• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        


ataların günahları çocukları etkilermi- bölüm 3


Ataların günahları neden çocuklara yansır- detay boyutu

1. Rızık boyutu

Değerli dostlar, olaya çocuk merkezli değil ebeveyn merkezli bakın. Konuya çocuk merkezli bakar ve bir çocuk, anne ve babasının günahını çekiyor derseniz, evet; böyle bir düzen size ne mantıklı gelir ne de adaletli. Olaya ama çocuk merkezli değilde anne ve baba merkezli bakarsanız, o zaman olay size çok daha mantıklı gelecektir. Konumuz bir çocuk, anne ve babasının hatalarını çekmelimi çekmemelimi konusu değil, konumuz anne ve baba, çocuğun geleceği hakkında söz sahibi olmalımı olmamalımı konusu. Eğer olmalı derseniz kendinize bir sonraki soruyu sorun; bu nasıl olacak? Allah erkeği yaratmış, kadını yaratmış sonrada çocuğu. Erkek ve kadının kaderini amel defterleri doğrultusunda belirleyeceğine karar vermiş, ya çocuğunki? Amel defteri henüz açılmayan bir çocuğun kaderi hangi kriter üzerinden belirlenecek? Herhalde günlük rızkınızın günlük yaşadığınız olayların öylesine tesadüfen rastgele herhangi bir hesaba tabi olmadan size indiğini düşünmüyorsunuzdur. Ebeveynlerin rızkı günlük amellerine göre iniyorsa, yani yeryüzünde ektiklerini biçiyorsa çocukların günlük rızkı neye göre hesaplanıyor? Bu soruna Allahu Teala şöyle br çözüm bulmuş, çocukların günlük rızkını anne ve babanın amel defteri üzerinden belirlemeye karar vermiş. Amel defterleri açılıncaya kadar çocuklarınızın geleceğini sizin yaşantınız üzerinden belirlemeye karar vermiş. Kendinize şimdi bir sonraki soruyu sorun; eğer yaşantımız üzerinden çocuklarımızın geleceği belirlenecekse işlediğimiz kötülüklerde çocuklarımıza yansımalımı? Nasıl mantığınıza hitap ettiğimizi görüyormusunuz? Soru sora sora konuyu sizin için anlaşılır hale getirmeye çalışıyoruz. Allahu Teala bu soruyada evet demiş. İlahi adalet doğrultusunda iyilikleriniz çocuğa yansıyorsa kötülüklerinizde yansıması gerek demiş. Ne ekerseniz onu biçersiniz söylemide buradan gelir. Özet: konumuz bir çocuk, anne ve babasının günahını çekermi meselesi değil. Konumuz anne ve baba, çocuğun kaderi hakkında söz sahibi olmalımı ve olacaksa bu nasıl olmalı meselesi. Ebeveynlerin iyilikleri çocuklara yansıyorsa işledikleri kötülüklerde çocuğa yansımalımı, konumuz bu. Olaya bu şekilde bakarsanız bu bölümdeki yazıları daha sağlıklı etüt edersiniz.

2. İmtihan boyutu

Ataların işlediği günahlar belirli bir hesap doğrultusunda çocuklara ve torunlara serpiştirilir. Her biri atanın bir günahından payını alır. Birisi atanın cimriliğini birisi asabiliğini birisi harama yatkınlığını vs alır. Demiyormuyuz bu ebesine dedesine çekti diye. Allah bunu neden yapar? Bizi, birbirimizle imtihan etmek için. "Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir" (Furkan Süresi; 20). Örneğin; anne ve babanıza bir musibet isabet ettiğinde Allahu Teala sizi imtihan etmek ister. O sıkıntılı günlerde anne ve babanızın yanında olacakmısınız olmayacakmısınız bunu görmek ister. Hastalıklar ve musibetler olmasaydı, hayrlı bir evlat veya sabır diye birşey olmazdı. Örneğin; atanın bir huysuzluğu bir toruna isabet ettiğinde ve o torun bir kötülükten diğerine sürüklendiğinde, bu sefer Allah anne ve babayı imtihan etmek ister. Bakalım sabredeceklermi. O kötülüğe sürüklenen kişinin kardeşlerini imtihan etmek ister. Bakalım kardeşlerine destek olacaklarmı. Eğer ataların işlediği günahlar çocuklara ve torunlara seriyat etmemiş olsaydı, imtihan diye birşey olmazdı. Allah benden kötülük gelmez der, eğer atalardanda çocuklara kötülük geçmeseydi o zaman yeryüzünde imtihan diye birşey kalmazdı.

3. Eylem-Sonuç boyutu

Her birey kendi günahının cezasını çeker, bu doğru ancak bireysel eylemlerin etkisi o kişi ile sınırlı ve kısıtlı kalmıyor. Konumuzu ata-çocuk ilişkisi boyutundan değil, eylem-sonuç boyutundan ele alın. Bir birey bir hata işlediğinde bu çevresinde mağduriyetler oluşturuyormu oluşturmuyormu? Bu mağduriyetler arasında çocuklar varmı yokmu? Eğer oluşturuyorsa ve eğer bu mağduriyetler arasında çocuklarda varsa o zaman gün gelecek kendi çocuk veya torunlarınıda ona benzer bir mağduriyet yaşayacak. Cinsiyeti ve yaşına kadar denk bir mağduriyet. Örneğin; mağdur edilen çocuklar kaç yaşındaysa kendi çocukları veya torunlarıda o yaşa geldiğinde o mağduriyeti yaşayacak. Hiçbirşeyin tesadüf olmadığı, kader denilen olayın ne kadar derin ve ince hesap sonucu ortaya çıktığını buradanda anlayabilirsiniz. Konumuza bir çocuk atasının hatasını çekermi çekmezmi boyutundan değilde daha geniş boyuttan, eylem-sonuç boyutundan bakınız. Bir eylem ne kadar çok canlıyı etkiliyorsa, o kadar çokta sizin nesliniz bundan etkilenecek.

4. Hak boyutu

Allah, anne ve babaya bir canlıyı emanet eder. Anne ve babada nice zorluklar altında o emanetin doğmasını sonrası büyüyüp güzel ve verimli bir ağaç haline gelmesini sağlar. Bu emek sonucuda anne ve babanın çocukları üzerinde bir hakkı doğar. Anne ve baba, bi nevi Allahla bir antlaşma yapar; anne ve baba, emanete en iyi şekilde sahip çıkacağını taahhüt eder, karşılık olarakta Allah o çocuğun kaderinde yani geleceğinde anne ve babaya bir söz sahibi vereceğini taahhüt eder. Göbek bağı bu el sıkışmanın sembolik ve fiziki karşılığı. Ana rahminde el sıkışıyorsunuz, doğum sonrasıda herkes taahütlerini yerine getirmek için ayrılıyor. Kaderinizi üç şey belirler, bir; Allah. İki; anne ve babanız (atalarınız) ve üç; kendi iradeniz. Allahın kaderiniz üzerindeki payı şudur; Allah tohumu yaratır, tohumun cinsini ve o tohumun ekileceği yeri ve zamanı belirler. Birde size indirilen iyilikler Allahtan gelir. Dua ve ibadetlerinizin karşılığı olarak Allah size iyilik indirir. Bu iyilik sağlık olabilir, zenginlik veya aile huzuru. Allahu Teala sanıldığı gibi kaderinizin detaylarını çizmez. Allahu Teala yeryüzü hayatınızda sadece cinsiyetinizi ve doğacağınız zaman ve mekanı belirler, dua ve ibadetlerinizin karşılığını indirir. Hakkınızda bundan ötesi bir karar vermez. Tohumun cinsi ve ekileceği yer belirlendikten sonrada, kişinin kaderini anne ve babası belirler. Ne zamana kadar? O tohum bir ağaç büyüklüğüne ulaşıp meyve verinceye kadar. Anne ve babanın çocuk üzerindeki hakkı bu süre içinde verilen emekten doğar. Siz, Allahla yaptığınız antlaşmanın ne kadar kendi payınız üzerine düşüne yaparsanız size o kadar o çocuğun geleceğini belirleme hakkı verilir. Şimdi; nice emek verdiğiniz bir bireyin geleceği hakkında söz sahibi olmadığınızı düşünün. Herkesin o canlının üzerinde tasarrufu olduğu ama sizin olmadığını düşünün, böyle bir düzen size adaletli gelirmiydi? Elbette gelmezdi. O zaman anne ve baba, taahütlerini yerine getirdiği müddet çocuğun geleceğini belirlemede söz sahibi olmalı, ama nasıl? Allahu Teala buna şöyle bir çözüm yolu takdir etmiş; niyet, söz ve eylem. Allahu Teala sadece sözünüze değil, niyet ve eylemlerinizede bakıyor, sonrası bu doğrultuda çocuğunuzun kaderini çiziyor. Sizin her niyet, söz ve eyleminiz doğrultusunda çocuğunuzun günlük ve gelecek kaderi belirleniyor. İyilik iyiliği kötülükte kötülüğü çeker misali, iyi söz, niyet ve eylemleriniz çocuğunuzun kaderine olumlu yansıyor. Kötü söz, niyet ve eylemlerinizde çocuğunuzun kaderine olumsuzlukların yazılmasına sebep oluyor. Konumuza çocuklar atalarının günahını çekermi çekmezmi boyutundan değilde, çocukların kaderini belirleme hakkı ebeveynlerde olmalımı olmamalımı ve bu nasıl olmalı, konumuzu bu boyuttan ele alınız. Eğer söz sahibi olmalı diyorsanız o zaman bu nasıl olmalı? Yaptığınız iyiliklerin dışında yaptığınız kötülüklerde çocuğunuzun geleceğini belirlemede dahil edilmelimi? Adil iseniz o zaman bu sorulara evet der ve varolan düzenin makul olduğunu kabul ederdiniz.

5. Karakter boyutu

Çocuklarınızın fiziki yapıları atalarına çekiyor, ya huyu? Fiziki yapınızın çekmesini genetik ile izah edebilirsiniz, ya huyunuzu? Huyunuz karakteriniz bunlar soyut boyutta olan şeyler, bunları DNA ile açıklama şansınız yok. Bir düzen düşününki bu düzende fiziki yapınızı gelecek soylara aktarma şansına sahipsiniz ama örneğin; vatan sevgisi, Allah sevgisi, cömertlik, harama karşı hassasiyet gibi sıfatları aktarma şansına sahip değilsiniz. Böyle bir düzen size eksik gelmezmiydi? Elbette gelirdi. Allah eksik düzenlemeyeceğine göre, düzen öyle kurulmuşki bu düzende sadece fiziki yapınızı değil karakterinizide çocuklarınıza aktarma nimetine sahipsiniz. Ama nasıl? Fiziki yapımız genetiğimiz üzerinden bir sonraki nesillere aktarılıyorsa, karakter ve huyumuz ne üzerinden gelecek nesillere aktarılıyor? İyilik ve kötülükler üzerinden. İyi huylar ataların işlediği iyiliklerden gelir, kötü huylar ise işlenen bir kötülükten. Atanız bir kötülük işlediğinde o kötülüğü temsilen bir şeytan bedeninize girer. O şeytan ve soyu sizle kalır ve sizde o kötü vasfı canlı tutar. İyilik işlediğiniz zamanda o iyilik kalbinize nakşedilir ve çocuklarınızdan torunlarınıza aktarılır. İçimize sinen kötü bir vasfı (şeytanı) yok etme şansımız varmı? Evet, var. "Allah beni böyle yarattı, can çıkar huy çıkmaz" söylemi İslama sokulan en büyük hurafelerden birisi. Siz içinizdeki o negatif enerjiyi temizleyebilirsiniz. Formulü çok basit; 120 fakiri doyurma niyetine paranızı bir kuruma havale edin. Bunu fakirleri doyurma niyetine yapın. Buna imkanı olmayanda 40 gün arka arkaya oruç tutsun. Bunlarıda üzerinizdeki haklara kefaret olarak, mağdur edilenlerin ruhlarına bağışlanması niyetine yapın. Atalardn gelen haklar zikir, namaz veya zekat ile kalkmaz. Üzerinizdeki hakları kaldırmanın iki yolu var ya fakiri doyurmak ya da arka arkaya oruç tutmak. Hepimiz atalarımızdan birşeyi kaptığımızı biliyor ve görüyouz, sıkıntı şu; herkes sadece iyiye sahipleniyor, kötüye değil. Bir çocuk iyi bir vasıf sergilediğinde herkes bana çekmiş diyor, bi nevi atadan çocuğa birşeyin sindiğini kabul ediyor. Ataların günahını çocuklar çekmez, bu saçmalık diyenler aslında atalardan birşeyin çocuklara geçtiğini net biliyor. Kabul edemedikleri şey, çocuktaki kötülük. Kabul edemedikleri şey çocuğun başına gelen kaza ve belalar. Çocuk ödül kazansa herkes bana çekmiş diyecek. Kötülükte ise kimse ortada görünmüyor kimse sahiplenmiyor. Neden? Kimse günahla ilişkilendirilmek istenmiyor. Allah böyle takdir etti, bu da bizim imtihanımız deyip geçiliyor. Çocuklarınızın başına gelen iyilikleri kendinizden biliyor, kötülükleri ise Allahtan. Allah kötülük benden gelmez demesine rağmen, Allahtan biliyorsunuz. Size bu yazı vesilesiyle günaydın deme vakti geldi; başınıza gelen kötülük sizden, iyilikler ise Allahtan gelir.

6. Hak-Baatıl boyutu

Atalar ne işlerse bu çocuklara ve torunlar yansır. Her nesil bu teraziye kendi yaşantısıylada katkıda bulunur. O topluluk kötülükleştikçe ve günahlar o topluluk için kaldıralamayacak boyuta geldiği zamanda Allah savaşlar zuhur ettirir veya doğal afetler ve o topluluğu yok eder, yerlerine yenisini getirir. O günahkar nesil yok edilir, gelecek nesillerede temiz bir sayfa açma şansı verilir. Savaşların altında bile böylesine bir hikmet var. Ataların işlediği iyilik ve kötülükler neden çocuklara seriyat eder? Size bir soru soralım o zaman; güzel bir ahlakınız var, bu güzel ahlakınızın çocuk ve torunlarınıza seriyat etmesini istemezmisiniz? Elbette istersiniz. Yahut, iyi bir ailesiniz ama çocuklarınızdan birisi toplum nezdinde sizi rezil etti, bu ailenizin huzurunu bozarmıydı? Elbette bozardı. İşte, böyle bir sorun ile karşılaşmamanız için çocuklar atalarına çeker. Ailelerin huzuru bozulmaması, çürük elmaların bir sülaleye karışmaması için çocuk ataya çeker. Ata iyiyse iyilik o ailede kalır, kötüyse kötülük o ailede kalır. Buna eğer Allahu Teala böylesine bir düzenleme getirmeseydi, o zaman her yeni doğan o aile için şapkadan ne çıkarsa nasibimize olayına dönüşürdü. İyi bir aileye huysuz bir çocuk, kötü bir aileyede iyi huylu bir çocuk doğar, kötü çocuk o iyi aileyi perişan eder, iyi çocukta kötülerin arasında mahçubiyet yaşardı. Düzen bu şekilde olsaydı siz bu düzeni mantıklı görürmüydünüz? Böyle bir düzen aileleri birbirinden koparır, ilahi adaletin sorgulanmasına sebep olurdu. Cennet ve cehennem nasıl birbirinden uzak birbirine karışamıyorsa, iyi ve kötüde yeryüzünde karışmaması gerek. Siz hiç elma ağacın dibine düşen bir armut gördünüzmü? Görmediniz. Böyle birşeyin olmaması içinde her çocuk atasına çekmiş. Atalar ne iyilikleri ne kötülükleri barındırıyorsa çocuklarda onu barındırıyor. Özetlersek; çocuk neden atasına çeker? Eğer iyilikler ve kötülükler nesilden nesile geçmemiş olsaydı, o zaman hakkın bulunduğu mekanda kötülük doğar, kötülüğün bulunduğu mekanda da iyilik doğar, bu da aileleri darma duman ederdi. Allah isterki iyilik ve kötülükler soy içinde kalsın. İyi işlerle meşgul olanlar hayrlı çocuklar doğurur ve o çocuklar o iyilikleri bir yüz yıl daha ayakta tutar. Kötü işler ile meşgul olanlarda kötü nesiller büyütür, o kötü çocuklarda kötülükleri bir yüz yıl daha ayakta tutar. Ataların işlemiş olduğu iyilikleri ve kötülükleri Allah, çocuklara yansıtarak hem o işlerin bir yüz yıl daha devamını sağlar, hem hak ile batılı birbirine karışmadan farklı cephelerde tutar.

7. Ataları terbiye etme boyutu

Bir ebeveynin işlediği bir günah neden çocuktan çıkar? Bunun farklı nedenleri var ve biz bu nedenleri sizlere sıralamaya çalışıyoruz, bu nedenlerden biriside; ataları günahlarından vazgeçirme boyutu. "İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah - o kötü yoldan dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor" (Rum Süresi; 41). Bir ebeveyn bir günah işlediğinde o günah anında çocuğa bir musibet olarak döner. Neden? O ebeveyni o günahtan vazgeçirmek için! Ebeveynin gözleri önünde evlat bir sıkıntıdan diğerine sürüklenir. Allah bu şekilde anne ve babanın merhamet duygularını uyandırmak; "bak bizim hatalarımız çocuklarımızın başına ne tür belalar getirdi" demelerini sağlamak ister. Çocuklara inen sıkıntılar üzerinden Allah isterki, insanlar yeryüzünde tövbe etsin yeryüzünde yanlışlarından dönsün. Çocuklarınızın başına gelen olaylar aslen Allahın merhameti sonucu gelir. Çocuklarınızın başına gelen kötülükler sizi uyarmak, sizi cehennem azabından uzak kılmak içindir. Siz tövbe ettiğiniz, hatanızdan döndüğünüz an da Allah çocuğunuzun üzerinden o sıkıntıyı kaldırır. Biz ama ne yapıyoruz, çocuğumuzun başına bir sıkıntı geldiğinde doktordan doktora koçuşturuyoruz, Rabbim bizi sınıyor deyip durumu kabulleniyoruz. Müslümanlar maalesef, çocuklarının başına bir kötülük geldiğinde bunun kendi hatalarından dolayı geldiğini bilmiyor. Bilmediği içinde kimse ne tövbe ediyor ne hallerini düzeltiyor. Ömürlerini çocuklarını bir hekimden diğerine bir psikiyatristen diğerine sürüklemekle geçiriyor. Ne yazık ve üzücü...

8. Kötüyü açığa çıkarma boyutu

Kalplerin özünü Allah bilir, ancak Allah bu bilgiyi kendisinde saklı tutmaz. Eğer kalplerin özünü kendisinde saklı tutmuş olsaydı o zaman kişi kötülük işledikçe, o kötü niyetleri kimseyle paylaşmadığı yani kimseyi uyarmadığı için vebal haşa Allahın omuzuna binerdi. Nasıl Allahu Teala şeytanı Kur'an-ı Kerimde ifşa ediyorsa, yeryüzündeki tüm kötülükleride ifşa ediyor. Nasılmı? İçimizde beslediğimiz niyetleri yaşantımıza dökerek! Örneğin; kaza ve belalar. Hastalık ve belalar birer lütuf değil, kalbinizde beslediğiniz kötü niyetlerin hayat buluşudur. Bizler insanların kalplerini okuyamıyoruz ama okumamızada gerek yok, Allah öyle bir düzen kurmuşki biz kişinin başına veya çocuklarının başına geldiklerinden o ebeveynler kalplerinde neler geçiriyor bunu rahatlıkla çıkarabiliyoruz. İçimizde beslediğimiz niyetler dışımıza yansıyor. Bu sayede Allahu Teala çevremizdeki insanların ne mal olduğunu görebiliyoruz. Bu öyle bir düzenki bu düzende acıma duygusuna yer yok. İlahi düzen suçluyu ifşa etme, caydırma ve yanlışından dönmeye teşvik etme üzerine kurulmuş. Birisinin başına birşey geldiğinde Allah isterki o kişiye acınmasın, o kişi mağdur olarak görülmesin, Allah isterki kişi başına gelenden utansın ve yanlışından dönsün. Allah isterki o utanç sizi tövbeye ve halinizi düzeltmeye sevk etsin. Bir musibet yaşadığınızda siz ve çevreniz eğer bunun içinizde beslediğiniz kötü bir niyet sonucu ortaya çıktığını bilirse, o zaman gerçek kimliğiniz ifşa olmuş oluyor. Sizi ifşa ederekte Allah neyi amaçlıyor? Bir; toplum önünde sizi ifşa ederek utanç duygunuzu canlandırıp o kötü niyetten sizi vazgeçirmek ve iki; sizi ifşa ederek çevrenizi uyarmak istiyor. Niyetinizi sadece Allah biliyor, Allahta bu bilgiyi bir musibet ile açığa çıkararak çevrenizi uyarıyor üzerindeki vebali kaldırıyor. Ataların işlediği günahlar nedenmi çocuklarda açığa çıkar; çevrenizdeki iyi ve kötünün kim olduğunu bilmeniz için. Neden bu önemli; kötünün kim olduğunu bilirseniz ondan uzak durursunuz. Kötü olanda halinden utanır ve belki yanlışından döner. Allahta kötüyü gizli tutma vebalinden kurtulmuş olur.

9. Kıssas boyutu

Bir kişinin işlediği günah nesillere aktarılır mı, eğer ilahi adalet varsa, bizde olduğuna inanıyoruz o zaman aktarılır. Örneğin; birisinin banka borcuna kefil oldunuz. O kişi ödemedi ve tüm borç size kaldı. Bir; başkasına ait borcu ödemek için çocuklarınıza bırakmaya niyetlendiğiniz mülkü satacaksınız. İki; günleriniz üzüntülü stresli ve kızgın geçecek yani çocuğunuz sevgi ve merhametten mahrum kalacak. Üç; giderlerden kısacaksınız yani eve daha az yiyecek alacaksınız, daha az hediye daha az tatil vs. Dört; eşinizle sürekli kavga halinde olacak evde huzur bırakmayacaksınız. Şimdi, bir baba biri tarafından mağdur ediliyor ve bu mağduriyet bir çocuğa yansıyorsa o zaman mağdur edenin çocuğu veya torunuda karşı tarafın yaşadığı mağduriyete denk bir mağduriyet yaşaması gerekmezmi? Gerekir. Neden? Bir; hak bunu gerektirdiğinden ve iki; caydırıcı olması açısından. Kıssasa kıssas. Ölüm cezası gibi. Allahu Teala ölüm cezasında hayat var der. Birinin canını belki almış oluyorsunuz ama karşılık olarak on binlerce canı kurtarmış oluyorsunuz. Örneğin; dedenizin haksız bir miras elde ettiğini düşünün. Dedenizin miras paylaşımında diğer kardeşlerine baskın geldiğini varsayalım. Baskın gelen dedenin çocukları ve torunları o mirastan faydalanacakmı? Evet, faydalanacaklar. O miras onlara kalacak ve onlar maddi açıdan rahat bir yaşantı içinde olacak. Mağdur olan kardeşler ve onların çocuk ve torunları bundan etkilenecekmi? Evet, etkilenecek. Onlar o mülkten mahrum kaldığı için maddi açıdan sıkıntı dolu bir yaşantı içinde olacaklar. Güzel bir ev güzel bir araba satın alamayacaklar. Güzel okullarda çocuklarını okutamayacak, ailelerini tatile çıkaramayacaklar. Yani, birini mağdur ettiğinizde bilinki o mağduriyet o kişi ile kalmıyor. O kişi bir gram daha az eve rızık götürüyor, bir gram daha az neşe ve huzur eve götürüyor bir gram daha az çocuklarına miras bırakıyor. Bilinki mağduriyet mağdur ettiğiniz kişi ile asla kısıtlı kalmıyor. O yüzden ilahi adalet der ki, eğer birini mağdur ediyorsanız o mağduriyetten o kişinin ailesi ve çocukları ne kadar etkileniyorsa, mağdur eden kişinin çocuk ve torunlarıda o orantıda etkilenir.