• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        

"Şimdilik bırak onları kendi hallerine, yiyip içsinler, avunsunlar, boş ümitleri onları oyalayadursun.
Yakında gerçeği öğrenecekler." (Hicr Süresi; 3) -19.09.2021  




ruh'ul kudüs kim?

-28.04.2021
Bugün ilginç bir konuyu sizinle ele almak istiyoruz; Ruh'ul Kudüs kim? Bu konu hakkında uzmanlar ne düşünüyor diye merak ettik ve bir kaç websitesini gezindik ve bir websitesinde birisinin soruları ve o sorulara verilen cevaplar ilgimizi çekti. Gelin birlikte o sorulara ve o sorulara verilen cevapları gözen geçirelim. Biz bu yazımızda bir değişiklik yaptık ve başkasının verdiği cevaplar üzerinden konuyu ele aldık. Konulara nasıl yaklaşmanız gerek nasıl yaklaşmamanız gerek, bunu anlamanız için bir örnekleme yapmamız gerekiyordu, başka bir websitenin bir soruya yönelik yanıtıda bizler için güzel bir kıyaslama fırsatı sundu, bunu kaçıramazdık. Dini suallere geleneksel yaklaşım ne, bizim yaklaşımımız ne, hem bu farkı görmeniz hemde ilginç bir konuyu bilincinize taşıma açısından bu fırsat güzel oldu. Geleneksel yaklaşım nedir? Kendi fikrini sunmaz, kendi analizini yapmaz, Ayet ve hadisleri açar ve onlar üzerinden genel kanaat ne ise onu haklı çıkarmaya çalışır. Kendisi sıfırdan konuyu ele almaz, var olan genel kanaat ne ise onu size Ayet ve hadisler ile doğrulamaya çalışır. Konu hakkında Ayet ve hadis bulamıyorsa İslam alimlerin genel kanaatını aktarır, onların sözleri ile sizi ikna etmeye çalışır. Analiz sürecinin hiçbir yerinde kendi aklına danışmaz. Bizim farkımız ne? Biz olayı alıyor, genel kanaat ne ona bakmaksızın, konuyu kendi veritabanımızda (akıl) bir analizden geçiriyor, bir kanaate varıyor, sonrası veritabanımızdaki hangi Ayet ve hadisler veya hangi veriler bizi o kanaate ittiyse onu sizler ile paylaşıyoruz. Farkı anladınızmı? Onlar genel kanaati korumaya yönelik hareket ediyor, biz ise konuyu sıfırdan ele alıyoruz. Onlar başkaların beyinlerinde oluşan bir kanaati savunuyor, biz ise kendi veri tabanımızdan (beyin) elde ettiğimiz kanaati savunuyoruz. Sorulara verilen cevapları okuduğunuzda, eminizki bizim yaklaşımımız ile geleneksel yaklaşım arasındaki farkı çok daha net göreceksiniz. Gelelim, sorulan sorulara verilen
cevaplara ve bizim itirazlarımıza;

Bir okurun başka bir websitesine sorduğu sorular

- Ruhu’l Kudüs’ün melek olduğuna dair Kuran’da bilgi var mı? Ayrı olarak ''ve'' diye zikrediliyor bir çok ayette, ruh ve melekler diyor, ruhun da rabbimizin emrinden olduğu, Allah’ın emriyle alakalı olduğu fakat bunun ne olduğu bildirilmemiş. Ruhul kudüs melektir diye hangi ayette yazıyor?

- Bu soruyu daha öncede sormuştum, “Ruhul kudüs Cebrail”dir demişlerdi, o yüzden melektir diyorlardı. Peki ya Cebrail’in melek olduğu hangi ayette yazıyor?

- Allah istediği için Meryem’e insan görünümünde gelen ruh, en doğrusunu Allah bilir tabi, hadi diyelim ki Allah istedi diye melek te oldu, insan olan ruh. Allah isterse melek te olabilir diyelim, (sadece varsayım olarak söyledim) peki ya Ruhul kudüsün aslen melek olduğuna dair bilgi Kuran’da neden yok? Neden sürekli ruh diyor ona? Biz niye ona sürekli ruh diyeceğimiz yerde, habire melek diyoruz?

- Allah ona o kadar çok ruh diyor ki, bir tane bile melek demezken Kuran’da (diyorsa hangi ayette diyor) biz de tam tersi olarak ona o kadar çok melek diyoruz, neden?

- Tevrat ve İncil meallerini incelediğim kadarıyla söylüyorum, ruha melek dendiğini görmedim orda, Kuran’da da ruha melek dendiğini görmedim. Yani apaçık bir ayet yok, peki ya ruh’un melek olduğuna dair mütevatir olan ve hadisin nakledilişinde bir tane bile sorun olmayan, bir başkası tarafından o hadisin farklı versiyonu olmayan ve herkeste o hadis aynı olan bir mutevatir olan, yüksek düzeyli bir hadis var mı?

Diğer websitenin verdiği Cevap 1; Değerli kardeşimiz,

 “Biz Mûsâ’ya kitap verdik. Ondan sonra peş peşe peygamberler gönderdik. Meryem’in oğlu Îsâ’ya da mûcizeler, açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile destekledik. Demek size her ne zaman bir peygamber gelip de nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirirse kafa tutacak, onların kimine yalancı deyip kimini öldüreceksiniz ha!” (Bakara, 2/87)

mealindeki ayette yer alan “Demek size her ne zaman bir peygamber gelip de..” ifadesi, Ruhu’l-Kudüs’un bir melek olduğuna işaret etmektedir. Çünkü, burada Hz. Musa ve Hz. İsa’nın peygamberliğine vurgu yapılmıştır. Peygamberlikle ilgili vahiy getiren aracın ise melek olduğu bilinmektedir.


Konuyla ilgili bizim cevabımız;

      Diğer websitesi şunu iddia ediyor, burada söz konusu peygamberler dolayısıyla inende bir melek olması gerek. Bu cevap doğrumu? Tam değil. (1) Peygamberlere inen her elçi bir melek olmak zorunda değil, bir vahiy meleği zaten hiç olmak zorunda değil. Vahiy melekleri Ayet indirir, kaç peygambere kaç Ayet indiki peygamberleri ziyaret eden her melek, vahiy meleği olsun. Örneğin; hz hızır dönem dönem yeryüzüne indi ve kendisi bir melek değil. Yahut İbrahim as'ı ziyaret eden misafirler birer melek ama vahiy meleği değil. Bir peygamber ile iletişime geçen her canlıyı bir melek, hatta bunun ötesinde bir vahiy meleği konumuna oturtmak Allaha haksızlık olur. Allah zengindir. Cebrail as dışında bir meleğe bir canlıya sahip değildemi, sürekli sağa sola onu göndersin. (2) Diğer websitenin örnek gösterdiği Ayetin (Bakara Süresi; 87) ilk bölümü peygamberlerin mucizelerinden bahsediyor, ikinci bölümü ise kafirlerin inkarından. Burada söz konusu vahiy değil, peygamberlere bahşedilen güçler ve onların sergiledikleri mucizeler. Eğer söz konusu vahiy olsaydı o zaman aklımıza vahiy meleği gelirdi, fakat durum bu değil, burada peygamberlere indirilen mucizelerden bahsediliyor, bu mucizelerin kaynağıda bir melek olamaz. Diğer websitesi, Ruhu'l Kudüs'ün Cebrail as olduğu tezini haklı çıkarmak için birbiri ile ilgisi olmayan cümleler arasında bir bağ kurmaya çalışmış. Bu tür zorlama cevaplarlada insanları ikna edemezsiniz. Şimdi; gelelim bizim cevabımıza;

Cebrail as neden Ruhu'l Kudüs olamaz

- Ruhu'l Kudüs hayat veriyor, bir melek ise değil

İsa as ile diğer peygamberler arasındaki fark, diğer peygamberler mucize gerçekleştirmek istediğinde Allahtan o olayın vukuu bulmasını talep ediyorlardı, İsa as' a ise doğuştan o güç verildi. Bunu biraz açalım;
İsa as'ın yaratılışı aynı hz Adem gibi, ikiside döllenme olmadan sıfırdan yaratılıyor. Birisi gökte yaratılıyor, diğeri ise anne rahminde. "Allah nezdinde İsa'nın durumu, Âdem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona «Ol!» dedi ve oluverdi" (Al-i İmran Süresi; 59). Aralarında bir fark var ama, o da Ruhu'l Kudüs. Allahu Teala Adem as'ı gökte yaratıyor, sonrası kendi ruhundan üflüyor ve hz Adem hayat buluyor. "Onun şeklini tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim vakit siz de hemen onun için secdeye kapanın” (Hicr Süresi; 29). Allahu Teala sıfırdan yarattğında o şeyin hayat bulabilmesi için Allah ruhundan üflemesi gerekiyor. Bunu bir icat geliştirdikten sonra o icatı çalıştırmak için elektriğe bağlamak gibide düşünebilirsiniz. Şimdi; Allahu Teala gökte hz Ademi yarattı ve sonrası ona kendi ruhundan üfledi. Gökte bu bir sorun değildi, yeryüzünde olan birisini canlandırmak için ama bu bir sorun çünkü Allah yeryüzüne inmez. Yeryüzü o doğrultuda yaratılmamış; "Mûsâ, tayin ettiğimiz vakitte (Tûr’a) gelip de rabbi onunla konuştuğunda o, “Rabbim! Bana görün; sana bakayım” dedi. Rabbi, “Sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak; eğer o yerinde durabilirse sen de beni görebilirsin” buyurdu. Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti; Mûsâ da bayılıp düştü. Kendine gelince dedi ki: “Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tövbe ettim; ben inananların ilkiyim" (Araf Süresi; 143). Yeryüzü belirli kaideler üzerine yaratılmış, örneğin birşeyin yeryüzünde hayat bulabilmesi için döllenmesi gerekiyor. Soru şu; Allah yeryüzünde bir canlı yaratmak istediğinde, herhangi bir döllenme gerçekleşmeden, o zaman bu canlıya kim hayat üfürüğü verecek? Bu Allah olamaz, çünkü Allah yeryüzüne inmez. Bu durumda Allah çok özel yarattığı bir kulu devreye sokuyor (Ruhu'l Kudüs). Ruhu'l Kudüs fiziki bir hal alıyor ve hz Meryem'in karşısına çıkıyor; "(Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Ruhumuzu göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü" (Meryem Süresi; 16-17). Ruhu'l Kudüs hayat enerjisini hz Meryem'in karnına doğru üflüyor ve rahimde, embriyonik şekli tamamlanmış hz İsa hayat buluyor, hayat bulmakla kalmıyor o özel kişinin güçlerinide alıyor. Onu Ruhu'l Kudüsle destekledik anlamıda buradan geliyor. Ruhu'l Kudüs ona sadece hayat vermekle kalmıyor, aynı zamanda enerjisinide ona bahşediyor. Şimdi; Cebrail as'da bu ruh olamaz, çünkü bu ruh hayat veriyor. Cebrail as vahiy meleği, hayat bahşeden bir melek değil. "İşte o zaman Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Hatırla sana ve annene bağışladığım nimetleri. Seni nasıl kutsal ruh ile güçlendirerek, insanlarla beşikte ve yetişkin iken de konuşmanı sağladığımı, sana hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i ve kitabı öğrettiğimi. Benim iznimle çamurdan kuş biçiminde birşey yapıyor ve içine üflüyordun da kuş oluveriyordu. Hem anadan doğma körü, alaca tenliyi benim iznimle iyileştirdiğini, yine benim iznimle, ölüleri kabirden diri olarak çıkardığını...." (Maide Süresi; 110). Cebrail as'ın görevi vahiyleri peygamberlere indirmek, onun görevi hayat vermek değil. Örneğin; siz hiç Cebrail as'ın ölüleri dirilttiğini duydunuzmu? Hayır, çünkü onda böylesine bir güç yok, çünkü görevi o değil. Ruhu'l Kudüs ama ölüleri diriltebiliyor. Kısacası, bir melek hangi görev için yaratıldıysa kendisine o doğrultuda güç ve kuvvet verilir, Ruhu'l Kudüste gördüğümüz güç ve kuvette bir vahiy meleğine uymuyor. Örneğin; bir vahiy meleği ölüleri diriltme gücü ile ne yapsın?

- İsa as 24 saat o mucizeleri sergiliyordu, vahiy meleği ise 24 saat peygamberler ile birlikte değildi

Biz Meryem'in oğlu İsayı Ruhu'l Kudüsle destekledik diyor Allah. Burada hangi destekten bahsediliyor? İsa as'ın mucizeleri kastediliyor, örneğin bebekken konuşmak; "Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun...." (Maide Süresi; 110). Şimdi; nedenmi Cebrail as Ruhu'l Kudüs olamaz, çünkü İsa as 24 saat o mucizeleri gerçekleştiriyordu (bebekken konuşmak), Cebrail as ise 24 saat peygamberlerin yanında bulunmuyordu.
Eğer Cebrail as Ruhu'l Kudüs olmuş olsaydı o zaman Cebrail as 24 saat o kişinin yanında olmak zorunda kalır, diğer işlerini yapamaz olurdu. Artı, İsa as' ın sergilediği mucizelerin kaynağı Cebrail as olmuş olurdu, bu da peygamberlerin değerini küçültürdü.

- Melekler peygamberlere iner, hz Meryem ise peygamber değildi

İsa as' ı biz Ruhu'l Kudüsle destekledik diyor Allah, sizde diyorsunuzki; peygamberlere vahiy indirenler melekler, dolayısıyla burada da bir melek söz konusu olması gerek. Vahiyle ilgili melekte Cebrail as olduğuna göre burada bahsedilen kişide Cebrail as olması gerek diyorsunuz. Ok, buraya kadarına itirazımız yok, fakat anlamadığımız nokta şu; Ruhu'l Kudüs İsa as'ın karşısına değil hz Meryem' in karşısına çıkıyor, hz Meryem' de bir peygamber veya bir elçi değil. Soru şu; neden ona Cebrail as insin? Cebrail as peygamberlere iner, onun görevi bu, hz Meryem ise ne bir elçi ne de bir peygamber, neden ona Cebrail as gönderilsin?


- Ruhu'l Kudüs olaylara müdahale ediyor, meleklere ise yeryüzü olaylarına müdahale etme yetkisi verilmemiş

Cebrail as'ın Ruhu'l Kudüs olamayacağının bir nedenide, Bakara Süresi 87. Ayeti Kerimesi fiziki destekten bahsediyor, meleklere ise fiziki anlamda peygamberler dahil insanların yaşantısına karışmak yasaklanmış. Eğer melekler fiziki anlamda insanların hayatlarına müdahil olma şansı olsaydı o zaman ne bir peygamber öldürülürdü ne de insanlar zerre zulüm yaşardı. Örneğin; siz hiç Cebrail as'ın peygamberlerin yaşadığı olaylara müdahale ettiğini duydunuzmu? Hayır. Bu Ayet ise Ruhu'l Kudüsün İsa as' a fiziki desteğinden bahseder. Arkadaşlar; bir melek fiziki anlamda yeryüzüne müdahale edemiyorsa, Cebrail as nasıl Ruhu'l Kudüs olsun? Onca peygamber onca sıkıntı yaşadı, siz hiç Cebrail as veya herhangi bir meleğin onlara yardım ettiğini gördünüzmü? Örneğin; peygamberimiz sav taifte yaşadıkları. Hayır. Neden? Müdahale etme yetkileri yokta ondan. Bir meleğin insanların yaşadıklarına müdahale etme yetkisi verildiği zamanda buna ne diyoruz? Helak! “Ona bir melek gönderilmeli değil miydi?” dediler. Eğer biz öyle bir melek indirseydik, elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine göz bile açtırılmazdı" (En'am Süresi; 8). Bu bir kuraldır, melekler insanların hayatlarına müdahale etmez, eğer etme yetkileri olursa o zaman bu o kişiler için helakla sonuçlanır. Değerli dostlar; melekleri görmek meleklerden yardım almak bu varoluşun ilk gününden itibaren insanlığın fantazilerinde dolaşan bir istek, o yüzdende ne zaman bir peygamber bir ümmetin karşısına çıktıysa o ümmet, sen Allahın elçisiysen nerede o zaman melekler diye sormuş; "Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!" (Furkan Süresi; 7). "Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, "Bize ya melekler inmeli, yahut Rabbimizi görmeliyiz!," dediler. Kendi kendilerine büyüklük taslamışlar ve azgınlıkta pek ileri gitmişlerdi" (Furkan Süresi; 21). Peygamberlerin ümmetleri ne kadar çok melekleri görmek istesede, helak olunma vakaları dışında yeryüzüne bir melek indirilmemiş. Neden, çünkü bu Allahın kaidesine ters. Örneğin; bazı batı kaynaklı yazarlar ve tarikatlar meleklerden nasıl yardım alınır fetvalarını yayıyor, aman uzak durun bunlardan. İletişime geçtiğiniz ve yardım talebinde bulunduğunuz melekler değil, cinler. Ruhu'l Kudüs bizlere anlatılırken peygambere destek veren bir unsur olarak anlatılıyor, Allahın Ayetleri ise meleklerin insanların hayatlarına müdahale etmediğini söylüyor. Cebrail as bir melekmi; zerre şüphe olmaksızın öyle, o zaman o Ruhu'l Kudüs olamaz çünkü melekler insanların hayatlarına müdahil olmaz, Cebrail as olsan dahi.

- İnsanın yardımına insan koşar melek değil

"(Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin" (Al-i İmran Süresi; 44). "Bunun üzerine Rabbi, Meryem'i güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu nadide bir çiçek gibi yetiştirdi. (Eniştesi) Zekeriya'yı da (çekilen kura sonucunda) ondan sorumlu kıldı. Zekeriya, Meryem'in bulunduğu bölmeye her girişinde, orada bir rızık bulur, “Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor?” diye sorardı. O da: “Bu, (rızıkları yaratan ve bana ulaşmasını sağlayan) Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir" (Al-i İmran Süresi; 37). Allahu Teala hz Meryemin bakımını baştan itibaren bir insanın yapmasını istemiş, hatta kendi aralarında kura çekmişler. Allah melekler ile insanlar arasındaki ayrıma bu kadar dikkat ederken, neden bu kaidesinde bir değişiklik yapıp hz Meryeme bir melek göndersin?

- Doğrudan veya dolaylı yoldan Cebrail as'ın Ruhu'l Kudüs olduğuna yönelik bir ipucunun olmaması

Allah, biz Meryeme ruhumuzu gönderdik, o da Meryeme tas tamam bir görünümde göründü dediğinde o ruhun Cebrail as olduğunu nereden çıkardınız? Cebrail as orada isim olarak anılmıyor, hiçbir Ayette Ruhu'l Kudüs olarak tanıtılmıyor, o bağlantıyı nasıl kurdunuz? Biz bin yıl düşünsek bunu çıkaramazdık. Ruh ile Allah neyi kastediyor diye oturur düşünürdük, Cebrail as aklımza gelmezdi, neden gelmezdi; çok basit çünkü Cebrail as ruh değil. Cebrail as fiziki bir hal almış, gökte ve yeryüzünde dolaşan bir canlı. Cebrail as da ne sıfatı gördünüz, bizim görmediğimiz ne özelliği gördünüzde ona bir ruh sıfatı yapıştırdınız. İnanın biz olayı sağından solundan, üstünden
altından, önünden arkasından, içinden dışından inceledik, satır aralarından inceledik Kur'an-ı Kerimin hiçbir yerinde o ruhun Cebrail as olabileceğine yönelik zerre ip ucu görmedik. Siz ne gördünüzde böylesine felaket bir sonuca vardınız? En basiti, insan kendisine hiç sormazmı; Cebrail as tüm peygamberlere indirilen bir melek, Ruhu'l Kudüs kavramı ise sadece İsa as kıssalarında geçiyor, eğer Ruhu'l Kudüs Cebrail as ise o zaman biz Musayı'da şunuda bunuda Ruhu'l Kudüsle destekledik denilmesi gerekmezmi? Ruhu'l Kudüs ifadesi neden sadece İsa as'da kullanılıyor, bunu kendinize hiç sormadınızmı? 

- Ruhu'l Kudüs bir yeryüzü mekanın (Kudüs) ismini taşıyor, meleklerde yeryüzü mekanları ile adlandırılmaz

Biz Cebrail as' ın Ruhu'l Kudüs olduğunu düşünmüyoruz, çünkü burada yeryüzündeki bir mekana (kudüs) atıfta bulunuluyor. Yeryüzündeki bir mekanın ismini birisi taşıyacaksa o da yeryüzünde yaşayan bir canlı olması gerek. Bu çok basit bir mantık. Cebrail as vahiylere eşlik eden bir melek, Allah tarafından kendisine
neden Kudüs lakabı verilsin? Örneğin; Kudüs'ü o' mu fethetti yahut Kudüs' ün koruyucusu o' mu? Neden Cebrail as' a Kudüs lakabı verilsin? Cebrail as'ı Ruhu'l Kudüs olarak tanımlayanlar acaba bu basit soruları kendilerine hiç sordumu? Hayır. Biz ama soruyor ve sorguluyoruz. "De ki: "Eğer yeryüzünün sakinleri melekler olsaydı, elbette onlara gökten resul olarak bir melek gönderirdik" (İsra Süresi; 95). Yeryüzünde insan yaşıyor, eğer yeryüzüne bir elçi gönderilmesi gerekiyorsa o zaman bu bir insan olur, eğer yeryüzünde bir insana yardım edilmesi gerekiyorsa o zaman Allah bu yardıma koşanın bir insan olmasını bekler. Anlayacağınız, eğer yeryüzünde yaşayan melekler olsaydı o zaman yeryüzüne melekler iner ve yeryüzündeki mekanlara meleklerin adı verilirdi. Yeryüzünde ama insan dolaşıyor, dolayısıyla yeryüzü mekanlarınada insanların adı verilir. Buradan da gizemi çözmüş olmalısınız, yani Ruhu'l Kudüs' ün bir insan olduğunu.

- Ruhu'l Kudüs kutsal bir mekanın ismini taşıyor, meleklerde bu kutsiyete sahip değil

Cebrail as neden Ruhu'l Kudüs olamaz, size bir neden daha açıklayalım; yeryüzünde iki tane kutsal mekan var, birisi Mekke diğeri ise Kudüs. Kutsiyetleri Ayetler ile sabitli. Örneğin; "Yüceliğinde sınır olmayan O Allah ki, kulu Muhammed'i geceleyin, kendisine bazı ayetlerini göstermek için, Mekkede'ki Mescii Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız, Mescidi Aksâ'ya götürdü. Çünkü, gerçekten herşeyi duyan ve gören O'dur" (İsra Süresi; 1). Kudüs isminin kendiside keza, kutsal anlamına geliyor. Yeryüzündeki iki kutsal mekandan birisinin adınıda Allah bir canlıya veriyorsa, kişiye kutsal sıfatı yapıştırıyorsa o zaman o canlıda Allah nezdinde kutsal olması gerek, Cebrail as' da kutsal birisi değil. Evet Cebrail as büyük bir melek, ama o kadar, dört büyük melekten birisi ve ötesi değil. Yani Ruhu'l Kudüs isminin anlamına bakarak aslında bunun bir melek olamayacağını anlamanız gerekirdi.


-Ruhu'l Kudüs kutsal birisi, meleklerde kutsal değil

Kudüs ismi Allahın 99 isiminden birisi ve anlamı; hatadan, gafletten, âcizlikten, her türlü eksiklikten uzak, pek temiz, bütün kemâl sıfatları üzerinde toplamış, bütün övgülerin üstünde olan demektir. Şimdi; bu tanım bir meleğe yapılırmı? Yapılmaz. O yüzden Cebrail as Ruhu'l Kudüs olamaz. Ruhu'l Kudüsü kutsal yapan ne? Allahu Teala, melek, cin ve insan, hayvanlar alemi, kısacası tüm canlıları sudan yaratıyor, birisi hariç, o da Ruhu'l Kudüs. Allahu Teala Ruhu'l Kudüsü kendisinden var ediyor. Ruhu'l Kudüsü tüm canlılardan ayıran, onu kutsal yapan Allahtan yaratılmış olması. O yüzden onda tanrısal güç görüyoruz, örneğin ölüleri diriltme veya yoktan bir canlı var etme. Bazı okurlarımız araştırmacı, bazıları eğitim görevlisi, bu okurlarımız Ruhu'l Kudüsü herkesten daha çok merak ediyor olabilir, bu konudaki araştırmaları için onlara küçük bir ipucu verelim, eğer Ruhu'l Kudüsün görevini ve anlamını daha iyi anlamak istiyorlarsa küçük beyini ve vücuttaki görevini incelesinler. İnsan bedeni yaratılışın bir muadili, cennet, cehennem arş tüm bu mekanları sembolik anlamda içinde barındıran küçük bir evren. İnsan bedeninde de büyük beyin arşı, Allahı sembolize eder, küçük beyin ise Ruhu'l Kudüsü. Küçük beyinin beden üzerindeki görevlerini araştırırsanız Ruhu'l Kudüs'ün görevlerini öğrenmiş olursunuz. Ne kadar ilginç değilmi; evrenin işleyişini ve haritasını Allah içimize yerleştirmiş. İnsanı araştırsak evreni, yaratılışı çözeriz.


- Miraç hadisesi ve Kur'an-ı Kerimin indirilişi bizlere Ruhu'l Kudüs'ün bir melek olamayacağını net gösteriyor

Halen ikna olmayanlar için birde hadisten örnek vererek
sizlere son bir bilgi daha sunalım, neden Cebrail as' ın Ruhu'l Kudüs olamayacağına dair; İsa as ve hz Meryem'le ilgili Ayetler dışında, Ruhu'l Kudüs kavramı bir yerde daha geçiyor, o da Kur'an-ı Kerimin Allah katından meleker katına indirildiği an; "De ki: "Kuran'ı; Ruhul Kudüs Rabbinin katından, inananların inançlarını pekiştirmek, Müslümanlara doğruluk rehberi ve müjde olmak üzere gerçekle indirmiştir" (Nahl Süresi; 102). Cebrail as' ın Ruhu'l Kudüs olamayacağını nereden biliyoruz, bu Ayetten. Nasılmı? Miraç hadisesini hatırladınızmı, miraç gecesinde Cebrail as bir yere kadar peygamberimiz sav eşlik edebiliyor, bir noktadan itibaren diyorki, buradan öteye ben gidemem yani Allah katına çıkamam diyor. Şimdi; eğer Kur'an-ı Kerim Allah katından indirildiyse ve bunu Ruhu'l Kudüs indirdiyse, o zaman Cebrail as Ruhu'l Kudüs olamaz çünkü Cebrail as Allah katına çıkamıyor. Anladınız. Basit mantık ve basit soru ve cevaplar ile nasıl doğrulara eriştiğimizi görüyormusunuz? O yüzden hep ne diyoruz, doğruyu bulmak istiyorsanız soru sormaktan çekinmeyeceksiniz. Sorularınıza cevap vermekten kaçan, siz anlamazsınız deyip soru sormanıza müsade etmeyenlerdende uzak duracaksınız. Özetlersek; Kur'an-ı Kerim bir bütün olarak Allah katından melekler katına iniyor ve bu uzun bir yolculuk. "Melekler ve rûh O’na, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar" (Meariç Süresi; 4). Bu yolculuğa kutsal Kitabımız yalnız başına çıkarılamayacağına göre, gökten aşağıya atıver, aşağıdaki melekler kapsında olamayacağına göre, birisi kutsal kitabımızı Allah katından melekler katına inişinde eşlik etmiş olmalı. Soru şu; kim bu çok özel kişi? Bu Cebrail as olamaz çünkü o Allah katına çıkamıyor. Unutmayınız, iki defa kutsal kitabımız yolculuk etti, birincisinde Allah katından melekler katına (Berat gecesi), diğerinde ise melekler katından insan katına (Kadir gecesi). İlkinde kutsal kitabımız bir bütün olarak indi, ikincisinde ise Ayet Ayet. Ayet Ayet insanlar katına inmesi uzun süreli, ince ve meşakketli bir iş (23 yıl), bu görevde Cebrail as'a verilmiş. Allah katından melekler katına inişi ise bir defalık olay, çok büyük bir olay ve sadece çok özel birisine laik olan bir olay. Kutsal kitabımız elinizde tuttuğunuz hali ile bir bütün olarak indirilmiş ve bunuda Allah katından çok özel bir kul indirmiş. Kim bu kul?

- İslam dini hz ademden kıyamete kadar süren bir hikaye. O hikayede devamlılık sağlamak içinde ana karakterler o hikayenin akışında belirli noktalarda girer ve çıkar

İslam camiası İslam tarihini Peygamberimiz sav ile son bulduğuna inanır, bu doğru değil. İslam dini bir hikaye ve bu hikaye hz Adem ile başlar ve kıyamet ile son bulur. Bu hikayede o devamlılığı sağlamak, aktörler arasındaki bağı aradan bin yıllar geçsede ayakta tutmak içinde Allah bir dönemde yaşanan bir olayın devamını farklı bir dönemde bıraktığı yerden devam ettiriyor. Örneğin; Habil bir koyun ikram eder Allaha, bu koyun göğe çekilir ve binlerce yıl sonrası hz İbrahime, İsmail as' a karşılık kurban olarak iner. Örneğin; Salih as döneminde dağ yarılır ve içinden hamile bir deve çıkar, deve katledilir, yavrusu korkudan kaçar ve dağa sığınır. Binlerce yıl sonrası, ahir zaman döneminde de o yavrucuk dabbetül arz olarak karşımıza çıkacak. Örneğin; binlerce yıl öncesi zülkarneyn as ecüc mecücleri yeraltına hapsetti, ahir zaman geldiğinde de onlar açığa çıkacak. Örneğin; peygamberler döneminden gelen ahit sandığı ve hz Mehdi. Anlamanız gereken, İslam tarihinin bir döneminde ortaya çıkan bir karakter veya bir eşya, kitabın farklı bölümünde farklı bir zaman diliminde de açığa çıkabiliyor. Örneğin; hz Hızır. Örneğin; İsa as. Örneğin; deccal. Örneğin; Ruhu'l Kudüs. Ruhu'l Kudüs hakkındaki gizemi Musa as'la ilgili bir Ayet aslında kaldırıyor; "Ve bu kez Samiri'ye döndü: "Ey Samiri, ya senin maksadın nedir?" (Samiri), "Ben dedi, onların görmediklerini gördüm; elçinin ayak bastığı yerden bir avuç (toprak) aldım, onu (eritilmiş mücevherlerin içine) attım. Nefsim bana böyle yapmayı hoş gösterdi." (Musa), "Defol git dedi. Artık hayat boyunca sen 'bana dokunmayın' diyeceksin. (Ahirette de) sana vaadedilen bir ceza var ki, ondan asla kaçamayacaksın. Şimdi durup tanrına bak; biz onu yakacağız, sonra onu ufalayıp denize savuracağız" (Taha, 95-97). Bu Ayetten biz Ruhu'l Kudüs'ün Musa as' ı ziyaret etmek içinde yeryüzüne indiğini anlıyoruz. Bunun Ruhu'l Kudüs olduğunu nereden çıkardık; ayak bastığı toprak canlanıyor deniliyor Ayette, birşeyi canlandırma enerjisinide Allah kulları arasında sadece Ruhu'l Kudüs'e vermiş. O küçük detaydan Musa as'ı ziyaret eden bu elçinin Ruhu'l Kudüs olduğunu anlıyoruz. Bu Ayet bize ayrıca Musa as'ı ziyaret edenin bir elçi olduğunu söylüyor. Demek Ruhu'l Kudüs Allahın elçilerinden birisi. Özetlersek; İslam dini bir hikaye ve bu hikayede bütünlüğü korumak adına bazı karakterler her bölümde hikayeye girmiş ve çıkmış. Bunlardan biriside Ruhu'l Kudüs. Yaratılışın ilk gününden kıyamete kadar bu hikayeye tanıklık etme ve müdahale etme yetkisi kendisine verilmiş. Buradanda zaten bu kişinin Cebrail as olamayacağını anlıyoruz çünkü
Cebrail as'ın yeryüzüne inişi peygamberimiz sav ile son buldu. Cebrail as bir vahiy meleği, vahiylerde peygamberimiz sav ile son buldu. Bu hikaye devam ettiğine göre, kıyamete göre devam edeceğine göre demek Ruhu'l Kudüs cebrail as değil. Kim o zaman? Hikaye ne zaman kendi dönemine giriş yapar ve kendisi hikayenin ana karakteri olur o zaman Allah onun üzerindeki perdeyi, o gizemi kaldıracaktır. Bu yazıyı kaleme almak için bizlere ilham ve güç veren Allah, bu bilgileri ilk defa gün yüzüne çıkarıyorsa onun üzerindeki o gizemi kaldırıyorsa kimbilir belkide onun vakit saati yaklaşmıştır.

Diğer websitenin verdiği Cevap 2;

 “Allah melekleri, kendi tarafından bir vahiy ile kullarından dilediği kimselere, 'Ben’den başka tanrı yoktur. Bana karşı gelmekten sakının!' diye uyarmak üzere gönderir.” (Nahl, 16/2)

mealindeki ayette vahyin melekler vasıtasıyla peygamberlere indirildiği gerçeğine vurgu yapılmıştır.


Bizim yanıtımız; Cebrail as'ın melek olduğunu nereden biliyoruz?

İslam tarihini üç ciltlik bir roman gibi düşünün, yazarda (Allah) bu romandaki bazı aktörlerin kimlik ve bilgilerini birinci ve ikinci ciltte anmış, üçüncü cilttede final sahneleri kağıta dökmüş. Yani İslam tarihi üç ciltlik bir kitaptan ibaret. Birinci ve ikinci ciltlerine Tevrat ve İncil diyoruz, bu serideki son ciltede Kur'an-ı Kerim. Cebrail as' ın bir melek olduğunu Kur'an-ı Kerim doğrudan söylemiyor, söylemesinede gerek yok çünkü Allah birinci ve ikinci ciltte onu zaten melek olarak, bu serideki ana karakterlerden birisi olarak tanıtıyor. Örneğin; archangel gabriel. Batı literatürünü, İncil ve Tevratı araştırdığınızda archangel gabriel (baş melek cebrail) kavramını sıkça duyarsınız. Cebrail as' ın bir melek olduğunu bir müslüman bilir, çünkü bir Müslüman İslam tarihinin başlangıcı olarak peygamberimiz sav görmez, hz Ademi görür ve hz Ademden itibaren yani cildin birinci serisinden itibaren geçen tüm aktörleri bilir ve onlara inanır. Eğer siz Kur'an-ı Kerim öncesi benim için yoktur diyorsanız, o zaman Cebrail as'ın bir melek olduğunu sadece Kur'an-ı Kerime bakarak doğrudan çıkaramayabilirsiniz. Neden doğrudan kelimesini kullanıyoruz, çünkü dolaylı yoldan yine çıkarırsınız. Nasılmı? "De ki: "Cibril'e kim düşman ise, (bilsin ki) gerçekten onu (Kitabı), Allah'ın izniyle kendinden öncekileri doğrulayıcı ve mü'minler için hidayet ve müjde verici olarak senin kalbine indiren O'dur" (Bakara Süresi; 97). "Allah melekleri, kendi tarafından bir vahiy ile kullarından dilediği kimselere, “Ben'den başka tanrı yoktur. Bana karşı gelmekten sakının! ” diye uyarmak üzere gönderir" (Nahl Süresi; 2). Şimdi; Nahl Süresinde vahiyle ilgili görevin meleklere verildiği söyleniyor, Bakara Süresi de vahiyleri indirenin Cebrail as olduğunu söylüyor. Bir Süre vahiylerin melekler üzerinden indirildiğini, diğer Sürede vahiyleri Cebrail as indirdiğini söylüyor. Bu iki Süre birbiriyle çatışmayacağına göre demek Cebrail as bir melek. Gördüğünüz gibi doğrudan Cebrail as' ın bir melek olduğunu Kur'an-ı Kerim söylemiyor belki ama, dolaylı yoldan onun melek olduğunu ifşa ediyor.

Ruhu'l Kudüs'e neden sürekli ruh olarak hitap ediliyor?

Kendisinin anıldığı o dönemlerde henüz doğmadığı için. Ruh kavramı henüz hayat bulmamış canlılar için kullanılır. Örneğin; melek olsaydı ismiyle anılır ruh olarak değil. Ruhu'l Kudüs'ün ruh olarak anılmasından aslında onun bir melek olamayacağını anlamış olmalıydınız. Melekler hayat bulmuş birer varlık, ruhlar ise değil.
Ruhu'l Kudüs'ü özel yapan ne? Tüm canlıların ruhları bir uykuda ve doğacak günlerini bekliyorken yani yeryüzünde fiziki bedenlerine kavuşmayı bekliyorken, Ruhu'l Kudüs bu uykudan muaf tutulmuş. Yeryüzünde doğmadan öncesi, gökte kendisine bir avatar beden bahşedilmiş ve yaratılışın ilk gününden itibaren tüm olaylara tanıklık etmesine ve yetkiler verilmiş.


İslam camiasının içler acısı durumu

Ruhu'l Kudüs'ün gizemi isminde gizli, kudüsle ilgili. Örneğin Ruhu'l Kudüs neden Cebrail as olamaz, çünkü Cebrail as Kudüs' ün koruyucusu veya fatihi değil. Bu kadar basit bir olayı o zaman neden onca alim bin yıllardır yanlış bildi? Demek kapasiteleri o kadarmış. Değerli dostlar; Allah her yüz yıl ilmini anlatacak insanları indirir. İslamı öğrenmeniz için sanmayınki Allah sizleri kafayı yemiş tarikatlara, memurluktan atılırım korkusuyla sürekli masanın altına saklanan, doğruları haykırmaktan korkan, Allahı ve İslam dinini memurluk maaşı için satan imamlara veya ilahiyatçılara mahrum bırakacak. Endişe etmeyin, Allah tüm hazinelerini tüm değerlerini bir çağa indirip diğer çağları öksüz bırakmaz. Geçmişte saygı değer alimler yeryüzünde dolaştıysa inanın en azı onlar kadar değerlileri günümüzde de yeryüzünde dolaşıyor. Bu insanlarıda Allah karşınıza çıkarır, yeterki siz kişileri kutsamayı bırakın, yeterki doğruları öğrenmeye razı olun. Nedenmi bu konu bu zamana kadar yanlış bilindi, çünkü İslam camiasında geçmişi kutsamak var çünkü İslam aleminde soru sorma kültürü yok. Tarikat ve medrese kültürü, şıhları yüceltme üzerine inşa edilmiş. Örneğin; bazı medreseler şıhlarının her hafta peygamberimiz sav ile, bazı tarikatlar hatta şıhlarının sürekli Allah ile istişare ettiğine inanıyor, böyle bir ortamda da siz şıhınızı sorgulamazsınız çünkü tüm bilgilerin Allahtan ve peygamberimiz sav'dan geldiğine inanıyorsunuz. Kendi hocanızı sorgulamak haşa Allahı sorgulamak gibi birşey olmuş oluyor. İslam aleminde maalesef sorgulama kültürü yok, nedeni şıhların kutsallaştırılması. Örneğin; batı dünyası geçmiş alimlerin eserlerini alıyor ve onların eksiklerini tamamlamaya, yanlışlarını düzeltip o bilgilerin üzerine birşeyler koymaya çalışıyor. İslam aleminde ise geçmiş alimlerin eserleri kusursuz ve ilmin son noktası olarak görülüyor. O ilmin üzerine birşey koymak tabu, yasak. Örneğin; nurcular ve risaleler. Sonuç; İslam alemi bin yıl öncesi nerede ise bugünde halen aynı yerde. Bilgilerin üzerine bir gram bilgi eklenilmemiş. İslam alemi günümüzün gençlerine bin yıl önce anlatılan masalları anlatıyor, batı dünyası ise geçmiş alimlerin üzerine her yüz yıl bilgi ekliyor. O yüzden biz sanayi devrimi şu devrimi bu devrimini sürekli kaçırdık. O yüzdende onlar efendi biz köleyiz. O yüzden de sabah akşam onlar tarafından tokatlanıyoruz. Siz eğer İslami medreselerde bilgisayar yazılımı öğretmiyorsanız, kimyasal deneyler yapmıyorsanız, motorlar üzerine çalışmıyorsanız o zaman kapatın o medreseleri. Siz çağınızın gerisinde yaşıyorsunuz. Bu durumda yobaz kavramı size müstehak olur. Bu arada; şıhlarınız 1500 yıldır Ruhu'l Kudüs'ü yanlış bildi, demek şıhlarınız Allahla yahut peygamberimiz sav konuşmuyormuş, demek yanılıyor olabiliyorlarmış. Eğer bu konuda yanıldılarsa kim bilir daha hangi konularda yanıldılar. Bunun araştırmasınıda biz değil siz yapacaksınız, İslam alimi olma yolunda olan sizler. Bu yüzyıl siz yeryüzüne indirildiniz, bu yola siz niyetlendiniz, dolayısıyla bu yüzyılın insanlığını İslami konuda bilgilendirmek sizin göreviniz.

Soru sormaktan ve sorgulamaktan lütfen kaçınmayın

Sizlere bu yazımızda bir düzine neden saydık neden Cebrail as'ın Ruhu'l Kudüs olamayacağına dair, umarız sizin için yeterince aydınlatıcı olmuştur. Çözüm yolculuğunda Ayet sunduk, hadis sunduk (miraç gecesi), meleklerin yaratılış gayesinden örnek verdik, ilahi düzenden bahsettik, genel mantık kullandık vs. Sizlerinde bu şekilde sorular sora sora, basit mantıklar ürete ürete konulara yaklaşmanız ve çözümlemenizi arzu ediyoruz. Bakınız; bazen konuyu çözümlemeniz için derin bilgilere sahip olmanız gerekmiyor, çok yüzeysel bilgiler bile (ismin kendisi) doğruyu bulmanıza ve olayı çözmenize yardımcı olur. Yeterki sorun ve sorgulayın ve tabiki iyi niyet içinde konuya yaklaşın, herhangi bir önyargınız olmadan. Uzman olarak ortalıkta dolaşanlarada önerimiz, onlardan beklentimiz; kalıpların dışına çıkmaları, bilinenin ötesine bakmaları, bize artı bir bilgi vermeleri, daha önce bakılmayan bir perspektiften olayı bize anlatmaları. Örneğin; aradan bin yıl geçti, siz halen aynı cevapları veriyorsanız, üstüne bir gram kendi üretiminiz bir bilgi koyamadıysanız, koyamıyorsanız o zaman vay halimize. Görüşlerinizi Ayetler destekliyorsa o zaman o Ayetleri referans olarak kullanın, görüşlerinizi hadisler destekliyorsa o zaman o hadisleri referans olarak kullanın, görüşlerinizi icma yani İslam alimlerin görüşleri destekliyorsa o zaman o alimleri referans olarak kullanın yani kendi görüşlerinizi desteklemek için kullanın, başkaların görüşlerini desteklemek için değil. Başkalarının tezlerini haklı çıkarmak için kıçınızı yırtmayın, konuyu sıfırdan siz kendiniz ele alın ve kendi tezlerinizi desteklemek için Ayet ve hadisleri kullanın. Çalışmalarınızın sonucunda sizde aynı sonuca varırsanız ne ala, o bilgileri günümüzün yüzyılında tekrar teyit etmiş olursunuz. Varmıyorsanız ama o zaman ne mutlu size çünkü bin yıldır gelen bir yanlışı düzeltme nimetine erişirsiniz. Unutmayınız, insan kendi aklından sorumlu kılınacak. Başkalarının tezlerini doğru çıkarmaya çalışmanız başkaların tezleri ile hareket etmeniz sizi mahşeri sorgudan kurtarmayacak. Allahın size söyleyeceği şey, belki senin aklın daha üstündü belki doğruları bulmak için senin yaşadığın yüzyıl daha el verişliydi, neden kendi aklını kendi zamanın imkanlarını kullanmadın diyecek? Bin yıl öncesi bir alim bir bilgiyi öğrenmek için aylarca seyehat ediyordu, siz ise saniyede o bilgiye erişiyorsunuz. O yüzden lütfen ama lütfen kendi aklınızı ve çağınızın imkanlarını kullanın. İslam aleminde düzeltilmesi gereken onca şey var, lütfen sizde buna katkıda bulunun.

-04.05.2021
Bu yazıyı yazdıktan sonrası bir çok okurumuz, hocam lütfen söylermisiniz Ruhu'l Kudüs'ün kim olduğunu diye bizden ricada bulundu, biz bu ricaları geri çevirmeyelim, dünyada bir ilk olarak size Ruhu'l Kudüs'ün kimliğini açıklayalım; Kur'an-ı Kerimde Ruhu'l Kudüs olarak anılan kişi, hz Mehdi! Hz Mehdi'nin asıl ismi Ruhu'l Kudüs. Siz hz Mehdi'nin Kur'an-ı Kerimde geçip geçmediğini merak ediyordunuz, evet geçiyor; ismi Ruhu'l Kudüs. Herkes hz Mehdi hakkında konuşur, kim olduğu hakkında ama kimsenin bir bilgisi yok. Kendisi bir gizem. Nühüm. Onun üzerindeki bu gizemide bizler kaldırıyoruz. Dünyada ilk olarak onun kimliğini ifşa ediyoruz. Ne hristiyanlar ne de yahudiler bu bilgiye sahip, bunu ilk siz duyuyorsunuz. Hrıstiyanlar Ruhu'l Kudüs'ü "holly spirit" olarak tanımlar, yahudiler de "ruach ha-kodesh" olarak. Yahudi inancında Ruhu'l Kudüs, Allahın seçkin kullarına indirdiği, görevlerinde yardımcı olduğu, vahiyleri almalarını sağladığı bilinçten yoksun bir enerji. Bi' nevi uzak doğu inançların yaşam enerjisi dedikleri enerji. Örneğin; kabalacılar bu enerjiyi yakalamak için çalışır ve ritüel yaparlar. Hristiyan aleminde ise bu konuyla ilgili iki görüş var; birisi Ruhu'l Kudüs'ün tanrısal enerji olduğuna inanıyor, bir diğer görüş ise Ruhu'l Kudüs'ü bilinç sahibi bir canlı olarak tanımlıyor. İncilde Gospel of John Metin 14- 16, İsa as sanki bir bireyle konuşuyor gibi konuşuyor.
O yüzden hristiyan aleminin bir kısmı Ruhu'l Kudüs'ün fiziki bir canlı olduğuna inanıyor. Gerçek olanda bu. Bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir misali, değiştirilen incilde de arada sırada doğru ortaya çıkıyor. Fakat işin özünde, ne hristiyan alemi ne de yahudi alemi bu varlığın kim olduğunu net çözebilmiş değil. Keza İslam alemide çözebilmiş değil. Ne Kur'an-ı Kerim kendisi hakkında bir açıklama yapıyor ne de hakkında bir hadis var. Allahu Teala onu gözbebeği gibi insanlıktan olabildiği kadar uzak tutmuş, onu gizlemiş. Ne zamana kadar, bu zamana kadar; biz burada ilk defa onun üzerindeki bu gizemi kaldırıyoruz. Hakkında bu bilgiler dün gizemdeydi bugün açığa çıkıyorsa, kimbilir belkide hz Mehdinin, daha doğrusu Ruhu'l Kudüs'ün çıkış vakti yaklaşmıştır.

Peygamberimiz sav ile arasındaki fark?

Yazımızı okuduğunuzda Ruhu'l Kudüs'ün Allah nezdinde çok farklı bir konuma sahip olduğunu anlamışsınızdır ve bu kişi bir gün insan olarak yeryüzünde doğacak ve aramızda yaşayacak. Vakti geldiği zamanda kim olduğunu öğrenecek, Allah onu bağışlayacak, sonrada yapması gereken görevi yerine getirecek. Bu bilgileri size aktardıktan sonrası, tabiki bir çok okurumuzun aklına peygamberimiz sav gelmiş olabilir, çünkü Allah nezdinde en değerli insanın biz peygamberimiz sav olduğunu biliyorduk, bu böyle değilmi, peygamberimiz sav 'dan daha değerli bir insanmı var gibisine sorular aklına gelmiş olabilir. İkisi arasında kıyas yapmak doğru olmaz, fakat farkı anlamanız açısından size şöyle bir örnek verebiliriz; bir devlet olduğunu düşünün, bu devletin kralı Allahsa, bunun prensi Ruhu'l Kudüs, bakanları peygamberler, başbakanıda peygamberimiz sav. Devleti yöneten, yasaları getiren ve uygulatan başbakan olduğu içinde insanın muhatabı peygamberimiz sav. "Her ümmetten bir şahit (resul) getirdiğimiz ve seni de
(muhammed sav) onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman, bakalım onların hâli nice olacak!" (Nisa Süresi; 41). Anlayacağınız, Ruhu'l Kudüs sizi ilgilendirmemeli çünkü o sizin muhatabınız değil. O yüzden de hakkında çok az bilgi indirilmiş. Ahiret günü Ruhu'l Kudüs'ü yanınızda görmeyeceksiniz, şıhlarınızı görmeyeceksiniz, Allahın yasalarını kim size tebliğ ettiyse (peygamberimiz sav), o size avukatlık yapacak o zor günde o sizin yanınızda olacak. Örneğin; mahşer günü hardal tanesi kadar her eylemimizden sorguya çekileceğiz. "Yavrucuğum! Haberin olsun ki, yaptığın bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kaya içinde veya göklerde, yahut yerin dibinde gizlense, Allah onu getirir, mizanına kor. Çünkü Allah en ince şeyleri bilir, her şeyden haberdardır." (Lokman Süresi; 16). Bir eyleminiz masaya yatırıldığında da, Allah avukatınıza (peygamberimiz sav), böyle hareket etmelerini senmi tebliğ ettin diye soracak. Dolayısıyla nacizane tavsiyemiz, mahşeri sorguda kim yanınızda olacaksa kim o gün size şahitlik edecekse onu kendinize rehber edinin, ona olabildiği kadar sımsıkı sarılın. İnsan kendisine indirilen yasalardan hesaba çekilecek. O yasaları tebliğ edenlerde peygamberler olduğu için, burada esas olan peygamberler. İnsanlık için Ruhu'l Kudüs önemsiz bir figür. O yüzden Allahu Teala hakkında fazla bilgi indirmemiş, onu gizli tutmuş. Ruhu'l Kudüs kendiside Allahın bu kuralına sadık kalacak, olabildiği kadar insanlıktan uzak duracak. Örneğin yeryüzünde kendi soyu olmayacak ve armageddon savaşa sonrasıda yeryüzünden ayrılacak. Bu arada, hz Mehdiye (Ruhu'l Kudüs) fazla bağlanmayın, aranızda 2-3 yıl ya kalacak ya da kalmayacak. Hz Mehdiyim deyip yeryüzünde aile ve hayat kurmaya çalışan, yeryüzünde birşeyler yapmaya çalışanlardan da uzak durun. Ruhu'l Kudüs insanlara görünmeyecek, doğrudan devletin başındaki insanlara görünecek. Devletimiz bir musibetle karşılaştığında Ruhu'l Kudüs ortaya çıkacak, amageddon savaşına kadarda devleti o yönetecek. Düzeni kuracak, İsa as gökten indiği zamanda devleti İsa as 'a teslim edip ayrılacak. Tüm bunlar 2-3 yıllık bir süre içinde gerçekleşecek ve bu süre içinde de o, olabildiği kadar insanlığa görünmemeye çalışacak. Neden, çünkü insanlığın muhatabı belli (peygamberimiz sav).