetiyle tamamlandığında, bizim üstünlüğümüz tüm aleme kanıtlandığında o zaman Allah maçı bitirecek, son düdük (Sur) üflenecek. Müslümanların en büyük hatası, şeytan insana musallat olurken bunu yeryüzü imtihanın doğal bir parçası olarak kabul ettiler ve buna karşı bir direnç geliştirmediler. Bu bir imtihan, biz kötülüğe direnirsek cennete gireceğiz deyip şeytanın varlığını meşrulaştırdılar. Halbuki Allahın bizden beklediği şeytanın vesvesesine direnmek değil, onu yeryüzünden kovmak. Biz inşallah bu yanlış algı ve inançları kıracağız ve yeryüzü yurdumuzu şeytanların işgalinden kurtaracağız. Küresel çete ile başlayıp tüm şeytanları yeryüzünden kovup yeryüzünü özgürleştireceğiz inşallah. Unutmayınız; Allah şeytana yeryüzüne müdahale etme iznini vermiş, ama ademoğullarınada buna kayıtsız kalın dememiş. Tam aksi cennetten bizi kovdurtan bir varlığa karşı öç ve intikam duyguları beslememizi istemiş. Kıssas almamızı istemiş. Neden cinlere üstünüz bunu tüm aleme göstermemizi istemiş. Bunlar gerçekleşmedende kıyamet kopmayacak bilginize.




kelimelerden türemiş hurafeler