• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        



Haftanın Yazısı: Cehennem nedir nerede ve nasıl görünüyor? Bu konuya levh-i mahfuzla ilgili yazımızda kısaca değinmiştik, fakat konu cehennem olduğu için kendi başlığı altında bir yazı hakettiğini düşündük. Önceden konuyla ilgili kısa bilgi alanlar için bu güzel bir tekrar, önceden okumamış olan okurlarımız içinde aydınlatıcı bir yazı olur inşallah. Şimdi; merak ediyorsunuzdur bu tür bilgilere nasıl ulaştığımızı, emin olabilirsiniz bize gayptan bilgi üfleyen varlıklar yok, tek özelliğimiz iyi bir gözlemci olmamız. İçinde yaşadığımız düzenin, kendi bedenimizin, kullandığımız teknolojilerin öylesine yaratılmadığını, bunun altında çok daha farklı nedenler olması gerektiğine inanıyoruz ve o doğrultuda kendimizi ve hayatımızı gözlemliyoruz. Tüm sırrımız bu, ve tabiki hekim olarak pozitif bilimlere vakıf olmamız ve Kur'an-ı Kerimi yıllarca anladığımız bir dilde (türkçe meali) okumamız bu araştırmalarımızı mümkün kıldı. Size sunduğumuz bu bilgilerin altında merak ve bol emek dışında bir sır yok. Örneğin cehennemle ilgili bu bilgilere nasıl ulaştık; levh-i mahfuzun kalbimiz olduğu, nefsimizin sinir sistemi olduğu, büyük beyninse arşı andırdığını daha önce tespit etmiştik, buradan yola çıkarak, ahiret hayatındaki mekanlarla bedenimizdeki parçalar arasındaki bezerlik bunlarla kısıtlı olmaması gerektiğini düşündük ve hekimlik bilgilerimizden de yararlanarak bedenimizdeki diğer bölgeleri araştırmaya koyulduk ve bak görki, bedenimiz tamamıyla ahiret hayatı doğrultusunda yaratılmış. Size veda etmeden önceside Rabbimin izniyle cennet, cehennem, mahşer alanı ve yeryüzü, bu mekanların her birini sizler için deşifre etmek istiyoruz. Bu yazı dizilerimiz bize göre bilginin nirvanası yani en üst noktası, bizde en üst noktadan bize yakışır şekilde sizlere veda etmek istiyoruz. Bu arada, henüz sizden ayrılmıyoruz, bir çok okurumuz bize mesaj attı, içiniz rahat olsun, henüz aşılar ters tepmedi, aşılar ters tepinceye kadar sizinleyiz inşallah, ama yavaş yavaşta vedaya hazırlıklı olalım diyoruz. Örneğin yazılarımızı faydalı buluyorsanız, yazılarımızı kopyalın ve kendi platformlarınızda paylaşın. Bizim açımızdan helali hoş olsun. Önemli olan biz değil, bilginin kendisi ve bilginin paylaşımı.

Değerli dostlar; cehennem bir gizem, kimse ne olduğu nasıl göründüğü hakkında fikir sahibi değil, kimse ahiret hayatında bizleri neler beklediğini bilmiyor, biz bu yazı dizilerimizle bu bilinmeyenlerin üzerindeki perdeyi kaldıracağız, sizin için daha anlaşılır kılmaya çalışacağız inşallah. Kimse ahiret hayatında kendisini ne beklediğini bilmiyorsa, biz nereden biliyoruz? Ahirete gidip geldikmi? Hayır. Nereden biliyoruz o zaman; Allahu Teala ahiret mekanların muadilini insan bedenin içine yerleştirmiş, insan bedenini incelememiz sonucu bunları biliyoruz. Ataistler sürekli der ya, sen ölüpte yenidenmi dirildin, ölüm sonrası bizi ne beklediğini nereden biliyorsun derler ya; işte Allahu Teala böylesine bahanelere sığınmamamız için insan bedenini ahiret mekanları doğrultusunda var etmiş. Ahirete gidip gelmediysek, ahiret mekanlarını nereden biliyoruzda organlarımızın ahiret mekanlarına benzediği iddiasında bulunabiliyoruz? Ahirete gidip gelmedik ama elimizde ahiret mekanlarını ve orada bizi nelerin beklediğini anlatan Ayetler var, bizde o Ayetleri inceledik ve o Ayetlerde ahiret mekanların tanımı yapılırken bu tanımın bedenimizdeki organlarla uyuştuğunu farkettik. Sonrası b
ütüne baktık ve gördükki organlarımız ahiret hayatındaki mekanların birebir aynısı. Sizlere örnekler vereceğiz, bu örneklerden sizde inşallah olayı net göreceksiniz. Neden bu konuları ele alıyoruz ve almak zorundayız? İnançsızlığın en büyük nedeni insanların ahiret hayatını beyinlerinde tasavvur edememeleri. Eğer insanlar ahiret hayatını birazcık hayal edebilse, ne olduğu nasıl göründüğü gibi, o zaman ahiret hayatına inanmak bu insanlara o kadarda uçuk gelmeyecek. Biz ahiret mekanlarıyla ilgili bu yazıları kalem aldık, çünkü ahiret hayatına inanmanızı istiyoruz. İnanmanızı sağlamak içinde beyninizde o mekanları canlandırabilmeniz gerekiyor. Eğer ahiret mekanlarını beyninizde canlandırabilmenizi sağlarsak, o zaman bir gün o mekanlara gitme inancı size o kadarda uçuk gelmez. Kişiye birşeyi tanıtırsanız, o şey kişiye yabancı olmaktan çıkar. Bu yazılarımızlada ahiret mekanlarıyla sizi tanıştıracağız inşallah. Sizleri ahiret hayatıyla tanıştırırkende bunu sizin anladığınız dilden yani pozitif bilimler üzerinden yapacağız. Hani hep pozitif bilim diyorsunuz, ben bilim dışında birşeye iman etmem diyorsunuz ya, bugün size bilimin diliyle cehennemi anlatacağız. Umarız arzu ettiğiniz ilhamı alır ve umarız artık inançsızlığınıza bilimi kalkan olarak kullanmazsınız. Allahu Teala birşeye inanmak için o şeyi hayal edebilmenin ne kadar önemli olduğunu bildiği için bize kıyak geçmiş, bizleri farklı parçalardan yaratırken bunu ahiret hayatındaki mekanlar doğrultusunda yaratmış. Dolayısıyla bedenimizi çözersek ahiret mekanlarınıda çözmüş oluruz. Bu yazı dizilerimizde sizleri insan bedenin içine götürerek sizleri ahiret mekanlarıyla tanıştıracağız. Bu bilgiler dünyada bir ilk, ilk defa insanoğlu cehennemin görünüşü hakkında bilgi sahibi oluyor, umarız yazımızdan arzu ettiğiniz ilhamı alırsınız. Konumuza giriş yapmadan öncesi evrimcilere laf çakmadan olurmu, olmaz, gelin birlikte onlara bir kaç laf çakalım, onları şamar oğluna çevirelim......

Evrimciler. Ne diyorlar, herşey tesadüfen ve kendiliğinden ortaya çıktı diyorlar. İnsan bedendeki organlarla, Ayetlerde anlatılan ahiret mekanları arasındaki ortak noktaları görünce sizce iddialarından geri adım atarlarmı, yeryüzünün tesadüfen ortaya çıkmadığı, arkasında ilahi bir tasarıcı olması gerektiğine inanırlarmı; sanmıyoruz. Onlar bu tür ilhamlardan mahrum bırakıldı, onlar maymundan türediklerine inanmaya devam ede koysun, siz ama bedendeki organlarla ahiret mekanları arasındaki benzerliği gördükten sonra, insanın tesadüfen ortaya çıkmadığını, ahiret veya yeryüzü farketmez, tüm yaratılışın birbiri ile ahenk içinde yaratıldığını, bu uyumun arkasında mutlaka bir yaratıcı bir üst aklın olması gerektiğini lütfen görünüz. En basiti, eğer yeryüzünde hayat tesadüfen oluştuysa, nasıl oluyorda organlarımız kitaplarda anlatılan ahiret hayatı mekanlarını andırıyor? Bunada tesadüf demezsiniz herhalde. Onlarıda mikroplar var etti demezsiniz herhalde. Varsayalımki dediniz, nasıl oldu da yeryüzü ile uyum içinde? Yeryüzündeki mikrop ile ahiret mekanındaki mikrop nasıl birbiri ile iletişime geçti ve birbiriyle uyumlu mekanlar var etti? Değerli dostlar; e
vrimciler olaylara sadece kendi boyutundan (mikrop) bakar, çünkü mikropların dışına çıktıklarında tüm tezleri çöküyor. Örneğin; varsayalımki mikroplar canlıları ortaya çıkardı, meyve ve sebzelerin faydalı oldukları organların görünümünde olmasını nasıl izah edeceksiniz? Bir çevizi ortaya çıkaran mikrop, beyinden nereden ve nasıl haberdar oldu, beyini oluşturan mikropla nasıl iletişime geçtide beyin görünümünde ve beyine fayda verecek içerikli bir çeviz ortaya çıkarabildi? Örneğin; canlılar çiftler halinde var edilmiş. Eğer canlıları mikroplar ortaya çıkardıysa, o zaman erkeği inşa eden mikrop gurubu ile dişiyi inşa eden mikrop gurubu nasıl iletişime geçti, diğerinin cinsel organından nasıl haberdar olduda birbirine uyumlu cinsel organlar oluşturdular, bunuda trilyonlarca farklı canlı için kusursuzca yaptılar? Gördüğünüz gibi mikroptan bir kademe yukarı çıktığınızda kayış kopuyor, evrim teorisi çöküyor, herşey bir üst akla işaret ediyor. O yüzden evrimciler olaylara hep mikrop boyutundan bakar. Baktıkları içinde Allah nezdinde onlar birer mikrop. Siz ama lütfen daha iyi bilin, bu mikropların süslü kelimelerine kanmayın ve onlardan uzak durun. Aklınızda sorular olduğunun farkındadayız, onun içinde bu yazıları kaleme alıyoruz. Mikroba biat edenden, atasının maymun olduğuna inanandan size hayr gelmez, lütfen bu mikroplardan uzak durun. Biz inşallah sizlere doğruları açıklayacağız, bunuda Ayetleri ve bilimi kullanarak mantığınıza hitap ederek yapacağız. Umarız bu tür yazılardan arzu ettiğiniz ilhamı alır, yazılarımız daha çok inancınıza ve Allaha sarılmanıza vesile olur. Evrimle ilgili sorularınız varsa, evrim teorisi başlıklı bölümde yazılarımızı okumanızı tavsiye ederiz. Gelelim cehenneme; ne güzel bir geçiş ama değilmi, evrimden cehenneme, gelin birlikte bu evrimcilerin gideceği mekanı yakından inceleyelim.

Ağzımız. Ahiret hayatımız ağızda başlıyor. Bedenimizde mahşer gününü ağzımızın içi simgeliyor. Örneğin; dilimiz mahşer alanını ve mahşer gününde bizi simgeliyor. "O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi üzerimize aldığımız bir vaat olarak onu tekrar yaratacağız.
Şüphesiz ki biz (vadettiğimizi) yaparız." (Enbiya Süresi; 104). Kitapla ne yapılır; okunur. Okumayı kim yapar; dilimiz. Dilimiz okurken ne yapar; dürülür. Bu Ayet dilimize işaret ediyor, bu Ayetten anlayınızki mahşer alanı dilimiz. Bunun detaylarını mahşer mekanıyla ilgili yazımızda veririz inşallah, sizin bu noktada bilmeniz gereken, nasıl yeryüzü maceramız ağızla başladıysa (yasak ağaçtan yemek), ağızda da (ahiret mekanı) son buluyor. Devamı gelecek.....










araştırmalarımız

aşı, çözümmü tuzakmı- bir yılın değerlendirmesi


-02.02.2022
Geçen yıl bu dönemlerde Türkiyede aşılanma başlandı. Neredeyse bir yıl geçti, gelin birlikte bir yılın değerlendirmesini yapalım. Geçen yıl bize neler anlattılar neler, hatırlayınız; salgın ve ölümlerin önüne ancak aşıyla geçebiliriz dediler, özgürlüğümüze ancak aşıyla kavuşabiliriz dediler. 2020 ve 2021 yılı boyunca, öylesine bir algı operasyonu çektilerki, aşısız bu salgın sürecini atlamayacağımızı bize anlattılar. Aradan bir yıl geçti, ne oldu? Salgın durdumu, ölümlerin önüne geçilebildimi? Hayır. Dahada kötüleşti. Geçen yıl ocak aylarında, henüz aşı ortalıkta yokken ve insanlar salgını bir yıldır aşısız geçiriyorken günlük vaka sayısı 7 bin, günlük ölüm rakamıda 100 civarıydı. Geçen yıl ocak ayı sonuna doğruda hemşirelerle aşılanma süreci başladı. Aradan bir yıl geçtikten, 140 milyon doz aşı sonrası durum ne; günlük vaka sayısı 100 bin üzerinde, ölüm rakamı ise günlük 200 civarı. Hani aşı herşeyi çözecekti? Bir yıl boyunca atıp tutanlar nerede şimdi? Hergün e
kranlara bağlanıp aşının önemini anlatan güya profesörler nerede? Herkes sus pus.

Ne diyor sağlık bakanı; "İlk kez dün günlük vaka sayısı 100 binin üzerine çıktı. 100 bin gibi bir sayının bundan 6 ay, 1 yıl önceki anlamı ile bugünkü anlamı aynı değil. Vakalar genelde omiciron kaynaklı ve hastalık hafif seyrediyor" diyor. Ey sağlık bakanı; düne kadar bunu söylemiyordun ama, düne kadar ölen vatandaşlarımız üzerinden aşının önemine vurgu yapıyordun. Her gün ama istisnasız her gün ölen vatandaşlarımız üzerinden duygu sömürüsü yapıyordun, aşınızı olun, ölen sizin yakınınız olabilir diyordun. N
eden aynı kelimeleri şimdi kullanmıyorsun, bugün ölenler can değilmi? Hergün 200 kişi kaybediyoruz, neden bugün ölenleri yok sayıyorsun? Hastalık hafif seyrediyor diyorsun, geçen yılda hafif seyrediyordu, hatta bugünlerden daha az insan ölüyor bugünlerden çok daha az vaka ile karşı karşıyaydık, neden o günlerimizde bu rahatlılığa sahip değildin? Diyorki; "Artan vaka sayıları konusunda sağlık bakanınız olarak söylüyorum. Endişe etmeyiniz. Hastalık eski günlerindeki gücünde değil. Grip olan vatandaşlarımızın sayısını günlük olarak ilan etsek benzer manzaralarla karşılaşırız. Müsterih olun". Geçen yıl biz bunu dediğimizde, bu ölümler yanıltıcı biz zaten her yıl 50 bin insanımızı üst solunum yolu enfeksiyonlarına kaybediyoruz, günlük ölüm rakamları yanıltıcı, covid-19 olmasaydı bunlar yine bir grip virüsüne yenik düşecekti dediğimizde kimseyi dinletemiyorduk. Ey sağlık bakanı; bugünün vaka sayıları normal grip sezonunda olduğu kadarsa ve korkulacak birşey yoksa, geçen yıl aynı dönemde biz bundan çok daha az vakalara sahipken neden bunu söylemedin, grip vrüsleri arasında şuan baskın olanı covid-19, endişe edilecek birşey yok, biz bu rakamları covid-19 olmasaydıda verecektik söylemini neden o günlerde de dile getirmedin? Geçen yıl bu dönemde vakalar 7 bin civarıydı ve sen insanları her gün ölümle korkuttun, bugün vakalar 100 bin üzerinde, ölümler 200 dayanmış ve sende rahat olun diyorsun. Madem bu virüsü (covid-19 ve omicron gibi varyantlarını) sıradan bir grip virüsü olarak görüyorsun, bu rahat tavrı neden geçen yıl sergilemedin? Geçen yıl çok daha az vaka çok daha az ölüm vardı, neden geçen yıl rahat olun demedin?  Ey sağlık bakanı; birde bizlere aşısızlığın tanımını yaparmısın. İki doz sinovac aşısı olanlar senin için aşısız kategrosinemi giriyor? Örneğin; kişi 2 doz sinovac 2 doz bioNTech aşısı olmuş, ama bunları olalı aradan 6 ay geçmiş, bu kişi senin nezdinde aşılımı aşısızmı? Senin nezdinde aşılı sayılıabilmek için her 3 ayda bir aşımı olmak gerekiyor? Aşısızlığın tanımı tam nedir?

2021 yılının gazete manşetlerini hatırlayın; aşıya direndi ve öldü, hatırladınızmı aşı olmayanların ölümlerini nasıl manşetlere taşıdıklarını, sanki o kişiler aşı olsaydı ölümden kurtulabileceklerdi, sanki insanların ölümünü covid-19 belirliyor. Bilginize, kişinin ölüm tarihi doğduğunda belli, iyi ve kötü amellerlede bunu ya uzatıyor ya da kısaltıyorsunuz. Anlayacağınız eğer birisinin kaderinde 2021 yılında bir solunum yolu enfeksiyonundan ölmek vardıysa covid-19 olmasaydı dahi, bu kişiler bir grip virüsüne yakalanıp öleceklerdi. İnsanları ama öyle korkuttular öyle algı çektilerki covid-19'a yakalanan herkesin öldüğü, aşıylada bu ölümlerin önüne geçildiği. Geçebildilermi? Hayır. Hergün 200 kişi vefat ediyor ve bunların her biri en az iki doz aşı oldu, hatta bazıları üçüncü ve dördüncü doz aşısını. Bunu manşete koyuyorlarmı, üç doz aşısını oldu ama covid-19'dan vefat etti; hayr. Medya, bilim camiası herkes bu aşıyı poh pohladığı için, suçlu psikolojisi içinde herkes gerçekleri gizliyor. Kendi iç dünyalarında bu aşıların içi boş olduğunu onlarda çoktan anladı, kendileri buna sebep olduğu için ama sus puslar. Hocam, ölümün önüne geçilmez, amenna, ama önlem almayalımmı diyorsanız; elbette alın, ama bilimin dışına çıkmayın. Bu aşılarda bilim dışı. Bir aşı üretimi en az 10 yıl alır, bu aşılarsa bir yıl içinde piyasaya sürüldü. Bu aşılar bilimden uzak aşılar. Bunları piyasaya sürenlerin niyetini anmaya bile gerek yok. O yüzden de herkes şuan şaşkınlık içinde neler oluyor burada diyor, seyretmekten ötesi geçemiyor, müdahale edemiyor veya geleceği öngöremiyor, çünkü bu aşılarla ilgili kimsenin bir tecrübesi yok.

140 milyon doz aşı olunmuş ülkemizde, insanlar 8 ay gibi kısa bir süre içinde 4' üncü aşılarını oluyor, yani iki ayda bir aşı olmuşlar, hemde bir yıl içinde piyasaya sürülen, yarınlarımızda nelere sebep olacağı, kaynağı meçhul bir maddeyle, soruyoruz size; aradan bir yıl geçti, herhalde yıllık analizini yapıyorsunuzdur, aşı vurmasaydık ne olurdu, aşı vurduk ne oldu, bunun analizini yaptınızmı? Bu millete bu aşıları vurmaya değdimi?
Rakamlar ortada, değmedi. Aşısız dönemde bu millet bu virüsü daha rahat atlatmış. Örneğin; 2019 kasım aralığına doğru virüs ortaya çıktı, 2020 yılında biz salgını aşsız geçirmişiz, 2021 yılını ise aşılı. 2020 yılını 2021 yılıyla kıyasladığınız zamanda da, 2020 yılını çok daha az vaka ve ölüm sayısı ile geçirdiğimiz görülüyor. Anlayacağınız aşı hayatımıza girdikten sonrası durum kötüleşmiş. Hatırlayınız ilk önce toplumun %75'i aşı olursa salgın duracak, kısıtlamalar kalkacak ve herkes rahat hayat yaşayacak dediler, ya sonrası? Toplumun %75 aşı olduğunda salgın dindimi; dinmedi. Bu sefer toplumun %85 aşı olursa salgın diner dediler, ya sonrası? Toplumun %84.5 aşı olduğunda salgın dindimi; dinmedi. Bu kadarmı; hayır. İlk önce iki doz aşınızı olursanız güvende olursunuz denildi, ya sonrası? İki doz aşının korumadığı anlaşıldı. Bu sefer üçüncü doz aşınızı olursanız güvendesiniz denildi. Ya sonrası? Anlaşıldıki üçüncü doz aşıda yeterli değilmiş. Bu sefer her 3-4 ayda bir aşınızı olun demeye başladılar. Ya sonrası? Hastanelere yoğun bakımlara bir bakınız, yoğun bakımda yatanlar her 3-4 ayda bir aşı olanlar. Aşılanma arttıkça insanların virüse karşı hassasiyeti arttı. Salgın ve ölümler artarak devam etti. Hatta yıllardır kış aylarında grip olmayanlar, aşı olduktan sonra bu kış grip olup teker teker dökülmeye başladı. Bunları niye öngöremediler; öngöremezler çünkü tarihte ilk defa bu aşıyla karşı karşıyalar. Zaman dilimi içinde söylediklerinin hepsini yuttular, çünkü kendileride bu aşının bir yıl sonra nelere sebep olup olmayacağını bilmiyor. Bu tuzağı tezgahlayan batı alemi, bizim salak bilim adamlarına aşıyla iligli verileri servis etti, bizim kerizlerde bu bilgileri kendileri çekuptan geçirmeden milletimize pazarladı. Bilgilerinde yalan olduğu şimdi ortaya çıkıyor. Aşıyla ilgili hiçbir veri doğru çıkmadı. Hesap veren varmı? Yok.

Bu arada, vurulduğunuz her aşyla aşıların içindeki trilyonlarca virüs kılcal damalarınızda sinsice birikiyor ve bunlar bir gün sizde kalp krizi, beyin kanaması ve organ yetmezliği gibi sorunlara yol açacak yani, siz salgınla mücadele ederken, bedeninize enjekte ettiğinizin hesabı henüz önünüze koyulmadı. İki doz, üç doz ve dört doz aşılar oluyorsunuz, vurulduğunuz aşı ve içeriğine bedeninizde ne oluyor, bunu oturup hiç düşündünüzmü acaba? Vurulan aşıların bedeninizde yok olup gittiğinimi sandınız yoksa? Kısacası aşı sizi covid-19'a karşı koruyacak, salgını durduracak denildi, korumadığı artık net ortaya çıktı. Elbette bundan bir yıl sonra veya yaz aylarına doğru salgın kendiliğindende yok olup gidebilir, fakat bizlere bu aşıların bu salgını durduracağı söylendi, bu da yalan çıktı. Bize sürekli yalan, yalan ve yalan söylendi. Aslında yalanda diyemeyiz, çünkü ne yaptıklarını kendileride bilmiyor. Nasıl bilsinler, ne bu virüsle ilgili bir mesleki tecrübeleri var, ne de bu aşının etkisini bilecek araştırmalara sahipler. Bu aşı tarihte ilk bizim üzerimizde deneniyor, bizim üzerimizde de tecrübe kazanıyorlar. Kötü olanı; ekrana çıktıklarında hepsi konuyla ilgili uzman kesildi. Kimsede bunlara, sen göğüs hastalıkları uzmanı olabilirsin, enfeksiyon hastalıkları uzmanı olabilirsin ama covid-19 ile ilgili, bu aşıyla ilgili ne çalışmaların ne tecrübelerin var sorusunu sormadı. Bu aşının faydalı olup olmayacağı veya bir yıl sonra nelere sebep olabileceği konusunda hiçbir fikre veya bilgiye sahip değiller, çünkü aşı ilk bizim üzerimizde deneniyor. Onlar ama öyle emin konuştularki, herkes uzman kesildi, o yüzden de bu iş kötüye giderse ve gidecek, bunun hesabını ekrana çıkan bilim adamlarından, onları sabah akşam ekranlara çıkaran medya mensuplarından, buna dur demeyen tabipler odası gibi meslek örgütlerinden sonrada siyasetten sorulmalı.

Değerli dostlar;
tıpta veya bilimde aşı demek, bir defa vurul ve unut demek. Vurulduğun an hastalığı unut, artık bir ömür koruma altındasın demektir. Eğer birşeyden korunmanız için size her 3 ayda bir doz vurulmanız söyleniyorsa bilinki size vurulan aşı değil. Aşı hayatımıza girdikten sonrasıda bu net görüldü. Anladıkki, bu aşının covid-19 veya herhangi bir salgını durdurma diye vazifesi yokmuş. Tam aksi i
nsanların bedenleri daha hassas oldu. Aşıyla birlikte ölümlerde arttı, soğuk salgınına yakalananların sayısıda. Örneğin; ölenlerin veya yoğun bakıma yatanların kaç doz aşı olduğunu bilen varmı? Hesap veren varmı? Yok, yok yok. Sorular, sorular sorular. Şimdi soru sorma vakti bizde. Aşı olanlara geçmiş olsun, aşı olmayanlarada, ne mutlu size. Onca toplumsal baskıya bir yıl boyunca direndiniz, o direnişinde meyvelerini bugünlerimizde almayı hak ediyorsunuz. İnsanlığa büyük bir kazık attılar, aşıların salgını önlemek için olmadığı artık net ortaya çıktı. Her altı ayda bir aşı olun diyorlarsa size, bilinki kazığı yediniz. Zaman gerçeklerin aynasıdır, zamana bıraktığınızda ak koyun kara koyun herşey gün yüzüne çıkıyor. Günümüzde olduğu gibi, aradan bir yıl geçti ve herşey tüm çıplaklığıyla gün yüzüne çıktı, o da aşıların boş olduğu. Covid-19 bir bahaneymiş, bunlar aşılarla salgını veya covid-19 yok etme peşinde değilmiş, bunlar farklı birşeyin peşindeymiş. Neyinmi? Açık değilmi, adamlar insan nüfusu fazla, azaltmamız gerek diye bas bas bağırıyor. Söyleyenlerde tarih boyunca soykırım yapmış kişiler. Neden kimse bu tuzağı göremiyor? Günümüz bilim adamlarının en büyük sorunu, günümüz bilimin Allah katından indiği o saflık içinde olduğunu sanmaları ve kendi verilerini kendileri üretmemeleri. Bilim camiasını küresel satanistler ele geçirmiş, dünyaya verileride bunlar dağıtıyor. Bilimin saflığına inanan kerizlerde o verilere olduğu gibi inanıyor. O yüzden biz hep ne diyoruz, kendi aklınızı kullanın diyoruz. Neyse, aşılar ters teptiğinde ve milyonlar ölmeye başladığında ve bu bilim adamları idam cezası ile yargılanmaya başlandığında anlarlar. Zamana bırakalım, zaman bununda cevabını size verir. Şuana kadar ama anladıkki, aşıyla ölümlerin ve salgının önüne geçilemiyormuş. Bize bir yıl boyunca yalan söylemişler.

Şimdide hesaplaşma zamanı. Aşılanma 100 milyonu bulduğunda aşıyla ilgili yazılarımızı yayından kaldırmıştık, yazılarımızı tekrar aktif ediyoruz bilginize. Henüz okumamış olanlar için güzel bir fırsat, daha önce okumuş olanlar içinse, kim haklıymış değilmiş, doğru neymiş, bir yıl önce anlattıklarımızla bugün yaşananları kıyaslama açısından, kendi içinizde konuya nokta koyma açısından konuyla ilgili yazıları tekrar gözden geçirmenizde fayda olacağını düşünüyoruz. Biz kendimizce bir sonuca vardık, bir yıl önce yazdıklarımızın doğruluğunu günümüz rakamlarının teyit ettiğini gördük. Bir yıl öncesi söyleyip henüz gerçekleşmemiş tek şey kaldı, o da aşıların yan etkisi. O da gerçekleştiğinde ön analizlerimizin hepsi tutmuş olacak. O yan etki ne zaman ortaya çıkacak onuda zaman gösterecek, herşeyde olduğu gibi. Bu aşılarla insanlığa çok büyük kazık atıldığı ama çok aşikar.

Sorular sorular sorular;
Aşı karşıtı alman bir bilim adamı güzel bir tespit yapıyor, o tespiti sizinle paylaşalım
  • Diyorlarki, salgın bitmesi için dünyada herkes 3 defa aşılanması gerek. Bu da 24 milyar doz aşı demek.
  • Şimdi; her aşı üreticisi saniyede bir aşı üretse, 1 milyar aşı için 32 yıl gerekli.
  • 5 üretici 5 tane aşı üretim merkezine sahip olsa ve her biri saniyede bir aşı üretse, bunların 7.8 milyar aşı üretebilmesi için 10 yıl gerekli. Dünya nüfusunu 3 kez aşılamak içinse 30 yıl.
  • Soru şu; şuana kadar 7.8 milyar aşı üretilmiş ve dağıtılmış. 2019 yılında ortaya çıkan bir virüs için bu nasıl mümkün?
Oyunu görüyormusunuz? Rakamlar rakamlar rakamlar, rakamlar yalan söylemez, rakamları takip ederseniz doğruyu bulursunuz. Demek virüste yıllar öncesinden hazırdı, aşılarda.















kelimelerden türemiş hurafeler