• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        









seçim yılına girerken imamoğlu neden fiyat artışına gidiyor?


-
19.02.2022
Size bir soru

Seçim yılına girerken siyasi partiler genelde halka ikram üzerine ikram yapar, 3-4 yıl boyunca yapmadıklarını son yılda yapar. Örneğin EYT. AK Parti erken emeklilik asla olmaz, devlet batar bunu kaldıramaz demesine rağmen, 40 yaşlarında emekli olmaya çalışan fırsatçı, üç kağıtçı, devlete ne olursa olsun, benim çıkarım daha önemli diyenlere seçim öncesi boyun eğip kendi ilkesini ve hakkı ayaklar altına alması gibi. Ya da '90ları hatırlayınız, açılışlar yapılır ve yeni projeler için göstermelik beton dökme töreni düzenlenirdi. Seçimi kazandıktan sonrada o betonların üzeri örtülür, verilen sözler unutulur gidilirdi. Kılıçdaroğlunun namusu gibi. Kimseyi işten çıkarmayacağız diye namus sözü verip on binleri işten çıkarması gibi.
Şimdi; seçim yılına girerken herkes seçmene ikram yaparken, imamoğlu tam tersini yapıyor, herşeye fahiş zam koyuyor, neden? Halk ekmeğe fahiş zam, toplu taşımaya fahiş zam ve en son suya %175 zam teklifi, bunu reddeden AKP'li üyelerede tehdit. Seçim yılına girerken ve halkımız
fahiş fiyatlardan muzdaripken neden İBB tüm hizmetlerine fahiş zam yapıyor? Siyasi açıdan bu bir intihar, çünkü seçime doğru giderken seçmenleri karşısına alıyor. Mecburiyet derseniz, diğer belediyeler suya zam yapmadan gayet iyi idare edebiliyor, demek zam yapılmadan da olabiliyormuş. Üstüne devlet suda da KDV indirimine gitmiş. Üstine barajları devlet yapmış ve su dövizle alınan veya satılan birşey değil. Neden bu zamlar, hemde her hizmette hemde azcık değil, fahiş zam? Bu sorunun cevabı siyasi mantıkla açıklanabilir değil. Genel mantıklada açıklanabilir değil çünkü imamoğlu 27 milyarlık ibb borcunu 4 yıl içinde ikiye katlamış, 47 milyara çıkarmış. Bunun karşısında yapılan bir iş bir yatırımda yok. AK Partinin başlattığ yatrımlarıda para yok diye üzerini çakılla kumla kapatmış, bununla kalmamış proje iptal törenleri düzenlemiş. Anlayacağınız istanbullulara böylesine koyan, yatırım yapmadan istanbulu iki kat borçlandıran biriside sudan veya ekmekten zarar etse ne fark eder, etmese ne, zaten herşeyde zarar ediyor. Bir dönem daha belediyeyi kazanmak için birazda seçmene ikramda bulunsa birazda seçmene çalışsa ne kaybeder. Hiçbir şey kaybetmez, tam aksi bir dönem daha belediyeyi soyma imkanını elde eder. Yenikapıda AKP döneminde alınan araçları dizen, buna israf diyen, bir yıl sonrası kendisi 1826 araç için ihale açan ve 1400 liraya kiralanan araçlara 3341 lira kira bedel ödeyen bir tip var karşınızda. Kime ödüyor? Koçlara. Koçlara ve yandaşlara bu kıyağı yaparken halka neden tam tersini yapıyor, sanki CHP'yi sabotaj edercersine, zam üstüne zam yapıyor, üstüne buna engel olanlarıda tehdit ediyor; neden? Seçim yılına girerken neden seçmeni canından bezdiriyor ve neden sanki kendi hayatı bu fahiş zamlara bağlıymışsacasına fahiş zamlara engel olanları tehdit ediyor? Bazılarınız, hocam bunların kitlesi mal, geççek, herşey güzel olacak gibisine içi boş sloganla keklenmeye müsait, yine buna oy vereceklerdir diyecektir. Haklısınız. Bile bile FETÖ muhaberini bir rum aşığı pontusu aldılar ve kendilerine başkan seçtiler, bu kitleyede imamoğlu ve bundan da beteri müstehak. Fakat buradaki konu seçim değil, burada bir operasyon çekiliyor, yani milli güvenlik meselesi içeriyor, o yüzden konuyu bilincinize taşımak zorundaydık.

AK Parti
Bu arada, pandora belgeleri ortaya saçıldı, 100 ülke ve 300'ün üzerinde devlet adamın yurtdışındaki banka hesapları internete sızdırıldı. Erdoğan ve ailesinin hesabı çıktımı? Çıkmadı. Olsaydı tüm detayları ile ortaya dökmezlermiydi; çoktan dökerlerdi. On yıldır hırsız ve yolzsuz diye bağıranlardan özür geldimi; gelmedi. İşte karşınızda iftira ve yalanı böylesine rahat diline dolayan, azgın ve nefret dolu bir kitle var. Gazi mustafanın askeriyiz deyip
polisimize ve mehmetçiğimize kurşun sıkan ne kadar terör örgütü varsa hepsiyle açık ve gönülden işbirliği yapan bir kitle var karşınızda. Bunlara neden HDP ile işbirliği yapıyorsunuz diye sorduğunuzda da, madem onlar terörist niye kapatmıyorsunuz diye yanıt veriyorlar. Kendi yanlışlarına ve kötülüklerine AK Partinin beceriksizliği ile cevap veren bir kitle var karşınızda. Kendi yanlışını başka birisinin yanlışıyla örtmeye çalışan, cambaz bir kitleden bahsediyoruz. Kendi yanlışlarıyla hiç yüzleşmeyen, hayatı hep başkalarının yanlışları üzerinden okuyan, yaptığı kötülüğü başkasının yanlışına bağlayanada ne denir; şeytan. Şeytanlar yaptıkları kötülükleri sizin yanlışlarınıza bağlar ve hiç aynaya bakmaz, hayatı sizin yanlışlarınız üzerinden okurlar. Bunlara hodri meydan, hadi HDP'yi kapatalım o zaman dediğiniz zamanda, kıvırırlar, çünkü şeytanlar. Unutmayınız, şeytanların iyiliği hep sözde kalır, ABD veya HDP/PKK 'nın diline doladığı demokrasi ve özgürlük gibi. Bunların eylem ve söz arasındaki çelişki tabii bunlara oy verenlerede yansıyor. Kimi desteklerseniz onun iyi veya kötülüğünü kaparsınız misali, bunların tabanıda kendi inanç dünyalarında bir kutuptan diğerine savrulmuş. Örneğin bir taraftan halk ve işçi derler diğer taraftan zenginlere çalışırlar, bir yandan anti-emperyalistiz derler diğer taraftan emperial güçlerin emirleri ile hareket ederler, esas önemli olan kalp güzelliği derler diğer taraftan ne kadar mazlum varsa onları ülkemizden kovmaya çalışırlar, özgürlük derler diğer taraftan başkasının inançlarına giyim ve kuşamına laf atarlar. Maalesef ülkemizde böylesine karanlık ve kalbi nefret dolu bir kitle barındırıyoruz.

Okurlarımız bilir, biz AK Parti savunucularından değiliz. Biz doğruya doğru yanlışada yanlış söyleyenlerdeniz. Bize görede AK Parti ezik, yalaka, korkak ve beceriksizliklerden oluşan bir parti. Mufazakarların yüz karası bir parti. Kazık yedikten sonrası akıllanan ve harekete geçen bir parti. Örneğin; son 10 yıldır her seçim öncesi, AK Partinin oylarını düşürmek için soğan ve patateslerin bir yerlerde stoklandığını ve fiyatların artırıldığını hepimiz biliyoruz, yani bugünki marketlerin çektiği operasyon gümbür gümbür geliyorum diyordu. Neden bu zamana kadar önlem alınmadı? Bu millet milyarlarca dolar zarara uğratıldıktan ve kazık yedikten sonramı hep harekete geçilecek. 10 yıldır bekletilen hal yasası nerede? İnanın bunlardan bir halt olmaz. İnanın bunlar şans eseri bugünlere kadar ayakta kalabildi. 15 temmuzda millet bunların kıçını kurtardı, 7 şubat MİT krizinde kader kıçlarını kurtardı vs. Bunlar kendi becerileriyle bugünleri görmedi, İslamın yükseliş döneminin rüzgarını arkalarına aldılar gidiyorlar. Kader onları taşıyor, nereye kadar taşır nereye kadar bunların beceriksizliklerine göz yumar, onuda hep birlikte bekleyip göreceğiz. Bu işin sonunda kaderin bunları fena tokatlayacağı ve bunların çok kötü bir son bulacağı ama çok aşikar. En basiti, kader sizi baatılın başını ezmeniz için ayakta tutuyor ve önünüzü açıyor, siz ise baatıla sürekli barış mesajları gönderiyor ve ortaklık teklif ediyorsunuz. Örneğin; hergün ülkenin bir yerinde birisi çok feci şekilde öldürülüyor, ama
AK Parti AB'ye üye olabilmek için Allahın emri olan idam cezasını getirmiyor. İdam cezasını getirmemelerinin tek nedeni AB'ye girebilmek için olduğunu biliyormuydunuz? Hem haktan yanayım diyorlar hem kötünün rızasını almak için hakkı ayaklarının altına alıyorlar. Ülkemiz br açık alan hapishanesine dönüştü, bunun farkında değiller. Ülkemizin sorunu bir kaç milyon suriyeli değil, ülkemizin sorunu 70-80 suç sabıkası olan tiplerle dolu olması ve bunların rahat rahat ülkemizi dolaşabiliyor olması. Suriyelilere gelince, seyreltmeye gideceklermiş, ilçe nüfüsunun belirli oranın üstünde suriyelilerin yerleşmesine izin vermeyeceklermiş; günaydın diyelim. Bir önceki seçimlerde istanbul ve ankarayı kaybetmelerinin sebebi buydu. İnsan hep kazık yedikten sonramı harekete geçer, AK Parti geçiyor işte. Olayları okumaktan uzak, ülkede olup bitenden bu kadar habersiz, gününü dünyayı gezerek ve şantiyelerde geçiren bir iktidardan bahsediyoruz. Dünya'yı kurtarmaya çalışrıkende ülke elden gidiyor farkında değiller.

Örneğin; bize çekilen en son operasyon. Siz eğer bu millete döviz operasyonu çeken bankalara dokunmazsanız, gıda fiyatlarını manipüle eden marketlere el atmazsanız, bugün Allah sizi güçlü kılmışken yüz yıllardır bu milleti sömüren, kalkınmasına engel olan, anasını ağlatan bu masonik çetelerin başını ezmez, tam aksi kardeş olalım ve devleti birlikte yönetelim derseniz, o zaman siz ve bu millet daha çok kazık yer daha çok operasyonlara maruz kalır, daha çok 28 şubatlar ve geziler yaşarsınız. Sizin dur demediğinizede sonunda kader dur der ve ilk önce sizin tasfiyenlzle yeni dönemi başlatır. Çok net; iyi ve kötü bir arada olmaz. Ya kötünün başını ezeceksiniz ya da Allah sizinkini ezer. Allah sizi tasfiye eder, kötünün başının ezecek başkalarını getirmesini bilir. Bu ülkede tek babayiğitler siz değilsiniz sonuçta. Üzülerek söylüyoruz; son 500 yıl içinde bu kadar muktedir olup bu kadar beceriksiz bir yönetim sergileyen başka bir iktidar gelmedi bu topraklara. Erdağan iyi niyetli ama analiz kapasitesi sıfır, çevreside yalaka korkak ve eziklerle dolu. Sürekli masanın altına saklanan, başkalarını ön plana atıp (erdoğan), arkadan sinsici kendisine çalışan tipler bunlar. Erdoğanında maşallahı var, kendisi resmen bir ezik mıknatısı, nerede bir ezik tip varsa onu bulmayı ve bir yere atamayı beceriyor. Örneğin abdülhamit gül. Onu adaletin başına atayarak adalet sistemini resmen 10 yıl geriye götürdüler. Ezikler tarafından yönetilen, olayları anlamak ve analiz etmekten uzak bir iktidara sahibiz. Şahinlerin tasfiye edildiği, ne kadar yalaka ve ezik tip varsa bunların önü açıldığı bir partiden bahsediyoruz. Bunların yönetimden anlayışıda şantiyecilik, çünkü ezikler sorumluluk almaz, masanın altına saklanır, liderlik etmez ve ön planda durmaz, başkalarını çalıştırırlar. Veriyorlar müteahhitlere projeleri, proje bitinceye kadarda yan gelip yatıyorlar.

Onlar yan gelip yatarkende kötülük ne yapıyor; sinsi sinsi örgütleniyor, gıda da örgütleniyor, sivil toplum örgütlerinde örgütleniyor, meslek odalarında örgütleniyor, sanat aleminde örgütleniyor, İP adında bir parti kuruyor, muhalefet partilerine operasyon çekiyor vs. Bir yerden tuşa basıldığı zamanda herkes harekete geçiyor ve saldırıyor; bankalar dövizi kaçırıyor, marketler bunu bahane ederek fiyatları artırıyor, hdp fiyat artışını bahane ederek sokağa, kılıçdaroğluda faturaları ödemeyin deyip sivil itaatsizliğe çağırıyor, aynı anda da tarkan geçeçek şarkısını yayınlıyor. Sizce bunlar tesadüfmü? Hemde seçim yılına girerken? Herkes rolünü çok güzel oynuyor ve hepsi birbiriyle bağlantılı. Eğer bir olay yaşıyor ve olay yaşanır yaşanmaz aynı anda birbirinden bağımsız gibi görünen kitleler o olayın üzerine atlıyor ve olaya sahipleniyorsa, bilinki size bir operasyon çekiliyor ve bilinki o işin üzerine atlayan herkes aynı üst akıl tarafından yönetiliyor. Bu üst aklın farklı saç ayaklarınada ne denir; beşinci kol faaliyeti denir. Biz gariban halkta bu operasyonlara karşı her defasında hazırlıksız gardımız düşük yakalanıyor ve kazığı yiyoruz.
Neden; çünkü bizi koruyan ve örgütleyen yok çünkü bizim tarafta düşmanı okuyan yok çünkü seçtiğimiz kişiler ülkeyi yönetmenin alt yapı ve üst yapıyı onarmaktan ibaret olduğunu sanıyor.

CHP
Bu fahiş zamların arkasında kim var; TÜSİAD ve küresel çete. Bunların siyasi ayağı kim; CHP. Dolar çıktığında belirli bir zammın doğal olduğunu hepimiz normal ve anlayışla karşılamışızdır. Bu saatten sonra ama bu zamların doğal olduğuna inanan varmı; yok. Beşli çetenin (A101, ŞOK, BİM, Migros, CarrefourSA) millete kazık attığını hepimiz anladıkmı artık; anladık. Bilinçli ve israrlı bir şekilde fiyatarı artırıyorlar ve artırmaya devam ediyorlar. Üzücü olan, kendilerinde devlete meydan okuma cüretini görmeleri. Bu da sizlere nasıl tipler (ezikler) tarafından yönetildiğimizi anlatıyor olmalı. Düne kadar dövizin yükselişini bahane ediyorlardı, döviz durdu, geriledi, bırakın fiyatları indirmeye, arsızca artırmaya devam ediyorlar. Sobelenmelerine kendilerini deşifre etme pahasına yapıyorlar. Bu marketler resmen bir kamikaze dalışı yapıyor. Neden? Başlattıkları operasyon yarıda kalmaması için. Döviz yükselirken rahattılar, dövizin yükselişi altında dikkat çekmiyorlardı. Döviz düşünce ve sabitleşince, ya operasyondan vazgeçmeleri gerekiyordu ya da devam. Bunlarda devam kararı almış. Bu saatten sonra marketler devlete açtıkları savaşı durduramaz, geri adımda atamaz, çünkü bunu yaparlarsa, erdoğan kahraman olacak, milletini koruyan, marketleri dize getiren kahraman olarak çıkacak, yani devirmek için tezgahladıkları bu operasyon erdoğana daha çok prim kazandırmış olacak. O yüzden tüm muhalefet liderleri erken seçim erken seçiyor diyor, enflasyon tuzağı erdoğanın lehine dönmeden, milletin bu zamlara karşı öfkesini arkalarına alarak erdoğanı devirmek istiyorlar.

Burada ilginç olanı ne; bu millete zammı koyan CHP, suçlu olarak ama AK Parti gösteriliyor! Bu zamlardan en çok kim şikayet ediyor; CHP tabanı. Zamları tezgahlayan kim; CHP. Hem ekonominin gerçekleriyle örtüşmeyen sanal bir enflasyon ortaya çıkardılar, hemde ağlıyor ve AK Partiyi bundan sorumlu tutuyorlar. Bu işte tuhaf olanıda bu, hem suçlular hem güçlüler. Kimin sayesinde; AK Parti. B
u dünyada, hatta evrende mağdur olup suçlu görünmeyi başaran tek parti AK Partidir herhalde. Böylesine ezik ve beceriksiz bir iktidar partisinden bahsediyoruz burada. Örneğin; kullandığınız elektriğin %50'sini, doğalgazınızında %75'ini devlet ödediğini biliyormuydunuz? Bilmiyordunuz. Kendisini ve hizmetlerini topluma anlatmaktan böylesine aciz bir partiden bahsediyoruz  CHP size operasyon çekiyor, AK Partide bu mağduriyeti gidermek için asgari ücreti artırıyor, KDV indirimi yapıyor vs, yani dünyada hiçbir devletin yapmadığı kıyağı vatandaşına yapıyor, ama derdini anlatmakta aciz olduğu için, mağdur CHP, suçlu ise kendisi görünmeyi başarıyor. Bu arada, bir kitleye nankör diyoruz ya, o yüzden nankör diyoruz çünkü küresel çete enflasyonla ilgili operasyonu her ülkede çekiyor, hiçbir ülkede ama o ülkenin iktidarı, AK Partinin vatandaşı koruduğu gibi korumuyor. Örneğin; ülkemizde yaşanılan zamların aynısı ve beteri almanyada da yaşanıyor. Hadi sıkıyorsa, tarkan bir şarkıda almanlara yazsın. Yazsında alman istihbaratı, devleti ve medyası ne yapıyor görsün. Özgürlük türkiyedemi var, batıdamı var onu görsün. O yüzden bizce şükredin, en azından milli ve yerli bir iktidar var. Bu iktidarında dezavantajı maalesef, kazık yemeye müsait olması, kazık yedikten sonrada derdini anlatamaması. Birileri vatanı soyuyor, bunlarda hırsızın oluşturduğu mağduriyeti gidermek için her türlü fedakarlığı yapıyor, işin sonunda ama tüm olumsuzlukların müsebbibi olarak kendileri görünmeyi başarıyor. Varmı dünyada bunun bir örneği? CHP'nin istanbulu oy hırsızlığı ile çalıp sonrası kendisini mağdur göstermesi gibi. Mağdur olan AK Parti olmasına rağmen, suçlu ve demokrasiyi hazmedemeyen taraf olarak topluma lanse edildi. Hem soyulmak hem suçlu gösterilmek, bunuda ancak AK Partinin ezikleri başarabilirdi, bu fahiş zamlarda olduğu gibi. Operasyonu çeken CHP, suçlu olarak ama AK Parti gösterildi, ekonomiyi yönetememekle AK Parti suçlandı. Karşınızda böylesine çakal ve azgın bir muhalefet, böylesine ezik, pısırık, korkak ve kazık yemeye müsait bir iktidar var. Örneğin; marketler hayatı pahalılaştırırken, neden hiç bir CHP belediyesi hizmetlerinde indirime gitmedi, tam aksi artışa gitti? Bu tuzağın bir parçası olduklarından. O yüzden ne diyoruz hep; bize oy verirseniz elektriği bedava yapacağız diyenlerin sözüne değil icratına bakın. Herşeye zam koyan birisi, ileride size indirim yaparmı?

CHP'ye gönül vermiş dostlarımız içinde üzgünüz, ama baykalın Atatürkün partisi çoktan gitti. Kandil, FETÖ ve AB ile hareket eden bir parti var karşınızda. Milli ve vatansever tüm atatürkçü ve ulusalcılar partiden tasfiye edildi, Atatürk ve Türklerden nefret edenlerle yerleri dolduruldu. Bu CHP'de millete ve bu vatana çekilen her operasyonun içinde, 15 temmuzda, gezide ve şimdi bu fahiş zamlarda olduğu gibi. Cenazede en çok katil ağlarmış misali, bu fahiş zamların arkasında CHP var, ortalıkta en çok zamlardan şikayet edenlerde kendileri. Neden en çok CHP kitlesi ağlayıp sızlıyor; çünkü nankörler. Azla yetinmeyi bilmedikleri için, şükretmesini bilmedikleri için ve bu operasyonun bir parçası oldukları için ağlayıp sızlıyorlar. Bu operasyonun tutması için çok ağlayıp sızlamaları gerekiyor, yangını ateşle körükleme misali, battık bittik edebiyatı çekip psikolojik olarak milletin moralini bozmaları gerekiyor, onlarda bunu yapıyor. Yoksa dövizin çıkmasından en çok onlar nemalandı en çok onların malı mülkü ve bankalardaki dövizleri değer kazandı. Milletimize çekilen bu operasyonlarda onlar 20-30 kat zenginleşti. Şükür nedir, hamd nedir bilmedikleri için ama sabah akşam feryat ediyor, battık bittik diyorlar. Bizde diyoruzki, hırsızın hiçmi suçu yok. Görmüyormusunuz bu enflasyonun faili iktidar olmadığını, marketlerin koçların sabancıların bu işin arkasında olduğu ve bu millete bir operasyon çektiğini. Neyse, merak etmeyin, Allahın adaleti şaşmaz, Allahu Teala elbette bu hain bu nankörlerinde bunlara dokunmayan bunlara göz yumanlarında belasını verecek, hesabını dürecektir. Asıl sorun ne biliyormusunuz; erdoğanın bunları çok şımartması. Ülkemizde insanlar çok rahat yaşıyor, çok rahat yaşatılıyor.

İBB
Gelelim konumuza; bir çok okurumuz fahiş zamları muhlafette iktidarda hak ediyor, ibb'nin çevirdiği dolaplardan bize ne, imamoğluna oy verenler düşünsün diyebilir, f
akat bu yapılanlar milli güvenlik sorunu içeriyor, yani hepimizi ilgilendiren bir amaç bir tuzak içeriyor, o yüzden bunu görmemezlikten gelemeyiz, o yüzden konuyu bilincinize taşıyoruz. Bu zamlar öylesine yapılmıyor, kendilerinin oluşturdukları yapay enflasyonla ilgisi de yok, çok kirli bir amaca hizmet ediyor, nedir bu amaç? CHP'li ibb bu fahiş fiyat artışları ile neyin peşinde? Siz bir düşünün, bir kaç gün veya hafta sonrası belki bizde konuya bir cevap veririz.

Cevabımız -06.03.2022
Bunlar seçim yılında neden zam üzerine zam yapıyor, hemde insanın canını bezdirecek oranda? Bunların hesabında seçim yokta ondan! Onlar açısından plan basitti, yurtdışındaki babaları içimizdeki bankalarla birlikte dövizi 100 TL'ye kadar tırmandıracaktı, bir doların 100 TL olduğu, marketlerde bunu bahane edip hayatı pahalılaştıracaktı, hemde ürünleri satın alınamaz boyutta pahalılaştıracaktı, muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleride kurtarıcı olarak öne atılıp toplumu sokağa dökecek ve iktidarı indirecekti. Baştan itibaren plan buydu ve hepside baştan itibaren bu işin içinde. Döviz çıkarken, marketler zam üstüne zam koyarken bilinki muahalefet partileri ve sivil toplum örgütleri bundan haberi vardı ve bilerek ve isteyerek bu ihanete ortak oldular. Bu millete bu vatana ihanet etmeye gönüllü oldular. O yüzden bugüne kadar muhalefet bir aday belirleme derdinde olmadı, hiçbir seçim hazırlığı içine girmedi, çünkü onların planına göre seçim olmayacak. Arkadaşlar, şeytan hiç huyundan vazgeçermi? Vazgeçmez. Bunların cibilliyeti bu. Bunlar şükretsinler erdoğan ve ak parti gibi eziklerden oluşan bir parti var karşılarında, istedikleri gibi bu vatana ve bu millete ihanet edebiliyorlar, kendilerine dokunanda yok. Sabah akşam ak p
artiye şükretsinler, çünkü dünyanın başka bir yerinde bu ihanetlere kimse göz yummaz, dünyayı bunlara cehennem ederdi. O yüzden anlamıyoruz, neden erdoğandan kurtulmak istediklerini, erdoğanın altında her türlü gayri resmi örgütlenmeye gidebiliyor ve her türlü suçu işliyorlar. Bunlara erdoğan ve ak parti iktidarı altında suç işleme, terörü destekleme ve devlete ihanet etme özgürlüğünü tanınmış. O yüzden diyoruz bunlar erdoğanı baş tacı etsinler. Erdoğan giderse çünkü, erdoğanı mumla ararlar gibi geliyor bize. Sonuçta hep onların istediği olacak değil ya. Onlar iktidar için plan yapıyorsa Allahta yapıyor bilginize. Düne kadar bunlar askeri darbelerle iktidarı deviriyordu, bugünse halk ayaklanmaları ile. Milleti sokağa dökebilmek içinde uçuk olaylar olması gerek, yani az zam değil, uçuk zam. İmamoğlunun zam üzerine zam yapmasının, hatta çok uçuk zam yapması, insanı canından bezdirecek zamlar yapmasının nedenide bu. Onların planında seçim yok, çünkü hangi adayı getirirlerse getirsinler erdoğanın karşısında şansları olmadığını biliyorlar.

Tuzak tuttumu? Tutmadı. Tuzak nerede boşa çıktı? Döviz 18 TL'ye kadar çıkıp bir anda 11 TL'ye indiğinde tuzak çöktü. Nasıl oldu bu? Onlar gayri resmi yollara başvuruyorsa, devletimiz bizde vuralım madem dedi ve istihbaratımız büyük ihtimal forex piyasasını hackledi. Forex piyasası ülke para birimlerinin dijital ortamda alım satımını sağlar. Borsadan farklı işliyor, en basiti fiziki bir mekanı yok ve bu dijital ortamda her gün 5 trilyon dolar el değiştiriyor. Bu dijital piyasayı yönetenlerde bilinçli bir şekilde Türk para birimini manipüle ediyor, değerini düşürüyordu. Ne olduysa ama, bir gün bir anda düşüverdi. Dövizin daha fazla yukarıya çıkmaması, hatta düşmeside onların tüm planlarını altüst etti.

Şimdi; bu zamların amacı iktidarı devirmek olduğunu anladık, imamoğlu neden bu konuda bu kadar çok çaba gösteriyor? Ben yalnız başıma kalsamda bu planı sonuna kadar uygulayacağım moduna giriyor ve istanbullulara koyabildiği kadar koyuyor? Bunun bir nedeni tabiki batılı efendilerine ne kadar sadık olduğunu göstermek. İhanette en önde ben koşarım, eğer birini Türkiye 'ye cumhurbaşkanı olarak atayacaksanız beni atayın demeye getiriyor. O yüzden ikide bir batılı temsilcilerle görüşüyor. Tüm eylemleri batıya kıç yalamaktan ve itaatini göstermekten ibaret. İmamoğlunun zamlar konusunda kıçını yırtmasının asıl nedeni ama bu değil, asıl nedeni 4 yıl içinde kurduğu düzenin yok olmasına engel olmak. İstanbul belediyesinin içine yerleştirilen 40 bine yakın fetö ve pyd/pkk/dhkp-c teröristler var ya, tüm çaba onları korumak için. Nasıl hocam diye soruyorsanız, uzağa bakmanıza gerek yok, Ukraynada olup bitenlere bakmanız yeterli; sabatörler. Ukrayna savaşından çıkarmanız gereken derslerden birisi bu, sabatörler. Ukrayna ordusunun en büyük sıkıntısı cephe hattındaki düşman değil, şehirlerin içindeki sabatörlerdi. Bunlar içeriden Rus ordusuna bilgi akışı sağlıyor, vurulacak yerleri işaretliyor ve ele geçirilmesi gereken yerleri kendileri bizzat ele geçiriyor ve pusu kuruyordu. Bazen polis uniforması giyerek Ukrayna birliklerin içine sızıyor ve askerleri öldürüyorlardı, bazen sivil halk olarak. Eğer istanbulda sokak olayları yaşanırsa, istanbulunda böylesine bir risk altında olduğunu biliniz. İçten çökertmek, sabote etmek için böylesine büyük bir kitlenin emir beklediğini biliniz. Elektrik, doğal gaz, internet, toplu ulaşım vs, istedikleri an sistemi içten çökertebilirler. Gezide olduğu gibi polis veya bekçi uniforması giyip halka ateş açabilirler. İmamoğlunun istanbulda zam üzerine zam yapması, halkı sokağa atmak için elinden geleni yapmasının nedeni bu, bu sabatörleri korumak. Zamların makro hedefi iktidarı devirmekse, mikro yani lokal hedefi o bölgedeki düzeni muhafaza etmek.

Bunu açalım; imamoğlu ve arkasındaki zihniyet, bir sonraki seçimlerde tekrar seçilmeyeceklerini ve yerleştirdikleri teröristlerin belediyeden atılacağını
çok iyi biliyor. Bunada izin veremezler. Neden? Batı alemi istanbulu kendilerine ait görüyor. İleride savaş çıkarsa istanbulun işgali veya istanbulun özerkliği için bu sabatörler olmazsa olmaz. Öyle veya böyle bunları korumaları gerekiyor. Bunun içinde ellerinde iki seçenek var, ya seçimi tekrar kazanıp kurdukları düzeni muhafaza edecekler yada gayri resmi yollara başvuracaklar. Seçimi tekrar kazanma konusunu bunlar kaçırdı, 4 yıl boyunca yan gelip yatarak, istanbulluları canından bezdirerek o fırsatı kaçırdılar. 4 yıl içinde yerleştirdikleri teröristlerin yok edilişine engel olmanın tek bir yolu kaldı artık, o da seçimlere engel olmak. Onlarda şuan bunun derdinde. Seçimlere bir yılımız kaldı diyor ve şehri karıştırmak, seçime engel olmak için ellerinden geleni yapıyorlar. İmamoğlunun zamlarda diretmesinin nedeni bu, ülkede bir ayaklanma yapıp erdoğanı deviremiyorsak, en azından istanbulu karıştırır istanbulda seçimlere engel oluruz, istanbulda kurduğumuz düzeni muhafaza ederiz derdindeler. İmamoğluna bir görev verilmiş, ne pahasına olursa olsun belediyeyi kaybetme. Suriyenin kuzeyine pyd'nin yerleştirilip korunması gibi, belediyenin içindeki teröristlerde ne pahasına olursa olsun korunması gerek. Bu baskı altında da imamoğlu çöküyor. Hırçınlaşmasının nedeni bu. Planladıkları tüm tuzaklar tutmadı, üstüne zaman daraldı. Bir yıl içinde halk ayaklanmasını sağlayamazsa, üstüne bir de seçimleri kaybederse, yerleştirilen teröristler tasfiye olacak, bu da onun kellesinin gideceği anlamına gelir. Batılı efendileri onun defterini dürer. Anlayacağınız istanbulda kurdukları düzeni muhafaza etmek için ellerinden gelen ihaneti yapıyorlar. İstanbulda hiçbir şeyin rast gitmemesinin nedenide bu, şehri yöntenlerin bu şehirle ilgili hiçbir hayırlı ameli veya niyeti yok.













kelimelerden türemiş hurafeler