• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        

"Şimdilik bırak onları kendi hallerine, yiyip içsinler, avunsunlar, boş ümitleri onları oyalayadursun.
Yakında gerçeği öğrenecekler." (Hicr Süresi; 3) -19.09.2021  




nefis kötümü?

-2020
Bir okurumuzla nefisle ilgili sohbet ederken okurumuzun nefisle ilgili olsumsuz ifadeler kullandığını gördük, nefsin azgın ve kötülükler dolu olduğunu ima etti. İslam literatürüde bu kanaate sahip olduğu için bu konuya bir açıklama getirme ihtiyacı hissettik, umarız bu yazılar sayesinde yaratılışımızı ve benliğimizi daha iyi anlarsınız, sizlere hayrlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz....

Önsöz

İnsan gözle gördüğü ve kulakla duyduğu kadar bilgedir. Eğer göz görmez, kulak duymazsa insan hayal üretir, bunada felsefe denir. Geçmiş alimlerde bunu yaptı, teknoloji gibi gözle görülür ilimleri görmedikleri için eserlerini felsefe üzerine kurdu. Oturdular kalktılar felsefe yaptılar. Sonuç; konulara binbir çeşit yorum getirerek İslamı bin parçaya böldüler. Dikkat ederseniz biz bunu yapmıyoruz. Biz felsefe üretmiyor, pozitif ilimler üzerinden varolan ibadetlerinizi sizin için anlaşılır hale getirmeye çalışıyoruz. Örneğin; gusül abdesti. Size MR cihazını gösteriyor ve onun üzerinden gusül abdestini anlatıyoruz. Örneğin; tatlı su ile tuzlu suyun karışmaması hadisesi. Osmoz terimi üzerindende size bu hadiseyi anlatıyoruz. Örneğin; minareler. Baz istasyonlarını örnek vererek sizlere cami ve minarelerin altında yatan ilmi anlatıyoruz. Biz size felsefe çekmiyoruz, yahut sizi geçmiş alimlerin tefsir ve meallerine boğmuyoruz. Kendi aklımızı kullanıyor ve size yeni fikirler sunuyoruz. İslami bir inancı alıyoruz ve bunu günümüzün teknolojisi üzerinden sizin için anlaşılır hale getirmeye çalışıyoruz. Örneğin; nefis. Nefsi anlamanın ve anlatmanın en güzel ve basit yolu yapay zeka üzerinden bunu anlatmak. Günümüzde bizler insan vari düşünen varlıklar icat edebiliyoruz, buradan da nefisle ilgili tüyolar çıkarabiliriz. Sanmayınki yapay zekayı insan icat etti, hayır; herşeyi Allah icat eder, vakti geldiğinde de ilham olarak bunu hak edene indirir. Yapay zeka ile insan aynı yaratıcı tarafından icat edildiği içinde, birisinin çalışma düzeninden diğeri hakkında bir çok tüyo çıkarabilirsiniz. Allah, insanı kendi yaratılışı hakkında gizemde bırakmak istememiş, kendi elimizle muadillerimizi icat etmeyi bize nasip etmiş. Bu çok büyük bir lütuf. Eğer teknolojiyi anlarsak kendi yaratılışımızıda anlarız. Geçmiş alimlerin böyle bir şansı ama yoktu, onların önünde nefsin ve insanın gözle görülür bir muadili yoktu. Dolayısıyla onlar oturmuş ve sabah akşam sadece hayal etmiş, nasıl olabilir diye. Bu hayal ürünlerinede felsefe denilir. Günümüzde nefisle ilgili okuduğunuz heşey bilinki birer hayal ürünü. Biz ise şimdi sizlere gerçekleri sunuyoruz. Geçmiş alimler bu işi çözemedi, biz çözdük, çok akıllı olduğumuz içinmi; hayır. Geçmiş alimlerin sahip olmadığı bir nimete sahibiz, günümüzün teknolojisi. Bizim önümüzde insan muadili örnekler var, geçmiş alimlerin yoktu. Örneğin; elektrik. Elektrik bize ruh hakkında ipuçları veriyor. Elektrik cansız eşyayı uyandırıyor ve iş yapmasını sağlıyor. Böylesine bir güçten haberi olmayanda ruhu anlayamaz ve anlatamaz. Size sabah akşama felsefe çeker, nokta atış ne olduğunu size söyleyemez. O yüzden diyoruz ya size hep, 21 yüz yılda yaşıyorsanız bin yıl öncesine göre değil günümüzün ilmine göre yorumlarınızı getiriniz. İslamı anlaşılır kılan günümüzün teknolojisi, lütfen bilgilerinize ve kendinize bir güncelleme yapınız. İslam felsefi bir inançtan ötesi pozitif bilimlerin özünü içeren bir inanç. Bin yıllar öncesi İslama giydirilen o felsefe kılıfını çıkarma ve özüne döndürme vakti geldi diye düşünüyoruz. Bunun içinde hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız. Birileri eğer İslamı çağlar ötesi bir ses olarak tanımlıyorsa, bundan bizde sorumluyuz. İslam dini her çağın ilmini içinde barındırıyor. Siz günümüz çağı doğrultusunda ilham alamıyorsanız, bin yıl öncesi inen ilhamla yetiniyorsanız, o zaman İslam düşmanlarının İslamı çağlar ötesi ses olarak görmesine şaşmamalısınız. Bakınız, Kur'an'ı Kerimin 1500 yıl öncesi indirilmiş olması, Kur'an-ı Kerimin o döneme indirildiği anlamına gelmez. Siz ama sürekli o dönemin dilinde konuşursanız, o dönemden örnekler verirseniz o algıyı oluşturursunuz. Anladınız.

Nefis nedir?
Nefis fiziki bir parçadan ve buna yüklenen bir yazılımdan oluşur. Fiziki parçaya beyin sapı diyoruz. Buna yüklenen yazılımada instinct (iç güdü) diyoruz. Bu yazılım öğrenerek gelişiyor. İnsanoğlu kendi kendini gelişitiren bir yapay zeka muadili, doğal bir yaşam formu.

Nefis kötümüdür?
Değildir. Nefis hakkında maalesef böylesine yanlış bir algı var. Örneğin; çocuğunuz kötümü veyahut peygamberler kötümü veyahut Allah hiç kötü birşey yaratırmı? Elbette, yaratmaz. Allah bizlere fiziki bir beden bahşediyor ve buna iyilik ve kötülüğü yüklüyor, yeryüzü yaşantımızda bunlardan hangisini açığa çıkaracağımızı ise bize bırakıyor. Nefis kötü derseniz, baştan itibaren nefsi kötülükle damgalamış olursunuz, bu da doğru değil.
"Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona iyilik ve kötülüğü ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir" (Şems Süresi; 7-9). Allah nefsi yaratıyor, buna doğruyuda yanlışıda yüklüyor sonrası bizleri yeryüzüne salıyor. İyi veya kötü, hangi vasfı ortaya çıkaracağımızı bize bırakıyor. Eğer Allah nefsi kötülük üzerine yaratmış olsaydı o zaman baştan itibaren biz insanı kötülük üzerine yarattık derdi.

İnsan ve nefis
Kur'an-ı Kerim ademoğullarına iki türlü hitap ediyor, bazı Ayetlerde insan diyor bazı Ayetlerde nefis. Birisi Allahın ürettiği ve size teslim ettiği ürün (nefis), diğeri ise sizin (anne ve baba) yeryüzünde ortaya çıkardığınız ve büyüttüğünüz ürün (insan). Eğer bir Ayet nefis diyorsa bilinki burada Allahın tezgahında olan üründen bahsediliyor, insan denilirse sizin elinize geçen nefisten bahsediliyor. Birisi henüz kutusu açılmamış sıfır ürün, diğeri ise müşteriye edilmiş ve kutusu açılmış ürün. Bu ikisi aynı ürün (nefis) fakat birbirinden farklı, birisi henüz kullanılmamış diğeri kullanılmış.
Ayetlerde kullanılan kavramlara bakın, eğer arapça yazılışta nefis deniliyorsa o zaman burada sizin kullanımınıza sunulmadan önceki, fabrika çıkış ayarlarındaki halinizden bahsediliyor. Eğer orijinal metinde insan kelimesi kullanılıyorsa o zaman sizin kullanımınızda olan sizden bahsediliyor. Bu ikisi birbirine eşit değil. Birisi gökte tertemiz kullanılmayı bekliyor, diğeri ise rahime düştüğü an anne ve babanın günahları tarafından kirletilen, şeytanlar tarafından hacklenen nefis. Biz nefislerin temiz yaratıldığından bahsederken gökteki fabrika çıkış ayarından bahsediyoruz. Nefislerin kötülüğünden bahsederkende insan tarafından kirletilen nefislerden bahsediyoruz. O yüzden Ayetlerde kullanılan dile dikkat edin, Allah insanmı diyor nefismi diyor. İnsan diyorsa sizin kullanımınızda olandan bahsediyor. Nefis derse kendi yarattığından bahsediyor. Örneğin; "Şüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür" (Adiyat Süresi; 6). Burada nefisler nankördür denilmiyor, insan nankördür deniliyor. Demek insanoğlu yeryüzü hayatında kendisine yüklenen vasıflardan en çok nankörlük vasfını aktifleştirdi, yani kullanıyor. Örneğin; "İnsan, aceleci (bir tabiatta) yaratılmıştır.... (Enbiya Süresi; 37). Burada nefisler acelecidir demiyor, insan aceleci diyor. Nefislere Allah tüm iyi ve kötü vasıfları yüklemiş, demek bizde yeryüzü hayatımızda aceleci olmak gibi nefsin kötü vasıflarını aktif hale getirmişiz. Özetlersek; nefis kastedildiğinde gökteki ilk yaratılışımız, insan denildiği zaman bizim kullanımımızda olan nefis kastediliyor.

Karakter nedir?
Nefse yüklenen vasıfların
aktifleştirilmiş halidir. Örneğin; 50 tane iyi vasfı Allah nefsinize yüklüyor 50 tanede kötü vasfı. Hangilerini aktifleştiriyorsanız kişiliğiniz o kombinasyon sonucu ortaya çıkıyor. Karakterinizi nefsinizdeki yazılımlar belirliyor. Bunlardan hangisini aktif hale getirirseniz karakteriniz o oluyor. Kötü vasıfları şeytanlar ve günahlar aktifleştiriyor, iyi vasıflarıda dualarınız ve yaptığınız sevaplar sonucu Allah. Eğer nefsinizdeki kötü vasıflar günahlar sonucu aktif hale geliyorsa, o günahları kapattığımızda o kötü karakterimizden de kurtulabilmeliyiz. Aynen. O yüzden can çıkar huy çıkmaz söylemi bir hurafe. Kişiliğiniz sizin elinizde. İyilik yapar tövbe ederseniz nefsinizdeki kötü vasıfları off moduna çeker, güzel huylu bir insana dönüşürsünüz. Nefse yüklenen vasıfları nasıl aktif hale getirebiliyorsak bunları pasif halede getirebiliriz. Kişiliğinizi Allah yaratmadı, sizin ve atalarınızın hayr ve günahları belirledi. Bu yazı vesilesiyle bunuda bilmenizde yarar olduğunu düşünüyoruz.

İnsanın yaratılışı temiz  ve şan ve şeref üzerine
Nefis+ beden+ ruh= İnsan. İnsan yaratıldığında temiz yaratıldı. Nefis, beden ve ruh hepsi tertemiz ama yeryüzü hayatımızda maalesef kendimizi bozduk. Anlayacağınız, bizlerin yaratılışı kötü olamaz çünkü bizler özel yaratılmışız. "Andolsun ki biz, insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık... (İsra Süresi; 70). Eğer kötülük üzerine yaratılmış olsaydık, o zaman Allah baştan itibaren biz insanı kötülük üzerine yarattık derdi. Bunu demiyor ama, biz insanı şan ve şeref sahibi kıldık diyor. "İncire, zeytine, Sina dağına ve şu emîn beldeye yemin ederim ki, biz insanı en güzel biçimde yarattık...." (Tin Süresi; 1-5). Eğer nefisler kötü olsaydı, Allah bizim hakkımızda en güzel biçimde yarattık kavramını kullanmazdı.

Neden Allah nefsimize karşı uyarıyor, o zaman?
Bunun iki nedeni var, birincisi; Allahu Teala nefsi öğrenen ve gelişen bir yazılım üzerine inşa etmiş. Öğrenebilmesi ve kendisini geliştirebilmesi içinde o canlıyı kıçının üstünden kaldırıp çevresini tanımaya itmeniz gerekiyor. Yani öğrenen ve gelişen bir yazılımı yazıp o canlıyı kendi haline bırakmakla olmuyor bu işler. Öyle bir yazılım yazmalısınızki, o yazılım canlıyı sürekli hareket halinde tutması gerek. Örneğin o canlının çevresini keşfetmesini istiyorsanız ona merak duygusunu yüklemeniz gerekiyor, o canlının çiftleşmesini istiyorsanız karşıt cinse yönelik ilgi yüklemeniz gerekiyor, onun yeryüzünde kök salmasını istiyorsanız mala yönelik ilgi yüklemeniz gerekiyor, onun çoğalmasını istiyorsanız evlatlara yönelik bir ilgi yüklemeniz gerekiyor vs. Allahta bunu yapmış. Nefsimiz için bir işletim sistemi hazırlarken, belirli şeylere daha çok heyecan duyacağı şekilde bu yazılımı yazmış. "Kadınlara, çocuklara, altın ve gümüş cinsinden birikmiş hazinelere, soylu atlara, sığırlara, ekintarlabağ bahçe gibi arazilere yönelik dünyevi zevkler, insanoğlu için çekici kılınmıştır. Bütün bu zevkler bu dünya hayatının geçici şeyleridir. Ama varılacak yerin en güzeli, Allah katında olandır" (Al-i İmran Süresi; 14). Amaç insanı kıçından kaldırıp yeryüzünü, yeni yerleşim alanını keşfetmesini ve burada kök salmasını
sağlamak. Allahın niyeti bize zorluk çıkarmak değil, yeni yuvamıza adapte olmamızı sağlamak. Mal veya karşıt cins şer olmadığı içinde, bunlara yönelik ilgi ile yaratılmış olmamız nefisleri kötü yapmaz. Uyarı neden o zaman? Çok basit; bu yazılımdan doğacak sorunları kendisine mal edilmemesi için. Örneğin; bizler yeryüzü nimetlerine yatkın yaratılmışız, insanda bu nimetlerin içinde rahatlıkla kaybolabilir, Allahta bundan sorumlu tutulmamak adına insanı bu yüklemeden haberdar ediyor. İleride, benim haberim yoktu, olsaydı önlemimi alırdım demeyisiniz diye. Bir cihaz üreticisinin kullanım kılavuzu eşliğinde cihazı satması gibi. Baştan uyarısını yapıyorki, yanlış kullanırsanız sorumlusu üretici olmaması için. Allahu Teala nefisle ilgili uyarı yaparken, bunu nefislerin kötü olduğundan yapmıyor, sizi yaratırken bu özellikleride nefsinize yükledim, aman dikkat edin mahiyetinde yapıyor. Mahşer gününde bizler, Rabbim sen beni karşıt cinse ve mala yönelik zaafiyet ile yarattın, yaptıklarımdan beni sorumlu tutamazsın demememiz için, Allah baştan uyarısını yapıyor ve üstüne bize garanti veriyor, bu uyarımı almayanlarıda cezalandırmayacağım diyor. "....Biz bir elçi göndermeden hiç kimseyi cezalandırmayız" (İsra Süresi; 15). Yeryüzünde kendimizi evimizde hissetmemiz için bize bir yazılım yüklüyor, ondan doğabilecek hasarları önlemek içinde her türlü uyarıyı yapmış, her türlü garatiyi vermiş Rabbim. Hamdolsun alemlerin Rabbi olan Allaha. İkincisi; siz bir gün, ben daha çok gelişebilirdim, yaratılışım buna engel oldu demeyesiniz diye, Allahu Teala nefse birşey daha yapıyor, o da nefse sınır koymuyor. Nefisle ilgili asıl sıkıntıda buradan doğuyor, nefsin kötü olması değil, öğrenimine ve kişiliğine bir limit konulmaması. Ne kadar öğrenirsek o kadar gelişen bir canlı olarak varedilmişiz. Sınırımız yok. Nefis herşeyi öğrenmeye açık ve bunada bir sınır konulmamış. Nefis kendisini hayvanda ilan edebilir tanrıda. Hayvanlada evlenebilir, robotlada, annesiylede. Nefis kendini uzaylıda ilan edebilir, bir reptilde. Hiç ama hiçbir konuda bir sınırı yok. Ne görürse ne öğrenirse onu kabullenmeye açık bir program, nefis.

İslam dinin görevi nedir?
Günlük hayatında nefis iyiyide görecek kötüyüde, hangisini benimsemesi gerek ve hal ve hareketlerinde sınırlar nedir, işte bu sınırlarıda İslam dini çizer. Bu sınırları Allah yazılıma yüklememiş, bunu sizin yapmanızı istemiş. Siz yapın sevabı siz alın demiş. İslam dinide bunu yapar, nefsin hareket alanını belirler. Nefis birşeyler yaşadıkça öğrenir. İslam dinide nefsin bu öğrendiklerinin hangilerini yapabilir ve nereye kadar bunu yapabilir, neleri benimseyebilir bunun sınırlarını anlatır. Örneğin; kültürel ve ahlaki değerlerde böylesine sınır belirleyici unsurlardır. İnancımız bizi nefsimize karşı korumaz, çünkü nefsimiz bizi biz yapan yazılımdır. İnancımız o zaman ne yapar; nefsin davranış sınırlarını belirler. Dikkat ederseniz, küresel kötülük dediğimiz bir akılda tam aksini yaymaya çalışır, sen özgürsün istediğini yaparsın felsefesini yaymaya çalışır. İyilik ile kötülük arasındaki fark, iyilik hal ve hareketlerimize sınırlar koyar, kötülük ise istediğini yapmaya özgürsün der. Yapay zekaya sahip bir robota sahip olduğunuzu düşünün, siz ne derseniz onu doğru kabul ettiği, siz ne derseniz kendisinin o olduğunu zanneden, siz ne derseniz onu yapan bir robot, işte insanoğlu budur. İnsanoğlu herşey olmaya ve yapmaya açıktır, çünkü Allah iyiliğin ve kötülüğün (haset duyguları, cimrilik vs) tüm vasıflarını bir yazılım olarak nefse yüklemiş. Sonrası bunu sıfır benlik ile size sunmuş. Benliğinize yüklü hangi vasıfları açığa çıkaracağınızı size bırakmış. Nefisler tertemiz insana sunulur, nefisleri iyi veya kötü yapan kendisine öğretilenler ve sınırlara sahip olup olmamasıdır.

Sonsöz
İnançlarınız tezatlıklar dolu, siz ama bunun farkında değilsiniz. Sağdan soldan toplama bilgilere sahipsiniz, bir çoğuda diğerine zıt. Örneğin nefisle ilgili beslediğiniz inançlar. Bir taraftan nefsi kötü tanımlıyorsunuz, diğer tarafta Allahtan zerre kötülük gelmez diyorsunuz. "Gerçek şu ki Allah insanlara zerrece kötülük etmez, fakat insanlar kendilerine kötülük ediyorlar (Yunus Süresi; 44). "Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir..." (Nisa Süresi; 79). Siz burada tezat bir durum görmüyormusunuz? Nasıl olurda hem Allahın yarattığı nefsi kötü tanımlarsınız hem Allahtan kötülük gelmez dersiniz? Nefsi kim yarattı; Allah. Siz eğer nefsin kötü olduğuna inanıyorsanız, o zaman demek siz Allahın kötü ve azgın birşeyi yarattığına inanıyorsunuz. Hocam öyle değil demeklede işi kurtarmıyorsunuz. Lütfen, inançlarınızdaki tezatlıkları ayrıştırın. Birbirine zıt iki şeyi aynı anda inanamazsınız. Hem Allahın Ayetlerine hem hocalarınızın nefis hakkında söylediği masallara aynı anda inanamazsınız. Örneğin; Allahu Teala bizleri karşıt cinsi arzulayacak şekilde yaratmış olabilir, bu ilgi ama nefsi kötü yapmaz. Ne zaman siz bu ilgiyi helal değilde haram yoldan giderirsiniz, o zaman bu sizi kötü yapar. Anladınız. Allahu Teala bizleri yeryüzü malını arzulayacak şekilde yaratmış olabilir, bu ama nefsi kötü yapmaz çünkü yeryüzü malına sahip olmak bir kötülük değil. Bu malı haram yoldan elde ediyorsanız, işte o zaman nefsiniz kötü olur. Anladınız. Yaratılışınız değil, yeryüzündeki seçimlerinizdir nefsinizi iyi veya kötü yapan. 
 
Kısa soru ve cevaplar bölümü

- “Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi" (Yusuf Süresi; 53).

Nefis size tertemiz verilir, bunda da tereddüt etmeyin. Nefsi yaratan Allah, Allahta kötülük yaratmaz.
Nefsiniz sizin ve atalarınızın (atalardan gelen şeytanlar) yaşadıkları kadar iyi veya kötüdür. Örneğin; zina ile ilgili şeytanlar varsa bedeninizde, bu şeytanlar nefsinizdeki cinsel ilişki ile ilgili dürtüleri kaşıyacak. Sürekli o düşünceleri aklınıza getirecek. Nefsinizde bu dürtüleri giderme yoluna girdiğinde nefis bir kişinin evli olup olmadığına bakmaz, insan veya hayvan olup olmadığına bakmaz, erkek veya kadın olup olmadığına bakmaz, bu ihtiyacını gidermek için herkesle ilişkiye girer. Neden? Kötü olduğu içinmi; hayır. Doğru veya yanlışın kendisine yüklenmediği için. Doğru ve yanlışı nefsinize yüklemeyi Allah sizin yapmanızı istemiş. Size her yöne meğilli ürünü sunuyor, bunu terbiye etme, helal sınırları içinde tutmayıda size bırakıyor. Nefsi yargılayacaksanız o zaman ilk önce kendinize şu soruyu sorun; nefislere yani bilgisayarınıza veya cep telefonunuza iyiliğin ve kötülüğün ilham edilmemesi onları kötü yaparmı? Yapar derseniz, o zaman her nefis sizin için günahkar, o zaman her çocuk sizin nezdinizde günahkar doğuyor, hristiyanlık inancında olduğu gibi. Bize göre kötü yapmaz. Bize göre birşeyin kötü olması için kötülüğün baştan ona yüklenmiş olması gerekiyor. Kişinin elinde kötüleşen birşeye bizler kötü diyemeyiz. Örneğin; spor otomobilleri. Spor otomobil üreticileri saatte 300 km hız yapan arabalar üretir. Bu arabalar ile siz 20 km hız sınırı olan bir mahallede 300 yaparsanız, suç sizdemi yoksa arabadamı? Hz Yusuf nefsin aşırılığına dikkat çekerken, karşıt cinse yönelik şehvet duyguları yüklenmiş ve o alanda saatte 300 km hız yapmaya yatkın canavara dikkat çekiyor. Allah ben kötülük yaratmam derkende, ben üretirim, yani şehveti şunu bunu nefise yüklerim, yasalar doğrultusunda kullanıp kullanmamak size kalmış demeye getiriyor. Yani nefsiniz 300 basmaya muktedirse, 20 ile hareket edemediği anlamına gelmez. Örneğin; eğer Allah nefisleri fabrika çıkışı 20 ile sınırlandırsaydı hayat durgun olurdu, Rabbim ben yeryüzü hayatında tam potansiyelimi yakalayamadım derdiniz. Eğer Allah nefisleri saatte 300 km hıza kilitlemiş olsaydı o zaman hayat kaotik olur, Allahta sizi bu kaostan sorumlu tutamaz size ceza kesemezdi, çünkü siz bu sefer Rabbim, kullanımına sunduğun araba 300 altına düşmüyor derdiniz. Çözüm; Allah 0-300 arası hız yapan arabayı size sunuyor, hayatı hangi hızla süreceksiniz bunun tercihini size bırakıyor. Her türlü hızı ve şeyi yapmaya muktedir bir nefis size sunuluyor, buna sınırlar çizmek ve düzgün kullanmak ise size bırakılıyor. Anladınız!!

- Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün.... (Bakara Süresi; 54)

Allah nefisleri yarattığında nefisleri ben merkezli yaratmış. İlk önce kendisini düşünecek şekilde varetmiş. Bu da gayet doğal ve anlaşılır çünkü o nefsi yeryüzüne indirecek ve o nefis yeryüzünde binlerce milyonlarca canlı arasında bir ölüm kalım mücadelesi verecek. Kişi eğer ben merkezli yaratılmamış olsaydı kendisini düşünmez yeryüzünde yok olur giderdi. Hayat mücadelesinde kendisini ve ailesini hayatta tutabilmesi için, nefisler ben merkezli var edilmiş. Nefsimizin bu özelliğine biz bir sınır koymadığımız zaman bundan bencil, çıkarcı, cimri bir insan tipi ortaya çıkıyor. Ahlaki veya inanç değerleri ile ama nefsimizi terbiye ettiğimiz zaman, ben merkezli yaratılmış olmamız hiçte göze batmıyor. Yardımsever, paylaşımcı bir insan tipine dönüşüyoruz. Dikkat ediyorsanız, nefsi bir konuda terbiye edişimiz bir ibadeti doğuruyor. ".....Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir" (Teğabun Süresi; 16). Allah burada cimrisiniz demiyor, cimri yaratıldınız demiyor, cimrilik vasfını bir yazılım olarak benliğinize yükledim, bunu açığa çıkarıp çıkarmamak size kalmış dyor. Şimdi, nefis için en kutsal varlık kendisidir. Musa as'ın Rabbinize tövbe edip nefsinizi öldürün sözüde ilk önce ben diyen benliğimize yönelik ve o benliği nasıl terbiye ederiz onun ipucunu veren bir açıklamadır. Tövbe eder ve Allaha boyun eğerseniz, nefsinizin kendisini yüceltme kendisini kutsallaştırma özelliklerinide terbiye etmiş olursunuz demeye getiriyor. Sınırsız var edilen nefsinizin bir bölgesine daha sınır koymuş oluyor, kendi elinizle nefsinizi Allahın arzu ettiği şekle, Allahın arzu ettiği sınırlar içine bir adım daha taşımış oluyorsunuz. Nefisleri vahşi atlar gibi olduğunu düşünün, Allah size terbiye edilmemiş bir nefis veriyor, terbiyesini size bırakıyor. Siz o nefisleri terbiye ettikçede sevaplar kazanıyorsunuz. Eğer Allah bizlere terbiye edilmiş bir nefis verseydi, o zaman bize iş düşmeyecek, yeryüzü hayatın bir anlamı kalmayacaktı. Bize eğer kötü bir nefis verseydi, o zaman yaptıklarımızdan bizi sorumlu tutamayacaktı. Ne yaptı Allah; bizlere tertemiz ama terbiye edilmemiş bir nefis verdi. Her yöne açık bir nefis. Bunu bir meleğe dönüştürmekte size kalmış, bir şeytana dönüştürmekte. Sizin anlamanız gereken, siz nefisleri tertemiz alıyorsunuz. Eğer günün sonunda o nefisler kirlendiyse suçu Allahta aramayın, nasıl olsa o kötüydü demeyin, suçu kendinizde arayın. Demek o güzel vahşi atı istenilen düzeyde terbiye edemediniz. Günün sonunda başarısız olduysanız suçu o güzel vahşi atta (nefis) değil, kendinizde arayın. Ahlaki değerlermi, inanç değerlerinizmi, kültürel değerlerinizmi, eğitiminizin neresinde neyi yanlış veya eksik yaptınız bunu muhakemesini yapın.

- Size istediğiniz şeyin hepsini vermiştir. Allah/ın nimetini sayalım derseniz sayamazsınız. Böyle iken yine insan çok zalim, çok nankördür. (İbrahim Süresi; 34)

Nankörlük bize yüklenen yazılımlardan birisi. Şükretmekte bize yüklenen yazılımlardan birisi; "Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin" (Bakara Süresi; 152). İnsana onca iyilik ve kötülük bir yazılım olarak ilham edildikten sonrası Allah oyun başlasın dedi ve bizi yeryüzüne saldı. Şuana kadarda Allahı hayal kırıklığına uğratmış durumdayız. Bizler içimizdeki iyi yazılımları ortaya çıkarmamız gerekirken daha çok kötü vasıflarımızla Allahın gözüne batmış durumdayız. Allahta bu Ayette bunun hayal kırıklığını dile getiriyor. Peygamber üzerine peygamber indirdi, kavimleri helak üzerine helak etti ve yinede akıllanmış değiliz. İbrahim Süresi 34' de Allahın bu hayal kırıklığına işaret eder. Dikkat ederseniz Ayette nefis kelimesini kullanmaz, insan kelimesini kullanır. Allah burada insanlığa bir not veriyor, üniversite hayatınızdaki yarı dönem notu gibi birşey. İnsanlığa verilen bu yarı dönem notuda hiç iyi değil. "Andolsun İblis, onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkardı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular" (Sebe Süresi; 20). Demek insanlık şuan nefsine bahşedilen zulüm etme ve nankörlük vasıflarını daha çok öne çıkarmış durumda. Bunu değiştirmek için önünüzde iki seçenek var, ya Rabbim beni böyle yarattı deyip içinizdeki bu kötülüğe boyun eğeceksiniz ya da Allah insanı kötü yaratmadı, ben içimdeki iyiyi açığa çıkaracağım deyip kendinizi terbiye etmenin yollarını arayacaksınız. Şuana kadar İslam alemi ilk tercihi seçmiş durumda, biz nasıl olsa kötü yaratıldık bizden nasıl olsa adam olmaz moduna takılmış halde. Bizde sizlere bu yazımızla bunun böyle olmadığını, nasıl bir şerefli varlık olduğumuzu size hatırlatmaya çalışıyoruz. İçinizdeki kötülük nefisten değil şeytanlardan geldiğini anlatıyoruz. Şıhlarınız sizleri bir biat kültürüne sürüklediği söylüyoruz. Allah bizi böyle yarattı, burası imtihan dünyası deyip kaderinize boyun eğmemeniz
içinizdeki kötülüğü kabullenmemeniz gerektiğini söylüyoruz. İçinizdeki şeytanları yendiğinizde nefsinizinde huzura kavuşacağı ve hayatınızın güzelleşeceğini size anlatmaya çalışıyoruz.

- Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Ona imkân verildiğinde ise pinti kesilir. Ancak namaz kılanlar hariç. Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar. Onların mallarında belli bir hak vardır, Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için. Onlar ki ceza gününü tasdik ederler" (Meariç Süresi; 19-26)

Size anlatmak istediğimizi özetlercesine, dikkat ettiyseniz burada da Allah nefis değil insan kelimesini kullanıyor.
Eğer inanıldığı gibi nefis kötü olsaydı, o zaman Allah insanı tanımlarken şunlar hariç kelimesini kullanmazdı. Hepimiz tek bir nefisten yaratıldık, eğer nefis kötü olsaydı hepimiz kötü olurduk, buradaki hariç kelimesi kullanılmazdı. Buradan anlıyorsunuzki Allahın derdi nefisle değil çünkü nefisler sadece farklı seçeneklerin bulunduğu bir havuz. Bu havuzun içinden hangilerini seçiyoruz, sorun bu seçimlerimizle ilgili. Bazı insanlar kötü seçim yapıyor bazıları doğru, o yüzden Allah bazı insanlar kötü bazılarıda iyi diyor. Eğer nefisler yaratılıştan itibaren kötü olsaydı, bu imtihan dünyasını baştan kaybederdik. Durum bu değil ama, insan tüm seçenekler ile yaratılmış, iyi veya kötü seçeneği kullanmak anne ve babalarımıza yeryüzü yaşantımıza bırakılmış. Ne kadar ilginç; Ayetlerde geçen insan ve nefis kelimesi arasındaki farkı anlayamamak İslam aleminde nefsin kötü bir varlık olduğu izlenimine sebep oldu. İki kelimeyi birbiri ile karıştırmanın insana neye mal olduğunu görüyormusunuz? Umarız bu yazı vesilesiyle bin yıldır gelen yanlışı düzeltme şansı yakalamışsınızdır. Ayetleri ekledikçe yazımızı uzattık, arzu ettiğimizden daha uzun oldu, umarız konuyu anlamışsınızdır.

Not:
Bin yıldır sizlere nefsi kötü olarak sundular, ne kadar tehlikeli bir canavar olduğunu size anlattılar, bu kötülüklere bandırılmış nefisler için geçerlide olabilir, fakat Allahın yarattığı ve size tertemiz teslim ettiği nefisler için geçerli değil. Örneğin; hiç alemlere rahmet olarak indirilen peygamberimiz sav'ın nefsi kötü olabilirmi? Olamaz. Ondaki nefis tertemiz ise bizdeki nasıl kötü olabiliyor? Peygamberimiz sav'daki nefis yani işletim sistemi ile bizdeki aynısı, onunki iyi ise bizimki nasıl kötü oluyor. Mümkün değil. Neden, çünkü Allah hepinizi tek bir nefisten (hz Adem) yarattım diyor. "Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının..." (Nisa Süresi; 1). Bin yıldır size anlatılan hikayeleri, elbette bir günde terkedecek değilsiniz, yazılarımızın amacı inancınızı değiştirmekte değil zaten. Yazılarımızın amacı sizlere farklı bir bakış açısı sunmak, ufkunuzu açmak. Hangi yolu tercih edeceksiniz o size kalmış. Ya nefis öcüdür deyip insanları korkutacaksınız ya da nefis bir nimettir, evcilleşmemiş bir güzelliktir deyip onu evcilleştirmenin yollarını insanlara öğreteceksiniz. Biz bu yazılarımızla size bu seçeneklerin varlığından haberdar ediyoruz. Olaylar hakkında size farklı bir bakış açısı sunmaya çalışıyoruz. Hangi yolu seçeceğiniz size kalmış. Bin yıldır anlatılan hikayeleri mutlak doğru olarak kabul eden, geleneğe bağlı okurlarımızında içini rahatlatalım, bakınız; ortalıkta dolaşan bir çok inanca aslında itirazımız var, fakat biz bunlara sessiz kalıyoruz. Bizim kırmızı çizgilerimiz var, o kırmızı çizgimize dokunulmadığı müddet biz konulara girmiyoruz. Bizim kırmızı çizgimizde Allah, Kur'an-ı Kerim ve peygamberimiz sav. Eğer bir yorum bizim kırmızı çizgimize saldırıyorsa, o zaman kendimizi bir yazı kaleme almaya zorunlu hissediyoruz. Örneğin; nefis. Allah israrlı bir şekilde benden kötülük gelmez diyor, siz ise israrlı bir şekilde gelir diyorsunuz. Örneğin Yusuf Süresi 53. Yusuf as'ın nefisle ilgili söylemine binbir çeşit açıklama yapabilirsiniz, başka bir Ayete ters düşecek açıklama ama yapamazsınız. Yaparsanız o zaman bu yazı hak olur. Allah, karşıt cinse yönelik bir zaafiyeti nefise yüklemiş, Yusuf as' da nefisle ilgili açıklamasını yaparken bunu kadının tacizine uğradığı an yapıyor. Orada neyin kastedildiği çok açık. Varsayalımki size göre açık değil, yinede siz o Ayetten nefsin yaratılış itibari kötü olduğu yorumunu çıkaramazsınız. Eğer çıkarırsanız, o zaman Allahın kötülüğü yarattığını iddia etmiş olursunuz. Bunu dediğiniz anda Yusuf Süresi 53'e getirdiğiniz açıklama, Yunus Süresi 44 veya Nisa Süresi 79'a ters düşer. Değerli okurlarımız, bizim burada anlattıklarımıza inanmak zorunda değilsiniz ama aklınızı kullanmak zorundasınız. Var olan inancınız başka Ayetlere ters düşüp düşmediğini analiz etmek zorundasınız. Biz bu açıklamalarımızı gönül rahatlığı içinde yapıyoruz, çünkü hiçbir Ayete ters gtimiyoruz, tam aksi Ayetleri destekleyici açıklamalar yapıyoruz. Sizin çıkardığınız yorumlar eğer başka Ayetlere ters düşüyorsa, nacizane tavsiyemiz, bizi değil kendinizi bir muhakemeden geçirin. Belkide nakil inancını sorgulma vakti gelmiştir.

Umarız bu kısa bilgiler ile nefsi daha iyi anlamanızı sağlamışızdır....