• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

yoga caizmi?



Yoga caizmi?- 12.12.2019

Diyanet yoga'nın caiz olmadığını söylüyor, bizler ise yoga gibi egzersizleri yapabilirsiniz diyoruz, bu çelişki okurlarımızdan birisinin dikkatini çekmiş ve konu hakkında bizden bilgi istedi. Yoga caizmi, değilmi?

Değerli dostlar,
olayı çok geniş boyuttan ele alalım sonrası detaylara inelim. Kendinize şu temel soruları sorun, kendinizce bu sorulara bir cevap getirirseniz yoganın caiz olup olmadığını kendinizde çözersiniz. Birinci sorumuz; Allahın bir ilmi Allaha şirk koşan birisi tarafından keşfedilmişse bu bize o ilmi öğrenmeyi veya kullanmayı caiz kılarmı kılmazmı? Çok ilginç bir soru değilmi. Yoga caiz değildir bilgisi daha önceden beyninize yerleştiyse bu soru üzerine beyniniz donup kalmıştır. Neden, çünkü beyniniz biliyorki bir sonraki sorular ile elinizdeki tüm teknolojileri alacağım. Biliyorki çünkü o caiz değilse o zaman şuda şuda şuda caiz olmamalı diyeceğimi. Gelelim ikinci sorumuza; Allaha şirk koşan biri Allahın bir ilmini uyguluyorsa o ilmi onamı bırakmalıyız yoksa o ilme sahiplenmelimiyiz? Eğer terk edelim bulaşmayalım o ilme derseniz, bir önceki soruda olduğu gibi size yine günlük hayatınızla ilgili soruları yönelticeğimi bilmelisiniz. Gelelim üçüncü sorumuza; Allahın indirdiği ilimler kaynağı ne olursa olsun öğrenilmelimi öğrenilmemelimi? Sorularımızı ve sizi nereye götürmek istediğimizi anlamışsınızdır umarım. Bu konuyu analiz ederken konuyu yoga üzerinden ele almayın, konuyu geniş boyuttan ele alın. Bu daha sağlıklı yorumlar getirmenizi sağlayacaktır. Allahın bir ilmi birileri tarafından suiistimal ediliyorsa o ilmi o kirle ellerden kurtarmakmı, yoksa ilk onlar tespit etti ne hali varsa görsünler deyip o ilme sırtımızı dönmekmi gerekir? Tüm soruların özü bu. Konu aslında yoga ile ilgili değil, hayata ve Allahın ilimlerine bakış açınızla ilgili. Diyanetin boş beyinleri; ne hali varsa görsünler biz o ilmi yok sayıyoruz diyor. Bu yaklaşım bizim İslam anlayışımıza ve hayat felsefemize ters. Bizler nerede bir ilim varsa oraya gidip onu öğrenmeliyiz felsefesine sahibiz. Bizler bize bir harf (ilim) öğretenin kırk yıl kölesi olurum (hz. Ali) ruhuna sahibiz. Bu ruhu tabi diyanette oturanların anlamasını beklemeyiz. Onlar sonuçta birer memur birer ilim adamı değil. Bizim hayat felsefemize göre nerede bir ilim varsa bu öğrenilmeli ve İslama yani ait olduğu yere kazandırılmalı. Biyoenerji ve akupunkturda, şakrada yaptığımız gibi. Yazılarımızı okuyorsunuz ve ne güzel anlatıyor, gayet İslami gayet bilimsel diyorsunuz değilmi. Diyanetteki bu zihniyetlere kalmış olsaydı, onlardan da uzak durmamızı isterlerdi. Ondan uzak dur şundan uzak dur derken, bizler ve sizler Allahın nice ilimlerinden mahrum kalır cehalet içinde bir yaşam sürdürürdük. Örneğin; şakra. Siz şakranın yogadan türediğini biliyormuydunuz? Yogayı yasaklıyorsanız şakrayıda yasaklamanız gerek. Bu tartışmayı yoga üzerinden yürütmeyin, konu yogayla ilgili değil konu Allahın ilimlerine ve hayata bakış açınızla ilgili.


Bir;
biyoloji ilmi ata maymun ve evrim teorisi inancı üzerine kurulmuş bir bilim dalı. Bunuda size her sayfasında her bölümünde hissettiriyorlar. Biyoloji öğretmenlerine, hatta fizik hatta arkeoloji hatta uzay bilimlerinde eğitim alan müslüman gençlere bakarsanız eğitimlerinin sonunda ata maymun inancına dönüştüklerini evrimleşe evrimleşe insan olduğumuza inandıklarını görürsünüz. Bunların inancında evreni yaratan bir tanrı bulunmaz, bunlar büyük bir patlama sonucu tesadüfen ortaya çıktıklarına inanır. Bizim aklı kıt diyanetçilere göre hareket ederseniz, o zaman biyoloji ve fizik ve onca farklı ilmide caiz görmemelisiniz. Bunlar çünkü yogadan çok daha büyük bir tehlike içeriyor ve gençliğimizi etkiliyor. Siz eğer Allahın bir ilmi kötüler tarafından işletiliyor, baatıla hizmet ediyor diye o ilme sırtınızı dönüyor insanlarında o ilme sırtını dönmesini istiyorsanız o zaman ilk önce bilim dünyasına sırtınızı dönmeniz gerek çünkü biyoloji ve fizik örneğinde olduğu gibi, "teori" yani tespiti mümkün olmayan iddalar adı altında
toplumun içine en büyük hurafeleri bilim dünyasının kendisi sokuyor. Bilim dünyası dünya hakimiyeti peşinde koşanların hizmetinde çalışıyor ve bunlar her alanda İslamın aleyhine çalışıyor her alanda ispatı mümkün olmayan saçmalıkları teori adı altında ortaya atıp insanların beyinlerini allak bullak ediyor. Siz eğer birilerine çakacaksanız ilk onlara çakın. Bizim diyanetçiler ama korkak oldukları memur zihniyeti ile çalıştıkları için, bilim dünyasına çakmak gözlerini korkutuyor. Uzak doğu dinleri ise tam onların sikletinde. Kimse ayaklanmaz başlarıda ağrımaz, artı o makamlarda birşeylere kafa yordukları izleniminide vermiş olurlar. Maalesef ama bunuda beceremiyorlar bunada kafaları çalışmıyor.

İki;

ilimmi daha önce gelir felsefemi? Birşeyde ilim olduğunu nasıl anlarız? Bu soruların cevabıda keza sizi yoga hakkında doğru kararı vermenizi sağlar. Soru bir; ilimmi yoksa felsefemi hangisi ilk önce gelir? İlk önce ilim gelir. İlk önce ilim keşfedilir sonrası o ilmi keşfedenler yaşadıkları topluma bunu nasıl anlatır nasıl yayarız sorusunu kendilerine sorarlar, sonrada yaşadıkları toplumun anlayacağı dilden buna bir izah getirmenin en iyi olacağına karar verirler. Ne yaparlar, o ilme o topluluğun inanç ve değerleri doğrultusunda bir açıklama getirirler. Kendinize sormanız gereken soru şu, yogadan felsefemi türedi yoksa felsefeden yogamı? Eğer yoga ilk vardı ve felsefede bundan türediyse o zaman biz yogaya bakar, felsefe kişileri bağlar o ilmin kendisini bağlamaz deriz.
Bizim için esas olan ilim çünkü. Eğer ama hristiyanların istavros çıkarması gibi bir uygulama bir felsefeden doğduysa o zaman o uygulama caiz olmaz, diyanet haklı olurdu. Yoganın caiz olup olmadığını belirlemek için yoga uygulamasının kendisimi ilk önce vardı yoksa felsefesesimi, sadece buna bakarakta olayı çözebilirdiniz aslında. Gelelim buradan ikinci sorumuza; yogada ilim varmı yokmu ve birşeyde ilim olduğunu nasıl anlarız? Diyanet yogayı caiz görmüyor çünkü bu uygulamanın felsefeden doğduğu kanaatindeler. Müslümanların namaz ibadeti gibi yoganında inançsal bir uygulama olduğunu iddia ediyorlar. Bu doğru olamazmı? Diyanetin sunduğu tezin doğruluğunu araştırmak çok basit. Bir uygulama felsefe (inanç) içeriklimi yoksa ilim içeriklimi bunun tespiti çok basit; felsefi uygulamalar ilahi düzene ters olur, ilmi uygulamalar ama değil. Böyle bir fetva vermeden öncesi diyanetin yapması gereken tek şey vardı, o da bu uygulamanın ilahi düzenle uyumlu olup olmadığını araştırmak. Örneğin; yogada yapılan egzersizler eklemlerinizle kaslarınızla uyumlumu değilmi? Eğer uyumluysa o zaman bilinki burada Allahın bir ilmi var. Diyanet aslında kendisine çok basit bir soru sorması gerekiyordu, bu uygulama insana faydalımı değilmi? Faydalıysa o zaman burada bir ilmin olduğunu anlamalılardı. Öyle gözükiyorki bizim oğlanlar hiçbir analiz yapmadan, sadece uygulayan kişilere bakarak kararlarını vermiş. Konu hakkında kafa yormadıkları çok aşikar. Eğer yoga hristiyanların ayinleri gibi bir inanç uygulaması olsaydı, altında hiçbir ilmi dayanak bulamazdınız. İnsan sağlığına ve çevresine zerre faydası olmazdı. Birşeyde ama ilmi bir boyut görüyorsanız yani insanlığa bir fayda görüyorsanız o zaman bilinki o hak. Hak olanada sahiplenmek çözmek ve yeşertmek Müslümanlar üzerinde bir farz. Allahın ilimlerini çıplak bir beden gibi düşünün, her topluluk o ilmi keşfettiğinde kendi kültürleri doğrultusunda o bedene bir elbise giydirmiş. Yani felsefi bir açıklama getirmiş. O bedenin üzerinde çok çirkin bir elbise var diye o bedene sırtınızı dönmeyin. Bunun vebali size çok ağır olur. O beden Allahın size indirdiği bir beden. Allahta sizden o bedene sahip çıkmanızı bekliyor. Karar sizde. Ya diyanetin boş beyinleri gibi, bu beden baatıl tarafından keşfedilmiş bedeni baatıla bırakalım diyeceksiniz ya da bu beden Müslümanlara indirilmiş bu bedene sahip çıkmak bunu İsamla süslemek gerek deyip o bedene sahip çıkacaksınız. İslam kıyafetini üstüne giydireceksiniz. Bunun en güzel örneğide İslamın tebliği, dinlerin inişi. İslam dini baatıldan uzak durmak için değil baatılı yok etmek için indi. İslam dini baatıldan uzak durmaz tam aksi baatılı hedef alır, üstündeki çirkinliği giderir. Siz eğer baatılı gördüğünüz her defasında bundan kaçarsanız, en başından kendi inancınızı reddetmiş olursunz. Gördüğünüz gibi herşey hayata yaşantınıza ve İslama bakış açınızla ilgili. Bu vesileyle yoga caiz değildir diyenlerin İslama ve hayata bakış açıları hakkında da bir kaç bilgi edinmiş olduk.

Üç;
insanın hayatında bir duruşu olması gerek. Birşeyi savunuyorsanız o zaman sonuna kadar bunun arkasında durmanız gerek. Hayatınızın her alanınada o duruşunuzu yansıtmanız gerek. Size bir soru; bu fetvayı veren kişi twitter, whatsapp veya facebook kullanıyormu acaba? Bir iphona sahipmi? Hiç youtube girdimi? Hiç mcdonalds'da yemek yedimi? Android veya windows işletim sistemini kullanıyormu? Akıllı bir saate sahipmi? Adidas veya nike ayakkabılarını hiç giydimi? Hiç sinemaya gidip bir hollywood filmi izledimi? Kola içtimi? Büyük ihtimalle bunların bir çoğuna evet cevabını verirdi değilmi. Yoga caiz değildir deyip bunlara evet diyorsanız işte o zaman olmuyor arkadaşlar. Ne alaka? Bakınız, siz fetvalarınızda uygulamanın kendisini değilde bu uygulamayı yayanların niyetini baz alır ve o doğrultuda o uygulama hakkında karar verirseniz o zaman insanlar sizden bu analiz metodunuzu hayatınızın diğer alanlarınada uygulamanızı bekler. Örneğin yogada uyguladığınız bu analiz metodunu hayatınızın diğer alanlarınada uygulamanızı bekler. Sonuçta bir duruşunuz olması gerek. Eğer yoga kötü çünkü yogayı yayanların niyeti kötü diyorsanız, o zaman hayatınızın içinde olan diğer şeylere karşı yaklaşımınızda bu olmalı. Yogada uyguladığınız analiz metodunu hayatınızın diğer alanları içinde uygulamalısınız. Hayatta bir duruşu bir iradesi bir felsefesi olan bunu yapar. Siz ama buna cesaret edemiyorsunuz değilmi. Neden, çünkü yoga hakkında fetva verirken saçmaladınız çok yanlış bir analiz metodu seçtiniz. Somut kavramlar üzerinden değil, soyut kavramlar üzerinden analizinizi yaptınız. Yani uygulamanın kendisine bakarak değil, o uygulamayı uygulayan kişilerin niyetine bakarak birşeyin iyi olup olmadığına karar verdiniz. Hadi sıkıyorsa bu analiz metodunuzu hayatınızın diğer alanlarınada uygulayın. Yapamazsınız. Siz o analiz metodunu eğer hayatınızın diğer alanlarınada uygulamaya kalksanız dağda yaşamaktan başka bir çareniz olmazdı. Beyaz adamın icat ettiği herşeyden uzak durmanız gerekirdi.
Siz her icatı niyete göre değerlendirirseniz, yogada yaptığınız gibi o zaman eşyalarınızı toplayıp dağda tüm teknolojiden uzak yaşamaktan başka çareniz olmazdı. En basiti internete asla girmemeniz gerekirdi. Siz "www" yazdığınız her defasında canavarın (deccal) bir parçası oluyorsunuz. Günümüzde her marka neredeyse kötülükle büyülenmiş, bir sihir içeriyor. İnsanlık kötülük tarafından resmen kuşatılmış kötülüğün içinde yaşamaya mahkum bırakılmış ve sizin derdiniz yoga öylemi? Allah size akıl fikir versin! Bizim sizden istirhamımız, lütfen eşyalarınızı toplayın ve gidin. Madem İslama aykırı uygulamalardan uzak durmamızı istiyorsunuz, siz örnek davranış gösterin ve ilk siz günümüzün teknolojisinden markalarından uzak durun. Bunu yaparsanız, en azından bize bir duruşunuz olduğunu gösterir, en azından bu konuda takdirimizi alırsınız. Aksi takdirde bize hem akıldan hem duruştan yoksun olduğunuzu gösteriyorsunuz.

Özetlersek;
eğer yoga egzersizlerinizi beden sağlığı niyetine değilde yoganın felsefesine erişme niyetine yapıyorsanız, aydınlanma vs o zaman diyaneti haklı çıkarır o yoga egzersizleriniz size caiz olmazdı. Burada kriter uygulamanın kendisi değil, niyet. Bunun İslamda en güzel örneği kesilen kurbanlar. İslamda hayvan kesmek helal, ne zamana kadar? Allah adına kestiğiniz müddet. İslamda kurallar çok açık, bu ister yoga olsun ister futbol ister biyoloji ister kurban kesmek ister namaz olsun, Allah dışında birilerini araya sokmadığınız müddet ilim içeren bir uygulamayı yapmanızda veya öğrenmenizde size bir bahis yok. Soktuğunuz an ama hapı yuttunuz. Caiz olan bir uygulama bir anda sizi şirke götürür. Örneğin; namaz. Namaz çok büyük bir ibadet. Hayatta elde edebileceğiniz en büyük makamı (Allahın huzuruna çıkmak) ve en güzel mekanı (Allaha secde etmek) içinde barındırıyor. Bu ibadete ama şıhınızı araya soktuğunuzda (rabıta) olayı batırıyorsunuz. İbadetlerin en güzeli bir anda ibadetlerin en çirkinine dönüşüyor. Yani bazen sapkınlık ile hak arasındaki fark sadece bir niyete bakıyor. İbadetlerin en güzeli olan namaz, yanlış kişilerin elinde ibadetlerin en çirkinine dönüşebiliyorsa, uygulamaların en çirkini olan yogada doğru kişilerin elinde uygulamaların en güzeline dönüşebilir. Olay bu kadar basit. Yoga konusunda diyanet saçmalamış çünkü herkesin hindular gibi niyet edeceğini varsaymış yani bıçağı eline alan herkesin katil olacağına hükmetmiş, yemek yapma niyetine veya bir insan canını kurtarma niyetinede o bıçağın kullanabileceğini akıl edinememiş. Umarım olayı anlamışsınızdır. Hindular tanrıları ile yakınlaşma niyetine yoga yapar, siz ise eklemlerinizdeki ağrıları gidermek için. Onların hanesine bu şirk olarak yazılır sizinkine ise sevap olarak. Olayı anladınız değilmi? Bir; birşeyi yapmadan önce onda ilim olup olmadığına bakıyorsunuz. Bunu nasıl anlarsınız? Size faydalımı değilmi. Faydalıysa orada ilim var. İlim içeren birşeyide gönül rahatlığıyla öğrenebilir ve yapabilirsiniz. İki; o eylemi yaparken Allah dışında bir gücü araya sokmuyorsunuz. Bu iki şeye dikkat ettiğiniz müddet herşeyi yapmakta özgürsünüz!