• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        








döviz üzerinden devletimize saldırı, bizi yöneten ezikler ve bize muhalefet eden nankör ve hainler


-23.11.2021
Sert konuşacağız, herkes payını alsın; vatana canım feda olsun diyen, atatürkçülük ve vatan konusunda burnundan kıl aldırtmayan herkes döviz çıktı diye ağlıyor ve devlete saldırıyor. Siz şakamısınız; 15 temmuza direndiniz, ülkenizde pkk'nın varlığına son verdiniz, mavi vatan diyorsunuz, libyaya müdahale ediyorsunuz, dağlık karabağdan ermenileri kovuyorsunuz, S400 alıyorsunuz, kuzey iraka operasyon düzenliyorsunuz, suriyenin kuzeyine operasyon yapıyorsunuz, kandil diye birşey bırakmadınız, adamların 100 yıllık planlarını teker teker yok ediyorsunuz, Türkiye artık bizi dinlemiyor diyorlar, ne beklediniz? Adamların öylesine oturup seyirci kalmasınımı beklediniz. Dövizin yükselişi normal olmadığı, size saldırıldığını görmüyormusunuz? Bunu görmeyecek kadar geri zekalımısınız. Örneğin; marketler zarar ediyoruz diye fiyatları artırıyor, bunların yıl sonu bilançosuna baktığınızda karlarını katladıklarını görüyorsunuz. Zarardan ötürü fiyat artışına giden, nasıl oluyorda o karları edebiliyor? Oynanan oyun çok açık ve net, önünüzdeki basit verileri bir araya getirip ülkemize bir saldırı yapıldığını görecek kadar kafanız çalışmıyormu sizin? Devletiniz tefecilere karşı bir mücadele verdiğini görecek kadar kafanız basmıyormu? Faiz indiği zaman döviz çıkıyor, faiz çıktığı zaman düşüyor. Bu işte bir tuhaflık olduğunu buradan anlayacak kadar kafanız çalışmıyormu? Markete gittiğinizde kuruşluk zamlara tepki veriyorsunuz, banka size koyarken niye vermiyorsunuz? Döviz çıkarken ağlıyorsunuz faiz çıkarken değil, neden aynı tepkiyi vermiyorsunuz? Kredi çektiğinizde cebinizden daha fazla para çıkmasının, sizin için iyi olmadığını, bankaların marketlerden daha fazla size koyduğunu anlayacak kadar kafanız çalışmıyormu?


Faiz nedir? Bunu bilmeyen okurlarımız için birazcık açalım; yabancı ülkelerde farklı yatırımcıların elinde nakit para var, onlarda bu parayı alıyor ve nerede yüksek faiz varsa, o ülkedeki bankalara bu parayı kiralıyor. Bankalarda bu parayı size kredi olarak dağıtıyor. Paranın asıl sahibi ne yapmış oluyor; oturduğu yerden yüzde 10, yüzde 20 faizin yükseliğine göre para kazanmış oluyor. Gelirinizin yüzde 20- 30, faiz  neyse yurtdışına çıkmış oluyor, ülke olarak her yıl yüzde 20- 30 fakirleşmiş oluyorsunuz. Bunada ne denir? Modern sömürü denir. Halk diliylede kazık denir. Siz çalışıyorsunuz, sizin üzerinizdende başkaları zenginleşiyor. Hem ülkenizde dikili bir taşları olmuyor, hem sizi fakirleştiriyorlar hem ülkenizde iş yapmak için bankadan kredi çekenlerin önünü zorluk çıkarıyorlar (yüksek faiz). Bunların üstüne, ülkenizde ucuz para bulamayan büyük yatırımcı avrupaya gidiyor ve onların bankalarından para çekiyor, yani aynı anda ülkenizi kendilerine borçlandırıyorlar. Bunada dış borç diyoruz. Bizim ülkemizde faizleri yüzde 20, yüzde 30 'larda tutuyorlar, kendi ülkelerinde ise yüzde 1'in altında. Üçüncü havalimanı üçüncü köprü gibi büyük yatırım yapanlarda doğal olarak faizin düşük olduğu ülkelerden kredi çekiyor. Sizde bu şekilde o ülkelere borçlanmış oluyorsunuz. Örneğin; kendi ülkenizde faizler yüzde 1 olsa, kimse başka ülkeden borç almayacak yani dış borcumuz sıfır olacak. Bunun olmaması içinde, kendilerine borçlandırmak içinde bizim gibi kalkınmasını istemedikleri ülkede faizi yüksek tutuyorlar. Erdoğanda diyorki, para üzerinden para kazanmayın, ülkemizde kazanmak istiyorsanız bir yere yatırım yapın, dikili bir taşınız olsun, yerli yatırımcıda ucuz paraya ulaşsın ve yatırımı büyüsün diyor.

Erdoğanın hatası nerede? Faiz çetesinin başını ezmemesi. Biz olsaydık çoktan iş bankasına, garantiye, yapı kredi ve akbank hepsine el koymuştuk, deutsch bank gibilerinide ülkeden kovmuştuk. Küreselcilere çalışan hiçbir ailenin bir bankası olmasına izin vermez, üstüne o aileleri ülkeden kovardık. Erdoğan yangını üfererek söndürmeye çalışıyor, bu da doğal olarak alevleri söndürmeyi bırakın, yangını dahada çok alevlendiriyor. Birileri çıkıveriyor ve serbest ekonomi diyor, dıştan müdahale edemezsin, yatırıcımları korkutursun deyiveriyor, o da yumuşak yumuşak kimseyi rahatsız etmeden birşeyler yapmaya çalışıyor. Böylede tabiki faiz çetenin sonunu getiremezsiniz. Eğer erdoğan bir iki bankaya el koymuş olsaydı, bir ayın içinde bu faiz olayını halletmiş olurdu. Yıllarca insanımızı bu işle meşkul kılmak ve yıpratmaya gerek kalmazdı. Bunların başına bir günde balyoz indirilseydi, kimse bir daha bu tür operasyonlara cüret edemezdi. Böylesine caydırıcı bir sertliğe sahip olmadığımız için ama, kimse bizi akaya almıyor, herkes bir yerden bize saldırıyor bir operasyon çekiyor. Her saldırıda ekonomimiz yüz milyarlarca zarara uğramasına rağmen, buna sebep olanlar bir kaç aylık işlem yasağı alıyor ve konu kapanıp gidiyor. Kazık millete kalıyor. O yüzden de bu saldırıların önünü alamıyoruz, biliyorlar çünkü ne yaparlarsa yapsınlar kendilerine birşey olmayacak. Bu serbest ekonomi saçmalığınada gelirsek; İMF, dünya bankası, merkez bankaları, dolar, swift ve İBAN sistemi, kredi değerlendirme kuruluşları, uluslararası yatırım fonları, uluslararası tahkim kurulları, dünya ticaret örgütü, borsalar, ekonomi dergileri, dünyanın en büyük 100 şirketi, kısacası ekonominin tüm mehenk taşları aynı kişiler tarafından kontrol ediliyorsa, bir sistemin tüm mehenk taşları aynı kişiler tarafından kurulduysa ve bu insanlar istedikleri an sisteme müdahale edebiliyorsa, o zaman bu sistem nasıl serbest oluyor arkadaşlar? Malsanız, salaksanız, beyninizi kiraya verirseniz oluyor işte.
Serbest ekonomi diye birşey yok. Karşınızda adamların işlettiği ve istedikleri gibi müdahale ettiği bir düzen var. Onların elindeki bu oyuncaklarada teker teker el koymadıkça onların tuzaklarının önüne geçemezsiniz. Bu çeteye karşı üstün gelmek istiyorsanız, kıssasa kıssas uygulayacaksınız. Onlar nasıl sisteme müdahale ediyorsa sizde müdahale edeceksiniz.

Kılıçdaroğlu ve chp gibi yaparsanız ama; herşeyden vazgeçerseniz, her yerden askerlerinizi çekerseniz, faizleri yüksek tutarsanız, ege ve akdenizde size ne veriyorlarsa razı olursanız, fetö ve pkk'ya dokunmazsanız, her yere LGBT ofisleri açarsanız, suriye ve irak operasyonlarını keserseniz, o zaman; evet, döviz anında 3-4 TL 'ye düşer, ama o zaman bağımsızlığınızda elden gider. O yüzden sağa sola kıvırmayı bırakın ve karar verin; bağımsız bir devlet olmak istiyormusunuz istemiyormusunuz. Bağımsız olmanında bir bedeli olduğunu anlayacak kafa yokmu sizde? Eğer batıya boyun eğelim diyorsanız, o zaman bilinki elden gidecek olan sadece bağımsızlığınız olmayacak, ülkenizde elden gidecek. Günümüz çağı terör örgütlerinin kurulma çağı değil, o çağ 40 yıl öncesiydi, onların hesaplarına göre günümüz çağında devletler bölünmesi gerekiyor. Örneğin; eski abd dış işleri bakanı condolezza rice'ın, 2003 yılında Türkiye dahil ortadoğuda 22 ülkenin sınırlarının değişeceğini söylemesi. Sonrada bir anda ortadoğuda arap baharın başlaması, deaş'ın türemesi. Bu oyunlarıda çok açık oynuyorlar. Bu döviz saldırılarına boyun eğerseniz bilinki bağımsızlığınız elden gitmekle kalmayacak, devletinizde elden gidecek çünkü onların hesaplarına göre Türkiye çoktan parçalanması gerekiyordu. Boşuna kılıçdaroğlu anayasanın ilk dört maddesini değiştirelim demiyor, gizli kapılar arkasında çoktan ülkeyi böldüler ve parçaladılar.

Milleti salak yerine koymak; chp, suriye ve iraka sınırötesi operasyon iznini veren tezkereye hayır oyu verdi, neden hayır oyu verdiniz diye bunlara sorduğunuzda da, geçeceğini biliyorduk zaten, hükümeti protesto etmek için hayr oyunu verdik cevabını alıyorsunuz. Şaka gibi değilmi. Adamların tabanı salaklardan oluştuğu için ama, ne yapsalar bu salaklara yutturuyorlar. Adamlar açık açık biz iktidara gelirsek askerlerimizi suriyeden, idlipten çekeceğiz diyor yani bunların parti politikası bu, ama adamların işi kayıdı yalan ve iftira olduğu için, tezkereye hayır oyuna tepki gelince, kıvırdılar ve bunu yutturdularda. Bir anda herkes adamların bir yıldır anlattığını unutuverdi, bir anda herkes bunların gerçektende suriyeye asker göndereceğine, sadece protesto amaçla hayır dediğine inanıverdi. Neden? Mal gibi bir tabana sahipler çünkü. Yıllarca erdoğanı hırsız ve yolsuzlukla itham ettiler, man adası dediler, yüzyılın hırsızlığı dediler, dedilerde dediler. Sonunda ne oldu? Gerçeklerin bir gün açığa çıkma gibi bir huyu var, sonunda kendi elleriyle erdoğanı temize çıkardılar. Ulusalcı ve küreselciler birbirini yemeğe çalışırken pandora belgelerini sızdırdılar, ne kadar devlet adamın sağda solda para hesabı varsa bunu sızdırdılar. Erdoğan ve ailesi, AK Partili herhangi bir bakanın ismi çıktımı? Çıkmadı. Zaten akl var mantık var, olsaydı çoktan sızdırmazlarmıydı? Sızdırırlardı. Yıllardır yolsuzluk, hırsızlık diyenlerden özür geldimi? Gelmedi. İşte karşınızda böylesine azgın bir topluluk var. Hedefe ulaşmak için hiçbir ahlaki veya dini sınır tanımayan azgın bir kitle var. Ha, bize göre erdoğan, kendisine verilen imkanlar doğrultusunda değerlendirirseniz, son bin yılın en beceriksiz en berbat lideri, ama adam hırsız değil. Zaten muhalefet güvenilirliğini buradan kaybediyor, olmayan şeylerin üzerine gitmesinden ötürü. Onlarıda anlayabiliyoruz ama, şeytan oldukları için iktidarın gerçek yanlışlarını dile getirmekten korkuyorlar, getirirlerse o yanlış düzeltilecek çünkü. Şeytanda bir yanlışın düzeltilmesini hiç istermi? İstemez. Bunlar nasıl bir lanetlenmiş topluluksa, ülke adına zerre hayr bunlara nasip olmuyor. Şimdi; kılıçdaroğlu avrupaya gidiyor ve türkiye seyehat etmeyin güvenilir değil diyor, yabancı yatırımcılara gelmeyin, yatırım yaparsanız iktidarı düşüremeyiz diyor, merkez bankasına fırça çekiyor neden faizleri indirdi diye, ege ve akdenizde provakatör taraf türkiye diyor, terörist başı demirtaşa özgürlük diyor, pkk'nın siyasi kolu hdp'nin kapanmasına karşı çıkıyor, fetöcülere iade itibar sözü veriyor, ülkenin yaptığı her yatırımın karşısında duruyor, batı elçilikleriyle toplantı düzenleyip ülkemizi şikayet ediyor, ülkemizin geliştirdiği hiçbir teknolojiyi diline almıyor, sonrada toplumun önüne çıkıp bu ülkeye barış, refah ve huzuru kendilerinin getireceğini söylüyor. Şaka gibi değilmi.

Yüz yıl öncesinden ders çıkarın. Bu adamın yaptığını birileri daha önce yapmıştı, hatırladınızmı? En son ittihati terakki bu adamın yaptığını yapmıştı, ülkemize kalkınma huzur ve refah getireceğini söylemişti, sonrasını biliyorsunuz değilmi? İnsanlar bunlara kandı ve sultanı devirdi. Ya sonrası? Huzur ve refahmı geldi? Hayır. İşgal güçleri ülkemize girdi. Bir insanda aynı kazığı kaç defa yer? Bunlar ihanetlerini gizlemiyorda, 15 temmuz darbe girişimine tiyatro diyorlar, devlete hakaret edene kucak açıyorlar, teröristleri dağa çıkaranlara özgürlük istiyorlar, sokakları yakıp yıkanları kutsal kılıyorlar, yatırımlarımızla dalga geçiyorlar, rumların tezlerini savunuyorlar vs vs vs. Bunların günlük icratlarına baktığınızda ülke lehine zerre birşey görmüyorsunuz, tam aksi her adımları vatana ihanet içeriyor. Gelen gideni arartır misali, yeni gelende bir evvelkinden daha kötü çıkıyor. Siz kılıçdaroğlumu kötü sanıyorsunuz, imamoğlu ondan kat ve kat daha kötü. Şu güzelim vatanımız meğer kimleri içinde barındırıyormuş kimleri. Nasıl insanlar bunlara kanıyor o zaman; türk devletini çökertmek isteyen rum, ermeni ve yahudi artığı 10-15 milyonu saymazsanız, geri kalan salaklarıda atatürkle kandırıyorlar. Atatürk deyiveriyorlar, o kelimeyi duyan salaklarda hipnoza dalıyor ve adamlara inanıyor. Bunada ne denir? Mal denir. Adamlar malı götürmenin yolunu bulmuş. Atam izindeyiz deyiveriyorlar, ülkemizde bunu duyan bir kitleninde aklı anında kilitleniveriyor. Bir anda transa giriyor atanın ruhuyla kutsanıyor, sonrada bunları o trans halinde herşeyi yutturuyor herşeyi yaptırabiliyorsunuz. Atatürk neyi savundu, bunların yaptığı atatürkle örtüşüyormu, içeriğe bakan yok. O yüzden hep ne diyoruz; kişilerin sözüne değil icratına bakın diyoruz. Bunların her icratı aslında idamlık. Başımızda bir devlet olsaydı bunları çoktan vatana ihanetten yargılaması gerekiyordu. Ortalıkta bir devlet otoritesi olmayınca ama, bunlar meydanı boş buluyor ve şeytanların o yaldızlı kelimeleri gibi kulağa hoş gelen kelimelerle insanları kandırıyor, ortalığa fitne saçmaktan başka birşey yapmıyorlar.

Ortalıkta devlet yok. Terörle mücadeleniz nasıl olacak diye soruyorlar kılıçdaroğluna, batı müttefiklerimizle işbirliği içinde olacak diyor, diğer taraftan kandilde pkk ele başı duran kalkan bir röportaj veriyor, türkiye ile barışı batı ülkeleri engelledi, bizi savaşa zorladı diyor. PKK'yı savaşa zorlayanlarlada kılıçdaroğlu oturup ülkemizdeki terörü bitirecekmiş. Anlayacağınız, adamlar bizi resmen salak yerine koyuyor. Kanal istanbulu yapan herkesi tehdit ediyor, neden buna karşısınız diye soruyorsunuz; iklim diyor. Herkes sağa sola kanal yapıyor iklim bozulmuyor, biz yapınca bozuluyor. Şaka gibi değilmi. Bunlar açık açık devlete bu ihanetleri yaparken devlete bu tehditleri yağdırırken devlet nerede diye soruyorsanız, ortalıkta maalesef devlet diye birşey yok. O yüzden ülkemiz vahşi batıya dönüştü ya. Devleti tehdit eden edene. Milletin değerlerine hakaret eden edene. Hatta ne kadar ağır tehdit ederseniz ne kadar ağır hakaretler yağdırırsanız, o kadar prim yapıyor o kadar kahramanlaştırılıyorsunuz. Sizi bizzat koruyanda devletin savcı ve hakimleri, ana yasa mahkemesi oluyor. Teröre yardım ve yataklık yapan ülkemizin yargısı. Ne kadar içler acısı bir durum. Bir devlet kurup kendi devletinde bu kadar hor görülen, değerlerine bu kadar hakaret edilen başka bir millet yok. Tabii ki devran hep böyle dönecek değil, bekleyelim ve görelim. Kısacası; bir ermeni artığı geldi ve ana muhalefet partisini dezayn etti, milli ve yerli ne kadar atatürkçü ve kemalist varsa bunları tasifye etti, yerlerini fetöcü ve pkk'lılarla doldurdu. Devlette bu süreci sadece seyretmekle yetindi. Başka bir ülkede bu yaşansaydı çoktan müdahale edilirdi, bizim ülkede ise sadece seyrettiler. Herkese salak diyoruzda, en büyük salak aslında biziz. İktidar, eziklikte zirve yapmış muhafazakar yöneticiler, devlet organlarını korumakla sorumlu istihbarat örgütlerimiz, asıl salaklar bunlar. Sonrada neden birlik içinde olamıyoruz diye ağlayıp sızlıyorlar. Yabancı örgütlerin ülkenizin muhalefetini, gıda sektörünü, meslek odalarını, sendikalarını, futbol kulüplerini vs ele geçirmesine izin verirseniz, olacağı buydu, birisi dıştan saldırıyı başlattığında içeridekininde kendisine emredileni yapacağı dünden belliydi. İnsanları sokağa çağırmakmı dersiniz, gıda fiyatlarını artırmakmı dersiniz, erken seçim çağrıları yapmakmı dersiniz, sizi içten yıpratmak ve devirmek için ellerinden geleni yapacağı dünden belliydi.

İçimizdeki rum, ermeni ve yahudi artıkları. Ülkemizde chp' nin ihanetlerini destekleyen, Türk milleti tekrar ayağa kalkmasın diye bize sürekli tuzak kuran, batı devletlerinin uzak karakol görevi yürüten 10-15 milyonluk osmanlıdan kalan bir rum, ermeni ve yahudi artığı var. Hani sokaklarda LGBT yürüşleri yapan, alfabede ne kadar terör örgütü varsa onların özgürlüğünü isteyen, çav bella çalan, tencere tavayı elinden düşürmeyin, boğaziçi üniversitesini karıştıran, ülkede dikili bir taşı olmayan ama atam izindeyiz deyip ülkenin kendilerine ait olduğunu iddia eden bir kitle var ya, işte bunlar osmanlının en büyük hatası. Osmanlı kendisinden olmayanı içinde barındırmaması gerekiyordu. Barındırdı, onlarda ittihati terakkiyi kurdu ve hem osmanlının sonunu getirdi hemde yüz yıldır türklerin anasını ağlatıyor. Yükselmemize engel olan, her icratımızla dalga geçen, ellerine fırsat geçtiği her defasında milli ne kadar şirket varsa bunları kapatan, bizi yoksulluğa ve yokluğa mahkum kılan, bizi hor gören ve aşağılayan, değerlerimize hakaret eden bir kitle var ya, işte o kiltede bu kitle. Bunlar osmanlıdan kalan rum, ermeni ve yahudi artığı, bu topraklara yabancı türklerde, kafkaslardan, balkanlardan gelen türklerde bunların uşağı. Gayrimüslimler ne uyduruyorsa bu salaklar balıklama atlıyor. Örneğin kemalizim. "Ne biçim Türkleriz ki bizim ideolojimizi bir Yahudi yazıyor! Zira Yahudi Moiz Kohen (Munis Tekinalp) Kemalizmin ideoloğudur. Tıpkı Agop Dilaçar'ın Türk Dil Kurumu'nun başuzmanı ve Ermeni olması gibi" -Alev Alatlı. İçimizdeki bu rum, ermeni ve yahudiği artığı ve onların türk uşaklarınıda asla unutmayın ve bunları bir yere not ediniz. Onlar çünkü sizi unutmadı. Onlar geçen yüzyılki hesaplaşmanın yarıda kaldığına inanıyor. Geçen yüz yıl denize dökülmenin rövanşını almak istiyorlar ve bunun içinde izmir, istanbul her yerde örgütleniyorlar. O yüzden aman dikkat, rehavete kapılma ve yumuşaklık göstermek yok, istiklal savaşımız geçen yüz yıl bitmedi, yarıda kaldı, devamı bu yüz yıl devam ediyor. Onlara söyleyeceğimiz; örgütlene dursunlar, ege adalarına silah yığsınlar, abd dedeağaç'a büyük sevkiyatlar yapsın, ülke içinde örgütlensinler, bilsinlerki ama, bizde örgütleniyor ve hazırlanıyoruz ve ne halt işlediklerinide gayet iyi biliyoruz.

Şimdi gelelim size; Türk kimliğiyle gurur duyan sizlere ne oluyor? Siz neden bizden gibi görünen, ahmet mehmet ismini taşıyan gayrimüslimlerin gazına geliyorsunuz. Bu basit saldırılarda ülkenizin arkasında, devletinizin arkasında durmayacaksınızda ne zaman duracaksınız? Ben vatanıma namahrem elini değdirtmem diyorsunuz, ilk saldırı geldiği anda da oklarınızı düşmana değil kendi devletinize çeviriyorsunuz. Aslında şükretmeniz gerek, çünkü size ancak dolar üzerinden saldırmayı cüret edebiliyorlar. Siz ama öylesine şeref ve onurdan yoksunsunuzki bunu bile göğüsleyemiyorsunuz. Yüz yıl öncesi atalarımız yalın ayakla bu devleti savunmuş, kurşunlara göğüslerini siper etmiş, günümüzde ise Allah böylesine bir yükü omuzunuza bindirmemiş, size sadece bir kağıt parçasıyla saldırılmasına müsade etmiş, bu saldırı gerçekleştirilirkende rahatınızdan birşey almamış, bir eliniz avm'lerde diğer eliniz iphone'da, bu şartlarda dahi o çok basit saldırıyı, bir kağıt parçasıyla yapılan saldırıyı göğüsleyecek vatanseverlikten ve milliyetçilikten yoksunsunuz. Ne diyelim şimdi size? Ne söylesek az. Siz şükredin erdoğan ve AK Parti gibi layt ve ezik bir parti iktidarda, dilediğiniz gibi ülkeye ihanet ediyor, dilediğiniz gibi cirit atıyorsunuz.
Örneğin; herkes stokçuluk yapıyor. Neden çünkü bir cezai müeyyidesi yok. Gıda, otomobil vs vs vs her yerde stokçuluk, neden çünkü devleti takan kimse yok. Biliyorlar çünkü yırtacaklarını, kendilerine birşey olmayacağını. Örneğin marketler, cezayı yedikten sonra dahada çok fiyat artışına gittiler. Devlete kafa tutma cüretini bunlar nereden alıyor? Bir buçuk yıl öncesi adamlara soruşturma izni açılmış, birileride bunu sümen altı etmiş, soruşturma açıldığı bugünlerde ortaya çıkıyor. Bürokrasi içinde bu dosyayı kimler sümenaltı ettiyse, bu cüreti işte oradan alıyorlar. Birileri başkalarının dosyalarını takip ederken, devlet adına takip eden kimse yokmu? Yok. Nasıl başıboş yönetildiğimizi buradan çıkarabilirsiniz. Verdikleri cezalarıda yargı yıllara yayarak savsaklıyor, bu işin üstünü örtüp gidiyor. Ülkemizde devleti takan kimse kalmamış. Kendi kurduğumuz devlette artık kimse bizi akaya almıyor, sabah akşam bizimle dalga geçiyor bize tehdit savuruyor ve kazık atıyorlar. Devlet otoritesi diye birşey kalmamış. Her türlü ihaneti, tehdit ve hakareti yapıyorlar, sinsi bir sürat ifadesiyle özür dilerim dedikleri anda salıveriliyorlar. Ülkemizde yapılan kötülük, yapanın yanında kar kalıyor. Nasıl bu hale düştük?

Ezik ve korkakların iktidarı. Ezik ve korkak tipler tarafından yönetildiğimiz için herkes bize koyuyor. Bunu kabullenin, devletimizi takan kimse kalmadı. Örneğin; thodex vurgunu. Vatandaşlarımızın 2 milyar dolar civarında dolandırıldığı söyleniyor. 2 milyar veya 1 milyar, dolar değil tl olsun, bizim merak ettiğimiz; makamı ne olursa olsun, kişinin hesabında 10 milyon tl üstüne geçerse, o hesabı devlet neden takibe almaz? Keza çiftlik bank, burada da milletimiz 500 milyon tl dolandırıldı. Koç değil sabancı değil, sıradan soytarıların hesabında anormal para hareketlilikleri görünmeye başlandığında neden devlet devreye girmez, müfettişler harekete geçmez? Hocam işlerini yapmıyorlar diyorsanız, 20 yıldır iktidardasınız kurumların çalışmadığını yenimi öğrendiniz, çalışmıyorsa ya lavh edin, lavh edemiyorsanız dıştan kotrol mekanizmalarını siz kurun, çünkü bunun hesabını Allah sizden soracak. Örneğin; chp belediyeleri işçi kıyımı yaptı, yerlerinede yabancı istihbarata çalışan, fetö ve pkk'lı teröristlerle doldurdular, devlette bunu seyretmekle yetiniyor. Yarınlarımızda da bir iç karışık yaşandığında, ilk ayaklanmalar chp'li belediyelerde yaşanılacak, sonrada devlet bu hendekler bu örgütlenme bu silahlar nasıl bu şehirlere girdi diye ağlayıp sızlayacak. Halbuki başımızda bir devlet olsaydı ne yapardı, o işciler işten çıkarıldığı gün belediye başkanına bir ziyaret gerçekleştirir, hani sizin genel başkanınız seçim öncesi herkesi kucaklacağız kimseyi işten çıkarmayacağız size namus sözü veriyorum demişti, o işcileri geri almanız için size 24 saat mühlet veriyorum der, sonrada devletin tüm imkanlarıyla o belediyeyi basardı. Bizdekiler ezik olduğu için ama, herkes masanın altına saklanıyor. Unutmayınız, devletin görevi ne pahasına olursa olsun milletini ve devletini korumak. Örneğin; her gün chp belediyelerinin usulsuzlüklerini, belediyeye ait şirketleri nasıl batırdıklarını, ihaleleri yandaşlarına nasıl peşkeç çektiğini okuyoruz. Bunlar milletin malını carcur ederken devlet nerede? Seyretmekle yetiniyor. Yıllarca hdp gençleri dağa kaçırırken seyrettiği gibi. Yok arkadaşlar yok, bunlardan bir halt olmaz, olmadı ve olmuyorda. Bunlar yönetimde olduğu müddet bize sabah akşam koyarlar, koyuyorlarda. O yüzden chp'yi anlamıyoruz ya, erdoğan gitsin diye uğraşıyorlar, halbuki erdoğan kalması için uğraşmaları gerek, erdoğanı baş tacı yapmaları gerek, çünkü erdoğan yönetimi altında istedikleri ihaneti yapıyor, sınırsız özgürlüğü sahipler. Başka hiçkimse bunların bu şımarıklığına bu ihanetlerine göz yummaz. Nacizane tavsiyemiz, olabildiği kadar erdoğana sahip çıksınlar. Kaldıki malı götürmenin yolunuda bulmuşlar; erdoğana diktatör deyiveriyorlar, erdoğanda ben öyle değilim diye kendini kanıtlamaya çalışırken, bunların her türlü usulsüzlüğüne gözü yumdular da yumdular. Ülkemizdeki özgürlük anlayışı genişledikçe genişledi. Örneğin; öğretmenler atatürk fotoğrafının önünde çocukları secde ettiriyor. Özür dilerim dedikleri anda salıveriliyorlar. Yapılan iş aslında çok büyük bir cezai yaptırım gerektiriyor, dini anlamda büyük günah olduğu için değil, bir uyuşturucu satıcısı gibi nesilleri bozduğu için. Bir özürle ama bunlar salıveriliyor. Bir sonraki yıl yine bir kaçı çıkıyor ve daha fazlasını yapıyor. Bunlara ağır bir ceza kesilse, tekrar birisi bunu yapma cüretini gösterirmi? Hayır. Yok yok arkadaşlar, bizim eziklerden adam olmaz. Örneğin; miting düzenliyorlar ve çarşafla dalga geçiyorlar. Bir özürlede salıveriliyorlar. Bir sonraki yıl yine ve daha çirkinini yapıyorlar. Aydın ve kültürlü gibi görünen bu azgın tayfanın özel hayatına bir göz attığınızda, sabah akşam insan hakları, demokrasi ve özgürlükten bahsettiklerini görürsünüz. Ne hikmetse ama, özel hayatlarından dışarıya çıktıklarında kendileri için hayal ettikleri o özgürlüğü, kendileri dışındakilere tanımıyorlar. Erdoğan bizim yaşantımıza müdahale ediyor diyorlar, ne hikmetse ama onlar sabah akşam başkalarının yaşantısına müdahale ediyor. Üstüne biz üstün olduğumuz halde bunu yapıyorlar. Birde onların iktidarda olduğunu düşünün? Vay halimize değilmi. Ne yaparlar ne yaparlar. Zaten yapacaklarınıda açık açık söylüyorlar, asmakmı dersiniz, şirketlerimize ve medyamıza el koymakmı, bizi sürgün etmekmi dersiniz, bize yapmak istedikleri onca fantezileri var. Bunlarda bu cüreti n
ereden alıyor, başımızdaki eziklerden. Başımızdaki ezikler nerede hata yapıyor? "Allah, din uğrunda sizinle savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara karşı adil davranmanızı yasak kılmaz; doğrusu Allah adil olanları sever" (Mümtehine Süresi; 8). İçimizdeki hainler dinimizle uğraşıyormu; uğraşıyor, bizi topraklardan çıkarmak için uğraşıyormu; uğraşıyor. Bize bu kötülükleri yapan ve yapmaya ant içenlere karşıda AK Parti ne yapıyor; iyilik yapıyor ve hoşgörü gösteriyor. Bunada ne denir? Ya takkiye denir ya da ezik. Örneğin; iran takiyye yapıyor, persler hatta bunu inançlarının bir parçası haline getirmiş. Bizimkiler ise ezik. Size kötülük yapanlara siz savaş açmıyorsanız, onlara hoş görü gösteriyorsanız ya korkaksınız ya da ezik. Erdoğanın korkak olmadığını görüyoruz, o zaman eziksiniz. Adalet bakanı, dış işleri bakanı, erdoğan vs bunların karakter analizini yaptığımız zaman, zaten bunların her yerinden eziklik aktığını net görebiliyoruz. İşte o yüzden başımızdakilere ezik diyoruz! Onlar yine şükretsin biz sadece ezik diyoruz, Allahsa zalim diyor. Dinimizle uğraşanlara, bizi bu ülkeden kovmaya çalışanlara dostluk ve hoşgörü gösterenlere Allah zalim diyor. "Allah, sizi ancak, sizinle din konusunda savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için destek verenleri dost edinmekten men eder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir" (Mümtehine Süresi; 9).

AK Parti çok fena batacak. Bunu anlayın artık, AK Parti iktidarda olduğu müddet bize sabah akşam koyarlar ve koyuyorlarda. Yunan dış işleri bakanı ülkemize geliyor bize posta koyup gidiyor. Batı elçilikleri kendi ülkemizde bize posta koyuyor, bir özürle konu kapanıp gidiliyor. Sabah akşam AB ve ABD bize parmak sallıyor, bizse kapılarında uslu uslu beklemeye devam ediyoruz. Size parmak sallayanın kapısında beklemeyede (AB üyeliği) ne denir? Eziklik denir. Ülkemizi bölmek için sabah akşam fitne yayanların bir parçası olmak için, idam cezasını yani Allahın bir emrini dahi yerine getirmeyenlere ne denir? Ezik denir. Bizim ezikler devleti yönetmenin istanbulun alt yapısını onarmak gibi basit olacağını sanmış. Ülkenin altyapısını onarırsam herkese barış mesajları verirsem mutlu geçinir gideriz demiş, kolları sıvamış ve ilk günden itibaren ülkeyi bir şantiye alanına dönüştürmüş.
Bunlar devleti yönetmenin sağa sola şantiyeler kurmaktan ibaret olduğunu sanıyor. Veriyorlar ihaleleri, iş bitinceye kadarda yan gelip yatıyorlar. AK Parti bir inşaat partisi. Bunlara son 20 yıl içinde ne yaptınız diye sorsanız, size inşaat dışında birşey sunamazlar. Örneğin; özgürlük getirdik deseler, özgürlüğün şirazesini kaçırdılar. Artık pkk'lı olmak ve fetöcü olmak suç olmaktan çıktı. Vatana ihanet etmenin, milletin değerlerine sövmenin özgürlük olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Örneğin; başörtüsü serbestisini getirdik deseler, ülkemizde anne olmak isteyen bir genç kız bırakmadılar. Doğum oranımız 2'nin altına düştü. Ahlaklı namuslu bir kız bırakmadılar ülkede. Demek kadının önünü açtığında bu hayrla sonuçlanmıyormuş. Örneğin; pkk'yı dağdan sildik deseler, ana muhalefet partisini pkk'ya kaptırdılar. Terörü dağdan sildiler, meclise soktular. FETÖ'yü ortadan kaldırdık deseler, doğru değil, bunu kendileri yapmadı, millet yaptı. Bu millet 15 temmuzda fetöcü teröristleri yakasından tutup devlete teslim etti. Ya sonrası? AK partinin ezikleri fetöden hesap sormayı dahi beceremedi. Üstüne ip adı altında bir parti kurmasına izin verdiler. Kısacası nereye el attılarsa içine ettiler. Bizde diyoruzki inşaat mühendisiyseniz inşaat alanına girin, devlet yönetimine değil. Boylarını aşan işlere giriştikleri çok açık. Neden başarılı görünüyorlar, o zaman?

Kaderi okumayı öğrenin. Bakınız; Allah birşeyin yükselişini takdir ettiği zaman kimse ona engel olamaz, çöküşünü takdir ettiği zamanda bunu kimse durduramaz. Bu zamana kadar Allah AK Partinin yükselişini takdir etmişti, çünkü İslamın yükseliş dönemine denk geldiler. Bu süre içinde kim iktidarda olsady başarılı olurdu. O yüzdende her olumsuz olay lehlerine döndü. Ne zamana kadar? İstanbul seçimleri öncesine ana kadar. İstanbul seçimleriyle birlikte, Allah AK Partinin çöküşünü resmen başlattı. Bundan sonra ne yapsalar iflah olmazlar. Neden, ne hatası yaptılar? İstanbul seçimlerinde yaşanılanlar aslında çok ibretlik, bunların 20 yılını bir seçimde çok güzel özetleyen, Allahın neden bunların biletini kestiğini bize gösteren çok güzel bir vaka çalışması. Örneğin; gözlerimizin içine baka baka yüz yılın hırsızlığını gerçekleştirdiler, istanbul gibi bir göz bebeğimizi çaldılar, Ak Partide bunu sadece syretmekle yetindi, kafalarını kuma gömdüler. Bunların 20 yıllık iktidar sürecide böyle geçti, fetöcü savcı ve hakimler ülkede terör estirirken, nice yuvalara acılar düşerken bunlar sürekli kafalarını kuma gömdü ve seyretmekle yetindi. İstanbul seçimlerinde bu hüsrana bu tarihi kazığa izin verenleri AK Parti milletvekilliği ile ödüllendirdi, son 20 yıllarında da bunlar bunu hep böyle yaptı, birliğimizi bozmayalım dediler ve yanlış ve hata yapanları tasfiye etmediler, bir üst makama atayarak hep ödüllendirdiler. Sonuç; partinin ve devletin üst kadroları sicili başarısızlık, beceriksizlik ve korkaklık, her sorunda masanın altına saklanan ezik ruhlu yöneticilerle dolu. Erdoğan yalnızsınız diyorsunuz ya, işte bunun nedeni kendisi. Her seçim sonrası kadroları yenileyim diyor, sonrada eskiler yenilere rehberlik etsin diyor ve tüm yenilenmenin içine ediyor. O
bolzumuş eskiler daha çok partinin kılcal damarlarına giriyor. "Başınıza gelen her musibet kendi ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür" (Şura Süresi; 30). Yani kendi eliyle kendi sonunu getiriyor. Bu arada bu hırsızlığı yapan il ve ilçe seçim kurullarından da hesap sorulmadı. Bu da keza bunların son 20 yılıının çok güzel bir özeti, yapılanın yapanın yanında kar kalması. Bu yanlışlarada Allah bir yere kadar göz yumdu, sonrada bunların defterini dürdü. İstanbul seçimleride bu çöküşün başlangıcıydı. Bu zamana kadarda bunların başarılı görünmesi kendileriyle ilgli değil, İslamın yükseliş döneminde yaşamanın rüzgarını arkalarına almalarıyla ilgili. Ne yanlışı yapsalar, kader olayları lehlerine döndürdü. Zaten bir ülkenin doğru yönetilip yönetilmediğini nereden anlarsınız, o ülkenin ne kadar kriz yaşayıp yaşamadığından anlarsınız. Bir ülke sürekli bir krizden diğerine sürükleniyorsa, bilinki o ülke doğru yönetilmiyor. Bize inanmak zorunda değilsiniz, ama gözünüzü açıp ülkenizin yaşadıklarına inanmak ve burada birşeylerin doğru yapılmadığını analiz etmek zorundasınız.

Hocam ama her yerden saldırıyorlar, diyorsanız; son on yıldır faiz ve dolarla uğraşıyoruz, buradan gelen tehditleri berteraf etmenin yolunu bulmak için, bu 10 yıl yeterli bir süre değilmiydi? Örneğin; son 10 yılda iki defa anayasa değişikliğine gidildi ve yine gidilmeyi düşünülüyor, bir işi doğru yapmak içinde kaç defa denemeniz gerekiyor? Örneğin; 10 yıldır stokçularlar uğraşıyoruz, bunun önüne geçmek için bu süre yeterli değilmiydi? Dikkatinizi çekiyoruz, son 10 yılı baz alarak sizi eleşitiriyoruz, muktedir olduğunuz süreyi dikkate alarak. Siz eğer bu süre içinde, en basiti
gıda ve döviz üzerinden gelen saldırıları berteraf etmenin yolunu bulamadıysanız, gidin arkadaşlar gidin. Örneğin; babacan ve şimşek gibilerin londranın malı olduğu ilk günden belliydi, siz hem bunları yıllarca ekonominin başında tutar hem faiz indirimi derseniz, bu ne perhiz ne lahana turşusu derler size. Örneğin; ben gençliği 2071 hazırlıyorum deyip milli eğitimi ve kültür bakanlığını iki koyu kemaliste devretmek gibi birşey bu. Demezlermi bu ne perhiz ne lahana turşusu. Onca milli eğitim bakanı ve müfredat değişikliğini gittik ama beceremedik, siz deneyin dediler ve verdiler ülkenin gençliğini kemalistlere. Anlayacağınız, bunlardan bir halt olmaz, olmuyorda zaten. Bunlar sadece inşaatlarla gözünüzü boyuyor o kadar. Üzücü olan, bir milletin bir yöneticide aradığı kriterler bu kadar düşük olmamalı. Bu millet ülkesini satmayan, yolsuzluk içinde olmayan, bu milletin değerlerini aşağılamayan bir lidere o kadar aç kalmışki, kafa varmı yokmu bu işi kaldırırmı kaldırmazmı buna bakmıyor, basıyor oyunu. Muhalefet neden iktidara gelemiyor, sebebi bu; milli ve yerli değiller, millette bunu görüyor. Fakat bir ülkenin yönetimine aday olmak içinde kriterler bu kadar basit olmamalı, toplumun aradığı o özellikler bu işin zaten olmazsa olmazı, bir futbolcunun koşması gibi, devleti yönetmeye aday olanlar milli olmanında ötesinde birşeyler sunmalı, örneğin akıl. Bunlarda da maalesef akıl yok. Örneğin erdoğan zeka konusunda çok zayıf birisi, çok rahat kandırabiliyorsunuz. Bunlar aslında çoktan gidecektide, kader her becerisizliklerini her hatalarını sürekli lehlerine çevirdi. Neden, çünkü Allahta erdoğan sonrası için hazırlık yapıyor. Allahın hazırladığı kişinin çıkışı içinde henüz vakit gelmedi. O zamana kadarda Allah, alın erdoğanı ve üzerinde güle güle tepinin diyor. Kaderin böylesine, olayları sürekli bunların lehine döndürmesi bunların açısından hayrmı şermi o da ayrı bir konu; örneğin kerameti kendinizden bilirseniz, bunlarda kendilerinden biliyor, o zaman hatalarınızdan ders çıkarmazsınız. Kader bir defa kıçınızı kurtarır iki defa, sonrada fena tokadı yapıştırır. Madem bu işi beceremiyorsunuz neden devleti yönetmeye kalkıştınız der ve kaderin akışına uygun olanları iktidara getirir. Örneğin; kader batının çöküşünü sizinde yükselişinizi takdir etti. Siz ama olabildiği kadar batıya yapışırsanız, kader sizi nasıl yükseltsin, batıyı nasıl çökertsin? Mümkün değil. Batıya çökertmek istese sizde çökersiniz, sizi yükseltmek istese batıda yükselir, sonuçta birbirinize göbekten bağlısınız. O zaman kader napar; sizi tasfiye eder, batıya yapışık olmayan birini ülkenin başına getirir. Uzun lafın kısası,

Bunlar ülkeyi batırıyor bizden uyarması. Batırıyor derkende biz ekonomiden dolardan bahsetmiyoruz; ülkemizi bir açık alan hapishanesine dönüştürmelerinden (örneğin suç makinelerine karşı kalıcı çözüm sunamamak), ülkemizi hainlerin mesken kurduğu bir ülkeye dönüştürmelerinden, devletin kurumlarını ittihati terakki artığı derin devlet yapılanmalarından temizlememelerinden, devleti olabildiği kadar göbekten batıya bağlamalarından ve ülkeyi vahşi batıya dönüştürmelerinden bahsediyoruz. En basiti ne kadar vatan haini varsa bir yerlerden toplayıp ülkeye getiriyorlar. Bir kaç yıl içinde de onbinlerce fetöcü, pkk'lısı, uyuşturucu satıcısı hapisten çıkacak, bunlarında rahat duracağına inanan varmı aranızda? Sınırdan kaçmak isteyenleri dahi yakalıyor, nereye gidiyorsunuz, siz bu ülke için bir değersiniz, lütfen bizi terk etmeyin diyoruz, sonrası bunları bir müddet hapiste en güzel şekilde ağırlıyoruz, sonrada yarıda bıraktıkları ihanetleri tamamlamaları için vatana salıveriyoruz. Öyle bir ülkeyizki uyuşturucu baronlarını yakalıyor altın tepside ülkelerine iade ediyoruz, o ülkede daha fazla kötülük yapmaları için. Ülkemizde hergün birileri bıçaklanıyor birileri kurşunlanıyor ve bunların her biri bir suç makinesi çıkıyor, sonrada mahkemelerden salıveriliyorlar? Soru şu; biz güçlüyken iktidardayken bu millete kalıcı çözümler sunmayacaksak, ne zaman sunacağız? Neden suç makinelerini, uyuşturucu satıcılarını, pkk'lıları, fetöcüleri, vata hainlerini ülkemizde barındırıyoruz? Neden caydırıcı yasalara sahip değiliz? Bugün güçlüyken muktedirken bunları yapmayacaksak ne zaman yapacağız? Ya
bu fırsatı Allah bir daha elimize vermezse?

Elimizdeki imkan düşmanlarımızda olsaydı. Bu imkan düşmanlarınızın elinde olsaydı değerlendirirlermiydi? Hemde nasıl. Örneğin; chp belediyeleri. Seçilir seçilmez herkesi kovdular ve kendi adamlarını yerleştirdiler. Neden bunu yaptılar? Kalıcı olmanın yolu bu da ondan, örgütlenmek. Güçlü olmanın yolu bu da ondan, kendinden olmayını elemek. Adamlar işini biliyor, o yüzden yüz yıllarca güçlü kalmayı ayakta kalmayı beceriyorlar. Biz ne yapıyoruz? Tüm ümitlerimizi bir lidere bağlıyoruz. O ayakta kalırsa bir adım ileriye gidiyoruz, o vefat ettiğinde on adım geriye. Örgütlenme sıfır. Kendimizden olmayanlarıda elemeyi bırakın, onlara öyle hoşgörü gösteriyoruzki sadrazam yapıyor ülkenin en üst mertebelerine getiriyoruz. Onlarda ne yapıyor? İçten bizi zehirliyor ve deviriyor. Tarih boyunca bu hep böyle olmuş ve ne hikmetse bizde bundan hiç ders çıkaramamışız. Kendimiz dışındakilere güvenmemeyi öğrenememişiz. Örgütlenmeyi hiç becerememişiz. Allah kıssas demiş, onlar ne yapıyorsa sizede aynı hakkı veriyorum demiş, bizse Allahtan daha merhametli ve daha adil olmaya çalışmışız. Sonuç? İkide bir içten ihanete uğramışız ikide bir yeni bir devlet kurmak zorunda kalmışız. O yüzden, hainlere acımayın ve merhamet göstermeyin, gösterirseniz siz acınır hale gelirsiniz. Bunuda daha önce kimden duymuştunuz; erdoğandan. İlginç olanı erdoğanda bu sözü söylüyor, ama maalesef gereğini yerine getirmiyor. Neden? Herkes tarafından sevilme dürtüsüne sahip her yere şirin görünme derdinde. İslam alemi sevsin, batı sevsin, kemalistler sevsin muhafazakarlar sevsin, her yere oynuyor, öyle bir dünyada yok. Kendisi iyinin tarafındamı kötünün tarafındamı, bu seçimini henüz yapmış değil. İyinin tarafında görünüyor, kötüyle ama içli dışlı. İlahi düzende de böyle bir şey yok. İlahi düzende iyi ile kötü asla bir arada olamaz. "Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse o onlardandır. Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez" (Maide Süresi; 51).

Hocam küresel dünyada batıyla işbirliği kaçınılmaz, herkesle iş yapmak zorundasınız diyorsanız; yapabilirsiniz ama dost olmak zorunda değilsiniz, onların bir parçası olmak için kapılarında beklemek zorunda değilisiniz. Putin gibi ağır abi oynarsınız geçer. Hocam ama o zamanda diktatör derler, diyorsanız; zaten söylemiyorlarmı? Kaderinizde o varsa bundan kaçış yok, yoksada neyden korkuyorsunuz. Sizin tek sorumluluğunuz Allaha karşı. Siz doğru olanı yapmakla mükellefsiniz, başkalarının ne söylediğinden sorumlu değilsiniz. Örneğin;
AB üyeliği, batıya üye olmak için erdoğan idam cezasını getirmedi. Sağcısı solcusu bunu istemesine rağmen getirmedi. Ne oldu sonrası? Yine batıya yaranamadı. Mülteci olsun, libya olsun, yunanlarla çatışma olsun, şu olsun bu olsun hep alttan aldı ve batıya yaranmaya çalıştı. Yaranabildimi? Hayır. Yaranmak için ne yaptıysa, yinede diktatör damgasını yemekten kurtulamadı. Şimdi oradan kazığı yedimi? Diğer tarafı, Allahıda kaybetti. Batıya şirin görünmek için Allahın bir emrini yok saydı, örneğin idam cezası. Bu daha üzücü değilmi? Nasıl çıkacak şimdi Allahın huzuruna? Keşke batı ne derse desin, benim sorumluluğum Allaha karşı deyip ilk önce Allahı mutlu etmenin yollarını arasaydı. Artık yapacak birşey kalmadı. Bir gün dersini alır, o zamanda iş işten geçmiş olacak. Örneğin; neden ülkemizin toprağı ve şirketleri satışa çıkarılıyor, bunu gözetleyen denetleyen bir devlet aklı yokmu? Daha kısa zaman öncesi banvit yabancılara satıldı. Ya sonrası? Tavuk etinde sabah akşam bu millete operasyon çekiyorlar. Demek şirketlerinizi yabancılara sattığınızda size koyuyorlarmış. Hocam bunları takip eden devlet kurumları var diyorsanız; arkadaşlar, 20 yıldır iktidardasınız, kurumların işlemediğini daha anlamadınızmı? İşleyenlerde bu devlete değil başkalarına çalıştığını henüz anlayamadınızmı? Ya o kurumları tasfiye etmeniz gerektiğini ya da dıştan siz kontrol etmeniz ve denetlemeniz gerektiğini henüz anlayamadınızmı? Bunada derin devlet denildiği, yani sizin milli ve yerli bir derin devlet kurmanız gerektiği, aksi takdirde her yüz yılda bir istiklal mücadelesi ve yeni bir devlet kurmanız gerekeceğini henüz anlayamadınızmı? Kocaman devlet adamları, her birininde profesör ünvanına sahip danışmanları var ve bunlar devleti biz yöneteceğiz diye er meydanına atılmış, her biride iktidar partisinin farklı makamlarında görev yapıyor, bunlara devlet nasıl yönetilir bizmi öğreteceğiz. Devleti yönetmeyi bilmiyorsanız neden bakanlık için milletvekilliği için birbirinizle yarışıyor, binbir çeşit insanı araya sokuyorsunuz? Bunun çok ağır bir sorumluluk olduğu, ülkede haksızlığa uğrayan her bir bireyin hesabı sizden sorulacağını bilmiyormusunuz? Demek bilmiyorlar. Neyse, gördüğünüz gibi derdimiz çok. Gidişat hiçte hayra alamet değil. Aşı bombası patladığında, haktan gibi görünen bir partiyi (AK Parti), nasıl olurda Allah böylesine rezil ve rüsvay edici bir çöküşe mahkum bırakır, bununda detaylarını ileride anlatırız. Bu ezikler gittiğinde ve gitmelerinede çok az kaldı, o zaman herkesle hesaplaşmada gerçekleşir inşallah. Allahın size indireceği beladan (aşı musibeti) kurtulmayı, hayatta kalmayı başarırsanız tabii ki.