• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        


orman yangınları ve küresel ısınma yalanı

-12.08.2021
Bir çok okurumuz orman yangınları ve sel felaketleri ile bilgi istedi, fikrimizi sordu; ne kadar çok aşı dışında farklı konulara girmek istemesekte şartlar maalesef bizi buna sürüklüyor. Başınızdaki medya, bilim camiasının müritleri ve yöneticileriniz olayları sürekli yanlış okuduğu için, tuzağa düşmemeniz için biz uyarmak zorunda kalıyoruz. Bu yazı ilede uyarı vazifemizi yerine getirmiş olalım inşallah. Şunuda ama lütfen unutmayın, biz ilahi ceza dönemine girdik. Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak. Huzur ve refah dönemi bitti. Şuana kadar yaşadıklarınızda daha başlangıç. Felaketler artarak devam edecek.


Hayatınızı mal gibi yaşamayın


Bir grup insan (küresel çete) yediğiniz besinlerden giydiğiniz kıyafetlere, kullandığınız teknolojiden çalıştığınız işyerine, izlediğiniz reklamlardan başınıza gelen felaketlere kadar herşeyi dezayn ediyor, hayatınıza ve geleceğinize yön veriyor, ama varlıklarına inanan kimse yok. Neden, çünkü bizi uyaran bir derin devlet aklımız yok. Orman yangınları, salgınlar, afetler, terör örgütleri, sokak olayları, diziler ve yediğiniz besinler, hepsi bu insanlar tarafından tasarlanıp bir amaç doğrultusunda bize sunuluyor, milli ve yerli bir devlet aklımız olmadığı içinde olayları sürekli kaçırıyor ve tuzağa düşüyoruz.
Rusya gibi milli ve yerli derin devlet aklı olanlarda bu çeteye karşı mesafesini koruyor. Örneğin; devletin başında biz olsaydık tüm imkanlarımızı küreselcilere odaklardık, çünkü terör örgütleri, muhalefet, gıda, moda vs hepsi bunlar tarafından tezgahlanıp önümüze servis ediliyor. Biz ne yapıyoruz ama, tam tersini yapıyoruz, bunlara dostluk ve işbirliği teklif ediyor, geleceğimizi birlikte inşa edelim diyoruz. Satanistlere dostluk ve işbirliği teklif ettiğiniz zamanda ne olur; onlarla birlikte helak olur gidersiniz. Sizin şansınıza ama siz müslümansınız, satanistlerle ortaklıktan ötürü üzerinize çektiğiniz o lanet ve bedduaların cezasını Allah ahiret hayatına ertelemez, bu dünyada cezayı keser. Ahiret hayatında ceza daha ağır olacağı için, iyiye bu dünyada dokunulur, kötü olana ise ahiret hayatında. Siz satanistlerle birlikte hareket ediyor, onların mutfakta tezgahladığı her tuzağı kapıyor ve ülkenizde hayata sokuyorsunuz (örneğin; istanbul sözleşmesi), bu dünyada da bunun bedeli size ödetileceği dünden belliydi. Örneğin; aşılarla ilgili musibet.

Gelelim küresel ısınma palavrasına; NATO son toplantısında küresel ısınma ile mücadeleden bahsetti, kimsede ne alaka demedi. Askeri işbirliği adı altında toplanan bir örgüt, küresel ısınmayla ilgili mücadeleden bahseder oldu, kimsede nereden çıktı bu şimdi demedi. Savaşla, terörle, uyuşturucuyla, askeri darbelerle, sokak olaylarıyla, ekonomik krizlerle dünyayı hergün ateşe verenler, bir anda dünyanın ısınmasından endişelenir oluverdi, kimsede siz şakamısınız demedi. NATO bildirisi bu tiyatronun start tuşuydu. Son 10 yıl içinde çıkardıkları hollywood filmleriyle (yarından sonra, 2012) zaten toplumu buna hazırlamışlardı, bildiri sonrasıda afetler tiyatrosunu devreye soktular. Tiyatro diyoruz, çünkü felaketleri kendileri ortaya çıkardı. Ellerindeki tüm teknoloji ve insan gücüyle doğaya saldırdılar. Sonra kendilerine ait medya üzerinden bizlerin buna sebep olduğu, yaşantımızla bizlerin doğayı katlettiği yalanını dolaşıma soktular. Sonra yine kendilerine ait küresel şirketler üzerinden, k
endilerine ait karakterleri (örneğin kvanç tatlıtuğ) reklam yüzü olarak sahaya sürerek iklimle mücadeleye biz önderlik edeceğiz algısını yaymaya başladılar. Cenazeye ilk katil gelirmiş, en çok katil ağlarmış misali, doğayı yakanlar yeryüzünü ateşe verenler doğa için en çok endişe edenler oluverdi. Bir yerden tuşa basıldı, çetenin tüm ayaklarıda aynı anda harekete geçti. NATO iklimle mücadele dedi, bir anda aynı anda dünyanın farklı köşeleri yanmaya başladı, sonrada küresel şirketler iklimle ilgili reklamları arka arka piyasaya sürdü. Amaç ülkeleri bir çatı altında toplayıp (UN Green Climate Fund) iklimle ilgili konularda yönetici ve yönlendirici konumda olmak. Örneğin; ABD terörle mücadele altında ülkeleri işgal ettiğinde terörle mücadele etmek için o ülkeye girmez, terörü sevk ve idare etmek, insan ve malzeme lojistiğini sağlamak ve korumak için girer. Hava sahasını kapatır, kurdukları o terör yuvasına başkalarının dokunmasına izin vermez. Strateji basit, ilk siz sahiplenirseniz siz yönlendirir, başkalarında müdahalesine engel olursunuz. Burada yaptıklarıda bu. Kendileri sorunu var ediyor, en çok bağırarakta tek otorite olarak kendilerini ortaya atıyorlar. Sizde her zamanki gibi bu yalanlara inanıyor ve ülkemizde dolaşıma sokuyorsunuz. Türkiye, italya, amerika, kanada avustralya vs, çıkan yangınlar insan eliyle ateşe verildiği açığa çıkmasına rağmen, bu yangınların sunni değil doğal kaynaklı olduğuna inandınız. Bu yalanlara inanmaya müsait bu kadar keriz varkende, ülke olarak sürekli kazıklar yememize şaşmamak gerek.

Biz bu yazı vesilesiyle uyarı vazifemizi yapalım, vebal üstümüzden kalksın, bakınız; lut kavmin günümüzdeki karşılığı
ABD, satanistler tarafından ele geçirilmiş, çökmeye mahkum bir devlet. Konsolosluklarına LGBT bayrağını göndere çekme emri veren, sabah akşam eşcinsellik propagandası yapan bir milletten bahsediyoruz. Bunlar insanlık ve yeryüzü için kaygı duyuyorsa, küresel ısınma demokrasi ve özgürlük diyorsa bilinki yalan söylüyor, bilinki altında bir oyun var, bilinki onların demokrasi ve küresel ısınma ile anladığı sizin anladığınızdan farklı. Bunların ağzından çıkan her kelime yaldızlı, büyülü, sizi ikna etmek için süslenmiş. Sözler ne kadar kulağa hoş gelse ve mantığınıza yatsada, bunu söyleyenler satanistler, satanistlerin söylediği şeylerde insanlığın hayrına olmaz deyin ve söylenenleri duymamazlıktan gelin. Biz amerikada da okuduk almanyada da, hintlisinide gördük japonunuda, üniversiteler arası bilgi yarışmasınada katıldık (Quiz Bowl Team), bu süre içinde de türk'ün üstünde bir akıl görmedik. Bunlar sandığınız kadar akıllı değil, bunların ağzına bakmayı bırakın. Bunlar kolektif hareket ettiği için bizden üstün. Biz birey olarak hayatın zorluklarını göğüslüyoruz, onlar ise birlikte. O yüzden biz takılıyoruz, onlar ilerliyor. Onların ilerlemesi ama onlarda bir zaaf oluşturmuş; kibir. Bu insanların en büyük zaafı kibir. Kibirli insanlarında en büyük korkusu akaya alınmamak. Bunlara bir tokat yapıştırmak istiyorsanız, bunlara verebileceğiniz en ağır ceza bunların söylemlerini ve bilgilerini dikkate almamak. Şımarık bir çocuğa ilgi göstermeyerek onu terbiye etmeye çalışmak gibi, bunların hiçbir şeyine ilgi göstermeyin, göreceksinizki delirecekler. Milyar dolarlık ambargolara maruz kalmaktan daha çok dokunacak. Onları görmemezlikten gelerek, yok sayarak size kurdukları tuzakların öçünü çok basit bir yoldan alabilirsiniz. Siz ama ne yapıyorsunuz, tam tersini yapıyorsunuz, onların her söylemini hayatınızın merkezine oturtarak kibirlerini dahada çok okşuyorsunuz, onların mutfakta tezgahladığı her yemeği alıyor ve ülkemizde pazarlıyorsunuz.

Değerli dostlar; bir yalan ne kadar çok dolaşımda olursa o kadar gerçekmiş gibi algılanır. Ne kadar çok dile getirilirse toplum tarafından o kadar satın alınır o kadar doğru olarak görülür. Sizde bunu yapıyorsunuz, okyanus ötesinde adamlar birşey uyduruyor, sizde bunu ülkenizde dolaşıma sokarak sürekli bunu dile getirerek bu yalanların gerçekmiş gibi algılanmasına sebep oluyorsunuz. Yapmayın bunu.
Örneğin; küresel ısınma. Küresel ısınma diye birşey yok, hepsi bir yalan bir oyun. Siz ama bu yalanı satın aldığınız ve dolaşıma soktuğunuz için, toplum bunu gerçekmiş gibi algılıyor. Oyun çok açık; küreselciler ile ulusalcılar arasında bir çatışma var, ulusalcılar petrole ve otomotiv sektörüne yatırım yaptı, küreselcilerde küresel ısınmayı bahane ederek petrol ürünlerine, örneğin içten yanmalı motorlu taşıtlara kısıtlamalar getirmek istiyor, olayın özeti bu. Çip krizide bununla, ulusalcı ve küreselciler arasındaki kavgayla ilgili. Bunun dışında tarım alanlarınıda hedef alarak gıda üzerinden size operasyon çekecekler. Hepsi bir oyun. Nasıl covid-19 olayında ölüyoruz diyerek sizi aşıya zorladılarsa, küresel ısınma üzerinden de ölüyoruz yok oluyoruz deyip elinizden birşeyleri söküp alacaklar. En basiti sizi 2015 paris iklim antlaşmasına zorlayacaklar. Bu antlaşmaya imza attığınız zamanda ne yapıyorsunuz, bunların iklim koruma adında uydurduğu ama neye hizmet ettiği belli olmayan bir fona milyarlarca para aktaracaksınız. Kendi ülkenizde doğal gaz, kömür ve petrol gibi fossil yakıtlara artı vergiler yüklemeniz gerekecek. Kendi gazımı buldum kendi petrolümü buldum derken bir anda petrol ve doğalgaz kullanımı ve bunlardan ürettiğiniz ürünler pahalaşacak. İçten yanmalı motorlara yüksek vergiler gelecek vs. 2030 sonrasıda kurallar katılaşacak. Canınızı okuyacaklar. Örneğin her evde birden fazla motorlu taşıt olamaz diyecekler. Neden fossil yakıtları hedef alıyorlar, iklimi ve dünyayı çok sevdikleri içinmi? Hayır. Otomotiv sektörünü elektrikli otomobillere yönlendirmek, kömür, petrol ve doğalgazdan elektrik üretiminize engel olmak için. Neden bunu istesinler? Son yüz yılda dünyaya yön veren petrol şirketlerin sonunu getirmek için. Yeni düzen için, eski alışkanlıklar ve eski düzen yıkılması gerek. İnsan, ancak ölüm gibi çok temel ve ilkel kaygılarda günlük alışkanlıklarından vazgeçer, bu insanlarda buna oynuyor, ölüm gibi ilkel kaygılarınızı kullanıp yaşantınıza yeni bir format atıyor. Ölümle korkutup sizi yeni dünya düzenine zorluyorlar. İçten yakıtlı otomobillerden vazgeçmenizi, kömür ve doğal gazdan vazgeçmenizi istiyorlar. Sizde bunlardan öylesine vazgeçmeyeceğiniz için sizi birşeyle korkutuyorlar. Korkuttukları şey hangi alansa, örneğin küresel ısınma o zaman bilinki o alanla ilgili birşeyi elinizden alacaklar. Kurulan tuzaklar hep aynı. Siz mal başınızdakiler mal olunca ama, aynı oyunu her defa yutuyorsunuz. Bunuda yutacaksınız. Hatta ilk biz harekete geçtik diye bununla övüneceksiniz. Sizler bir tuzaktan diğerine sürüklenirken, iyi birşey yaptığınızı zannedip övüne övüne bu tuzakları yutacaksınız. Siz mal başınızdakiler mal olunca, herşeyi bal gibi yutturacaklar size. İlginç olanı; suçluda hazır. Ne hikmetse suçlu hep Allah. Ne alaka diyorsanız, küresel ısınmaya inandığınızda yeryüzünün günümüz çağına yetersiz kaldığını, Allah yeryüzünü yaratırken günümüzün nüfusunu, sanayisini ve şartlarını düşünemediğini ima etmiş oluyorsunuz. Küresel ısınma nedir? Yeryüzünün günümüz şartlarına yetersiz kaldığı demektir. Soru şu; siz gerçektende dünyamızın yetersiz ve eksik yaratıldığına inanıyormusunuz? İnanmıyorsanız niye ABD'nin (küresel satanist) ortaya attığı her kavramı (örneğin; küresel ısınma) satın alıyorsunuz?

Allah nasıl bir dünya yaratmış bunu size
rakamlarla gösterelim, dünyamız günümüzün nüfusuna ve şartlarına yeterlimi değilmi buna siz karar verin; bir araba yılda 4 600kg carbon dioksit salıyor, bir ağaçta yılda 167 kg carbon dioksit emiyor. Bir arabanın emisyon salınımı telafi etmek için demek 28 ağaç yetiyor. Şimdi; dünyada 1.4 milyar motorlu taşıt var, bunu 28 ağaç ile çarptığınızda, ediyor size ortalama 40 milyar ağaç. Dünyada kullanılan motorlu taşıtların (araba, motorsiklet, kamyon vs) yıllık carbon dioksit salımını nötralize etmek için demek 40 milyar ağaç yetiyormuş. Dünyada kaç ağaç var biliyormusunuz? 3.1 trilyon ağaç var. Halen yeryüzünün günümüz şartları için yetersiz olduğuna inanıyormusunuz? Henüz okyanusları saymadık, okyanuslar dünya emisyon salınımın üçte birini nötralize ediyor, yeryüzündeki oksijeninde %70 üretiyor. Ağaçlara iş bırakmadan, kendi başına dünyanın yükünü kaldırabilecek kapasitede. Halen yeryüzünün günümüz şartları için yetersiz olduğuna inanıyormusunuz? Arkadaşlar, Allah hiç yetersiz hiç eksik yaratırmı? Sizin ihtiyacınızın bin katından fazlası var yeryüzünde. 7 milyar değil 700 milyar insanı ağırlayacak bir dünya var karşınızda. Allah herşeyden bol vermiş, tüketip bitirmenizde mümkün değil. Bir tarafta; "Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır" (İsra Süresi; 31), Ayeti ile bu dünya hepinize yeter ve artar diyen Allah var. Diğer tarafta; insanlık 500 milyona inmesi gerek deyip dünyayı savaşlarla zulümle kötülükle, insan için yaşanılamaz hale getiren küresel çete var. Bir yerde bir yangın çıktığında da, siz ilk kimden şüphelenirdiniz? Küresel ısınmaya inandığınıza göre, demek siz ilk Allahtan şüphelenirdiniz. Adamlar yıllardır amerika, kanada, amazon, avustralya, sibirya vs ormanları yaka yaka bitiremedi, yakmaktan usandı yani Allah o kadar bol vermiş, siz ise bunların yalanlarına inanmaktan usanmadınız. Harıl harıl orman yakıyor, yerden ateşe veriyor uzaydan ateşe veriyor, kutuplarda peş peşe atomar deneyler yapıp buzları eritiyor, sonrada karşınıza çıkıp bu devran böyle devam etmez, doğayı korumak için radikal kararlar almamız gerek diyor; biz hadi oradan diyoruz, siz ise ne yapmalıyız, bu konuda hemen örgütlenelim ve iktidara baskı yapalım, gerekli kısıtlamaları devreye soksun diyorsunuz. Oyun hep aynı, ama siz mal başınızdakiler mal olunca oyunu hep kaçırıyorsunuz. Örneğin; daha çok yeni, 2018 yılında  meksika' lı çiftciler VW gurubunu mahkemeye verdi ve 4.8 milyon dolarlık bir tazminat davası açtılar, VW puebla üretim tesislerinde hail cannon adında elektromamyetik bulut dağıtıcı cihaz kullanıldığı için. VW ürettiği yeni arabaların yağmur ve doludan zarar görmemesi için bulut dağıtıcı kullanmış, onuç; kuraklık. Sizce bu istisnamı? Herkes bu teknolojinin varlığını biliyor ve kullanıyor, ama ne hikmetse suçlu hep doğanın kendisi ve biz sıradan insanlar.

Kanmayın artık bunlara.
Bir defada hayır öyle değil böyle deyin. Her konuda bunların peşine takılmak zorunda değilsiniz. ABD, AB ne derse her konuda bunların peşine takılmaya yeminmi ettiniz, yahut bunları mutlak doğrunun kaynağı olarakmı görüyorsunuz, neyse bu sapkın inancınız vazgeçin bundan. Bir defada onların değil kendi tezlerinizle hareket edin. Kendi aklınızı kullanın ve en önemlisi olayları sorgulayın. Bilgi çağında yaşıyoruz, elinizden telefonu düşürmüyorsunuz, birazcıkta kendi araştırmanızı yapın. İnanın tüm bilgiler açıkta, fazla değil birazcık araştırırsanız oyunu sizde göreceksiniz. Örneğin; teknolojik cihazlar kullanarak belirli bölgelerde bulutları dağıtıp yağmuru engelliyorlar. Siz yağmurun bir yerde boşalmasına izin vermediğiniz zamanda ne olur; o yağmur kaybolmaz, havanın içinde birikir. Birike birikede hava akımları onu, kendisine engel olmayan bir yere taşır ve tüm içeriğini oraya boşaltır. Birde hava akımlarının yeryüzünü nasıl dolaştığını bildiğinizi düşünün; nereye isterseniz oraya aşırı yağmur yağdırabilirsiniz. Anlayacağınız, bir yerde kuraklık başka bir yerde aşırı yağmur yaşanıyorsa sebebi Allahın yarattığı doğa değil, küreselcilerin kendisi.

Hayatı sorgulayın

Başınızdaki bilim müritleri gibi hayatınızı mal gibi yaşayanlardan olmayın, hayatı ve içinde bulunduğunuz düzeni sorgulayın çünkü eninde sonunda bu küresel çete size ve ailenize bulaşacak. Olayları sorgularsanız tuzakları önden okur ve hazırlıklı olursunuz. Unutmayınız, şeytan kötülükle değil iyilikle sizi kandırır. İyi birşey yaptığınıza inandırarak sizi kötülüğe sürükler. Örneğin; demokrasi ve özgürlük gibi kavramları kullanarak sizleri ülkenize ihanet etmeye sürükler, milletiniz aleyhinde iş tutmaya iter. Şeytan yaldızlı, kulağa hoş gelen kelimeler kullanır, lütfen kişilerin sözünü dinlemeden ilk önce söyleyene bakın. Örneğin; amerika. Dünyayı ateşe veren dünyanın ısınmasından ötürü kaygılıyız diyorsa, bilinki bu bir oyun. Dünya, çevre gibi güzel yaldızlı kelimeler ile size bir tuzak kurma peşinde. Söze değil söyleyene bakın. Söyleyen adamsa söylenene kulak asın. Duygularınızın suuistimal edilmesinede izin vermeyin. Nefret kişiyi başkaları için kullanışlı hale getirir. Birilerine olan nefretinizi başkaları kendi lehlerine kullanmasın. Örneğin erdoğan. Erdoğan önemsiz bir figür. Erdoğanı hedef gösterip sizi tuzağa düşürmesinler. Hayatınıza yön veren ve müdahil olan erdoğan değil küresel aileler. Erdoğana değil koçlara sabancılara dünyayı kontrol eden ailelere odaklanın. Küresel çete bu aileler üzerinden ülkeleri istila ediyor ve ülkelerdeki projelerini (cinsiyetsiz, ailesiz bir toplum, topraksız tarım, singularity vs) hayata geçiriyor. Örneğin; fenerbahçe spor kulübü istanbul sözleşmesinden çıkılmasından ötürü üzüntü duyuyorsa, websitesinde böylesine bir bildiri yayınlıyorsa bilinki bu fenerbahçe ile ilgili değil, koç ailesi ve küreselcilerle ilgili. Fenerbahçe camiasının gücünü kullanıp kendi kafalarınca hükümete posta koyuyorlar.

Günümüzde kötülüğün tespitini yapmak çok kolay, küresel çeteye bağlı şirketler birşeyin arkasındaysa ve hepsi bir anda birşeyi savunuyorsa o zaman bilinki o iş kötü. Olayları okurken olay üzerinden değil aileler üzerinden o büyük fotoğraf üzerinden okuyun. Örneğin; ispanyada bir erkek öğretmen kadın kıyafeti ile okula geliyor ve gerekçe olarakta kıyafetin cinsiyeti olmaz diyor. Bu kendi başına cinsiyetsiz insan projesini akla getirmeye bilir, fakat aynı anda çizgi animasyonlarında erkek karakterlere sürekli etek giydirilirse, eğlence programlarında komedi adı altında erkeklere sürekli kadın kıyafeti giydirilirse, ünlü hollywood yıldızların erkek çocukları kadın kıyafetleri giymeye başlarsa, ünlü spor markaları erkek spor ayakkabı modellerinin topuk kısmını kalın yapmaya başlarsa, imamoğlu başkan seçilir seçilmez başvuru belgelerinde cinsiyet bölümüne "diğer" seçeneğinide koydurtursa o zaman burada bir üst aklın iş başında olduğunu anlayınız. Bir kişinin hareketi kendi başına bir anlam ifade etmeyebilir, birbirinden bağımsız gibi görünen kişiler ama her biri aynı şeyi yapıyorsa, o zaman bilinki burada bir üst akıl devrede. Örneğin; LGBT. Eğer ABD dışişleri bakanlığı tüm konsolosluklarına LGBT bayrağının göndere çekilmesini emrediyorsa, tüm küresel şirketler logolarını LGBT renkleri ile süslüyorsa, imamoğlu başkan seçilir seçilmez İBB'de bir LGBT ofisi açıyorsa, izmir büyükşehir belediyesi binanın kolonlarını LGBT renkleri ile süslüyorsa bilinki bu işin arkasında küreselciler var. Geçmiş medeniyetlerin çöküşü sapkınlıkların topluma yayılması sonrası başladı. Erkekler kadın, kadınlarında erkek yapılması, eşcinsel ilişkilerin önplana çıkartılması sonucu çöküş başladı. Geçmiş medeniyetleri çökerten satanistler yine iş başında. Biz ABD'yi satanistlere kaptırdık, AB'nin ulusalcılar direniyor ama onlarda bu savaşı kaybettiklerinin farkında, şimdide ülkemize ve doğuya doğru yayılmaya başladılar. Sapkınlıklar hayatımızın normal bir parçasına dönüştürülüyor, buna direnenlerde linç ediliyor ve toplumdan dışlanıyor. Kendinizi, ailenizi ve içinde yaşadığınızı toplumu koruma adına, lütfen yaşanılan olaylara duyarsız kalmayın. Bir avuç LGBT'li, 84 milyon insanı yönetir ve geleceğini şekillendirir hale gelmesin.

Bizler hayatı birey olarak yaşıyoruz, hayatta kalmak için yaşıyoruz, başkaları ise örgüt olarak yaşıyor ve yeryüzünü ele geçirmek ve insanlığı yok etmek için çalışıyor. Biz olayları sürekli kendi dar bakış açımızdan değerlendirdiğimiz için, başkalarınında kendimiz gibi kendi hayatına odaklı bir yaşam sürdürdüğüne inanıyoruz. Birilerinin bizden daha büyük hırslara sahip olabileceği, hatta bizim rızkımıza ve geleceğimize göz dikebileceği aklımıza gelmiyor. Buradan hepimize günaydın demek gerek; herkes sizin gibi günü birlik ve ben merkezli yaşamıyor. Örneğin; fetö. Örneğin; nurcular. Örneğin; süleymancılar. Örneğin; kemalistler. Örneğin; antifa. Örneğin; mason locaları. Siz bir birey olarak hayatı yaşarken, başkaları gücün ve başarının kolektifte yattığını keşfetmiş. Siz birey olarak hayatı yaşarken, başkaları harıl harıl örgütleniyor ve bunuda bir amaç doğrultusunda yapıyor. Bazıları ülkeleri ele geçirmek için örgütleniyor bazılarıda dünyayı. O yüzden lütfen ama lütfen hayatı sorun ve sorgulayın çünkü eninde sonunda ya askeri darbe üzerinden ya moda üzerinden ya gıda üzerinden ya çocuklarınız üzerinden ya da aşı üzerinden bu küresel çete size bulaşacak. Örneğin istanbul sözleşmesi. Batı ülkelerinde ilk okuldan itibaren küçük çocuklara, kız veya erkek farketmez, hepimiz insanız hepimiz eşitiz, istediğiniz cinse aşık olmakta özgürsünüz felsefesini aşılıyorlar. Bundan sonra hepimiz insanız ve eşitiz palavralarına kanmadan, eşitiz demekle bunlar neyi kastediyor bunu bin düşünün. Olayları sorgular ve araştırırsanız doğru zamanda doğru kararları verir kendinizin ve ailenizin geleceğini kurtarırsınız, aksi takdirde geçmiş olsun.

Kim bu küreselciler?

Parayı basan ve dünya ticaretini kontrol eden aileler. Bunlar yüz yıllar öncesi ticaret yollarını kurdu, ham madde için ülkeleri istila etti, o ülkelerde kendilerine biat eden ailelerle birliktede bir ticaret ağı kurdu. Bunlar kendi aralarında alış veriş yapar, temsilcilik ve distrübütörlüğüde kendilerine bağlı ailelere verir. Bu şekilde kendilerine bağlı olan aileleri zengin eder ve kendi aralarındaki o sıkı bağı korur. Neden aileler üzerinden hareket ediyorlar, çünkü aileleri kontrol etmek daha kolay. Aileler arası evlilik yapıp o mülkün belirli bir zümre içinde kalmasını sağlamak daha kolay. Örneğin; çok ortaklı bir şirketi düşünün, birisi çark ettiğinde kontrol elinizden gidiyor. Bunlar hakkında bilmeniz gereken ilk şey; bunlar ticaret ve parayla uğraşıyor, para ve ticaret sınır tanımadığı içinde bunlar tüm dünyayı kendi yaşam alanı olarak görüyor. Bunlar sınır tanımaz, kendilerini ülkeler üstü görür. Bunlar hakkında bilmeniz gereken ikinci şey; bunlar ülkeleri istila ettiğinde o ülkenin tüm zenginliklerini kendilerine bağlı ailelere verdi, o yüzden bunlar kendilerini yerel halktan daha ayrıcalıklı daha üstün görür. Bunlar hakkında bilmeniz gereken üçüncü şey; bunlara tapınak şövalyesi denir. İnsanı maddi dürtüler değil manevi dürtüler mutlak biata iter. O mutlak biatı sağlamak içinde bunlar, mülke dayalı kurdukları düzene bir inanç felsefesi eklemeleri gerekiyordu, yükselmeyi mümkün kılacak rütbeler, motive edici makamlar vs, çözümüde tapınak şövalye inancında buldular. Tabii, o inanç sistemine katıldığınız zamanda dönem dönem ritüellere katılıyor ve o ayinlerde her türlü satanist sapkınlığı yapıyorsunuz. Bunlara satanist dememizin sebebide bu, satanist ayinler yaptıkları ve cinsiyetsiz insan projesi gibi şeytanın amellerine hizmet eden projeleri hayata geçirdikleri için.

Bunlar hakkında bilmeniz gereken dördüncü şey; ihracata açıldığınızda bunların ağına düşüyorsunuz. Bunların istemediği bir işe kalkıştığınızda da ya ambargo yiyorsunuz ya size uydurma bir suçlamadan ötürü dava açılıyor ya da milyon dolarlık cezalar kesiliyor. İhracat bir fare tuzağı, para ve zenginlikte yem. Siz yemi yuttuğunuzda tuzağa girmiş oluyorsunuz. Adamlar o ticaret ağını yüz yıllar içinde nice savaşlar ve para harcayarak kurdu, hiç karşılıksız sizden birşey istemedende o ağı kullanmanıza izin verirlermi? Elbette vermezler. Dünyadan habersiz sizler, o ticaret ağın bir parçası olmayı doğal hakkınız olduğunu düşünüyorsunuz, çünkü sizin mal ekonomistler size ticaretin serbest olduğunu, herkesin yapabileceğini söyledi. Gerçeğin öyle olmadığını, acı gerçeklerle ne zaman yüzleşiyorsunuz, o ağı kuranların sizinle işi düştüğünde. Bir müddet o ticaret ağın nimetlerinden faydalanmanıza izin veriyorlar, palazlanmanızı ve refahınızı artırmanıza izin veriyorlar. Sonrada kapınıza dayanıp sizi belirli şeyleri yapmaya zorluyorlar, örneğin kendi ülke aleyhinize hareket etmeye. Hayır dediğiniz zamanda, ürünlerinizi sattığınız ülkelerde bir anda aleyhinize davalar açılmaya başlanıyor. Milyon dolarlık cezalar ve yoklukla tehdit ediliyorsunuz. O refahın ve varlığın tadını bir sefer alanda, yokluğu kaldıramayacağı için o baskılara boyun eğiyor ve ülkesi aleyhine çalışmaya başlıyor. O yüzden nacizane tavsiyemiz ihracata girişmeden öncesi bilinki, parçası olduğunuz o ticaret ağın bir sahibi var ve o ağı kullanmanızdan ötürüde birileri bir gün, küçük bir rica için kapınıza dayanabilir. Bunlar hakkında bilmeniz gereken beşinci şey; küreselciler hiçbir ırk, millet, inanç veya değer sistemine bağlı değiller. Bunlar kendilerini kutsar, kendilerine olan sadakatı herşeyden üstün tutar. Sadakat gösteren daha çok mal ve mülkle ödüllendirlir, büyük şirketlere ortaklık yapmasına veya satın almasına izin verilir, CEO yapılır vs. Kim sadakat göstermiyorsa o da cezalandırılır. Küresel düzende birileri ne kadar yükseliyorsa o kadar çok vatan ve milletine ihanet ettiğini biliniz. Bunlar hakkında bilmeniz gereken altıncı şey; bu küresel çete, ulusalcı olarak tanımlayan yerel güçlere parayı bize verin, gerisi sizin olsun diyordu. Küreselciler paranın kontrolü bize yeter dedi ve ülkelere yerleşti, sonrada sinsi sinsi örgütlendi (sendika, sivil toplum örgütleri, meslek odaları vs), paranın gücüyle insan devşirdi.
Elinizi verirsiniz kolunuzu kaybedersiniz misali, şeytana kucağınızı açtığınızda sizi kendisine dönüştürmeden, üzerinizde yüzde yüz kontrol sağlamadan sizi terketmez. Teknolojik ve insani örgütlenme tamamlanıncada bunlar açık açık niyetlerini beyan etti, herşey bizim kontrolümüzde olacak dedi. Ulusalcılarda doğal olarak buna itiraz ediyor, yeni düzene karşı koymaya kendi ülkelerinin bağımsızlığını korumaya çalışıyor. Yaşadığımız tüm felaketler bununla ilgili, yeni dünya düzenin start tuşuna basılması. Yeni dünya düzeninde ülke kavramı olmayacak, herkes bir merkezden kontrol edilecek. Örneğin; şimdiden insanlar kendi ülke pasaportuyla değil, aşı pasaportuyla seyehat ediyor. O aşı pasaportuda ülkeler üstü o yeni düzene işaret ediyor. Küreselci ve ulusalcılar arasındaki kavganın özeti bu. Ülkemizde ulusalcı parti olarak MHP ve AKP göze batıyor, fakat ve maalesef olayları okuyamadıkları için, küreselciler ile hareket edip ülkemizi bir felaketten diğerine sürüklüyorlar. HDP ve İP derseniz, bunlar teröristlerin kurduğu partiler. Birisini PKK kurdu diğerini ise FETÖ. Teröristler nasıl oluyorda legal parti kurabiliyor o da devletin ve istihbaratın ayıbı. CHP derseniz, CHP baykal döneminde ulusalcıydı, vatansever atatürkçülerin, ulusalcıların bir partisiydi ama onuda kaset komplolarıyla yok ettiler. Vatanseverleri tasfiye edip küreselcilere hizmet eden FETÖ ve PKK unsurlarıyla doldurdular. Bu süreç yaşanırken devlet neredeydi, istihbarat neredeydi, her zamanki gibi uyuyordu. Anlayacağınız şuan devletimiz sahipsiz. Her yerden tuzaklara açığız. Rabbim bu aziz millete merhamet etsin ve tez zamanda yardımını indirsin.