• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        








İslamda örtünmenin gereksinimi ve şekli

-28.10.2021
Daha önce ele aldığımız konuları zaman zaman tekrar elden geçiriyor ve yeniden websitemize ekliyoruz.
Zaman bizi olgunlaştırdıkça, bu olgunluğu yazılarımıza yansıtmaya çalışıyoruz. Umarız bu güncellemelerden arzu ettiğiniz ilhamı alırsınız. Yazıyı yeni okuyan okurlarımız için hayrlı ve aydınlatıcı okumalar diliyoruz, daha önceden okumuş okurlarımız içinde güzel bir tekrar olur diye ümit ediyoruz. 

-2016

Bu konu hakkında bizlere çok ama çok soru geldi, nasip bugünlereymiş. Umarız hayırlı ve aydınlatıcı bir yazı olur ve sizler konuyla ilgili ihtiyaç duyduğunuz ilhamı alırsınız. Diğer yazılarda olduğu gibi bu yazımızda da birilerine dokunduracağız. Dost acı söyler ama doğru söyler misali, acı gerçekleri öğrenmek bazılarınız için hiçte kolay olmayacak bunu baştan belirtelim. Örneğin; baş örtüsünü takıp iş hayatına atılan, kariyer peşinde koşan kadınlar. Hazırmısınız? Herkes kendi inanç dünyasından veya aidat duyduğu cemaat ve tarikatın bakış açısından olayları değerlendiriyor, bizde kendi inanç dünyamız doğrultusunda bir değerlendirme yapacağız. Her yazımızda olduğu gibi rehberimiz Kur'an-ı Kerim ve aklımız. Baş örtüsü olayını daha önce hiç ele alınmamış bir pespektiften size anlatmaya çalışacağız. Umarız yazının sonunda başörtüsünün gereksinimini ve boyutunu net anlarsınız. Sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar.

Ayetleri anlamak


Allahu Tela Ayetlerinde bizlere birşeyler anlatıyor, anlatırken bazen bir konuyu bir Ayette özetliyor bazende konunun içeriğini bir kaç Ayete yayıyor. Kafa karışıklığına ve onca farklı meal ve tefsire sebep olanda bu, bir konunun farklı Ayetlere serpiştirilmesi. İnsanlar bir Ayeti okuyor, konuyla ilgili ilahi mesajın o Ayetten ibaret olduğunu sanıp o Ayet doğrultusunda yorumunu yapıyor. Farklı Ayetlerde de konuyla ilgili bilgi olabileceğini akıl etmiyor. Etmeyince meal ve tefsirler eksik çıkıyor, birbirinden farklı oluyor.
Bunu yap boz oyunun bir parçasından büyük fotoğrafı tahmin etmeye çalışmak gibide düşünebilirsiniz. Sadece bir parçaya bakarak bir tahminde bulunduğunuzda birbirinden farklı tahminler kaçınılmaz oluyor. Örneğin; bir konu 10 farklı Ayete serpiştirilmişse, o konuyla ilgili 2 Ayet tespit edebilen farklı bir meal çıkarıyor, konuyla ilgili 7 Ayet tespit edebilen farklı, okuduğu Ayetin dışında başka bir Ayet göremeyen ise farklı. Sonuç; bir birinden farklı onca farklı meal ve tefsir ve sizde bol kafa karışıklığı. Bir konu nasıl farklı Ayetlere serpiştirilir, bunun Kur'an-ı Kerimde çok güzel bir örneği var, o örnek üzerinden konuyu sizin için biraz daha anlaşılır kılmaya çalışalım inşallah. Örneğimiz içkiyle iligli Ayetler. İçkiyle ilgili Ayetleri incelediğinizde Allahu Tealanın konuyu bir Ayetle sınırlamadığı, konuyu bir zaman dilimine yaydığını görüyoruz. Konuyu zaman dilime yaydığınız zamanda konuyu birden fazla Ayete serpiştirmiş oluyorsunuz. İçkiyle ilgili indirilen Ayetler, sırayla şu şekilde indi; (1) "Hurma ağaçlarının meyvesinden ve üzümlerden hem bir içki yapıyor, hem de güzel rızk ediniyorsunuz. Bunda aklı eren kavim için elbette ibret vardır" (Nahl Süresi; 67). (2) "Sana içki ve kumardan soruyorlar. De ki: "Onlarda büyük günah ve insanlar için bazı yararlar vardır. Ancak günahları yararlarından daha büyüktür" (Bakara Süresi; 219). (3) "Ey inananlar! Sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye kadar, sakın namaza yaklaşmayın" (Nisa Süresi; 43). (4) "Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi iğrenç şeylerden ibarettir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz" "Şüphesiz şeytan içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?" (Maide Süresi; 90-91). İçki kötüyse, neden Allahu Teala bir Ayetle olayı kesip atmıyor?

Değerli dostlar; Kur'an-ı Kerim bir hikaye kitabı değil, Kur'an-ı Kerim yeryüzü hayatımızda bize rehberlik etmesi, karşılaştığımız sıkıntılarda bize çözüm yolu sunması, dertlerimize şifa olması için indirilen bir ilk yardım kiti. Nasılmı? Örneğin; içkiyle ilgili Ayetler. Allahu Teala içkiyi ilk günde haram kılmayarak, yasaklanma sürecini bir zaman dilimine yayarak bağımlılık içeren vakalarda nasıl davranmamız gerektiğini bizlere gösteriyor.
İçkinin hammaddesini (hurma, üzüm vs) ilk önce övüyor, sonrada ibret kavramı ile fermentasyona yani bir sürece işaret ediyor. Bunları anlatıyorki hem hammaddeler şeytanlaştırılmasın hem burada bir ilim (fermentasyon) saklı olduğu bilinsin. Sonrası bunlarda sizin için bir kısım zarar var diyor. Bununla insanlar düşünmeye itiliyor, birşeyin zararı bilince taşınıyor. Sonrası sarhoşken namaza yaklaşmayın diyor. Sarhoşken namaz kılamazsınız diyerekte, kişiyi ibadetle içki yani iyi ve kötü arası bir tercih yapmaya itiyor. Dikkatinizi çektiyse henüz zorlama yok. Bir anda kişinin hayatına müdahale etme diye birşey yok. Bu ana kadar içki henüz haramda değil. Allah katından zorlayıcı bir emir (haram) gelmeden, müslümanların kendi iradeleriyle içkiden vazgeçmesi bekleniyor. Müslümanlar namaz kılmak için içkiden uzak durdukçada, müslümanların bedenlerinde belirli bir detoks gerçekleştikten sonrada, Allahın son hamlesi geliyor, içki bir şeytan işidir deyip konuyu harama bağlıyor. Bir yasa nasıl belirli bir tarihte yürürlüğe giriyorsa, son Ayetlede içki bir haram olarak yürürlüğe giriyor.

Maide Süresi 90-91 'le içki haram kılınınca, içkiyle ilgili diğer Ayetler iptalmı edildi? Hayır. Birşey iptal olabilmesi için, onun hükmü ortadan kalkması gerekiyor, burada da böyle birşey söz konusu değil. Örneğin; bir önceki Ayetler nimetten, zarardan, sarhoşken namaza yaklaşmamadan bahsediyor. Bunlara itiraz edeniniz varmı? Yok. O zaman, demek Ayetlerin hükmü halen yürürlükte.
Bu konuda neshle ilgili yazımızı okuyunuz. Ayetlerdeki inceliği, Kuran-ı Kerim neden mucizevi bir Kitap, neden herşeyi içinde barındıran bir Kitap olduğunu şimdi daha iyi anlıyormusunuz? Bir doktora tezine örnek olacak şekilde, ömür boyu içki içen bir topluluk, nasihat ve namaz gibi teşvik içeren ibadetlerle o bağımlılık halinden nasıl arındırılıyor onu bize anlatıyor. Onları üzmeden, İslamdan soğutmadan, kırmadan ve zorlamadan hemde. Psikologlara ders niteliğinde bir süreç. Sizin buradan çıkarmanız gereken ders ne? Konuları Allahu Teala bazen farklı Ayetlere serpiştirdiği, o konu hakkında sağlıklı yorum getirebilmek içinde tüm Ayetleri göz önünde bulundurmanız gerektiği.

Değerli arkadaşlar; tüm yazılarımızda sizleri Ayetleri okuma konusunda teşvik etmeye çalışıyoruz. Cemaat ve tarikatlara bulaşmayın, elmalı hamdi yazır'ın mealini alın ve dininizi kendiniz öğrenin diyoruz. Sadece Ayetleri anlama adına okuduğunuz müddette içiniz rahat olsun, şaşmazsınız, kendi hayatınız için Ayetlerden bol ilham alırsınız. İlham alma adına değilde, Ayetleri yorumlama adına okursanız ama, o zaman boyut değişiyor, o zaman çok dikkatli olmalısınız. YANİ, sadece ilham almak için okuyorsanız, kimsenin sizi korkutmasına izin vermeyin, rehber olmadan Ayetleri anlamazsınız diyenlere kulak asmayın, gönül rahatlığıyla Kur'an-ı Kerimi açın ve okuyunuz. Kur'an-ı Kerimin kendisi bir rehber, Kur'an-ı Kerime kendinizi teslim edin ve gerisini Allaha bırakın. İlham almak için değilde İslama yorum getirmek için Kur'an-ı Kerimi açıyorsanız AMA, o zaman Kuran-ı Kerim bana rehber olamaz, ben kendim bilge birisiyim, ben Kur'an-ı Kerime rehberlik ederim demiş oluyorsunuz, bu durumda çok rahat yolunuzu şaşırabilirsiniz. Örneğin; bazılarının içkiyle ilgili Ayetleri okuyup, bunları bir bütün olarak değilde teker teker ele alması ve sonrası nesh hadisesini uydurması. Yazımıza dönersek; içkiyle ilgili olduğu gibi, örtünmeyle ilgili Ayetlerde farklı Ayetlere serpiştirilmiş; 1) yanlış yorumlara ve kafa karışıklığına sebep olanda bu. 2) Konuyu anlamanız için, paragrafların içinde bazen bir Ayetten diğerine geçiş yapıyoruz, neden bunu yaptığımızı şimdiden biliniz. Gelelim konumuza... 

Örtünmenin boyutları


Örtünme iki boyuttan oluşur; birisi fiziki örtünme diğeri ise ahlaki. Birisine iffet diyoruz (ahlak) diğerine namus (beden). "Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler" (Nisa Süresi; 31). Bu ikisi madalyonun iki yüzü gibi, ruh ve beden gibi, abdest ve namaz gibi birbirinin ayrılmaz ikizidir. Birisi olmazsa diğeri anlamını yitirir. Fiziki örtünme görüneni kapsar, örneğin; zinet yerlerinizi kapatmak, ilgi çekmemek için sessiz yürümek, tanınmanızı engelleyecek bir dış örtüyü üzerinize almak gibi. Ahlaki örtünme ise görünmeyenleri kapsar, örneğin; utanma duygusu (haya), mütevazilik, yemede içmede oturmada bir ağırbaşlılık gibisi. Yani, örtünmenin iki boyuta var, eğer örtünmeyle ilgili fetvalar verecekseniz bu iki boyutada giriniz çünkü günümüzün gençleri bunu bilmiyor. Örneğin; günümüz genç kızlarına baktığınızda ya fiziki örtünme var, ama ahlaki örtünme yok. Ya da ahlaki örtünme var, ama fiziki örtünme yok. Bu yazımız fiziki örtünmenin sınır ve boyutları ile ilgileneceği için, ahlaki örtünmeye şimdilik bu kadar değinmekle yetineceğiz. Fiziki örtünme nedir ve neden var?

Örtünme neyi kapsar ve nedir?

Allah katında fiziki örtünmenin üç gereksinimi var; 1) zinet yerlerinizi örtmek, 2) tanınmamak ve 3) ilgi çekmemek. Bu üçü namazdaki rüku, kıyam ve secde gibidir, birisini yapar diğerini es geçerseniz örtünmeniz kabul edilmez, hatta yanlış bir uygulamayı yaydığınız için cezası katlanarak size yüklenir. Örneğin; örtünmenin bir nedeni zinet yerinizi örtmek, bir diğer nedenide tanınmamak ve ilgi çekmemekse o zaman başını örtüp ekranlara çıkan veya iş hayatına atılan kadınlara ne demeli? Bir felaket demeli. Bir Ayet yanlış yorumladığında bunun nasıl bir toplumsal felakete yol açtığının güzel bir örneği demeli. Örneğin; ülkemizde doğurganlık oranı 1.76 'lara düştü. Genç kızlarımız evlenmek istemiyor, evlendikleri zamanda geç evleniyor ve 2 altında çocuk yapıyor. Bu da 50 yıl sonrası millet olarak sonumuz geldiği anlamına geliyor. Gerçekten çok üzücü, ülkemizde hayalim anne olmak istiyor diyen bir kız bırakmadılar. Tam aksi, genç kızlar arasında anne olma arzusu söylemesi utanılır birşey oldu. Nasıl bu hale düştük? İktidar partisi ezik ve kadına yalakalıkta birbiriyle yarışan tipler olursa, ilahiyat ve diyanettekilerde linç edilirim, memurluktan olurum diye sürekli doğruları haykırmaktan korkarsa, olacağı buydu. Herkes sus pus, masanın altına saklanan saklanana. Bu korkaklara birde kemalizm ve atatürkçülük kisvesi altında İslama ve Türk milletinin sonunu isteyen, kalbinde Allah ve peygamber inancı olmayan ilahiyat profesörlerinin açıklamalarını eklerseniz; İslamda şekilcilik yoktur, örtünme yoktur, bunlar emevi döneminde İslama sokulmuş gibisine, kadın istediğini yapmakta özgürdür gibisine o zaman toplum olarak bu hallere düşmemize şaşmamak gerek. Diyanet korkaklardan oluşuyor, ilahiyatta İslama art niyetle bakan tiplerden, siz milleti bunlara emanet ederseniz o toplumun inancından bir cacık olurmu? Olmaz. Bizden ama söylemesi, bunun bir faturası bunlara bir gün çok ama çok ağır çıkar.

Genç kızlarımızın kendileri nasıl bu tuzağa düştü? Nefis, şeytan ve örnek aldıkları ablalarının sakat ve sapkın fetvaları sayesinde. 1) Nefis. Günümüzün yaşantısı nefsi cezbediyor, bunu gören genç kızda ben bundan neden mahrum kalacakmışım diyor ve Allahın kendisine biçtiği rolü, evde kalma rolünü reddediyor, ben hayatı yaşamak istiyorum diyor. 2) Şeytan. Şeytan aile hayatını yıkmak, kadınıda erkeğe karşı ayaklanmaya itmek istiyor. Küresel satanistler boşunamı kadına gaz veriyor, onlarda biliyor bu eşitlik saçmalığıyla aile hayatının yıkılacağı, kadının iş hayatına atılmasıyla insanlığın sonu geleceğini. Kadın gökte şeytana kandığı gibi,
maalesef yeryüzünde de şeytana kandı ve kendisini felakete sürüklüyor. 3) Abla olarak gördükleri tiplerin sapkın fetvaları genç kızlarımızı bu hale düşürdü. Nasılmı? Ayetleri tersinden yorumlayarak. Ayetlerden bir kaç cümleyi cımbızladılar, bağlamından kopardılar sonrada bunu kendi yaşam biçimlerine bir kılıf olarak piyasaya sürdüler. Örneğin; İslamdaki örtünme emrinin zinet yerlerini örtmekle ilgili olduğu, zinet noktalarınızı kapattığınız müddette hayatı yaşamanın önünde hiçbir engel olmadığı fetvasını yaydılar. Doğru değilmi? Değil. İslamın örtünme emri sadece zinet yerlerini kapsamaz, tanınmamayı ve ilgi çekmemeyide kapsar. Size daha önce anlatılmayan, bu yazımızdan almanız gereken ilk derste bu, İslami örtünmenin bir nedeni zinet noktalarını kapatmaksa bir diğer nedenide tanınmamak ve ilgi çekmemek için olduğu. Örtünme emrinin sadece zinet yerlerinizi (örneğin saçınız) örtmekten ibaret olmadığı, tanınmama ve ilgi çekmemeyide içerdiğini nereden biliyoruz? İlgi çekmemeyi Nur Süresi; "Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar." (Nur Süresi; 31). Tanınmamayıda Ahzap Süresi; "Ey Peygamber, eşlerine ve kızlarına ve inananların kadınlarına söyle; dışarı çıkacakları vakit dışarıya mahsus elbiselerini giysinler; bu, onların tanınıp incinmemelerini daha iyi sağlar ve Allah, suçları örter, rahîmdir (Ahzap Süresi; 59). Gelin birlikte bunları biraz daha açalım; örtünmenin birinci amacı zinet (mahrem) yerlerinizi örtmek, ikinci nedeni tanımamak ve üçüncüsü ilgi çekmemek..

1) Zinet noktaları

Örtünme emrinin birinci hedefi ve amacı budur, zinet yerlerinizi örtmek. Bunu şu Ayet çok güzel aktarıyor; "Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler.
Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler" (Nur Süresi; 31
). Zinet denildiği zamanda aklımıza gelen ilk soru;

- Zinet yerleri neresi?

Nur Süresi 31, kadının mahremiyetiyle ilgili Ayetlerin anası. Bu Ayet kadının haya ve iffetle ilgili bütün hususlarını bir arada topluyor. Bir çok şeyin bir Ayette anılması ama, bazı insanlarda kafa karışıklığına sebep olmuş. Örneğin; Ayet zinet yerlerinizi teşhir etmeyin diyor, akabinde de örtüyü yakaya kadar indirilmesini
emrediyor. Bu da maalesef İslam aleminde zinet yerlerinin başla başladığı ve yakalara kadar uzandığı inancı ve algısına sebep olmuş. Bu doğru değilmi? Doğru değil. İslam dinine göre başımız bir zinet noktası değil. Bu yazımızda size verdiğimiz ikinci önemli bilgide bu, saçlarınızın bir zinet noktası olmadığı. Neden o zaman dışa çıkarken, dış örtünüzü alın deniliyor? Tanınmamız için! Dışarı çıktığınızda üzerinize bir dış örtü almanızın istenmesi, saçlarınızın bir zinet noktası olduğundan değil, tanınmamanız için. Saçların bir zinet noktası olmadığını nereden biliyoruz? Abdestle ilgili Ayetlerden; "Ey İnananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, -başlarınızı meshedip- topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın" (Maide Süresi; 6). Daha önce bilinmeyen, bu yazımızla ilk defa size aktardığımız üçüncü bilgide bu, abdestle ilgili Ayetin zinet noktalarıyla ilgili olduğu. Bunun zinet noktalarıyla ilgili olduğunu nereden anlıyoruz? İslam belirli kaidelere göre hareket eder, bunlardan biriside; bir yer kirliyse o yer arınması gerekiyor. Birşeyin kirli olabilmesi içinde ne olması gerek, o şey kirlere açık olması gerek. Örneğin; toz, kir gibi dış etkenlere maruz kalması gerek. Eğer saçlarınız gövdeniz gibi kapalı bir alan olarak görülseydi (zinet noktası), abdest alırken başınızı mesh edin denmezdi. Abdestle ilgili Ayetler bizlere hangi bölgelerin yıkanılacağını anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda hangi bölgelerin açık hangi bölgelerin kapalı bölge olduğunuda bize söylüyor. Yoksa siz Ayetlerin bir boyuttan bir mesajdan ibaret olduğunumu sandınız? Allahın mucize olarak nitelendirdiği kutsal kitabımız bu kadar yüzeysel ve basit olurmu? Bir Ayet onca farklı mesaj içeriyor, tabii ki anlayana. Gelelim buradan bir sonraki sorumuza; abdest bizlere zinet noktalarımızı gösteriyorsa, o zaman örtünmenin alt sınırı ve üst sınırını ne belirliyor?

Örtünmenin alt sınırı ne?

Örtünmenin alt sınırını abdest belirliyor. Abdest suyu gören bölgeler açık olabilir, bedenin geri kalan noktasıda sizin zinet yerleriniz


- Örtünmenin üst sınırı ne?

Güzelliğiniz! Örtünmenin alt sınırını zinet noktalarınız (abdest) belirliyor, üst sınırını ise tanınmamak. Tanınmamanın sınırı ne? İlgi çekmemek. Örneğin; ne kadar ilgi çekecek bir güzelliğe bir bedene sahipseniz o kadar kapanmanız gerekiyor.
Şimdi; İslam inancına göre örtünmenin üç gereksinimi var, zinet noktalarını örtmek, tanınmamak ve ilgi çekmemek. Nereye kadar örtünmeniz gerektiğini bu üçü belirliyor. Alt sınırı zinet noktalarınız belirliyor, üst sınırı ise tanınmamak. Varsayalımki zinet noktalarını kapattınız,
dışarıya çıkmakta özgürmüsünüz? Hayır. Henüz değil. Birde tanınmamak için artı önlemler almanız gerekiyor. Ne kadar önlem? Bunuda güzelliğiniz belirliyor. Ne kadar ilgi çekici bir güzelliğiniz varsa, zinet noktalarınında ötesinde o kadar kendinizi kapatmanız gerekiyor. Özetleyelim; dış örtü ile İslam dini iki şeyi amaçlıyor, birincisi zinet noktalarını kapatmak diğeri ise tanınmamak. Tanınmamanın ölçüsünüde güzelliğiniz belirliyor. Ne kadar güzelseniz, toplum nezdinde ne kadar dikkatleri üzerinize çekiyorsanız o kadar üstünüzü örtmeniz gerekiyor. Örneğin; yüzünüz çok dikkat çekicimi, o zaman yüzünüzüde örtecek bir örtüyü üzerinize almanız gerekiyor. Gözlerinizdemi çok güzel ve dikkat çekici, o zaman gözlerinizide örtecek bir örtü almanız gerekiyor. Kalçalarınız veya göğüslerinizmi fazla dikkat çekiyor, o zaman onları örtecek birşey giyinmeniz gerekiyor. Olayı anladınız değilmi? Allahu Teala örtünmenin alt sınırını belirliyor, geri kalanını ise kişinin kendisine bırakıyor. Anlayacağınız, siz herkesi çarşafa sokamazsınız. İslamda tek tip insan tek tip kıyafet diye birşey yok. Örtünmenin boyutu kişiden kişiye değişiyor. Daha önce bilinmeyen ve bu yazımızla size aktardığımız dördüncü bilgide bu, örtünmenin boyutu kişiden kişiye değiştiği, örtünmenin ölçüsü kişinin güzelliği olduğu. Güzelseniz, bilinki bu ne kadar büyük bir lütufsa o kadarda büyük bir ceza. İslama göre kişi ne kadar güzelse o kadar örtünmek zorunda kalıyor. Ne kadar güzellikten uzaksa, örtünme konusunda kendisine o kadar esnek davranılıyor. İslam dini bu şekilde kulları arasında ince bir denge ve adalet sağlamaya çalışıyor.

2) Tanınmamak

Saçlarımız bir zinet noktası değilse, neden dışarı çıkarken dış örtümüzü almamız emrediliyor? Tanınmamanız için.
Bunu net anlamanız için, bu konu üzerinde biraz daha duralım; başörtüsü tanınmamak içinmi takılır, yoksa saçlar bir zinet noktası olduğundan ötürümü? Nur Süresi 31, ilk önce zinet noktaların teşhiri konusunda uyarıyor, Ayetin devamında da dışa çıktığımızda üzerimize bir örtü almamızı emrediyor. İslam alemi bu iki şeyi birbiri ile bağlantılı olduğunu düşünmüş, Allah dışa çıktığımızda saçlarımızı örtmemizi emrediyor demek saçlarda birer zinet noktası demiş. Doğru değilmi? Doğru değil. İslam alemi çok ince bir detayı kaçırıyor, Nisa 31 sadece zinet noktaları üzerinde durmuyor, Ayet bakışlarada değiniyor, yürümeyede değiniyor, tanınmamayada değiniyor vs. "Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz." (Nisa Süresi; 31). Nisa Süresi kadının giyim ve davranış biçimiyle ilgili bir çok farklı şeyi özetliyor. İslam alimleri ama ne yapmış, hepsini bir çuvalın içine atıp sen örtüneceksin deyip geçmiş. Halbuki Nur Süresi 31 zinet yerlerini teşhir etmesinler dedikten sonrası noktayı koyuyor. Zinet yerlerinin neresi olduğunu söylemiyor. Ayetin devamında da, dışa çıkarken baş örtülerini alsınlar cümlesini zinet noktası bağlamında değil farklı bir bağlamda söylüyor. Farklı bir bağlamda söylediğini nereden anlıyoruz? Ahzap Süresi 59 'dan! "Ey Peygamber, eşlerine ve kızlarına ve inananların kadınlarına söyle; dışarı çıkacakları vakit dışarıya mahsus elbiselerini giysinler; bu, onların tanınıp incinmemelerini daha iyi sağlar ve Allah, suçları örter, rahîmdir" (Ahzap Süresi; 59). Nur 31'in anlattığı birşeyi (örneğin dış örtüsü) farklı bir Ayet (Ahzap 59) tekrar anıyorsa ve anarken Nur 31'in bahsettiği diğer konulara değinmiyorsa, o şeyi başka birşeyle ilişkilendiriyorsa (tanınmamak), o zaman bilinki Nur Süresi 31 'de bahsedilen dış örtü olayı zinet noktasıyla ilgili değil, Ahzap Süresi 59 neyle ilişkilendiriyorsa onunla ilgili, o da tanınmamak. Örtünme ile Allah kadınlarımızın tanınmamasını, tanınmamasıylada incinmesinin önüne geçmek istiyor. Buradaki amaç kadının incinmesinin önüne geçmek. Amaç burada kötülüklerden korumak olduğunu nereden anlıyoruz? Allah bir Ayetin (Ahzap Süresi 59) devamında, Allah çok merhametlidir, suçları ve günahları bağışlar gibi ifadeler kullanıyorsa, o Ayet haram ve yasaklardan bahsettiğini anlamalısınız. Kur'an-ı Kerimi incelediğinizde bu istisnasız böyle.

- Hocam, siz tanınmamak için saçınızı örtün diyorsunuz, onlar saçları bir zinet noktası gördüğü için örtüyor, sonuç ama aynı yere varıyor, ne fark eder derseniz;

Saçları bir zinet noktası olarak gördüğünüz içinmi örtüyorsunuz yoksa tanınmamak içinmi, bu ikisi siyah ve beyaz kadar birbirinden farklı şeyler. Örneğin; siz saçları zinet noktası olarak görür ve onun için başörtüsünü takarsanız, saçınızı örttüğünüz müddet herşeyi yapmayı kendinize meşru ve hak görürsünüz. Siz ama eğer örtünmeyi tanınmamak için indirilen bir emir olduğuna inanırsanız, o zaman evinizden dışa çıkmazsınız. Dağ kadar farkı görüyormusunuz? Basit bir Ayet, ama ufacık bir yorum farkının sizleri nasıl birbirinden çok farklı bir hayat ve yaşam felsefesine sürüklediğini görüyormusunuz? Birisinde zinet yerinizi yani saçlarınızı örttüğünüz müddet yeryüzünde istediğiniz gibi dolaşabilirsiniz ve istediğinizi yapabilirsiniz, erkekle eşit şartlar altında dünyada yarışabilirsiniz yorumu çıkıyor, diğerinde ise aman dünya nimetlerin peşinde koşma ve ailen dışında dünyanın seni tanımasına izin verme anlamı çıkıyor. Anladınızmı farkı? Birisi sizi kariyere, iş alemine yani sizi haramlara, zinaya, ruhsal ve bedensel sıkıntılara sürüklüyor diğeri ise sizi güvende tutuyor. Ruhunuzun, kalbinizin ve bedeninizin o vahşi dünyada incinmesine izin vermiyor.

- İslam dini kadının tanınmasını neden istemiyor?

İncinmemek için! "Ey Peygamber, eşlerine ve kızlarına ve inananların kadınlarına söyle; dışarı çıkacakları vakit dışarıya mahsus elbiselerini giysinler; bu, onların tanınıp incinmemelerini daha iyi sağlar ve Allah, suçları örter, rahîmdir" (Ahzap Süresi; 59). Allah yeryüzünü yaratıyor, sonrası erkek ve kadını buraya yerleştiriyor sonrası herkese bir görev veriyor. O görev doğrultusunda da kişilere meziyetler bahşediyor. Kişi hangi görevden sorumlu kılındıysa, Allahu Teala o kişiyi o donanımla donatıyor. O yüzden İslam dini, biz kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemeyiz der; "Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez" (Bakara Süresi; 286). Erkek rızkı temin etmekten sorumlu kılındığı için kendisine o doğrultuda bir donanım yükleniyor, kadında çocukları doğurma ve büyütme, evi idare etmekten sorumlu kılındığı için o doğrultuda donatılıyor. Şimdi; birisi diğerinin yükünü kaldırmaya çalışırsa ne olur? Kayış bir yerden kopar. Örneğin; eğer çocukların günlük bakımından babayı sorumlu kılarsanız, o baba bir müddet sonra çocukların ağlayışına gürültüsüne dayanamaz ve çocuklara şiddet uygulamaya başlardı. Neden, çünkü annede olan sabır ve merhamet duygusu
ona verilmemiş. İstisnalar yokmu; elbette var, fakat istisnalar kaideyi bozmaz. Eğer kadın, çocuk ve ev hayatını bırakıp iş hayatına atılırsa ne olur? Çakallara yem olur, ruhsal ve fiziki anlamda iş hayatının yükü altında ezilir. En basiti kadın çok narin çok hassas çok kırılgan çok saf bir varlık olarak yaratılmış. Bir ceylan gibi düşünün. Bir ceylanda nerede kendisini güvende hissediyor; sürünün ortasında. Sürüden ayrılıp kendi başına hareket eden ceylana ne oluyor; yırtıcılar tarafından ilk avlanan oluyor. Bakınız; İslam sizi kısıtlamak değil sizi korumak istiyor. İslam sizi zindana atmak değil, mutlu bir hayat yaşamanızı istiyor. İslami emirlerde o mutluluğu nasıl elde edebilirsiniz onun yolunu size gösteriyor. Ben mutluluğun sırrını daha iyi bilirim diyorsanız, o zaman buyurun kendi kafanıza göre hayatı yaşayın, ama otuz yaşına gelmiş yüz erkek üzerinizden geçmiş ruhsal sağlığı yitik birisine dönüşürseniz, kırk yaşına gelmiş yapayalnız bir hayat sürdürdüğünüzü görürseniz, o zaman Allahın adeleti nerede diye ağlayıp sızlamayın. Bu adil değil ama diyorsanız, o zaman kadınla ilgili diğer yazılarımızı okumanızı öneririz, belki o zaman içinde bulunduğunuz durumu daha iyi anlarsınız. Biz bu yazımızda sadece örtünmeye değiniyoruz, kadınla ilgili diğer yazılarımızıda okursanız, belki o zaman İslamda kadının konumu hakkında daha sağlıklı yorum getirebilirsiniz. O büyük fotoğrafı görürseniz, belki o zaman İslamın sizin için biçtiği rolü daha sağlıklı etüt edebilirsiniz. Kısacası; dünya sizi avlamayı bekleyen tehlikelerle dolu, bu tehlikelerden korunmak içinde dikkat çekmemeniz gerek. Kimsenin dikkatini çekmezseniz kimse sizi tanımaz, kimse sizi tanımazsa kimse sizin canınız, malınız ve namusunuz peşinde olmaz. Bu basit mantık meselesi. İslam sizin tanınmanızı istemiyor, çünkü tanınırsanız bir çok kötü kişinin size bulaşacağını ve hayatı size zindan edeceğini biliyor. Artı, size bahşedilen fıtrat iş hayatını kaldırabilecek bir fıtrat değil. İş hayatına atılırsanız bunun altında çökersiniz, yaşlanmanız altmışı bulmaz, otuz yaşına geldiğinizde ruhsal ve fiziksel anlamda dibi vurursunuz. Anlayacağınız İslam dini sizi kısıtlamak değil, sizi korumak istiyor. Olay bu kadar basit. Gelelim örtünmenin üçüncü gereksinimine;

3) İlgi çekmemek

Konuları tekrarladığımızın farkındayız, fakat beyninize yerleşmesi için bu şart. Birşeyin tekrarında ö
ğüt almak isteyenler için fayda vardır diyor İslam; "Biz onu böylece Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda ikazları tekrar tekrar açıkladık. Umulur ki korkup sakınırlar.." (Ta-Ha Süresi; 113). O yüzden tekrarlayalım; örtünmenin bir gereksimi zinet yerlerini örtmekse, ikincisi nedeni tanınmamaksa, üçüncü nedeni ilgi çekmemek olduğunu nereden biliyoruz; "..Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler)...." (Nur Süresi; 31)Nur Süresi 31 örtünmeyle ilgili tüm hususları özetliyor. Hepsinin bir anda anılması ne kadar çok kafa karışıklığına sebep olsada, konular aslında çok açık ve net. Örneğin Ayetin bu bölümü yürürken dikkat çekmeyecek şekilde yürüyünüz diyor. Şimdi; eğer İslami örtünmenin bir nedeni zinet yerlerini kapatmak bir nedenide ilgi çekmemekse, o zaman başörtüsü takıp topuklu ayakkabı giyinen, başörtüsü takıp yüzünü süsleyen, başörtüsü takıp dar pantolon giyen, başörtüsü takıp gününü dershanelerde üniversitelerde geçiren, başörtüsü takıp tv ekranlarında milyonların önüne çıkan, başörtüsü takıp kariyer peşinde koşan kadınlara ne demeli? İslamın ne kadar yanlış yorumlandığını gösterme açısından çok üzücü bir durum demeli. Başlarını örterek ben müslümanım ve ahdimi yerine getiriyorum diyorlar, sonrada topuklu ayakkabı giyerek, süslenerek, iş hayatına atılarak, erkeklerin arasına girerek ahitlerinin içine ediyorlar. Böylesine çelişki dolu bir hayatın içine nasıl sürükleniyorlar? Cehalet. Bilmiyorlar bir müslümanın ilgi çekmemek için örtündüğünü. Onlar sanıyorki örtünme başı örtmekten ibaret. Bunu nasıl olurda bilemezler? Bunun sorumlusu toplumumuza önderlik eden din adamları. Hakkı haykırmaktan korkan, laikçi kesimin nabzına göre, iktidar partisinin gönlüne göre fetvalar veren bir İlahiyat ve diyanete sahibiz. Pusulasını şaşmış bu ezik ve korkakların önderlik ettiği bir toplumdan da bir halt olmaz. Nesiller teker teker deizmede kayar ataizmede, atamaymun inancınada dalar atauzaylı inancınada, örtünme haya ve iffet gibi inanç değerlerinide kaybeder aile hayatınıda. Memurluk uğruna Allahı satan din adamlarından hiç hayr gelirmi? Gelmez. 

Örtünmenin özeti

Evden dışa adım attığınızda nerelerini örtmeniz gerekiyor? 1) İlk önce zinet yerlerinizi. Zinet noktaları nereleri? Bunu abdestle ilgili Ayet belirliyor. Abdest suyu değmeyen her yer sizin için bir zinet noktası. 2) Evden dışa adım attığınızda tanınmamak için azami gayret göstermeniz gerekiyor. Bunun içinde üzerinize bir örtü almanız şart. 3) Dışarıya çıktığınızda ilgi çekmeyecek şekilde hareket etmeniz gerekiyor. Örneğin; ses getirmeyecek şekilde adım atmak. Bunun içinde örneğin topuklu ayakkabılar giymemeniz gerekiyor. 4) Bakışlarınızı aşağıda tutacaksınız. Haramdan uzak durmak için bakışlarınıza dikkat edeceksiniz. Ben saçımı kapatıyorum, gerisi beni ilgilendirmez ve bağlamaz derseniz ne olur? Nemi olur; İslam dini örtünmeyi iffet ve namusla ilişkilendiriyor. Eğer örtünme yoksa İslam dini o kişide iffet ve namusu yok sayıyor. İffet ve namus olmayıncada o kişi Allah nezdinde cariye sınıfına koyulur. İslamı yanlış yorumlamanız sizi nerelere götürdüğünü görüyormusunuz? Ben saçımı kapatıyorum, beni Ayetin diğer bölümleri ilgilendirmez diyorsanız, o zaman size diyeceğimiz tek şey; bol şans ve yolunuz açık olsun. Hesap günü geldiğinde ama ağlayıp sızlamayın, bugün nasıl mertçe kararlarınızın arkasında duruyorsanız, o günde durun. Hocam siz bu konularda kafa yormuş birisisiniz, siz neyi tavsiye ediyorsunuz diye bize soruyorsanız; eş, aş, ev ve çocuk sorumluluklarınızı terk edip dünya süsü peşinden koştuğunuz için zaten dibine kadar cehennemdesiniz, üstüne örtünmeyide yanlış uygularsanız kimse sizi kurtaramaz deriz. Aile hayatını terk edip dünya nimetleri peşinde koşacaksanız, en azından İslamı buna alet etmeyin deriz. Başörtüsü İslami bir sembol, madem dünya süsü peşinden koşacaksınız, nefsi tercihlerinize İslamı alet etmeyin, başınızı açın deriz. Aile hayatını terk ettiğiniz için zaten yeterince günah yükleniyorsunuz, birde İslami sembolleri kendi özel hayatınıza kamuflaj olarak kullanırsanız bunun altından kalkamazsınız deriz. Nefsi yaşantınıza islamı alet etmeyin, açın başınızı deriz.

Bakınız, saçlarınız bir zinet noktası değil, çalışacaksanız başörtüsü takmayın. Başörtüsü takarak yaptığınız işe İslamı ortak kılmış oluyorsunuz, yaptığınız iş İslama uygunsa ne güzel ama değilse hapı yutuyorsunuz. Kişi sadece kendisini temsil edecek şekilde yaşarsa, sadece kendi işlediği günahlardan sorumlu kılınır. Belirli ünvan veya semboller altında yaşıyorsa ama, o zaman yaptığı sadece kişiyi bağlamaz, temsil ettiği o bütünü bağlar. Başörtüsü İslami bir sembol ve bunun İslamda bir karşılığı var, siz onu o bağlamdan koparır ve kendi özel hayatınıza alet ederseniz bunun faturası size çok ağır olur bizden uyarması. En basiti, başörtüsü ile çalışarak İslamda kadın çalışabilir fetvasını yaymış oluyorsunuz, bu da doğru değil. Olmayan bir inancı İslama sokmuş oluyorsunuz. Bununda hesabı sizden çok ağır çıkartılır. İslamda kadının çalışabilmesi belirli şartlara bağlı, örneğin; yetim ve öksüz olması gerek, dul olması gerek, çocuklarına veya yaşlı anne ve babasına kendisi bakıyor olması gerek, bakım çağında çocukları olmaması gerek, kocasının rızasını alması gerek vs vs vs. Kriterlerde de birşey dikkatinizi çektimi? Çalışma izni zorunlu hallerde veriliyor, nefis istediği için değil. 

Hocam, iş hayatına atılıyorum ama en azından başımı örtüyorum, bu da sayılır herhalde diyorsanız; 1) saçlarınız zinet noktası değil, boşuna örtüyorsunuz. 2) Saçınızı örterek çalışmanız size artı puan kazandırmıyor, tam aksi daha ağır vebal altına sokuyor, çünkü nefsi arzularınıza (kariyer peşinde koşmak vs) başörtüsünü, İslami bir sembolü alet ediyorsunuz. Üstüne genç kızlara kötü örnek oluyorsunuz, İslamda kadının çalışması meşrudur algısını yayıyor İslamda olmayan birşeyi İslama sokuyorsunuz. 3) Örtünmenin bir kısmını uyguluyor bir kısmını uygulamıyorsunuz, bu durumda ne uğruna örtünmenin diğer kısmından (tanınmamak) vazgeçiyorsunuz sorusu size sorulur; çalışmak ve dünya malından payımı almak için cevabını verirseniz, bu durumda sizce başınızı örtmeniz sevap olarak sayılırmı? Doğruyu aslında sizde biliyorsunuz, halt işlediğinizi aslında sizde biliyorsunuz, sadece kendinizle şeytanlarınızla yüzleşmekten korkuyorsunuz. Birde herkes size gaz verince, siz şöyle herşeyi yapabilirsiniz, sizin sınırınız hayal dünyanız kadar gibisine, kendinizle yüzleşmeyi bırakın, kaptırdınız kendinizi dünya nimetlerine, gidiyorsunuz helaka doğru. Değerli dostlar; birileri hayatını doya doya yaşıyor birileride dünya süsünden uzak duruyor. Herhalde Allahın bu ikisine eşit muamele göstereceğini düşünmüyorsunuzdur. Bu dünyayı doya doya yaşamaya endeksli bir yaşam felsefesi benimsediyseniz, o doğrultuda da hakkınızda hüküm verileceğini biliniz. Saçınızı örtmenizde sizi kurtarmayacak. Tam aksi sizi daha çok vebal altına sokacak. Hayat felsefenize İslamı alet ettiğiniz için (başörtüsü sonuçta İslami bir sembol), başka genç kızlara örnek olduğunuz ve İslamı yanlış tanıttığınız için. Nacizane tavsiyemiz, eğer ekranlara çıkacaksanız, kariyer yapacaksanız lütfen başlarınızı açın. Bu sizin için daha hayrlı. Saçlar bir zinet noktası değil. Başınızı örtmenin İslami gereksimi tanınmamanız için. Ben tanınmak istiyorum tanınmamda benim açıdan bir mahsur yok diyorsanız, o zaman örtünmenizinde bir anlamı yok. Örtünerek inanın kendinize daha çok kötülük yapıyor, daha çok günah yükleniyorsunuz.

Şu örnekle konuyu sizin için daha anlaşılır kılmaya çalışalım; namaz için abdest neyse başörtü içinde tanınmamak o 'dur. Abdestsiz namaz olmadığı gibi, tanınmama emrine uymadan örtünmede olmaz. Ben namazıma bakarım, abdest beni ilgilendirmez diyorsanız o zaman namaz kılmayın. Ben başörtüme bakarım, tanınıp tanınmamak umrumda değil diyorsanız o zaman başörtüsünü takmayın. Takmayın ki çalışmanın bedeli ne olduğunu genç kızlarımız görsün. Hayata atılmak istiyorlarsa, inanç boyutunda birşeylerden vazgeçmek zorunda olduklarını bilsinler. Hem çalışır hem başörtüsünü takarsanız ama, dünya nimetlerin peşinde koşmak için inancınızdan taviz vermek zorunda değilsiniz mesajını vermiş oluyorsunuz. Örtündüğünüz müddet dünyada istediğinizi yapmaya özgürsünüz mesajını veriyorsunuz. Bu da doğru değil. Yalan söylüyor insanları kandırıyorsunuz. İşin facia tarafı toplumun bundan haberi olmaması, yalan söylediğinizin, hile yaptığınızın, Allahın Ayetlerini Allahın ibadetlerini yanlış uyguladığınızın farkında olmaması. İnanın bu işin sonu sizin için hayrla sonuçlanmaz. Hayrla sonuçlanmadığını başını örtüp iş hayatına atılan kadınlarda görüyoruz zaten. Muhafazakarlık ve modern yaşam arasında sıkışıp kalmışlar. Nereye ait olduğunu bilmeyen kayıp ruhlar gibi. Üstüne, iş hayatına atılan tüm kadınlar gibi ruhsal dengeleri harap olmuş haldeler. Bu onların yeryüzündeki cezası, mahşeri sorgu ise bunlar için çok daha çetin geçecek. Ne uğruna? Dünya nimeti uğruna. Halbuki İslamdan zerrecik anlayan herkes, dünya nimeti peşinde koşanların ahiret hayatında bir nasibi olmayacağını bilir; "Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını arttırırız. Kim de dünya kazancını istiyorsa ona dünyadan bir şeyler veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz" (Şura Süresi; 20). Bir avuç dünya nimeti için ahiretliklerini satıyorlar ve bunu yapanlar ateist veya gayrimüslim değil, müslüman kadınlar;
"Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez" (Bakara Süresi; 86). Ne yazık onlara ve onları bir yarış atı gibi erkekle yarışın içine sokan, onlara gaz veren herkese...

İçimizdeki ajanlar

Bu yazıyı okuduktan sonrası bir okurumuz bize güzel bir soru yöneltti, konular bu kadar açıkken, neden halen bazı profesörler İslamda örtünmenin olmadığı, örtünmenin dinle değil gelenekle ilgili olduğunu iddia edebiliyor, tek bir kitabımız olmasına rağmen neden iki profesör bir araya geldiğinde birbirinden farklı yorum çıkarabiliyor diye bize sordu. Bunun iki cevabı var, birisi yazının başında size verdiğimiz tavsiyede gizli; Kur'an-ı Kerimi okuyacaksanız ilham almak için okuyun, ilham vermek için değil tavsiyesinde gizli.
Bu proföserler birşey öğrenmek için eline Kur'an-ı Kerimi almıyor, birşey öğretmek için alıyor. Fark ne? Birşey öğrenmek isteyen kendi inanç değerlerini kenara koyar, tüm önyargılardan kendisini arındırır, ne öğrenebilirim niyetine Kur'an-ı Kerimi açar ve okumaya başlar. Birşey öğretmek isteyen kişi ise kendini düzeltmek veya hayat felsefesini sorgudan geçirmek için okumaz, kendi niyetini (inancını) desteklemek için okur. O yüzden bu insanlar Kur'an-ı Kerimi okuduklarında Kur'an-ı Kerimden hiçbir ilham almıyor. Aldıklarında da kendi niyetleri doğrultusunda alıyor. Anlayacağınız, yorumlar arasındaki fark kişilerin niyetinden kaynaklanır, hangi niyet doğrultusunda kutsal kitabımızı açar ve okursanız o niyet doğrultusunda ilham alırsınız. Eğer iki uzman bir konuda hemfikirse demek o Ayeti açıp okurken kalplerinden aynı niyeti geçirdiler. Görüşleri farklıysa ama, o zaman demekki Ayetleri okurken her biri diğerinden farklı bir niyetle okudu. Yorumlar ne kadar birbirinden farklıysa ne kadar sapkınsa, demek Ayetleri okurken niyetleride o kadar farklı o kadar sapkındı. Arkadaşlar; Kur'an-ı Kerim bir aynadır, içiniz ne ise Kur'an-ı Kerim onu sizde açığa çıkarır. Siz neyseniz Kur'an-ı Kerimde onu görürsünüz. Bunların taşıdığı ilahiyat profesör ünvanlarıda sizi kandırmasın, bunlar eğitim süreçleri içinde Kur'an-ı Kerimi açıp okumuyorlar bile. Böylesine tuhaf bir eğitim müfredatına sahip camiadan bahsediyoruz burada. Aralarında Allaha inanmayanmı dersiniz, peygambere inanmayanmı dersiniz, araplardan nefret edenmi dersiniz, yok yok. Gelelim buradan ilahiyat fakültelerine;

bu insanlar neden bu kadar açık Ayetleri göremiyor, bunun i
kinci nedeni ajanlıkla Müslümanları devşirmeye çalışmakla ilgili. Örneğin; 28 şubatın ikna odaları. İkinci dünya savaşı döneminde ingiltere başbakanlığını yapan churchill'in bir sözü var; "Türkleri savaşarak, asker ve silah kullanarak asla yenemezsiniz. Türklerin sadece din adamlarını ele geçirip, onları kullanın. Onlar devleti yıkarlar" (winston churchill). Bunu uyguladılarmı? Evet. İngilizler ittihati terakkiyi kurdu, ittihati terakkide winston churchill'in bu sözü sonrası ilahiyat fakültelerini açtı. Eğitim müfredatında Kur'an-ı Kerim olmayan, mezun olmanız için Allah inancı peygamber inancını şart koşmayan bir din adamı yetiştirme merkezi açtılar. Sadece bununlamı yetindiler? Hayır. İşi garantiye almak için her yerde örgütlendiler. FETÖ, adnan oktar, ahmet hulusi, nazım kıbrisi, alihan kuriş, nurcular, yüzlerce tarikat vs. Her yerden istila altındayız. O yüzden hiçbir yere bulaşmayın kendi inancınızı kendiniz öğrenin kendiniz yaşayın diyoruz. Bu insanların bir kısmı paralı ajan, bir kısmıda gönüllü. Örneğin; ülkemizde rum, ermeni ve yahudi artığı milyonlar var. Bunlarda kemalizim altında atatürkçülük altında bizden gibi görünüyor ama aslen bizden değil aslen bizden (Türklerden ve İslamdan) nefret ediyor. Bunların aydınlarınıda bilinçli bir şekilde ekranlara çıkarıp İslama ve değerlerimize saldırtıyorlar. İslamda açık ve net olan herşeyi tartışmaya açıyor, tahrif ediyorlar. Ekonomi, siyaset her yerdeler ve her yerde Türk milletinin aleyhine çalışıyorlar. O yüzden yaptığımız her icatla yaptığımız her yatırımla dalga geçiyorlar. Bizden değiller çünkü. Bizden biri gibi görünüyorlar ama bizden değiller. Bu da kimin ayıbı? Osmanlının. Rum ermeni ve yahudi, bunların osmanlı topraklarında barınmasına izin verilmemeliydi. Bunuda osmanlının soyundan gelen birisi olarak söylüyoruz. Atalarımızın bu hatası affedilebilir değil. Ayetler çok açık; "Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse o onlardandır. Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez" (Maide Süresi; 51). Besle kargayı oysun gözünü misali, ispanyadan kovulan yahudileri selanike yerleştirdiler, yüz yıllar sonrada onlar ittihati terakkiyi kurup osmanlıyı yıktı. Selanik yahudisi emanuel karasu geldi ve aşağılayıcı bir tavırla sultan abdülhamide tebliğini yaptı. Sadece son 150 yılın tarihi, ermeni ve rumların Türkleri katliam etmesiyle dolu. Bu katliamlarda nerede gerçekleşti? Yabancı topraklardamı? Hayır. Osmanlı topraklarında. Kim tarafından? Osmanlı topraklarında yaşayan gayrimüslimler tarafından. Demek gayrimüslimlerden bize hayr gelmiyormuş demek onlardan olabildiği kadar uzak durulması gerekiyormuş. Örneğin; günümüz. Osmanlı döneminde Türklere ne yapıldıysa günümüzde de aynısı yapılıyor. O günde değerlerimize her türlü ihaneti ve hakareti yaptılar bugünde yapıyorlar. Bununlamı kalıyorlar, hayır; bizleri asmakla tehdit edecek kadarda ileriye gidiyorlar. Nerede bunu yapıyorlar? Kendi topraklarımızda. Onlar iktidardaykenmi? Hayır. Biz iktidardayken. Esas üzücü olanda bu. Biz iktidardayken ve güçlüyken onlar bu cesareti nereden alıyor? AK Partinin eziklerinden. Günümüzde bize yapılan her saldırı erdoğanın hanesine yazılır. Bir ülke bu kadar layt ve ezik yönetilmez. Vatana ve millete sövmek için insanlar birbiriyle yarışır oldu. Dini değerlerimize sövmekmi derseniz, vatana ihanetmi dersiniz, teröre destekmi dersiniz, yok yok. Ülkemiz bir açık hava hapishanesine dönüştü, nerede pislik varsa hepsi bu topraklarda. Kapalı hapishanelerde olanlarda bir kaç yıl sonrası hapisten çıkıp yine bu milletin başına bela olacak. Bunları koruyan, yardım ve yataklı yapanda muhalefetin, anayasa mahkemesi yargıç ve savcıların kendisi. Böylesine içler acısı bir durumdayız. Türk ırkına yapılan bu saldırı ve ihanetlere birde Türk kadınlarının eşlik ettiğini düşünün, iş hayatına atılarak doğum yapmayarak; anlayacağınız bu gidişatla 50 yıl sonrası bu topraklarda Türk adında bir ırk olmayacak. Rabbim bu aziz millete yardımını indirir inşallah. Hemde acilen. Gidişat hayra alamet değil.

Hocam sizde yurtdışında yaşadınız ve gayrimüslimlerden dostlarınız vardır diyorsanız; "Allah sizi, ancak sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardım eden kimselerle dostluk edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır" (Mümtehine Süresi; 9). Elbette her gayrimüslim kötü değil, Allah gayrimüslimlerden uzak durun derken, hangi gayrimüslimlerden uzak durmamız gerektiğinide belirtmiş; sizi yurdunuzdan çıkarmak isteyen ve din uğruna sizinle savaşanlardan uzak durun demiş. Asırlardır rum, yahudi ve ermeniler, hatta persler din uğruna ve toprak uğruna bizimle savaşıyormu? Savaşıyor. Gayrimüslimlerden dost edinmeyin derken, demek Allah bunları kastediyormuş. Anladınız. O yüzden e
rdoğana kızıyoruz, çünkü ittihati terakki artıklarıyla, bizi yurdumuzdan etmek isteyen, son yüz yıl içinde dinimize ezanımıza başörtümüze peygamberimize saldıranlarla iyi geçinmeye ve dostluk kurmaya çalışıyor. Osmanlı gibi onlarla iyi geçinmeye çalışıyor. Osmanlının akıbeti ortada. Bu ilişkinin nasıl sonuçlanacağını öngörmek için bir uzay mühendisi olmanıza gerek yok, osmanlıda nasıl sonuçlandıysa erdoğanda da öyle sonuçlanacak. Biz kendisine şimdiden uyarımızı yapalım, osmanlının çöküşü gibi kendisi ve partisinide çok kötü bir çöküş ve akıbet bekliyor. Değerli dostlar; yüz yıl önceki kurtuluş savaşına nokta konulmadı, halen devam ediyor. Bu topraklar üzerindeki savaşın bir ayağıda inancımızla ilgili alanda yürütülüyor. Bizi yenmenin tek yolu inancımızı elimizden almada görüyorlar. Bizde sizi olabildiği kadar onların bu tuzaklarına karşı uyarmaya çalışıyoruz. Rehavet dönemi içinde olmadığımızı, bir savaş ve teyakkuz dönemi içinde olduğumuzu size hatırlatmaya çalışıyoruz. Her yerden bize tuzak kuruyorlar, bu tuzağıda Türk kadını yuttu diyoruz. Paranın malın tadını birazcık gösterdiler, Türk kadınıda buna bayıldı, tüm değerlerini satıp atladı diyoruz. Kürt kadını mesela bu tuzağı yutmadı. Onlar 4-7 Allah ne verirse artık, evde oturuyor ve çocuk yapıyorlar. Ne demek istediğimizi anladınız. O yüzden Türk kadınına kızgınız. Bu milletin hayatta kalması için hepimizin sorumlulukları var. Erkek bu topraklar uğruna savaşıyor ve kanını akıtıyorsa, kadında sorumluluğunu bilecek ve üstlenecek. Gördüğünüz gibi konu sadece örtünmekten ibaret değil. İslami bir emri çiğnediğinizde aile yıkılıyor, aile yıkıldığı zamanda bir millet yok olup gidiyor. Bununda sorumlusu kim? Kadın. O yüzden cehennem kadınla dolacak diyoruz, o yüzden bu yazıyla uyarımızı yapıyoruz. Milliyetçilik sözle sloganla olmaz. Erkek vatan için nasıl canını feda edebiliyorsa, kadında vatan için dünya süsünden vazgeçebilmeniz gerekiyor. Vazgeçmezse, bunun bedeli onlardan çok ama çok ağır sorulur. Umarız konuyu anlamışsınızdır, umarız eşlerinize, kız çocuklarınıza, ablalarınıza ve kız kardeşlerinize gereken nasihatı yaparsınız. Yapılan bu yanlışa bu ihanete sessiz kalmayın. Eğer sessiz kalırsanız, dilsiz şeytan durumuna düşer sizde bundan hesaba çekilirsiniz.