• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

İslam akıl dinimi nakil dinimi?


Sorunun cevabını baştan verelim, sizi heyecanda bırakmayalım; İslam dini akıl dinidir. Nedenide yaratılmışlığın gereğindendir. İslam dini ve içeriği (peygamberler, melekler, cennet ve cehennem) bunlar aklın ereceği boyutta var edilmiş. Eğer İslam dini aklın ereceği boyutta var edilmeseydi, bizler peygamberlerin anlattıklarını anlayamazdık. Anlayamadığınız birşeydende sorguya çekilmek olmazdı. Mahşeri sorguya çekileceğimizin bir gereği olarak İslam dini akıl üzerine indirilmiş. Örneğin; aklı ermeyenler, çocuklar hayvanlar veya özürlü kardeşlerimiz mahşeri sorgudan muaf tutulacak. Bunları biraz açalım;
İslam nedir? Bir anayasa kurumudur. Devletin başını (Allah), devletin kurumlarını (peygamberler, melekler vs), vazifelerini, neler yasadışı (haram) neler değil, cezaları ve vergileri (ibadetler) bunları bize anlatan bir anayasal kurumdur. Şimdi; İslam dini akıl dinimidir, evet öyledir çünkü nasıl yeryüzünde aklı ermeyenler eylemlerinden sorumlu kılnmıyorsa, bizde mahşer günü sorumlu kılınmazdık. Rabbim aklımızı sen yarattın, İslam dininide aklın ermeyeceği boyutta var etmişsin, suç bizde değil deyip mahşeri sorgudan kurtulurduk. Böyle birşeyin olmaması içinde Allah ne yapmış, düzeni bizim anlayabileceğimiz boyutta var etmiş.

1. Akıl nedir;
sorgulamak ve sorguya çekmektir. İslam dini akıl dinimidir, evet öyledir, bunun nedenide mahşeri sorguda yatıyor. Mahşer günü sorgudan geçeceğiz. Sorgulana sorgulana tüm günahlarımız masaya dökülecek. Nasıl mahşer günü soru sora sora doğrular açığa çıkacaksa, Allahta bizlerin yeryüzünde aynısını yapmasını istiyor, soru sora sora doğruları bulmamızı istiyor. Yeryüzü hayatımız için bize örnek oluyor Allah. Öyle veya böyle kaderinizde sorgulama var, seçim sizde, ya siz bugün başkalarını sorgulayacaksınız ya da mahşer günü sorgulanan siz olacaksınız. Öyle veya böyle aklınızdan, Allahın size bahşettiği o akıldan sorguya çekileceksiniz. Ya bugün aklınızı kullanmaya ve çevrenizde olup bitenleri, içine yerleştirildiğiniz dünyayı sorgulamaya başlarsınız ya da yarın başkaları sizi sorgudan geçirir. Herşeyimi sorgulayacağız? Hayır. Akıl yaradılanı anlamak üzere varedilmiş, yaradanı değil. Aklın ermediği tek şey Allahın varlığıdır. Yaradılan yaradılanı anlamak üzere varedilmiş, yaradanı değil. Allahın varlığı aklın ermeyeceği boyutta, o yüzden Allahı sorgulamayın. Sorgulanmayacak tek makam Allah. O yüzden en büyük ibadet Allaha inanmaktır. Akıl onun varlığına akıl erdirememesine rağmen ona inandığı için en büyük ibadettir.

2. Herşeyi sorgulamaya başlarsak bu bizleri tehlikeli boyutlara taşımazmı? Biz sizlere birşeyi tutun diyorsak, herhalde bununla yutun kastetmiyoruz. İnsan hal ve hareketlerinde ölçü içinde olması gerek. Herhalde herşeyin bir sınır ve ölçüsü olduğunu size anlatmamıza gerek yok. Birşeyi sorgulayabilmeniz için bilgiye muhtaçsınız. Bilgi olmadan sorgulama olmaz. Bilgi olmadan sorgulamaya cehalet denir, ön yargı denir. Bizim burada kastettiğimiz olay çok basit, öğretici konumdaysanız sorgulamayı öğretin, öğrenciyseniz sorgulamayı öğrenin. Örneğin; tarikatlarda öğrenci yetiştirir üniversitelerdeki hocalarda, aralarındaki fark, üniversiteyi bitirenler hocalarının yaşam biçimine göre veya onların hayat felsefesine göre hayatlarını biçimlendirmez veyahut üniversitedeki hocalar sizin aklınız ermez bu işlere siz benim yolumdan şaşmayın demez. Ne demek istediğimi şimdi anladınızmı? "Ey iman edenler! Eğer fasıkın (günahkar, yalancı) biri size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa fenalık edersinizde sonra yaptığınızdan pişman olursunuz" (Hucurat Süresi; 6). Biz size sorgulayın diyorsak bununla inkar edin demiyoruz, size aktarılan bilgilerin doğruluğunu kendi imkanlarınız doğrultusunda araştırın diyoruz. O bilgileri siz bugün sorgulamazsanız, mahşeri günü sorgulanan siz olacaksınız diyoruz. Tarikat ve cemaatler ile devlet kurumları arasındaki fark, tarikatlar ve cemaatler özgür düşünmeyi yasaklıyor devletin eğitim kurumları ama değil. Tarikat ve cemaatlere bunun nedenini sorduğunuzda, bu işler çok karmaşık siz anlamazsınız, siz biat edin bu sizin için daha hayrlıdır deyip geçiyor. İlginç olanı, kendilerinden olmayan biriyle karşılaştıkları zamanda o kişinin aklına hitap etmeye çalışıyorlar, neden aklını kullanmıyorsun, belki sana aktarılanlar doğru değil demeye kalkıyorlar. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.

3. N
akil nedir? Atalarınızın sahip olduğu inancı olduğu gibi, sorgulamadan kabul etmektir. Akıl dini nedir? Size öğretilen bilgileri ilk önce kendi akıl süzgeçinizden geçirmenizdir. Şimdi hangisi daha sağlıklı, birşeyi olduğu gibi kabullenmekmi yoksa ilk önce analiz etmekmi? Bilmem hocam diyorsanız, o zaman Allahın Ayetlerini dinleyin; "Onlara, "Gelin Allah'ın indirdiği Kitap'a ve peygambere uyun" dendiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter" derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?" (Maide Süresi; 104). Nakil inancı bir önceki bilgilere biatı emreder, Ayetler ise sorgulayın, belki onlar doğruyu seçememiştir der. "Onlara: "Allah'ın indirdiğine uyun." dendiği vakit de: "Yok, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız." dediler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemez idiyseler de mi onlara uyacaklar?" (Bakara Süresi; 170). Kendi inancınız doğru olduğu için belkide size nakil inancı doğru geliyordur, fakat yeryüzü sapkın inançlar ile dolu ve bunların her biri atalarından ne gördüyse onu uyguluyor. Siz eğer nakil inancını savunursanız, o zaman yanlış bir inanç içinde olanı nasıl uyaracaksınız, nasıl o kişiye bir düşünsene diyeceksiniz? Diyemezsiniz çünkü siz kendiniz düşünmeye inanmıyorsunuz. Nakil inancındaki fecaatı görüyormusunuz? Siz kendiniz aklı kullanmayı ve sorgulamayı reddediyorsunuz, nasıl yanlış yolda olanları uyaracaksınız. Uyaramazsınız, uyarma hakkınızda olmaz. Tavsiye ettiğiniz şeyi siz kendiniz yapmanız gerekiyorki, insanlar söylediklerinizden ilham alsın.

4. "İman eden, soyları da iman ederek kendilerine tabi olan kimselerin, soylarını da kendilerine kattık. Ve onların yaptıklarından bir şey eksiltmedik. Herkes kendi yaptıklarının karşılığını alacak" (Tur Süresi; 21). Neye inanıyorsanız, inandığınız kişiler ile birlikte haşredileceksiniz. Haşredildiğiniz zamanda, topluca sorguya çekilmeyeceksiniz, herkes kendi inancından kendi yaptıklarından sorguya çekilecek. Yani Rabbim bana böyle nakledildi, Rabbim sende bize İslam dinin nakil dini olduğunu aktarmıştın, dolayısıyla beni sorguya çekme hakkın yok,
ben bana nakledilenleri harfiyen uyguladım, bana yanlış bilgi nakledenleri sorguya çek, beni değil deme şansınız yok. Neden, çünkü Allah diyecekki, hop dur bakayim, ben İslam dinin nakil dini olduğunu nerede söyledim? Atalarınızın size anlattıkları ya yanlışsa diyen Ayetler indirdim, herkes kendi ektiğini biçecek diyen Ayetler indirdim, hiç düşünmezmisinizle ilgili Ayetler indirdim vs, bana nakil ile ilgili delilini sun diyecek. Sizde orada, o an Allahın huzurunda bu nakil olayını kim uydurdu onun telaşında olacaksınız, ah keşke kendi aklımı kullansaydım diyeceksiniz. Arkadaşlar, eğer İslam dini nakil dini olmuş olsaydı, en basiti Allah kullarını bireyler olarak sorguya çekmez, toplu sorgulamalar olurdu, toplulukların liderleri sorguya çekilir, geri kalanda sorgudan muaf olurdu. Rabbim sen biat et dedin bizde biat ettik, büyüklerimizin yanlışlarından bizi sorumlu tutamazsın derdiniz ve kurtulurdunuz. Durum ama bundan ibaret değil, her akıl kendi hesabından sorguya çekilecek.

5. “Bir yanlış görürsen elinle düzeltmeye çalış, buna gücün yetmezse, dilinle düzelt, ona da gücün yetmezse kalbinle buğz et” (Hadis-i Şerif). İslam dini nakil dini derseniz ve bununla tebliği kastediyorsanız, o zaman tamam biz bunu kabul ederiz, çünkü her insan bir elçidir ve nerede olursa olsun hakkı anlatmak ve savunmak zorundadır. Fakat nakil inancı ile bilginin aktarımını bilginin kendisinden daha önde tutuyorsanız o zaman buna itirazımız var. Nakil inancı nedir? Nakil inancı bilginin kendisini sorgulamaz bilgiyi sadece nesilden nesile aktarır. Bu da tabiki İslam dinine zıt, çünkü İslam dini size gelen bilgiyi başkalarına aktarmadan onun doğruluğunu teyit etmenizi emreder.

6. "Burada bulunanlar, sözlerimi bulun­mayanlara iletsinler" (Veda Hutbesi). Nakil inancı ile bilginin devamını, veda hutbesinde olduğu gibi kulaktan kulağa anlatılmasını kastediyorsanız amenna bunu kabul ederiz, buna hiçbir itirazımız yok. Bu inancınızı ama aklın önüne koyduğunuz an kayışı koparıyorsunuz. Nakil inancı ile sadece bilginin naklini kastediyorsanız, o zaman bunda bir sorunumuz yok. Siz ama bunu kastetmiyorsunuz, nakil inancı ile direk aklı hedef alıyor İslam dini akıl dini değildir diyorsunuz. Bilgiyi aktarmanın önemine vurgu yapmak için kıyas yapabileceğiniz başka birşey kalmadıdamı akla sataşıyorsunuz? İnsanı hayvandan ayıran tek şeyi (akıl) hedef alıyorsunuz.

7. "Şüphesiz Allah Teâlâ her yüz sene başında bu ümmetin dinini tazeleyen alim ve yetiştirici bir kadro bir cemaat gönderir" (Hadis-i Şerif). Eğer İslam dinin bir nakil inancı olduğuna inanıyorsanız, o zaman siz müceddid inancına sahip değilsiniz, çünkü bu ikisi birbirine zıt inanç.
Nakil inancı bir önceki alimlere biatı emreder, müceddid inancı ise her yüz yıl bir yenilenmeyi öngörür. Bu ikisi birbirine zıt inançlar. Birisi daha önce gelen bilgilerin devamına inanır, diğeri ise yenilenmesine. Basit bir inanç gibi görünen nakil inancı, nasıl diğer inançlarınız ile zıtlaştığını görüyormusunuz?

8. "Şayet biz onu yabancı dilde okunan bir kitap olarak indirseydik mutlaka şöyle diyeceklerdi: "Âyetlerinin açık seçik anlaşılır olması gerekmez miydi? Bir Arap’a yabancı dilden bir kitap, öyle mi!" De ki: "O, inananlar için bir rehber ve şifadır; inanmayanlara gelince onların kulaklarında bir sağırlık vardır, Kur’an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara çok uzaktan sesleniliyor" (Fussilet Süresi; 44). Bu Ayet bizlere Kur'an-ı Kerimin açık ve seçik anlaşılır bir dilde indirildiğini söylüyor. Fakat nakil inancını ortaya atan tarikat ve cemaatler bunun tersini size aktarıyor, siz anlamazsınız, Kur'an-ı Kerim anlaşılır değil, kendi başınıza hareket ederseniz saparsınız diyor ve sizleri sorgusuz sualsiz bir biat kültürün içine sürüklüyor. Sizleri kendilerine köle yapıyor. Kötü örnekleri, şaşmış sapıtmış toplulukları örnek gösterip bakın sizde bunlardan olursunuz, aman kendi kafanıza göre hareket etmeyin diyor. Lütfen bunlara itibar etmeyin, onlara cevabınız; herkes nasibi kadar Kur'an-ı Kerimden ilhamını alır, sizin kadar ilham almak zorunda değilim, kendi mütevazi hayatım kadar alsam bana yeter, kaldıki sizin ne niyetle Kur'an-ı Kerime yaklaştığınızı bilemem, kendi niyetimi ama biliyorum, sizin aldığınız ilhamlar size kalsın benim aldıklarım bana yeter, artı sizin aklınızla bilginizle hareket etmem beni mahşeri sorgudan kurtarmıyor, ibadetlerimin hesabını siz değil ben ödeyeceğim, dolayısıyla ben bana siz size, ahiret hayatında olduğu gibi deyin ve geçin.

Sonsöz
İslam dinin nakil inancı olduğunu söyleyenlerin düştüğü garabeti anlamanız için size güzel bir örnek verelim, oradan onların nasıl bir yanlışın içinde olduğunu net anlarsınız; bağlı olduğunuz mezhepler var ya, işte bunlarda birer yorum yani nakil değil akıldan türemiş. Nakil inancını savunan herkes, nakilden değil akıldan çıkan bir mezhebe bağlı. Kendi inançları bir aklın ürünü, ama ortalıkta dolaşıp aklı reddediyorlar. Akılsızlık işte böyle birşey, aklı kenara koyduğunuz an düşeceğiniz çukurların dibi ve hesabı olmaz. Kendi varlığınızı bile reddedecek saçmalıklar saymaya başlarsınız.