• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        



Haftanın Yazısı: Cehennem nedir nerede ve nasıl görünüyor? Bu konuya levh-i mahfuzla ilgili yazımızda kısaca değinmiştik, fakat konu cehennem olduğu için kendi başlığı altında bir yazı hakettiğini düşündük. Önceden konuyla ilgili kısa bilgi alanlar için bu güzel bir tekrar, önceden okumamış olan okurlarımız içinde aydınlatıcı bir yazı olur inşallah. Şimdi; merak ediyorsunuzdur bu tür bilgilere nasıl ulaştığımızı, emin olabilirsiniz bize gayptan bilgi üfleyen varlıklar yok, tek özelliğimiz iyi bir gözlemci olmamız. İçinde yaşadığımız düzenin, kendi bedenimizin, kullandığımız teknolojilerin öylesine yaratılmadığını, bunun altında çok daha farklı nedenler olması gerektiğine inanıyoruz ve o doğrultuda kendimizi ve hayatımızı gözlemliyoruz. Tüm sırrımız bu, ve tabiki hekim olarak pozitif bilimlere vakıf olmamız ve Kur'an-ı Kerimi yıllarca anladığımız bir dilde (türkçe meali) okumamız bu araştırmalarımızı mümkün kıldı. Size sunduğumuz bu bilgilerin altında merak ve bol emek dışında bir sır yok. Örneğin cehennemle ilgili bu bilgilere nasıl ulaştık; levh-i mahfuzun kalbimiz olduğu, nefsimizin sinir sistemi olduğu, büyük beyninse arşı andırdığını daha önce tespit etmiştik, buradan yola çıkarak, ahiret hayatındaki mekanlarla bedenimizdeki parçalar arasındaki bezerlik bunlarla kısıtlı olmaması gerektiğini düşündük ve hekimlik bilgilerimizden de yararlanarak bedenimizdeki diğer bölgeleri araştırmaya koyulduk ve bak görki, bedenimiz tamamıyla ahiret hayatı doğrultusunda yaratılmış. Size veda etmeden önceside Rabbimin izniyle cennet, cehennem, mahşer alanı ve yeryüzü, bu mekanların her birini sizler için deşifre etmek istiyoruz. Bu yazı dizilerimiz bize göre bilginin nirvanası yani en üst noktası, bizde en üst noktadan bize yakışır şekilde sizlere veda etmek istiyoruz. Bu arada, henüz sizden ayrılmıyoruz, bir çok okurumuz bize mesaj attı, içiniz rahat olsun, henüz aşılar ters tepmedi, aşılar ters tepinceye kadar sizinleyiz inşallah, ama yavaş yavaşta vedaya hazırlıklı olalım diyoruz. Örneğin yazılarımızı faydalı buluyorsanız, yazılarımızı kopyalın ve kendi platformlarınızda paylaşın. Bizim açımızdan helali hoş olsun. Önemli olan biz değil, bilginin kendisi ve bilginin paylaşımı.

Değerli dostlar; cehennem bir gizem, kimse ne olduğu nasıl göründüğü hakkında fikir sahibi değil, kimse ahiret hayatında bizleri neler beklediğini bilmiyor, biz bu yazı dizilerimizle bu bilinmeyenlerin üzerindeki perdeyi kaldıracağız, sizin için daha anlaşılır kılmaya çalışacağız inşallah. Kimse ahiret hayatında kendisini ne beklediğini bilmiyorsa, biz nereden biliyoruz? Ahirete gidip geldikmi? Hayır. Nereden biliyoruz o zaman; Allahu Teala ahiret mekanların muadilini insan bedenin içine yerleştirmiş, insan bedenini incelememiz sonucu bunları biliyoruz. Ataistler sürekli der ya, sen ölüpte yenidenmi dirildin, ölüm sonrası bizi ne beklediğini nereden biliyorsun derler ya; işte Allahu Teala böylesine bahanelere sığınmamamız için insan bedenini ahiret mekanları doğrultusunda var etmiş. Ahirete gidip gelmediysek, ahiret mekanlarını nereden biliyoruzda organlarımızın ahiret mekanlarına benzediği iddiasında bulunabiliyoruz? Ahirete gidip gelmedik ama elimizde ahiret mekanlarını ve orada bizi nelerin beklediğini anlatan Ayetler var, bizde o Ayetleri inceledik ve o Ayetlerde ahiret mekanların tanımı yapılırken bu tanımın bedenimizdeki organlarla uyuştuğunu farkettik. Sonrası b
ütüne baktık ve gördükki organlarımız ahiret hayatındaki mekanların birebir aynısı. Sizlere örnekler vereceğiz, bu örneklerden sizde inşallah olayı net göreceksiniz. Neden bu konuları ele alıyoruz ve almak zorundayız? İnançsızlığın en büyük nedeni insanların ahiret hayatını beyinlerinde tasavvur edememeleri. Eğer insanlar ahiret hayatını birazcık hayal edebilse, ne olduğu nasıl göründüğü gibi, o zaman ahiret hayatına inanmak bu insanlara o kadarda uçuk gelmeyecek. Biz ahiret mekanlarıyla ilgili bu yazıları kalem aldık, çünkü ahiret hayatına inanmanızı istiyoruz. İnanmanızı sağlamak içinde beyninizde o mekanları canlandırabilmeniz gerekiyor. Eğer ahiret mekanlarını beyninizde canlandırabilmenizi sağlarsak, o zaman bir gün o mekanlara gitme inancı size o kadarda uçuk gelmez. Kişiye birşeyi tanıtırsanız, o şey kişiye yabancı olmaktan çıkar. Bu yazılarımızlada ahiret mekanlarıyla sizi tanıştıracağız inşallah. Sizleri ahiret hayatıyla tanıştırırkende bunu sizin anladığınız dilden yani pozitif bilimler üzerinden yapacağız. Hani hep pozitif bilim diyorsunuz, ben bilim dışında birşeye iman etmem diyorsunuz ya, bugün size bilimin diliyle cehennemi anlatacağız. Umarız arzu ettiğiniz ilhamı alır ve umarız artık inançsızlığınıza bilimi kalkan olarak kullanmazsınız. Allahu Teala birşeye inanmak için o şeyi hayal edebilmenin ne kadar önemli olduğunu bildiği için bize kıyak geçmiş, bizleri farklı parçalardan yaratırken bunu ahiret hayatındaki mekanlar doğrultusunda yaratmış. Dolayısıyla bedenimizi çözersek ahiret mekanlarınıda çözmüş oluruz. Bu yazı dizilerimizde sizleri insan bedenin içine götürerek sizleri ahiret mekanlarıyla tanıştıracağız. Bu bilgiler dünyada bir ilk, ilk defa insanoğlu cehennemin görünüşü hakkında bilgi sahibi oluyor, umarız yazımızdan arzu ettiğiniz ilhamı alırsınız. Konumuza giriş yapmadan öncesi evrimcilere laf çakmadan olurmu, olmaz, gelin birlikte onlara bir kaç laf çakalım, onları şamar oğluna çevirelim......

Evrimciler. Ne diyorlar, herşey tesadüfen ve kendiliğinden ortaya çıktı diyorlar. İnsan bedendeki organlarla, Ayetlerde anlatılan ahiret mekanları arasındaki ortak noktaları görünce sizce iddialarından geri adım atarlarmı, yeryüzünün tesadüfen ortaya çıkmadığı, arkasında ilahi bir tasarıcı olması gerektiğine inanırlarmı; sanmıyoruz. Onlar bu tür ilhamlardan mahrum bırakıldı, onlar maymundan türediklerine inanmaya devam ede koysun, siz ama bedendeki organlarla ahiret mekanları arasındaki benzerliği gördükten sonra, insanın tesadüfen ortaya çıkmadığını, ahiret veya yeryüzü farketmez, tüm yaratılışın birbiri ile ahenk içinde yaratıldığını, bu uyumun arkasında mutlaka bir yaratıcı bir üst aklın olması gerektiğini lütfen görünüz. En basiti, eğer yeryüzünde hayat tesadüfen oluştuysa, nasıl oluyorda organlarımız kitaplarda anlatılan ahiret hayatı mekanlarını andırıyor? Bunada tesadüf demezsiniz herhalde. Onlarıda mikroplar var etti demezsiniz herhalde. Varsayalımki dediniz, nasıl oldu da yeryüzü ile uyum içinde? Yeryüzündeki mikrop ile ahiret mekanındaki mikrop nasıl birbiri ile iletişime geçti ve birbiriyle uyumlu mekanlar var etti? Değerli dostlar; e
vrimciler olaylara sadece kendi boyutundan (mikrop) bakar, çünkü mikropların dışına çıktıklarında tüm tezleri çöküyor. Örneğin; varsayalımki mikroplar canlıları ortaya çıkardı, meyve ve sebzelerin faydalı oldukları organların görünümünde olmasını nasıl izah edeceksiniz? Bir çevizi ortaya çıkaran mikrop, beyinden nereden ve nasıl haberdar oldu, beyini oluşturan mikropla nasıl iletişime geçtide beyin görünümünde ve beyine fayda verecek içerikli bir çeviz ortaya çıkarabildi? Örneğin; canlılar çiftler halinde var edilmiş. Eğer canlıları mikroplar ortaya çıkardıysa, o zaman erkeği inşa eden mikrop gurubu ile dişiyi inşa eden mikrop gurubu nasıl iletişime geçti, diğerinin cinsel organından nasıl haberdar olduda birbirine uyumlu cinsel organlar oluşturdular, bunuda trilyonlarca farklı canlı için kusursuzca yaptılar? Gördüğünüz gibi mikroptan bir kademe yukarı çıktığınızda kayış kopuyor, evrim teorisi çöküyor, herşey bir üst akla işaret ediyor. O yüzden evrimciler olaylara hep mikrop boyutundan bakar. Baktıkları içinde Allah nezdinde onlar birer mikrop. Siz ama lütfen daha iyi bilin, bu mikropların süslü kelimelerine kanmayın ve onlardan uzak durun. Aklınızda sorular olduğunun farkındadayız, onun içinde bu yazıları kaleme alıyoruz. Mikroba biat edenden, atasının maymun olduğuna inanandan size hayr gelmez, lütfen bu mikroplardan uzak durun. Biz inşallah sizlere doğruları açıklayacağız, bunuda Ayetleri ve bilimi kullanarak mantığınıza hitap ederek yapacağız. Umarız bu tür yazılardan arzu ettiğiniz ilhamı alır, yazılarımız daha çok inancınıza ve Allaha sarılmanıza vesile olur. Evrimle ilgili sorularınız varsa, evrim teorisi başlıklı bölümde yazılarımızı okumanızı tavsiye ederiz. Gelelim cehenneme; ne güzel bir geçiş ama değilmi, evrimden cehenneme, gelin birlikte bu evrimcilerin gideceği mekanı yakından inceleyelim.

Ağzımız. Ahiret hayatımız ağızda başlıyor. Bedenimizde mahşer gününü ağzımızın içi simgeliyor. Örneğin; dilimiz mahşer alanını ve mahşer gününde bizi simgeliyor. "O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi üzerimize aldığımız bir vaat olarak onu tekrar yaratacağız.
Şüphesiz ki biz (vadettiğimizi) yaparız." (Enbiya Süresi; 104). Kitapla ne yapılır; okunur. Okumayı kim yapar; dilimiz. Dilimiz okurken ne yapar; dürülür. Bu Ayet dilimize işaret ediyor, bu Ayetten anlayınızki mahşer alanı dilimiz. Bunun detaylarını mahşer mekanıyla ilgili yazımızda veririz inşallah, sizin bu noktada bilmeniz gereken, nasıl yeryüzü maceramız ağızla başladıysa (yasak ağaçtan yemek), ağızda da (ahiret mekanı) son buluyor. Devamı gelecek.....










araştırmalarımız

kefaret orucu nasıl tutulur?


Kefaret orucu nasıl tutulur, bu konuyla ilgili bir çok okurumuzdan soru aldık, konuyla ilgili kısa bir yazı ele almanın faydalı olacağını düşündük, sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.

Kefaret orucu nasıl tutulur? Kefaret orucunu ramazan orucu gibi tutuyorsunuz. İmsak vakti (sahur) ile akşam namazı (iftar) arası yemiyor, içmiyor ve cinsel ilişkiye girmiyorsunuz. İlaç almanız gerekiyorsa ilaçlarınızı ona göre ayarlıyorsunuz, ayarlama şansınız yoksa veya başka bir nedenden ötürü orucu tutma şansınız yoksa o zaman Ramazan ayında olduğu gibi oruca değil fakirleri doyurmaya niyetleniyorsunuz (fidye).

Arka arkayamı tutulması gerek? Evet. Kaç güne niyetleniyorsanız aralık vermeden tutmalısınız. Hanımların özel günleri müstesna, hastalanmanız müstesna. Bu durumda kaçırdığınız o günleri, sonuna ekliyorsunuz ve aralık vermeden sürecinizi tamamlıyorsunuz. 20 veya 40 veya 60 gün, niyetinizi ettiğiniz an infaz sürecine girdiğinizi bilin, infaz sürecinde de kaç gün yatmanız gerekiyorsa aralıksız yatarsınız. Örneğin; 4 rekat namaza niyetleniyorsanız 4 rekatı tamamlamadan namazdan kalkmaz, bir aralık vermezsiniz. Bu oruçlarıda bu şekilde düşünün. Baştan rakamı belirliyorsunuz, aralıksız tamamlıyorsunuz. Aralık verirseniz, hem oruçlarınız kabul olmaz hem şu kadar sayı oruca söz verdiğiniz, ama tutmadığınız için oradan da bir hak yemiş olursunuz. Üzerinizdeki borçtan arınmaya çalışırken daha çok borçlanmış olursunuz. Arınmaya çalışırken daha çok bataklığın içine sürüklenirsiniz. Değerli dostlar, birileri mağdur edildiği için üzerinizde o haklar var, lütfen kolaya kaçmayalım. Bedel ödemeye hazır olduğumuzu, pişmanlığımızı ve samimiyetimizi hem Allaha hem üzerimizdeki hak sahiplerine gösterelim. Bu süreçte ne kadar zorlanırsanız o kadar çok üzerinizdeki haklardan kurtulursunuz, ne kadar kolaya kaçarsanız o kadar az bu süreçten nasiplenirsiniz.

Niyet nasıl yapılır? Kefaret oruçları en az 3 gün arka arkaya tutulur en çokta 100 gün. Biz ama genelde 3 ile 60 gün arası, günah yükünüze göre tutmanızı tavsiye ediyoruz. Günahınızın veya sıkıntınızın ağırlığına göre 3 ile 60 gün arası bir rakam seçin ve arka arkaya tutma niyetine niyetlenin. Örneğin; bir çok okurumuz orucu tamamlayıp tamamlamama konusunda kendisine güvenmiyor, o kişilere biz 10 gün arka arkaya oruçla başlayın, bedeniniz ve nefsiniz oruca alıştıkça bir sonraki orucunuda gün sayısını artırın diyoruz. Çok aşırı sıkıntılarınızda ise 100 gün arka arkaya oruç tutabilirsiniz. 100 gün rakamını nereden aldık, peygamberimizin dedesinden. Oğlunun canını kurtarmak için 100 deveyi kurban ediyor. Eğer kader ölmenizi takdir ettiyse, üzerinizde öylesine bir yük olduğuna inanıyorsanız, o zaman 100 gün arka arkaya oruç tutmanızı tavsiye ediyoruz. Bu ama en uç nokta. Kefaret oruçlarına nasıl niyet edilir? Size iki örnek verelim, birisi genel bir niyet diğeri ise belirli bir sıkıntınız için.

1. "Rabbim üzerimde kimin hakkı kimin lanet ve bedduası, sihir ve büyüsü, ahı, intizarı ve nazarı varsa bunların üzerimden kalkması niyetine, niyet ettim (20 veya 40 veya 60 gün, günahınızın ve sıkıntınızın ağırlığına göre) arka arkaya oruç tutmaya.
Niyetimi kabul eyle ve eksiklerimide sen merhametinle bana olan lütfunla tamamla. Sahih bir niyetle sana yöneldim. Arınmak ve temizlenmek istiyorum. Huzura kavuşmak istiyorum. Nefsimi huzura kavuştur Rabbim".

2. "Rabbim (fobime veya panik atağıma veya egzemama veya eşimle aramdaki sıkıntıya vs) soruna sebep olan kul hakkı, lanet ve beddua, sihir veya büyü, ah veya intizar veya nazar, ne ise bunun üzerimden kalkması niyetine, niyet ettim (20 veya 40 veya 60) gün arka arkaya oruç tutmaya. Niyetimi kabul eyle ve eksiklerimide sen merhametinle bana olan lütfunla tamamla Rabbim. Sahih bir niyetle sana yöneldim. Arınmak ve temizlenmek istiyorum. Huzura kavuşmak istiyorum. Nefsimi huzura kavuştur Rabbim".

Niyeti her gün tekrarlamamızmı gerek? Hayır. Dört rekat namaz misali, dört rekata niyetlendiğinizde her rekat aralığında tekarar niyet etmediğiniz gibi burada da baştan 20 veya 40 veya 60 güne niyetleniyorsunuz sonrası niyetlenmenize gerek kalmıyor. Orucunuz 20 veya 40 veya 60 gün bir bütün olarak kabul edildiği içinde zaten aralık verme şansınız olmuyor. Eğer hanımlar özel günlerinden ötürü aralık vermek zorunda kalırsa, tekrar başladıklarında niyetlerini tazelesinler. 20 veya 40 veya 60 rakamlarınada takılı kalmayın, herhangi bir rakama niyetlenebilirsiniz, sıkıntınızın ağırlığına göre 3 gün ile 60 gün arası herhangi bir rakam seçin ve ya bismillah deyip oruca başlayın inşallah.

Orucunuzu yıl içinde bir kaç defa tekrarlayın.
Örneğin; fobi için 20 gün oruç tutuyorsanız, bunu o yıl içinde 2-3 defa daha tekrarlayın. Neye niyetleniyorsanız bunu yıl içinde bir kaç defa yapmaya çalışın, bir defa ile yetinmeyin. Tekrarda şifa olduğunu göreceksiniz. İlk niyetinizde %50-70 şifaya kavuştuysanız, bir sonraki oruçlarınızda geri kalan hesabı kapatıp %100-100 şifaya kavuşabilirsiniz. Hem bu sayede arınma konusunda israr edeceğinizi, samimi olduğunuzu Allaha göstermiş olursunuz. Allah sizdeki niyeti ve samimiyeti görürse, emeğinizin karşılığını vermekle kalmaz, sizi ihya eder. Oruçlar sayesinde hayal edemeyeceğiniz güzelliklerle karşılaşırsınız. Bir sıkıntısı için Allaha sığınanı Allaha yöneleni Rabbimiz hiç ihya etmezmi. İşte bu arınma yönteminin diğer yöntemlerden farkı bu, biz sizi bir sıktınız için Allaha, İslamda farz olan bir ibadete yönlendiriyoruz. Hiçbir kula muhtaç olmadan, hiç para ödemeden sıkıntılarınızdan kurtulabilirsiniz diyoruz. Bundan da daha güzel bir şifa yöntemi olabilirmi? Olmaz. Temiz bir niyetle Allaha yönelin ve bir çaba gösterin. Zahmete girdiğinizi ve zahmete girmekten üşenmediğinizi Allaha gösterin. Emin olabilirsinizki bu çabalarınız zayi olmayacaktır. Orucun dışında hiçbir terapi yöntemi, oruçtan alacağınız güzellikleri size veremez. Boş yere sağda solda güya uzmanlara, terapi merkezlerine para harcamayın. Allah sığının, çözüm Allahta. En azından bir deneyin, ne kaybedersiniz. İslam dinin dört tane farz ibadeti var; namaz, oruç, zekat ve haç ibadeti. Biz sizlere burada herhangi birşeyi değil, İslamın farz olan bir ibadetini öneriyoruz. Bu ibadeti siz yaptığınızda öyle veya böyle bu hanenize yazılacak. Bizim farkımız bu, herkes size bir çözüm önerisi sunabilir, bizim size sunduğumuz çözüm yolu ise İslamda farz olan bir ibadet. Biz sizlere İslamın içinde bu çözümün olduğunu söylüyor ve bu yolu size gösteriyoruz. Ne bekliyorsunuz, ya bismillah deyin ve 20 günle bir siftah yapın. Ne kaybedersiniz? Hem biraz diyet yapmış olur organlarınızı detoks edersiniz, hem nefsinizi terbiye edersiniz hem İslami bir ibadeti yerine getirmiş olursunuz hemde üzerinizdeki kul haklarından kurtulursunuz. Varmı bundan daha güzeli!

Allaha oruç borcum varken (Ramazan orucu borcu), kefaret orucu tutulurmu? Şeytan insanı kötülükle kandırmaz, iyilik yaptığını zannettirerek kandırır, bunu lütfen aklınızdan çıkarmayın. Kefaret orucunu kafanıza koyduğunuzda, şeytan sizi bundan caydırmak için her türlü yola başvuracaktır, bunlardan biriside; sen ilk önce ramazan oruçların kefaretini öde, söylemi olacaktır. Bu doğru değilmi hocam derseniz; doğru değil. Teknik bir detayda şeytan sizi kandırıyor, o da; Allah her zaman ilk önce kula olan borcunuzu kapatmanızı ister. Bir çok insana borcunuz olduğunu düşünün. Alıcılar sıraya girdi. Bu alıcılar arasında Allahında olduğunu düşünün. Alahta diyorki, ben bekleyebilirim benim bu oruca ihtiyacım yok, sen ilk önce ihtiyacı onlara olan borcunu kapat diyor. Anladınız. 20 veya 30 yıllık ramazan orucu borcumu kapatacağım diye, kula olan borcunuzu ertelemeye çalışmak ne akla uygun ne de İslama. Kaldıki Allaha olan borcu bir tövbe ile kapatma şansınız var. Yani 20 yıllık ramazan orucu borcunuzu bir tövbe ile kapatma şansınız var. Bu kadar basitmi? Ramazan oruçlarınızı bundan sonra kaçırmamaya söz verirseniz ve tövbe ederken ağlarsanız, evet; bu kadar basit. Tövbenizin kabulü ağlamaktan, derin pişmanlık ve üzüntüden geçer. Örneğin; birşey için tövbe ederken ağlama duygusu gelmiyorsa, ağlayarak içinizi boşaltmıyorsanız, büyük ihtimal tövbeniz tam kabul olmadı.

Şimdi; kula bir borcunuz var ve bunu tövbe ile geçiştiremiyorsunuz. Allahta diyorki; ilk önce kulun hesabını kapat, ben hesabımdan vazgeçmeye hazırım, o hatayı tekrar yapmamaya
söz verirsen ve seni ağlamaya itecek kadar pişmanlık duyarsan. Şeytan sizden bu detayları gizliyor. Kula olan borcunuzu kapatmamak için her türlü argümanı önünüze koyuyor. Bunlara lütfen kanmayın, en kısa zamanda kullara olan borcu kapatmak için harekete geçin. Allaha olan borcunuz varsa, bunun içinde samimi bir tövbe edin ya da Allahla iletişime geçin, Rabbim insanlara olan hesabımı kapatır kapatmaz, sana olan borcuma yöneleceğim deyin. Allahla oturun ve bir geri ödeme planı yapın. Siz hesapları kapatmaya çaba gösterdiğiniz müddet, Allah kendi hesabında bekler. Hatta vefat etseniz dahi Allah niyetinizi tamamlanmış sayar, kendisine ve kullarına olan borcunuzu siler. O borçları kapatmak için yola çıktığınız için, başınıza birşey gelse dahi niyetinizi tamamlanmış sayar. Allah sizden sadece bir niyet ve bir çaba bekliyor, gerisini Rabbim getirir. Kısacası; Allaha veya kullarına borcunuz varsa, Allahla oturun ve bir geri ödeme planı yapın, insan veya hayvanlara olan borcunuzdanda başlayın.

Not: Oruç İslami bir ibadet. Oruç dediğiniz zaman sahur ve iftar arası birşey yememekten bahsedilir. Bazı insanlar farklı farklı kürler tavsiye ediyor ve bunada oruç adını koyuyor. Örneğin; üç gün arka arkaya yemek yemiyorlar ama sıvılar serbest ve bunada oruç diyorlar. İnsanları kandırmayın. Bu tür arınma tekniklerine diyet türü teknikler diyebilirsiniz ama bunlar ne oruçtur ne de manevi arınmadır. Manevi arınmanın yolunu Ayetler bize açıklamış orucun nasıl olacağınıda bize açıklamış. İslama yeni yeni adetler uydurmayın. Orucun ve manevi arınmanın şekli ve yolu belli. Bunun dışındakiler ne oruçtur ne de manevi arınma.








kelimelerden türemiş hurafeler