nühüm                                                         
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...
                                                                                                                                                          
bir konuya niyetlendiğimizde, o gün aklımıza geleni kaleme alıyoruz ve sitemize o taslak hali ile yerleştiriyoruz. Son hali sizlerin gözü önünde alıyor, haftalar içinde cümleleri düzelte düzelte birşeyleri ekleye ekleye. Son hali bir iki hafta alıyor, yeni yazılarımızı bir kaç hafta boyunca lütfen takip edin.....




 
 

aura

Aura nedir, bu yazımızda hepimizin hayatında en azından bir kez duyduğu ama tam olarak ne olduğunu bilmediği bir konuyu ele alacağız. Bu konuyu ilginizi çekebilecek bir konu olduğu ve genel kültür anlamında ne olduğunu bilmeniz gerektiğini düşündüğümüz için ele alıyoruz. Yazılarımız bilimsel verilere dayanarak ele alınır, şahsi görüşlerimiz veya inançlarımız yazılarımızda yer bulmaz. Umarız bu yazılarımız sayesinde alternatif tıp yöntemlerine hem ilginiz artar hem dini değerlerinizden, örf ve adetlerinizden taviz vermeden bu uygulamaları araştırır, uygular ve size uygulanmasına razı olursunuz.

Aura bedenimizin manyetik kalkanıdır; insan neden manyetik bir kalkana ihtiyaç duyar?

Evrende cisimler iki türden var edilmiş birisi maddeden diğeri enerjiden. Cisimlerin şekil almış haline madde denilir, almamış haline enerji. İnsan bedeni evrende iki türlü tehlike ile karşı karşıya kalır, birisi maddeye dönüşmüş cisimlerden gelen tehlikeler diğeri ise enerji boyutunda hareket eden cisimlerden gelen tehlikeler. Madde boyutundan gelen tehlikelere karşı cilt tabakamız bizleri korur ama bu koruma enerji boyutuna karşı işe yaramaz. Neden? Maddeyi siz madde ile, enerjiyide siz anca enerji ile savuşturabilirsiniz! Yani kusursuz bir donanım için ikiside var olması gerek. Sizce Allahu Teala maddeye karşı insana koruma verirde (cilt tabakası, bağışıklık sistemi), evrenin enerji boyutunu unuturmu, insanı eksik ve kusurlu bir yaratılış şekli ile yeryüzüne indirirmi? Tabii ki değil; yeryüzüne mahkum edilen Ademoğulları tam donanımlı, kusursuz bir yaratılış şekli ile yeryüzüne indirilmiş. İnsan kendisini hem madde boyutundan gelebilecek zararlara karşı koruyabilecek nitelikte (örneğin; mikroplar) hem enerji boyutundan gelen zararlara karşı (örneğin; kıskanç bir kişinin bakışlarından gelen enerji- nazar).

   - manyetik kalkanın kaynağı

İnsan bedeni müthiş bir tasarıma sahip, ne kadar çok incelerseniz hakkında o kadar çok yeni şeyler tespit edebilirsiniz, keşfedebileceğiniz bilgilerin sınırı yok. Ancak bu kapalı kutuyu araştırabilmeniz için cildin altını görebilmelisiniz, gözle görülemeyen boyutlara inebilmelisiniz. Bu boyutlara inebilecek güçte değilseniz veya imkanlarınız yoksa o zaman bunun makroskopik boyutta bir muadili varmı onu inceleyip tespitlerinizi ilk onun üzerinde yapmalısınız. Biz bunu yaptık, bizde ne insanın enerji boyutlarını görüntüleyecek yetenekler var ne de teknolojik eqipman, o yüzden bizler bu sırrı deşifre etmek için bir kurnazlık yaptık. Biz insan modelin doğada bir muadili varmı onu araştırdık ve o muadili üzerinden bu gizeme bir çözüm getirdik. İnsanın makroskopik boyutta bir muadili varmı? Var, yeryüzü! Siz eğer yeryüzünü araştırırsanız insanın gizemlerinide gün yüzüne çıkarabilirsiniz. Yeryüzü böyle bir enerji kalkanına sahipmi ve bu kalkanın kaynaği ne? Evet, yeryüzü kendisini evrenin zararlı ışınlarına karşı koruyan bir manyetik kalkana sahip. Nedir bu kalkanın kaynağı? Bilim adamları bu konuda çok farklı araştırmalar yapar ve sonunda şöyle bir ortak kanaate varır; dünyamızın çekirdeği erimiş artı ve eksi yüklü madenlerden oluşur, artı ve eksi yüklü maddelerin akışıda o akışın etrafında manyetik bir alan oluşturur. Bilim adamları yeryüzünü çepeçevre saran ve koruyan manyetik kalkanın yer çekirdeğin içindeki bu akıştan kaynaklandığını düşünür. Eğer artı ve eksi yüklü maddelerin akışı manyetik bir alan oluşturabiliyorsa, eğer yeryüzünü saran manyetik alan bu sebepten dolayı ortaya çıktıysa ve eğer fizik kanunları evrenselse o zaman fiziğin "sağ el kuralına" göre bedenlerimizin içinde uzunluğu 73 km'ye dayanan elektrik hatlarda (artı ve eksi yüklü maddelerin akışı) bedenimizin etrafında manyetik bir alan oluşturabilmeli. İnsan bedenine yakından baktığınızda da oluşturduğunu görmekteyiz. Alttaki fotoğrafların birisi dünyamızın kalkanını gösterir diğeri bu kalkanın nasıl dünyamızı güneşin zararlı elektromanyetik dalgalarından koruduğunu, son fotoğraf ise insan bedenin kalkanını gösterir.

          

   

                                   

Vikipedia yanılgısı

Auranın vikipedia daki tanımına bir bakalım; “Aura Teozifi'de kullanılan bir terim olup, canlıların bedenlerinden yayıldığı varsayılan ışınımla oluşan ve gitgide yayılan tesir kuşakları tarzında kendini gösteren elektromanyetik alana verilen addır. Aura okumak ise aura' hissedebilmektir. Metapsişikçilerin "eflüv" adını verdikleri partiküllerin ışınımıyla (radyasyon) oluştuğunu iddia ettikleri bu alan, Teozoflara ve Kirlian Fotoğrafçılığı üzerinde çalışan araştırmacıların kendi sözlerinin özetlerine göre "yaşam enerjisi olarak adlandırılan bir tür enerjinin organizmalardan insan gözünün göremediği bir frekans düzeyinde titreşen ışınlar tarzında yayılmasıyla oluşur". Not: Vikipedia bilimsel bir site olmasına rağmen aurayı "yaşam" enerjisi yani mistik kaynaklı bir enerji olarak tanımlar. Vikipedia auranın bilimsel içeriğini değil, sizlere hurafe yönünü aktarır. Bunu bilmediklerinden dolayımı yoksa farklı niyetler beslediklerindenmi yapıyorlar, bunun takdirini size bırakıyoruz. 

İnsan neden bir enerji kalkanına ihtiyaç duyar?

İnsan yeryüzünde çok farklı tehlikelere maruz kalır, bunlardan birisi kıskanç bir insanın bakışı. Böyle bir kalkan ile donatılmamız bizleri nazar gibi enerji boyutlarından gelebilecek tehlikelere karşı korur. Bu muhteşem bir incelik, yaratılışta bu kadar ince detaya inilmiş olunması bizlere tekrar ilahi ilim ve kudretin boyutunu gözler önüne serer. Umarız bu bilgiler dininize olan bağınızı artırır, Allaha olan inancınızı güçlendirir.


   - uzmanlar neden “mistik“ enerji kavramına takılı kalır? 

(1) Çoğu uzman uzak doğu felsefelerine bir hayranlık duyar, o inancın içeriğini benimser ve o hayat görüşlerini kendi hayatına rehber kılar. Bu uzmanlar yaşadıkları toprağın dinine, örf ve adetlerine yabancı olduğu için mistik enerji gibi kavramları kullanmakta veya bunun propagandasını yapmakta bir sakınca görmez. (2) Komünizm zihniyetini veya ateizim felsefelerini benimsemiş uzmanlar “mistik” enerji kavramını çok kullanır. Bu kişilerin bir "Allah" alerjisi bulunur, onlar “mistik” ve “evrensel” enerji ve “bilimsel çalışma” gibi kavramlar ile Allahın varlığını çürütme derdinde, kendilerine farklı bir yaratılış teorisi üretme peşinde. (3) Ego; insanda "özel" olma arzusu bulunur, sıradan işler ile uğraşan birine kimse ilgi göstermez. Siz "mistik" enerji gibi kavramları kulanırsanız dünya dışı ve gizemli enerjiler ile uğraştığınızı ima etmiş olursunuz. Bu kavramlar ile kendinizi basit ve sade halktan ayrıştırır kendinize özel bir statü atarsınız, özel statüdende kim hoşlanmaz değilmi. (4) Gurur; günümüzün uygulayıcıları binlerce yıldır anlatılan batıl hikayelere göre hayatlarını biçimlendirmiş, uygulamalarını o hikayeler doğrultusunda topluma izah etmiş. Onlar için günümüzün bilimsel açıklamalarını kabullenmek yıllardır yanlış bilgilere göre hayatlarını biçimlediklerini kabullenmek anlamına gelir. Günümüzün bilimsel açıklamalarını kabullenmek yıllardır topluma yanlış bilgiler aktardıklarını kabullenmek anlamına gelir. Bu gerçekleri kabullenmekte kısacası onların gururlarına ağır gelir.