"Şimdilik bırak onları kendi hallerine, yiyip içsinler, avunsunlar, ümitlere kapılsınlar.
Yakında
gerçeği öğrenecekler" ( Hicr Süresi; 3) -19.09.2021





bioNTech aşısıyla ilgili bilgi edinme hakkınızı kullanın


Not: bir çok okurumuz diğer yazılarımıza erişememekten dert yanıyor, o yüzden bu konuya burada da kısaca değinmekte yarar var; değerli dostlar bu aşı olayı çok büyük bir felaketle sonuçlanacak. Milyonlar ölecek ve bu aşılar coronavirüsü aratır olacak. Bu o kadar büyük bir felaketle sonuçlanacakki, diğer tüm konuları anlamsızlaştıracak. O yüzden kendiniz ve sevdiklerinizin hatırı için başka konulara değil sadece bu aşı olayına odaklanın. Bu aşı olayı bir çok sevdiğinizi sizden alıp götürecek. Diğer konular kaçmaz, şuan aşıya odaklanın.

-31.07.2021
Vaka sayılarına gelince;

Bu salgın başladığında neler söylendiğini hatırlıyormusunuz, uzak bir zaman öncesi değil, sadece bir yıl öncesi yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf olanların dışarıya çıkmaması, kalabalık alanlara girmemesi, bu salgının onları etkileyeceği ve toplumun %90'lık bir kesimin coronadan etkilenmeyeceği, yakalansa bile bunu farketmeyeceği söyleniyordu. Nitekimde öyle oldu, aradan bir yıl geçti, toplam vaka sayısı 5.514.373. Nüfusumuzun %10 bile değil sadece %6.5. Yani bir yıl boyunca nüfusumuzun %93.5 virüsten hiç etkilenmemiş. Bunu biraz dahada detaylandıralım; sağlık bakanlığının covid-19 verilerine göre 29 temmuz 2020 - 03 temmuz 2021 arası, neredeyse 1 yıl içinde toplam
742 221 vatandaşımız covid-19 virüsünden ötürü ağır hastalanmış. Nüfusumuzun %0.88. Linki size ekliyoruz; Bu ne anlama geliyor; nüfusumuzun %0.88 bahane ederek %99 özgürlüğü ve tüm hakları elinden alındı anlamına geliyor. https://covid19.saglik.gov.tr/TR-66935/genel-koronavirus-tablosu.html İlginç olanı, 03 temmuz 2021 itibaren ağır vaka sayılarını vermeyi kesmişler. O yüzden geçen yıl ile bu yıl kıyası yapamıyoruz. Hocam, o %0.88 'de hastalanmasın diyorsanız, günaydın size; corona propagandası ile bir yıl boyunca beyinlerinizi o kadar uyuşturmuşlarki, corona öncesi kimsenin hastalanmadığına, tüm ölüm ve hastalıkların covid-19 ile başladığına inanmaya başlamışsınız. Arkadaşlar, corona önceside insanlar ölüyordu ve covid-19 benzeri virüslere yakalanıyordu. Biz covid-19 ötürü 50 000 civarı vatandaşımızı kaybetmiş, biz bu ölüm oranını her yıl veriyorduk zaten. Bu yıl covid-19 virüsünden ötürü bu insanlar yoğun bakıma düştü, başka yıllarda başka virüsten ötürü. Ortalıkta binlerce farklı virüs var ve her yıl insanlar bu virüslerden ötürü ağır bir hastalık süreci geçiriyordu zaten. Geçmişte o vakalar size günlük verilmediği için bundan haberdar değilsiniz. Şimdi; daha önceki yıllarda da bu vaka sayılarını veriyorduysak neden daha önceki yıllar her yer kapatılmadı da şimdi kapatılıyor? İşte, huylanmanız gereken noktada burası.

Ölü sayılarına gelince;

2017 yılında 50 224 kişi ve 2018 yılında 52 568 kişi solunum sistemi hastalıklarından vefat etmiş. Covid-19 başladığından beri kaç kişi vefat etmiş; 50 450 (10-16 temmuz 2021 haftalık vaka tablosu). Oyunu görüyormusunuz? Salgın süreci içinde verdiğimiz kayıpları biz her yıl veriyormuşuz meğer. Geçmiş yıllarda başka bir grip virüsü ortalıkta dolaşıyordu ve o sizi hasta etti, bu yılda covid-19 var ve o sizi hasta ediyor. Öyle veya böyle bizler bu kayıpları verecektik. Soru şu; madem insan kaybı için bu kadar hassassınız, geçmiş yıllarda neden günlük ölüm tablosu yayınlamadınız? Biz geçen yıllarda da bu ölümleri verdik! Madem insan ölümü sizin için çok önemli ve tek bir insanın bile ölmesini istemiyorsunuz, neden geçmiş yıllarda günlük ölüm rakamı vermediniz? Biz söyleyelim neden vermediğinizi, çünkü insan ölümü umrunuzda değil. Siz değilmisiniz darwin'in teorilerini öğreten, doğal seleksiyon diyen, güçlü olanın hayatta kalması, zayıf ve hasta olanlarında elenmesi gerektiğini söyleyen. Okullarda öğrettiğinizide neden hayatta uygulamıyorsunuz? Madem bu doğal bir salgın, karışmayın ve bırakın doğa kendi seleksiyonunu yapsın, kim hayatta kalacak bunu doğa belirlesin. Yok ama değilmi, buna illa karışacaksınız ve günlük ne kadar insan ölüyor, o ölümleri hergün insanların yüzüne vuracaksınız. Her yıl verdiğimiz ölümleride kim günlük vermeye başlar? İnsanları korkutmak isteyen verir.
İnsanlarda neden korkutulur? Başka birşeye zorlanmak için. Oyun çok açık ve net, amaç insanları aşıya zorlamak, nasıl bunu göremiyorsunuz anlamış değiliz. İnsanları aşıya zorlamak istiyorlar, bunun içinde insanları birşeyle korkutmanız gerekiyor, günlük ölüm rakamların amacıda bu, insanları korkutmak. Eğer bunların derdi ölümler olsaydı, bir önceki yıllarda da solunum yolundan vefat edenlerin rakamını günlük verirdi.

   

İnsan kaybı açısından covid-19'un devletimize, bir önceki yıllara kıyasla artı bir maliyeti olmadı. Umarız oynanan oyunu görüyorsunuzdur? Normal işleyen bir dünyada böyle bir salgına tedbir ne olurdu; %0.88 'lik kesim dışarıya çıkmasın, %99 'luk kesimde normal hayatını yaşamaya devam etsin denilirdi. Ne yapıldı ama? Herkes eve hapsedildi. Hani bugünlerimizde senin özgürlüğün benim özgürlük alanıma kadar diyenler var ya, işte onlar dün bunu söylemiyordu, %99 'luk kesimin özgürlüğü bana ne diyordu. Özgürlüğü elinden alınan bizler ne yaptık? Buna göz yumduk, atalarımız ve büyüklerimizi riske atmayalım dedik ve onların hayatta kalması için kendi özgürlüğümüzden feragat ettik. Bu salgın bize tehdit olmamasına rağmen sustuk ve devletimizin verdiği kararlara boyun eğdik.

Dikkatinizi çekiyoruz;

Bu salgının mağduru bizleriz, virüsün tehdit etmediği kitle. İnsanlar solunum yolu enfeksiyonuna kapılıyorsa bize ne, bu insanlar her yıl grip virüslerine kapılıyor, daha önce bunlar hastalanıyor diye hayat durmadı, neden şimdi duruyormuş demedik. Toplumsal düzene karşı koymayalım, devlet büyüklerimiz böyle karar verdiyse buna uyalım dedik ve bir yıl kendi özgürlüğümüzden feragat ettik. Herhangi bir teşekkür aldıkmı; hayır, tam aksi aşısızların salgını bu deyip tüm salgını bize yüklemeye çalışıyorlar.
Bu olayda en masum olanlar, bir anda hedef tahtasına oturtuluverdi. Covid-19'un çıkış yeri Çin unutuldu, salgının müsebbebi bir anda aşı olmayanlar oluverdi. Öylesine bir algı öylesine bir propaganda yaptılarki, deccaliyet dönemine girdiğimizi bize net gösterdiler. İyiyi kötü, kötüyüde iyi yaptılar. Sağlıklı olanlar hayattan dışlanıyor, ilaç şirketlerinden aşı kartı alanın ise önü açılıyor, VİP muamelesi görüyor, kendisine ayrıcalıklar teklif ediliyor. Nasıl bu hale geldik? Medya!!! Bu salgında sağlıklı kalmayı başaranların yaşam tarzı anlatılması ve teşvik edilmesi gerekirken, nerede psikolojisi bozuk tip varsa onlar topluma sunuldu, onlarda o takıntılı psikolojilerini topluma yansıttı. Maske, takıntı boyutunda temizlik, sosyal mesafe ve ölüyoruz gibi negatif içerekli ne kadar kavram varsa, bir yıl boyunca bunları topluma aşıladılar. Bizleri korkak ve panik hastası bir millete dönüştürdüler. Bu algı çalışmasıda çok bilinçli yapıldı. Neden? Toplumu aşıya zorlamak için! İnsan kendisini tehdit altında görmediği müddet yaşam tarzını ve düşüncesini değiştirmez. Bilhassa bizim gibi geleneksel topluluklar hiç değiştirmez. Bizler aşıya mesafeli bakan bir toplumuz çünkü bin yıllardır dışa bağımsız ve kendi ayaklarımızın üzerinde durmayı hayat felsefesi edinmişiz. Bizim gibi özgür yaşamayı felsefe edinmiş bir topluluğu aşıya ikna edebilmek için bizlere her gün ölüyoruz bitiyoruz edebiyatını yapmaları gerekiyordu. Nitekim yaptılar ve çoğunluğu ikna ettiler. Muhalefet, iktidar el ele bunu başardı. Bilimdışı olan bu aşıya direnen az bir azınlık kaldı, o azınlığı ikna etmek içinde sürekli salgının yeni dalgalarını devreye sokacaklar. İnsan rahata kavuştuğunda eski normlarına geri döndüğü için, rahata kavuşmamıza izin vermeyecekler. Bu salgının amacı insanları aşıya zorlamak. İnsanlar aşı oluncaya kadarda bu salgını dindirmeyecekler. Herkes aşı oluncaya kadar üçüncü dalga geliyor, beta varyantı geliyor diye diye size sürekli korku pompalayacaklar ve aşı olmanız için üzerinizdeki toplumsal baskıyı artıracaklar. Aşıya karşıya direnen son bir kitle kaldı, bu baskı karşısında da onların işi hiçte kolay değil.

Aşıya direnen son bir kitle kaldı, 20 milyonluk bir kitle

Salgından etkilenmeyen ve kendi bağışıklık sistemine güvenen son bir kitle kaldı; bunlar hayatları boyunca sağlıklı yaşadı, sporuna uykusuna ve beslenmesine dikkat etti, her ufak hastalıkta ilaca, antibiyotiğe sarılmadı, doğal yollar ile kendisini iyileştirmeye, iyileşmeyi kendi bağışıklık sistemine bıraktı, doğru zamanlarda doğru yatırımı yaptığınız zamanda ne olur; herkes krize girdiğinde siz dimdik ayakta kalırsınız. Dün bizler sağlığımıza yatırım yaptık bugünde bunun meyvelerini yiyoruz. Bizim meyve yememiz ama aşıya mahkum olanların gözüne batıyor. Biz sağlıklı yaşadık, onlar bedenlerini hovardaca kullandı, biz şimdi rahattayız onlar ise sıkıntıda, bu rahatımızda onların gözüne batıyor. Değerli dostlar; aşı olmayanlar üzerine baskılar ve tehditler arttı. Son bir kaç aydır okurlarımız bize, hocam birşeyler yapalım diye ricada bulunuyor. Biz bu zamana kadar yazılarımız ve uyarılarımız dışında birşey yapmak için henüz vakit gelmediğini söylüyorduk. Vakit geldiğinde Allah bize bir yol gösterir diyorduk. O vakit ve o yolda göründü. Azgın ve faşist bir azınlık bizleri hayatın tüm sosyal aktivitelerinden dışlamak istiyor ve bunun için devlete ciddi ciddi öneriler sunuyor. TFF gibi özerk kurumlar o önerileri hayata geçirmeye başladı. TESK gibi sendikalar da iş hayatından men etmek için genelge hazırlıyor. Bir azınlık ilaç şirketleri tarafından damgalandı (aşı), ilaç şirketlerin bir vatandaşı oldu (aşı pasaportu), şimdi de tüm TC vatandaşlarını ilaç şirketlerin malı haline getirmek istiyor. Bu maymun beyincikler nelere sebep olduklarının farkında da değil, TC pasaportun üstünde bir pasaporta, ülkeler üstü bir kimlik kartının ilk adımlarını başlattıklarının farkında değiller. Birileri bir ahır hayvanı gibi bedenlerini ilaç şirketlerine damgalattı, bizlerinde bu damgayı yemesini istiyor. Bize o damgayı vuruncaya kadarda bunlar asla peşimizi bırakmayacak, gün geçtikçe bu baskıları artıracak. Bu olaylar aşıdan da ötesi birşey, umarız bunun farkındasınızdır. Ülkeler üstü bir oluşuma doğru gidiliyor ve bu hiçte hayra alemet birşey değil. Seyahatlarınızı bundan sonra ülkenizin pasaportuyla değil, ilaç şirketinden aldığınız pasaportla yapabileceksiniz. Salgına sebep oluyorsunuz denilip bedeniniz üzerindeki tüm haklar elinizden alınacak. Toplulukların kontrolü ülke dışındaki güçlerin eline doğru kayıyor bizden uyarması. Bu zamana kadar kısıtlamalar herkese yönelikti, herkese yönelik olduğu içinde bizler buna rıza göstermiştik. Bugün ise kendilerine özgürlük bize ise kısıtlama ve yasaklar getirilsin istiyorlar, bizde buna rıza gösteremeyiz, buna sessiz kalamayız. Artık harekete geçme vakti geldi. Ne yapabiliriz?

Allah kullarını çaresiz bırakmaz

Şeytanlar ne kadar çok akıllı hareket etsede illa bir yerde bir açık bırakır. Bir yerde Allah onları tuzağa düşürür ve onları bir hataya sürükler. Bunun nedenide çok basit, fazla özgüvene sahipler. Kendisine çok güvenen geride çok iz bırakır. Küresel çetede kendisine çok güveniyor. Dolayısıyla geride çok iz bırakıyor. O izleri takip ederseniz onları deşifre eder, oyunlarını bozarsınız.
Herşeye komplo diyen bir kitle var ya, onlarda o izleri örtmeye çalışan birer saha ajanı, küresel çetenin müridi. Burada sizin için önemli olan doğru izin peşini takip etmeniz. Örneğin; aşıya karşı olanlar çok anlamsız zeminlerde tartışma yürütüyor, mesela aşı kısırlaştırıyor diyor. Bunun böyle olduğunu ispat etme şansınız varmı; yok. İspatı mümkün olmayan ve çok detay olan şeylerin peşinde koştuğunuz zamanda haklı olduğunuz bir davada aptal yerine düşebilirsiniz. Bakınız; aşıya karşı olmanın haklı sebepleri var, birde boş sebepleri. Boş ve anlamsız konular üzerinde durursanız, davanızın haklılığını yitirirsiniz. Prof ünvanı ile ortalıkta dolaşan o saha ajanları onlar sizi boş ve anlamsız detaylar üzerinden tartışmaya sürüklemek ister, toplum nezdinde sizi aptal göstermek için, lütfen bu tuzağa düşmeyin. Onlar aşıyı savunuyorsa, siz onların itiraz edemeyeceği noktalar üzerinden cephenizi savunun, örneğin; kendi bağışıklığımıza bırakmak daha sağlıklı, bir yıllık aşılar sahaya sürülemez vs. 

Küresel çete insanlığa bu tuzağı kurarken tespit edilebilir bir iz bıraktımı? Evet, hemde nasıl?


Pfizer şirketi bioNTech aşısının içine grafen oksit maddesini koydu, hemde yoğun oranda, bu da gözle görülebilir, peşini takip edebileceğiniz bir iz. Bunlar yeryüzünde kurdukları o çetevari (medya, bilim camiası, iktidar, muhalefet) düzene o kadar güveniyorlarki, aşıların içine gözle görülür maddeleri bile koymayı cesaret ediyorlar. Tüm uluslararası mahkemeleri, tahkim kurullarını kendileri kontrol ettiği için, o dokunulmazlık zırhı onları pervasızca hareket etmeye itiyor, dolayısıyla hatalara. Bunların burunları o kadar havadaki, bu kibir yerde çok ama çok iz bırakmalarına sebep oluyor. Bizde bu izleri takip ederek onların oyunlarını deşifre edebilir ve bozabiliriz.


CİMER'e dilekçe yazın

Son bir kaç aydır bizlere soruyordunuz, ne yapmalıyız hocam, oturduğumuz yerde oturmayalım diyordunuz, alın size fırsat;
cimer'e, kaymakamlık ve valilere bir dilekçe verin, bilgi edinme hakkımı kullanmak istiyorum deyip bionNTech aşısının elektronmikroskop altında incelenmesi ve sonuçların paylaşılmasını talep edin. Dilekçeniz şu şekilde olabilir;

"İspanyol bilim adamı Prof. Dr. Pablo Campra bioNTech aşısında grafen oksit maddesini tespit etti. Hatta yüksek oranda. Aşının içinde mRNA oranı %1 ise grafen oksit oranı %99. Pfizer şirketi aşıyı grafen oksitle zenginleştirdiği iddia ediliyor. Bu tespitler sahadan gelen bilgilerlede örtüşüyor, aşı vurulanlar aşının vurulduğu noktada mıknatıs tuttuğunu iddia ediyor. Değerli yetkililer; danimarkalı bilim adamları aşı karşıtlığı üzerinde bir araştırma yapıyor ve araştırmada sorunun aşı karşıtlarında olmadığı, asıl sorunun aşıları topluma empoze edenlerde olduğu sonucuna varıyor. Aşılar hakkında yeterince şeffaf olunmadığı, oldu bittiye getirilmeye çalışıldığı, aşılar hakkında soru alınmadan topluma bunun zorunlu kılındığı ve bundan ötürüde insanların aşılar hakkında mesafeli olduğu sonucuna varıyor. Bilgi edinme hakkı ve şeffaflık adına sizden talebim; TC devleti bioNTech aşısından 120 milyon tane aldı. BioNTech aşısının elektronmikroskop analizi yapıldımı? Yapıldıysa sonuçlarının toplumla paylaşılmasını talep ediyorum. Yapılmadıysa bioNTech aşısının elektronmikroskop analizinin yapılmasını ve sonuçları ne olursa olsun, ucu kime dokunacak dokunsun milletimizle paylaşılmasını istiyorum. Teşekkür ederim. İyi çalışmalar dilerim."

Çevrenizde ne kadar insan varsa onlarında bu dilekçeyi yazmasını isteyin

Bir yıl boyunca oynanan bu tiyatroyu gözlemlemek ve analiz etmekle yetindik. Sustuk, ama artık susma vakti bitti. Konuşma ve eylem vakti bizde. Bu konuşma ve eylem hakkınıda biz saçma sapan iddialarla değil, ortalığı yakarak yıkarak değil, strateji ve akıl ile harekete geçireceğiz. Onların eli ile onların oyununu deşifre edeceğiz. Düne kadar birşey yapmadık, çünkü henüz üzerimizde baskı ve zorlama yoktu. Sadece izledik ve gözlemledik. Şimdi ise zorbalık var. Masum insanlara zorbalık yaptığınız zamanda ne olur; Allah yardımını indirir. Bu yardım bazen bir kişi, bazende bir madde olur. Bu durumda grafen oksit maddesi ve Prof. Dr. Pablo Campra. Sahip oldukları kibir küresel çeteyi büyük bir hataya itti, elektronmikroskopun altında görülebilir bir maddeyi aşıların içine koydurttu. Bunu yapmamaları gerekiyordu. Bununla kendilerinin deşifre olacağını bilmeleri gerekiyordu. Fakat kurdukları düzene o kadar güvendilerki bize birşey olmaz, kimse anlamaz dediler. Nitekimde öyle oldu, onca ülke onca bilim adamı kimse o aşıları elektronmikroskopun altında incelemeyi akıl etmedi. Ne zamana kadar; ispanyada birisi çıkıp bunu inceleyinceye kadar. Neden ispanyada da türkiyede değil, işte o da bizim devletimizin ve bilim adamların ayıbı. Allah bir yere kadar yürü kulum der, iş zorbalık boyutuna girdiği zamanda o tuzağı başlarına yıkar. Örneğin; Prof Dr Pablo Campra'nın araştırması. Bu çalışma bir dönüm noktası. Bizde böylesine bir çalışmayı devletimizden talep edip onların oyununu deşifre edebiliriz. Bu araştırmaların sonucu sağlık bakanı ve bilim kurulu üyeleri dahil, bir çok kişinin kellesini götüreceği için bir kişinin dilekçesini dikkate almayabilirler, o yüzden çevrenizdeki eş ve dosta ricada bulunun ve herkes bir dilekçe formunu doldurup göndersin. Onbinler yüzbinler bir dilekçe gönderirse, o zaman bu mutlaka araştırılır ve gerçekler ortaya çıkar.

Sefer bizden zafer Allahtan

İnsanlığa bir tuzak kuruluyor ve bazılarımız bu oyunu görebiliyor bazılarımızda değil. Allah bizlere bu tuzağı görmeyi nasip ettiyse, buna şükredelim ama aynı zamanda, bu tuzağı göremeyenleri uyarma vazifemiz olduğunuda unutmayalım. Vebal bilgi sahibi üzerindedir. Allahu Teala başımızdaki insanların kalp gözünü kapatmış, oyunu göremiyorlar ve bu asil milletimizi büyük bir felakete sürüklüyorlar, biz görebiliyorsak ne mutlu bize, şükredelim, sonrada göremeyenleri uyaralım. Uyarılarınız dikkate alınmasa dahi, en azından Allah nezdinde üzerinize düşen vazifeyi yapmış sayılırsınız. Karınca misali t
arafınızı belli etmiş sayılırsınız. Üzerinize düşeni yapın, gerisini Allaha bırakın. Merak etmeyin, Allah mutlaka yardımını indirecek, satanistlerin oyununu bozacaktır. Allah kullarını çaresiz bırakmaz. Oyun ve tuzak ne kadar büyükse indireceği yardımda o kadar büyük olur. İnsanlık ne kadar çok sıkışırsa, çaresiz kalırsa, yardımda o kadar hızlı iner. Siz yeterki olaylara kayıtsız kalmayın, imkanınız doğrultusunda örgütlenin, mahkemelere başvurun, bana ne demeyin. Üzerinize düşeni yapın, sonrası sabırla Allahın yardımını bekleyin. Bu satanist tuzağı başınıza örenleride hayrlı bir akıbet beklemediğini biliniz. Utançlarından toplumun önüne çıkamayacak duruma geleceğini biliniz. Kendi elleriyle kendilerini kötü bir sona sürüklediğini biliniz. 20-30 milyon vatandaşımızın ölümüne sebep olacak bir felaketten bahsediyoruz. Böylesine bir felakete ne iktidar ne muhalefet, ne bilim camiası ne de medya dayanır. Böylesine bir felaketide Allah birilerin omuzuna yüklüyorsa (AK Parti), onların dönemine denk getittiriyor, onların önderliğinde onların aldığı kararlarla bu tuzağın gerçekleşmesini sağlıyorsa, demek o omuzlar baya çok ve ağır günahlar yüklendi. Muhalefeti zaten anmaya gerek yok, onlar zaten satanistlerle kol kola, onların omuzlarındaki günah yükünü hayal bile edemiyoruz. Kısacası, çok korkunç bir son bekliyor iktidar ve muhalefeti, bilim camiası ve medyayı bilginize. Bekleyelim ve görelim.