• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        



Haftanın Yazısı: Cehennem nedir nerede ve nasıl görünüyor? Bu konuya levh-i mahfuzla ilgili yazımızda kısaca değinmiştik, fakat konu cehennem olduğu için kendi başlığı altında bir yazı hakettiğini düşündük. Önceden konuyla ilgili kısa bilgi alanlar için bu güzel bir tekrar, önceden okumamış olan okurlarımız içinde aydınlatıcı bir yazı olur inşallah. Şimdi; merak ediyorsunuzdur bu tür bilgilere nasıl ulaştığımızı, emin olabilirsiniz bize gayptan bilgi üfleyen varlıklar yok, tek özelliğimiz iyi bir gözlemci olmamız. İçinde yaşadığımız düzenin, kendi bedenimizin, kullandığımız teknolojilerin öylesine yaratılmadığını, bunun altında çok daha farklı nedenler olması gerektiğine inanıyoruz ve o doğrultuda kendimizi ve hayatımızı gözlemliyoruz. Tüm sırrımız bu, ve tabiki hekim olarak pozitif bilimlere vakıf olmamız ve Kur'an-ı Kerimi yıllarca anladığımız bir dilde (türkçe meali) okumamız bu araştırmalarımızı mümkün kıldı. Size sunduğumuz bu bilgilerin altında merak ve bol emek dışında bir sır yok. Örneğin cehennemle ilgili bu bilgilere nasıl ulaştık; levh-i mahfuzun kalbimiz olduğu, nefsimizin sinir sistemi olduğu, büyük beyninse arşı andırdığını daha önce tespit etmiştik, buradan yola çıkarak, ahiret hayatındaki mekanlarla bedenimizdeki parçalar arasındaki bezerlik bunlarla kısıtlı olmaması gerektiğini düşündük ve hekimlik bilgilerimizden de yararlanarak bedenimizdeki diğer bölgeleri araştırmaya koyulduk ve bak görki, bedenimiz tamamıyla ahiret hayatı doğrultusunda yaratılmış. Size veda etmeden önceside Rabbimin izniyle cennet, cehennem, mahşer alanı ve yeryüzü, bu mekanların her birini sizler için deşifre etmek istiyoruz. Bu yazı dizilerimiz bize göre bilginin nirvanası yani en üst noktası, bizde en üst noktadan bize yakışır şekilde sizlere veda etmek istiyoruz. Bu arada, henüz sizden ayrılmıyoruz, bir çok okurumuz bize mesaj attı, içiniz rahat olsun, henüz aşılar ters tepmedi, aşılar ters tepinceye kadar sizinleyiz inşallah, ama yavaş yavaşta vedaya hazırlıklı olalım diyoruz. Örneğin yazılarımızı faydalı buluyorsanız, yazılarımızı kopyalın ve kendi platformlarınızda paylaşın. Bizim açımızdan helali hoş olsun. Önemli olan biz değil, bilginin kendisi ve bilginin paylaşımı.

Değerli dostlar; cehennem bir gizem, kimse ne olduğu nasıl göründüğü hakkında fikir sahibi değil, kimse ahiret hayatında bizleri neler beklediğini bilmiyor, biz bu yazı dizilerimizle bu bilinmeyenlerin üzerindeki perdeyi kaldıracağız, sizin için daha anlaşılır kılmaya çalışacağız inşallah. Kimse ahiret hayatında kendisini ne beklediğini bilmiyorsa, biz nereden biliyoruz? Ahirete gidip geldikmi? Hayır. Nereden biliyoruz o zaman; Allahu Teala ahiret mekanların muadilini insan bedenin içine yerleştirmiş, insan bedenini incelememiz sonucu bunları biliyoruz. Ataistler sürekli der ya, sen ölüpte yenidenmi dirildin, ölüm sonrası bizi ne beklediğini nereden biliyorsun derler ya; işte Allahu Teala böylesine bahanelere sığınmamamız için insan bedenini ahiret mekanları doğrultusunda var etmiş. Ahirete gidip gelmediysek, ahiret mekanlarını nereden biliyoruzda organlarımızın ahiret mekanlarına benzediği iddiasında bulunabiliyoruz? Ahirete gidip gelmedik ama elimizde ahiret mekanlarını ve orada bizi nelerin beklediğini anlatan Ayetler var, bizde o Ayetleri inceledik ve o Ayetlerde ahiret mekanların tanımı yapılırken bu tanımın bedenimizdeki organlarla uyuştuğunu farkettik. Sonrası b
ütüne baktık ve gördükki organlarımız ahiret hayatındaki mekanların birebir aynısı. Sizlere örnekler vereceğiz, bu örneklerden sizde inşallah olayı net göreceksiniz. Neden bu konuları ele alıyoruz ve almak zorundayız? İnançsızlığın en büyük nedeni insanların ahiret hayatını beyinlerinde tasavvur edememeleri. Eğer insanlar ahiret hayatını birazcık hayal edebilse, ne olduğu nasıl göründüğü gibi, o zaman ahiret hayatına inanmak bu insanlara o kadarda uçuk gelmeyecek. Biz ahiret mekanlarıyla ilgili bu yazıları kalem aldık, çünkü ahiret hayatına inanmanızı istiyoruz. İnanmanızı sağlamak içinde beyninizde o mekanları canlandırabilmeniz gerekiyor. Eğer ahiret mekanlarını beyninizde canlandırabilmenizi sağlarsak, o zaman bir gün o mekanlara gitme inancı size o kadarda uçuk gelmez. Kişiye birşeyi tanıtırsanız, o şey kişiye yabancı olmaktan çıkar. Bu yazılarımızlada ahiret mekanlarıyla sizi tanıştıracağız inşallah. Sizleri ahiret hayatıyla tanıştırırkende bunu sizin anladığınız dilden yani pozitif bilimler üzerinden yapacağız. Hani hep pozitif bilim diyorsunuz, ben bilim dışında birşeye iman etmem diyorsunuz ya, bugün size bilimin diliyle cehennemi anlatacağız. Umarız arzu ettiğiniz ilhamı alır ve umarız artık inançsızlığınıza bilimi kalkan olarak kullanmazsınız. Allahu Teala birşeye inanmak için o şeyi hayal edebilmenin ne kadar önemli olduğunu bildiği için bize kıyak geçmiş, bizleri farklı parçalardan yaratırken bunu ahiret hayatındaki mekanlar doğrultusunda yaratmış. Dolayısıyla bedenimizi çözersek ahiret mekanlarınıda çözmüş oluruz. Bu yazı dizilerimizde sizleri insan bedenin içine götürerek sizleri ahiret mekanlarıyla tanıştıracağız. Bu bilgiler dünyada bir ilk, ilk defa insanoğlu cehennemin görünüşü hakkında bilgi sahibi oluyor, umarız yazımızdan arzu ettiğiniz ilhamı alırsınız. Konumuza giriş yapmadan öncesi evrimcilere laf çakmadan olurmu, olmaz, gelin birlikte onlara bir kaç laf çakalım, onları şamar oğluna çevirelim......

Evrimciler. Ne diyorlar, herşey tesadüfen ve kendiliğinden ortaya çıktı diyorlar. İnsan bedendeki organlarla, Ayetlerde anlatılan ahiret mekanları arasındaki ortak noktaları görünce sizce iddialarından geri adım atarlarmı, yeryüzünün tesadüfen ortaya çıkmadığı, arkasında ilahi bir tasarıcı olması gerektiğine inanırlarmı; sanmıyoruz. Onlar bu tür ilhamlardan mahrum bırakıldı, onlar maymundan türediklerine inanmaya devam ede koysun, siz ama bedendeki organlarla ahiret mekanları arasındaki benzerliği gördükten sonra, insanın tesadüfen ortaya çıkmadığını, ahiret veya yeryüzü farketmez, tüm yaratılışın birbiri ile ahenk içinde yaratıldığını, bu uyumun arkasında mutlaka bir yaratıcı bir üst aklın olması gerektiğini lütfen görünüz. En basiti, eğer yeryüzünde hayat tesadüfen oluştuysa, nasıl oluyorda organlarımız kitaplarda anlatılan ahiret hayatı mekanlarını andırıyor? Bunada tesadüf demezsiniz herhalde. Onlarıda mikroplar var etti demezsiniz herhalde. Varsayalımki dediniz, nasıl oldu da yeryüzü ile uyum içinde? Yeryüzündeki mikrop ile ahiret mekanındaki mikrop nasıl birbiri ile iletişime geçti ve birbiriyle uyumlu mekanlar var etti? Değerli dostlar; e
vrimciler olaylara sadece kendi boyutundan (mikrop) bakar, çünkü mikropların dışına çıktıklarında tüm tezleri çöküyor. Örneğin; varsayalımki mikroplar canlıları ortaya çıkardı, meyve ve sebzelerin faydalı oldukları organların görünümünde olmasını nasıl izah edeceksiniz? Bir çevizi ortaya çıkaran mikrop, beyinden nereden ve nasıl haberdar oldu, beyini oluşturan mikropla nasıl iletişime geçtide beyin görünümünde ve beyine fayda verecek içerikli bir çeviz ortaya çıkarabildi? Örneğin; canlılar çiftler halinde var edilmiş. Eğer canlıları mikroplar ortaya çıkardıysa, o zaman erkeği inşa eden mikrop gurubu ile dişiyi inşa eden mikrop gurubu nasıl iletişime geçti, diğerinin cinsel organından nasıl haberdar olduda birbirine uyumlu cinsel organlar oluşturdular, bunuda trilyonlarca farklı canlı için kusursuzca yaptılar? Gördüğünüz gibi mikroptan bir kademe yukarı çıktığınızda kayış kopuyor, evrim teorisi çöküyor, herşey bir üst akla işaret ediyor. O yüzden evrimciler olaylara hep mikrop boyutundan bakar. Baktıkları içinde Allah nezdinde onlar birer mikrop. Siz ama lütfen daha iyi bilin, bu mikropların süslü kelimelerine kanmayın ve onlardan uzak durun. Aklınızda sorular olduğunun farkındadayız, onun içinde bu yazıları kaleme alıyoruz. Mikroba biat edenden, atasının maymun olduğuna inanandan size hayr gelmez, lütfen bu mikroplardan uzak durun. Biz inşallah sizlere doğruları açıklayacağız, bunuda Ayetleri ve bilimi kullanarak mantığınıza hitap ederek yapacağız. Umarız bu tür yazılardan arzu ettiğiniz ilhamı alır, yazılarımız daha çok inancınıza ve Allaha sarılmanıza vesile olur. Evrimle ilgili sorularınız varsa, evrim teorisi başlıklı bölümde yazılarımızı okumanızı tavsiye ederiz. Gelelim cehenneme; ne güzel bir geçiş ama değilmi, evrimden cehenneme, gelin birlikte bu evrimcilerin gideceği mekanı yakından inceleyelim.

Ağzımız. Ahiret hayatımız ağızda başlıyor. Bedenimizde mahşer gününü ağzımızın içi simgeliyor. Örneğin; dilimiz mahşer alanını ve mahşer gününde bizi simgeliyor. "O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi üzerimize aldığımız bir vaat olarak onu tekrar yaratacağız.
Şüphesiz ki biz (vadettiğimizi) yaparız." (Enbiya Süresi; 104). Kitapla ne yapılır; okunur. Okumayı kim yapar; dilimiz. Dilimiz okurken ne yapar; dürülür. Bu Ayet dilimize işaret ediyor, bu Ayetten anlayınızki mahşer alanı dilimiz. Bunun detaylarını mahşer mekanıyla ilgili yazımızda veririz inşallah, sizin bu noktada bilmeniz gereken, nasıl yeryüzü maceramız ağızla başladıysa (yasak ağaçtan yemek), ağızda da (ahiret mekanı) son buluyor. Devamı gelecek.....










araştırmalarımız

gayp ve insandaki yedi enerji şablonu


-2018
Fiziki bir beden olmadan kabir hayatı nasıl gerçekleşecek? İnsanlar bedenlerin sadece görünen boyuttan ibaret olduğunu sanıyor. Fiziki parçacıklardan ibaret olduğumuzu sandıkları içinde, fiziki bir bedenin olmadığı bir ortamda kabir hayatı nasıl olur bunu akıl erdiremiyorlar. Bugün bu yazı vesilesiyle onları aydınlatalım, fiziki bir beden olmadan kabir hayatı nasıl gerçekleşecek bunu onlara deşifre edelim; bedenlerinizin bir görünür boyutu var birde görünmeyen boyutu, görünen boyut fiziki bedeniniz, görünmeyen boyutuysa o fiziki bedenin enerji boyutu. Buradaki gizem o enerji boyutunda yatıyor. Bunu fiziki bedenin bir kopyası olarakta düşünebilirsiniz. Hafıza ve benliğinizi içeren bir kopya. Fiziki bedeniniz varolduğu müddet ruhunuz fiziki beden üzerinden sizi canlı tutuyor, fiziki beden iflas edip öldüğü zamanda enerji boyutunuz yani kopyanız devreye giriyor ve siz enerji boyutunuz üzerinden diri tutulmaya devam ediliyorsunuz. Ne zamana kadar? Fiziki beden mahşer gününde tekrar dirilinceye kadar. Değerli dostlar; alternatif tıpçılar birşeyi bilmedikleri zaman buna enerji deyip geçer. Alternatif tıp aleminde enerji kavramı genelde bir konuyu detaylandıramadığınız an kullanılır. Evrensel enerji veya mistik enerji dediğiniz an kimse sizden o
enerji nedir, ne tür özelliklere sahip, nereden geldi ve nasıl oluştu bunları bilmenizi beklemez. Bu yazıda bizde enerji diyoruz, diğerleri gibi ama sıkıştığımız için değil, konuyu bildiğimiz için enerji diyoruz ve bunuda olabildiği kadar sizin için detaylandırmaya çalışacağız. Bahsettiğimiz enerjiyi biraz açalım;

- Ölüm nedir?

Ölüm dediğimiz hadise ruhunuzun bedenden çıkışı değil, enerji şablonunuzun fiziki bedenden koparılışıdır. Sökülüp çekilmesi. Yapışkan bir etiketin bir yüzeyden sökülüp çıkarılması gibi, enerji şablonunuzda ölüm anında bedeninizden sökülüp çıkarılıyor. İslam alimleri ölümü ruh üzerinden okuyor, bu yanlış. Ruh dediğimiz şey, elektrik gibi benliksiz bir enerji türü. Nefis ne? Bilinciniz ya da buna şuurda diyebilirsiniz. Fiziki beden iflas ettiğinde (ölüm), nefsiniz (bilinciniz) fiziki bedeni kullanamadığını anlayıp yedeğe atlıyor (enerji şablonu), yedeğe atladığı anda perdelerin kalktığı enerji boyutuna giriş yaptığını anlıyor, yani öldüğünü. Anlamanız gereken, ruhun kendisine ait bir benliği yok. Cihazları çalıştıran elektrik gibi bir enerji türü. Bu enerjiyi yeryüzündeki diğer eşyadan farklı kılan ama, Allahın bir parçası olması.
Evrende canlı olan tek şey Allah. Yarattığı canlıları uyandırmak içinde Allah, kendisindeki hayat gücünü yarattığı kullarına üflemesi gerekiyordu, bu üflemeyede ruh diyoruz; "Sonra ona düzgün bir şekil vermiş ve ruhundan ona üflemiş; sizi kulak, göz ve gönüllerle donatmıştır. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!" (Secde Süresi; 9). Dolayısıyla ruhlara günah atfedilmez, temizdirler çünkü. Örneğin; makine kirlenir, elektrik kirlenmez. Bunun gibi nefis kirlenir, ruh değil. Görevlerini tamamladıktan sonrada, örneğin kişi kabir uykusuna daldıysa, Allah katına geri dönerler.

- Fiziki bedeniniz

Bu dünya veya ahiret hayatını siz fiziki bir bedenle yaşayacaksınız. Bu fiziki bedeniniz, her iki boyuta girerken yoktan varediliyor. Hem ana rahminde yoktan varediliyor hem mahşer günü kabirden çıkışta. Fiziki bedeniniz yoktan nasıl var ediliyor ve fiziki beden yokken kabir hayatı nasıl mümkün, herkesin merak ettiği sorularda bunlar. Bu soruların cevabıda enerji boyutunuzda yatıyor. Yok olmayan tek şey, fiziki bedeninizin enerji şablonu. Örneğin; kabirde sizin bedeniniz çürüyüp gidiyor ama bedeninizin enerji şablonu değil. Yeniden dirilişte o şablon üzerinde gerçekleşecek. Mahşer günü toprağın üzerine yağmur yağacak, o yağmurda bir 3D yazıcısı gibi enerji şablonunuz üzerinden, mm hassasiyette topraktan fiziki bedeninizi tekrar inşa edecek. "O, gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle diriltileceksiniz" (Zuhruf Süresi; 11).

- Enerji boyutunuz ve hollywood
 

İnsanlar maalesef hayatın sadece görünülen ve işitilebilinen boyuttan ibaret olduğunu sanıyor. Göremediği işitemediği birşeyide yok sayıyor, ona inanmıyor. Eğer ortalıkta fiziki bir beden yoksa o zaman hayatta yok, yaşamda yok diyor. Bunuda biz nerede duymuştuk, eski kavimlerden; "bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz” (Duhan Süresi, 34-35). Bu söylemler üzerinede Allah; "De ki: Onu ilk defa yapıp meydana getiren diriltir ve o, her çeşit yaratmayı bilir" (Yasin Süresi, 79). Aslına bakarsanız, geçmiş insanları bir yere kadar anlayabiliyorsunuz, çünkü bedensiz bir yaşamla ilgili hayatlarında kıyas edebilecekleri bir örnek yoktu. Günümüz insanı bunu nasıl inkar edebiliyor, düşünülmesi gereken asıl nokta burası. Günümüz insanı günlük hayatını, fiziki bir bedenin olmadığı bir alemde geçiriyor
(sanal alem), avatarları, robotları ve hologramları görüyor, bu örnekleri gören biriside nasıl bedensiz bir hayat olamaz diyor, bizce asıl cehalet burada. Aslına bakarsanız bu inkarın kaynağıda belli, kimse kimseyi kandırmasın; günümüz insanı fiziki bedensiz bir yaşamı inkar etmiyor, onlar söyleyini inkar ediyor. Bu insanlarda Allah alerjisi var, işin ucunda Allah olduğu içinde o şeyi inkar edip karşı geliyorlar. Yoksa konuyu inkar ettiklerinden değil. Allah değilde bilim dünyası fiziki bedensiz yaşam var dese, dünden kabul ederlerdi. Fakat bunu bilim dünyası değilde, Allah söylediği için reddediyorlar. Örneğin; Allah, yalnız değilsiniz aranızda yaşayan cinler var dediği zaman bu kişiler bunu inkar ediyor, ama amerikan uzay enstitüsü bizler yalnız değiliz, evrende uzaylılar var dediği zaman bu kişiler buna anında inanıyor. Evrende cinler adında bir varlığın yaşadığına inanmıyorlar, ama uzaylılara inanıyorlar. Uzaylıların varlığı cinlerden daha uçuk olmasına rağmen uzaylıya inanıyor, cinlere inanmıyorlar. Neden, çünkü cinlerin var olduğunu Allah söylüyor. Eğer bilim camiası cinler var deseydi, buna anında inanırlardı. Birşeyin içinde Allah kavramı geçtiğinde bunların alerjisi tutuyor ve herşeyi inkar ediyorlar. Örneğin; insan bedeni et ve kemikten öte, bunun birde enerji boyutu var dediğimizde bu zihniyet yapmayın hocam diyor. Hollywood ama avatar, inception ve matriks gibi filmlerde bu konuya değindiğinde, bir anda bu makul görünüveriyor. İşin ucunda İslam ve Allah varsa karşı geliyorlar, yoksa onaylıyorlar. Özet; birşeye inanıp inanmamanız konuya göre değilde, söyleyenin kimliğine göre şekilleniyorsa o zaman ilkelerinizi tekrar gözden geçirmenizi öneriyoruz. Hayat rehberiniz hollywood ve bilim dünyasını kontrol eden küresel akılmı olacak, yoksa Allahmı?

- Enerji boyutunuz ve tıp alemi

Bedenimizin enerji boyutun varlığını bizler aslında bilimsel olarakta kanıtlayabiliyoruz, hatta bunu tıp literatürünün üç yerinde bulabiliyoruz; 1) ana rahmi. 2) "Phantom Limb" sendromu olarak adlandırılan vakalarda. 3) Hamilelik ve röntgen ışınları. Bunları açalım; ana rahminde ortada bir sinir
sistemi bir beyin veya hormonlar yokken embriyonik hücreler neyin nerede büyümesi, nasıl bir şekil alması ve ne kadar büyümesi gerektiğini nasıl biliyor? Bu soruyu kendinize hiç sordunuzmu? İşte biz bu tür konuları ele alırken bunları ve dahasını kendimize soruyor, araştırmamızı ona göre yapıyor sonrası yazılarımızı kaleme alıyoruz. Tavuk embriyosuna bakıyorsunuz insan embriyosuna çok benziyor, sonuca baktığınızda ama bir o kadarda benzemiyor, bu nasıl mümkün? Embriyonik hücreler bir canlı inşasına başladığında, ne tür bir canlı oluşturması gerektiğini nereden biliyor? İşte bu sorunun cevabı enerji şablonunuzda yatıyor. 3D yazıcıların çalışma sistemini gözlerinizin önüne getirin, ana rahmindeki çalışmada bu şekilde gerçekleşiyor. Nasıl bir 3D yazıcısı bigisayardaki bir şablon doğrultusunda kesimini yapıyor, o eseri ortaya çıkarıyorsa embriyonik hücrelerde enerji boyutundaki bir canlının şablonu üzerinden o eseri ortaya çıkarıyor. Sinir sistemi ve hormonların henüz var olmadığı, yani hücreler arası iletişimin olmadığı bir ortamda, inşa sürecini yöneten akıl bu enerji şablonu. O yüzden hamile kadınlar röntgen cihazına sokulmaz. Siz eğer 3D yazıcısı iş başındayken yazıcıyı elektromanyetik radyasyona maruz bırakırsanız, 3D yazıcısında anlık bozulmaya sebep olursunuz, o da yazıcıda mm sapmalara, o da sakat bir bedenin inşasına yol açardı. Yoktan dirilişlerde bu şablon üzerinden gerçekleşecek. Kafirler diyor ya, bizmi öldükten sonra tekrar dirileceğiz; "Dediler ki: “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?” (İsra Süresi; 49).
Allahta diyor ya, biz parmak ucunuza kadar sizi yeniden diriltmeye kadiriz diyor; "İnsan, kendisinin kemiklerini aslâ bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor? Evet! (Bir araya getiririz!) (Biz) onun parmak uçlarını (parmak izlerine varıncaya kadar) düzenlemeye (eski hâline getirmeye) gücü yetenleriz." (Kıyamet Süresi; 3-4). Parmak ucunuza kadar detayda yeniden diriltileceksiniz, bu detayları sağlayanda enerji şablonunuz. Ana rahminde bu inşayı kök hücreler yapıyor, mahşer günü ise gökten yağacak yağmur sizi yeniden inşa edecek. Bedenlerimiz yokluğa karışsa dahi birşeyleri hissetmeye devam ettiğimizi bir enerji şablonun var olması gerektiğini başka nereden biliyoruz? Phantom limb sendromundan. Nedir bu semdrom? Tıp alemi uzuvlarını kaybetmiş bazı kişilerin, o uzuvlarını halen hissettikleri iddiası üzerine o kişiler üzerine bir araştırma yapıyor ve buna bir isim koyuyor; phantom limb sendromu. Bazı hastalar bedenlerinde bir uzvu kabetmesine rağmen, o uzvu hissetmeye devam ediyor, bunada tıp alemi phantom limb sendromu diyor. Fiziki bir parçanın olmamasına rağmen o parçayı halen orada hissedilebilmek tıp literatürüne geçmiş bilimsel bir hakikat. Demek şuurun birşeyi hissedebilmesi için illa et ve kemikten bir bedene sahip olmamız şart değilmiş, demek fiziki bir parça olmadanda birşeyleri hissedebiliyormuşuz. Bu nasıl mümkün derseniz? Enerji boyutunuz sayesinde. Kendinize şimdi şu soruyu sorun; bir bacak veya kol ortalıkta olmamasına rağmen siz onun varlığını sanki varmış gibi hissedebiliyorsanız, bu neden bütün beden yok olduktan sonrada geçerli olmasın?  

- Enerji boyutunuz ve sihir


Bir fiziki bedene ve yedi tane enerji şablolununa sahipsiniz. Bu hayat ve ahiret hayatı fiziki bedenle yaşanıyor, rüyalar alemi veya kabir hayatıysa enerji şablonunuz üzerinden. Enerji şablonlarınızı fiziki bedeninizin bir kopyası gibide düşünebilirsiniz. Neden birden fazla şablona sahibiz?
Kişinin enerji şablonuna birşey olduğunda kişi hemen ölmemesi için, kişiye 7 tane enerji şablonu bahşedilmiş. Hayatının farklı dönemlerinde şablonlarını enerji aleminde kaybetse dahi, bu dünyadaki ömrünü tamamlayabilmesi için kişiye tam 7 tane şablon bahşedilmiş. Örneğin; araştırmalarımızda şablonların şeytanlar tarafından kaçırılabildiğini gördük, bilhassa omuzlarında kendi veya atalarından gelen sihir ve büyü günahı varsa. Şeytana ruhunu satma olayıda keza enerji şablonlarınızla ilgili. Böyle bir durumda siz ruhunuzu satmıyorsunuz, şablonunuzu satmış oluyorsunuz. Kaçırıldığında veya sattığınızda şablonunuza ne oluyor? Bir benliğinizi sizden alıp götürüyorlar ve o benliğinize orada her türlü işkenceyi yapıyorlar. O benliğinizde bunu canlı canlı yaşıyor. Örneğin; bazı çocuklar sürekli korkuyorsa veya siz kend iç dünyanızda bir benliğinizin bir duygunuzun eksik olduğunu hissediyorsanız, büyük ihtimal bir şablonunuz kaçırıldı. Örneğin; İslam inancında ruhun 7 mertebesinden bahsedilir. Bunun bir doğru yönü var, birde yanlış. Doğru yönü kişinin 7 benliği olması, yanlış olansa bunların ruh değil, enerji şablonu olması. İslam alimlerin 7 farklı ruhtan kastettikleri aslında 7 şablonumuz. Geçmiş alimler elektrik, hologram, sanal alem, ışınlama yani enerji nedir bunu bilmedikleri için, yaşadıkları doğaüstü hadiseleri ruh olarak tanımlamış. O dönemin bilgi seviyesinde de bu gayet mantıklı. Biz ama bu yanlışı günümüzde lütfen düzeltelim. Şimdi; bir tane bedene, 7 tanede yedeğine sahibiz. Şeytanların kaçırdıklarıda o benlikleriniz. Bu da nasıl mümkün? Sihir ve büyü. "Andolsun ki bu bilgiyi (sihir ve büyü) satın alanın ahiretten nasibi yoktur, bunu iyice bilmişlerdi de" (Bakara Süresi; 102). Büyü yapan ve yaptıranın ahiret hayatında bir nasibi olmayacağını şeytanlar biliyordu, o yüzden insana bunu öğretiyor ve o yüzden küresel satanistler harry potter gibi filmler ve çizgi dizilerle sihir ve büyüyü güzel ve şirin birşeymiş gibi gösteriyor. Biliyorlar çünkü bunu yapan insanların şablonlarını (benliklerini) teker teker kaybettiğini, ölüm sonrası kişinin ahiret hayatı yaşamayacağı, mahşer gününe kadar şeytanların elinde olacağını. Özetlersek; fiziki bedeniniz yokluğa karıştığıda, enerji bedenlerinizin birisi benliği devralıyor ve yaşamanız gerekenleri size yaşatmaya devam ediyor. Bilinciniz açık olduğu müddet, bedeniniz sihir ve büyü enerjisiyle kirletilmediği müddet, enerji özleriniz fiziki bedeninize yapışık kalıyor. Enerji şablonlarınızı fiziki bedene yapışık kalmasını sağlayanda beyniniz. Şuur gittiğinde, örneğin; beyin uykuya veya ölüme daldığında, o zaman şuurunuz şablonların birine zıplıyor ve oradan rüyalar alemine geçiş yapıyor veya öldüyseniz ahiret hayatına geçiş yapıyor ve size yaşamanız gerekenleri yaşatmaya devam ediyor. Bunun en güzel örneğide astral seyehatlar. Bunlar enerji özünüzle gerçektirdiğiniz seyehatlar.

Astral seyehat.
İster fiziki bedeniniz ister enerji özünüz olsun, birşeyi yaşayabilmeniz için şuur orada olması gerek. Uykuda ise şuurunuz yok. Uykuda şuurunuz yoksa, enerji özünüzle nasıl astral seyehat gerçekleştirebiliyorsunuz? Bir taşıyıcı sayesinde. Uykuda astral seyehat yaşıyorsanız bilinki enerji aleminden birisi sizi taşıyor. Bu melekler olamayacağına göre, bilinki sizi taşıyan cinler. Bunu kendi bilincimizle yapamazmıyız? Yapabilirsiniz ama bunu yapabilmeniz için bedeniniz tertemiz olması gerek. Bedeninizdeki günah yükleri enerji şablonlarınızada seriyat ediyor, o günah yüküylede enerji şablonunuz uçamaz. Bedeninizin temiz olup olmadığını nasıl anlarsınız? En basiti hastalanıp hastalanmadığınızdan anlarsınız. Hastalanıyorsanız, bilinki kirlisiniz. Siz hastalanmıyorsanız, 4 nesil atalarınız hastalanıp hastalanmadığına bakın. Onlar hastalandıysa, bilinki kirlisiniz. Hastalanmadıysa, kardeşlerinizin hastalanıp hastalanmadığına bakın. Hastalanıyorsa, bilinki kirlisiniz. Hastalanmıyorsa, kuzenlerinizin hastalanıp hastalanmadığına bakın. Hastalanıyorsa, bilinki kirlisiniz. Hastalanmıyorsa, çocuklarınızın hastalanıp hastalanmadığına bakın. Hastalanıyorsa, bilinki kirlisiniz. Çocuklarınız hastalanmıyorsa, eşinizin hasta olup olmadığına bakın. Eşiniz hastalanıyorsa, bilinki kirlisiniz. Eşiniz hastalanmıyorsa, eşinizin 4 nesil atalarının hastalanıp hastalanmadığına bakın. Onlar hastalandıysa, bilinki kirlisiniz. Onlarda hastalanmadıysa, eşinizin kardeşlerinize bakınız vs vs vs. Olayı anladınız. Kısacası, günahlardan arınmış olmanız imkansız. Temiz olmadığınız müddette bu astral seyehatları kendi gücünüzle yapmanız mümkün değil. Eğer yaptığınızı görüyorsanız bilinki cinler sayesinde yapıyorsunuz.

Yedekleme. Enerji özünüzü fiziki bedenin bir yedeği olarakta düşünebilirsiniz. Elektrikler kesildiğinde jeneratörlerin devreye girmesi gibi. Nasıl yeryüzünde önem arz eden işlevlerin bir yedeği bulunuyor, birisi arızalandığında yedeği herhangi bir aksaklığa sebep olmadan o işin devamını sağlıyor, fiziki bedeniniz ile enerji özünüzde arasındaki ilişkide buna benziyor. Fiziki bedeniniz iflas ettiği an, ruhunuz enerji özünüz üzerinden sizi yaşatmaya devam ediyor. Fiziki parçacıkların yaşadığı herşey enerji özünüzede kopyalandığı için, ölüm sonrası hatıralar ve benlikte bir kayıp olmuyor.
Örneğin; ölüm sonrası size bir
kabir hayatı yaşatılması gerekiyorsa, ruhunuz enerji özünüzü geçiyor ve mahşer gününe kadar yaşamanız gerekenleri enerji özünüz üzerinden size yaştıyor. Eğer ama ölüm sonrası uykuda kalmanız gerekiyorsa, ruhunuz Allah katına çıkıyor, enerji özünüzde bedeninizle birlikte kabirde kalıyor. ENERJİ ÖZÜNÜZ fizik bedeninizin bir YEDEĞİ, beden iflas ettiği an devreye giriyor! Bu yedek bedenlerden de tam 7 tanesine sahibiz. Kedilerin 7 cana sahip olduğu baatıl inançta buradan geliyor, canlılardaki 7 enerji şablonundan.

Beyin gücü. Enerji özünüzü bedeninizin içinde tutan güç beyininizdir. B
eyin ölümü gerçekleştiği an ruhunuz yedeğe geçiyor, o da enerji özünüz. O yüzden tıbbi ve yasal ölümün tanımı, beyin ölümü ile gerçekleşiyor. Örneğin; kişide beyin ölümü gerçekleştiyse siz o kişinin organlarını makinalarla ne kadar hayatta tutmaya çalışsanızda, kişiyi tekrar hayata getiremiyorsunuz.

Devamını lütfen siz getiriniz. Enerji özümüzle ilgili her gün yeni bilgiler öğreniyoruz ve işin henüz başındayız. Biz bu işi çözdük iddiasında değiliz bunu lütfen biliniz. Araştırılması gereken çok konu, çok detay var. Fakat bu detaylar bizi ve websitemizi aşar. Yazılarımızın amacı size genel bir tablo çizmek, olayların akışı hakkında size genel bir bilgi sunmak, bunun ötesi bizim websayfamızın amacını aşar. Biz sadece yön gösteriyor, neye odaklanmanız gerektiğini size söylüyoruz, bunların detaylarını araştırmak İslam alimi olma yolunda ilerleyen arkadaşlara bırakıyoruz. Biz bilgilerin temelini atıyor, devamını başkalarının getirmesini bekliyoruz.





kelimelerden türemiş hurafeler